… b hâssası vardır ammâ nâdirdir. Ekseriyyâ su kaplıbağası mahlûku ol eğiri yiyüp
semîn
ve semiz olurlar. Galata'dan Freng tâ’ifeleri gelüp mezkûr kaplıbağaları sayd e …
Ma‘âdin-i sâdis: Mesîregâh-ı Kâğızhâne nâm ferah-fezâda bârûdhâne çarhların deverân etdiren uyûn-ı Cendereci nâm âb-ı hayât Hind ü Sind ve Arab u Acem seyyâhânı içre meşhûr-ı âfâkdır. Anda bir gûne eğir kökü hâsıl olur kim Azak eğirinden ve Gerede {şehri} ve Kanije kal‘ası halîci eğirinden nâfi‘ bir eğirdir. Tenâvül edeni bin kerre geğirdir, aceb hâssası vardır ammâ nâdirdir. Ekseriyyâ su kaplıbağası mahlûku ol eğiri yiyüp semîn ve semiz olurlar. Galata'dan Freng tâ’ifeleri gelüp mezkûr kaplıbağaları sayd edüp cemî‘i emrâz-ı muhtelifeye dâ’-i devâ içün tenâvül ederler. Hakkâ ki bin kerre nef‘i müşâhede olunmuşdur kim cemî‘i zamânda ol bağaların me’kûlâtları eğir köküdür. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 18b ·
metinde göster ·
ü cesîm olup cesedi cüssedâr ve sînesi ber-karâr ve mübârek kitifleri vâsi‘ ve …
Hilye-i Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘: Gerçi hîn-i cülûsda (---) yaşında gâyet za‘îf ü nahîf sabî idi. Ammâ gâyet reşîd ü necîb ve akl-ı Arasto ve halîm [u] selîm idi. Ba‘dehu yigirmiye bâliğ oldukda sayd [ü] şikâra mâ’il olup kesb-i hevâ etmeden tarâvet hâsıl edüp vasatü'l-hâl semîn ü cesîm olup cesedi cüssedâr ve sînesi ber-karâr ve mübârek kitifleri vâsi‘ ve zahrı vâsi‘ ve mübârek miyânlarından aşağısı tavîl idi. Ve kadd [ü] kâmetleri pederi gibi kadd-i bâlâ idi. Ve bâzûları semîn ve yed-i mübârekleri arslan pençesi gibi vâsi‘ idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 79a ·
metinde göster ·
… ağısı tavîl idi. Ve kadd [ü] kâmetleri pederi gibi kadd-i bâlâ idi. Ve bâzûları
semîn
ve yed-i mübârekleri arslan pençesi gibi vâsi‘ idi.
Hilye-i Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘: Gerçi hîn-i cülûsda (---) yaşında gâyet za‘îf ü nahîf sabî idi. Ammâ gâyet reşîd ü necîb ve akl-ı Arasto ve halîm [u] selîm idi. Ba‘dehu yigirmiye bâliğ oldukda sayd [ü] şikâra mâ’il olup kesb-i hevâ etmeden tarâvet hâsıl edüp vasatü'l-hâl semîn ü cesîm olup cesedi cüssedâr ve sînesi ber-karâr ve mübârek kitifleri vâsi‘ ve zahrı vâsi‘ ve mübârek miyânlarından aşağısı tavîl idi. Ve kadd [ü] kâmetleri pederi gibi kadd-i bâlâ idi. Ve bâzûları semîn ve yed-i mübârekleri arslan pençesi gibi vâsi‘ idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 79a ·
metinde göster ·
… Bir esb-i lâgar-ı şâh [u] gedâ on gün ol çerâgâhda alef yese fîl-i mahmûdî gibi
semîn
ü cesîm olur}. Andan,
Rub‘-ı meskûnda nazîri yok çınâr-ı azîmler sâyesinde bir teferrücgâhdır kim {Selâtin-i Âl-i Osmân'ın es-sâfinâtü'l-ciyâd misilli küheylân ve cilfidân ve tureyfî ve ma‘nek ve musâfaha ve mahmûdî ve seylâvî (---) esb-i sabâ-sür‘atlerinin çerâgâhı bir çemenzâr-ı ferah-fezâ zemîn-i sebiz-gûndur kim anda hâsıl olan alef ve tirfil ve yonca ve ayrık ve karafirik ve sarıfirik makûlesi çemen bir diyârda olmaz. Meğer Erzurûm'da Pasin sahrâlarında ve Muş hâmûnunda ve Soğanlı vâdîlerinde ve Bingöl ovalarında ve Van'da ve Salmas ve Tercân tîhlerinde ve deşt-i Kıpçak'da ola. Tâ bu mertebe Kâğızhâne çayırı meşhûr-ı cihân çayırdır. Bir esb-i lâgar-ı şâh [u] gedâ on gün ol çerâgâhda alef yese fîl-i mahmûdî gibi semîn ü cesîm olur}. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 145a ·
metinde göster ·
… p ve sâ’ir âlât-ı işkencelerden kelpedân ve burgu ve mismâr ve buhûr-ı fitîl ve
semîn
sünger ve tilsimân ve yakakârt ve deri yüzecek sıntırâş ve pûlâd tâs ve niçe el …
Bu kavmin üstâd-ı kâmili Murâd Hân'ın cellâdı Kara Alî, bâzûların sığayup tîğ-ı Dahhâk'dan nişân verir tîğ-ı âteş-tâbın kemerine bend kılup sâ’ir işkence ve karabend ve nakşbend ve kemenbend ve zünnârbend edecek ucu aşıklı yağlı kemendleri kemerine asup ve sâ’ir âlât-ı işkencelerden kelpedân ve burgu ve mismâr ve buhûr-ı fitîl ve semîn sünger ve tilsimân ve yakakârt ve deri yüzecek sıntırâş ve pûlâd tâs ve niçe elvân zehirli göz mîlleri ve malafa ve çimşîr işkence ve ne‘ûzü billâh el ayak kırmağa balta ve malafaların cümle kemerine bend kılup sâ’ir halîfeleri dahi yetmiş yedişer pâre âlât-ı cellâdları kemerlerine zeyn kılup sâ’ir huddâmların omuzlarında altunlu münakkaş serâmed servi haşebinden râyiha-yı tayyibeli kazıklar ile ve bellerinde seyâhat urganları ve ellerinde yalın seyf-i müczemleriyle merdâne cünbüş ederek ubûr ederler. Ammâ ne‘ûzü billâh herbirinin çehresinde nûr kalmayup zehir damlar. 155a Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 154b–155a ·
metinde göster ·
… e Mihalıç ve Bursa'da Osmâncık koyunlarından ve Karadeniz'de Kili koyunlarından
semîn
ü acîb koyunları kelle paçaları ile yüzüp vücûdunda beyâz yağ üzre la‘l-gûn mut …
Bu tâ’ife cümle ekseriyyâ yeniçerilerdir. Cümle pür-silâh olup arabalar ve tahtırevânlar üzre niçe yüz dükkânları akmişe-i fâhire ve gûnâ-gûn şükûfeler ile zeyn edüp kırkar ellişer vukıyye gelir Karaman ve Türkmân koyunların ve Mihalıç ve Bursa'da Osmâncık koyunlarından ve Karadeniz'de Kili koyunlarından semîn ü acîb koyunları kelle paçaları ile yüzüp vücûdunda beyâz yağ üzre la‘l-gûn mutabbak güller ile ve sarı za‘ferânlar ile koyunların vücûdların münakkaş edüp ve boynuzların varak-ı sîm ve varak-ı zeheb-i hâlis ile mutallâ edüp ve niçe yüz koyunları şerha şerha edüp Kassâb Cömerd köçekleri ellerinde sâtûrları ile nîme nîme ve çeyrek çeyrek edüp sarı pirinc kefeli terâzûlarda vezn edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 166b ·
metinde göster ·
… ba üzre dükkânların tefne yapraklarıyla ve gûnâ-gûn bahâ[r]lar ile zeyn edüp ve
semîn
koyunlar ile zeyn edüp koyunları yüzerek ubûr edüp piyâde askerleri ellerinde v …
Bunlar dahi pür-silâh olup araba üzre dükkânların tefne yapraklarıyla ve gûnâ-gûn bahâ[r]lar ile zeyn edüp ve semîn koyunlar ile zeyn edüp koyunları yüzerek ubûr edüp piyâde askerleri ellerinde ve bellerinde iri gümüşlü ve zencîrli kassâb bıçakları ve bellerinde kemend ipleri ve niçesinin eyinlerinde yüzülen koyun postları ile gürûh gürûh alay gösterirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 166b ·
metinde göster ·
… hibleridir. Gözleve kal‘ası tarafında Mankıt illeri bunların yurdlarıdır. Gâyet
semîn
atları olur lahm [ü] şahmları ceyran lahmından fark olunmaz. Gâyet mukavvî ve s …
Bu hakîrin ibtidâ at eti yiyüp Tatar askeriyle sefer eşdiğimiz bu Azak senesidir. Bu hakîr gerçi Tatar Hâna müntesib idik. Ammâ kabîle-i Mansûrlu beğlerinden Kaya Beğ kovuşuyla eşüp yovar bar-keşi idik. Yarar nâmdâr ağırmak atlarımız var idi. Ve bu kabâ’il-i Mansûrlu Kırım'ın yurd ekeleridir, ya‘nî Kırım cezîresinin sâhibleridir. Gözleve kal‘ası tarafında Mankıt illeri bunların yurdlarıdır. Gâyet semîn atları olur lahm [ü] şahmları ceyran lahmından fark olunmaz. Gâyet mukavvî ve serî‘u'l-hazm atlarının etleri olur. Bu menzîlde sabâh olup şems-i âteş-tâb kulle-i felekden tulû‘ edince cümle 263a kovuşlardan öt ağaları taraf taraf köslerin çalınca cümle Tatar sadaklanup savatlanup atlara süvâr olup 9 sâ‘at yürüyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 262b–263a ·
metinde göster ·
… âdem karâr edecek kadar vâsi‘ ketefli ve sînesi vâsi‘ ve beli ince ve uylukları
semîn
ve tabanları yassı ve gözleri 311b müdevver ve ahmerü'l-levn vech-i münevver …
{Evsâf-ı kavm-i kabîle-i Kaytak} Ve bu diyârda Kaytak kavmi derler, yigirmi bin kadar kavmdir kim Dağıstân hududundadır. Ba‘zı zamân Aras şehrine ve ba‘zı zamân Şekî şehrine gelüp bâzârlık ederler. Bir acîbü'l-heykel, dâbbetü'l-arz-misâl kazan başlı ve tobra taçlı ve iki parmak enli kaşlı ve omuzlarında birer âdem karâr edecek kadar vâsi‘ ketefli ve sînesi vâsi‘ ve beli ince ve uylukları semîn ve tabanları yassı ve gözleri 311b müdevver ve ahmerü'l-levn vech-i münevver kişilerdir. Ammâ Şâfi‘iyyü'l-mezheb geçinirler cüssedâr âdemlerdir. Kaçan Aras ve Şekî kal‘ası bâzârlarına gelseler cümlesi piyâde sahrâya inüp Şekî arabalarına süvâr olurlar. Zîrâ lahm u şahm sâhibi olduklarından anları at ve katır götürmeğe tahammül edemediklerinden arabalara ve mefret câmûslara eğer urup câmûslara süvâr olup başlarında hammâm kubbesi kadar destârlarıyla Kırım kadısı gibi şavârıp-tırâş ve zekan-dırâz olup iki cânibine muhteşemâne selâm vererek ubûr etdiklerinde gûyâ bir sürü kavm-i Deccâl ubûr eder. Bir acîb ve garîb acebe-likâ oğuz tâ’ifelerdir. Cümle Gîlân ve Şirvân ve Şamâkî halkının masharalarıdır. Gâyet Oğuz kavmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 311a–311b ·
metinde göster ·
… im gûyâ sevr-i Hamele-i arz ola. Lisân-ı Urbân'da darb-ı meseldir kim, bir âdem
semîn
ve batı'l-hareke olsa "Akye sevri gibi olmuş" derler. 43b
Hâssa-i sâlis: Bu ayn-ı nâbdan bî-tâb u bî-mecâl sığıra yedi gün su verseler bi-emr-i Hudâ ölüm mertebesinde ise halâs olup eyle lahm u şahm sâhibi cüssedâr ola kim gûyâ sevr-i Hamele-i arz ola. Lisân-ı Urbân'da darb-ı meseldir kim, bir âdem semîn ve batı'l-hareke olsa "Akye sevri gibi olmuş" derler. 43b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 43a–43b ·
metinde göster ·
ve ol hatun cesîm ve küsâmı kebîr olup mahall-i vaz‘-ı hamle usret çekmeyüp süh …
Hurme gölü: Avratlar girüp batnındaki hamli semîn ve ol hatun cesîm ve küsâmı kebîr olup mahall-i vaz‘-ı hamle usret çekmeyüp sühûletle vaz‘-ı haml eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 88b ·
metinde göster ·
… z mâhîleri olur. Hattâ Tuna sâhilinde sâkin olan kimesneler mâbeyninde bir âdem
semîn
ü cesîm olsa "Lum suyu balığı gibi semiz olmuş" deyü darb-ı mesel olmuşdur. A‘y …
Bu şehir içre haftada bir azîm bâzâr durup çârsû ortası meydân-ı azîminde âdem deryâsı olur. Halkı cümle Ulah Boğdan ve Bulkarca kelimât ederler, ammâ Eflâk lisânın fasîh bilirler. Ve halkı gâyet sahiyyü'l-vücûd ve garîb-dost, ehl-i zevk, muhibb-i garîbü'd-diyâr âdemlerdir kim bây [u] gedâya ni‘metleri mebzûldür. Zîrâ bir ganîmet şehirdir. On kavun bir penezedir. Her kavun onar vakıyye gelir. Penez, gümüş ile bakırlı bir gûne Eflâk keferesi hattıyla meskûk akçedir, ana penez derler. Tuna kenarındaki benderlerde ve şehirlerde râyicdir. Gayri şehirlerde geçmez bir gûne bakır akçedir. Ve on karpuz yine bir peneze ve bir vakıyye ekmek bir peneze ve bir vakıyye lahm bir peneze ve bir teneke bal dörd peneze ve bir vakıyye yağ on peneze. Her metâ‘ ana göre kıyâs oluna. Bir ganîmet şehirdir. Bu büleydenin garbîsi cânibinde nehr-i Tuna'ya mahlût olan nehr-i Lum cânib-i cenûbda tâ Kızanlık dağlarında Tur ve Akutaran ve Kabirova dağların[dan] gelir âb-ı hayât sudur. Kırk elli gûne lezîz mâhîleri olur. Hattâ Tuna sâhilinde sâkin olan kimesneler mâbeyninde bir âdem semîn ü cesîm olsa "Lum suyu balığı gibi semiz olmuş" deyü darb-ı mesel olmuşdur. A‘yân [u] eşrâfından Çavuşzâde Çelebiler Paşanın hânesi sâhibi idi. Ve Serdâr Alî Beşe,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 112b ·
metinde göster ·
… illi ta‘âmlar ki bu yaylalarda yürükâna mahsûs et‘ıme-i hafîfeleri tenâvül edüp
semîn
kuzu büryânları ile ten-perver olup mücessem olduk.
Ammâ bunların mahbûblarından ziyâde yürük tâ’ifesinin ve Çıtak halkının ve yobaz kavminin ve haylaz tâ’ifesinin dövledâr ve mücessem mahbûbe-i zamâne ve fitne-engiz-i cihâne duhter-i pâkîze-ahterleri olur kim her birinin reng-i rûyları humret üzre olup gil-i gül ruhları ruhsâre-i mahbûb-ı frenkdir. Kâmil beş gün bunların obalarında 142b süd ve kaymak ve yoğurd ve kölemez ve hoşmerim ve tereyağıyla pişmiş bazlama ve damzırma ve sızırma ve katık ve teleme peyniri ve ağız ve ekir ve uyku ve ayran ve yayık ve pişi ve katmerce ve poğaça ve ezme ve yazma misilli ta‘âmlar ki bu yaylalarda yürükâna mahsûs et‘ıme-i hafîfeleri tenâvül edüp semîn kuzu büryânları ile ten-perver olup mücessem olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 142a–142b ·
metinde göster ·
ü cesîm olur ve bu uyûnlar ile reyy olan besâtînlerin sebzevâtları ter ü tâze o …
El-hâsıl cemî‘i zî-rûh kısmı nûş edüp semîn ü cesîm olur ve bu uyûnlar ile reyy olan besâtînlerin sebzevâtları ter ü tâze olup gâyet latîf nebâtât [u] giyâhâtı olur. Ve bu nühûrlar cümle şehrin cânib-i garbında bir olup cereyân ederek ra‘d-vâr kayalar içre gürleyerek Kefindir kal‘asına varmazdan mukaddem cânib-i cenûbda bir azîm dere içre sapup cereyân ederek iki günde Hasankeyfâ kal‘asın zîrinde nehr-i Batmân'a, nehr-i Batmân dahi (---)(---)(---) nehr-i Şatt'a mahlût olur ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 226b ·
metinde göster ·
… ğı diyâr-ı Acem'e ve Lahîcân ve Bakü ve Âzerbaycân'a götürürler. Gâyet lezîz ve
semîn
mâhîleri vardır. Bu semekelerden mîrîye dokuz yük akçe hâsıl olup Van kuluna ve …
Nehr-i Bend-i Mâhî: Bârgîrî kal‘ası kurbünde Van deryâsı girer bir boğaz içre cereyân eder. Aşağıda şorcadır, ammâ yukaruda âb-ı zülâldir. İbtidâ hurûcu yine Bârgîrî dağlarından gelüp Bârgîrî altında Bend-i Mâhî mahallinde Van deryâsına mahlût olur. Bend-i Mâhî ol mahaldir kim yılda bir kerre mâh-ı (---)(---) Van deryâsında bir şîrînkârlık nâbûd-nâpeydâ iken ol gün bi-emrillahi Ta‘âlâ Van deryâsının balıkları râygân olup bu Bend-i Mâhî deresinden yukaruya kâmil bir ay niçe kerre yüz bin sağîr ü kebîr gûnâ-gûn mâhîler geçüp andan Bend-i Mâhî Sultân derler, bir ziyâretgâh vardır. Cümle semekeler ol ziyârete varup ol tarafın {su} otlarından ve eğir köklerinden otlayup ve ol sultânı ziyâret edüp bir ândan sonra cümle balıklar gerüye dönecek mahalde Bend-i Mâhî nâm mahalli Van defterdârı tarafından bir ağa bend edüp cümle balıklar yukaru derelerde mahpus kalup aşağı Van deryâsına geçmediklerinden Bend-i Mâhî derler. Ba‘dehû defterdâr ağası bâlâda mahpus kalan mâhîleri niçe yüz re‘âyâ vü berâyâ huddâmlarıyla balıkları sayd edüp tuzlar. Anda niçe bin Acem bâzergânları ve Gökdolak Ermenîleri bu mâhîleri mîrîden alup niçe yüz bin deve yükü tuzlu balığı diyâr-ı Acem'e ve Lahîcân ve Bakü ve Âzerbaycân'a götürürler. Gâyet lezîz ve semîn mâhîleri vardır. Bu semekelerden mîrîye dokuz yük akçe hâsıl olup Van kuluna ve Van deryâsı etrâfında olan kılâ‘ kullarına bu balık mâlından ulûfe verilir. Ammâ bu Bend-i Mâhî mahalli yılda bir ay bir temâşâgâhdır kim bir kimesne geçen balıkları sayd [u] şikâr etmeğe kâdir değillerdir. Emn olmağile cümle mâhîlere ma‘lûm olup rûy-ı mâda şinâverlik edüp reftâr ederek kadd [ü] kâmet gösterek asla âdemden kaçmayup gûnâ-gûn şîvekârlık ederek ubûr etdiklerinde el-azametullah ol günlerde niçe kerre yüz bin elvân mâhîlerin eşkâlleri ve elvânları temâşâ olunur. Sübhânu'l-Hallâku'l-Bâkî.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 237b ·
metinde göster ·
… İlâ hâze'l-ân Van bahrinde gasl olan atlar 244b ve gayrı hayvânâtlar mahbûb u
semîn
ü cesîm olurlar.
Menâkıb-ı kerâmet-i kâtil-i su‘bân Alî Kerrâr-ı zamân: Kaçan kim Hazret-i Gazanfer Alî, ol Düldül-süvâr-ı Velî, Van bahri kenârında ejderhâ ile bâz-geşt ederken hırka-i peşmînesi ve Düldül-i üstür-dâbbesi ejderin hûnuyla surh-gûn olmuşdu. Hazret-i Alî cilbendinden bir sabun pâresi çıkarup Kamber ile Alî Düldül'ün yıkarken gördüler kim Van deryâsı Azâb suyundan hâsıl olmağile zehr-i mâr-ı semm-i helâhildir. Hazret-i Alî du‘â edüp Kamber âmîn deyüp "İlâhî, bu Van deryâsında gasl olan atlar ve gayrı hayvânâtlar cemî‘i emrâzdan selâmet olup lahm u şahm sâhibi olalar ve Van bahrinin mâhîleri gâyet lezîz olalar" deyü du‘â etdiler. İlâ hâze'l-ân Van bahrinde gasl olan atlar 244b ve gayrı hayvânâtlar mahbûb u semîn ü cesîm olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 244a–244b ·
metinde göster ·
… aşdökân kısa belli ve öküz bilekli ve dibek karınlı ve sumak burunlu, elma göz,
semîn
ü cesîm ve kesimi güzel mahbûb-ı Mahmûdî atları olur kim Kürdistân'da böyle at …
Cümle Ekrâdı şâhbâz u gâzî Muhammedî kavmidir kim bunlarda olan küheylân ve taşdökân kısa belli ve öküz bilekli ve dibek karınlı ve sumak burunlu, elma göz, semîn ü cesîm ve kesimi güzel mahbûb-ı Mahmûdî atları olur kim Kürdistân'da böyle at olmazdır. Bend-i Mâhîsindeki sayd olunan mâhîler dahi cümle memdûhdur. Ammâ imâret-i ebniyyeleri gayr-i memdûhdur. Ancak bir Ulucâmi‘i ve bir Şeref Hân sarâyı ve bir hammâmı ve bir hânı ve bâğ u bostânı ve kifâyet mikdârı dükkânı vardır. Ammâ âb u hevâsı ve engürü memdûhdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 246a ·
metinde göster ·
… e deyyâr misli yokdur. Hatta yedi elvân buğday olur ve yedi gûne siyâh yağlı ve
semîn
şa‘îri olur. Fûli ve nohudu ve mercimeği ve sâ’ir hubûbâtının hisâbın Hudâ bilü …
Der-medh-i ganîmet-i mahsûlât: Bir vâsi‘atü'l-aktâr rahîsatü'l-eş‘ar bir dâr-ı diyâr olmağile ganîmetde deyyâr misli yokdur. Hatta yedi elvân buğday olur ve yedi gûne siyâh yağlı ve semîn şa‘îri olur. Fûli ve nohudu ve mercimeği ve sâ’ir hubûbâtının hisâbın Hudâ bilür. 258b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 258a–258b ·
metinde göster ·
… kim üzerinde niçe kerre yüz bin hayvânât çerâgâhlarında tenâvül-i giyâhât edüp
semîn
olurlar. Bu kûh üzre Arab u Acem ve Türkman ü Terekemân-ı yamân yayla faslın ed …
Sitâyiş-i kûh-ı Demâvend: Bu dahi bir kûh-ı Bî-sütûn'a ve kûh-ı Akra'ya ve kûh-ı Elvend'e mânend bir kûh-ı serbülenddir kim üzerinde niçe kerre yüz bin hayvânât çerâgâhlarında tenâvül-i giyâhât edüp semîn olurlar. Bu kûh üzre Arab u Acem ve Türkman ü Terekemân-ı yamân yayla faslın edüp Rey hânına ve Bağdâd vâlîsine yayla hakkı verirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 327b ·
metinde göster ·
… beyâbânî şikâr edüp tenâvül ederler. Bu Bağdâd arslanı kadar mahbûb u şîrîn ve
semîn
ü müdrik esed bir diyârda yokdur. Ammâ mel‘ûnlar gâyet mehîb ü mahûfdur. Bir ke …
Bu mahallerin hâvurlarında ve büklüklerinde esedler sürü sürü gezüp câmûs-ı beyâbânı ve har-ı çâr-pây-ı deşti ve gazal-ı maralı ve gayrı gûne gûsfend ü câmûs ve bakar-ı beyâbânî şikâr edüp tenâvül ederler. Bu Bağdâd arslanı kadar mahbûb u şîrîn ve semîn ü müdrik esed bir diyârda yokdur. Ammâ mel‘ûnlar gâyet mehîb ü mahûfdur. Bir kerre kemîngâh-ı hâvurdan tulû‘ edüp ra‘d-âsâ bir na‘ra ursa âdemin zehresi çâk, elbette ol mahalde ol âdem hâk olması mukarrerdir. Garâbet anda kim âdem yine na‘rasına karşu varmağa cür’et eder ammâ altında eğer atın aygır ise isterse iki yaşdan cılıkdan küheylânı olsun na‘ra-i esedi istimâ‘ edince hemân ol ân dümmin hotas edüp firâr eder. Bin kerre mahmîz itsen feryâd edüp avdet eder. Ammâ eğer kısrak üzre bulunursan 358a bi-emri Hudâ kısrak arslanın na‘rasından değil birkaç mühlik zahm-ı pençesinden bile havf etmeyüp yine arslan üzre hamle eder. Ammâ dişi arslan yavrularına nafaka tahsîliyçün şikârbâz u cengâver olur. Eğer tokdur ve eğer açdır elbette şikâr arar. Ammâ erkek sübû‘ yigirmi dörd sâatde bir kerre şikâr alsa tok iken artık gayrı şikâra bakmaz ve asla ceng etmez. Ammâ Yezîdî gazanfer eğer aç ve eğer tok Yezîdî'dir elbette ceng eder ve gâyet bed-çehre vü hamlekâr u hîlekâr ve boz tüğlü ve gerdeni kalın ve arkası siyâh ve başı büyük ve tüğleri çim çim Marzıvân katırından iri Yezîdî arslan bî-emân olur. Ammâ hikmet-i hudâ bu Bağdâd arslanları şikâr içün köylere ve büleydelere gelince avretler bu arslanları ortaya alup döğe döğe deyelerler. Arslanlar firâr ederken durup avretlerden tarafa aslâ nazar etmeyüp firâr eder, bir aceb hikmetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 357b–358a ·
metinde göster ·
… a‘nî Arpa vilâyeti derler. Hakîkatü'l-hâl arpası Karaman eli arpası gibi pâk ve
semîn
ve firâvân olduğunda bu Tokat'a ve Sivas'a diyâr-ı Acem'de Arpa Çukuru derler.
Lisân-ı Acem'de Kân-ı cev derler, ya‘nî Arpa vilâyeti derler. Hakîkatü'l-hâl arpası Karaman eli arpası gibi pâk ve semîn ve firâvân olduğunda bu Tokat'a ve Sivas'a diyâr-ı Acem'de Arpa Çukuru derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 20a ·
metinde göster ·
… arâbdır. Ve memdûhâtından Kili pasdırması sığır ve koyun etinden gâyet lezîz ve
semîn
ta‘âm-ı zarûret lahm-ı kadîdi olur. Balı ve yağı ve buğday ve balığı gâyet çok …
Âb [u] havâsı latîf olduğundan cevârîleri ve memlûkleri gâyet dûledâr ve mûledâr câriyeleri ve mahbûb köleleri olur kim ekseriyyâ bâzârlarında bey‘ [ü] şirâ olunan kul kısmıdır kim yigirmi otuz guruşa a‘lâ köle verirler. Halkı ekseriyyâ bâzergân ve esîrcilerdir ve re‘âyâsı Eflâk ve Boğdan Rus tâbi‘dir ve bâğ [u] bâğçesi bî-hisâb pür-şarâbdır. Ve memdûhâtından Kili pasdırması sığır ve koyun etinden gâyet lezîz ve semîn ta‘âm-ı zarûret lahm-ı kadîdi olur. Balı ve yağı ve buğday ve balığı gâyet çok olur. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 66b ·
metinde göster ·
… pasdırma edüp cemî‘i diyâra müstevlî olup ganîmet gider. Kili pasdırması gâyet
semîn
u lezîz ve meşhûrdur. Halkı cemî‘i diyârdan cem‘ olmuş garîb-dost tüccâr âdemle …
Ve bu {kili} şehrin kıblesi tarafında nehr-i Tuna aşrı Yılanlı Ada nâmında bir cezîre-i azîm var kim bir ucu üç konak Tulça'ya ve bir ucu İsmâ‘îl şehrine varır büyük bir cezîre-i mahsûldârdır kim anda her sene kırk elli bin ba‘zı sene yüz bin aded sığır boğazlanup pasdırma edüp cemî‘i diyâra müstevlî olup ganîmet gider. Kili pasdırması gâyet semîn u lezîz ve meşhûrdur. Halkı cemî‘i diyârdan cem‘ olmuş garîb-dost tüccâr âdemlerdir. Her şeb müsâfirsiz ta‘âm yemezler. Gâyet ganîmet şehirdir, ammâ varoşu etrâfında kal‘ası yokdur. 67a Ve a‘yân-ı kibârdan ma‘lûmumuz olandan (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) ammâ ziyâretgâhları ma‘lûmum değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 66b–67a ·
metinde göster ·
sığırları dahi zebh edüp pasdırma ederler ve bahâr mevsiminde üç ay niçe kerre …
Ve niçe bin semîn sığırları dahi zebh edüp pasdırma ederler ve bahâr mevsiminde üç ay niçe kerre yüz bin fıçı sarı keçi südün surutka ve peynir ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 132a ·
metinde göster ·
… bir hafta bu yaylanın nebâtâtından yeyüp âb-ı nâbından nûş etse ol hayvân eyle
semîn
olur kim gûyâ dâbbetü'l-arz olur ve benî Âdem âb [u] havâsının letâfet-i ekl [ü …
Ba‘zı uyûn-ı sermâlar var kim mâh-ı Temmuz'da bir âdem ol ayn-ı zülâlden üç taş çıkaramaz. Tâ bu mertebe buz pâre-misâl âb-ı zülâllerdir ve ol kadar hâzımü'l-ifrât aynü'l-hayâtlardır kim bir âdem bir toklu kuzuyu yeyüp bu sulardan nûş etse ân-ı vâhidde yediği ta‘âmı hazm eder ve cemî‘i devâbbâtlar za‘îf ü nahîf olup şâh-ı gedâ atı gibi olsa bir hafta bu yaylanın nebâtâtından yeyüp âb-ı nâbından nûş etse ol hayvân eyle semîn olur kim gûyâ dâbbetü'l-arz olur ve benî Âdem âb [u] havâsının letâfet-i ekl [ü] şürbinden ten-dürüst olup zinde olur. (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 134a ·
metinde göster ·
… pür-silâh âmâde durup dağlarda karavulları ve avcıları gûnâ-gûn alabalıkları ve
semîn
ve şahîm iri geyikleri avlayup yaz ve kış şikâr ile geçinüp dâ’imâ şikâr eti ye …
Bu kal‘a-i garîb nehr-i Sava'dan sehel ba‘îd bir hıyâbân ve ormanlı dağlar içinde nehr-i İlove kenârında şekl-i muhammes bir (---) binâ bir köhne kal‘a-i kadîmdir. Derûn-ı hisârda tahta örtülü neferât hâneleri ve anbârları ve cebehâne mehâzinleri ve bir câmi‘i var. Gayrı ne medrese ve hân ve hammâm ve çârsû-yı bâzârdan bir eser-i imârât yokdur. Ancak cümle gâzîleri kal‘a kapusu arasında ve cisir başındaki ağaç kasırda oturup herkes cavk cavk zevk u şevk edüp pür-silâh âmâde durup dağlarda karavulları ve avcıları gûnâ-gûn alabalıkları ve semîn ve şahîm iri geyikleri avlayup yaz ve kış şikâr ile geçinüp dâ’imâ şikâr eti yerler, zîrâ avgâhları diller ile ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 157b ·
metinde göster ·
… âhâtları bârân-ı rahmet selleri bu buhayreye döküp mâhîler ol nebâtâtları yeyüp
semîn
olurlar.
Ve gölünde niçe bin elvân simâk-i semînleri sayd olunur kim rub‘-ı meskûn buhayrâtlarında nazîri yokdur, zîrâ dağlarında hâsıl olan nebâtât [u] giyâhâtları bârân-ı rahmet selleri bu buhayreye döküp mâhîler ol nebâtâtları yeyüp semîn olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 178b ·
metinde göster ·
… ‘ etmeyüp cümlemiz ale'l-ittifâk Şebevar deresiyle gerüye gelirken üç bin kadar
semîn
sığırlar ganîmet alup 5 sâ‘at gidüp,
Yine ol gece yüz piyâde yiğit tüfeng-endâz ve yüz cürd atlı pür-silâh şehbâz bir yere cem‘ {olup} yine mağrib cânibine bir gün bir gece gidüp bir sengistân dağlarda mağâralar içine kırk elli pâre köyün kâfirleri kapanmışlar. Bir hayli ceng-i azîm etdik. Sarp kayalar olmağile bir vech ile zafer mümkün olmayup biz dahi fâriğü'l-bâl olup gerü avdet etdikde aşağı derelerdeki hayvânâtlara tama‘ etmeyüp cümlemiz ale'l-ittifâk Şebevar deresiyle gerüye gelirken üç bin kadar semîn sığırlar ganîmet alup 5 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 3a ·
metinde göster ·
… nanın içleri sâfî koyun ve kuzu; ve koyun ve kuzu içleri tavuk ve güvercin dolu
semîn
ve muharrâ pişmiş sığır kebâbları idi.
Netîce-i kelâm bu ibret-nümâ ekmeklerden mâ‘adâ kâmil üç yüz aded sığır ve boğa ve dananın içleri sâfî koyun ve kuzu; ve koyun ve kuzu içleri tavuk ve güvercin dolu semîn ve muharrâ pişmiş sığır kebâbları idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 18b ·
metinde göster ·
… göllerinde çıkmak ihtimâlleri yokdur, bu İskenderiyye buheyresinde çok çıkar ve
semîn
ü lezîz olup balığı misk gibi kokar. Bu râyiha-i tayyibe dahi bir diyâr gölleri …
Bâ-husûs bu İskenderiyye halîcinde çıkan yılan balığı ne Gölikesri'de ve ne Ohri'de ve ne Beşik göllerinde çıkmak ihtimâlleri yokdur, bu İskenderiyye buheyresinde çok çıkar ve semîn ü lezîz olup balığı misk gibi kokar. Bu râyiha-i tayyibe dahi bir diyâr göllerinin mâhîlerine mahsûs değildir, illâ bu İskenderiyye balığına mahsûsdur. Ve gâyetü'l-gâye nâfi‘ yılan balığıdır kim dünyâda nazîri yokdur, hummaya ve ağrı hastalığına mübtelâ olan kimesneler bu yılan balığın pişirüp yeseler yâhûd başın kendüde götürseler bi-emrillâhi Ta‘âlâ ısıtmadan ve ağrı hastalığından halâs olup şifâ bulur, tâ bu mertebe nâfi‘ yılan balığı olur kim İskenderiyye şehrinde humma ve ağrı hastalığı olmazdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 34b ·
metinde göster ·
… on gün on gece ayş [ü] işret edüp bu germâlara girüp âb-ı nâblarından nûş edüp
semîn
ve cesîm olur. Bu germâlar Düşeniçse şehrine karîb olmağile cümle ehl-i sanâyi‘ …
Ve kiraz mevsiminde kırk elli bin âdem hayme vü hargâhlarıyla gelüp meks edüp on gün on gece ayş [ü] işret edüp bu germâlara girüp âb-ı nâblarından nûş edüp semîn ve cesîm olur. Bu germâlar Düşeniçse şehrine karîb olmağile cümle ehl-i sanâyi‘-i Düşeniçse haymeleriyle bu cây-ı ma‘hûda gelüp kâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 38b ·
metinde göster ·
… ir küçük buheyrecikdir. Dâ’iren-mâdâr sekiz mîl bir âb-ı hayât göldür. Latîf ve
semîn
mâhîleri olur. Hattâ Tuna nehri tuğyânında bu gölde hâsıl olan eğir kökü yemeğe …
Der-manzara-i buheyre-i Kıraşiçe: Bu Darda hisârıyla Birnivar kal‘ası arasında nehr-i Tuna'dan ve nehr-i Dırava'dan azma bir küçük buheyrecikdir. Dâ’iren-mâdâr sekiz mîl bir âb-ı hayât göldür. Latîf ve semîn mâhîleri olur. Hattâ Tuna nehri tuğyânında bu gölde hâsıl olan eğir kökü yemeğe mersin balıkları gelüp bu buheyrede sayd olunur, mahsûllü ve gûnâ-gûn balıklı buheyrecikdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 64b ·
metinde göster ·
… beyâz ve kıvırcık ve mahbûb kara gözlü ve kara boynuzlu mülahham ve mücessem ve
semîn
ve Karaman kuyruklu bir nûr-ı mahz koyun hemân yanıma gelüp gûyâ atıma sürünür. …
Bu hâl ile âlem-i hayretde kalup evrâd [u] ezkârıma mukayyed olup giderken, hikmet-i Hudâ-yı Sannâ‘-ı Lem-yezel, sağ tarafımda bir meşeyistân içre bir beyâz gûsfend koç zâhir ola düşüp hemân altımda at eşinüp bir levendâne abraş-ı gülendâm-vâr ve aşkar-ı dîvzâd-kâr cünbüş ü harekâtlar ve gûnâ-gûn rakslar etdiğinden cânım râhat olup bir kerre koça nazar etdim. Eyle beyâz ve kıvırcık ve mahbûb kara gözlü ve kara boynuzlu mülahham ve mücessem ve semîn ve Karaman kuyruklu bir nûr-ı mahz koyun hemân yanıma gelüp gûyâ atıma sürünür. Hakîrden aslâ kaçmayup at başı berâber gidüp gâhîce savt-ı hazîn ile bir gûne meleyüp bu âna dek müddet-i medîd-i ömrümde aslâ eyle bir mîş melemesi istimâ‘ etmemişimdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 125a ·
metinde göster ·
… a ve birkaç yüz köpeğe mâlik olup domuzlar Kanije gölünün eğir köklerin yemeden
semîn
hınzîrlar olup mezkûr domuz çobanı iki yüz sene ma‘mûr olup niçe kerre yüz bin …
Lisân-ı Latin ve Hırvad ve Sırf ve Voynık ve Bulgar ve Boşnakda (---)(---)(---) demekdir, ammâ lisân-ı Fireng'de Köpek kal‘ası demekdir, zîrâ zamân-ı kadîmde bir fakîr domuz çobanı bu Kanije buheyresi içre bir külbe-i menhûshâne yapup birkaç yüz hınzîra ve birkaç yüz köpeğe mâlik olup domuzlar Kanije gölünün eğir köklerin yemeden semîn hınzîrlar olup mezkûr domuz çobanı iki yüz sene ma‘mûr olup niçe kerre yüz bin hınzîr satarak niçe milyon mâl-ı firâvân peydâ edüp tenâsül-i evlâd bularak bu kal‘a-i Kanije'yi ibtidâ tabya-misâl ol koca domuz ve köpek çobanı binâ etmeğile Kanije, ya‘nî Köpek hâne nâmıyla müsemmâ bir sûr-ı ra‘nâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 179b ·
metinde göster ·
Hemân bu mahalden altı sâ‘at bir dağ içre giderken yedi sekiz yüz kadar
semîn
atlara râst gelüp cümlesinin ardları ve önlerin çevirüp sürücülerin dahi esîr e …
Hemân bu mahalden altı sâ‘at bir dağ içre giderken yedi sekiz yüz kadar semîn atlara râst gelüp cümlesinin ardları ve önlerin çevirüp sürücülerin dahi esîr edüp söyletdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 5a ·
metinde göster ·
… çöreği bir akçeyedir ve tavuk böreği ve kirde çöreği meşhûrdur. Ve bir vukıyye
semîn
koyun eti üç akçeye ve bal ve yağ sekiz akçeye ve meyve-i gûnâ-gûnu bî-hisâbdır …
Der-fasl-ı memdûhât: Beyâz sipov ekmeği ve Leh tavuğu büryânı ve bir vukıyye beyâz poğaçası ve yağlı çöreği bir akçeyedir ve tavuk böreği ve kirde çöreği meşhûrdur. Ve bir vukıyye semîn koyun eti üç akçeye ve bal ve yağ sekiz akçeye ve meyve-i gûnâ-gûnu bî-hisâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 38b ·
metinde göster ·
"Yâ nehr-i azîm bi-emrillâhi te‘âlâ yağ-ı sâfî sarı
semîn
ak" dedikde bi-iznillâh ol ân nehr-i Turla sarı say yağı akmağa başlayup üç gün …
"Yâ nehr-i azîm bi-emrillâhi te‘âlâ yağ-ı sâfî sarı semîn ak" dedikde bi-iznillâh ol ân nehr-i Turla sarı say yağı akmağa başlayup üç gün üç gece yağ akup Karadeniz'in yüzünü yağ bürüyüp Akdeniz'e bile yağ cereyân edüp cemî‘i leb-i deryâda olan benderlerin ahâlîleri ol kadar yağ cem‘ ederler kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz. Böyle keşf [ü] kerâmet etdiklerinde rûh teslîm edüp ol mahalde defn ederler. Ba‘dehu üzerlerine selef hânları bir kârgîr binâdan bir kubbe-i âlî edüp hâlâ anda âsûde-hâldir. Ve cenbinde niçe bin şehîd-i şühedâlar dahi medfûnlardır. Ve zamân-ı evâ’ilde bu Mayak Baba Sultân kurbunda bir kal‘a-i metîne var imiş. Âsâr-ı binâları hâlâ zâhir ü bâhirdir. Ve hâlâ bu mahalde otlayan hayvânâtların yağı eyle çok olur kim Mayak yağı deyü rub‘-ı meskûnda meşhûr-ı âfâk olup misk [ü] anber-i hâm gibi râyiha-i tayyibeli may-ı sâfîdir. Ve bunda otlayan koyunların niçe bininin dişleri altun gibi sarı olur derler, ammâ hakîr görmedim. Niçe gâzîler bu vâdîlerde kîmyâ otu vardır, derler. Hattâ niçe kerre Leh ve Freng kâfirlerinin bu mahalden nebâtât [u] giyâhât cem‘ etdiklerin görmüşlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 106b ·
metinde göster ·
… bet-i hâs ile geçirirler. Hattâ ol sohbet-i hâs geceleri elli vukıyye gelir bir
semîn
koyunu kurbân edüp şukka şukka edüp bir demir kebâb şişine ol koyunun lahmını ş …
Hattâ kış geceleri 128b cümle vilâyet-i Kırım'da oda sohbetleri edüp niçe gûne helvâlar ve ta‘âmlar ve gûnâ-gûn şarâblar yenüp içilüp eyyâm-ı şitâyı sohbet-i hâs ile geçirirler. Hattâ ol sohbet-i hâs geceleri elli vukıyye gelir bir semîn koyunu kurbân edüp şukka şukka edüp bir demir kebâb şişine ol koyunun lahmını şîşe sancup iki başları ince ortası kalın bir gûne hemvâre eti dizerler kim bir zerre yeri birinden taşra dizmezler. Andan bir araba tekerleğin kırup kebâb altına te’ennî ile germâ-germ âteş edüp bir gûne kebâb pişirirler kim gûyâ ilik olur. Tatar mâbeyninde böyle pişmiş elli vukıyye gelir bir koyun kebâbın yemiş ve yüz vukıyye boza içmiş Tatar çokdur, ya‘nî bunları bir oturuşda bir Tatar yemişdir, tâ bu mertebe latîf ter ü tâze ve nerm kebâb pişirirler kim rub‘-ı meskûnda eyle kebâb pişmek ihtimâli yokdur, ammâ araba tekerleğiyle pişirmek Tatar mâbeynlerinde şartdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 128a–128b ·
metinde göster ·
eti birer vukıyyesi birer akçeyedir. Ve bir buçuk vukıyye sığır eti ve deve eti …
Ve dahi beyâz etmeği ve semîn eti birer vukıyyesi birer akçeyedir. Ve bir buçuk vukıyye sığır eti ve deve eti bir akçeyedir, ammâ at etinin vukıyyesi iki akçeyedir. Ve şehir içre kara dud ağaçlarından çok bir tirek yokdur. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 141b ·
metinde göster ·
… ve selîm âdemleri vardır. Sevr burcunda oldukları haysiyyetden cümle sığırları
semîn
ve kebîr bakarları çokdur.
Der-kavl-i müneccimân-ı tâli‘-i amâristân-ı Kefe: Burc-ı sevrde beyt-i zühre türâbî hânesinde bulunup anıniçün halkı zühre gibi zevk [u] şevkde olup türâbî oldukları cihetden hâkiyle yek halûk ve halîm ve selîm âdemleri vardır. Sevr burcunda oldukları haysiyyetden cümle sığırları semîn ve kebîr bakarları çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 141b ·
metinde göster ·
… at ve gayri hayvânât ile mâl-â-mâl olmuş kend-i amâristânları geçüp ve bî-nazîr
semîn
at etleri ve sığın ve karaca etleri kebâbların yeyerek,
Anı geçüp 8 sâ‘atde ma‘mûr u âbâdân dağı ve taşı koyun ve sığır ve at ve gayri hayvânât ile mâl-â-mâl olmuş kend-i amâristânları geçüp ve bî-nazîr semîn at etleri ve sığın ve karaca etleri kebâbların yeyerek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 163b ·
metinde göster ·