… de Sarây-ı atîk kurbünde esâsına bed’ etdüği câmi‘-i güzînin ibtidâ târîhi sene
selâse
ve tis‘ mi’ede [903] şürû‘ olundu ve sene ihdâ aşere [ve] tis‘ mi’ede [912] itm …
Dâhil-i Kostantıniyye'de Sarây-ı atîk kurbünde esâsına bed’ etdüği câmi‘-i güzînin ibtidâ târîhi sene selâse ve tis‘ mi’ede [903] şürû‘ olundu ve sene ihdâ aşere [ve] tis‘ mi’ede [912] itmâm olundu. Bu câmi‘-i şerîfin evsâfı hemân Sultân-ı mûmâ-ileyhin vâlid-i emcedi fâtih-i Kostantıniyye Sultân Mehemmed Hân Gâzî'nin zikr olunan câmi‘i evsâfına yakındır. Ammâ bu câmi‘in iki minâre-i mevzûnu birer tabaka olup câmi‘e muttasıl değildir. Câmi‘e muttasıl yemîn [ü] yesârında müsâfirîn içün iki aded tevhâne binâ olunmuş, minâreler anlara muttasıldır. Ba‘dehu mezkûr tevhâneleri câmi‘e ilhâk edüp câmi‘-i şerîf iki cânibinden dahi vâsi‘ oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 41b ·
metinde göster ·
… bünde pederi nâmıyla sene seb‘ ve ışrîn ve tis‘ mi’ede [927] şürû‘ etdi ve sene
selâse
ve selâsîn ve tis‘ mi’ede [933] itmâm olundu. Bu câmi‘ İslâmbol dâhilinde halîc …
Peder-i azîzinin kabr-i pür-envârının kurbünde pederi nâmıyla sene seb‘ ve ışrîn ve tis‘ mi’ede [927] şürû‘ etdi ve sene selâse ve selâsîn ve tis‘ mi’ede [933] itmâm olundu. Bu câmi‘ İslâmbol dâhilinde halîc-i bahre hâ’il bir kûh-ı bâlâ üzre bir câmi‘-i bâlâ-yı ibret-nümâdır. Ammâ sâ’ir cevâmi‘ler gibi derûn-ı câmi‘de aslâ amûd-ı âlîlerden bir âsâr yokdur. Hemân çâr-dîvâr üzre kubbe-i âlîdir kim ilm-i hendeseye mâlik olan üstâdlar gelüp temâşâ edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 42b ·
metinde göster ·
gecesi İslâmbol'un yetmiş tâsdan geçme ve bin çemberden geçmiş cihânı çekmiş çe …
Ve selâse gecesi İslâmbol'un yetmiş tâsdan geçme ve bin çemberden geçmiş cihânı çekmiş çevirmiş atîk köhne kocalar ile sohbet-i hâs edüp her birinden bir hisse hâsıl edüp mahsûl dururdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 73a ·
metinde göster ·
… şerîf sâdır olup] yeniçeri ve cebeci ocakları mâh-ı şevvâlin onuncu gün yevm-i
selâse
idi, orta Câmi‘de tekrâr meşveret edüp Atmeydânı'na bir mütekellim âdem gönderü …
Ve'l-hâsıl yigirmi beş aded sâhib-i fetvâ imzâsıyla sadrıa‘zam telhîsiyle (---)(---) [katline hatt-ı şerîf sâdır olup] yeniçeri ve cebeci ocakları mâh-ı şevvâlin onuncu gün yevm-i selâse idi, orta Câmi‘de tekrâr meşveret edüp Atmeydânı'na bir mütekellim âdem gönderüp çorbacı-ı mezbûru katl edince cümle} yeniçeri ve cebeci ocağı ve gayrı askerî tâ’ifesi Hazret-i Risâlet-penâhın sancağ-ı şerîfi dibinde cem‘ olup cümle meşâyihân fukarâlarıyla tevhîd ü tezkîr ederek sadrıa‘zam ve yeniçeri ocağı ve cümle asker tâ’ifesi Atmeydân'ın ve Yeni Câmi‘in yedi tarafdan kapuların asker ihâta edüp Atmeydânı'nın iki başından yeniçerileri Atmeydânı'na dolup sadâ-yı Allah Allah ile tarafeynden gülbâng-ı Muhammedî sadâsı cihânı dutdu. Hemân Atmeydânı'nda olan pür-silâh sipâh yiğitleri yeniçeri üzre küheylân atların Atmeydânı'nda at bırağup bir hücûm etdiler kim hakkâ bârekallah ancak olur. Niçe âdemi dendân-ı tîğdan ve rîh-ı bî-emân-ı sinândan geçirüp bî-bâk ü bî-pervâ merkezlerinde karâr edüp yine yeniçeri cânibinden varan atlılar yine birbirlerine hücûm edüp bir epeyce elbeşti dahi etdiler. Ammâ bu hücûmda niçe sipâh hâk-i mezellete düşüp Yeni Câmi‘ hareminden kafadârları gelüp şehîdlerin aldılar. Hemân yeniçeri çavuşları ve çorbacıları yeniçeriye "Koma kurdlarım" deyüp tâ vasat-ı meydâna köpek cengi ederek geldiklerinde sipâh Atmeydânı'nda kalmayup cümle Yeni Câmi‘ haremine mâl-â-mâl olup cümle demir kapuları seddidüp demir pencereleri sedd [ü] siper edüp içerden taşra yeniçeriye kurşum ve oku bârân-ı la‘net gibi yağdırup ân-ı vâhidde yüz yetmiş yeniçeriyi şehîd ve niçe yüz âdem mecrûh olup sipâh siper ardında yeniçeri Atmeydânı'nda kaldı ve sipâh minârenin altısına dahi çıkup pür-nakıl olup minâreler ve harem kubbeleri üstünden Atmeydânı'nda yeniçerilere eyle kurğuşum urdular kim yeniçeri bî-emân kaldı. Âhir yeniçeriler Ahmed Hân Türbesi tarafındaki Kurrâ kubbeleri ve medrese kubbeleri ve niçe hânelerin dâm [u] bâmları üzre çıkup Yeni Câmi‘ haremi içre olan sipâha kurşumu eyle yağdırdılar kim bu kerre sipâhın atları kurşum zahmından sipâhları târmâr edüp niçe yüzü de kurşumdan helâk olup hemân yeniçeriler Atmeydânı'ndan "Allah" ile demir pencerelerden ankebût-vâr urûc edüp taşra harem kapuların kırup hücûm edince cümle sipâh Yeni Câmi‘in iç haremine mâl-â-mâl olup derûn-ı câmi‘e dahi girüp mahsûr olup harem pencerelerinden taşra haremde olan askere oku kurşumu urup taşrada olan asker cân ve baş kaydına düşdüler. Hikmet-i Hudâ Yeni Câmi‘in altı minâresinin kapuları taşra hareme vâkı‘ olmuşdur. Hemân yeniçeriler minârelerin kapuların kırup dal-kılıç minâreden yukaru çıkdıklarında celeb sipâhlar kuşluk vaktinde öyle ezânı okumağa başlayup niçesin minârede katl ve niçesin kayd-bend ile "vakitsiz ezân okuyan yalancı mü’ezzinin hâli budur" deyü aşağı indirüp kelle paça ederlerdi. Ba‘dehû yeniçeriler altı aded minârelerden iç harem içre olan sipâha havaliden eyle kurşumlar urdular kim beyâz mermer-i hâm üzre pembe-misâl cesed-i insândan cereyân eden hûn-ı ahmer-gûndan cümle mermerler la‘l-gûn oldu. Bu hâli sipâh görüp haremin üç kapusun açup yeniçeriler üzre üç yerden dal-satûr-ı sipâh olup fakîrlerden câmi‘e avdet eder kalmayup cümlesi yeniçeri destinde şehîd oldular. Niçe yüzü câmi‘-i şerîf içre girüp kapandılar. Yine pencerelerden câmi‘ içre kurşumlar urup câmi‘ kapuların kal‘ edüp dal-sâtûr-ı Bektâşî urarak câmi‘ içinde ibrişim haliçeler üzre sipâh kırarak kimi namâz kılarak kırılırdı, kimi Kur’ân-ı azîm okuyarak Hazret-i Osmân gibi şehîd olarak kırılırdı. Câmi‘in cemî‘î der-i dîvârında ve câmlarında ve kıbâblar üzre mestûr olan kurşumlarda kurşum darbından bir rahnedâr olmadık yer kalmamışdı ve derûn-ı câmi‘de Kelâm-ı İzzet'i gerdeninde iken gerdeninden kılıç geçen ibâdullahın hadd [u] pâyânı yok idi. Hulâsa-i kelâm, kâmil yedi buçuk sâ‘at {kâr-zâr eylediler kim eğer Kahramân-ı bî-emân ol kâr-zârda olsa Nerîmân-ı nerm-râm olurdu. Veyâhud perhâş-ı bî-kârda ceng-cûyân olan dilâverân-ı mübârizânın merdâneliklerin Rüstem-i zamân ve Zâl-ı bî-amân istimâ‘ etse meddâhân-ı sipâhiyân ol[urdu]. El-kıssa yeniçeri bî-hisâb sipâhiyân bî-tâb olmağıla cenge iktidârları olmayup "El-firâru mimmâ lâ yutak, min süneni'l-mürselîn" mâ-sadakınca sipâhın karârı firâra mübeddel olup her biri bir cânibe perîşân oldular. Sipâhdan bî-aded ve yeniçeriden mürd az oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 371b ·
metinde göster ·
… ığa binüp Üsküdar'dan Bursa'ya firâr etdi. Mâh-ı mezbûrun on yedinci gün yevm-i
selâse
idi. Edirne Sarâyı gılmânları gelüp mertebelerince sarây-ı hâssa alınup dâmen-i …
bu ma‘reke mâbeyninde fesâda bâ‘is [ve] bâdî olan Bıyıklı Mahmûd nâm şakî Ahûrkapu'dan bir kayığa binüp Üsküdar'dan Bursa'ya firâr etdi. Mâh-ı mezbûrun on yedinci gün yevm-i selâse idi. Edirne Sarâyı gılmânları gelüp mertebelerince sarây-ı hâssa alınup dâmen-i şehriyârî ile müşerref olup niçeleri taşra çıkdılar. Ba‘dehû Bıyıklı Mahmûd eşkıyânın kellesi Bursa beğinden gelüp Bâb-ı Hümâyûn önüne konup niçe gün İslâmbol içre} bu ceng-i musîbet-i pür-melâl olup tav tavlanup sav savlanup herkes mansûr [u] muzaffer olduk deyü hânelerine gidüp cümle ser-i kârda olanlar sadrıa‘zamdan hil‘at-i fâhireler giyüp niçeler manâsıb-ı âlîye nâil oldular. Beri tarafda Atmeydânı'nda 372a küme küme yığın uryân mahlûk-ı Hudâyı asesbaşı ve subaşı arabalara ve at hamâllarına ve Kumkapu meyhâneci keferelerine ve bozacı çören Arnabud keferelerine yükledüp cümle na‘şe-i Muhammed ümmetin Ahûrkapu'dan deryâya ilkâ edince süd gibi deryâ hikmet-i Hudâ el-azametullah cûş [u] hurûşa gelüp lodos rüzgârı telattumu cümle ibâdullahın vücûdların Üsküdar'a ve Kadıköyü'ne ve Kâsımpaşa'ya ve Ebâ Eyyûb-ı Ensârî'ye götürüp her birin birer köşede sâhibü'l-hayrâtlar defn etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 371b–372a ·
metinde göster ·
… ret-i Monla Hünkâr'ın ferzend-i erşedi idi. Vilâdet-i sa‘âdetleri Konya'da sene
selâse
ve ışrîn ve sitte-mi‘e'de vâkı‘ olup Çelebi Hüsâmeddîn'den 15a sonra halîfe o …
Andan ziyâret-i sultân-ı dünya ve dîn, sîmurg-ı kâf-ı yakîn eş-Şeyh Hazret-i Veled Efendi Bahâ'eddîn ibn Hazret-i Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî b. Hazret-i Sultânu'l-ulemâ. Hazret-i Monla Hünkâr'ın ferzend-i erşedi idi. Vilâdet-i sa‘âdetleri Konya'da sene selâse ve ışrîn ve sitte-mi‘e'de vâkı‘ olup Çelebi Hüsâmeddîn'den 15a sonra halîfe olup bunların zamânında büyük vâlideleri ya‘nî Hazret-i Mevlânâ'nın vâlide-i müşfikaları Konya şehrinin kıble cânibine bir menzil dırâz [u] ba‘îd Lârende şehrinde sâkin idi. Bu Sultân Veled Efendi'nin vâkı‘asına büyük vâlidesi girüp "Yetiş yâ veledî, hâlet-i nez‘imdir. Beni defn eyle" deyü menâmında görüp ol ân Sultân Veled bîdâr olup tayy-ı mekân ile Lârende'de bulunup pederi vâlidesinin hâlet-i nez‘inde yetişüp büyük vâlidesini binâ etdüğü Lârende Mevlevîhânesinde defn edüp yine tayy-ı mekân ile Konya'ya gelüp bu keşf [u] kerâmetini ifşâ etdiklerinde âhir sene isnâ ve aşere ve seb‘a-mi’e târîhinde merhûm olup müddet-i ömr-i azîzleri seksen dokuz sene olup peder-i azîzi Hazret-i Hünkâr yanına defn ederken Mevlânâ hazretleri mübârek dest-i şerîfleriyle Sultân Veled Efendi'ye yer gösterdikleri müsbitdir. Rahmetullahi aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 14b–15a ·
metinde göster ·
… an ubûr edüp nehr-i Rebuye ve nehr-i Tennûre ve nehr-i Büreyde bu mezkûr nehr-i
selâse
birbirine mahlût olup Kâsımiyye kal‘ası dibinde bahr-i Ebyaz'a munsab olur küçü …
Menzil-i deyr-i Zünnûn cisri: Bukâ‘ sahrâsında üç gözlü bir cisr-i azîmdir. Bânîsi ma‘lûmum değildir. Altından nehr-i Bukâ cereyân eder. Bu nehrin tulû‘ı Ba‘albek dağlarından ve Ma‘ân cebellerinden ve ziyâretgâh-ı enbiyâ ve evliyâ Cebelü'l-Lübnân'dan cem‘ olup bu cisr altından ubûr edüp nehr-i Rebuye ve nehr-i Tennûre ve nehr-i Büreyde bu mezkûr nehr-i selâse birbirine mahlût olup Kâsımiyye kal‘ası dibinde bahr-i Ebyaz'a munsab olur küçük nehirdir kim at ile geçilir. Andan kalkup Bukâ‘ sahrâsı içre cânib-i şimâle (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 34b ·
metinde göster ·
… ve ol zelzeleden harâb olup içindeki cümle kefereler dahi helâk olup bu bilâd-ı
selâse
üç yüz sene vîrân yatup imâr oldukda Mısır pâdişâhlarından el-Melikü'l-Kâmil as …
Ulu'l-azm peygamberlerdendir. Kavm-i Benî İsrâ’îl'e ba‘s olunup ümmetinden biri İslâm ile müşerref olmadıklarından Cenâb-ı Bârî anlara tâ‘ûn-ı ekber verüp şehr-i Askalân'dan taşra firâr ederlerken Cenâb-ı Allah Cibrîl-i Emîn'e emr edüp bunlara "Mûtû bi-emrillah" deyü bir sayha urunca cümlesi ol sayhadan zehresi çâk olup biri biri üzre cümlesi helâk oldular. Kamusu bir yerde helâk olmalarının sebebi oldur kim mâbeynimize tâ‘ûn girmesin deyü birbirlerin derâğûş edüp eyle çıtâçıt sık olmuşlardı kim mâbeynlerinden su sızmazdı. Ba‘dehû niçe yüz yıl mürûrundan sonra Hazret-i Uzeyr bu mevtânın üstühânları üzre uğrayup gördü kim deryâ-misâl âdem üstühânları birbirine çatılmış yatar. Âlem-i hayretde kalup "Yâ Rabbî! Bu ne hâldir kim cümle mevtânın üstühânları bir yerde yatar. Birisi pârekende ve perîşân değildir. Bu ne hikmetdir?" deyü âlem-i tahayyürde iken hâtifden bir nidâ geldi kim "Yâ Uzeyr! Bunlar benim tâ‘ûn azâbımdan kaçup helâk olup senin du‘âna muntazırlardır kim onlara yine hayât verem" nidâsı geldikde Hazret-i Uzeyr du‘â edince el-azametullah cümle uzuvlar birbirine karış katış olmuşken her cesedin kemikleri yerli yerine varup Cenâb-ı Bârî kudretin ızhâr içün cümle kemikler üzre sinirler ve damarlar bağlanup üstüne deriler halk olup ba‘dehû cümlesi hayât bulup ayak üzre kalkup cümlesi bir kerreden Hazret-i Uzeyr'i görünce "Lâ ilâhe illallah, Uzeyrun ibnullah" deyüp hâşâ sümme hâşâ Uzeyr'i Cenâb-ı Bârî'ye şerîk koşup diri eden Hazret-i Uzeyr'i zann etdiler kim sûre-i (---)Arapça dedikleri bu âyet ile müsbetdir. Hâlâ Yahûd kavminin sarı benizli ve kuvvetsiz olup ağızları kokduklarının aslı Hazret-i Uzeyr du‘âsıyla mevtâ iken hayât bulan Yahûd tâ’ifesi neslinde olan Yahûdîlerin hâlâ ağızları leş gibi kokup yüzlerinde ve gözlerinde nûr yokdur. Ba‘dehû Hazret-i Uzeyr Nebî yüz sene mu‘ammer olup ba‘dehû merhûm olup şehr-i Remle-i Filistîn'de defn etdiler. Ba‘dehû Cenâb-ı Bârî kudretin ızhâr içün Hazret-i Uzeyr'e ve hımâr-ı Uzeyr'e hayât verüp üç yüz yıl dahi halkı dîne da‘vet etdüğine Cenâb-ı Allah Habîbi Muhammedü'l-Mustafâ'ya alâ tarîkı'l-hikâye sûre-i (---)Arapça âyeti ki Hazret-i Uzeyr'i ölüden diri edüp yine halkı dîne da‘vet etdüğün bu âyet ile i‘lâm buyururlar. Ba‘dehû yine Hazret-i Uzeyr merhûm olup Yafa şehri hâricinde bu mezkûr mahalde medfûndur. Anınçün Hazret-i Uzeyr'in iki yerde kabri münevveri vardır. Biri Remle'de, biri bu Yafa şehri hâricinde. Mevtâdan hayât bulup iki kerre merhûm olan peygamberin biri bu Hazret-i Uzeyr'dir. Biri kırk kerre ölüp dirilüp külü göğe savrılup yine hayât bulan Hazret-i Çircîs aleyhi's-selâmdır kim Irâk-ı Musul'da medfûndur. Ammâ bu Hazret-i Uzeyr'i, kabr-i şerîfinden İşpaniye küffârı çıkarup Kızılelma'ya götürmek murâd edindiklerinde bir zelzele-i azîm olup şehr-i Askalân ve şehr-i Filistîn-i Remle ve şehr-i kal‘a-i Kalinseve ol zelzeleden harâb olup içindeki cümle kefereler dahi helâk olup bu bilâd-ı selâse üç yüz sene vîrân yatup imâr oldukda Mısır pâdişâhlarından el-Melikü'l-Kâmil asrında yine 46a İşpaniye küffârı Kudüs'e istîlâ etdiklerinde Hazret-i Uzeyr kabrine vaz‘-ı yed etmeğe cür’et edemeyüp Hazret-i Uzeyr'in hımârı üstühânların kabrinden çıkarup hâlâ hımârın iki ön ayakları Nemse çesarının hazînesinde cevâhir kutu ile hımârın tırnakların cümle mücevher edüp hazînelerinde mahfûzdır. Ve kıç ayakları İşpaniyye Kızılelması'nın İrimpapa hazînesindedir. Sâ’ir üstühânları yine şehr-i Yafa kurbunda Hazret-i Uzeyr cenbinde medfûndur. Küffâr ol sene kim Kudüs'e istîlâ etdüğü mahalde Malta küffârı fırsat bulup Nablus kurbunda karye-i Sabastiyye'den Hazret-i Yahyâ'nın cesed-i şerîfin serîka edüp Tarsûs bâbında karargâhları olan Karagözgez nâm kal‘aya götürdüler. Anı Me’mûn Halîfe feth edüp Malta küffârı cesed-i Yahyâ ile kal‘a-i Malta Rodosu'na vardılar. Sene 928 târîhinde anı dahi Süleymân Hân muhâsara etdükde cesed-i Yahyâ'yı hâlâ Malta olan cezîrede Hazret-i Yahyâ'nın vücûd-ı şerîfi anda cevâhir sanduka içinde Sencuvan hazînesinde mahfûzdır. Sencuvan, vücûd-ı Yahyâ Nebî'dir. Anı kendülere ricâl-i gayb edinüp anın dest-i şerîfi nakşı olan bayrakların açup ne cânibe teveccüh ederlerse mansûr olurlar. Ve Malta küffârının cemî‘i küffâr mâbeyninde mu‘azzez ü mükerrem olmaları Hazret-i Yahyâ cesedi anlarda olduğundandır, kim Sencuvan nâmıyla şöhret bulmuşdur. Ammâ ser-i sa‘âdetleri Şâm-ı şerîf kal‘asında câmi‘-i Ümeyye vasatında zîr-i zemîn içre bir altun tepsi üzre re’s-i şerîf-i Hazret-i Yahyâ hâlâ andadır. Sene 797 târîhinde Timurlenk açup ziyâret edüp manzûrı olmuşdur. Ammâ bu Yafa şehrinde Hazret-i Uzeyr'in kabr-i şerîfin bir ferd açmağa kâdir olmamışlardır. Her peygamberin hayât-ı sa‘âdetlerindeki gibi kimi celâl, kimi cemâl sâhibidir. Hazret-i Uzeyr celâl sâhibi olmağıla kabr-i şerîfine bir kral-ı dâl vaz‘-ı yed etmeğe kâdir olmamışlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 45b–46a ·
metinde göster ·
… âdil şehr-i azîmler idi kim ol asırda Mısır ve Şâm ve Irâk'dan sonra bu bilâd-ı
selâse
nazîre şehir yok idi, ammâ bu Kayseriyye Mar‘aş ve Sivas'dan ziyâde ma‘mûr u mü …
İbtidâ bânîsî Hazret-i Zekeriyyâ asrında kayser Ercîş'dir. Niçe mülûkden mülûke intikâl edüp âhir Hazret-i Ömer hilâfetinde kayser Melik Harkil ta‘mîr ü termîm edüp gâh bunda sâkin olurdu ve gâh Konya'da bâğ-ı Merâm faslı ederdi. Harkil'in bir karındaşı kayser Cimcime Mar‘aş'ı binâ etdi. Bir karındaşı kayser Sives kal‘a-i Sivas'ı inşâ edüp birbirine mu‘âdil şehr-i azîmler idi kim ol asırda Mısır ve Şâm ve Irâk'dan sonra bu bilâd-ı selâse nazîre şehir yok idi, ammâ bu Kayseriyye Mar‘aş ve Sivas'dan ziyâde ma‘mûr u müzeyyen ve metânet üzre mebnî idi. Ve kayseri deryâ-misâl askere mâlik idi kim cümle cünûdu tâ’ife-i Rûm idi. Anın içün bu şehr bilâd-ı Rûm'dandır. Ve hâsıl Hazret-i Ömer radıyallahu anh bizzât Kudüs'ü feth edüp seksen bin askere Hâlid ibn Velîd hazretlerini serdâr-ı mu‘azzam edüp hicret-i Nebeviyyenin sene (---) târîhinde bu Kayseriyye'yi feth edüp içine kifâyet mikdârı asker-i azebân koyup Hâlid Medîne'ye gidüp yine küffâr-i kayser-zemîn cünûd-ı cünûbiyle gelüp bu kal‘ayı muhâsara edüp cümle mütehassın olan guzât-ı müslimîni şehîd edüp kal‘ayı istilâ edecek mahalde bu kal‘anın cânib-i (---) ensesine havâle olan cebelden bir azîm asker nîl alemlerle zâhir olup cümle küffârı kırarlar, ammâ cemî‘i küffârın lâşe-i murdârlarında alât-ı silâhdan bir zahm bulunmayup ancak cümle fecerelerin dudaklarının sağ tarafları mecrûh olup mürd olmuşlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 63b ·
metinde göster ·
… yâd-ber-ziyâd olup inkırâzu'd-deverân devlet-i Âl-i Osmân mü’ebbed olup bilâd-ı
selâse
olan Bursa ve İslâmbol ve Edirne ilâ mâşâallah beliyyât-ı dehrden mahfûz olup h …
Budin ve Belgrad ve Edirne gibi dâr-ı gâziyân sevâd-ı mu‘azzamlarımız elde iken inşaallah Ganim târîhinde Kızılelma ve Pâris ve Kurtuba ve Lonçat ve Beç ve Prag ve Donkarkız ve Danimarka ve Felemenk'e varınca feth olup bu seksen yedi bin mil cezîrei dünyâda millet-i nasârâdan bir kefere kalmayup cümle ümmet-i Muhammed ile bu arsa-i âlem mâl-â-mâl ola" deyü Muhyiddinü'l-Arabî işâret buyurmuşlardır. Cümle nasârâ Yeni dünyâ bulunup onda gidüp nasârânın dâr-ı bevârları ola deyü ehl-i rümûzu âgâh etmişlerdir. Hemân Cenâb-ı İzzet dest-i Âl-i Osmân'da olan büldân u kılâ‘larımızı imâr edüp cüyûş-ı muvahhidîn ile pür olup şa‘şa‘a-i Muhammedî ziyâd-ber-ziyâd olup inkırâzu'd-deverân devlet-i Âl-i Osmân mü’ebbed olup bilâd-ı selâse olan Bursa ve İslâmbol ve Edirne ilâ mâşâallah beliyyât-ı dehrden mahfûz olup hemişe ma‘mûr u âbâdân ola. Ezîn-cânib,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 149a ·
metinde göster ·
… aşağı Şatt-ı sâlis ittifâkıyla cereyân ederek Tercil nehri dahi gelüp bu Şatt-ı
selâse
kavuşup ana Şatt-ı Tercil derler. Bu dahi mâ-i kevserden nişân verir bir sâhib- …
Bâlâda terkîm olunan üç aded Şat Birdinic nâm eflâke ser çekmiş bir cisr-i benâm altında mezkûr Şatt-ı sâlis bir olup hayli nehr-i azîm olur. Ba‘dehû mezkûr kehkeşân-âsâ semâya ser çeken kantara-i Birdinic'den aşağı Şatt-ı sâlis ittifâkıyla cereyân ederek Tercil nehri dahi gelüp bu Şatt-ı selâse kavuşup ana Şatt-ı Tercil derler. Bu dahi mâ-i kevserden nişân verir bir sâhib-i şân nehirdir. Şatt-ı Bağın ve Şatt-ı Maşa ve Şatt-ı Demirkapu ve Şatt-ı Tercil, bu dördü bir yere cem‘ olup cereyân ederek Karaköprü altında nehr-i (---) dahi bunlara mahlût olur. Ammâ bu nehir (---)(---) dağdan gelüp Şatt'a rîzân olmağile Şat add olunmaz. Zîrâ hilâf semtden gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 205a ·
metinde göster ·
… Hazret-i İmâm Mûsâ Kâzım b. {Ca‘fer-i Sâdık: Hilâfet-i Hârûn'da sene 183, ya‘nî
selâse
ve semânîn ve miede sene 55 yaşında merhûm olup Bağdâd'ın cânib-i garbîsinde bi …
Evvelâ mazhar-ı envâru't-tarîka, kâşif-i esrârü'l-hakîka, imâm-ı sâhib-i sadr ve hümâm-ı âlî-kadr. Âlim ü âlem Hazret-i İmâm Mûsâ Kâzım b. {Ca‘fer-i Sâdık: Hilâfet-i Hârûn'da sene 183, ya‘nî selâse ve semânîn ve miede sene 55 yaşında merhûm olup Bağdâd'ın cânib-i garbîsinde bir âsitâne-i azîmdir}. Kuddise sırruhu'l-azîz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 348b ·
metinde göster ·
idi. Kalıçacızâde Mehemmed Paşa defterdârlıkdan ma‘zûl olup Kara Murâd Paşa'nın …
Ertesi gün selâse idi. Kalıçacızâde Mehemmed Paşa defterdârlıkdan ma‘zûl olup Kara Murâd Paşa'nın kethüdâsı Karagöz Mehemmed Efendi başdefterdâr olup defterdâr-ı sâbık Kalıçacızâde'nin muhâsebesin görüp zimmetinde bin kîse çıkup haps fermân olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 5b ·
metinde göster ·
idi, firâr eden Deli Birâder Ahmed Ağa katl olundu. Ve kal‘a-i Azak'da dahi kul …
Mâh-ı Cemâziyelâhir'in ikinci günü selâse idi, firâr eden Deli Birâder Ahmed Ağa katl olundu. Ve kal‘a-i Azak'da dahi kulun isyân [u] tuğyânı haberi geldi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 7b ·
metinde göster ·
idi, cümle küffâr kal‘adan çıkup arabalarına dolmağa başlayup cümle arabaları d …
Andan ertesi gün ki yevm-i selâse idi, cümle küffâr kal‘adan çıkup arabalarına dolmağa başlayup cümle arabaları dörder ve altışar atlı hınto arabalar kim her biri billûr ve necef ve moran câmlı arabalarına esbâb [u] eskâllerin tahmîl etdiklerinde Defterdâr Ahmed Paşa tarafından âdemler ta‘yîn olunup mâl-ı hazâ’inden ve cebehâne-i pâdişâhîden arabalar içre ne bulundu ise mîrîye zabt olunup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 119a ·
metinde göster ·
… şref şâh Ermen Ebi'l-Feth Mûsâ bin Ebu Bekir bin Eyyûb azze nasruhu şuhûri sene
selâse
ve selâsîn ve sitti mie." [633] kitâbet olunmuşdur.
"Cüddide hâze't-terhîmü fî eyyâmi Mevlânâ es-Sultân el-Melikü'l-eşref şâh Ermen Ebi'l-Feth Mûsâ bin Ebu Bekir bin Eyyûb azze nasruhu şuhûri sene selâse ve selâsîn ve sitti mie." [633] kitâbet olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y243b ·
metinde göster ·
"Siz Muhammedîsiniz. Biz sizinle bile gitmeziz" deyü talâk-ı
selâse
ile mutallaka olup Sahâbe-i kirâm Hazret-i Habîbullâh ile Medîne'ye geldiklerin …
"Siz Muhammedîsiniz. Biz sizinle bile gitmeziz" deyü talâk-ı selâse ile mutallaka olup Sahâbe-i kirâm Hazret-i Habîbullâh ile Medîne'ye geldiklerinde Ebâ Eyyûb-ı Ensarî böyle nusret edüp her birisin birer hâtûn ile ehl-i beyt etdi, zîrâ Hazret-i Eyyûb Medîne şehrinin kübbârından idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y280b ·
metinde göster ·
… 86 târîhinde vilâdet-i bâ-sa‘âdetleri Ma‘nisa'da vâki‘ olmuşdur. Cülûsları sene
selâse
ve elf cemâziye'l-ûlâsının on altıncı gün yevm-i cum‘a idi, sene 1003. Saltanat …
Andan oğlu Mehemmed Hân-ı Sâlis şâh oldu. Sene 986 târîhinde vilâdet-i bâ-sa‘âdetleri Ma‘nisa'da vâki‘ olmuşdur. Cülûsları sene selâse ve elf cemâziye'l-ûlâsının on altıncı gün yevm-i cum‘a idi, sene 1003. Saltanat 9 sene. Ömreş vefât eden (---) sene, vefât sene 1012.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y40a ·
metinde göster ·
ve semânîn ammera el-abdü'l-fakîr ilallâhi ta‘âlâ İbrâhîm ibn Ömer el-mücellâ l …
İnnemâ büniye't-temâmü'l-mekânü'l-şerîf sene selâse ve semânîn ammera el-abdü'l-fakîr ilallâhi ta‘âlâ İbrâhîm ibn Ömer el-mücellâ li-tâcı ekâbiri tâcü'l-havzı'ş-şerî‘ati afallâhu anh li-câmi‘i Amr ibnü'l-Âs radıyallâhu anh el-berûk seb‘a bevâbili bî‘a li-vechillâhi gafarallâhu ta‘âlâ ve lehu ve li-vâlideyh ve li-cemî‘i'l-müslimîn sallallâhu aleyhi ve alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve ashâbihi ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y89b ·
metinde göster ·
… Mehemmed ibn Sultân Kalâvan es-Sâlihî hilâfetinde helâl mâlile binâ etdi, sene
selâse
ve selâsîn ve seb‘imi’e [733] târîhinde itmâm buldu.
{Ve bu câmi‘i Şeyh Nizâmî-i Isfahânî hazretleri Sultân Mehemmed ibn Sultân Kalâvan es-Sâlihî hilâfetinde helâl mâlile binâ etdi, sene selâse ve selâsîn ve seb‘imi’e [733] târîhinde itmâm buldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y101b ·
metinde göster ·
… âhi aleyhim ecma‘în. Mevlûdühâ sene hams ve erba‘în mi’e ve kaddemet Mısra sene
selâse
ve erba‘în mi’e ve kad intekale ilâ rahmetillâhi ta‘âlâ fî şehri Ramazâni'l-mu‘ …
İhtevâ hâze'l-mekân alâ câmi‘i'l-hutbeti'l-müslimîn ve meşhedi Y 258b 's-Seyyideti'l-hüsniyyeti es-Sitte'n-Nefîse el-bız‘ati'n-nebeviyye ibneti's-Seyyidi'l-Hasan ibn Âli Zeyd ibn es-Seyyidi'l-Hasan ibn el-İmâm Emîri'l-Mü’minîn Alî ibn Ebî Tâlib salavâtullâhi aleyhim ecma‘în. Mevlûdühâ sene hams ve erba‘în mi’e ve kaddemet Mısra sene selâse ve erba‘în mi’e ve kad intekale ilâ rahmetillâhi ta‘âlâ fî şehri Ramazâni'l-mu‘azzam sene semâne selâse ve selâsîn ve mi’eteyn ve fî vaktihâ fî eyyâmı Mevlânâ es-Sultâni'l-meliki'l-mansûr Ebünnasr Abdül‘azîz e‘azzallâhu ensârah.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y258a–Y258b ·
metinde göster ·
… e kad intekale ilâ rahmetillâhi ta‘âlâ fî şehri Ramazâni'l-mu‘azzam sene semâne
selâse
ve selâsîn ve mi’eteyn ve fî vaktihâ fî eyyâmı Mevlânâ es-Sultâni'l-meliki'l-ma …
İhtevâ hâze'l-mekân alâ câmi‘i'l-hutbeti'l-müslimîn ve meşhedi Y 258b 's-Seyyideti'l-hüsniyyeti es-Sitte'n-Nefîse el-bız‘ati'n-nebeviyye ibneti's-Seyyidi'l-Hasan ibn Âli Zeyd ibn es-Seyyidi'l-Hasan ibn el-İmâm Emîri'l-Mü’minîn Alî ibn Ebî Tâlib salavâtullâhi aleyhim ecma‘în. Mevlûdühâ sene hams ve erba‘în mi’e ve kaddemet Mısra sene selâse ve erba‘în mi’e ve kad intekale ilâ rahmetillâhi ta‘âlâ fî şehri Ramazâni'l-mu‘azzam sene semâne selâse ve selâsîn ve mi’eteyn ve fî vaktihâ fî eyyâmı Mevlânâ es-Sultâni'l-meliki'l-mansûr Ebünnasr Abdül‘azîz e‘azzallâhu ensârah.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y258a–Y258b ·
metinde göster ·
… san ibn Alî ibn Ebî Tâlib, radıyallâhu anhümâ. Ve tüvüffiye yevme'l-erba‘â sene
selâse
ve sittîn ve mi’eteyn.
Ve kabr-i Ebû Muhammed Yahyâ ibn Kâsım ibn Muhammedü'l-Ulâ ibnü'l-Hasan ibn Alî ibn Ebî Tâlib, radıyallâhu anhümâ. Ve tüvüffiye yevme'l-erba‘â sene selâse ve sittîn ve mi’eteyn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y259a ·
metinde göster ·
Kabr-i Ebülceyş Alî ibn Ahmed ibn Tolun: Ve mevlidüh sene
selâse
ve ışrîn ve mi’eteyn, ve tüvüffiye rahmetullâh şehîd fî Cemâziyelâhir sene selâ …
Kabr-i Ebülceyş Alî ibn Ahmed ibn Tolun: Ve mevlidüh sene selâse ve ışrîn ve mi’eteyn, ve tüvüffiye rahmetullâh şehîd fî Cemâziyelâhir sene selâse ve semânîn ve mi’eteyn [C. 283]. Kabr-i şerîfleri Hazret-i Ebâ Bekir evlâdı Muhammed Ekber cenbinde kömistânda bir kubbe-i âlî içinde medfûndur. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y260a ·
metinde göster ·
… lâse ve ışrîn ve mi’eteyn, ve tüvüffiye rahmetullâh şehîd fî Cemâziyelâhir sene
selâse
ve semânîn ve mi’eteyn [C. 283]. Kabr-i şerîfleri Hazret-i Ebâ Bekir evlâdı Muh …
Kabr-i Ebülceyş Alî ibn Ahmed ibn Tolun: Ve mevlidüh sene selâse ve ışrîn ve mi’eteyn, ve tüvüffiye rahmetullâh şehîd fî Cemâziyelâhir sene selâse ve semânîn ve mi’eteyn [C. 283]. Kabr-i şerîfleri Hazret-i Ebâ Bekir evlâdı Muhammed Ekber cenbinde kömistânda bir kubbe-i âlî içinde medfûndur. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y260a ·
metinde göster ·
… lâhu ensârahu ve rahimeh. Ve kâne'l-firâğ zâlik fî şehri Muharremi'l-harâm sene
selâse
ve sittîn ve seb‘imi’e ba‘de hicreti'n-nebeviyye [763].
Bismillâhirrahmânirrahîm, ve sallallâhu alâ seyyidinâ Y 306b Muhammedin ve âlihi ecma‘în. Ceddede hâze'l-câmi‘e'l-mübârek el-abd el-hakîr ilellâhi te‘âlâ el-emîrü‘l-kebîrü'ş-şerîf Îsâ bin el-cenâbi'l-âlî el-merhûm el-mahdûm İsmâ‘îl el-merhûm ez-Zeynî Emîr Âmir Urbân ıklîm el-Buhayre, e‘azzallâhu ensârahu ve rahimeh. Ve kâne'l-firâğ zâlik fî şehri Muharremi'l-harâm sene selâse ve sittîn ve seb‘imi’e ba‘de hicreti'n-nebeviyye [763].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y306a–Y306b ·
metinde göster ·
… ecma‘în. Emera bi-itmâmi hâzihi'l-kal‘ati'l-azîm fî şehr-i Rebî‘i'l-evvel sene
selâse
ve ışrîn ve hamsimi’e [Ra. 523].
Bismillâhi'r-rahmâni'r-rahîm. Ve sallallâhu alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihi ecma‘în. Emera bi-itmâmi hâzihi'l-kal‘ati'l-azîm fî şehr-i Rebî‘i'l-evvel sene selâse ve ışrîn ve hamsimi’e [Ra. 523].
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y321a ·
metinde göster ·