arz-ı Kûfe ve hâk-i Medâyin ve türâb-ı Irâk içün "Arz-ı mukaddesdendir." deyü t …
Ve müverrihân-ı selef bu arz-ı Kûfe ve hâk-i Medâyin ve türâb-ı Irâk içün "Arz-ı mukaddesdendir." deyü tahkîk etmişlerdir. Hakkâ ki bir sahrâ-yı ferah-fezâdır kim sayf [u] şitâsında ahâlî-i Irâk zindedirler. Cemî‘i hâmûnları kurâ vü kasabât ve halîcler ile ve tur‘a ve uyûn-ı câriyeler ile ma‘mûr u âbâdân ve her tarafı gül-i gülistân u nahlistân olup ravza-i Rıdvân misilli bâğ-ı cinânları ve müşebbek bostânları var kim hurma hıyâbânları içinde bebr ü peleng ve arslan u kaplanları vardır. Basra ve Lahsa ve Ummân ve Kûfe ve Necef-i zer-kân-ı sadef sahrâlarına varınca nahlistânı cihânı dutup bâğbân-ı semeristânların kavilleri üzre diyâr-ı Bağdâd'da yetmiş gûne hurma olur dediler. Her sene niçe yüz keştî yükü hurma Bağdâd diyârından Hindistân'a ve Sindistân'a gider ammâ cümleden hastavî hurması ve bedrâsyîsi ve
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 345b ·
metinde göster ·
Hazret-i Alî sandûkası içre Hazret-i Âdem Safî ve Hazret-i Nûh Necî ile üçü med …
Ve ba‘zı müverrihân-ı selef bu Hazret-i Alî sandûkası içre Hazret-i Âdem Safî ve Hazret-i Nûh Necî ile üçü medfûndur derler. Ammâ bu hakîr bir târîhde görmedim ki Hazret-i Nûn Nebî Tûfân'dan evvel Hazret-i Âdem'i ve Hazret-i Havvâ'yı Cidde şehrinde azâb suyun görmesinler deyü Âdem ü Havvâ'yı kabrinden çıkarup Kuds-i şerîfin {Halîlü'r-Rahmân kasabasında} Cânlar Kuyusunda defn etmişdir deyü tahrîr etmiş ve hakîr Hazret-i Nûh'u bir dahi Şâm kurbünde Bekâ‘ sahrâsında Cebelü'l-Lübnân dâmeninde Kerek-i Nûh nâm bir büleydede Hazret-i Nûh'u ziyâret etdim. Binâ-yı âlîler ile mebnî bir âsitâne-i azîmi var kim bu hakîr anda da ziyâret etdim. Ve Hazret-i Alî kabrinde dahi medfûndur deyü tevâtür ile meşhûrdur. El-ilmu indallah.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 356a ·
metinde göster ·
… suyu yolu tathîr olunmayup ve menba‘-ı âb-ı nâbı bilinmeyüp hâlâ durur. Üstâd-ı
selef bu
uyûn-ı hârra-yı kârhâne içre olan çarh-ı âsiyâba uğradup cümle çarhları bu ılıc …
Bu ılıca suyuna üstâd-ı kadîm-i selef bir tarîk ile kayaları oyup bir gûne bend-i kârîz inşâ etmiş kim Mihadi Laslo Kral zamânından berü ilâ-hâze'l-ân iki yüz altmış yıldan berü bu ılıca suyunun evveli ma‘lûm değildir. Hattâ Süleymân Hân'dan berü bu kal‘a dest-i İslâm'da durup bu ılıca suyu yolu tathîr olunmayup ve menba‘-ı âb-ı nâbı bilinmeyüp hâlâ durur. Üstâd-ı selef bu uyûn-ı hârra-yı kârhâne içre olan çarh-ı âsiyâba uğradup cümle çarhları bu ılıca suyu çevirüp gayri yoldan Tuna'ya rîzân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 96b ·
metinde göster ·
kal‘anın nehr-i Diçina akdığı mahalle bir kulle-i bâlâ-ı azîm binâ edüp bu kull …
Ve üstâd-ı bânî-i bennâ-yı selef bu kal‘anın nehr-i Diçina akdığı mahalle bir kulle-i bâlâ-ı azîm binâ edüp bu kulleden seksen kulaç urganlar çarh-ı dollâblara koşup aşağı nehr-i Diçina'dan su çekildiğin aslâ düşman göremez. Ve bu mahalde yalçın kayalardan nehr-i Diçina'nın cereyân etdiğinün sadâsı ra‘d gibi gürleyüp âdemi asamm eder. Tâ bu mertebe taşkın ve coşkun akar bir küçük sudur kim tulû‘u ve gurûbu bâlâda tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 140a ·
metinde göster ·
… ‘adâ gâyet mahûf u muhâtara bir güzergâhdır, zîrâ kârgîr değildir, ammâ üstâd-ı
selef bu
kantara-i vâcibü's-seyri azîm ve tavîl kalyon direklerin nehrin iki tarafında o …
Bir Foça kal‘ası dahi Anadolu tarafında İzmir şehrine karîb Melemen kal‘ası nâhiyesinde Akdeniz sâhilinde Kara Foça nâmında bir kal‘a dahi vardır. Ammâ bu Hersek Foçasının cânib-i garbîsinde şehirden nîm sâ‘at ba‘îd karye-i Burut'da nehr-i azîm Drin üzre evc-i âsumâna urûc etmiş bir göz bir haşeb cisir vardır kim bu cihânda misli olmadığından mâ‘adâ gâyet mahûf u muhâtara bir güzergâhdır, zîrâ kârgîr değildir, ammâ üstâd-ı selef bu kantara-i vâcibü's-seyri azîm ve tavîl kalyon direklerin nehrin iki tarafında olan kârgîr binâ pâyeler üzre mezkûr kalyon sütûnların kırlangıç kanatları gibi biri biri üzre biri birinden ileri san‘at ile dize dize iki tarafda dizilen sütûnları yakın eyleyüp bu cisrin ortasına yan yana beş aded kalyon direklerin birbirlerine bend edüp bir haşeb cisr-i azîm olmuşdur kim bir vilâyetde nazîri yokdur. Cümle at ve katır ve sâ’ir hayvânât ve benî Âdem cümle bu püll-i iberden ubûr ederler, ammâ gâyet pek sallanır ve âdem aşağı bakmağa merdüm-i dîdeleri kararup gönlü bulanır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 147b ·
metinde göster ·
… ârında gâyet Şeddâdî seng binâ bir kal‘a-i bâlâdır kim nazîri olmayup üstâdân-ı
selef bu
kal‘ayı mühr-i Süleymân gibi tabya-i azîmleriyle şekl-i müseddes ve altı kapusu …
Ba‘dehu küffâr bu varoşu ma‘mûr etmemek içün la‘net edüp hâlâ bu varoş harâb u yebâb kalup zemîninde bâğ u bâğçe ve gül-i gülistân ve müşebbek bostânlar içre yigirmi aded deyr-i azîmleri kârgîr binâ olmak ile bâğçeler içre ma‘mûr kenîselerdir, ammâ kal‘ası nehr-i Tuna kenârında gâyet Şeddâdî seng binâ bir kal‘a-i bâlâdır kim nazîri olmayup üstâdân-ı selef bu kal‘ayı mühr-i Süleymân gibi tabya-i azîmleriyle şekl-i müseddes ve altı kapusu var, altı vilâyetden gelen kârbân halkından bu kapularda bâc alınır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 74a ·
metinde göster ·
şehr-i Atina'ya şehr-i işrâkıyyûn ve şehr-i Meşşâ’iyyûn ve şehr-i (---) derler. …
Anıniçün niçe müverrihân-ı selef bu şehr-i Atina'ya şehr-i işrâkıyyûn ve şehr-i Meşşâ’iyyûn ve şehr-i (---) derler. Ol asırda hukemâlar var imiş kim Bağdâd'daki hukemâ ile bu Atina'daki hukemâları bî-zebân bilâ-vâsıta birbirleriyle şeb [ü] rûz kelimât ederlermiş. Bu dahi sırr-ı acîb [ü] garîbdir kim Bağdâd ile Atina'nın mâbeyninde deryâdan mâ‘adâ beş aylık yoldur, lisân-ı hâl ile kîl [u] kâl mertebesi söyleşile. 254b Hakkâ ki Mesîh-enfâs mertebesidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 254a–254b ·
metinde göster ·
Atina şehrinin tâli‘-i imâreti burc-ı kavs-ı beyt-i müşterî ve nârîde bulunmuşd …
Der-kavl-i kehene-i kudemâ-yı selef: Bu Atina şehrinin tâli‘-i imâreti burc-ı kavs-ı beyt-i müşterî ve nârîde bulunmuşdur. Anıniçün halkı şast ber-kabza çekilmiş yay gibi her cânibe nigerân edüp müşterî sayd edüp ticâret ederler. Beyt-i nârîde bulundukları cihetden ahâlî-i vilâyeti âteş-pâre lecûc ve akûr Urûmlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 256a ·
metinde göster ·
… da Galata Kullesi 279a ola. Hakîkatü'l-hâl Galata Kullesin binâ eden bennâ-yı
selef bu
kulle-i serâmedi ol binâ etmişdir. Târîhi lisân-ı Latince ile tahrîr olunmuşdur …
El-hâsıl temâşâ etdiğimiz kal‘alarda böyle bir kulle-i bâlâ meğer İslâmbol'da Galata Kullesi 279a ola. Hakîkatü'l-hâl Galata Kullesin binâ eden bennâ-yı selef bu kulle-i serâmedi ol binâ etmişdir. Târîhi lisân-ı Latince ile tahrîr olunmuşdur. Ammâ bu kulle Galata Kullesi gibi sâde binâ değildir. Tâ zirve-i a‘lâsında olan bedenler içre bir kat kulle-i bâlâ var kim ol dahi eflâke kad keşân olup durur. Lâkin Galata Kullesi gibi üstü kurşum örtülü külâh değildir. Üstâd-ı kâmil arz-ı ma‘rifet içün bu kullenin tâ zirve-i a‘lâsına bir musanna‘ kârgîr binâ toloz kubbe-i ra‘nâ etmiş kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 278b–279a ·
metinde göster ·
şehrin binâ-yı tâli‘-i imâreti bur[c-ı] mîzânda bulunup beyt-i zühre ve hevâyî …
Der-kavl-i müneccimîn-i tâli‘-i şehr-i imârât: Be-kavl-i kehene-i selef bu şehrin binâ-yı tâli‘-i imâreti bur[c-ı] mîzânda bulunup beyt-i zühre ve hevâyî olmağın halkı mîzân-ı vezn ile i‘tidâl-i hisâbî geçinüp zühre-misâl zevk u şevk ve ayş [u] ışrete dahi mâ’illerdir ve ekseriyyâ hevâyîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 382a ·
metinde göster ·