Bu fetvâ-yı şerîfi pâdişâh-ı Cem-cenâb destine alup gûya bir habl-i metîne yapışdı. Ol gün Ebâ Eyyûb-ı Ensârî hazretleri ziyâretine varup anda Şeyhülislâm (---)(---) Efendi kemerine iki yerden "niyyetü'l-gazâ" deyüp 269b Hazret-i Ömer kılıcın bend kılup Tershâne bâğçesine göç edüp iki yüz pâre kadırgayı cemî‘î levâzımâtıyla itmâm edüp asâkir-i İslâm ile leb-ber-leb etdi. Ve elli pâre kadırga Unkapanı'nın iskelesine yanaşup donanma ağası (---)(---) Ağa ve kul kethüdâsı ve başçavuş ve serdâr-ı mu‘azzam muhzırı ve cümle otuz altı oda yeniçeri ve cümle on bin mevcûd ism [ü] resmli yeniçeri ve on oda topçu ve on oda cebeci, bunlar dahi beş bin asker olup yeniçeriler kadırgalara ve topçu ve cebeciler mavnalara girüp âmâde oldular. Beri cânibden eyâlet-i Rûmeli eyâletine mutasarrıf (---) Paşa, kapusu askeriyle ve eyâletinde olan yigirmi dörd sancak beği askerleriyle cümle erbâb-ı zü‘amâ ve erbâb-ı timar yigirmi iki bin seksen asker cebelüleri ve beldârları ile cümle yigirmi yedi bin asker olup Boğazhisâra gitmeğe me’mûr oldular. Ve Mora ve Sirem ve Semendire ve Bosna ve Hersek sancakları Mora cezîresinde Benefşe kal‘asında gemilere girmeğe me’mûr oldular. Ve eyâlet-i Anadolu'da olan vezîr (---) Paşa, on dörd sancağında olan cümle kılıç ve ze‘âmet 199 ve kılıç timar 5589'dur, bu erbâb-ı zü‘amâ ve erbâb-ı timar kânûn üzre cebelüleri ile ve beldâr [u] çerâhorlarıyla ve paşasının askeriyle cümle yigirmi bin askeri müsellah olup Boğazhisâr'a me’mûr oldular. Ve eyâlet-i Kapudan Paşa ve eyâlet-i Şâm ve eyâlet-i Haleb ve eyâlet-i Diyârbekir ve eyâlet-i Mar’aş ve eyâlet-i Adana ve eyâlet-i Karaman ve eyâlet-i Sivas ve eyâlet-i Tarabefzûn, bu eyâletler cümle paşası askeriyle ve timar ve ze‘âmet sâhiblerinin kânûn üzre cebelüleri ile cümle yetmiş bin asker olup cümlesi Boğazhisâr'da gemilere girmeğe me‘mûr oldular. Ve cümle asker sürücü hasekiler ve kapucubaşılar cümle eyâlet askerlerin Boğazhisâr'da âmâde etdiklerinin haberi gelince Âsitâne-i sa‘âdetde dörd aşağı bölükler dahi keştîlere ağalarıyla girüp âmâde oldular. Bin elli (---) nevrûz-ı sultânîsinde Sarâyburnu'nda iki yüz pâre kadırga ve başdarde ve kalita ve on iki kara ejdehâ-misâl mavna ve yüz pâre firkate ve karaka ve karavana ve kalyon ve bürten ve binek ve potaç ve şıtıye ve şayka ve karamürsel ve darbuna nâm keştîlere dahi lağımcı ve beldâr [u] çerâhor ve mühimmât, levâzımat [u] cebehâneler koyup cümle yedi yüz pâre yelken Sarâyburnu'ndan lenger-endaht olup cümle ser-i kârda olan a‘yân-ı kibâr gemilerinin filikalarına süvâr olup Sarâyburnu'nda Sinân Paşa köşkünde cümle ulemâ ve sulehâ [ve] vüzerâlar ile huzûr-ı İbrâhîm Hân'a varup cümle sefer-i hümâyûna me’mûr olan vüzerâ ve mîr-i mîrân kapudanlara ve ağalara ve çorbacılara bin yedi yüz aded hil‘at-ı fâhireler giydirilüp du‘â-yı hayr [u] senâ ile herkes gemilerine gidüp Serdâr-ı mu‘azzam Yûsuf Paşa ve Sadrıa‘zam Kara Mustafâ Paşa ve Şeyhülislâm kalup pâdişâh-ı Aristo-tedbîr, Yûsuf Paşa serdârın destin destine alup ikisi bir kûşeye varup İbrâhîm Hân eydür "Bak a Yûsuf, sen ne cânibe sefere gidersin" dedi. Yûsuf Paşa eyitdi "İnşâallahu Te‘âla Malta gazâsına giderim" dedi. İbrâhîm Hân eydür "İnşâallah bi-takdiri'l-Hayyi'l-Kayyûm cezîre-i Girid gazâsına seni me’mûr eyledim. Olmaya kim bu cevâbı bir âdeme ifşâ idesin. Aslâ bir ferd-i âferîdenin rûhunun haberi olmasın. Malta gazâsına me’mûruz, demeden gayrı ağzından bir cevâb sâdır olmasın. İbtidâ yolun üzerinde olan cezîre-i Girid önünden ubûr edüp Malta'ya doğru azîmet eyle. Ba‘dehû Mora cezîresinde bir iki gün mihmân olup andan bir gice kalkup gerü cezîre-i Girid'e avdet edüp vakt-i Şâfî‘îde cezîre-i Girid'e asker döküp ibtidâ Todori kal‘alarını feth edüp bir sığınup yatacak yer eyle, andan kal‘a-i Hanya'ya er döküp muhâsara edüp feth eyle. Sana nasîhat [ve] vasiyyetim budur. İnşâallah ba‘de'l-feth mansûr ve muzaffer geldikde sana ıvazın ederim ki huzûr-ı Hakka yüzü ak gidesin. Ammâ su‘âl edenlere Malta'ya giderim, deyü gidesin kim sâ’ir düşman haberdar olmaya. Zîrâ "Üstür zehebeke ve zihâbeke ve mezhebek' buyurmuşlardır" deyü İbrâhîm Hân Yûsuf Paşa'ya bu gûne tenbîh ü te’kîd edüp iki kat zer-ender-zer hil‘at-i fâhire giydirüp "Yürü Allahu Rabbi'l-âlemîn mu‘în ü zahîrin olsun" 270a deyü hayr-du‘â ile Yûsuf Paşa zemîn bûs edüp kayığıyla başdardaye gelüp Müneccimbaşı Çelebi Efendi ve Müneccim Hasan Kefrî ve Müneccimek Efendi ve Sadreddînzâde Efendi, bunlar fünûn-ı eflâkde her biri tekmîl-i fünûn etmiş kimesnelerdir, bunlar ilm-i usturlâb üzre gördüler kim sa‘d sâ‘at dâhil olunca serdâr-ı mu‘azzama eyitdiler: "Sultânım, bu ân eyyâm-ı sa‘ddir, hareket buyurun!" Dedikleri gibi hemân Kapudan Paşa-yı Serdâr-ı mu‘azzam Yûsuf Paşa "salpa demir" deyüp beş yüz yerden çeng-i harbîler çalınup ibtidâ başdardaden gülbâng-ı Muhammedî çekilüp ba‘dehû bir yaylım tüfenk ve bir yaylım toplar sadâları evc-i âsumâna peyveste olup rûy-ı deryâ barud-ı siyâh dûdından Bahr-i siyâh dibelik siyâh oldu. Ve gülbâng-ı Muhammedî sadâsından zemîn u âsumân pür olup bu minvâl üzre üç yaylım tüfenk ü top ve gülbâng-i şâdmânî olup başdarda-i hümâyûn ibtidâ avanta edüp çalıcı mehterbaşısı segâh faslı ederek Sinân Paşa Köşkü önüne geldikde Musâhib Yûsuf Paşa pâdişâhı ve Sadrıa‘zam Kara Mustafâ Paşa'yı selâmlayup ubûr edince cümle keştîler alay alay turna katarı Sarâyburnu'ndan taşra çıkınca cemî‘î keştîler bâdbânların küşâde kılup bir yaylım top dahi şâdmânları edüp cümle keştîler murg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup eyyâm-ı muvâfık ile Akdeniz'e doğru müteveccih oldular. Cümle ahâlî-i İslâmbol bu eyyâm-ı mübârekde eyyâm-ı muvâfık oldu. "İnşâallah mansûr ve muzaffer olurlar" deyü elsine-i nâsda güft u gû olup cümle ibâdullah hayr du‘â etdiler. Bu hakîr dahi Yûsuf Paşa efendimizin mü’ezzinbaşısı olup başdarda-i hümâyûnda Hazîne Kâtibi İbrâhîm Çelebi ile mankadaş olup şîr-hor-ı mâ ve katr-i nebât yiyerek mu‘azzez ve mükerrem zevk u safâ ile bir gün bir gicede,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 269a–270a ·
metinde göster ·
… ısır kadı‘askerliğinden ma‘zûl olup {İslâmbol'da} şeyhülislâm iken dâr-ı selâmı
selâmlayup
Edirnekapusu hâricinde bir demir şebeke içre üstü mekşûf bir merkad-i muvakıded …
Ale's-sabâh Kemâl Paşazâde taşra çıkınca görse kim kapusu önünde imâm ve mü’ezzin ve cemâ‘atler tâbût hâzır edüp su ıssı etmişler. Kemâl Paşazâde'yi görüp vâlih ü hayrân kalup şükr-i Yezdân ederler. Kemâl Paşazâde keşf-i râz etmeyüp bu hücrede tekmîl-i fünûn edüp eyle âlim ü fâzıl olur kim ferîd-i asr, mütebahhirînden gavvâs-ı ma‘ânî olup hakkâ ki müfti's-sakaleyn olup âhir Süleymân Hân-ı Gâzî asrında Mısır kadı‘askerliğinden ma‘zûl olup {İslâmbol'da} şeyhülislâm iken dâr-ı selâmı selâmlayup Edirnekapusu hâricinde bir demir şebeke içre üstü mekşûf bir merkad-i muvakıdede medfûndur. Masrû‘ olan cânlar yedi cum‘a ertesi ale‘s-sabâh ziyâret edüp hâk-i pâk-i anber-âsâ türâbından sehel tenâvül ederler, bi-emrillâhi Te‘âlâ sıhhat bulup gider. Bu sultânın irtifâ‘-ı kadrine sebeb bu Edirne'deki (---)(---) medresesi hücresi olmuşdur. İlâ hâze'l-ân ol hücre-i sultân mesdûddur. Yanına varmağa bile cür’et edemezler. Eyle bir mahûf hücredir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 157b ·
metinde göster ·
hemân hakîr atdan piyâde olup alay içinde elçi paşanın at üzre dizin öpüp,
Hikmet-i Hudâ meğer ol gün elçi paşa dahi Budin'e girecek imiş. Hemân elçi paşayı karşulamağa Eğre askeri Peşte altındaki hayme ve hargâhlarından çıkup alay-ı deryâ-misâlleriyle Budin askerlerine karışup elçi paşayı Kile sahrâsında Eğre askeriyle yolda selâmlayup hemân hakîr atdan piyâde olup alay içinde elçi paşanın at üzre dizin öpüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 42b ·
metinde göster ·
… bir hayli kelimât ve müşâvereler olup andan ikisi paşa ile öpüşüp kucuşup paşa
selâmlayup
gitdikde paşanın yanı sıra vezîr hayli taşra çıkup gerü dönüp andan paşa ile ko …
Ertesi gün paşa ale's-seher yine alay ile kral vezîri olan koca Rudolfoş'a bir cevâhir eğerli at ve bir çullu yelkendez küheylân at götürüp ve iki seccâde ve iki külçe dülbend hedâyâ verüp paşa ile berâberlik mu‘âmelesi etdiler, ammâ vezîr âkıl ve kâmil ü müdebbir ve mutabassır kâfir imiş. Paşa ile umûr-ı devlet-i dünyâ içün ve iki pâdişâhın mâbeynlerin ıslâh içün ve intihâ-i serhadde olan kılâ‘-ı metînelerin hıfz [u] hırâsetleriyçün bir hayli kelimât ve müşâvereler olup andan ikisi paşa ile öpüşüp kucuşup paşa selâmlayup gitdikde paşanın yanı sıra vezîr hayli taşra çıkup gerü dönüp andan paşa ile konağamıza gelüp sehel istirâhatde iken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 68a ·
metinde göster ·
… sâr piyâde ise yine kral bir avrete râst gelirse el kavşurup durur. Avret kralı
selâmlayup
kral dahi başından şapkasın çıkarup avrete ta‘zîm edüp avret güzer etdikden son …
Garâ’ib ü acîb: Bu diyârda bir aceb-temâşâ gördüm. Kaçan yolda bir avret giderken kral ol avrete râst gelse eger at ile ise kral at başı çeküp andan avret geçer, eger çâsâr piyâde ise yine kral bir avrete râst gelirse el kavşurup durur. Avret kralı selâmlayup kral dahi başından şapkasın çıkarup avrete ta‘zîm edüp avret güzer etdikden sonra kral geçer. Garîb temâşâdır. Bu diyârda ve gayri kâfiristânda söz avretin olup Meryem Ana aşkına avrete ta‘zîm ü tekrîm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 71a ·
metinde göster ·
… semendlerine yüz sürüp yine karaçubuk atına bilâ-rikâb süvâr olup iki pâdişâhı
selâmlayup
anlar yine talî‘a-i asker olup cümle leşker saf saf ve mevc ü mevc alay ile şeh …
Andan bu tertîb ile şehr-i Enderey'e girecek mahalde şehr-i Enderey hânı Ulubeğ Hân dahi karşudan azîm leşker ile iki pâdişâhın istikbâline çıkdıkda ol dahi yigirmi bin cebeli ve cevşenli ve kübeli ve zırh ü zereh-külâhlı ve serpenâhlı ve Dağıstân'ın kerevke nâm zırh ve tuğulkalarına müstağrak olmuş piyâde tüfeng-endâzlar ve niçe bin piyâde kemendârlar ve gûnâ-gûn âlât-ı silâhlar ile mülebbes küheylân es-sâfinâtü'l-ciyâd misilli atlara süvâr olmuş ve niçe bin aded alaca karaçubuk(?) atlarına binmiş askerle bezenüp Ulubeğ Hân'ın ensesinde nefîr ü sûrnây ve kös-i hâkânî ve kerrenây-ı Efrâsiyâbî ve dühül-ü İskenderî ve tabl [u] kudûm (---) ların çalarak Ulubeğ alay-ı azametle geldikde atından piyâde olup iki pâdişâhın pây-i semendlerine yüz sürüp yine karaçubuk atına bilâ-rikâb süvâr olup iki pâdişâhı selâmlayup anlar yine talî‘a-i asker olup cümle leşker saf saf ve mevc ü mevc alay ile şehr-i Enderey'e dâhil olup ziyâfet-i azîmler oldu. Ve bizim Hân hazretlerine bir sarây-ı azîm döşenüp zevk u safâya meşgûl olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 163b ·
metinde göster ·
Andan ocak ihtiyârları ve çavuşlar kethudâsı ve müteferrikabaşı ve tercümânbaşı
selâmlayup
cümle erbâb-ı dîvândan dîvân çavuşları kalkup paşa dahi kalkup çavuşları selâml …
Andan ocak ihtiyârları ve çavuşlar kethudâsı ve müteferrikabaşı ve tercümânbaşı selâmlayup cümle erbâb-ı dîvândan dîvân çavuşları kalkup paşa dahi kalkup çavuşları selâmlayup anlar dahi paşayı alkışlayup paşa içeri arz odasına girir, çavuşlar hânelerine giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y182a ·
metinde göster ·
… mlayup cümle erbâb-ı dîvândan dîvân çavuşları kalkup paşa dahi kalkup çavuşları
selâmlayup
anlar dahi paşayı alkışlayup paşa içeri arz odasına girir, çavuşlar hânelerine …
Andan ocak ihtiyârları ve çavuşlar kethudâsı ve müteferrikabaşı ve tercümânbaşı selâmlayup cümle erbâb-ı dîvândan dîvân çavuşları kalkup paşa dahi kalkup çavuşları selâmlayup anlar dahi paşayı alkışlayup paşa içeri arz odasına girir, çavuşlar hânelerine giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y182a ·
metinde göster ·
… r. Bunlardan sonra alay çavuşları dahi onar altun ihsânlar alup cümle ağavâtlar
selâmlayup
giderler. Andan,
Ve meş‘alcibaşı dahi elli neferâtiyle leyle-i ıydda sarây meydânında iki yüz meş‘al ile ve Kayıtbay ve Gavrî dîvânhânesin niçe bin kanâdîller ile çerâğân eder. Bunların bu hizmetleri mukâbelesinde hil‘at-ı fâhireler ile behremend olurlar. Bunlardan sonra alay çavuşları dahi onar altun ihsânlar alup cümle ağavâtlar selâmlayup giderler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y182b ·
metinde göster ·
… der kat mehterhânesi ve altı kat köslerin çalarak tuğ u alemlerin açarak paşayı
selâmlayup
paşa dahi,
Alaylar yürümeğe başlar. İbtidâ paşanın kânûn üzre tahrîr olunan alayları, andan Mısır'ın yedi bölüğünden me’mûr olan yedi yüz asker ile cümle göndere gidüp paşa huzûrundan sarâyda alay gösterirler. Cümle alemlerin açarak her serdâr köslerin çalarak hazîne beği dahi başında perîşânisiyle semmûr kürk üzre pür-silâh ensesinde cümle pençe-i âfitâb kafâdârları zer ü zîvere müstağrak olup dörder kat mehterhânesi ve altı kat köslerin çalarak tuğ u alemlerin açarak paşayı selâmlayup paşa dahi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y194b ·
metinde göster ·
… kbâle çıkup vakt-i çâş[t]da huccâc-ı deryâ-misâl dahi gelüp bunlar emîr-i haccı
selâmlayup
yine alay-ı azîm ile Ezlem kal‘asına gelince kal‘adan bir yaylım top atılup şâd …
Ertesi ale's-sabâh Ezlem beği üç bin askeriyle ve Ezlem ağası üç yüz askeriyle huccâca istikbâle çıkup vakt-i çâş[t]da huccâc-ı deryâ-misâl dahi gelüp bunlar emîr-i haccı selâmlayup yine alay-ı azîm ile Ezlem kal‘asına gelince kal‘adan bir yaylım top atılup şâdumânlar olur. Ba‘dehu cümle huccâc Ezlem fezâsına meks edüp tâze cân bulup üç gün meks ederler, yorgun argın durgun develeri bırağup yeni kirâ develeri dutarlar ve herkes cümle metâ‘ın satarlar ve herkes deveciklerin katarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y206b ·
metinde göster ·