… meydânda seğirtmeğe başlayup meselâ zü'l-cenâh ağır kuşlar ibtidâ birkaç kerre
seküp
sonra ber-hevâ olurlar. Bu Monlâ Muhammed dahi seğirdirken kademleri yerden göt …
Ammâ Yemen diyârında Aden hasırı derler, bir musanna‘ örülmüş bir bûriyâ olur. Bu peştemâl eyle örülmüş bir sihr-i i‘câz dokunmuş peştemâl idi. Bu peştemâli kemerine bend edince temâşâ-yı azîm hemân bu Monlâ Muhammed meydânda seğirtmeğe başlayup meselâ zü'l-cenâh ağır kuşlar ibtidâ birkaç kerre seküp sonra ber-hevâ olurlar. Bu Monlâ Muhammed dahi seğirdirken kademleri yerden götürülüp ber-hevâ olmağa başladı ve hevâda tayerân ederken temâşâcılara "Ey âkılân, ey gâfilân, vay filan ibni filan" deyü görmediği ve bilmediği paşalı âdemlerinin ebâ an ced isimleriyle nidâ edüp selâm vererek ber-hevâ deverân ederdi. Cümle halk hayrân kalup hazz u safâ ederdi. Anı gördük, bu Monlâ Muhammed hevâdan zemîni dörd beş âdem kaddi kalarak deverân ederdi. Ba‘zı kerre ayakları halkın başına dokunurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 231a ·
metinde göster ·
… semender-vâr âteşleri nişân içre kalup karpuz kadar gülleleri Van deryâsı üzre
seküp
giderdi.
Bir tarafa hisâr eri ve sağ cânibe azebistân eri cümle pür-silâh tüfeng-endâz, andan Van kal‘asının Yeniçeri Ağası Abdî Ağa yedi oda yeniçeri cümle iki bin piyâde ve müsellah tüfeng-endâz yeniçeriyân sağ tarafda ve beş yüz topcıyân ve beş yüz cebeciyân sol tarafda pür-silâh tüfeng-endâzlar selâm alup paşanın önü sıra yeniçeriler dahi ileri topcılar dahi ileri cebeciler dahi ileri paşanın sekban ve sarıca dayıları ve bölük kâtibleri cümle piyâde gidüp gülbâng-ı Muhammedî çekerek saf saf giderken el-azametullah kal‘a-i Van'ın zîr ü bâlâsından üçer kerre gülbâng-ı Muhammedî sadâsı gelüp andan ale'l-akîb bir yaylım tüfeng ve bir yaylım top atup üçer kerre tüfeng u top şâdumânîleri olup kal‘a-i Van murg-ı semender-vâr âteşleri nişân içre kalup karpuz kadar gülleleri Van deryâsı üzre seküp giderdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 248a ·
metinde göster ·
… târîhinde Yemen'den yüz elli pâre gemiyle Bahr-i Muhît ile beş ayda kâmil deryâ
seküp
vilâyet-i Hindistân'a varup Portakal Firengi elinden Dîvâbâd kal‘ası ve Bender- …
Bu pîr-i muhterem Sultân Gavrî halazâdesi [ile] Özdemir Beğ'in ammîzâdesi olmak [üzre] Özdemir Beğ'e Mısır'da kapucular kethudâsı olup Süleymân Hân vezîri Tavâşî Süleymân Paşa Mısır'dan gâh feth-i Yemen ve gâh istîlâ-yı şehr-i Aden diyerek sene (---) târîhinde Yemen'den yüz elli pâre gemiyle Bahr-i Muhît ile beş ayda kâmil deryâ seküp vilâyet-i Hindistân'a varup Portakal Firengi elinden Dîvâbâd kal‘ası ve Bender-âbâd kal‘ası ve Dabolâbâd kal‘ası ve niçe kal‘aları darb-ı tîğ ile Fireng-i bed-rengleri dendân-ı tîğdan geçirüp ol kadar mâl-ı Kârûn-ı firâvân alırlar kim gemilerinin safraların ve bî-ma‘nâ eşyâların cümle deryâya ilkâ edüp safra yerine gemilere cümle mâl-ı hazâ’in ve cevâhir makûlesi eşyâlar ile bârçelerin mâl-â-mâl edüp mezkûr kal‘aların cümlesin Hind pâdişâhı hâkâna miftâh-ı kılâ‘ları teslîm etdikde hâkân-ı Hind Süleymân Paşa'ya yedi lek mâl ihsân eder. Rûm hisâbınca her leki (---)(---) mâl eder. Ve bu kadar mâl akmişe-i cevâhir güvâr(?) dürr [ü] kâlây [ü] vâlây metâ‘ ihsân eder kim cümle arabaları ıskarça olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 46b ·
metinde göster ·
… rları kaplımbağa arkası gibi içeri eğridir. Kaçan kim top gülleleri gelse kayup
seküp
gider. Aslâ rûy-ı dîvâra te’sîr etmez.
Ve her kulle ve tabyanın letâfet ve zerâfet ve kâr-ı nezâfetinde misilleri olmaduğundan mâ‘adâ üstâd-ı şîrînkâr-ı âkıbet-endîş bu kal‘a bir dahi muhâsara olunursa sademât-ı top-ı kal‘a-kûp gülleleri te’sîr edüp dîvârlara rahne vermesin içün cümle tabya dîvârları kaplımbağa arkası gibi içeri eğridir. Kaçan kim top gülleleri gelse kayup seküp gider. Aslâ rûy-ı dîvâra te’sîr etmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 80a ·
metinde göster ·
beri tarafda bizim büyük orduda niçe âdem ve at ve katır ve develer helâk etdiğ …
Ve beş aded balyemez top ve on aded şâhî top ve bir oda topçu ve bir oda cebeci verdiler. Anlar dahi ol tarafdan kal‘ayı döğmeğe başladılar, lâkin Kaplan Paşa topları kal‘anın dîvârların silüp ba‘dehu dîvârdan seküp beri tarafda bizim büyük orduda niçe âdem ve at ve katır ve develer helâk etdiğin Sadrıa‘zama bildirdiklerinde Kaplan Paşa'ya fermân olup kal‘anın sîne-i pür-kînesine gülle urmağa başlayup öte tarafda asâkir-i İslâm emîn oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 110b ·
metinde göster ·
… guruş edüp salt [u] sebükbâr kaldıkda gerü dönüp yine kâfiristânın bir tarafın
seküp
inşâallâhu Ta‘âlâ ganîmetle Yenikal‘a altına varalım" dediklerinde cümle serhad …
"Gelin gâzîler şu kadar mâl-ı ganâ’imle yarın selâmet İslâm vilâyetine girüp Bosna şehrinde cümle esîrleri fürûht edüp gök başlı guruş edüp salt [u] sebükbâr kaldıkda gerü dönüp yine kâfiristânın bir tarafın seküp inşâallâhu Ta‘âlâ ganîmetle Yenikal‘a altına varalım" dediklerinde cümle serhad gâzîleri bu re’y [ü] tedbîre rızâ vermeyüp yine vilâyet-i Dodoşka'dan gerü şark cânibine bir gün bir gecede dağlar içre gidüp aslâ âdem ve âdemî-zâtdan bir şey bulmayup hâ’ib ü hâsir sarplıklar aşup ertesi gün yine seğirdüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 185a ·
metinde göster ·
… leri ve ayakları bağlı iken karnı üstünde seke seke gider ve niçesi {başı} üzre
seküp
semâ‘ eder ve şâkirdleri ayakların birbirlerine geçirüp ikişer elleri üzre gûyâ …
Ve niçe mashara kefereler gûyâ kendi vücûdlarından çıkup nesh olup elleri ve ayakları ardına dönüp yüzün ileride ayakları gerüde seğirderek gider ve kimisinin elleri ve ayakları bağlı iken karnı üstünde seke seke gider ve niçesi {başı} üzre seküp semâ‘ eder ve şâkirdleri ayakların birbirlerine geçirüp ikişer elleri üzre gûyâ iki başlı ve dör[d] ayaklı deryâ mahlûkı gibi meydânda ol kadar lu‘bedebâzlıklar gösterdiler kim cümlemiz akıl dâ’iresinden çıkup vâlih ü hayrân kaldık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 70a ·
metinde göster ·
… rıklı kefereler kış kürklerin geyüp horilka rakıların içüp buz üzre ceyran gibi
seküp
hizmet ederlerdi. Kal‘a hatmanı dahi elçi hâtırıyçün askeriyle bile giderlerdi.
Andan bu kal‘a-i Praskirmân hatmanı beş yüz aded tüfengli asker elçiye imdâd verüp cümle hükmünde olan re‘âyâların boğazlarında tüfengleri ve ayaklarında demir mıhlı çarıkların geyüp Heyhât sahrâsı buzu deryâsı üzre demir çarıklı kefereler kış kürklerin geyüp horilka rakıların içüp buz üzre ceyran gibi seküp hizmet ederlerdi. Kal‘a hatmanı dahi elçi hâtırıyçün askeriyle bile giderlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 180b ·
metinde göster ·
… -i semâ çâk oldu zann olup cemî‘i topların gülleleri deryâ üzre martı kuşu gibi
seküp
uçarak ve karpuz gibi yuvarlanarak ve keklik gibi gülleler rûy-ı deryâda ve kar …
Ba‘de salâti'l-cum‘a Sadrıa‘zam kal‘a içinde limana nâzır bir sarây-ı azîmi zer-ender-zer ile müstağrak-ı envâr edüp anda sâkin oldukda tenbîh olunduğu minvâl üzre Kandiye kal‘asının der-i dîvârları üzre yüz bin aded tüfeng-endâz asâkir-i İslâm pür-silâh hâzır-bâş olup ibtidâ limanda başdarda-i hümâyûn ki rûy-ı deryâda lenger-endâz olup cemî‘i kadırgaları filandıralar ve sancağ u bayrağ ve alemlerle zeyn edüp çarmıhlarda cânbâzlar resen-bâzlıklar edüp cemî‘i kadırgaların forsaların kırmızı fesler ve beyâz gömlekler ile mülebbes edüp cümle gâziyân-ı keştîbân-ı mellâhânlar dahi libâs-ı gûnâ-gûnların geyüp ibtidâ kadırgalardan cümle bir yaylım tüfeng ve bir yaylım top atılup gülbâng-ı Muhammedî çekmeğe âğâze etdiklerinde azamet-i Hudâ Kandiye kal‘asının cemî‘i der-i dîvârı üzre pür-silâh âmâde olan yüz bin asâkir-i İslâm bir kerre bir ağızdan gülbâng-ı Muhammedîye üç nevbet 305a rehâ buldurup sadâ-yı Allâh Allâh evc-i âsımâna peyveste olunca cümle guzât küçük kol tüfenglerine ve büyük tüfenglerine âteş edince üç kerre yüz bin tüfenglerin sadâlar[ı] dahi sâkin olmadan cümle tabyalar ve siperler üzre ola[n] bin yüz aded toplara bir fitilden âteş edince zemîn ü âsımân dir dir [di]tremeden hâlî olmayup akîbince cümle guzât tekbîr-i Muhammedî getirüp cihân velvele-nâk eflâk-i semâ çâk oldu zann olup cemî‘i topların gülleleri deryâ üzre martı kuşu gibi seküp uçarak ve karpuz gibi yuvarlanarak ve keklik gibi gülleler rûy-ı deryâda ve karada sekerek küffârın karşu adada yatan gemilerine karîb top gülleleri gavvâs gibi dalardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 304b–305a ·
metinde göster ·