… devâm olalı} ol kûh-ı bülend üzre berf zâ’il olmamışdır. Hâlâ şitâ ve Temmûz'da
selc
rahmeti kûh-ı bülend üzre sîm-i hâlis gibi nümâyândır. Anınçün bu Erdebîl'in ce …
Cânib-i Irâk'a vâki‘ olmuşdur. Azerbaycân hâkinde ibtidâ Acem şâhlarının taht-ı kadîmi, mekân-ı Şeyh Safî'dir. Sene (---) târîhinde Süleymân asrında feth olup mîr-i mîrânlık olmuşdur. Ba‘dehû havâriciyân istîlâ edüp niçe kerre harâb u yebâb, hâneleri türâb ve halkı esîr-i kebâb olmuşdur. Ba‘dehû sene 1039 târîhinde Murâd Hân-ı Râbi‘in serdâr-ı mu‘azzamı Husrev-i şîr, dilîrâne ve sîyrâne hareket edüp ne Hemedân ve ne Dergüzîn ve Erdebîl'in koyup nehb ü gâret idelden berü gâyetü'l-gâye imâr olup hâlâ İrân-zemîn hükmünde hânlıkdır. Üç bin askere mâlikdir. Darûgası ve kelenteri ve münşîsi ve korucubaşı ve kadısı ve şeyhülislâmı ve nakîbü'l-eşrâfı vardır. Şehri cebel-i Sehlân'a bir günlük yoldur. Ve cânib-i erba‘ası birer günlük yol kûh-ı bâlâlardır. Şehri bir vâsi‘ sahrâ-yı çemenzâr [u] mahsûldârın tâ vasatına vâki‘ olup (---) cânibe bir âb-ı hayât buhayre vâki‘ olmuşdur. İbtidâ bânîsi Ermen meliklerinden Erdebîl veled-i Erdemînî, Yunaniyân'dandır. Hazret-i Ömer Basra'yı feth edüp Nihâvend'e Şeyh Sâriyetü'l-Cebel'i serdâr etdüğü sene hilâfet-i Hazret-i Ömer'de Hazret-i Ömer havfından binâ olunmuşdur. Zîrâ Hazret-i Ömer ahdinde cemî‘î müddet-i hilâfeti diyâr-ı Acem'de havâricî tâ’ifesiyle geçdiğinde anınçün diyâr-ı Acem'de Hazret-i Ömer'i sevmezler, ammâ Ebâbekir ve Osmân'a ol kadar dınmazlar. Ve bu Erdebîl, zamân-ı kadîmde eyle sevâd-ı mu‘azzam imiş kim bir tarafı tâ cebel-i Seylân'a varırmış. Hâlâ bu şehr ile kûh-ı Seylân'ın mâbeyni iki fersahdır. Her fersahı on ikişer bin girme adımdır. Bu hesâb üzre yigirmi dörd bin adım 306a olur. Bir kûh-ı bülend-i Seylân'dır kim tâ zirve-i a‘lâsında ilâ kıyâmı'd-deverân zemîn-i İrân {ber-devâm olalı} ol kûh-ı bülend üzre berf zâ’il olmamışdır. Hâlâ şitâ ve Temmûz'da selc rahmeti kûh-ı bülend üzre sîm-i hâlis gibi nümâyândır. Anınçün bu Erdebîl'in cemî‘î âb-ı rahmetleri kûh-ı Seylân'dan gelüp cemî‘î mezâri‘ât yerleri reyy eder bir lezîz âb-ı hayât [u] cân, zülâl-ı hayevân, ayn-ı Seylân'dır. Ve gâyet serî‘u'l-hazm olduğundan şehr-i Erdebîl'in ahâlîsi ma‘dî kerb kadar ta‘am tenâvül edüp âb [u] hevâsının letâfetinden gâyet tenperver ve tendürüst mahbûb u mahbûbeleri olur. Ve cümle ünâsı Şâfi‘iyyü'l-mezheb geçinürler ammâ dürûğ güftâr ederler. Şâh İsmâ‘îl anları mezheb-i nâ-hakk-ı Ca‘ferîyyeye da‘vet edüp teşennu‘ı teşeyyu‘a tebdîl idelden berü cümlesi nohûdî mezheblerdir. (---) Ve Erdebîl şehriyle şehr-i Tebrîz-i dilâvîz mâbeyni yigirmi beş fersahdır. Sebük-bâr atı ile iki merhale zemîndir. Ve hevâ-yı dilârâsı gûyâ Erzurûm'a müşâbihdir, şiddet-i şitâsı şedîd olur. Lâkin galle-i mahsûlât-ı hubûbâtı vefret üzre olup gendüm mahsûlâtının kesretinden hâsılı sene-i âtiyyeye kalır. Bir kilesinden seksen kile hubûbât hâsıl olur. Lâkin zemistânından bâğ u bâğçesi ve müsmirrâtı yokdur. Ammâ müşebbek bostânları ve gül-i gülistânları çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 305b–306a ·
metinde göster ·
ve Bimar ve Tergamîdir (?). Andan Topek, andan Suşehri, Erzurum (---)(---) (-- …
{Andan Çapakçur Ermeni lisanı üzre (---) suyu demektir. Nehr-i Furat'a karibdir. Andan Kargabâzârı'ndan Kiğı sancağına gider(---) merhale yerdir: Selcan ve Bimar ve Tergamîdir (?). Andan Topek, andan Suşehri, Erzurum (---)(---)(---) ve Tükmat ve Muhtekird, Vone ve Çana ve Mamrevan}. 341a gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 340b–341a ·
metinde göster ·
… dikde hevâya yine bir gûne teğayyür-i tâm gelüp bir mertebe şitâ-yı elîm ve bir
selc-i
azîm nâzil oldu kim cümle halk el-azametullah deyü cân-ı {azîzlerinden} bîzâr o …
{Der-beyân-ı şitâ-yı âlâm-ı şedâ’id-i Direklibel}: Hikmet-i Hudâ bi-emri Hudâ bir dipi ve boran dahi kopdu kim tâ sabâha dek beş karış kar yağdı. Ba‘de'l-fecr borular çalınup "göç"dür deyü haber olunca herkes boruzânlara cereb-i (?) şîrinler çalup ale's-sabâh olunca cümle yiğitlere eğer Hazînedâr Alî Ağa ve Kethüdâ Boşnak Alî Kethüdâ va‘de-i kerîmeler eyleyüp ne hâl ise cümle bâr [u] bengâhları devvâbâtlara tahmîl eyleyüp hâh-nâ-hâh bâr-ı belâ-yı azîmler ile dipi ve boran ve şebe çekerek Direklibel nâm mahalle geldikde hevâya yine bir gûne teğayyür-i tâm gelüp bir mertebe şitâ-yı elîm ve bir selc-i azîm nâzil oldu kim cümle halk el-azametullah deyü cân-ı {azîzlerinden} bîzâr olup âlem-i hayretde kalup bir serd-i rîh-ı ıanâ ve bir sarsar-ı bâd-ı fenâ zâhir oldu kim nüzûl eden berf-i nâre ne devâb, ne ünâs, belki hannâs u sevvâs bile tahammül edemeyüp ne karara ârâmgâh ve ne yol belli ve ne bedraka-i râh ve ne şa‘îr ü ne giyâh, ancak zâhirde müşâhede olunan halk hayâtda zann olunurdu, ammâ cümlesi meyyit-i müteharrîk idi. Direklibel nâm mahallin beli ve deşt [u] kûhu berf-i İlâh ile memlû idi. Paşa niçe cür’et sâhibi yiğitlere ve niçe ehl-i beled kulağuzlara ihsân [u] in‘âmlar edüp ayaklarına at kılından ve kazıldan örülmüş paçılalar giyüp kar üzre yol aramağa gitdiler. Vasf-ı pâçile oldur kim: Kürdistân'da ve Acem diyârında kar çok yağsa kalbur gibi bir çemberdir, içini at kılı kazılıyla pâbuç gibi örüp ol çemberi ayaklarına giyüp kar üzre yürürler. Şâhidî hazretleri
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 349a ·
metinde göster ·
… tasların, Gümüş şehrinde pişirüp yedik. Üç gün anda meks edüp hamd-i Hudâ sehl
selc
ü melc ârâm edüp hayât-ı câvidân bulduk. Ammâ her kim ki âteş başına oturdu ayn …
Evsâf-ı me‘âdin-i sîm, hevâsı bâd-ı nesîm kal‘a-i Gümüş şehrine dâhil olup şâtırların gümüş kuşakları ve gümüş tasların, Gümüş şehrinde pişirüp yedik. Üç gün anda meks edüp hamd-i Hudâ sehl selc ü melc ârâm edüp hayât-ı câvidân bulduk. Ammâ her kim ki âteş başına oturdu ayneynlerine tezzâb-vâr Gümüş şehrinde gümüş suyu inüp nâ-bînâ oldu. Kim ki evlere girmeyüp sutûhlar ve hayât ve dâm u bâm altında meks edüp âteşe bakmadı, bî-basarlıkdan halâs olup sâhib-nazar oldu. Ammâ bu şehr içre on yedi âdemin dest [ü] pâları ol şiddet-i şitâdan üşüyüp erre-i Zekeriyyâ-yı belâ ile kat‘ olup kaynar katrana sokulup feryâd [u] figânları evce peyveste olup anda kalup bu Gümüş halkı cümlemize Hızır Nebî gibi yetişüp, mihmândarlık etdiler. Cenâb-ı Bârî ol şehr halkının izzet [u] şevketin ve vakârların ziyâd-ber-ziyâd edüp gümüşleri gibi sa‘âdet-i dâreynde yüzleri ak ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 349b ·
metinde göster ·
… i Hudâ bir dipi ve boran ve bir berf-i âsumân yağdı kim tâ sabâha dek beş arşın
selc-i
rahmet nâzil olup ba‘de’l-fecr borular çalınup "göçdür" deyü haber şâyi‘ olunca …
Anda müşâvere edüp Kırkdilim nâm kûh-ı bülend tarafına müteveccih oldukda kara kar üzre kara kar yağup azîm meşakkatler çekerek ol dipi ve boran içre gidüp ısıcak Etrâk hânelerinde ibâdullaha zulm [ü] ta‘addî ederek lokmacılık edüp âteş başında huzur etmeğe mu‘tâd edinmiş asker Kırkdilim dağın aşmada dilleri kırk elli dilim olup mezkûr beli aşmağa belleri bükülüp şiddet-i şitâdan elleri ve ayakları dökülüp niçesi gerüye Dankazâ kazâsına uğrayup anda kazâ-yı âsumânîde kaldılar. Hemân paşa kethüdâsı Alî Ağa, eli ayağı dutar şehbâz yiğitlere bezl-i ihsân edüp niçe kilim ve keçeleri pâre pâre edüp deve ve katâr-ı katır ayaklarına keçeleri bağlayup azâb-ı elîm çekerek katarları kar üzre çeküp cümle hayvânâtlar boş Kırkdilim dağın aşdılar. Ammâ cemî‘î bâr-ı sakîlli cebehâne ve kilâr ve matbah âvânî makûlesi ve cebehâne sandıkları ve hazîne sanâdıkları kar üzre kaldı. Yine paşa kethüdâsı bahşişler in‘âm-ı 350a âm edüp cemî‘î ızârları ve bâr-ı sakîlleri kar buz üzre sürüyüp belin başına çıkarup andan yokuş aşağı cümle ızârları yuvarlayup ol leyle-i mübârekde bir ormanlı dere içre kalup bir cânibe gitmeğe iktidâr olmayup yetmiş âdemin dest [u] pâları donup gerü Dankaza'ya döndüler. Niçe devâbât sovukdan öldüler. Dankaza'da niçe âdemlerin dest [u] pâları ezze-i belâ ile kat‘ olunup kimi halâs ve kimi merhûm oldu. Ale's-sabâh yine mezkûr Kırkdilim deresinden kalkup kâh meşakkat-i râh, kâh-be-kâh belâ-yı siyâh çekerek ismi hâtırdan dûr etmiş bir karyeye sekiz sâ‘atde kar, dipi ve boran ve şiddet-i şitâ çekerek ismi nâ-ma‘lûm köye gelüp gerçi asker cân havliyle hânelere leb-ber-leb oldular. Ammâ âdem âdemî-zâtdan deyyâr-ı ber-dârda benî Âdem kalmayup bizim askerin sît u sadâsından cümle ehl [ü] iyâlleriyle karârı firâre tebdîl deyyâr-ı ferd-i merdden bir zen ü merd kalmamış. Ol gice anda cümle devâbât ve insânât cû‘dan helâk mertebesine varmışken nısfu’l-leylde bi-emr-i Hudâ bir dipi ve boran ve bir berf-i âsumân yağdı kim tâ sabâha dek beş arşın selc-i rahmet nâzil olup ba‘de’l-fecr borular çalınup "göçdür" deyü haber şâyi‘ olunca cümle karakullukçuların ser-i kârda olanları ve sârbân ve ser-neferleri ve harbende ve çadır mehterleri ve çâşnigîr ve çalıcı mehterleri paşa kapusuna cem‘ olup "Cümlemizi kırsalar bizim kalkmağa dermânımız yokdur". "Bire, size onar guruş ihsân idelim" dediler. Anlar dahi "Evvel cân, sonra cihân" dediler. Paşa eyitdi "Bre oğullar, oturak etmek mümkün ammâ bu cây-ı bî-amânda me’kûlât [ü] meşrûbâtdan bir dâne-i hardal ve gendüm ve şa’îr yok. Bunda oturak etmek ne mümkündür" deyü niçe güft [u] gû oldu. Âhir cümle karakullukçular paşadan on beş kîse bahşîş almayınca cümle sekbân ve sarıcalar bile hareket etmediler. Ba‘dehû at eğerleyüp yüke yapışmağa başladılar. Ammâ savruntu ve karıntı ve dipi ve şebe, çığ u kîğ ol mertebe savruntu ve karıntı etdi kim atlar raks-ı Mevlevî, develer semâ‘-ı levlevî ederdi. Katırlar ve pupa yatırlar cândan bîzâr olup kıç atarak niçe bî-dermânlar ellerin koyunlarına sokarak feryâd ederlerdi. Bu hâl üzre giderken hamd-i Hudâ bir ormanlı hıyâbân içre gidüp kar yağmadan biraz ârâm edüp göz göz görüp yine şiddet-i şitâ çekerek 5 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 349b–350a ·
metinde göster ·
… rli hayvânât yokdur derler. {Ve bu kûh-ı Ercîs'de ilâ mâşâ'allah harîf ü şitâda
selci
ve yek-pâre billûru eksik değildir ve âb-ı zülâlde bulunur derler, ammâ manzûru …
Bu şehrin hâ’ilinde olan cebel-i Ercîs'de aslâ yılan ve çıyan ve akreb ve mûr [u] mâr ve gayrı mesmûm cânavar haşarâtları yokdur. Bir rivâyetde bu kûh-ı bülend ricâlü'l-gayb makâmı olduğundan yırtıcı cânavar ve mesmûm hayvânâtlar olmaz derler. Rivâyet-i uhrâda Hazret-i Ömer asrındaki fethinde sekiz yüz sene mu‘amer olan Baba Rüten-i Hindî hazretleri, ashâb-ı güzînin güzîdesi idi, bu cebelde sâkin olup anların hayr du‘âsı berekâtiyle bu cebelde zehirnâk hayvânâtlar olmaz derler. Hâlâ bu cebel-i bülend üzre bâğ-ı Baba-yı Rüten derler. Kendi biter ve kendi yeter eşcâr-ı müsmirrât-ı gûnâ-gûndur. Zîrâ Baba Rüten bâğbânların pîridir. İsm-i şerîfi Ebû Zeyd-i Hindî Baba Rüten'dir. Ashâb-ı güzînden bu kadar müsinn kimesne olmamışdır, ammâ kemâl-i riyâzât ile mu‘ammer olmuşdur derler. Kabri yine Hindistân'dadır. Hazret huzûrunda Selmân-ı Fâris belin bağladı. Hâlâ Baba Rüten Bâğı Ercîs dağında ma‘lûmdur. Bunların nutk-ı dürer-bârlarıyla bu dağda zehirli hayvân olmaz. Rivâyet-i aharında Hazret-i Yahyâ asrında Kayser Ercîs bu şehri binâ etdikde hükemâ-yı kudemâdan Falaska nâm hakîm bu kûh-ı bülende çıkup yetmiş aded muzırr haşarâtlar eşkâlin birer amûd üzre edüp her birin birer mutalsam edüp anın içün bu dağda aslâ zehirli hayvânât yokdur derler. {Ve bu kûh-ı Ercîs'de ilâ mâşâ'allah harîf ü şitâda selci ve yek-pâre billûru eksik değildir ve âb-ı zülâlde bulunur derler, ammâ manzûrumuz olmadı.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 67a ·
metinde göster ·
… uz'un zirvesi ebrler içre olmağıla muzlimdir ve şiddet-i rîh-i sarsardan berf ü
selc
ü yah-pâre olamaz ve zirve-i a‘lâsında eşcârât olmayup rîh-i akîm şecerleri bîh …
nassı nâzil olmuşdur kim İskender'den mâ‘adâ bu sedd-i Ye’cûc'e Kılmak tâ’ifesi ellişer senede bir kerre cem‘-i vefîr ile karanlık deryâyı şiddet-i şitâda buz üzre ılgar ile yedi gün yedi gicede geçüp yine aydınlığa çıkup andan sedd-i Ye’cûc dâmeninde İskender'in tuçdan çâr-köşe ve çâr revzenli binâ etdüğü mutalsam kubbeye varırlar. Ol kubbe Kılmah kavminin bilâ-teşbîh ka‘beleridir. Ellişer senede bir kere Kılmah'ın anda gidüp Ye’cûc kavminin sadâların istimâ‘ etdikleri müsbitdir. Ammâ Sedd-i Ye’cûc idiğin bilmez bir alay-ı behâ’im makûlesi Kılmahlardır kim Çin u Huten ve Fağfûr u Kozak ve Riyân ü Moskov diyârının mâverâsın ihâta edüp mezkûr diyârlara istîlâ etmiş benî asfer ve gazanfer u şecî‘ u dilîr mezheb-i hulûlî kavimdir. Ammâ anlar sedd-i Ye’cûc'e Cıldırak Tav derler ya‘nî Yalabır Dağ derler. Ammâ kûh-ı Ye’cûc'e kavm-i Ye’cûc sadâsı havfından karîb varamayup ancak sedâların istimâ‘ edüp bilâ-teşbîh İskender binâsı tuçdan kubbe-i ka‘belerine vardıkları inşâallah diyâr-ı Kırım ve Deşt-i Kıbçağ ve vilâyet-i Dağıstân ve Heyhât u Kazan ve Heşdek ü Alatır seyâhatleri etdiğimiz mahalde bu Kılmak ahvâlî ale't-tafsîl tahrîr olunur. Ammâ bu Dağıstân mahallinde olan yüz kırk sekiz kûh-ı bülendin biri kûh-ı Elbruz idi kim sene (---) târîhinde Erzurûm'dan Acem diyârında Şirvân ve Şamahı ve Bâkû ve Demirkapu seyâhatlerinde tahrîr olunmuşdur. Ammâ kûh-ı Elbruz'un misâli bu mezkûr Bingöl yaylağıdır kim zirve-i a‘lâsına iki buçuk günde ve üç günde urûc olunur. Kûh-ı Elbruz'un zirvesi ebrler içre olmağıla muzlimdir ve şiddet-i rîh-i sarsardan berf ü selc ü yah-pâre olamaz ve zirve-i a‘lâsında eşcârât olmayup rîh-i akîm şecerleri bîhinden kal‘ eder. Yalçın kayaları gücile ber-karâr olur. Ammâ gûl-i beyâbânîleri gâyet çokdur. Ol ecilden ve rîh-i şedîdi şitâsından benî Âdem çıkamazlar ve çıkmış yokdur. Ancak üç günlük bâlâ-râh olan yerlerine Kaytak ve Haydak ve Kumuk ve Kımık ve Borgusând ve Çerkez ve Kabartay kavimleri çıkup ba‘zı ma‘âdin çıkarırlar. Yohsa yaylamağa çıkmazlar, zîrâ kendülerinin aslında şehirleri cümle yaylakdır. Ammâ bu Bingöl yaylası iklîm-i hâmisin vasatında asıl zemîni âlî olup kendüsü de üç günlük yol-ıbülend olduğu ecilden zirve-i a‘lâsı küşâde yetmiş aded çemenzâr sahrâ-yı azîmlerdir. Cânib-i garbda bir ucu Kiğı Dağlarıdır. Cânib-i şark tarafından Acem diyârı 88b hâkinde Revân kal‘ası dibinde cereyân eden nehr-i Zengî'nin karşu garb tarafında Osmânlı hudûdunda Ağrı dağına varır. Bir kûh-ı tavîl Bingöl yaylağıdır. Kiğı ile Revân mâbeyninde tûlu on altı konakdır ve bu yaylanın cânib-i şimâli Erzurûm sahrâsıdır kim vasatından nehr-i Furât akar ve cânib-i kıblesi sahrâ-yı Muş'dur. Vasat-ı Muş'dan nehr-i Murâd akup tulû‘u bu kûh-ı Bingöl'dendir kim Furât u Murâd Arz-ı Mukaddes'e cereyân eder. Mezkûr nehreynin ve sahrâtının mâ-beynehümâsında bu Bingöl yaylasının arzı iki menzil ve üç ve dörd menzil yerleri var. Ziyâde değildir, ammâ tûlânîce vâki‘ olmuşdur. Şimâlinde eyâlet-i Erzurûm ve garbında eyâlet-i Sivas kıblesinde eyâlet-i Diyârbekir ve şarkında eyâlet-i Van ve diyâr-ı Acem olup gâyet ma‘mûr âbâdân vilâyetlerin tâ vasatında bu Bingöl yaylası vâki‘ olmağıla yedi ay benî Âdem ile ma‘mûr olup andan şiddet-i şitâ gelüp herkes sevâhile nüzûl eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 88a–88b ·
metinde göster ·
… makov dağları ve bir tarafı Destpot Kral yaylağına müntehî tûfân-ı Nûh'dan beri
selc
[ü] yah pâresi eksik değildir. Binden mütecâviz âb-ı hayâtları var. Sünbül ü re …
Sitâyiş-i cebel-i âlî Rila: şehr-i Dobniçse ile Samakov dağı mâbeyninde bir kûh-ı ser-bülenddir kim bir ucu Samakov dağları ve bir tarafı Destpot Kral yaylağına müntehî tûfân-ı Nûh'dan beri selc [ü] yah pâresi eksik değildir. Binden mütecâviz âb-ı hayâtları var. Sünbül ü reyhân ve misk-i Rûmî ve zerrîn-i gûnâ-gûnların râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olur. Hattâ on bin egrek koyun yaylanır yaylağ-ı azîmdir kim Gekbiziyye'de Koca Mustafâ Paşa evkâfı Rila yaylasıdır. Kırk elli yerde âhen ma‘denleri vardır ve kûh-ı yaylağ-ı Destpot bu Rila'nın cânib-i şarkîsinde ol dahi bir yaylağ-ı ibret-nümâdır. İnşâ’allâh anı da mahalliyle yâd edevüz. Ba‘dehû bu Rila yaylağı dâmeninden aşup bir merhalede,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 175a ·
metinde göster ·
… an çıkup kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek ve niçe âlâm-ı şedâ’id çekerek
selc
ü berf ü bârân meşakkatin çekerek,
Evvelâ bism-i İlâh ile İslâmbol'dan çıkup kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek ve niçe âlâm-ı şedâ’id çekerek selc ü berf ü bârân meşakkatin çekerek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 49b ·
metinde göster ·
… iddet-i şitâ gelüp eller ayaklar dutmadan kalup hikmet-i Hudâ bir gece ol kadar
selc-i
rahmet yağar kim bir âdem çadırından taşra çıkmağa iktidârları olmayup hemân Sü …
Hikmet-i Hudâ Süleymân Hân on yedi gün Beç kal‘asını bu Ösek'deki toplar ile döğüp şiddet-i şitâ gelüp eller ayaklar dutmadan kalup hikmet-i Hudâ bir gece ol kadar selc-i rahmet yağar kim bir âdem çadırından taşra çıkmağa iktidârları olmayup hemân Süleymân Hân bâr [u] büngâh ve serâperde-i Süleymânîsin ve kâr-ı hazâ’inin bırağup bu Ösek'deki topu ve gayri dörd aded balyemez topları ol zemistânda keşân-ber-keşân sürüyüp Cânkurtaran nâm mahalle gelüp cân kurtarırlar. Andan bu topu getirüp Ösek'de koyup durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 62a ·
metinde göster ·
… âtiye kim sene 935 târîhinin mâh-ı Ramazân'ında evvelbahâr olmadan dahi bârân u
selc
ü berf alaca iken Nemse banı Ferdinand Kral ve Çeh banı ve Leh banı ve Korol ba …
Çünki asâkir-i İslâm'ın Budin altından gitdikleri gibi cümle muhâfazaya me’mûr olanlar Budin Kralı Yanoş ile kaldı. Pes sene-i âtiye kim sene 935 târîhinin mâh-ı Ramazân'ında evvelbahâr olmadan dahi bârân u selc ü berf alaca iken Nemse banı Ferdinand Kral ve Çeh banı ve Leh banı ve Korol banı ve Tot banı ve Kallevine banı ve Fiyameng banı ve Lonçat banı ve Donkarkiz banı ve Danimarka banı ve Kız kral banı ve Dış Françe banları cümle Zirin hersek ve Dodoşka hersek ve Moran hersek ve Began hersek ve Nadaj hersek ve Kepan hersek ve Mekemorya ve Pirmorya ve İslovin beğleri ve niçe bin Hırvadistan segleriyle yedi kral yedi kerre yüz bin asker ile kâmil yedi yüz balyemez toplar ile Budin üzre gelüp alâ melei'n-nâs Budin'e mûr [u] mâr-vâr asel zenbûru-vâr üşüp meterise kat-ender-kat girüp Budin'e ol kadar top güllesi ururlar kim gûyâ bârân-ı la‘net yağar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 75b ·
metinde göster ·
… m-ı şitâ gelüp âhirü'l-emr guzât-ı müslimînde el ayak dutmadan ve hark u berf ü
selc
ü şiddet-i şitâdan bî-feth avdet edüp Budin'e geldikde Yeniçeri ağası olan Nakk …
Bu hâl üzre yedi ay kâmil savaş-ı perhâş ederken eyyâm-ı şitâ gelüp âhirü'l-emr guzât-ı müslimînde el ayak dutmadan ve hark u berf ü selc ü şiddet-i şitâdan bî-feth avdet edüp Budin'e geldikde Yeniçeri ağası olan Nakkâş Paşa-yı bî-ârın meterise girmeyüp yeniçerileri zabt etmedüğünü der-i devlete arz edüp Sadrıa‘zam Belgrad'a gelüp cemî‘i asâkir-i İslâm ile meştâ edüp evvelbahâr-ı rûz-ı nevrûz-ı Hârezmşâhî olunca Orta Macar nâmdarlarından Boçkay nâm bir benâm ban ibn ban iki kerre yüz bin asker ile Sadrıa‘zam Mehemmed Paşa'ya gelüp mutî‘ [u] münkâd olup yine evvelbahârda gazâ-yı Üstürgon'a sene 1014 târîhinde revâne olup kat‘-ı menâzil ederek yer götürmez leşker-i cündullâh ile sahrâ-yı Üstürgon'da meks edüp etrâf-ı Üstürgon'un yemîn ü yesârında olan kılâ‘lardan Tata ve Papa ve Yanık ve Senmartin ve Perespirim ve Val ve Cânbeğ nâm kal‘aları ve niçe kurâ vü kasabâtları ve bukâ‘larını gâret ü hasâret etmeğile küffâr üzre tamâm galebe ve nusret ve niçe bin küffârı esîr edüp niçe felâket ederek kal‘a-i Üstürgon altına hisâbın Hallak-ı âlem bilir ol kadar mâl-ı ganâ’imle gelirler kim bir esîr bir guruşa bey‘ olunup bir kâfir kal‘asından çıkup Üstürgon imdâdına gelmeğe iktidârları olmayup ba‘dehu Serdâr-ı Mu‘azzam kal‘a-i Üstürgon'u henüz muhâsara edüp tokuz koldan meterislere girüp cenge âmâde olduklarında hemân Serdâr-ı âkıbet-endîş Solak Ali Ağa nâmında bir ağa-yı zîşânı elçilik ile kal‘a kapudanına nâme ile gönderüp nâmesinde eyle tahrîr etmişler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 92a ·
metinde göster ·
… p eyle musîbetler olup niçe bin aded hayme vü hargâh ve bâr [u] büngâhlar cümle
selc-i
rahmet altında kalup niçe mecrûh ve şikeste-dil tâ’ife-i sipâhândan kimesneler …
Menzil-i kal‘a-i azîm Ösek: Bu mahalde iki gün tekâ‘üd fermân olunup ale'l-umûm asker-i İslâm'a Kâsım ulûfesi verdiler kim el-azametullâh eyle kar yağup eyle musîbetler olup niçe bin aded hayme vü hargâh ve bâr [u] büngâhlar cümle selc-i rahmet altında kalup niçe mecrûh ve şikeste-dil tâ’ife-i sipâhândan kimesneler Sadrıa‘zamın otağı sokakları bedeninde donup merhûm oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 137a ·
metinde göster ·
Her ne hâl ise bu gün de böyle geçüp ol gece bir leyle-i muzlim olup ve berf ü
selc
bârân-ı la‘net yağup aslâ göz açdırmadığından mâ‘adâ herkes haymesinde ve harâr …
Her ne hâl ise bu gün de böyle geçüp ol gece bir leyle-i muzlim olup ve berf ü selc bârân-ı la‘net yağup aslâ göz açdırmadığından mâ‘adâ herkes haymesinde ve harârı dibinde yağmurluğun geyüp büzülmüş yatırlarken nısfu'l-leylde bir rûzgâr-ı zor-kâr esüp cümle atlar ve katırlar târumâr olup niçe garîb ü gurebâ âdemler sovukdan donup kurıla kalmışlar ve niçe bin kara hırsızlar çadırları yarmışlar ve niçe yüz yük harâr yükleri alup gitmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 138b ·
metinde göster ·
İbtidâ tulû‘ı Çemerne yaylalarından âb-ı zülâl nâm selc-i rahmet olan karlı dağlardan gelüp kasaba-i Oluğ'a andan kasaba-i Foniç'e andan cânib-i kıbleye cereyân ederek bu şehr-i azîm-i Mostar'a bu nehr-i azîm Neretva-i kadîm uğrayup cemî‘i mahlûk-ı Hudâ'yı saky eder, ammâ yüz kulaç şehirden aşağı cereyân etmeğile bâğ u bâğçelere ve müşebbek bostânlara aslâ fâ’idesi olmayup cereyân ederek kal‘a-i Poçetel'e uğrar, andan kal‘a-i Gabele'ye, andan kal‘a-i Norin'de deryâ-misâl olup on sekiz yerden Venedik körfezine mahlût olur, lâkin kayalar içre cereyân etmek ile sehel ıssıdır, ammâ taşra bardaklarda ve bir sâyedâr yerde sehel durup kisb-i havâ etdikde buz pâresi olup 166b gûyâ âb-ı kevser olur. Ve eyle lezîzdir kim bu şehirde aslâ sâbûn ile esbâb yaykanmasa cümle esbâbları beyâz pembe-misâl eder. Ve ana ve nisâ tâ’ifesine gâyet nâfi‘ olup lahm u şahm sâhibi eder. Ve safrâ ve sevdâ ve balgamı izâle eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 166a–166b ·
metinde göster ·
… sâkir-i İslâma küffârın kesret ü vefreti göz açdırmayup kırk birinci gün berf ü
selc
ü şiddet-i şitânın vefretinden askerin elleri ve ayakları dutmayup bî-feth avde …
Ba‘dehu Hırıştoş yaylasında Fâtih-i Egre Mehemmed Hân'ın yedi kral ile ceng etdiği mahalde Türk Oru nâm bir handaklı toprakdan kal‘a yapmışdır, hâlâ Türk Oru derler durur, ol dahi Menûçehr evlâdı binâsıdır. Ammâ bu kal‘a-i Egre niçe küffâr kralları ellerine girüp sekiz yüz yıl Orta Macar elinde amâr olup Erdelistân'ın Kızılelması derler, ammâ sene 959 35b târîhinde Tımışvar fâtihi Vezîr-i Sânî Ahmed Paşa Süleymân Hân'ın fermânıyla Egre kal‘ası üzre serdâr-ı mu‘azzam olup Tımışvar etrâflarında kırk elli pâre kal‘aları feth edüp andan Sonlok gibi bir Sedd-i Ye’cûc-misâl kal‘ayı feth edüp ba‘dehu Eğri kal‘asına sarılup doğrutmak istedikde kırk gün döğüp kırk gece de asâkir-i İslâma küffârın kesret ü vefreti göz açdırmayup kırk birinci gün berf ü selc ü şiddet-i şitânın vefretinden askerin elleri ve ayakları dutmayup bî-feth avdet edüp cümle guzât Tımışvar'a çıkdılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 35a–35b ·
metinde göster ·
… â ertesi gün bir azîm şiddet-i şitâ olup karlar yağup ol kadar dipi ve boran ve
selc
nâzil olur kim cümle asker-i İslâm selcden helc ü melc olup cümle meterisleri k …
Çünki Süleymân Hân-ı zamân Ungurus-i menhûs Alman-ı nüfûs keferelerinden intikâm almak içün sene 936 târîhinde bizzât Süleymân Hân kal‘a-i Beç'i muhâsara edüp sademât-ı top-ı kûp ile tokuz koldan döğe döğe zebûn yürüyüşler olup içine girilmişken ve bedenler üzre ezân-ı Muhammedîler tilâvet olunup Çerkez nâm bir bahâdır atıyla tonuyla topların münhedim etdiği yerden tâ kal‘anın ortasına varup atını ve Çerkes yiğidini anda şehîd ederler ve küffâr asker-i İslâmı yürüyüşden gerüye dönderirler. Çûn ceng-i sultânî vakt-i sabâha kalınca hikmet-i Hudâ ertesi gün bir azîm şiddet-i şitâ olup karlar yağup ol kadar dipi ve boran ve selc nâzil olur kim cümle asker-i İslâm selcden helc ü melc olup cümle meterisleri kar basup niçe bin âdem elden ayakdan çıkup niçe bin hayvânâtlar kırılup rûz-ı mahşerden bir gün olur. Cümle asâkir-i İslâm,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 51b ·
metinde göster ·
… karlar yağup ol kadar dipi ve boran ve selc nâzil olur kim cümle asker-i İslâm
selcden
helc ü melc olup cümle meterisleri kar basup niçe bin âdem elden ayakdan çıkup …
Çünki Süleymân Hân-ı zamân Ungurus-i menhûs Alman-ı nüfûs keferelerinden intikâm almak içün sene 936 târîhinde bizzât Süleymân Hân kal‘a-i Beç'i muhâsara edüp sademât-ı top-ı kûp ile tokuz koldan döğe döğe zebûn yürüyüşler olup içine girilmişken ve bedenler üzre ezân-ı Muhammedîler tilâvet olunup Çerkez nâm bir bahâdır atıyla tonuyla topların münhedim etdiği yerden tâ kal‘anın ortasına varup atını ve Çerkes yiğidini anda şehîd ederler ve küffâr asker-i İslâmı yürüyüşden gerüye dönderirler. Çûn ceng-i sultânî vakt-i sabâha kalınca hikmet-i Hudâ ertesi gün bir azîm şiddet-i şitâ olup karlar yağup ol kadar dipi ve boran ve selc nâzil olur kim cümle asker-i İslâm selcden helc ü melc olup cümle meterisleri kar basup niçe bin âdem elden ayakdan çıkup niçe bin hayvânâtlar kırılup rûz-ı mahşerden bir gün olur. Cümle asâkir-i İslâm,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 51b ·
metinde göster ·
… erden nümâyân bir kûh-ı ser-bülenddir kim Tûfân-ı Nûh'dan berü üzerinde karı ve
selc-i
rahmet içre âb-ı zülâl ta‘bîr etdikleri cânlı kar kurdu vardır.
Eşkâl-i şehrin beyân eder: Bu şehr-i müzeyyen bir çemenzâr 133a vâsi‘ ova kenârında kıble tarafı üç sâ‘at ba‘îd evc-i âsumâna ser çekmiş Çadır dağıdır kim cezîre-i Kırım'ın göbeğidir. Her tarafda beş konak yerden nümâyân bir kûh-ı ser-bülenddir kim Tûfân-ı Nûh'dan berü üzerinde karı ve selc-i rahmet içre âb-ı zülâl ta‘bîr etdikleri cânlı kar kurdu vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 132b–133a ·
metinde göster ·
… lend-i sertâcdır kim eflâke kad-keşân olup tâ zirve-i a‘lâsında sayf [u] şitâda
selc-i
yeh-pâre-i billûru eksik değildir. Selânik'in taraf-ı garbîsi ve yıldız rûzgârı …
Der-vasf-ı mekâlîd-i cebel-i Hortaç menba‘-ı enhârât: Bir kûh-ı serbülend-i sertâcdır kim eflâke kad-keşân olup tâ zirve-i a‘lâsında sayf [u] şitâda selc-i yeh-pâre-i billûru eksik değildir. Selânik'in taraf-ı garbîsi ve yıldız rûzgârı cânibine yakın olmağın Selânik'den nümâyândır. Ve cemî‘i uyûn-ı âb-ı hayâtları Selânik'e zîr-i zemîn içre kehrîz künkler ile gelüp şehrin cemî‘i hammâmât, cevâmi‘ ve imârâtlarına taksîm olur. Bu tell-i refî‘ üzre niçe yüz aynu'l-hayât misilli gölcügezler vardır. Şiddet-i şitâda ol gölcüklerde billûr gibi buz hâsıl olup rûz-ı nevrûz-i Temmûz'da katırlar ile buzları ve selclerin şehr-i Selânik'e Hortas re‘âyâları getirüp fürûht ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 229b ·
metinde göster ·
… rde billûr gibi buz hâsıl olup rûz-ı nevrûz-i Temmûz'da katırlar ile buzları ve
selclerin
şehr-i Selânik'e Hortas re‘âyâları getirüp fürûht ederler.
Der-vasf-ı mekâlîd-i cebel-i Hortaç menba‘-ı enhârât: Bir kûh-ı serbülend-i sertâcdır kim eflâke kad-keşân olup tâ zirve-i a‘lâsında sayf [u] şitâda selc-i yeh-pâre-i billûru eksik değildir. Selânik'in taraf-ı garbîsi ve yıldız rûzgârı cânibine yakın olmağın Selânik'den nümâyândır. Ve cemî‘i uyûn-ı âb-ı hayâtları Selânik'e zîr-i zemîn içre kehrîz künkler ile gelüp şehrin cemî‘i hammâmât, cevâmi‘ ve imârâtlarına taksîm olur. Bu tell-i refî‘ üzre niçe yüz aynu'l-hayât misilli gölcügezler vardır. Şiddet-i şitâda ol gölcüklerde billûr gibi buz hâsıl olup rûz-ı nevrûz-i Temmûz'da katırlar ile buzları ve selclerin şehr-i Selânik'e Hortas re‘âyâları getirüp fürûht ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 229b ·
metinde göster ·
Bu kal‘a Kaydefâ binâsıdır. Sene (---) târîhinde Âl-i Selcukıyân'dan Sultân Alâeddîn beğlerinden Sarhan Bay Rûm keferesi krallarından Puskopo nâm kralın elinden dest-i kahrile feth etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y33b ·
metinde göster ·
… ı kün ile arz [u] semâvât ademden getirelden beri bu kûhun tâ zirve-i a‘lâsında
selc
, berf ve yah pâresi vardır. Ve kar-ı atîki içre âb-ı zülâl kurdu vardır. Böyle …
Bunda haymelerimiz ile bir çemenzâr ve murgzâr, lâlezâr yerde meks edüp temâşâya şürû‘ eyledik. Eyle bir kûh-ı bülenddir kim Hâlık-ı kevneyn hitâb-ı kün ile arz [u] semâvât ademden getirelden beri bu kûhun tâ zirve-i a‘lâsında selc, berf ve yah pâresi vardır. Ve kar-ı atîki içre âb-ı zülâl kurdu vardır. Böyle bir kûh-ı bâlâ ve bir yaylağ-ı ra‘nâ-yı musattah fezâ-yi pür-giyâh sahrâdır kim yedi kadılık diyâr ahâlîsinin bu arsada hudûd-ı kadîmeleri vardır. Ol mahall-i cây-ı sürûrlarında meks ederler kim cümle üç bin yayla hâneleri ve külbe-i ahzânlardır. Ve cümle tahta örtülü ve tahta dîvârlı sandûka-vâr içli tışlı sarây hânelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y87b ·
metinde göster ·
… atebe-i âlîsi üzre celî hatt ile târîhleri var. Ammâ mürûr-ı eyyâm ile matar u
selcden
hattı mütegayyir olup tahrîri mümkün olmadı.
Ve bu bi’r-i mübârekeye muttasıl kıblesi tarafına üç adım karîb bir hân-ı azîm vardır. Bunda bir mescidin atebe-i âlîsi üzre celî hatt ile târîhleri var. Ammâ mürûr-ı eyyâm ile matar u selcden hattı mütegayyir olup tahrîri mümkün olmadı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y237a ·
metinde göster ·
… ubbe-i eflâke ser çekmiş bir kûh-ı bâlâdır. Rûz merre şâm'a niçe bin üştür bârı
selc-i
bâridi gelüp şâm'ın suları içine bu kardan idhâl edüp sıkletin def‘ edüp âb-ı z …
Cebel-i Hayyü's-selc ya‘nî "Diri Kar" demek olur. Rûm'da âb-ı zülâl dedikleri kar kurdudur demek olur. "Kün" emriyle edîm-i arz halk olunaldan berü niçe bin yıllık karı sayf u şitâda mevcûddur. Bu cebel üç günlük râh-ı ba‘îdeden beyâz kulle-misâl kubbe-i eflâke ser çekmiş bir kûh-ı bâlâdır. Rûz merre şâm'a niçe bin üştür bârı selc-i bâridi gelüp şâm'ın suları içine bu kardan idhâl edüp sıkletin def‘ edüp âb-ı zülâl olur. Ve bu dağda âb-ı zülâl dedikleri kar kurdu hayvânı çokdur. Hukkâmlara kar-keşânlar hedâyâ getirirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y252b ·
metinde göster ·
… rdür ṣavaşalum dögişelüm ölenümüz ölsün diri ḳalanumuz odaya gelsün didi burada
selcen
ḫatun at ṣaldı ḳarımın baṣdı
big yigit baş esen olsa börk bulınmaz-mı olur bu gelen kāfir çoḳ kāfirdür ṣavaşalum dögişelüm ölenümüz ölsün diri ḳalanumuz odaya gelsün didi burada selcen ḫatun at ṣaldı ḳarımın baṣdı
oḫ-ıla ḳan ṭuralıyı atdı şöyle kim başında olan bit ayaġına indi ilerü gelüp selcen ḫatunı ḳuçaḳlayup barışmışlar ṣorışmışlar ḳan ṭuralı ṣoylamış görelüm ḫanum ne ṣoylamış aydur yalap yalap yalabıyan ince ṭonlum yir
ḫatun daḫı burada ṣoylamış görelüm ḫanum ne ṣoylamış aydur ḳalḳubanı yirümden ṭ …
ls selcen ḫatun daḫı burada ṣoylamış görelüm ḫanum ne ṣoylamış aydur ḳalḳubanı yirümden ṭurur idüm yilisi ḳara ḳażılıḳ atuma biner-idüm babamuŋ aġ ban ivinden çıḳar-idüm arḳu bili ala ṭaġı avlar-idüm ala geyik ṣıġın geyik ḳovar