ubûr edüp Yanko ibn Mâdyân'ın nebîresinden Vezendon nâm bir kıral-ı hümâm zuhûr …
Ba‘dehu hübût-ı Âdemden sonra beş bin elli iki senesi ubûr edüp Yanko ibn Mâdyân'ın nebîresinden Vezendon nâm bir kıral-ı hümâm zuhûr edüp İslâmbol'u yedinci kerresinde anlar dahi amâr edüp cihân-ârâ bir pâdişâh-ı zîşân olduğu bâlâda yedinci fasılda musarrahdır. Ol Fezendon'un bir duhter-i pâkîze-ahteri Makdonya şehirlerinden Sofya şehrinde mütevellide olmağile ismine Ayasofya derlerdi. Babasının İslâmbol kal‘asının cânib-i erba‘asın müceddeden binâ etdüğin istimâ‘ edince iki bin milyon hazîne ile babası Fezendon'a gelüp Hazret-i Süleymân'ın ibâdethânesin tevsî‘ etmeğe mübâşeret edüp bezl-i mâl ederken Hazret-i Hızır gelüp;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 33b ·
metinde göster ·
… rû‘ olunup mâh-ı Rebi‘ü'l-evvel'in evellki günü idi. Ba‘dehu tokuz yüz elli beş
senesi
Receb'inde tamâm olup ihrâcâtına yüz elli yük akçe gitmişdir. Bu dahi Mi‘mâr Si …
Tokuz yüz {elli târîhinde esâsına şürû‘ olunup mâh-ı Rebi‘ü'l-evvel'in evellki günü idi. Ba‘dehu tokuz yüz elli beş senesi Receb'inde tamâm olup ihrâcâtına yüz elli yük akçe gitmişdir. Bu dahi Mi‘mâr Sinân kârıdır.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 46b ·
metinde göster ·
… p iki Selîm dahi Çorlu'da merhûm olup ikisinin dahi hilâfetleri sekiz ile tokuz
senesi
mâbeyninde merhûm oldu. Vallâhu a‘lem dahi gayrı selâtîn-i Selîm'e dahi te’sîr …
"Selîmler ömrünüz az olsun ve gazânız çok olsun ve hilâfeti benden Çorlu'da aldınız yine Çorlu'da veresiz" dedikleri müsbetdir kim ser-i kârda olan sika âdemlerden nakl olunur. Hikmet-i Hudâ nutk-ı dürer-bârları vücûd bulup iki Selîm dahi Çorlu'da merhûm olup ikisinin dahi hilâfetleri sekiz ile tokuz senesi mâbeyninde merhûm oldu. Vallâhu a‘lem dahi gayrı selâtîn-i Selîm'e dahi te’sîr eder derlerdi. Arapça
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 103a ·
metinde göster ·
târîhinde [661] Osmân Gâzî ibtidâ-i cülûsunda üç kerre muhâsara edüp üçüncüde O …
Bahâr eyyâmı Hazret-i Süleymân Bursa'ya gelüp Cebel-i Ruhbân'da Belkîs kız ile yayla faslı ederlerdi. Emîn Nebî'nin du‘âsı berekâtiyle Bursa tûfândan sonra imâristân-ı Emînullah'dır. Ammâ kal‘anın bânîsi ma‘lûm değildir. Lâkin bu kal‘a bir köhne bünyâddır. Devr-i felekden berü ber-karâr bir dârü'l-karâr, kal‘a-i hısn-ı hasîn ve sedd-i metîndir kim cümle der-i dîvârları eflâke ser çekmişdir ve esâsı bir yalçın sebz-gûn kaya üzre şekl-i murabba‘dan tûlânî bir kal‘a-i metîndir. Tûlânîsi şarkdan garba vâkı‘ olmuşdur. Şimâl ve yıldız cânibi evc-i semâya ser çekmiş kayalar üzre vâkı‘ olmuş kal‘adır. Ol tarafı uçurum olmağıla üç tarafında aslâ handak yokdur. Ammâ Bunarbaşı tarafında ve Değirmânlar mahallesi tarafında ve Kebîr mahallesi tarafında fecc-i amîk handakları vardır. Mürûr-ı eyyâm ile handakı imâr olmayup Celâlî Karayazıcı ve Sa‘îd-i Arab ve Kalenderoğulları nâmân celâlîler, Bursa'yı muhâsara edüp handakların rimâl [ü] türâb ile memlû olmuşdur. Ammâ bu kal‘anın cânib-i erba‘ası esâsında taşlar var kim her biri hammâm kubbesi kadar seng-i azîmlerdir. Andan ma‘lûmdur kim benî Âdem binâsı değildir. Ba‘dehû Kaydefâ destine girüp ba‘zı burc [u] bârûlarını ta‘mîr [u] termîm edüp lisân-ı Yunan üzre târîhleri vardır. Ve bu kal‘a, Keşiş dağının dâmenine vâkı‘ olmağıla lodos rüzgârı ve şarkî rûzgârından emîndir. Cümle evleri, şimâl ve yıldız rûzgârı cânibine nâzırdır kim Filedâr sahrâsı cümle bâğ u bâğçesi ve besâtînleri ile nakş-ı bukalemûn-vâr nümâyândır. Kal‘anın dâiren-mâdâr cirmi, on bir bin adımdır ve altı bin bedendir ve altmış yedi kulle ve cümle beş kapudur. Evvelâ cânib-i cenûba Bunarbaşı Kapusu ve yine cenûba Zindân Kapusu ve Kaplıca Kapusu garba mekşûfdur ve Balıkbâzârı Kapusu. Ez-în-cânib bu kal‘a, cemî‘î düvelde Rûm keferesi elinde kalmışdı. Yedi kerre Konya'dan Âl-i Selçûkiyân ikişer kerre yüz bin leşker-i bî-pâyân ile gelüp yedişer sekizer ay muhâsara edüp vakt-i şitâ geldikde bî-feth rücû‘ edüp giderlerdi. Tâ ki Devlet-i Âl-i Osmân'ın ibtidâ-i zuhûrunda evvelâ Osmân 222b lafzı senesi târîhinde [661] Osmân Gâzî ibtidâ-i cülûsunda üç kerre muhâsara edüp üçüncüde Osmân Gâzî nıkris zahmetine mübtelâ olup âhir üçüncüde dahi feth edemeyüp yine Konya'ya müteveccih olup izn-i şerîfiyle Şehzâde Orhân Çelebi ile Şeyh Hacı Bektâş-ı Velî'yi seksen bin asker-i İslâm ile Bursa'ya gönderüp muhâsara etdiklerinde amân vermeyüp kal‘a-i Bursa'nın Kapluca cânibinde bir kulle-i azîm ve Bunarbaşı'nda dahi bir kulle-i kebîr binâsına mübâşeret edüp yedi ayda bu kulleler temâm olup Bursa'yı kemâ(n)-kân muhâsarâya şürû‘ edüp Kapluca tarafından Orhân Beğ, Bunarbaşı tarafındaki kulleden Orhân Beğ'in birâderzâdesi Timur Beğ ve Balabancık Beğ dağ tarafındaki havâle yerinden muhâsara edüp cânib-i erba‘adan imdâda gelen küffârları cümle dendân-ı tîğdan geçirüp derûn-ı kal‘ada mütehassın olan keferelere kaht [u] galâ müstevlî olup âhir-i küffâr bir sene muhâsaradan sonra vere ile bâ-sulh kal‘ayı Orhân Gâzî'ye sene 722 târîhinde teslîm etdiler. Osmân Gâzî'ye müjde ile Orhân seğirdüp vardıkda, Bursa feth olduğu sâ‘at Osmân Gâzî rûh teslîm edüp oğlu Orhân Gâzî müstakil padişâh olup Hâcı Bektâş-ı Velî ile Bursa'ya gelüp ibtidâ taht-ı Âl-i Osmân olup ol kadar ma‘mûr [u] âbâdân oldu kim gûyâ bir bâğ-ı İrem idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 222a–222b ·
metinde göster ·
… mmâ kazbîkîlerinde "Duribe Tiflis" ve "Duribe Tebrîz" yazup bir tarafı münakkaş
senesi
meskûkdur. Kazbikî mangıra derler. Cümle râyic olan bu sikkelerdir. Ve cemî‘î e …
Hüsniyyât-ı sevüm oldur kim Kânûn-ı Şeyh Safî oldur kim cümle çârsû-yı şâhîlerinde bey‘ [u] şirâları bisitî ve Abbâsî ve altun ile bâzâr olunur. Sâ’ir pâdişâh-ı ekâlîmin sikkeleri geçmeyüp kendi sikkeleri râyicîdir. Yedi yerde sikkeleri kesilir. Evvelâ taht-ı kadîmleri "Duribe Erdebîl" ve "Duribe Hemedân" 302b ve "Duribe Bağdâd" ve "Duribe Isfahân" ve "Duribe Tiflis" ve "Duribe Nihâvend" ve "Duribe Tebrîz" deyü sikkelerinde "Lâ ilâhe illallah, Muhammedün Resûlullah, Aliyyün veliyyullah" yazılır. Bir tarafında her şâhın ismi yazılır kim "Fe ağlân-ı Kelb Alî Şâh Abbas" deyü tahrîr olunur. Ammâ kazbîkîlerinde "Duribe Tiflis" ve "Duribe Tebrîz" yazup bir tarafı münakkaş senesi meskûkdur. Kazbikî mangıra derler. Cümle râyic olan bu sikkelerdir. Ve cemî‘î endâzeleri ucunda ve cemî‘î kilelerinde ve sâ’ir duhte olunan akmişe-i fâhirelerinde "Lâ ilâhe illallah" tahrîr olunmuşdur. Kezâlik derâhimleri terâzülerinde böyle ism-i Celâl terkîm olunmuşdur. Vay ol kesin hâline kim "Lâ ilâhe illallah" üzre bey‘ [u] şirâsında hilâf ide. Gözüne mil ve başına kızmış taş koyup ol âdemi alîl ederler. Ve cemî‘î esvâk-ı şâhîlerinin cümle dükkânçelerinde ve meydân-ı bâzârlarında sarı pirinçden sarı zencirli ve demir zencirli terâzüler maslûbdur. Aslâ âdem eli yapışmaz, dâ’imâ maslûb durur. Kaçan bir kimesne me’kûlât [ü] meşrûbât, nebâtât [ü] giyâhât makûlesinden bir şey murâd edince âlü'l-âl güzîde metâ‘ı keff-i mîzâna koyup mevzûn-ı kâmil oldukda metâ‘ sâhibine hakkın verir. Zîrâ akçesi pâkdir, metâ‘ın güzîdesin alır. Ve cümle güşt ü nân ve sebzevât ve cevv ve gendüm ve dakîk ve tavuk ve güvercin [ve] cevzî ve fındık ve bâzârda suhte olan cümle aşbâz ta‘âmları (---)(---)(---) ve'l-hâsıl cümle me’kûlât [ü] meşrûbât cümle narhı Şeyh Safî üzre terâzü ile bey‘ olunur. Buğday [ve] pirince ve sâ’ir hubûbâta aslâ kile yokdur. Cümle vezne ile bey‘ [u] şirâ olunur. Vây ol merdin hâline kim dirhemlerinde yazılan "Lâ ilâhe" üzre hılâf ide. Ödünü koltuğu altından çıkarırlar, kânûn-ı İrânî budur. Ammâ sâ’ir akmişe metâ‘ları zirâ‘-ı melikî ile füruht olunur. Sâ’ir devâbât ve üsârâ-yı zî-rûh kısmına dahi kânûn-ı Safî üzre bir bahâ takdîr etmişlerdir. Ana göre amel edüp ehl-i Kıble ve muhemmenleri vardır. Her bâr kânûn-ı şâhîleri budur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 302a–302b ·
metinde göster ·
… ehânesi ve istihkâmın göstermek imiş. Bu hâl üzre kal‘a-i Bakü'ye bin elli yedi
senesi
mâh-ı Muharrem'inin evvel cum‘a gününde dâhil olup,
Ve niçe sultânlar dahi cümle sûr libâsların geyinüp muhteşemâne 314a arz-ı kâlây ederek on binden mütecâviz çapur askeri gibi derme çatma ve Terekeme ve Moğol ve Boğol ve Kımık ve Kumuk ve Kılmak ve Gökdolak ve Moğan ve Kazak tâ’ifelerinden ecnâs-ı mahlûkât âriyetî libâçe ve libâslar ile pür silâh olup kerrenây ve nefîr-i Efrâsiyâb'ların çalarak ve kös-i Hâkânîleri ve tablların ve tabl-bâzların döğerek balaban ve cura sûrnâ fasılları ederek bir alay-ı İrân-zemîn gösterdiler kim diller ile ta‘bîr ve kalemlerle tahrîr olunmaz. Hemân bu asker içinden Revân hânı at bırağup gelirken refîkımız Şemahı hânı eydür "Hey Evliyâ Aka! Mine heze Revân hânı geledir" dedikde hân gelüp ibtidâ hakîr ile at üzre görüşüp musâfaha idişüp ba‘dehû Bakü hânıyla bilişüp ve Gîlân hânıyla öpüşüp tâ Bakü kal‘asına üç sâ‘atde varınca âşnâ olduk. Andan zeyl-i Bakü'ye varınca kal‘anın burc [u] bârûlarından ve leb-i deryâda âmâde olan kullelerden ol kadar top endaht edüp şâdmânîler oldu kim kal‘a-i Bakü mürg-i semender-vâr âteş-i Nemrûd içinde kalup hakîre hayli cebe satdılar. Meğer bu Bahr-i Haraz'ün karşu garb cânibinde Moskov kralının Ejderhân ve Balhân ve Sarây ve Haşdek ve Türk kal‘alarından elçiler gelüp sûr içün hedâyâlar getirmişler. Bu top şâdmânlarının bir aslı da anlara kal‘anın cebehânesi ve istihkâmın göstermek imiş. Bu hâl üzre kal‘a-i Bakü'ye bin elli yedi senesi mâh-ı Muharrem'inin evvel cum‘a gününde dâhil olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 313b–314a ·
metinde göster ·
… vezîri ve sâ’ir mîr-i livâyı ve sâ’ir mîr-i mîrânları şiddet-i şitâda bî-mûcib
senesi
temâm olmadan ol şiddet-i şitâda azl edüp bu kadar askeriyle ol vezîr der-i dev …
Netice-i mâ-vaka‘a âlâm-ı şedâ’idi beyân eder: Evvelâ der-i devlet-masîrde ser-i kârda olan vü[ze]râ ve vükelâ bî-garaz kimse gerekdir kim hazz-ı nefsîçün bir vezîri ve sâ’ir mîr-i livâyı ve sâ’ir mîr-i mîrânları şiddet-i şitâda bî-mûcib senesi temâm olmadan ol şiddet-i şitâda azl edüp bu kadar askeriyle ol vezîr der-i devlete gelem derken, gelme dinilüp ve bir mansıb ihsân olunmayup başına kasd ideler. Ol dahi cânı havfine düşüp bu kadar bin haşerâtı başına cem‘ edüp beş on ay re‘âyâ vü berâyâ üzre konup göçerek, yiyüp içerek cây-ı menâs arar. Bir vezîr dahi anın mansıbına ol şitâda gidüp ol râh üzre pâymâl olan re‘âyânın ve gark-ı âb olan devâbât [u] benî Âdemin günâhları ulü'l-emr üzredir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 351b ·
metinde göster ·
… z tâze cân bulup herkes tedârik-i râh görmeğe âgâh oldular. Meğer bin altmış üç
senesi
mâh-ı Recebü'l-mücerrebinin üçüncü gün Melek Ahmed Paşa efendimiz Rûmeli'nden m …
Bu mezkûr kibâr-ı evliyâullahları ziyâret edüp niçe gûne seyr [u] temâşâlar ederken Âsitâne tarafından ulaklar gelüp paşa efendimiz yine müşevveşü'l-hâl iken buluşdular. Meğer müsellim bir semmûr kürk giydirüp "İnşâallah bir haftadan sonra Âsitâne'ye müteveccih oluruz" deyü efendimiz Kaya Sultân'ın ve Sadrıa‘zâm Çerkes Dervîş Mehemmed Paşa'nın ve'l-hâsıl cemî‘i vükelâ-yı devletin mektûbların paşa tilâvet etdirüp "Âsitâne-i sa‘âdete gelüp ikinci kubbe vezîrisiz, gelüp tahsîl-i mizâc edesiz" deyü cümle mekâtibler tilâvet olunup paşa efendimiz ve cümle ağavâtlarımız tâze cân bulup herkes tedârik-i râh görmeğe âgâh oldular. Meğer bin altmış üç senesi mâh-ı Recebü'l-mücerrebinin üçüncü gün Melek Ahmed Paşa efendimiz Rûmeli'nden ma‘zûl olup eyâlet-i Rûmeli Silâhdâr Muslu Paşa'ya vezâret ile sadaka olundu. Paşa efendimiz kâmil bir hafta sarâyda oturup levâzımât-ı râh görülünce sarâydan kalkup aşağı şehirde Balı Efendi azîzin ırk-ı tâhirinden Seyyid Mustafâ Çelebi'nin sarâyına inüp anda mihmân olup cümle tedârikler görülüp cemî‘i ağavâtlara ve cümle karakollukçulara tarcıla nâmında yigirmi kise harc-ı râh verilüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 146a ·
metinde göster ·
mâh-ı Recebü'l-mücerrebinin âhirinde bâzârertesi gün sa‘d sâ‘atde vakt-i seherd …
Ale's-sabâh ki oldu, bin altmış beş senesi mâh-ı Recebü'l-mücerrebinin âhirinde bâzârertesi gün sa‘d sâ‘atde vakt-i seherde paşa-yı zîşân-ı Âsaf-ı Berhıyâ-vâr esb-i sabâ-sür‘atine Bismillah ile bilâ rikâb süvâr oldukda Van çavuşlar kethudâsı üç yüz aded başları otağalı ve mücevveze-i şâhîli tâ’ife-i çavuşân cümlesi bir ağızdan "Yaşın uzun olsun! Tanrı Ta‘âlâ pâdişâha uzun ömürler versin!" deyü paşa-yı kâmkârı alkışladılar. Ve paşa dahi azîmet-i Van deyince sekizer kat mehterhâne ra‘d-vâr sadâ verüp sağ tarafımızda Van deryâsı temevvüce geldi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 247a ·
metinde göster ·
nısfında Vezîria‘zam kolundan Kızıl tabyaya umûm hücûm üzre takayyüd-i tâmlar v …
Ba‘dehu 1079 senesi nısfında Vezîria‘zam kolundan Kızıl tabyaya umûm hücûm üzre takayyüd-i tâmlar ve cidd-i sa‘y-i ihtimâmlar olunup cemî‘i guzât-ı müslimîne ihsân [u] in‘âmlar verilüp Kızıl tabyanın hûn-âlûd hâk-i ahmer-gûnun asâkir-i muvahhidîn karınca toprak taşır gibi Kızıl tabyanın türâbların niçe kerre yüz bin tobralar ile taşıyup deryâya döküp on gün on gecede,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 295b ·
metinde göster ·
… abî sözlerinden müstahraç niçe kelâm-ı dürer-bârlar vardır kim yine yetmiş yedi
senesi
tamâmında işâretleri var. Hudâ-yı Zü'l-celâl hıfz ede. Zîrâ bu kal‘a şekl-i müs …
Bu târîh-i habl-i metînde niçe sırrullâh vardır kim ne kadar zamân dest-i İslâmda dura, ba‘dehu ahvâl-i hâli neye müncer ola. Cümle Muhyiddîni'l-Arabî sözlerinden müstahraç niçe kelâm-ı dürer-bârlar vardır kim yine yetmiş yedi senesi tamâmında işâretleri var. Hudâ-yı Zü'l-celâl hıfz ede. Zîrâ bu kal‘a şekl-i müselles binâ olunup üçer ve yedişer ve yetmiş yedişerde tâli‘i menhûsdur. Hudâ hıfz-ı emânda ede. Târîh-i li-nâmıkıhı:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 308b ·
metinde göster ·
… iğimiz yârân-ı safâ ile vedâlaşup cümlenin du‘âsın alup Y 109b bin seksen iki
senesi
Cemâziye'l-evvelin yigirmi beşinde pür-silâh bir firkateye süvâr olup ve ⟦Arapç …
El-hâsıl bir ay zevk u safâlar edüp a‘yân [u] eşrâflarından hâne sâhibimiz Muslu Ağa ile ve birâderi Alî Çelebi ve Pilili Ahmed Ağa ve dâmâdı Müstedâm Ağa ve Serdâr Hüseyin Ağa ve Sıyâmîzâde ve Semiz Mûsâ Çelebi ve Dizdâr Mûsâ Ağa ve Cebecibaşı Hasan Ağa ve Cebeci Çorbacısı Mustafâ Ağa ve Lonca Câmi‘i imâmı Mu‘îd Efendi ve Abdülcebbâr Efendi ve Dervîş Abdullâh Efendi ve Nâ’ib Dervîş Efendi ve veliyyün-ni‘âm Mütevellî (---) Ağa ile ve cümle hukûkun kesb etdiğimiz yârân-ı safâ ile vedâlaşup cümlenin du‘âsın alup Y 109b bin seksen iki senesi Cemâziye'l-evvelin yigirmi beşinde pür-silâh bir firkateye süvâr olup ve Arapça âyetin tilâvet edüp bâdbân-ı zevrakı çâk edüp keskin poyraz eyyâmı ile Rodos'a azîmet edüp giderken İstanköy'den yigirmi mîl ba‘îd Tekir burnu nâm mahalli dolaşınca sekiz kâfir kalyonları içine giredüşdük.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y109a–Y109b ·
metinde göster ·
bu mahrûse-i mübârekeye def‘ateyn gelmek müyesser oldu. Ammâ karâr-dâde olmayup …
Mukaddemâ bin elli sekiz senesi bu mahrûse-i mübârekeye def‘ateyn gelmek müyesser oldu. Ammâ karâr-dâde olmayup ziyâretlerinde ve ba‘zı ahvâlâtına vâkıf olmadan def‘ateyn Âsitâne-i sa‘âdete Murtazâ Paşa'nın emriyle ulaklığile gidüp Y 239b gelmeden evsâfına cür’et olunmadı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y239a–Y239b ·
metinde göster ·
… şakku'l-kamer gecesi Hazretin ammisi Ebî Tâlib merhûm oldu ki nübüvvetin onuncu
senesi
idi. Hazret-i Risâlet cenâzelerine hâzır olup cehâletde kaldı deyü Hazret-i Alî …
Hikmet-i Hudâ bu şakku'l-kamer gecesi Hazretin ammisi Ebî Tâlib merhûm oldu ki nübüvvetin onuncu senesi idi. Hazret-i Risâlet cenâzelerine hâzır olup cehâletde kaldı deyü Hazret-i Alî namâzın kılmağa rızâ vermeyüp Mu‘allâ'da defn etdiler. Hâlâ bir kubbe-i âlî içinde medfûndur. Ammâ sâ’ir kubâblar gibi müzeyyen ve huddâmları yokdur. Ammâ hareminde gül [ü] gülistân ve bir kaç nahlistânları var. Gâyet lezîz dânedâr hurmâsı olur. Ekseriyyâ Acem huccâcı Hazret-i Alî pederidir deyü ziyâret ederler ve huddâm-ı Ebû Tâlib'im diyen tâlib-i mâla ihsân [u] in‘âm ederler ve ziyâret edüp giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y361b ·
metinde göster ·
… intihâsına varınca bu senemizde tûlu seksen yedi derece idi. Zîrâ haccü'l-ekber
senesi
olmak ile huccâc-ı müslimîn çok idi.
Ba‘dehu en ileride delîller bayrağın çeküp kûslerin çalup hareket edince tâ gerüde dündâr askerine varınca bir sâ‘atde haber varup anlar dahi hareket eder. Zîrâ Mısır'ın yolları dar boğazlar olmak ile iki katâr yanyana olduğundan huccâcın ibtidâsından intihâsına varınca bu senemizde tûlu seksen yedi derece idi. Zîrâ haccü'l-ekber senesi olmak ile huccâc-ı müslimîn çok idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y376a ·
metinde göster ·
başında Tût ta‘bîr etdikleri günde Nîl cûş [u] hurûşa gelüp deryâ-misâl temevvü …
Evvelâ her sene âdetullâh bunun üstüne cârîdir kim mâh-ı Temmûz'da cemî‘i dünyâda sular tenezzülde olur, ammâ bu Mısır'da Nîl-i mübârek mâh-ı Temmûz'un (---)Q 206b gününde Kıbtî senesi başında Tût ta‘bîr etdikleri günde Nîl cûş [u] hurûşa gelüp deryâ-misâl temevvüc ederek gelüp Tût'dan yetmiş gün sonra Ümmü'l-kıyâs'da yigirmi (---) arşın mîle Nîl berâber oldukda cemî‘i Mısır'ın a‘yân [u] eşrâfı ve ulemâ ve sulehâsı ve vüzerâsı ve mîrimîrânları Sultân Gavrî sâkıyesi dibinde Ebü'l-mencâ nâm bir göz cisir başında kırk elli bin âdem cem‘ olup du‘â ve senâ ile Kıbtî meliklerinden Melik Mukavkıs'ın binâ etdüği halîcin sedd olan toprağın kaldırup azametullâh Nîl-i mübârek deryâ gibi cûş [u] hurûşa gelüp katı yaydan ok çıkar gibi çıkup şehir subaşısının kayığın şehir içine götürüp şehir içinden cereyân edüp üç sâ‘atlik yer tâ Gavriyye köşküne varınca P 204b Mısır şehri içre bu cereyân eden halîcin iki tarafı kat-ender-kat kâ‘alar ve müte‘addid hücreler ve havz u şâzrevânlı sarây-ı âlîlerdir, ve bu halîcin sâhilinde bâğ-ı İremli maksûrelerde herkes yârân-ı bâ-safâları ile ayş u işret edüp şeb [ü] rûz hânende ve sâzendegân ile sohbet perçîn edüp Hüseyin Baykara meclisleri olup bu halîc kâmil üç ay cereyân edüp Mısır halkı sudan müstağnî olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y129b ·
metinde göster ·
başıdır kim ol gün elbette Seyyid Ahmed el-Bedevî'nin ibtidâsından infidâdına o …
Ve kâşiflerin azli günleri Kıbtî senesi başıdır kim ol gün elbette Seyyid Ahmed el-Bedevî'nin ibtidâsından infidâdına on beş gün on beş gece bir hây hûy mevlûdü'n-nebî olur. Bu dahi vâcibü's-seyr ibret-nümâ bir cemiyyet-i uzmâdır. Ba‘zı keşşâf ve ümenâ vü mültezim müflis olduysa paşa tarafından buyurdı-yı şerîf ile ihzâra gelen ağadan müflis kâşif firâr edüp Seyyid Ahmed el-Bedevî'nin âsitânesine dahil düşüp pâdişâh varsa almazlar, zor-bâzû ile çıkarayım diyenin eli kurur ve anda olan ulemâ ve meşâyihîn fukarâlar kanlı ve hırsızı ve müflisi vermezler. Ammâ hâkime itâ‘at edüp mestûr olan kâşifler dîvân-ı pâdişâhîye gelüp muhâsebesi görülüp zimmetinde olan mâl-ı pâdişâhîyi edâ edüp hil‘at-ı pâdişâhî ile melbûs olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y158a ·
metinde göster ·
evveli olmağa ba‘zı Nîl kesimine altmış gün kalup nokta düşdüğü gün ya‘nî ⟦Y 22 …
Evvelâ Kıbtî senesi evveli olmağa ba‘zı Nîl kesimine altmış gün kalup nokta düşdüğü gün ya‘nî Y 220a Nîl taşmağa başladuğı gün Sultân Seyyid Ahmed el-Bedevî'nin pâ-bürehne ve ser-bürehne geysûdâr fukarâ-yı i‘lânî derler, bu kavimdir, deff ü dâyire ve kudümler ile çârsû-yı bâzârda deff ü kudüm ile kasîde ve mavâllar okuyup tevhîd ederek mevlûd-ı Bedevî halka i‘lâm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y219a–Y220a ·
metinde göster ·
… i ülfete başlayup Gürcî Osmân Ağa'ya yetmiş kîse ri‘âyet edüp Mısır'ın dördüncü
senesi
mukarrerin ricâ eyledi.
Ammâ hikmet-i Hudâ sene 1087 târîhinde Köpürlüzâde Fâzıl Ahmed Paşa vezîr-i a‘zam iken Tekirdağı şehriyle Burkaz mâbeyninde Kara Biber Ağa çiftliğinde merhûm olup kâyimmakâm Kara Mustafâ Paşa sadr-ı a‘zam olduğunun haberin şehr-i Mısır'a vezîr-i a‘zam ağalarından Amasiyyeli Gürcî Osmân Ağa haber getürüp Abdurrahmân Paşa gâyet müte’ellim olup ahâlî-i Mısır ile hüsn-i ülfete başlayup Gürcî Osmân Ağa'ya yetmiş kîse ri‘âyet edüp Mısır'ın dördüncü senesi mukarrerin ricâ eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·
… rz-ı hasen verdiği mâlın alup İslâmbol'a vardıkda merhûm olup paşaya toksan iki
senesi
mukarreri gelüp Kör Ömer Beğ Gazze paşası oldu. Ve sâyir vüzerâ-yı Mısır' hazîn …
Âsitâne tarafından sadr-ı a‘zam hazînedârı Hasan Ağa gelüp şehir havâlesi İbrâhîm Ağa'da meks eyledi. Ol mahalde İbrâhîm Ağa havâlelikden ma‘zûl olup hazînedâr Yûsuf Ağa şehir havâlesi olup sakal koyverdi. Ve İbrâhîm Ağa paşadan yigirmi beş kîse karz-ı hasen verdiği mâlın alup İslâmbol'a vardıkda merhûm olup paşaya toksan iki senesi mukarreri gelüp Kör Ömer Beğ Gazze paşası oldu. Ve sâyir vüzerâ-yı Mısır' hazînelerinden ol hazîne ile ceyb harçlığı berâber çıkup Şâm surresi bir ay mukaddem Şâm'a gider oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·