… kal‘a kapusunun sağında ve iki sebû‘ kapunun solundadır. Ammâ üstâd-ı kâmil bu
seng-i hârâya
eyle tîşe urmuş kim gûyâ Y 218a bu şîrler zî-rûhdur. Bunları temâşâ edüp şark …
Evvelâ Kudüs-i şerîf kal‘asının bâb-ı Meryem'den çıkup kal‘a Q 93b kapusu şarka mekşûfdur. Ve kapunun iki cânibinde üç âdem P 93b kaddi bâlâda siyâh taşlardan dörd arslan tasvîri var. İki esed kal‘a kapusunun sağında ve iki sebû‘ kapunun solundadır. Ammâ üstâd-ı kâmil bu seng-i hârâya eyle tîşe urmuş kim gûyâ Y 218a bu şîrler zî-rûhdur. Bunları temâşâ edüp şark cânibine dere aşağı beş yüz adım gidüp yine ol derede,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y217b–Y218a ·
metinde göster ·
… a kal‘a-i Tûr. Garba nâzır bir kapusu var. İçinde kubbe-i kadem-i Hazret-i Îsâ.
Seng-i hârâya
te’sîr etmiş dü pây-i şerîfleridir. Bu kal‘a içre bu kubbeden gayri binâ yokdur …
Ve bu Tûr-ı Zeytâ'nın tâ zirve-i a‘lâsında kal‘a-i Tûr. Garba nâzır bir kapusu var. İçinde kubbe-i kadem-i Hazret-i Îsâ. Seng-i hârâya te’sîr etmiş dü pây-i şerîfleridir. Bu kal‘a içre bu kubbeden gayri binâ yokdur. Kal‘a dahi gâyet küçükdür, cirmi yüz elli adımdır. Ve bu kal‘anın şarkında mezâristân içinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y218b ·
metinde göster ·
Bu gârda Hazret-i Resûl-i Kibriyâ bunda ibâdet ederken ser-i sa‘âdetleri ve zânû-yı mübârekleri seng-i hârâya te’sîr edüp hayli çukurdur. Ve leb-ber-leb gülâbdır. Cümle ehl-i züvvâr yüzlerine sürüp rûyları münevver olur. Ve kefere dahi "Muhammed-i Arabî'nin secdegâhıdır" deyü mübârek re’s-i şerîfleri hafrinin cânib-i erba‘ası[n] eyle mücevher etmişler kim gûyâ murassa‘ tavkdır. Ammâ bu ne hâletdir? Bizim evkâflarımızda bir mücevher taş değil, bir seng-i bî-ma‘nâ kosan yerler, elbette gâyib olur. Ammâ bu ruhbânlar bu kadar bin yıldan berü hıfz ederler. Aceb i‘tikâd ve garîb istikâmetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y226b ·
metinde göster ·
… kuvveti bâzûya getürüp eyle icrâ-yı ma‘rifet etmiş kim hâlâ benî âdem eyle bir
seng-i hârâya
tîşe urmağa âcizdirler. Ve deryâya bir mîl mikdârı bir burun gibi girüp cânib-i …
Anı ubûr edince artık handak kenârınca cânib-i garba azîmet olunur, tâ leb-i deryâya varınca iç kal‘a burnudur. Yedi yüz adımda varılır bir iç kal‘a köşesidir. Leb-i deryâda bir burc-ı azîm kal‘adır kim cümle İskenderiyye kal‘asının rûhudur. Şeşhâne-binâ vâki‘ olmuşdur. Üstâd mühendis var kuvveti bâzûya getürüp eyle icrâ-yı ma‘rifet etmiş kim hâlâ benî âdem eyle bir seng-i hârâya tîşe urmağa âcizdirler. Ve deryâya bir mîl mikdârı bir burun gibi girüp cânib-i erba‘asın muhâfaza edüp kurudur. Cümle esâsı deryâ içre kırmızı sommâkî sütunlar üzre mebnîdir. Ve kadırga limanın muhâfaza etsün içün cümle kolumburuna ve şayka ve balyemez toplar bu iç kal‘adadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y320a ·
metinde göster ·