… i a‘zam oldu. Yeniçeri ocağında neşv [ü] nemâ bulup Arnavudü'l-asl idi. Bu dahi
selefi
Koca Vezîr gibi bir donanma-yı hümâyûn ile cezîre-i Girid'e asker gönderüp küff …
Andan yerine sene (---) târîhinde Kara Murâd Paşa vezîr-i a‘zam oldu. Yeniçeri ocağında neşv [ü] nemâ bulup Arnavudü'l-asl idi. Bu dahi selefi Koca Vezîr gibi bir donanma-yı hümâyûn ile cezîre-i Girid'e asker gönderüp küffârın Akdeniz'de zehresi çâk, eli vilâyetleri hâk oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 79a ·
metinde göster ·
İki yüz yigirmi birinci fasılBelde-i Tayyibe ya‘nî islâmıbol'da medfûn selef-i selâtîn-i Âl-i Osmâniyân'dan Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Gâzî'den İlâ-yevminâ hâzâ âsûde-hâl olan pâdişâhların merkad-i pür-envârlarının musanna‘ târîhleri ile ziyâretgâhları ayân u beyân ederista‘antü billâhi ve bihi'l-avn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 98a ·
metinde göster ·
… ) sene olup vefât etdükde cümle pâdişâhların 105a merkad-i âsitânları mülûk-i
selef-i
selâtînler ve şehzâdegânlar ile mâl-â-mâl olup Mustafâ Hân'a dünyâda bir câ-yı …
Bu hisâb üzre altı kerre pâdişâh olup müddet-i ömr-i azîzleri (---) sene olup vefât etdükde cümle pâdişâhların 105a merkad-i âsitânları mülûk-i selef-i selâtînler ve şehzâdegânlar ile mâl-â-mâl olup Mustafâ Hân'a dünyâda bir câ-yı râhat bulunmayup on yedi sâ‘at na‘ş-ı şerîfi meydân-ı musallâda kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 104b–105a ·
metinde göster ·
Hamd [u] sipâs ol Sâni‘-ı zerre ve şemme ve mülevven kâyinâta kim bu abd-i hakîri diyâr-ı ademden vücûda getürüp tâ‘ât [u] ibâdât etmeğe me’mûr etdi kim âyet Arapça emriyle evkât-ı hamseye me’mûr eyledi ve şerâ’it-i İslâm'dan salât [u] sıyâmı ve zekâtı (---)(---)(---) haccı kullarına farz eyleyüp emr-i Hakk'a imtisâlen her kulları edâ-yı farz edüp ibâdet ederler. Bu abd-i kemter dahi edâ-yı hacc eylemek arzûsıyla seyâhate tâlib ü râğıb olup "Âyâ, peder ü mâder ve birâder kahrından niçe halâs olup cihânı geşt [ü] güzâr edüp seyyâh-ı âlem olabilirim?" deyü bin kırk senesinin mâh-ı Muharrem'inin gurresinde piyâdece şehr-i İslâmbol içre serserî gezüp bâlâda cild-i evvelimizde İslâmbol evsâfın tahrîr etdiğimiz üzre şehr-i bî-misâl mahmiye-i Kostantıniyye'yi bi't-temâm ve'l-kemâl seyr [u] temâşâ edüp alâ kadri'l-imkân cemî‘î âsâr-ı binâları ve ibret-nümâ kârları ve'l-hâsıl cemî‘î imâretleri tavsîf edüp kırk yedi fasl üzre cemî‘î esnâfâtların pîr [ü] perverleri ve kânûn [u] kâideleriyle Sultân Murâd Hân Gâzî'nin Bağdâd gazâsına azîmetinin ordu alayın dahi tahrîr edüp Belde-i Tayyibe içre seyâhat u ziyâret ve temâşâ etmeğe arzumuz def‘ olup şeb [u] rûz, ışk [u] şevkimiz arz-ı mukaddese ve Bağdâd-ı behişt-âbâd [ve] Mekke ve Medîne ve Mısr u Şâm câniblerine azîmete bel bağlayup cild-i evvelimiz ibtidâsında tahrîr olunduğu üzre bir leyle-i mübârekede künc-i mihnethânemde hâb-âlûd iken bizzât Hazret-i Risâlet-penâhı rü’yâ-yı sâlihimde görüp dest-i şerîflerin bûs edüp "Şefâ‘at yâ Resûlallah" diyecek mahalde "Seyâhat yâ Resûlallah" demişiz. Mübârek, nikâbların küşâde kılup arz-ı cemâl edüp tebessüm-künân olup buyurdular kim "Şefâ‘atî ve seyâhatî ve ziyâretî, Allahümme yessir bi's-sıhhati ve's-selâme" deyü Fâtiha dediler. Cümle huzzâr-ı meclis ashâb-ı güzîn Fâtiha-i şerîfi tilâvet edüp cümle kibâr-ı ashâbın dest-i şerîflerin bûs edüp hâbdan bîdâr olduğumuz bâlâda mufassaldır. Hikmet-i Hudâ Arapça ertesi ale's-sabâh Gedikpaşa semtinde bir yâr-ı gâr-ı kadîmimiz Okçuzâde Ahmed Çelebi hânesine varup ânî gördüm, bir tedârik-i azîm ile Bursa şehrinin teferrücü ve ziyâretlerine âmâde olmuşlar. Ol yâr-ı vefâdâr-ı gamgüsâr eyitdi "Ey birâder-i cân-berâberim Evliyâ-yı mâ. Gel senin ile "Evvelu'r-refîk, sümme't-tarîk" fehvâsınca refîk olup beş-on gün içinde taht-ı kadîm-i evvel, sevâd-ı mu‘azzam olan Bursa şehrin seyr [u] temâşâ edüp kalbün âyînesi jeng-i gamdan mücellâ olup mahzûn gönlümüz şâd ve gam-gîn gönlümüz âbâd olup niçe bin ibret-nümâ âsârlâr ve niçe yüz erbâb-ı ma‘ârif cânlar ve mülûk-ı selef-i selâtîn-i âl-i Osmâniyân ve gayrı merâkıd-ı pür-envârları ziyâret edüp husûsan Hazret-i Emîr Sultân'ın âsitânesine yüz sürüp kalbimiz münevver olup cihân cihân cân sohbetleri edelim" dedikde hemân derûnuma bir âteş düşüp ol yâr-ı vefâdârın teklîfiyle tabî‘ata diyâr-ı Bursa'ya gitme arzûları gelüp gûyâ kıbel-i Hak'dan bir 221a ilhâm-ı Rabbânî olup Bismillah deyüp cümle huzzâr-ı meclis, ehibbâ ve dûstânlar, "Mübarek olup sâlimîn ü gânimîn avdet müyesser ola", deyüp hayr du‘â ile bir Fâtiha-i Seb‘u'l-mesânî tilâvet olunup hakîr dahi hemân ol mahalde peder ü mâder ü birâder [ü] hâher haberleri yok iken yigirmi nefer yârân-ı bâ-safâ ile Eminönü'ne gelüp bir Mudanya kayığına süvâr olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 220b–221a ·
metinde göster ·
… ‘in bir tâkinde asılıdır. Devlet-i Âl-i Osmân'da ibtidâ bu tabl çalınmışdır. Ve
selef-i
pâdişâhlarına mahsus sarây-ı müfîd [u] muhtasar bu kal‘adadır. Tâ Ebü'l-feth Su …
İç kal‘ada cümle iki bin hâne-i zîbâlardır ve kat-ender-kat sarây-ı âlîlerdir, ammâ bâğı ve bâğçeleri yokdur, teng büyûtlardır ve yedi mahalle ve yedi mihrâbdır ve bir hammâmdır. Çarsû-yı bâzârı yigirmi aded dükkânlardır. Câmi‘-i Sultân Orhân bundadır, tûlen ve arzen yüz on ayak câmi‘dir ve bir tabakalı bir minâresi vardır. Orhân Gâzî bunda medfûn olup Orhân Davulu dedikleri kırmızı kılıflı tabl-ı kebîr bu câmi‘in bir tâkinde asılıdır. Devlet-i Âl-i Osmân'da ibtidâ bu tabl çalınmışdır. Ve selef-i pâdişâhlarına mahsus sarây-ı müfîd [u] muhtasar bu kal‘adadır. Tâ Ebü'l-feth Sultân Mehemmed'e gelince pâdişâhların sarâyı bu idi. Gâhîce Gâzî Hudâvendigâr Murâd Hân-ı Evvel Edirne'yi sene (---) târîhinde feth edüp Edirne Sarâyı'nda sâkin idi. Ebü'l-feth sene (---) târîhinde İslâmbol'u feth edüp taht-ı sâlis olup Bursa'ya ve Edirne Sarâyı'na rağbet kalmayup Bursa Sarâyı hâlâ mu‘attaldır, ammâ ser-âbdarları, bennâları ve bostâncıları vardır. Ve bu İç kal‘anın cümle şâh-râhları hacer-i kebîrler ile pâk u pâkîze kaldırımlar düşelidir. Ve cümle hâneleri tarz-ı kadîm, ba‘zısı kâfirden kalmış hânelerin taş ve tula dîvârlarında üstâd-ı bennâ birer san‘at ile târihler tahrîr etmişler kim, gûyâ birer kıt‘a hüsn-i hatlardır. Ol hâneler ne kadar zamândır binâ olduğu târîhlerinden ma‘lûmdır ve cümle 223a hâneleri kârgîr binâ-yı zibâ ve serâpâ la‘l-gûn kiremit ile sütûhları mestûrdır ve cemî‘î hânelerin birer gûne serv-misâl musanna‘ ocakları var kim, biri birinden mevzûn şeş-hâne ve müdevver dûd-keşleri vardır. Ve câ-be-câ kal‘a içre servi ve ceviz dırahtları ve rez {üzüm} şecerleri vardır. Ve âb [u] hevâsı latîf mürtefi‘ zemîn olmağıla kal‘a halkı ten-dürüstdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 222b–223a ·
metinde göster ·
… ulemâ ve sulehâ ve meşâyih-i sâdât-ı kirâmları ve musannifîn ve mü’ellifleri ve
selef-i
vüzerâları ve sâ’ir a‘yân-ı kibârın ziyâretlerin ayân u beyân eder.
Evvelâ şehr-i Bursa'ya Âl-i Selçûkiyân ve Âl-i Osmâniyân'dan ibtidâ Osmâncık üç kerre muhâsara edüp yerine Orhân Gâzî'yi serdâr-ı mu‘azzam edüp Orhân Gâzî elinden Bursa şehri feth olaldan berü enderûn [u] bîrûnunda medfûn guzât-ı müslimînden cümle şühedâları ve feth [u] fütûhunda bulunan kibâr-ı evliyâullahları ve niçe bin ulemâ ve sulehâ ve meşâyih-i sâdât-ı kirâmları ve musannifîn ve mü’ellifleri ve selef-i vüzerâları ve sâ’ir a‘yân-ı kibârın ziyâretlerin ayân u beyân eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 237b ·
metinde göster ·
salâtîn kabirleri kurbunda mesîregâh-ı Kasr-ı Züvvâr ve şehrin (---) cânibinde …
Ve selef-i salâtîn kabirleri kurbunda mesîregâh-ı Kasr-ı Züvvâr ve şehrin (---) cânibinde mesîregâh-ı Oğlancık ve ana karîb teferrücgâh-ı Haydar Köşkü ve kûh-ı Ercîs'de Baba Rüten yaylası ve Baba Rüten-i Hindî 800 sene mu‘ammer olup sahâbe-i kirâmdan güzîde kimesnedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 66b ·
metinde göster ·
… î Dede na‘ş-ı şerîfi bir günde salb olunduğun nice bin ibâdullâh görünce taht-ı
selef-i
salâtîn ü mülûk olan Kayseriyye şehrinin cemî‘i muvahhid ve mu‘tekid âdemleri a …
bu âyet-i nass-ı kâtı‘ı tilâvet ederken yine kayd-bend ile götürüp arasta başında mukaddem iki aded maslûb 68a Abdî Dede'leri görünce "es-Selâmü aleyküm yâ Abdeyn-i ümmet-i seyyidü'l-kevneyn" deyince hemân maslûbeyn-i mukaddemeyn "Ve aleykümü's-selâm yâ Abdurrahmân Hû! Hû!" deyü aleyke alup yine amân vermeyüp salb edüp üç Abdî Dede na‘ş-ı şerîfi bir günde salb olunduğun nice bin ibâdullâh görünce taht-ı selef-i salâtîn ü mülûk olan Kayseriyye şehrinin cemî‘i muvahhid ve mu‘tekid âdemleri ale'l-ittifâk guluvv-i âmm edüp Abdî Dede'nin katline fetvâ veren şeyhülislâmı ve aleyhinde olan ulemâ-yı zâhirleri ve'l-hâsıl yedi nefer kimesneyi üç aded Abdî Dede yanına ale's-sevîyye yedi nefer kimesneyi salb edüp Abdîleri indirüp ol mahalde gasl edüp (---)(---) mahalde üçünü bir merkad-ı pür-envâra defn edüp hâlâ üçünün dahi seng-i mezârlarıyla ma‘lûm bir ziyâretgâh-ı hâss [u] âmmdır. Kuddise esrâruhum dâ’imen ve efâzallahu aleynâ mecâll-i fuyûzihim bi-mennihi ve keremihi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 67b–68a ·
metinde göster ·
… n vasatında vâki‘ olmuşdur. Ammâ burc [u] bârûları ol kadar âlî değildir. Lâkin
selef-i
mi‘mârî mühendisleri yine cümle ebrâcların ve dendân-ı bedenlerin ve mazgal del …
Evvelâ şehr-i Rûmdan add olunur bir vâsi‘ düz fezâda kal‘ası nehr-i Uluırmak kenarında şekl-i murabba‘ seng-i mutarraş ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir kim tâ şehrin vasatında vâki‘ olmuşdur. Ammâ burc [u] bârûları ol kadar âlî değildir. Lâkin selef-i mi‘mârî mühendisleri yine cümle ebrâcların ve dendân-ı bedenlerin ve mazgal deliklerin cümle hendese ile binâ etmiş bir kal‘a-i müzeyyendir ve cümle (---) aded kulleleri birbirlerine nâzırdır kim hîn-i muhâsarada her kullenin ceng-âver bahâdırları tüfeng ile kulleleri muhâfaza ederler ve bu kal‘anın dâ’iren-mâdâr etrafı (---) aded germe adımdır. Van ve Diyârbekir ve Erzurûm kal‘aları kadar büyük değildir ve cânib-i erba‘asında handakı (---) bu cirmde olan sûr-ı üstüvârın cümle etrâfında beş kapudur. Evvelâ Küçük kapu cânib-i garba nâzırdır ve Demir kapu semt-i kıbleye meftûhdır ve Kiçkapusu dahi taraf-ı kıbleye mekşûfdur. Ve Ereğli kapusu cânib-i cenûba nâzırdır ve Konya kapusu taraf-ı garba manzûrdur. Mezkûr kapuların dîdebânları ve bâcdâr [u] muhtesib âdemleriyle mâl-â-mâldır. Bu cirmde olan kal‘a içinde cümle (---) aded tahtânî ve fevkânî bâğ u bâğçesiz hâne-i mergûblardır. Ve derûn-ı hisârda her hayrât [u] hasenâtdan mevcûd olduğundan mâ‘âdâ zamân-ı Celâlî'de gılâl anbârları vardır, ammâ cebehânesi yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 70a ·
metinde göster ·
{Ermenî târîhlerinde bu Sîv-asvâs Sivas'ı binâ edüp ana Geyümers Şâh derler. Bir kavllerinde Sivas'ı Dahhâk-ı mârî inşâ etdi derler, ammâ Geyümers Sivas'da medfûndur}. Bunun zamânında şehr-i Sivas eyle ma‘mûr idi kim sahrâ-yı Sivas'da aslâ zirâ‘at olunur arz-ı mezra‘a yok idi. Tâ nehr-i Kızılırmak kenarına dek ma‘mûr [u] âbâdân yerler idi. Hâlâ eser-i binâları zâhir ü bâhirdir. Niçe bin mülûk [u] salâtînden selef-i salâtînlere değüp âhir dest-i İslâm'a Âl-i Abbâsiyân'dan ba‘de hicreti'n-nebeviyye Bağdâd halîfesi emîrü'l-mü’minîn Hârûnu'r-Reşîd'in destine Seyyid Battâl Ca‘fer Gâzî i‘ânetiyle dest-i İslâm'a girüp dâr-ı İslâm oldu ve yine küffâr istîlâ edüp Seyyid Battâl şehr-i Malâtiyye'de mütevellid olup anda sâkin olmağıla her bâr bu Sivas üzre şebhûnlar edüp Me’mûn Halîfe ibn Hârûnu'r-reşîd asrında yine feth olup Seyyid Battâl İslâmbol fethinden sonra Üsküdar'da muhâfazada iken İslâmbol içre bâ sulh Silivrikapusu'nda {kalup dest-i küffârda cümle} şehîd olan guzât-ı müslimînin ahvâl-i pür-melâlin ve İslâmbol'a küffârın istîlâsın istimâ‘ edüp Kız kullesinden İslâmbol teküru kızın kapup hâlâ Seyyid Battâl kasabası olan mahalle Seyyid-i Battâl ma‘şûkası olan duhter-i nâ-şükûfte ile ol mahalle geldikde Seyyid Battâl hâb-âlûd iken akîbinden kovan şebhûncu küffârlar Seyyid Battâl üzre hücûm etdiklerinde Seyyid Battâl ma‘şûkası olan kral kızı Battâl Gâzî'nin üznüne isâbet edüp şehîd olduğun Sivas küffârları istimâ‘ edüp her tarafdan niçe yüz bin Ermenîler hurûc edüp yine şehr-i Sivas'a istîlâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 73b ·
metinde göster ·
… i-i sağîri Zühdî Efendi ve Hazînedâr Ahmed Ağa ve Mühürdâr Osmân Ağâ ve hakîrin
selefi
imâm efendi ve re’îsü'l-küttâb Mevkûfâtî Muhammed Efendi, bunlar sikadan müdebb …
Melek Ahmed Paşa efendimizin zamân-ı sadâretinde bunun emsâli niçe bin tedbîrât [u] hâdisât zuhûr edüp kimi hüsn-i tedbîr oldu. Ekalli sû-i tedbîr olup yine cümle ocak halkı meşveretiyle asker-i İslâm'ın bir mevâcibi kalmayup üç aydan ulûfeler çıkup her taraf ma‘mûr [u] âbâdân idi. Eğer sadâreti hâlinde olan cemî‘i rûz-merre olan vakâyi‘âtı ferâden ferâdâ tahrîr etsek başka bir mücelled tomar-ı edvâr olur. Ammâ cemî‘i halk ile hüsn-i zindegânîsi var idi ve halûk [u] hamûl idi. Ve hizmetinde akl-ı Aristo zî-akl ve müstakîm ve âkıbet-endîş âdemler saklardı. Hatta kethüdâsı Diyârbekir'in Çirmik'inden Kudde Mehmed Kethüdâ ve tezkireci-i kebîri Gınâyî Efendi ve Tezkireci-i sağîri Zühdî Efendi ve Hazînedâr Ahmed Ağa ve Mühürdâr Osmân Ağâ ve hakîrin selefi imâm efendi ve re’îsü'l-küttâb Mevkûfâtî Muhammed Efendi, bunlar sikadan müdebbir, kâmil, sâhib-ayâr nedîmler idi. Taşra huddâmlarından defterdâr Zurnazen Mustafâ Paşa'yı ma‘zûl edüp Kırkçeşmeli Emîr Paşa'yı defterdâr edüp sû-i tedbîr etdi. Zîrâ tammâ‘ ve hemec ve mühmil âdem idi. Ve Koca İbrâhîm Ağa'yı çavuşbaşı etdi. Münâfık ve müfsid ve devr-i ebvâb ederdi. Ancak Bektâş Ağa ve Kara Çavuş ve Çelebi Kethüdâ ile ve Şeyhülislâm Bahâyî Efendi ile hüsn-i ülfet edüp her umûrun anlar ile meşveret edüp onların sözlerine amel ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 98b ·
metinde göster ·
Andan Süleymân Hân taht-gâh-ı selâtîn-i Âl-i Abbâsiyân'dan ve niçe mülûk-ı
selef-i
şâh-ı şâhâna âşiyân olan sarây-ı âbâdâna girüp taht-gâh-ı Âl-i Osmân olur. Hemâ …
Andan Süleymân Hân taht-gâh-ı selâtîn-i Âl-i Abbâsiyân'dan ve niçe mülûk-ı selef-i şâh-ı şâhâna âşiyân olan sarây-ı âbâdâna girüp taht-gâh-ı Âl-i Osmân olur. Hemân ol ân Süleymân Hân 334b âsitâne-i Abdülkâdir-i Cîlânî'ye piyâdece gidüp yüz sürer ve tathîr ü termîme ol ân cidd-i ihtimâm eder. Ve İmâm-ı A‘zam hazretlerinin de imâretin fermân edüp yüz bin altun masrûf eder ve ol etrâf-ı erba‘ayı telvîsât-ı Kızılbaş'dan pâk eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 334a–334b ·
metinde göster ·
… ş hâk-i Basra'[y]a saky etmiş on iki bin tur‘a idi kim her birini birer mülûk-ı
selef-i
selâtîn-i Âl-i Sâsâniyân u Keyâniyân u Ekâsire ve Âl-i Emeviyyûn u Âl-i Abbâsiy …
Evvelâ şehr-i Basra ve kal‘a-i Dâru'n-nasra deryâ-misâl nehr-i Şattu'l-Arab'ın sâhilinde vâki‘ olup nehr-i Şat ve nehr-i Furât'dan münşa‘ib olmuş hâk-i Basra'[y]a saky etmiş on iki bin tur‘a idi kim her birini birer mülûk-ı selef-i selâtîn-i Âl-i Sâsâniyân u Keyâniyân u Ekâsire ve Âl-i Emeviyyûn u Âl-i Abbâsiyân ve niçe yüz mülûk bu hâk-i Basra'yı imâr etmeğiçün turalar cereyân etdirüp her bir tur‘a ve halîc ve havuzlarda gemiler yürürdü. Niçe bini mürûr-ı eyyâm ile mu‘attal olup hâlâ altı yüz aded tur‘alar Şatt u Furât tuğyânında cereyân edüp vilâyet-i Basra'yı saky ederek her nehr-i tur‘ada keştîler şinâverlik eder ammâ cümle nühûrlardar mu‘azzam bahr-i Şattu'l-Arab'dır kim Basra önünde deryâ-misâldir. Basra'dan aşağı bahr-i Hürmüz'de bahr-i Muhît'e mahlût olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 362a ·
metinde göster ·
Cümle (---) aded mihrâbdır. Cümleden mükellef ve mükemmel câmi‘-i
selef-i
selâtîn kal‘a içinde Hân Sarâyı kurbünde Ulucâmi‘, sene (---) târîhinde (---) ( …
Cümle (---) aded mihrâbdır. Cümleden mükellef ve mükemmel câmi‘-i selef-i selâtîn kal‘a içinde Hân Sarâyı kurbünde Ulucâmi‘, sene (---) târîhinde (---)(---) binâsıdır. Bundan ulu câmi‘ yokdur. Cümle amûdlar üzre kârgîr kemerler ile toloz binâlı câmi‘-i kadîmdir. Lâkin kurşum örtülü değildir. Serâpâ Horasânî kireç binâ ile mestûr mezgitgâh-ı ma‘mûrdur. Mezheb-i Şâfi‘î'de cum‘a namâzı sahîh olsun içün bu câmi‘de salât-ı cum‘a edâ olunur câmi‘-i azîmdir. Ammâ sâ’ir diyârın cevâmi‘leri gibi maslûbât âvîzeler ile ve harîr halıçalar ile döşenüp müzeyyen değildir. Ammâ gâyet cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir. Ve ancak bir minâresi var imiş, zelzeleden münhedim olup nısfı kalmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 378a ·
metinde göster ·
Rûm u Arab u Acem kavilleri üzre bu kal‘anın bânîsi ibtidâ Hûşeng Şâh'dır. Anda …
Müverrihân-ı selef-i Rûm u Arab u Acem kavilleri üzre bu kal‘anın bânîsi ibtidâ Hûşeng Şâh'dır. Andan niçe mülûk-ı kudemâya intikâl edüp İskender-i Yunan asrında Dârâ Şâh'ın tahtgâhı olup bu şehr-i azîmde İskender Dârâ Şâh'a rağmen harâb etdi. Zîrâ ol asırda bu edîm-i arzda Dârâ Şâh'dan ulu pâdişâh-ı şâh-ı şâhân yok idi. Ba‘dehû İskender-i Yunan hurûc edüp diyâr-ı Rûm-ı edna'l-arz-ı ân-merzibûmu cümle kabza-i teshîre alup arz-ı Irâkeyni feth etmeğe ihtimâm-ı tâm edüp Irâk-ı Arab kim kal‘a-i Haleb'dir ana istîlâ etdi. Andan Dârâ Şâh'ı zebûn edüp arz-ı Irâk-ı Acem kim Bağdâd'dır, ana da mâlik oldu ve ba‘dehû Dârâ Şâh merhûm olup İskender Dârâ'nın ehl-i beytlerin cümle Anadolu diyârında Menteşa hâkinde Rodos cezîresi mukâbelesinde Dârâhiyye nâm kazâ-yı fezâda Dârâ Şâh'ın duhter-i pâkîze-ahterlerin anda haps edüp Sönbeki cezîresi küffârların Dârâ Şâh kızları üzre dîdebân nasb etdi. Hâlâ ol kazânın vech-i tesmiyyesi Dârâ Şâh kızları anda sâkin olduğiyçün Dârâhiyye kazâsı derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 391a ·
metinde göster ·
… bir refî‘ü'l-bünyân ve halkı halîm ü selîm ve sâhibü'ş-şân âdemlerdir. Üstâd-ı
selef-i
mühendisîn var makdûrun sarf edüp alâ mehil bir kal‘a inşâ etmişdir kim hâlâ se …
Nehr-i Tuna sâhilinde Belgrad tarafında çâr-kûşe bir seng-i tırâş kal‘a-i savaşdır kim cemî‘i ahcârları Ferhâd-vâr tîşe-i üstâd mi‘mârdan çıkup mücellâ ve musaykal dîvâr-ı serâmeddir. Hakkâ ki Âl-i Osmân elinde eyle bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn hisâr-ı kadîm ve sûr-ı azîm yokdur ve eyle bir rabât-ı müzeyyen ve şehr-i medyendir kim binâsı bir refî‘ü'l-bünyân ve halkı halîm ü selîm ve sâhibü'ş-şân âdemlerdir. Üstâd-ı selef-i mühendisîn var makdûrun sarf edüp alâ mehil bir kal‘a inşâ etmişdir kim hâlâ seyyâhân-ı berr [ü] bihâr içre memdûh olup hasretü'l-mülûk bir kal‘a-i mahbûbdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 182b ·
metinde göster ·
Der-beyân-ı âsâr-ı ibret-nümâ: Bu mezkûr bâzâr yerinin kıblesi tarafındaki ravza-i cinânlar misilli bâğçeler içinde Papas kuyusu nâm bir âb-ı hayât bi’r-i azîm var. Mâh-ı Temmûz'da suyu yah-pâre-misâldir. Ol çâh-ı zülâlin ağzındaki yek-pâre bir azîm mermer ağızlığı var. Üstâdân-ı selef-i mermer-bürân bu kuyu ağzı mermeri etrâfına gûnâ-gûn sihr-i i‘câz mertebesi tasvîrler olmuş kim her biri zî-rûh zann olunur. Zamânemiz üstâdları kalemin urmada âcizlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 209a ·
metinde göster ·
… âsâr-ı binâları ve cümle ic kal‘a tılısmâtların ve sarây-ı azîm-i şâhân mülûk-i
selefi
beyân eder.
(---) 28 varakda, nârin kal‘anın on üç kat bölme hisârın ve yeniçeri odaların ve Kara Meydân kal‘ası bâğçesi ve kasrın ve Kara Meydân'ın tûlü ve arzın ve iç kal‘a cirmin ve âsâr-ı binâları ve cümle ic kal‘a tılısmâtların ve sarây-ı azîm-i şâhân mülûk-i selefi beyân eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y454a ·
metinde göster ·