… e gayri ot ağalarına ve hatmanlara merâtiblerine göre ihsân [u] in‘âmlar olunup
serâperdeden
taşra gider.
Hikmet-i Bârî yârî kılup bu mahalde Tatar Hânzâde Ahmed Giray Sultân Orta Macar diyârından kırk bin aded Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikâr ile ve altı kerre yüz bin atlarıyla ve on iki bin Kardaş Kazağı ve yetmiş aded Kazak hatmanları ve on sekiz bin güzîde esîrleri ve dörd bin araba mâl-ı ganâ’imleriyle bir alay-ı azîm ederek ordu-yı İslâm'a gelüp Sadrıa‘zama buluşup ziyâfet-i azîmden sonra Hânzâde'ye bir mücevher eyerli ve cevâhir rahtlı bir mu‘teber al at ve bir mücevher tîrkeş ve bir murassa‘ şemşîr ve mücevher hançer-i zü'l-feccâm ve bir zer-ender-zer dîbâ hil‘at-i hümâm ihsânlar olup sâ’ir imirzalara ve gayri ot ağalarına ve hatmanlara merâtiblerine göre ihsân [u] in‘âmlar olunup serâperdeden taşra gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 135b ·
metinde göster ·
… rdâr mahsûb eder, azîm ziyâfet-i isrâfdır. Cümle ta‘âmlar sükkerîdir. Üç gün bu
serâperdede
bir âdem su içemez, cümle şeker şerbeti nûş ederler. Bu isrâfâta göre Mısır hal …
Ve bu Âdiliyye'de üç gün üç gece ziyâfet cümle pâdişâh kîsesindendir kim Selîm Hân kânûnudur. Kırk kîse masrûf hemân beş bin para amber, iki bin para ûd akçesi miskcibaşı alup defterdâr mahsûb eder, azîm ziyâfet-i isrâfdır. Cümle ta‘âmlar sükkerîdir. Üç gün bu serâperdede bir âdem su içemez, cümle şeker şerbeti nûş ederler. Bu isrâfâta göre Mısır halkı bu üç gün [ve] gecede sohbet-i hâslar edüp ol kadar mâl sarf edüp isrâflar ederler kim gûyâ herbiri birer mirâsyedi çelebilerdir. Ba‘zı âyân bin guruşluk fişeng atmışdır, kırk guruş fişeng atan bir pes ü pâye âdem kârıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y186b ·
metinde göster ·
… ameti ve bu ins [ü] cinni ve hûş [u] tuyûru görüp Belkîs'e bir dehşet ârız olup
serâperdeden
haz etmeyüp Belkîs içün bu Mukdisu şehrin binâ etdi. Hâlâ sultân-ı Zencistân hü …
Müverrihân-ı Bânyân-ı Habeş bu şehir hakkında Hazret-i Süleymân binâsıdır, derler. Kaçan kim Hazret-i Süleymân aleyhi's-selâm Belkîs'i Yemen diyârından getirdiği mahalde bu Mukdisu şehrinde cemî‘i mahlûk-ı Hudâ ile bu hâmûnda serâperde-i Süleymân içre azamet [ü] dârâtın göstermek içün tınâb tınâba meks edüp Belkîs'e istikbâle çıkdı. Belkîs dahi Yemen'de Sabâ şehri pâdişâhının duhter-i pâkîze-ahteri idi. Niçe devlet gördü, ammâ dârât [ü] azameti ve bu ins [ü] cinni ve hûş [u] tuyûru görüp Belkîs'e bir dehşet ârız olup serâperdeden haz etmeyüp Belkîs içün bu Mukdisu şehrin binâ etdi. Hâlâ sultân-ı Zencistân hükmünde bir şehr-i mu‘azzamdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y442b ·
metinde göster ·