[iki] yüz on sekizinci fasıl / Şehr-i Makdonya-yı kadîmde ne kadar selâtîn-i
selef ve
gayrı vüzerâ ve vükelâ ve a‘yân [u] eşrâf, hayrât [u] hasenâtlarından mussanna‘ …
[iki] yüz on sekizinci fasılŞehr-i Makdonya-yı kadîmde ne kadar selâtîn-i selef ve gayrı vüzerâ ve vükelâ ve a‘yân [u] eşrâf, hayrât [u] hasenâtlarından mussanna‘ târîhli çeşme-i aynü'l-hayâtlar var ise anı bildirir
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 95a ·
metinde göster ·
Cümle (---) aded câmi‘-i mülûk-i selef ve gayri ma‘bedgâhlardır. Evvelâ cümleden (---) semtinde Karamânoğlu İbrâhîm Beğ câmi‘i secdegâh-ı kadîmdir. Derûn-ı câmi‘ cümle dörd aded tâk-i Kisrâ'dan nişân verir kemer-i kavs-i kuzahlar üzre cümle kârgir kubbe ve toloz rıhtım kemer-i sağîrlerdir ve derûn-ı câmi‘de on iki aded amelî amûd-ı ser-âmedlerdir ve iki aded musanna kapuları vardır ve mihrâbı ve minberi ve mü’ezzinân mahâfili tarz-ı kadîm sâde-güzelidir ve âvîze-i maslûbât-ı şöhretler ile ol kadar müzeyyen değildir. Lâkin ma‘bedgâh-ı atîk olmağın bu câmi‘de gâyet rûhâniyyet vardır ve bu şehr içre bundan ulu câmi‘ yokdur. Lâkin tûlen ve arzen ne kadar adım olduğu ve ne kadar âdem aldığı ma‘lûmum değildir. Ammâ bir minâre-i mevzûnu câmi‘den ba‘îd olup câmi‘in kıbâbları kireç ile mestûr olduğu mefhûmumdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 70a ·
metinde göster ·
Evvelâ müverrihân-ı selef ve ulemâ-yı diyâr-ı Necef ü Müverrih Hıtat-ı Mıkrısî kavilleri üzre Hazret-i Âdem Safiyyullah civâr-ı Rabbü'l-İzzet'den bu edîm-i arza hubût etdikde diyâr-ı Hindistân'da cezîre-i Serendil'e indi. Murg-ı tâvûs (---) indi ve Hazret-i Havvâ ana Cidde'ye indi ve yılan (---)(---) nüzûl etdi. Çünki Hazret-i Âdem cezîre-i Serendil'de kalup Rabbü'l-İzzet'den cüdâ düşüp bî-refîk ü bî-enîs kaldığından feza‘ u nâlişinden semâda kerrûbiyânlar âh [u] enîn-i Âdem'den müte’ezzî olup Cenâb-ı İzzet'e melâyikeler feryâd-ı Âdem'den şikâyet etdiler. Hikmet-i Hudâ kırlangıç kuşu Hazret-i Âdem'e gelüp "Yâ Âdem, sana refîkan Havvâ'yı bulayım, bana sakalın telinden birkaç kıl ver." deyüp gîsû-yı şevârib-i Âdem'den birkaç tel alup {ba‘zı müverrihîn Hazret-i Âdem melek sıfat olup cennetde sakalı yok idi. Ve cümle âdem cennetde yine gılmân sıfat sakalsız olup illâ çenesinde sehelce lihye alâmeti ve bıyık olsa gerekdir. Hazret-i Âdem fırâk-ı Rabbü'l-İzzet ile gamından sakalı diyâr-ı Yemen'de geldi, derler. Niçe müverrihler Havvâ ana derdinden sakalı geldi, derler. Netîce-i merâm kırlangıç murgı ol ân} per açup Cidde'de Havvâ'ya gelüp anın {dahi} gîsû-yı kaküllerinden birkaç tel alup Havvâ'yı Cidde'den Yemen'e, Âdem'i Serendil'den Hürmüz'e Hürmüz'den bu hâk-i Kûfe'ye getirüp Havvâ'yı dahi Yemen'den Lahsa'ya andan Kûfe'ye getirüp andan Âdem ü Havvâ'yı ba‘de'l-hubût birbirlerine gîsûları alâmetleriyle mülâkât etdirüp vâsıtalık eden ibtidâ murg-ı kırlangıçdır. Bu murgun âşinâlığ-ı ezelîsi olmağın hâlâ benî Âdem sâkin olduğu beytlerde âşiyân etmek ezelîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 356b ·
metinde göster ·
Ve Hazret-i Risâlet'den sonra Ka‘be-i şerîfi Emîrü'l-mü’mînin Hazret-i Ebâ Bekir ve Hazret-i Ömer ve Hazret-i Osmân ve Hazret-i Alî ve Hazret-i Mu‘âviye ve Hazret-i Zübeyr İbnü'l-Avâm ve Haccâc-ı Zâlim Yûsuf ve Âl-i Abbâsiyân'dan Ebû Ca‘fer Mansûr Devânıkî ve Mehdî Abbâs ve Musul halîfesi Eşref Şa‘bân ve Melik Eşref Barsbay ve Nûreddînü'ş-Şehîd ve Yûsuf Salâhaddîn ve Sultân Barkûk ve Sultân Ferec ve Sultân Kayıtbay ve Âl-i Osmân'dan Sultân Selîm ve Süleymân Hân ve Sultân Murâd-ı Sâlis ve Sultân Ahmed ve Sultân Murâd-ı Râbi‘ ki fâtih-i Bağdâd'dır ve Sultân İbrâhîm. Bu mezkûrûn halîfe-i zıllullâhın cümlesi ve niçe bin mülûk-i selef ve a‘yân-ı divel Mekke-i mükerremeyi tevsî‘ ü termîm edüp bâlâda tavsîf etdiğimiz üzre binâ olunup gûyâ cennet-i firdevs-âşiyân mekân oldu. Ve hâlâ ta‘mîr [ü] termîm olunup günden güne şehri ve Harem-i şerîfi ma‘mûr olmadadır. Ammerekallâhu ilâ inkırâzı'd-devrân.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y340a ·
metinde göster ·
Ve Haznedâr Musâhib Şâhin Ahmed Ağa sarâyı ve kızlar ağalığından mu‘tak Abbâs Ağa hânesi ve Müteferrikabaşı Şa‘bân Ağa hânesi ve sâdât hazretlerinin bihteri hânesi ve Yeniçeriyân kâtibi Bekir Efendi sarâyı. Ve Kansu Beğ sarâyı, Sultân (---) sarâyı imiş, vasfında lisân kâsırdır. Ve Musâhib Sâlih Ağa hânesi ve Baltacı Mehemmed Halîfe sarâyı ve dâmâdı sarâyı ve Süleymân Ağa sarâyı ve Yeniçeri Efendisi Mustafâ Efendi sarâyı ve Musâhib Halîl Ağa sarâyı ve Kaytâs Beğ sarâyı ve kızlar ağalığından ma‘zûl Nezîr Ağa sarâyı ve Boşnak Mehemmed Ağa sarâyı ve Emîrü'l-hac sarâyı ve sâdât hazretlerinin mihteri Ebü'l-mevâhib sarâyı ve Tüfengciler ağası Mustafâ Ağa sarâyı [ve] Yeniçeri Başçavuşu Ahmed Ağa sarâyı ve Süleymân Beğ sarâyı ve Süleymân Çavuş hânesi. Ve'l-hâsıl bu Fîl bürkesi sâhilinde yetmiş aded sarây-ı selâtîn-i selef ve iki yüz hâne-i mu‘azzam vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y132b ·
metinde göster ·
… arın âşiyânı ol makâm-ı mübârek idi. Hâlâ ol makâm-ı şerîfde niçe yüz pâdişâh-ı
selef ve
niçe bin şehzâdegân ömr-i nâzenînlerin telef edüp anda pinhândırlar. Ve,
Meşhed-i el-Muktazıd Billâh Dâvûd bin el-Mütevekkil Alallâh Muhammed: 32 sene halîfe olup Sultân Çakmak ile şâm Tarabulus'u gazâsında ma‘an feth edüp mansûr [u] muzaffer Mısır'a geldiklerinde sene 845 târîhinde el-Muktazıd Billâh merhûm olup Sultân Çakmak piyâde olup bükâ ederek cenâzesin ketfinde Sitti Nefîse'ye varınca götürüp Sitti Nefîse önündeki hulefâlar kubbesinde defn etdiler. Zîrâ cedd-i izâmları olan âl-i Abbâsiyânların âşiyânı ol makâm-ı mübârek idi. Hâlâ ol makâm-ı şerîfde niçe yüz pâdişâh-ı selef ve niçe bin şehzâdegân ömr-i nâzenînlerin telef edüp anda pinhândırlar. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y266b ·
metinde göster ·
Ve cümle tokuz mahalle ve elli üç mihrâb ve on biri cum‘a namâzı edâ olunur cevâmi‘-i selâtîn-i selef ve gayrı a‘yân mîrimîrân câmi‘leridir. Ammâ cümleden cemâ‘at-ı kesîreye mâlik çârşû içinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y375a ·
metinde göster ·