Garâbet bu kim bir kelb ve hınzîr yılda iki kerre yavrulayup
sekizer onar
enikleri ve göblezleri ve fino ve fitirnevcikleri ve balacıkları olur, hınzîrın …
Garâbet bu kim bir kelb ve hınzîr yılda iki kerre yavrulayup sekizer onar enikleri ve göblezleri ve fino ve fitirnevcikleri ve balacıkları olur, hınzîrın dahi sekiz ve on aded alaca ve karaca ve sarıca çoçkaları, bocukları ve hırcaları olur, kelb ve hınzîr cihânı dutmak gerek idi. Ammâ bi-emrillâh koyun seher-hîz olduğundan rîh-i rahmete nâ’il olup Hak celle ve alâ dölüne ve döşüne berekât verir. Ammâ hınzîr bütün gece burnuyla yeri nadaz nadaz yarup yerden kök çıkarup yer, sabâh vakti hınzîr gibi hor hor hâblar ve kelb dahi tûl-ı nehârda van van uluyup vakt-i seherde burnun kuyruğu altına sokup muşıl muşıl uyur. Ol ecilden göblezleri ve hınzîr bocukları mu‘ammer olmaz, aceb hikmetullâhdır. Netîce-i merâm bu celeb-keşân askeri dahi cümle küheylân atlar üzre pür-silâh ubûr ederler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 169b ·
metinde göster ·
… ân ve gayrı şükûfeler ile tezyîn edüp ve kızaklar üzre yine ba‘zı dükkânlarında
sekizer onar
kişi azîm çekiçler ile sindânlar üzre usûl ile demirler döğerek güzer ederler. …
Bunlar azîm arabalar üzre kârhânelerin tefne ve erguvân ve gayrı şükûfeler ile tezyîn edüp ve kızaklar üzre yine ba‘zı dükkânlarında sekizer onar kişi azîm çekiçler ile sindânlar üzre usûl ile demirler döğerek güzer ederler. Ve kimisi omuzlarında niçe demir çubukları ve niçesinin omuzlarında çekiçleri ile giderken yol üzre bir örs koyup hemân ol mahalde örs üzre demir pâresin döğüp bir yerde dahi böyle döğerek "Dâvûdîyiz Dâvûdî" deyüp feryâd ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 183b ·
metinde göster ·
… meks ede ede mâh-ı Mevlûd'de şâm'a dâhil olurlar. Ammâ Mısırlı Ka‘be'ye gidişde
sekizer onar
on beşer sâ‘at yol yürüyüp âheste âheste gidüp Mekke'de yigirmi beş gün meks ed …
Hikmet-i Hudâ tâli‘imiz bu hacc-ı şerîfde şâm yoluyla gidişimiz acele ile oldu. Edâ-yı hacc edüp avdetimizde dahi Mısır yoluyla yine aceleye düşdü. Meğer hakîkat şâm'ın gidişi cemî‘i zamânda acele imiş, dönüşü âheste âheste imiş. Ve şâmlı yigirmi gün Mekke'de on iki gün Medîne'de oturmak ne lütufdur. Ve sâ’ir yollarda dahi meks ede ede mâh-ı Mevlûd'de şâm'a dâhil olurlar. Ammâ Mısırlı Ka‘be'ye gidişde sekizer onar on beşer sâ‘at yol yürüyüp âheste âheste gidüp Mekke'de yigirmi beş gün meks edüp zevk [u] safâ ederler. Ammâ dönüşde on beşer on yedişer Y 376a sâ‘at giderek Medîne'de iki gün oturup acele ile iki konağı ba‘zı mahalde bir ederek Mısır'a düşerler. Anıniçün huccâc mâbeyninde meşhûrdur kim "Mısır ile gidesin. şâmlı ile dönesin" derler. Hakîkat eyle gerek.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y375b–Y376a ·
metinde göster ·