İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

semâ

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
60
isabet
54 cümle/beyitte
22,2
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
1
farklı biçim
38 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi6024,5

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bulunan biçimler

Sözcük profili →

Bağlamlar 1–50 / 60

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“semâ” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 116a … ine varmadığından mâ‘adâ varanları men‘ edüp âhir Murâd Hân ziyâret edüp âyîn-i semâ ‘ etdirirken,
EÇS I 116a "Bire meded şeyhi çağırın gelüp bu nây [u] kudümü dinleyüp semâ ‘ [u] safâyı görsün" deyü haber vardıkda gelmeyüp âhir-i kâr,
EÇS I 135b … î'de bir kaç kerre mest olup kendüleri kürsîden aşağı fukarâ üstüne atup çarh-ı semâ ‘ etdükde kaşı ve gözleri ve yüzü bile görünmezdi. Eyle bir semâ‘-ı safâ ederdi …
EÇS I 135b … halli oldukda cümle uşşâk başına cem‘ olup nây-ı Mevlâ[nâ] çaldıkda cümle uşşâk semâ ‘ ederlerdi. Ve ba‘zı {mahalde} çeng çaldıkda cümle uşşâk mest [ü] medhûş olurdu …
EÇS I 137a … da azîz on halîfesiyle Kandîlli Bâğçe önünde Hünkâr huzûrunda başları ellerinde semâ ‘ edüp deryâ cûş [u] hurûşa gelir.
EÇS I 137a–137b … yince Hünkâr giryeler eyler. Kâmil bir sâ‘at semâ‘dan sonra yine akındıya karşu semâ ‘ ederek kayalar dibinde Durmuş Dede tekyesi önüne varup anda defn etdiklerinde …
EÇS I 182b–183a … zûl etdi kim gûyâ kevâkib-i necm-i geysûdâr-ı seb‘a-i seyyâreler zemîne şehâb-ı semâ gibi döküldü. Bu hâli hakîr görüp etdüğime peşîmân olup tâ’ib ve tâhir oldum. H …
EÇS II 225b … eddîn-i Rûmî'dir. Bunarbaşı râhı üzre yetmiş seksen aded fukarâ hücreleriyle ve semâ ‘ [u] safâ meydâniyle arasta ve bâğ u bâğçesiyle pîrâste bir tekye-i gülistân [u …
EÇS II 264b–265a … 65a⟧ İhlâs-ı şerîfe müdâvemet edince bi-emrillahi Te‘âlâ ân-ı vâhidde zulumât-ı semâ ref‘ olup hevâ küşâde olur, ra‘d u berk dahi münkatı‘ oldu. Ammâ yine deryânın …
EÇS II 281b … âviye-i ehl-i tarîkdir. Cümleden âsitâne-i Celâleddîn-i Rûmî ki, Mevlevîhâne ve semâ ‘ ve safâhânedir. Ve Tekye-i Hızır-İlyâs ve Tekye-i Gök Medrese ve Tekye-i Pîrle …
EÇS II 300b … de ve mutrıbânlar tarz-ı Horâsân fasılları edüp rakkâslar zühre-misâl deverân u semâ ‘ edüp gûyâ ol gün Hüseyn-i Baykarâ meclisi oldu. Bu bâğ eyle bir bâğ-ı İrem-i İ …
EÇS II 332a … inâsı imiş. Hûrde topları var ammâ ahâlîsi cengâver değildir. Lâkin hırsızlıkda semâ meleğinden per, felekden nücûm-ı fer serîka etmeğe kâdir Gürcî kavmidir.
EÇS II 341b … -i gülistân kûyâhında olan andelîbânın hezâr-hezârân-ı nevâhân [u] senâhânlığın semâ ‘ [u] safâ mahallinde istimâ‘ eden fukarâ-yı Mevlevîler rûhlarına gıdâ bulup aşk …
EÇS III 13b … ı zührede bulmuşlardır. Anınçün cemî‘i halkı sâz u söz ve ney ü cenk ü rebâb ve semâ ‘ ederler (---) (---) (---).
EÇS III 15a … birer bâğın gülü ârif-i billah terk-i dünyâ edüp âsitâne-i Mevlânâ'da çark edüp semâ ‘ [u] safâ ederler. Her biri birer akl-ı Aristo musannif ü mü’ellif pâ-bürehne v …
EÇS III 26b … kapusu vardır" sadâsın Bâzeyîd istimâ edince "Hû" deyüp Bağdâd çölü içre çarh-ı semâ urarak mugaylân ve rimâl ve seng-i hârâlara ayakların urarak aslâ mübârek pây-ı …
EÇS III 42a–42b … bildirir: Vakt-i çâştda meydân-ı muhabbetde iki huddâmına dâ’ire çaldırup kendi semâ ‘ ederek meydân-ı muhabbete gelüp bir hayli çarh-ı semâ‘ edüp "Bugünkü gün siz e …
EÇS III 42a–42b … na dâ’ire çaldırup kendi semâ‘ ederek meydân-ı muhabbete gelüp bir hayli çarh-ı semâ ‘ edüp "Bugünkü gün siz erenlere âhir ma‘rifetimiz gösterelim" deyüp cilbend-i m …
EÇS III 118b … ev‘-i âhar: Niçesi yıldırım gibi giderken bir ayağın kaldırup Mevlevî gibi eyle semâ ‘ eder kim aslâ vechi görünmeyüp yine çiftesin bozmadan buz üzre kayup gider.
EÇS III 121b … de Kurşumlu câmi‘de dest-i şerîfin bûs edüp şeref-i sohbetleriyle müşerref olup semâ ‘ u sofâ-safâlarında hâzır olduk. Mukaddemâ yeniçeri maryolu olup Sultân Murâd-ı …
EÇS III 121b … . Ba‘dehû anlardan me’zûn olup Silistre'de sâhib-i seccâde iken civâr-ı rahmete semâ ‘ ederek revâne oldular. Rahmetullahi aleyh.
EÇS III 140a … bahr gibi şinâverlik edüp kimi perendebâzlık, kimi rakkâslık edüp el ele verüp semâ ‘ ederler. Niçesi el ele olup turna katarı olup "kur kur" deyü turna sadâsı eder …
EÇS III 140a … derâğûş edüp omuzlarına ayak üzre bir kat âdem dahi birbirlerin kucaklayup eyle semâ ‘ ederler. Bir hây-hûydur kim ta‘bîr olunmaz. Hakîr bu havza "mecma‘-i dilberân" …
EÇS III 167a … olu'dan şehr-i Edirne'ye dâhil olup birbirlerin der-âgûş edüp tevhîd-i erre ile semâ ‘ [u] safâ ederek bu kabirleri mahallinde ikisi de birbirine sarılmış rûh teslim …
EÇS III 183b … ları kayıkçısız İslâmbol'a yolladıkda bunlar rûy-ı deryâda küreksiz Mevlevî-vâr semâ ‘ ederek tâ Ahûrkapu'ya düşdüler. Çavuşlar bu hâli İpşir'e bildirdiklerinde on a …
EÇS IV 203b Meselâ Semâ Hân ve Gül-cenân ve Şems Hân ve Hûrî Cân ve Mihribân Hanım ve Âsûde Hanım ve Er …
EÇS IV 217b … dlere yanaşarak ve matbahında ta‘âm tabh olarak tâ Bağdâd'a ve Basra'ya varınca semâ ‘ u safâ ederek selâmet gider bir tûrfe binâ tulum gemileridir. Ana mahsus üstâd …
EÇS V 123a … i mîrân ve ümerâların tabl [u] kudûm ve nefîr ve sûrnâlarının savtından eflâk-ı semâ ra‘d-vâr güm güm gümleyüp cümle guzât-ı müslimîn ejder-i heft-ser gibi gürleyüp …
EÇS V 150a … a hedâyâları kabûl edüp âyînleri üzre elçilerimize temâşâ etmeleriyçün bir azîm semâ ‘ u safâlar etdirüp ve niçe gûne saz [u] sözler çaldırup zevk u safâlardan sonra …
EÇS V 177a … ebâb şişlerin koyup dollâblar âheste âheste deverân ederek kebâblar mevlevî-vâr semâ ‘ ederek hakkâ ki puhte olur.
EÇS VI 68a Ve haftada iki kerre bu meydân-ı mahabbetde semâ ‘ u safâ oldukda bâğ-ı İreminde hâsıl olan gûnâ-gûn gül ü sünbül ve reyhân u zan …
EÇS VI 68a … ân yârân-ı sâdıkân ahbâb [u] dostânların demâğları mu‘attar olup cümle dervîşân semâ ‘ u safâlar edüp çarh-ı felek gibi deverân ederler.
EÇS VI 73b … edince yine dörd pâre mezkûr kılâ‘lardan hayr-makdem topları endâht olup arz u semâ dir dir ditredi.
EÇS VI 141a … vetiyye şeyhi şeyhun ale'l-ıtlâkdır. Hamd-i Hudâ tevhîd u tezkîrlerinde bulunup semâ ‘ u safâlar edüp ol du‘â hırmeninde hayr du‘âların alup dest-i şerîfin bûs etmeğ …
EÇS VI 145b … yeler üzre kebâb dollâbları deverân ederek âdem yapışmadan kebâblar Mevlevî-vâr semâ ‘ ederek pişüp tenâvül olunur. Ve her köşesinde niçe bin âşıkân-ı sâdıkân muhibb …
EÇS VII 68b … tâ bir pehlivân kefere meydân-ı mahabbete gelüp def ü kudûm çalarken iki gulâmı semâ ‘ ederken birbirlerine uryânen sarılup iki gulâmın vücûdları bir olup baş iki ve …
EÇS VII 69a Ba‘dehu mukaddemâ meydân-ı mahabbetde semâ ‘ edüp vücûdları birbirine yapışup havuz içine düşüp havuzdan ejdehâ sıfatında ç …
EÇS VII 70a … lerdi. Ve birbirlerin baş aşağı ve baş yukaru kucaklayup iki elleri üzre raks u semâ ‘ edüp yoruldukda öbiri kucağında iken bu dahi birinin bir kolu ve birinin bir a …
EÇS VII 70a … ağında iken bu dahi birinin bir kolu ve birinin bir ayağı üzre usûl-i âheng ile semâ ‘ ederlerdi.
EÇS VII 70a … e ayakları bağlı iken karnı üstünde seke seke gider ve niçesi {başı} üzre seküp semâ ‘ eder ve şâkirdleri ayakların birbirlerine geçirüp ikişer elleri üzre gûyâ iki …
EÇS VIII 193a … rk ve garb ve şimâl tarafları kararup üzerimizde olan âfitâbın nûru gidüp evc-i semâ kebûd-gûn olup zulumât basup bir ra‘d u berk ve bir şiddet-i şedîd rûzgâr olup …
EÇS VIII 227a Ve haremi demir kapulu başka bir kal‘a-misâl vâsi‘ meydânın ortasında semâ ‘ u safâhânesinin cânib-i erba‘ası gûnâ-gûn maksûreler ile etrâfı cümle musanna‘ …
EÇS VIII 236a … merdânın çeker elli beş aded terk [ü] tecrîd semâ‘-zen fukarâları var. Meydân-ı semâ ‘ [u] safâgâhı ve fukarâ hücreleri ve matbah-ı Keykâvus'u ma‘mûr ve ni‘meti mebz …
EÇS VIII 289a … fârın keştîlerine isâbet {edüp} hemân ol mahalde üç pâre kalyonları Mevlevî-vâr semâ ‘ ede ede alâ mele’i'n-nâs cümle küffârıyla gark-ı âb olup niçesi cân havliyle d …
EÇS VIII 304b–305a … mayup akîbince cümle guzât tekbîr-i Muhammedî getirüp cihân velvele-nâk eflâk-i semâ çâk oldu zann olup cemî‘i topların gülleleri deryâ üzre martı kuşu gibi seküp u …
EÇS IX Y245a … errüken bu âsitâneyi bu mahalle (---) inşâ ederler. Kırk elli fukarâ hücresi ve semâ ‘ ve safâhânesi ve matbah ve mihmânhânesiyle bir bâğ-ı behişt makâmdır. Ve içind …
EÇS IX Y354b–Y355a … itâne-i Hazret-i Mevlânâ bir bâğ-ı İrem-misâl bir ferah-fezâ mevlevîhânedir kim semâ ‘ [u] safâhânesi ve müte‘addid fukarâlar hücreleri ve câ-be-câ gül [ü] gülistân …
EÇS X Y14a … Paşa Mısır vâlîsi iken eyle çekirge yağdı kim şems-i âteştâbı bî-tâb edüp rûy-ı semâ ebr-i siyâh olup gün yüzü görünmez oldu. Ba‘dehu rûy-ı arza nüzûl edince azamet …
EÇS X Y110a … t-ender-kat fukarâ-yı Kâdirî hücreleridir. Ve ol meydânda Q 199b cümle fukarâ semâ ‘, tevhîd, safâ ederler. İki yüzden mütecâviz fukarâları vardır. Fakr [u] fâkada …
EÇS X Y117a–Y117b … rengâreng billûr ve necef ve moran câmlar ile müzeyyendir kim herbiri ahterân-ı semâ gibi şu‘le verir. Ve şâzrevânı germâb ile pertâb edüp tâ kubbeye müntehîdir. Ve …