… şerîfi kırâ’at edüp "Bre meded, bu sır bunda kalsın" deyüp "men hafaza'l-lisâne
selleme
mine'l-afat" deyüp keşf-i râz etmeyüp summun bükmün durdı. Ol gün İpşir Paşa ta …
asrında (---) mansıbiyle ber-murâd olmuş Bosneviyyü'l-asl bir Oğuz âdem idi. Hîle ve hud‘adan berî, zemm ü nemm ve gıybet ü mesâvî ve kizb ü bühtândan ârî vüzerâların düşman üzre varıcı Varvar'ı idi. Ve gâyet mu‘tekid olduğundan her hoş-âmed âmedî kelâmı tasdîk etmeğe meftûn idi. Ve re’y [ü] tedbîrde hüsn-i tedbîr etmeyüp sû’-i tedbîre ilkâ edenlere tab‘iyyet ederdi. Ve devleti gûyâ istidrâc ve kemâl-i hıffet ile ve akl-ı kıllet ile meşhûr-ı âfâk idi. Ancak salâh-ı hâl ile mümtâz-ı ser-firâz idi. Hikmet-i Hudâ bir gün İpşir Paşa'dan ve Küçük Çavuş Paşa'dan mektûblar gelüp vâfir mesrûr [u] handân oldu ve mektûbları kırâ‘at etdirüp gûyâ raks edüp "İşte İpşir oğlum gelmededir. Senin paşan onun hakkında bana neler yazar. Al imdi bu mektûbları paşana götür" deyü İpşir Paşa ve Küçük Çavuş Paşa ve kendü mektûblarıyla hakîre bir kîse guruş ve Köprülü mâlından rahtile bir küheylân at ve bir Gürcî gulâmı ve ana bir küheylân at ve bir kat esbâb. Kankırı nâhiyelerinde Bozoğlan kurâsından çıkup mütevekkilena'l-allah cânib-i şimâle üç günde ılgar edüp Engürü sağımızda kalup Murtatovası içinde bir vâsi‘ sahrâda menzil-i karye-i (---) paşa ile mülâkât olup "Bre Evliyâm! Safâ geldin. Ammâ ne çok eğlendin" dedikde ahvâl-i pür-melâl [ü] ser-güzeşt [ü] ser-encâmı bir bir takrîr edüp paşa âlem-i hayretde kalup tebessüm edüp, yakında görürsün, deyüp ibtidâ Varvar'ın mektûbun okuyup âteş-pâre olup "Görürsün mel‘ûn ahmak potur" deyüp İpşir Paşa'nın Varvar'a gönderdiği mektûbu kırâ’at edüp güle güle tamâm olup mektûbu hakîre atup "Nazar eyle" dedi. Hakîr İpşir mektûbun kırâ’at edüp ol kadar iltiyâm u mudârâ vü imhâl ve niyâz-gûne girişmeler tahrîr eylemiş kim istimâ‘ edenin aklı gidüp "İpşir Paşa, Varvar Alî Paşa'nın abd-i memlûkü olmuş" der. Paşa mektûblardan sonra ol deryâ-dil paşa-yı kâmkâr buyurdular kim "Biz anın ta'n-âmîz mektûblarına nazar etmeyüp yine mudârâyı elden komayalım" deyü latîf edâ ile mektûblar yazmak sadedinde iken âsitâne tarafından bir hünkâr hasekisi ve Kapu kethüdâmız Siyâvuş Ağa'nın hazînedârı Kâtib Alî Çelebi hatt-ı şerîf ile gelüp ol sâ‘at dîvân-ı pâdişâhî olup hatt-ı şerîf kırâ’at olunup mefhûm-ı hatt-ı şerîf oldur kim "Eğer başın gerek ise bir ân ve bir sâ‘at durmayup mükellef ve mükemmel askerinle mâh-ı Cemâziyelâhirin gurresinde bi-eyyi vechin kâne İpşir Paşa ve Çavuş Paşa ve Bâkî Paşa ve Ketağaç Paşa ve Seydî Ahmed Paşa ve Şeh Gâzî Beğ ile cümle yek-dil ü yek-cihet olup Varvarlının başı ya başın ve illâ eğer inâd u muhâlefet ve müsâmaha edersen bunda olan evlâd [u] ıyâlini cümle katl edüp cümle mâl [u] menâlin kabz olunur. Ve eğer ol âsînin hakkından gelüp Varvar'ın başın serîr-i sa‘âdetime gönderüp edâ-yı hizmet edersen hâlâ hasekimde olan Mısr eyâleti hatt-ı şerîfime amel edüp bu cânibe mürâca‘at etmeden bilâ-câ’ize tarafından bir mükellef ve muhteşem ve umûr-dîde ağanı Mısır'ın şehr havâleliğine gönderesin. Hatt-ı hümâyûnuma amel edüp fermân-ı şerîfim eyle sâdır olmuşdur. Ve's-selâm." Paşa dahi "emr 364a pâdişâmındır" deyü derhâl nefîr-i rıhlet çalınup bin mikdârı asker ile tuğu ileri gönderüp hasekiye bir kîse harc-ı râh verüp kethüdânın haymesinde mihmân eyleyüp ertesi gün hikmet-i Hudâ Varvar Alî Paşa'nın çâşnigîrbaşısı gelüp Âsitâne tarafından {Varvar Alî Paşa'ya} gelen emirleri ve hatt-ı şerîfi getirüp paşa kırâ’at etdükde mazmûn-ı hat oldur kim "Vezîrim Varvar Alî Paşa lalam! Cirmin afv olunmuşdur. Defterdâroğlu celâlî Erzurûm'a ve Engürü'ye mutehassın olmak murâd edüp ısyân [u] tuğyânı zâhir olmuşdur. Hatt-ı şerîfim vardıkda bir ân durmayup memâlik-i mahrûselerimde nerde bulursan katl edüp yâ başı, yâ başın. Edâ-yı hizmetden sonra sana Mısr'ı bilâ-avâ’id ve lâ-fevâyid ihsânım olmuşdur" deyü hatt-ı şerîfi kırâ’at edüp "Bre meded, bu sır bunda kalsın" deyüp "men hafaza'l-lisâne selleme mine'l-afat" deyüp keşf-i râz etmeyüp summun bükmün durdı. Ol gün İpşir Paşa tarafından çâşnigirimiz gelüp "İpşir Paşa, Karaman eyâletiyle Varvar ile celâlî olmağa gider" deyü haberler geldi. Ol gice Varvar'a mektûblar yazılup Varvar'ın katli hakkına paşaya gelen hatt-ı şerîfi Varvar mektûbiyle ale's-sabâh hakîre verüp ol gün ol gice ılgarup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 363b–364a ·
metinde göster ·
Evvelâ ba‘de'z-zuhr sehl ceng [ü] cidâl Çerkeş sahrâsında sehl 365b aralanup Çerkeş Kadısı Nesîmî Efendi ve niçe a‘yân-ı şehr ile atlanup İpşir Paşa'ya gazânız mübârek ola, demeğe azîmet ederken niçe bin na‘şe-i ümmet-i Muhammed'in kellesi galtân ve mecrûh-ı sînân ve tu‘me-i şimşîr-i dendân olup rimâl-i türâb üzre pâymâl olan ibâdullahın la‘l-gûn hûnu sahrâ-yı Çerkeş'i lâle-zâr iken la‘l-gûn etmiş. Kimi mecrûh, âh [u] enîn eder, kimi feryâd [u] nâlân edüp sürünerek gider. Bu hâl-i pür-melâli görüp hakîr bükâ ederek Varvar Alî Paşa'nın otâğ-ı menhusuna varup dâhil oldukda atdan nüzûl edüp ibtidâ hakîr seke seke İpşir Paşa huzûruna varup zemîn-bûs eder şekli iltiyâm edüp şehr kadısı ve gayrılar dahi "Gazânız kutlu ola" dediklerinde cümlemize hıtâben, oturun deyüp hakîre eydür "Sen bu dâ’irede nişlersin Evliyâ" dedi. "Sultânım! Mehemmed Paşa karındaşınızdan Alî Paşa pederinize mektûblar getirdim" dedim. "İşte senin paşan bu fakîr Alî Paşa'yı başdan çıkarup celâlî edüp kendi darıya çıkup gen yakadan temâşâcı oldu. İnşâallahu'r-rahmân yakında anın dahi Varvar gibi hakkından gelinir" dedikde hakîrin derûnunda niçe ilzâm edecek kelimâtlar var idi. Ammâ "men hafaza'l-lisâne selleme mine'l-afat" hadîsiyle amel edüp summun bükmün olup âsûde-hâl durdum. "Tiz Köprülü Mehemmed Paşa peder-i azîzim ve Kara Sefer Paşa birâderim zencirden çıkarup huzûruma getirin" dedikde ân-ı vâhidde ikisin dahi huzûr-ı İpşir'e hâzır edüp İpşir ağaya kalkup Köprülü Mehemmed Paşa'nın ak sakalın bûs edüp bir kat libâs-ı fâhire ile bir semmûr kürk giydürip üst yanına alup el ele verüp müşâvere ederek, eyle olur baba, deyü Sefer Paşa'ya dahi hem-çünân bir kat esbâb ile mülebbes edüp öbürleri zincirde dursunlar, dedikde Köprülü eydür: "Sultânım! Anlar bizim ile bozulup esîr olmuşlardı" deyince "Siz anlara karışman" deyüp "Tiz Varvar babanız dahi getirin. Mehemmed Paşa babamızla mürâfa‘a-i şer‘ olsınlar" deyüp ol ân Varvar Alî Paşa'yı yine semmûr kürküyle İpşir huzûruna getirüp cümle huzzâr-ı meclis ve İpşir Paşa ve Köprülü Paşa ayak üzre kalkup ta‘zîm edüp zahmdâr olmağıla Varvar'ı otâğının ke'l-evvel yerinde karâr etdirdiklerinde "Şükür Yâ Rabbî! Bu hâle" deyüp hâmûş oldu. Ammâ güyâ meyyit-i müteharrik idi. Zîrâ hışt zahmı kendüyü almış idi. Hemân Köprülü ve Kara Sefer Paşa "Niçesin Koca Varvar Alî Paşa! Bu fenâ dârı gurûruna dayanup bizi giriftâr-ı bend-i hicrân eyledin. "Men dakka dukka" cihânı idüğün bilmedin mi? Kanı bu kadar mâl [u] mâ-melekim, kanı bu kadar kul [ve] karavaşlarım. Bizi Kurşumlu'da bozup kırıp tûğlarının önünde bizi yalın ayak ve başı kabak piyâde aç ve susız yürütdün. Kanı ırz-ı vezâret, kanı ırz-ı Âl-i Osmân, kanı zâlim bu kadar mâlım" deyince hemân Varvar eydür: "İşte İpşir oğlum, sizin üçünüzün mâlına ve benim mâlıma tama‘ edüp üç bin kiselik dörd vezîr mâlı bu İpşir oğlumdadır. Bundan taleb eylen" deyince hemân İpşir şetm-i galîz ile eydür: "Bre ak sakalı şimdi kızıl kanda boyanacak, ben senin neni aldım" deyince hemân Varvar-ı bî-âr gayret-i hamiyyete gelüp şütûm-ı gûnâ-gûn ile İpşir'e hitâb edüp eydür: "Bak a hayınlık ile Erzurûm'da Celâlî Abaza Paşa'dan berü bağrı pişmiş niçe bin kerre oğlanlığa düşmüş, ben senin ehlini hâtırın içün zinâ etdirmeği kabûl etmeyüp senin ırz [u] gayretin içün Sivas'dan azli kabûl edüp ehlini Allah emâneti Tokat kal‘asına koyup bu kadar sekbân [ve] sarıca ile muhâfaza etdirüp ehlini günden ve gölgeden sakındım ve nâmım, pâdişâha âsî oldu deyü şâyi‘ oldu. Hâşâ ki âsî olaydım. Şeri‘âte itâ‘at edüp zinâ etdirmeğe rızâ vermediğim ecilden bu Köprülü ve Kara Sefer ve Hüseyin Paşa nâm bed-baht habîsler üstüme gelüp "Sen niçün İpşir'in avretin pâdişâha zinâ etdirmeğe vermedin" deyü başıma üşdüler. Bir bî-günâh olduğumdan ve şerî‘âte itâ‘at etdiğimden Cenâb-ı Bârî bana mu‘în ve zahîr u yârî olup bunları münhedim edüp mansûr u muzaffer olup bunları zincîre dizdim. Sana i‘tikâd edüp oğlum İpşir'dir deyü i‘timâd etdim. Yohsa ben seni bu Köprülü ve Kör Hüseyin Paşa'dan bed-ter ederdim. Hay hay gidi Defterdâroğlu Mehemmed Paşa hakkâ ki âkıl vezîr-i sâhib-tedbîr imiş. Sakın İpşir dediğin oğlundan! Babakdır, andan gaflet üzre olma, deyü mektûblar gönderirdi. Aslâ vücûd vermeyüp senden geçmezdim. Ben bana düşeni etdim. Adüvlerimden merd-i meydânlık ile intikâm aldım. Sen babaklık nâmıyla meşhûr-ı âfâk olup bed-nâm oldun. Şimden gerü şu başımı kesüp avretinin fercine sok" deyü hayli zebân-dırâzlık edüp eydür: "Ben etdim, buldum. Sen de gör niçe bulursun. Bu kevn-i keç-revin hükmü budur" deyü hâmûş-bâş oldu. Ammâ zahm kendüyü alup bî-tâb u bî-mecâl etdi. Bu mahalde Köprülü Mehemmed Paşa 366a eydür: "Mezâ mâ-mezâ, olan oldu ve giden gitdi. Biz pâdişâh emriyle münhedim olup mâldan hizmetkâr başlarından ayrıldık. Sen dahi başın havfine düşüp böyle giriftâr olduk. Gün ahşamlıdır, gelin helâllaşalım" deyüp cümlesi Varvar'dan ve Varvar anlardan helâllık dileyüp birbirleriyle öpüşüp görüşüp barışup ağlaşdılar ve dünyâ ve âhiret hakkın helâl edüp Köprülü ve Kara Sefer Paşa çadırlarına gidüp İpşir ile Varvar otakda kalup İpşir eydür: "Zincirde haps olan Hüseyin Paşa'yı ve Amâsiyyeli Hacı Efendi oğlunu getirin" dedikde der-akab Kör Hüseyin Paşa'yı ve Hacı Efendi oğlun zebânîler zincir ile keşân-ber-keşân getirüp Hüseyin Paşa gelince yer öpüp Varvar'a "Bre zâlim! Beni niçün bu kadar zamân Köprülü karındaşım ile haps etdin" dedikde İpşir eydür: "Bre mel‘ûn! Mukaddemâ bu âdemi âsî etdin, ba‘dehû sana emirler gelüp Köprülü'yle Varvar üzerine gelüp bozuldun. Varvar'ın ibtidâ ısyânına sen ve bu Hacıoğlu sebep olmuşdur. Eyle değil mi baba" deyü İpşir Paşa, Varvar Alî Paşa'dan su‘âl etdikde Varvar Paşa aslâ cevâb vermeyüp "tiz cellâd" deyü otakda Varvar'ın gözü önünde Amasiyyeli Kör Hüseyin Paşa'nın ve Hacı Efendi oğlunun kelleleri kesilüp galtân olunca Varvar eydür: "Bre zâlim! Anların cürmü nedir? Benim üzerime emr-i pâdişâhîyle geldiler, bozdum ve bu kadar mâlların aldım ve zincire urdum. Şimdi benim zincirimden Köprülü gibi halâs edecek iken ol derd-mendlerin kellelerin kesdin. Huzûr-ı Hak'da ne cevâb verirsin" dedikde İpşir eydür: "Şimdi sen de görürsün, tiz cellâd" dedikde cellâd-ı bî-amân gelüp âhir netice-i kelâm Varvar Alî Paşa, İpşir'i "Yâr-ı gam-hârım ve uğuruna baş verir gam-küsârum" deyü i‘timâd [ve] i‘tikâd ederken Alî Paşa'nın esb-i fikreti leng ü fakîr, mağmûm [u] dil-teng olup dest-i İpşir-i bî-yesîr fermâniyle fakîr Varvar cellâd-ı bî-dâd imdâd etmeyüp ma‘nûken şehid edüp kellesin teninden cüdâ edüp kellesinin postu ve Hüseyin Paşa kellesi ve Hacıoğlu kellesi yüzülüp pembeler ile dolup her birin birer kutulara koyup ol mahalde Çerkeş Kadısı bu ahvâl-i pür-melâli İpşir Paşa arzıyla kelleleri Âsitâne-i sa‘âdete gönderdikleri sene (---) mâh-ı (---) sinde idi. Rahmetullahi aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 365a–366a ·
metinde göster ·