meger yalavaç çın-oḳ keçti anda öŋdin yalavaçlar eger ölse azu öldürülse yanġay …
144 ermez muhammed salla’llahu ve sellem meger yalavaç çın-oḳ keçti anda öŋdin yalavaçlar eger ölse azu öldürülse yanġay erdiŋiz [mü] kiḍinleriŋiz üze kim kim yansa iki ökçesi üze hiç ziyan ḳılmaġay taŋrıḳa nerse her-ayine yanut bėrür taŋrı şükr ḳılġanlarḳa
… dehu sene 1043 târîhinde yine Yahyâ Efendi sâlisen şeyhülislâm-ı mü’ebbed oldu,
sellemehullâh
. Hakîre Çehârşenbebâzârında Tavâşî Mehemmed Ağa câmi‘inin ser-mahfilliğin ve de …
Ba‘dehu sene 1043 târîhinde yine Yahyâ Efendi sâlisen şeyhülislâm-ı mü’ebbed oldu, sellemehullâh. Hakîre Çehârşenbebâzârında Tavâşî Mehemmed Ağa câmi‘inin ser-mahfilliğin ve devir-hânlığın ve na‘thânlığın ihsân edüp her cum‘a na‘t-ı şerîf-i Server-i dü-cihânı hidmetinde olup cihân cihân Yahyâ Efendi'nin hayr du‘âları evrâdına müdâvim olup her cum‘a huzûrlarına varmağa mülâzım idik. Eğer evsâf-ı hüsniyyâtın tahrîr eylesek bir müdevven olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 74a ·
metinde göster ·
… e imâmân ile amel ederler. Hatta "kâle Hazret-i Alî sallallahu Te‘âlâ aleyhi ve
sellem
" deyü kelâm-ı Alî tilâvet ederler. Belî hadîs-i sahîh dahi nakl ederler ammâ ke …
Der-sitâyiş-i dârü'l-hadîs: Cümle yedi yerde dârü'l-hâdîs-i Nebevî vardır. Lâkin ulemâları ilm-i hadîs ile şöhret bulmamışlardır. Hemân kelâm-ı Hazret-i Alî ve kelâm-ı düvâzde imâmân ile amel ederler. Hatta "kâle Hazret-i Alî sallallahu Te‘âlâ aleyhi ve sellem" deyü kelâm-ı Alî tilâvet ederler. Belî hadîs-i sahîh dahi nakl ederler ammâ kelâm-ı Alî makbûldür. Niçe bin hadîs-i Murtazâ kitâbları vardır. (---)(---)(---)(---)(---)299b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 299a–299b ·
metinde göster ·
Der-sitâyiş-i veliyyü'n-ni‘am Defterdârzâde Mehemmed Paşa,
sellemehullah
. Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimiz ol vezîr-i dilîrdir kim sene (---) târîh …
Der-sitâyiş-i veliyyü'n-ni‘am Defterdârzâde Mehemmed Paşa, sellemehullah. Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimiz ol vezîr-i dilîrdir kim sene (---) târîhinde Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘in defterdârı keremkâr Mustafâ Paşa'nın nûr-ı dîdesi idi. Pederleri Bosnaviyyü'l-asl Hersek sancağında Novesin nâm kasaba-i hâk-i amber-i pâkden gelüp Ekmekçizâde Ahmed Paşa hizmetinde olup Sultân Ahmed Hânî'de başbakıkulu, andan Murâd Hânî'de müstakil defterdâr paşa oldu. Ba‘dehû sene (---) mâh-ı Şa‘bân-ı mu‘azzamının yigirmisinde Sadrıa‘zam Receb Paşa ve Şeyhülislâm Hüseyin Efendi telkîniyle Yeniçeri Ağası Hüseyin Halîfeyi ve Mûsâ Çelebi kim musâhib-i şehriyârî idi, anı ve Defterdâr Mustafâ Paşa kim efendimiz Mehemmed Paşa'nın peder-i azîzidir, bu üç mazlûmu kul eşkıyâları bi-gayr-i hakkın katl edüp Defterdârı Atmeydânı'ndaki çınar-ı müntehâya habl-i tavîller ile sinirinden baş aşağı salb etdiler. Ve niçe mazlûmun hûn-ı nâ-hakkın Atmeydânı'nda beyâz kar üzre döküp vücûd-ı insân, kar ile yeksân olup Atmeydânı'yken et meydânı olup azîm gulgule ve fitne ve fesâdlar olup efendimiz Defterdâr Paşa'nın Süleymâniyye'deki sarâyın ve Hisâr'daki yalısın nehb ü gâret etdiler. Efendimiz Mehemmed Paşa bu sa‘îd, şehîd [ve] maslûb-ı pâ Mustafâ Paşa'nın ferzend-i ferhunde-ahteridir. Vâlidesi, efendimiz Melek Ahmed Paşa'nın akrabâlarından olmağıla bu hakîrin dahi vâlide-i müşfikamız ile hâlite-duhterleri idi. Mehemmed Paşa efendimizle üns [ü] ülfetimiz ol cihetdendir. Kendüler Süleymâniyye'de mütevellid olup hâk-i İslâmbol'dandır. Rûznâmeci İbrâhîm Efendi, paşayı on dördüne bâliğ iken hıfz [u] hırâset ile terbiye edüp ilm ü kemâl ü ma‘rifet sâhibi olup bir pençe-i âfitâb, nûr-ı İlâhî bir civân-ı mâh-tâb idi. Pederlerinin çerâğ-ı efrûhtesi Hasan Beğ terbiye ile kûşe-be-kûşe pinhân ederek sâhib-i rîş olup bir tüvânâ fetâ-yı âlî-vakâr idi. Cemî‘î ulûmdan haberdâr olup ilm-i kitâbet ve ilm-i inşâda ve ilm-i lûgatda ve ilm-i arûzda bahr-i ma‘ânî ve erbâb-ı ma‘ârif silkine münselik olup Kara Mustafâ Paşa kendülere Kâğız emâneti ihsân edüp erbâb-ı dîvândan olup üst hil‘at ile sâ’ir hâceler gibi dîvân kurardı. Ba‘dehû Anadolu muhâsebecisi olup İbrâhîm Hân cülûsu evâ’ilinde serbevvâbân-ı dergâh-ı âlî {olup} cümle kapucubaşılara tasaddur edüp ser-efrâz [u] mümtâz-ı cihân oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 336b ·
metinde göster ·
… şerîfi kırâ’at edüp "Bre meded, bu sır bunda kalsın" deyüp "men hafaza'l-lisâne
selleme
mine'l-afat" deyüp keşf-i râz etmeyüp summun bükmün durdı. Ol gün İpşir Paşa ta …
asrında (---) mansıbiyle ber-murâd olmuş Bosneviyyü'l-asl bir Oğuz âdem idi. Hîle ve hud‘adan berî, zemm ü nemm ve gıybet ü mesâvî ve kizb ü bühtândan ârî vüzerâların düşman üzre varıcı Varvar'ı idi. Ve gâyet mu‘tekid olduğundan her hoş-âmed âmedî kelâmı tasdîk etmeğe meftûn idi. Ve re’y [ü] tedbîrde hüsn-i tedbîr etmeyüp sû’-i tedbîre ilkâ edenlere tab‘iyyet ederdi. Ve devleti gûyâ istidrâc ve kemâl-i hıffet ile ve akl-ı kıllet ile meşhûr-ı âfâk idi. Ancak salâh-ı hâl ile mümtâz-ı ser-firâz idi. Hikmet-i Hudâ bir gün İpşir Paşa'dan ve Küçük Çavuş Paşa'dan mektûblar gelüp vâfir mesrûr [u] handân oldu ve mektûbları kırâ‘at etdirüp gûyâ raks edüp "İşte İpşir oğlum gelmededir. Senin paşan onun hakkında bana neler yazar. Al imdi bu mektûbları paşana götür" deyü İpşir Paşa ve Küçük Çavuş Paşa ve kendü mektûblarıyla hakîre bir kîse guruş ve Köprülü mâlından rahtile bir küheylân at ve bir Gürcî gulâmı ve ana bir küheylân at ve bir kat esbâb. Kankırı nâhiyelerinde Bozoğlan kurâsından çıkup mütevekkilena'l-allah cânib-i şimâle üç günde ılgar edüp Engürü sağımızda kalup Murtatovası içinde bir vâsi‘ sahrâda menzil-i karye-i (---) paşa ile mülâkât olup "Bre Evliyâm! Safâ geldin. Ammâ ne çok eğlendin" dedikde ahvâl-i pür-melâl [ü] ser-güzeşt [ü] ser-encâmı bir bir takrîr edüp paşa âlem-i hayretde kalup tebessüm edüp, yakında görürsün, deyüp ibtidâ Varvar'ın mektûbun okuyup âteş-pâre olup "Görürsün mel‘ûn ahmak potur" deyüp İpşir Paşa'nın Varvar'a gönderdiği mektûbu kırâ’at edüp güle güle tamâm olup mektûbu hakîre atup "Nazar eyle" dedi. Hakîr İpşir mektûbun kırâ’at edüp ol kadar iltiyâm u mudârâ vü imhâl ve niyâz-gûne girişmeler tahrîr eylemiş kim istimâ‘ edenin aklı gidüp "İpşir Paşa, Varvar Alî Paşa'nın abd-i memlûkü olmuş" der. Paşa mektûblardan sonra ol deryâ-dil paşa-yı kâmkâr buyurdular kim "Biz anın ta'n-âmîz mektûblarına nazar etmeyüp yine mudârâyı elden komayalım" deyü latîf edâ ile mektûblar yazmak sadedinde iken âsitâne tarafından bir hünkâr hasekisi ve Kapu kethüdâmız Siyâvuş Ağa'nın hazînedârı Kâtib Alî Çelebi hatt-ı şerîf ile gelüp ol sâ‘at dîvân-ı pâdişâhî olup hatt-ı şerîf kırâ’at olunup mefhûm-ı hatt-ı şerîf oldur kim "Eğer başın gerek ise bir ân ve bir sâ‘at durmayup mükellef ve mükemmel askerinle mâh-ı Cemâziyelâhirin gurresinde bi-eyyi vechin kâne İpşir Paşa ve Çavuş Paşa ve Bâkî Paşa ve Ketağaç Paşa ve Seydî Ahmed Paşa ve Şeh Gâzî Beğ ile cümle yek-dil ü yek-cihet olup Varvarlının başı ya başın ve illâ eğer inâd u muhâlefet ve müsâmaha edersen bunda olan evlâd [u] ıyâlini cümle katl edüp cümle mâl [u] menâlin kabz olunur. Ve eğer ol âsînin hakkından gelüp Varvar'ın başın serîr-i sa‘âdetime gönderüp edâ-yı hizmet edersen hâlâ hasekimde olan Mısr eyâleti hatt-ı şerîfime amel edüp bu cânibe mürâca‘at etmeden bilâ-câ’ize tarafından bir mükellef ve muhteşem ve umûr-dîde ağanı Mısır'ın şehr havâleliğine gönderesin. Hatt-ı hümâyûnuma amel edüp fermân-ı şerîfim eyle sâdır olmuşdur. Ve's-selâm." Paşa dahi "emr 364a pâdişâmındır" deyü derhâl nefîr-i rıhlet çalınup bin mikdârı asker ile tuğu ileri gönderüp hasekiye bir kîse harc-ı râh verüp kethüdânın haymesinde mihmân eyleyüp ertesi gün hikmet-i Hudâ Varvar Alî Paşa'nın çâşnigîrbaşısı gelüp Âsitâne tarafından {Varvar Alî Paşa'ya} gelen emirleri ve hatt-ı şerîfi getirüp paşa kırâ’at etdükde mazmûn-ı hat oldur kim "Vezîrim Varvar Alî Paşa lalam! Cirmin afv olunmuşdur. Defterdâroğlu celâlî Erzurûm'a ve Engürü'ye mutehassın olmak murâd edüp ısyân [u] tuğyânı zâhir olmuşdur. Hatt-ı şerîfim vardıkda bir ân durmayup memâlik-i mahrûselerimde nerde bulursan katl edüp yâ başı, yâ başın. Edâ-yı hizmetden sonra sana Mısr'ı bilâ-avâ’id ve lâ-fevâyid ihsânım olmuşdur" deyü hatt-ı şerîfi kırâ’at edüp "Bre meded, bu sır bunda kalsın" deyüp "men hafaza'l-lisâne selleme mine'l-afat" deyüp keşf-i râz etmeyüp summun bükmün durdı. Ol gün İpşir Paşa tarafından çâşnigirimiz gelüp "İpşir Paşa, Karaman eyâletiyle Varvar ile celâlî olmağa gider" deyü haberler geldi. Ol gice Varvar'a mektûblar yazılup Varvar'ın katli hakkına paşaya gelen hatt-ı şerîfi Varvar mektûbiyle ale's-sabâh hakîre verüp ol gün ol gice ılgarup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 363b–364a ·
metinde göster ·
Evvelâ ba‘de'z-zuhr sehl ceng [ü] cidâl Çerkeş sahrâsında sehl 365b aralanup Çerkeş Kadısı Nesîmî Efendi ve niçe a‘yân-ı şehr ile atlanup İpşir Paşa'ya gazânız mübârek ola, demeğe azîmet ederken niçe bin na‘şe-i ümmet-i Muhammed'in kellesi galtân ve mecrûh-ı sînân ve tu‘me-i şimşîr-i dendân olup rimâl-i türâb üzre pâymâl olan ibâdullahın la‘l-gûn hûnu sahrâ-yı Çerkeş'i lâle-zâr iken la‘l-gûn etmiş. Kimi mecrûh, âh [u] enîn eder, kimi feryâd [u] nâlân edüp sürünerek gider. Bu hâl-i pür-melâli görüp hakîr bükâ ederek Varvar Alî Paşa'nın otâğ-ı menhusuna varup dâhil oldukda atdan nüzûl edüp ibtidâ hakîr seke seke İpşir Paşa huzûruna varup zemîn-bûs eder şekli iltiyâm edüp şehr kadısı ve gayrılar dahi "Gazânız kutlu ola" dediklerinde cümlemize hıtâben, oturun deyüp hakîre eydür "Sen bu dâ’irede nişlersin Evliyâ" dedi. "Sultânım! Mehemmed Paşa karındaşınızdan Alî Paşa pederinize mektûblar getirdim" dedim. "İşte senin paşan bu fakîr Alî Paşa'yı başdan çıkarup celâlî edüp kendi darıya çıkup gen yakadan temâşâcı oldu. İnşâallahu'r-rahmân yakında anın dahi Varvar gibi hakkından gelinir" dedikde hakîrin derûnunda niçe ilzâm edecek kelimâtlar var idi. Ammâ "men hafaza'l-lisâne selleme mine'l-afat" hadîsiyle amel edüp summun bükmün olup âsûde-hâl durdum. "Tiz Köprülü Mehemmed Paşa peder-i azîzim ve Kara Sefer Paşa birâderim zencirden çıkarup huzûruma getirin" dedikde ân-ı vâhidde ikisin dahi huzûr-ı İpşir'e hâzır edüp İpşir ağaya kalkup Köprülü Mehemmed Paşa'nın ak sakalın bûs edüp bir kat libâs-ı fâhire ile bir semmûr kürk giydürip üst yanına alup el ele verüp müşâvere ederek, eyle olur baba, deyü Sefer Paşa'ya dahi hem-çünân bir kat esbâb ile mülebbes edüp öbürleri zincirde dursunlar, dedikde Köprülü eydür: "Sultânım! Anlar bizim ile bozulup esîr olmuşlardı" deyince "Siz anlara karışman" deyüp "Tiz Varvar babanız dahi getirin. Mehemmed Paşa babamızla mürâfa‘a-i şer‘ olsınlar" deyüp ol ân Varvar Alî Paşa'yı yine semmûr kürküyle İpşir huzûruna getirüp cümle huzzâr-ı meclis ve İpşir Paşa ve Köprülü Paşa ayak üzre kalkup ta‘zîm edüp zahmdâr olmağıla Varvar'ı otâğının ke'l-evvel yerinde karâr etdirdiklerinde "Şükür Yâ Rabbî! Bu hâle" deyüp hâmûş oldu. Ammâ güyâ meyyit-i müteharrik idi. Zîrâ hışt zahmı kendüyü almış idi. Hemân Köprülü ve Kara Sefer Paşa "Niçesin Koca Varvar Alî Paşa! Bu fenâ dârı gurûruna dayanup bizi giriftâr-ı bend-i hicrân eyledin. "Men dakka dukka" cihânı idüğün bilmedin mi? Kanı bu kadar mâl [u] mâ-melekim, kanı bu kadar kul [ve] karavaşlarım. Bizi Kurşumlu'da bozup kırıp tûğlarının önünde bizi yalın ayak ve başı kabak piyâde aç ve susız yürütdün. Kanı ırz-ı vezâret, kanı ırz-ı Âl-i Osmân, kanı zâlim bu kadar mâlım" deyince hemân Varvar eydür: "İşte İpşir oğlum, sizin üçünüzün mâlına ve benim mâlıma tama‘ edüp üç bin kiselik dörd vezîr mâlı bu İpşir oğlumdadır. Bundan taleb eylen" deyince hemân İpşir şetm-i galîz ile eydür: "Bre ak sakalı şimdi kızıl kanda boyanacak, ben senin neni aldım" deyince hemân Varvar-ı bî-âr gayret-i hamiyyete gelüp şütûm-ı gûnâ-gûn ile İpşir'e hitâb edüp eydür: "Bak a hayınlık ile Erzurûm'da Celâlî Abaza Paşa'dan berü bağrı pişmiş niçe bin kerre oğlanlığa düşmüş, ben senin ehlini hâtırın içün zinâ etdirmeği kabûl etmeyüp senin ırz [u] gayretin içün Sivas'dan azli kabûl edüp ehlini Allah emâneti Tokat kal‘asına koyup bu kadar sekbân [ve] sarıca ile muhâfaza etdirüp ehlini günden ve gölgeden sakındım ve nâmım, pâdişâha âsî oldu deyü şâyi‘ oldu. Hâşâ ki âsî olaydım. Şeri‘âte itâ‘at edüp zinâ etdirmeğe rızâ vermediğim ecilden bu Köprülü ve Kara Sefer ve Hüseyin Paşa nâm bed-baht habîsler üstüme gelüp "Sen niçün İpşir'in avretin pâdişâha zinâ etdirmeğe vermedin" deyü başıma üşdüler. Bir bî-günâh olduğumdan ve şerî‘âte itâ‘at etdiğimden Cenâb-ı Bârî bana mu‘în ve zahîr u yârî olup bunları münhedim edüp mansûr u muzaffer olup bunları zincîre dizdim. Sana i‘tikâd edüp oğlum İpşir'dir deyü i‘timâd etdim. Yohsa ben seni bu Köprülü ve Kör Hüseyin Paşa'dan bed-ter ederdim. Hay hay gidi Defterdâroğlu Mehemmed Paşa hakkâ ki âkıl vezîr-i sâhib-tedbîr imiş. Sakın İpşir dediğin oğlundan! Babakdır, andan gaflet üzre olma, deyü mektûblar gönderirdi. Aslâ vücûd vermeyüp senden geçmezdim. Ben bana düşeni etdim. Adüvlerimden merd-i meydânlık ile intikâm aldım. Sen babaklık nâmıyla meşhûr-ı âfâk olup bed-nâm oldun. Şimden gerü şu başımı kesüp avretinin fercine sok" deyü hayli zebân-dırâzlık edüp eydür: "Ben etdim, buldum. Sen de gör niçe bulursun. Bu kevn-i keç-revin hükmü budur" deyü hâmûş-bâş oldu. Ammâ zahm kendüyü alup bî-tâb u bî-mecâl etdi. Bu mahalde Köprülü Mehemmed Paşa 366a eydür: "Mezâ mâ-mezâ, olan oldu ve giden gitdi. Biz pâdişâh emriyle münhedim olup mâldan hizmetkâr başlarından ayrıldık. Sen dahi başın havfine düşüp böyle giriftâr olduk. Gün ahşamlıdır, gelin helâllaşalım" deyüp cümlesi Varvar'dan ve Varvar anlardan helâllık dileyüp birbirleriyle öpüşüp görüşüp barışup ağlaşdılar ve dünyâ ve âhiret hakkın helâl edüp Köprülü ve Kara Sefer Paşa çadırlarına gidüp İpşir ile Varvar otakda kalup İpşir eydür: "Zincirde haps olan Hüseyin Paşa'yı ve Amâsiyyeli Hacı Efendi oğlunu getirin" dedikde der-akab Kör Hüseyin Paşa'yı ve Hacı Efendi oğlun zebânîler zincir ile keşân-ber-keşân getirüp Hüseyin Paşa gelince yer öpüp Varvar'a "Bre zâlim! Beni niçün bu kadar zamân Köprülü karındaşım ile haps etdin" dedikde İpşir eydür: "Bre mel‘ûn! Mukaddemâ bu âdemi âsî etdin, ba‘dehû sana emirler gelüp Köprülü'yle Varvar üzerine gelüp bozuldun. Varvar'ın ibtidâ ısyânına sen ve bu Hacıoğlu sebep olmuşdur. Eyle değil mi baba" deyü İpşir Paşa, Varvar Alî Paşa'dan su‘âl etdikde Varvar Paşa aslâ cevâb vermeyüp "tiz cellâd" deyü otakda Varvar'ın gözü önünde Amasiyyeli Kör Hüseyin Paşa'nın ve Hacı Efendi oğlunun kelleleri kesilüp galtân olunca Varvar eydür: "Bre zâlim! Anların cürmü nedir? Benim üzerime emr-i pâdişâhîyle geldiler, bozdum ve bu kadar mâlların aldım ve zincire urdum. Şimdi benim zincirimden Köprülü gibi halâs edecek iken ol derd-mendlerin kellelerin kesdin. Huzûr-ı Hak'da ne cevâb verirsin" dedikde İpşir eydür: "Şimdi sen de görürsün, tiz cellâd" dedikde cellâd-ı bî-amân gelüp âhir netice-i kelâm Varvar Alî Paşa, İpşir'i "Yâr-ı gam-hârım ve uğuruna baş verir gam-küsârum" deyü i‘timâd [ve] i‘tikâd ederken Alî Paşa'nın esb-i fikreti leng ü fakîr, mağmûm [u] dil-teng olup dest-i İpşir-i bî-yesîr fermâniyle fakîr Varvar cellâd-ı bî-dâd imdâd etmeyüp ma‘nûken şehid edüp kellesin teninden cüdâ edüp kellesinin postu ve Hüseyin Paşa kellesi ve Hacıoğlu kellesi yüzülüp pembeler ile dolup her birin birer kutulara koyup ol mahalde Çerkeş Kadısı bu ahvâl-i pür-melâli İpşir Paşa arzıyla kelleleri Âsitâne-i sa‘âdete gönderdikleri sene (---) mâh-ı (---) sinde idi. Rahmetullahi aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 365a–366a ·
metinde göster ·
… Dervîş Efendi binâ etmişdir. Halûk ve halîm ve selîm mürşid-i kâmil bir erdir,
sellemehullah
. Ve Harâccı tekyesinde Tatar Abdürrezzâk Efendi, ulemâ-yı Nogay'dan mazanne-i k …
Ve Dervîş Efendi tekyesi, tarîk-i Celvetî'de Üsküdarî Mahmûd Efendi halîfesidir kim tekyeyi yine mahdûm-ı Dervîş Efendi binâ etmişdir. Halûk ve halîm ve selîm mürşid-i kâmil bir erdir, sellemehullah. Ve Harâccı tekyesinde Tatar Abdürrezzâk Efendi, ulemâ-yı Nogay'dan mazanne-i kirâme müfessir ve muhaddis ulu sultândır. Bu tekyelerden mâ‘adâ meşhûr tekye yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 119b ·
metinde göster ·
… ü enne Muhammeden abdühû ve resûlühû efdalü min nutkı bi'd-dâd ve sallallahu ve
sellem
aleyhi ve alâ âlihî ve sahbihî ilâ yevmi'l-mî‘âd.
Elhamdülillahi'llezî şerrefenâ bi-teşrîfi's-seyyâhâti ale'l-ibâd ve lekaynâ bi-tevfîkı rabbâniyeti sâhibü'l-cevâd ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlühû efdalü min nutkı bi'd-dâd ve sallallahu ve sellem aleyhi ve alâ âlihî ve sahbihî ilâ yevmi'l-mî‘âd.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 191b ·
metinde göster ·
… şe hazretlerinden rivâyet eyler ki, Hazret-i Risâlet-penâh sallallahu aleyhi ve
sellem
, Murtazâ hazretlerin ve Fâtımatü'z-Zehrâ hazretlerin ve İmâm Hasan ve İmâm Hüse …
Evvelâ râbi‘u'l-hulefâ’i'r-râşidîni'l-mürşidîn Hazret-i Alî kerremallahu vechehü'l-azîz hakkında "Vesîletü'l-Müte‘abbidîn" kitâbında Ömer b. Cemî‘i Âyişe hazretlerinden rivâyet eyler ki, Hazret-i Risâlet-penâh sallallahu aleyhi ve sellem, Murtazâ hazretlerin ve Fâtımatü'z-Zehrâ hazretlerin ve İmâm Hasan ve İmâm Hüseyin hazretlerin bir abânın altına çeküp buyurdular ki Arapça demişlerdir. Hatta İbn Abbâs hazretlerinden menkûldur ve sahîh rivâyetdir. Buyururlar
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 348a ·
metinde göster ·
Hulâsa-i kelâm Alî hakkında niçe bin gûne ta‘rîf ü tavsîf etmişlerdir. Ammâ kavm-i Acem yüz mücelled kitâb kesret-i muhabbetlerinden "Hazret-i Alî peygamberdir." deyü Kelâm-ı Alî cem‘ edüp "Kâle Hazret-i Alî sallallahu aleyhi ve sellem" derler. Peygamber değildir desek "Cibril-i Emîn şaş getiripdir yohsa nübüvvet Hazret-i Alî'nin hakkı idi." deyü zu‘m-ı bâtıla düşmüşlerdir. Ve cümle teberrâî ve melâhide ve Kalenderî râfizîler otursa ve dursa ve yatsa ve kalksa "Yâ Muhammed, Yâ Alî!" derler ve niçe bin Kızılbaş her sene hacca niyyet edüp niçe bin altun harc edüp şedd-i rihal çekerek Hazret-i Alî ve İmâm Hüseyin'i ziyâret edüp "Hacc-ı ekbereyn etdim." deyü avdet edüp vatanına gider ammâ âsitâne-i Hazret-i Alî'ye bir kerre yüz süren elbette birkaç kerre dahi gelüp ziyâret kasd eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 355b ·
metinde göster ·
… üslim [ü] Buhârî'de hadîs-i sahîh vardır. Kâle Resûlullahi sallallahu aleyhi ve
sellem
(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) b …
Ba‘dehû Cenâb-ı Hudâ bu rûy-ı arzı hubût-ı Âdem'den sonra ins [ü] cinn ile ol kadar ma‘mûr u âbâdân u müzeyyen etdi kim benî Âdem ekin ekecek yer ve bir gice hâb-ı râhat idecek birer cây-ı vatan bulamayup Ûc bin Unk gibi deryâ cezîrelerinde yatup ve deryâlar içre gezüp balıkları sayd edüp âfitâb-ı âlemtâbda pişirüp yerlerdi. Tâ bu mertebe rûy-ı arz âdem ile pür olup zirâ‘at yeri kalmayup derd-i ser ile geçinirlerdi. Tâ ki hubût-ı Âdem'den iki bin iki yüz kırk sene geçüp Hazret-i Nûh aleyhi's-selâm vücûda gelüp rûy-ı dünyâda mâl-â-mâl olan benî Âdemi dîne da‘vet eyleyüp aslâ birisi îmân kabûl etmediklerinden Cenâb-ı Kahhâr-ı Kibriyâ anlara tûfân-ı Nûh verüp ancak keştî-i Nûh'da yetmiş iki benî Âdem ve yetmiş iki çift hayvânât ile İblîs-i aleyhi'l-la‘ne bir hımârın kuyruğuna yapışup keştî-i Nûh'a İblîs bile girüp cümle yüz kırk beş mahlûk keştî-i Nûh ile tûfândan halâs olduklarıyçün Hazret-i Nûh'a Âdem-i sânî dediler. Zîrâ gemiden çıkan yetmiş iki aded benî Âdem yetmiş iki millet olup rûy-ı zemîne yayılup tenâsül bulduklarıyçün Hazret-i Nûh Necî'ye Eb-i sânî dediler. Ammâ ol Tûfân-ı Nûh'dan beri bâlâda zikr olunan ne cân kavmi ve ne cin kavmi ve ne sâ’ir kavimlerin cümlesi gark-ı 397b Tûfân olup helâk oldular. Hamd-i Hudâ ba‘de't-Tûfân yine Rabbü'l-İzzet bu edîm-i arzı benî Âdem ve sekalân ve hûş u tuyûr ile müzeyyen edüp âsûde etdi ammâ emr-i Hak ile benî Âdem'den ne kavm-i ecinne ve ne kavm-i şeyâtîn ayrılmadılar. Ammâ Nasîbîn şehrine ecinne kavmi Hazret-i Risâlet-penâhın mu‘cizesi du‘âsı berekâtıyla ecinne ol şehre giremez ammâ İblîs girüp benî Âdeme vesveseden hâlî değildir. İblîs-i telbîs Nasîbîn şehrine girmek değil vücûd-ı benî Âdemin cümle damarlarına bile girüp kan ile beden-i insânda gezer deyü Müslim [ü] Buhârî'de hadîs-i sahîh vardır. Kâle Resûlullahi sallallahu aleyhi ve sellem (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) buyurmuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 397a–397b ·
metinde göster ·
Hatta be-kavl-i müverrihân-ı Arab u Acem Hazret-i Risâlet-penâh sallallahu aleyhi ve sellem rahm-i mâderden rûy-ı arza sa‘âdetle kadem basmadan mukaddem hayâtda olanlarını Hazret-i Hızır bu şehr-i Hızır'a da‘vet edüp ziyâfetler edüp cümle hâzır olan enbiyâlar Hazret-i Hızır'dan ilm-i ledünni tekmîl ederlerdi. Böyle bir nazargâh-ı enbiyâ olduğiyçün cemî‘i mülûk ü selâtîn bu şehre gelüp her sene seyr [ü] temâşâ edüp himâye ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 407a ·
metinde göster ·
… lih ve fusehâ-i bülegâdan bir fudalâü'd-dehr kimesne idi, ammâ dehrî değil idi.
Sellemehullâh
.
Sâhib-i sülûk u müfessir ve muhaddis, bahr-i me‘ânî ârif u samedânî eş-şeyh Hazret-i Muhammed Vanî'dir kim ol asırda yegâne-i asr-ı zamâne idi, ammâ vakt-i gurûb değil küşâde-meşreb mustalih ve fusehâ-i bülegâdan bir fudalâü'd-dehr kimesne idi, ammâ dehrî değil idi. Sellemehullâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 18b ·
metinde göster ·
… ‘a içre sâkin olup bir sâhib-i tab‘ sahiyyü'l-vücûd kerem-kârâ-yı dilâverândır.
Sellemehullâh
.
Lisân-ı Latince bu kal‘anın ismi (---)(---)(---) demekdir. Bânîsi Unguru[s] krallarından (---) kral-ı dâlldir, ammâ fâtihi sene (---) târîhinde Sarhoş İbrâhîm Paşa ceddi Gâzî Arnavud Memi Paşa feth edüp evlâd-ı evlâda ocaklık ihsân olunmuşdur. Anıniçün hâlâ İbrâhîm Paşa bu kal‘a içre sâkin olup bir sâhib-i tab‘ sahiyyü'l-vücûd kerem-kârâ-yı dilâverândır. Sellemehullâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 159b ·
metinde göster ·
Ve çârsû başındaki meydânda matbah-ı şehriyârî emîni Mahmûd Efendi
sellemehullâh
henüz nev binâ çâr-kûşeli bir çeşme-sâr binâ edüp her tarafında âdem kolu kalın …
Ve çârsû başındaki meydânda matbah-ı şehriyârî emîni Mahmûd Efendi sellemehullâh henüz nev binâ çâr-kûşeli bir çeşme-sâr binâ edüp her tarafında âdem kolu kalınlığı ikişer lüle âb-ı revân cereyân edüp cümle sekiz aded uyûnlardır ve her köşesinde birer fıskiyye ile şazrevânlar fevvârelerinden pertâb etmede bir hayrât-ı ibret-nümâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 39b ·
metinde göster ·
"Ka‘betü'n-nebiyyi sallallâhu aleyhi ve alâ âlihî ve sellem. İlâ zikrihi ehlü't-târîh fî kütübihim kavlî ızhârehâ ba‘de ademiha ve imâratehâ ba‘de demârihâ(?) bi-nefsihi ve mâlihi, el-fakîrü ilâ rahmeti Rabbihi el-emîrü'l-ehallü'l-isfehsâr el-kebîr Emîrü'l-mü'minîn Ebî Ömer bin Osmân bin Azîz bin Abdullâh ve zâlike fî şuhûrı sene seb‘ ve seb‘în ve hamsi mi'e." [577] tahrîr olunmuşdur. Y 215b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y215a–Y215b ·
metinde göster ·
… --) sürh ile münakkaş olmuş. Hadîs-i şerîf: Kâle'n-Nebiyyü sallallâhu aleyhi ve
sellem
: (---)(---)(---)(---) merkûm olunmuşdur.
Ve bu hadîsin (---)(---)(---) sürh ile münakkaş olmuş. Hadîs-i şerîf: Kâle'n-Nebiyyü sallallâhu aleyhi ve sellem: (---)(---)(---)(---) merkûm olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y292a ·
metinde göster ·
Fasl-ı evvel oldur kim Hazret-i Risâlet-penâh sallallâhu aleyhi ve
sellem
Çâryâr-ı güzîne ve Ashâb-ı kirâma ve evlâd-ı zevi'l-ihtirâma Cenâb-ı Hak tarafı …
Fasl-ı evvel oldur kim Hazret-i Risâlet-penâh sallallâhu aleyhi ve sellem Çâryâr-ı güzîne ve Ashâb-ı kirâma ve evlâd-ı zevi'l-ihtirâma Cenâb-ı Hak tarafından Cibrîl-i Emîn ta‘lîmiyle ümmetine ta‘lîm etdüği şerâyit-i hac böyle fermân olunmuşdur kim hakkında âyet-i şerîf nâzil olunmuşdur. Cemî‘i müfessirîn kütüb-i tefâsîrlerde Mekke-i mükerreme şânında yetmiş yedi âyet-i şerîfe nâzil olmuşdur buyururlar. Evvelâ âye[t] sûre-i Bakara:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y314b ·
metinde göster ·
"[[(---) (---) (---)]] en-nebiyyü Fustât sallallâhu aleyhi ve
sellem
. Sultânu'l-berreyn ve hâkânu'l-bahreyn hâdimü'l-Haremeyni'ş-şerîfeyn Q 134a S …
"[[(---) (---) (---)]] en-nebiyyü Fustât sallallâhu aleyhi ve sellem. Sultânu'l-berreyn ve hâkânu'l-bahreyn hâdimü'l-Haremeyni'ş-şerîfeyn Q 134a Sultân Ahmed Hân bin Sultân Mehemmed Hân hallede hılâfetehu ilâ âhiri'z-zamân ve nihâyeti'd-devrân târîh hams ve ışrîn ve elf" [1025] merkûm olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y325b ·
metinde göster ·
… m kubbeleri altından şimâle yigirmi adım gidüp Bâbü'n-Nebî sallallâhu aleyhi ve
sellem
şarka nâzır iki kapudur. Ve hareme altı kademe nerdübân ile enilir. Ve bu iki k …
Andan yine harem kubbeleri altından şimâle yigirmi adım gidüp Bâbü'n-Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem şarka nâzır iki kapudur. Ve hareme altı kademe nerdübân ile enilir. Ve bu iki kapu mâbeyninde âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y336b ·
metinde göster ·
… müstecâbü'd-da‘ve kimesnedir, dâ‘imâ hüsn-i hâli savm-ı Dâvûd ile mukayyeddir,
sellemehullâh
. P 199b {Ve,
Ve Mısır'da câmi‘-i Taylûniyye tekyesi olduğu yere Kal‘atü'l-Kepş ve cebel-i Leşker [Yeşkür?] dahi derler, hazret-i Mûsâ Cenâb-ı Bârî ile ol mahalde çok kelimât etmişlerdir. Ol ecilden kayalar tecellî-i cemâle tahammül edemeyüp pâre pâre olmuşdur ve hâlâ anda du‘â müstecâbdır. Tekyesinde fukarâları ekseriyyâ Mağribîlerdir. Şeyhleri Azîz Y 115b Nasrullâh'dır ve müstecâbü'd-da‘ve kimesnedir, dâ‘imâ hüsn-i hâli savm-ı Dâvûd ile mukayyeddir, sellemehullâh. P 199b {Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y115a–Y115b ·
metinde göster ·
… vlâdları bu mahalle gelüp du‘â edüp ziyâfet anıniçündür. Hakkâ ki ulu nesildir,
sellemek
yâ Ebü'n-nahsîs(?). Tarîk-ı Vefâ-yı (---) Ümmü'l-kıyâs şeyhleri ve üç yüz nefer …
Sene (---) târîhinde Şeyh Sâdât Mağrib'den Mısır'a gelüp münzevî iken hikmet-i Hudâ Nîl bir sene taşmayup kaht [u] galâ olup ahâlî-i Mısır muztarib olup Sâdât'dan du‘â ricâ etdiklerinde bir kerre el açup du‘â edince bir yıldan berü gelmeyen Nîl eyle gelüp vefâ eder kim hâlâ ol ândan berü Nîl ol günlerde gelüp vefâ eder. Ve ol mahalde Sultân (---) Sâdât'a ziyâfet edüp Mısır'ın nısfın ana temlîk eder. Anıniçün hâlâ Sâdât evlâdları bu mahalle gelüp du‘â edüp ziyâfet anıniçündür. Hakkâ ki ulu nesildir, sellemek yâ Ebü'n-nahsîs(?). Tarîk-ı Vefâ-yı (---) Ümmü'l-kıyâs şeyhleri ve üç yüz nefer Reddâd oğulları cümle Ümmü'l-kıyâs'da sâkin olurlar. Ve her gece Nîl-i mübârek ne kadar taşdı ise P 210a cümle Ümmü'l-kıyâs huddâmları ve şeyhleri (ve) bir yere gelüp bir tabak kâğıza sarı za‘ferân ile kaç parmak taşdığın tahrîr ederler. Ol hat budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y146a ·
metinde göster ·
"Es-selâmü aleyküm yâ vekîle's-sultâni'l-vâlî hafizakallâh ve
sellemeke'llâh
, câ’e'n-Nîlü'l-mübârek hâze'l-leyle bi-emrillâhi ta‘âlâ, vâhid parmak ve isneyn …
"Es-selâmü aleyküm yâ vekîle's-sultâni'l-vâlî hafizakallâh ve sellemeke'llâh, câ’e'n-Nîlü'l-mübârek hâze'l-leyle bi-emrillâhi ta‘âlâ, vâhid parmak ve isneyn parmak (---) bir arşındır, ba‘dehu bir arşın bir parmak" deyü nidâ ederek bir altun hâliyesin alup kâmil seksen dörd gün bu üslûb üzre paşaya i‘lâm eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y146b ·
metinde göster ·
"Hafizakallâh, sellemekallâh yâ azîze Mısır, yâ mütevelliye Mısır, yâ vâliye Mısır, yâ vekîle sultâni'l-Mısır" deyü gûnâ-gûn elkâb ile hayır du‘â etdiklerinde bir cânibde mataracıbaşı huddâmları bir tarafında şâtırcıbaşı elinde birer Mısrî kîseden paşanın muvâcehesinde cümle du‘â eden Q 216bP 213b fukarâya âye[t]Arapça âyeti mazmûnunca herkese kısmeti üzre ol kîselerden mâl taksîm ve bezl [ü] nisâr ederek paşa ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y156a ·
metinde göster ·
… ak Abdurrahmân Paşa hayrâtıdır, hâlâ cemî‘i şürefâ ve ehl-i Mısır du‘â ederler,
sellemekallâh
.
"Mâh-ı Muharrem'in on ikinci gece âşûrâ gecesi cemî‘i minârelerde kat-ender-kat kanâdîller yana ve cemî‘i çârşû-yı bâzâr gece ve gündüz donanup kanâdîller ile çerâğân ola" deyü dellâllar nidâ edüp meşhed-i İmâm Hüseyn içre mevlûd içün altı bin para ve bir yeşil destâr ve bir vukiyye ûd ve bir kantâr şem‘-i asel-i kâfûrî verüp ilâ-hâze'l-ân İmâm Hüseyn'de mevlûd olmak Abdurrahmân Paşa hayrâtıdır, hâlâ cemî‘i şürefâ ve ehl-i Mısır du‘â ederler, sellemekallâh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y225a ·
metinde göster ·
… leden mazınne-i kerâme Bulak yolunda (---) mahallesinde Şeyh İsmâ‘îl-i Sanâfîrî
sellemehullâh
. Niçe keşf [ü] kerâmetleri zâhir ü bâhir olmuşdur. Ammâ cümleden biri Defterdâr …
Cümleden mazınne-i kerâme Bulak yolunda (---) mahallesinde Şeyh İsmâ‘îl-i Sanâfîrî sellemehullâh. Niçe keşf [ü] kerâmetleri zâhir ü bâhir olmuşdur. Ammâ cümleden biri Defterdâr Ahmed Paşa dâmâdı beğ ve mühürdâr Ahmed Ağa ve hakîr ve çâşnigîrbaşı ve birkaç yârân ihvân birkaç vukiyye Füvve nârı alup hedâyâ götürdük. Bir eşekhâne vekâlesi içinde sâkin olurdu. Vardığımız sâ‘at şeyhi toprak içinde yatır gördük. Zahrında bir beyâz kebe kisvesi var, yenlerin geymiş, ammâ avret yerinden aşağı uryân hâk-i mezelletde Y 247a bî-pîrehen yatır. Yanındaki fukarâları bizi şeyhin yanına da‘vet edüp bilâ-selâm biz dahi oturduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y246b–Y247a ·
metinde göster ·
… ser-çeşmesi şeyhü'ş-şüyûhu ve sâhib-i tem[y]îzi hazret-i eş-Şeyh Alî Şümürlisî
sellemehullâhu
ta‘âlâ ilâ eceli'l-müsemmâ ehl-i hâl ve ehl-i verâ‘ ve dindâr bir zât-ı şerîfdi …
Evvelâ Mısır'da cümle ulemâ ve sulehâ ve meşâyih-i izâmın ser-çeşmesi şeyhü'ş-şüyûhu ve sâhib-i tem[y]îzi hazret-i eş-Şeyh Alî Şümürlisî sellemehullâhu ta‘âlâ ilâ eceli'l-müsemmâ ehl-i hâl ve ehl-i verâ‘ ve dindâr bir zât-ı şerîfdir. Nevâhî-i Mısır'da Şümürlis nâm bir belîdedendir. Lâkin bi-emrillâh mâderzâd bî-basar idi. Ammâ câmi‘-i Ezher içre dörd yerde ders takrîr edüp on iki bin telâmîzi var idi. Mubâhase-i ilimde lâ-nazîrdir. Ve hânesinde dahi iki kerre ders der idi. Müşkil-küşâ ulemâ-yı mütebahhirînden büyük kimesnedir. Ve velî olduğuna şübhe yokdur kim cemî‘i kütüb-i mu‘teberelerde olan mesâ’il-i şer‘iyyeleri görmüş gibi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y247a ·
metinde göster ·
… ilirdi. Cemî‘i telâmîzlerini evlâ bi't-tarîk selâm verince, "Yâ filân" der idi,
sellemehullâh
. Y 247b Andan,
"Ve aleykümü's-selâm yâ ibne'l-filân" deyü pederi ismiyle ol âdemi bilirdi. Cemî‘i telâmîzlerini evlâ bi't-tarîk selâm verince, "Yâ filân" der idi, sellemehullâh. Y 247b Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y247a–Y247b ·
metinde göster ·
… eyd ibn Hâşim ibn el-Muttalibî ibn Abdi Menâf ceddi'n-Nebî sallallâhu aleyhi ve
sellem
. Vülide radıyallâhu anh fî sene hamsimi’e [mi’e ve hamsîn] ve hiye es-senetü'l- …
Ve hâzâ kabrü es-Seyyid el-imâm Ebî Abdillâh Muhammed bin İdrîs ibn el-Abbâs ibn Osmân ibn şâfi‘ ibn es-Sâbit ibn Ubeyd ibn Abdi Zeyd ibn Hâşim ibn el-Muttalibî ibn Abdi Menâf ceddi'n-Nebî sallallâhu aleyhi ve sellem. Vülide radıyallâhu anh fî sene hamsimi’e [mi’e ve hamsîn] ve hiye es-senetü'l-letî mâte fîhâ Ebû Hanîfe. Ve tüvüffiye sene erba‘ ve mi’eteyn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y263a ·
metinde göster ·
… nın tebevvül ü tagavvut eylediği görülmemişdir. Mağârâsı dâ’imâ za‘ferân kokar,
sellemehullâhu
ta‘âlâ. Ve bir gârda dahi,
şeyh Alî Mağribî: Ol dahi bir mağârâda sâkindir. Za‘îf ü nahîf bir âdemdir, ammâ cümle züvvâr kendüye ta‘âm hedâyâ getürürler, ol kadar tenâvül eder kim Ma‘dî Kereb ol kadar ta‘âm yemezdi. Ammâ yine böyle Y 270a iken hergiz anın tebevvül ü tagavvut eylediği görülmemişdir. Mağârâsı dâ’imâ za‘ferân kokar, sellemehullâhu ta‘âlâ. Ve bir gârda dahi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y269b–Y270a ·
metinde göster ·