… yının bâğçe kapularında Demirkapu kurbünde bir kârhâne-i azîmdir. Ortasında bir
ser-bülend
çâr-kûşe kulle-i azîmi vardır. Her gece ba‘de'l-ışâ üç fasıl ve bir cengî harbî …
Esnâf-ı çalıcı mehterân: Kârhâne birdir, neferât üç yüzdür. {Pîrleri Cemşîd'dir. Hazret asrında zurna çalınmayup pîr-i hakîkîleri yokdur. Ammâ Âl-i Emeviyyûn'da iştihâr buldular.} Kârhâneleri Hünkâr sarâyının bâğçe kapularında Demirkapu kurbünde bir kârhâne-i azîmdir. Ortasında bir ser-bülend çâr-kûşe kulle-i azîmi vardır. Her gece ba‘de'l-ışâ üç fasıl ve bir cengî harbî çalup pâdişâha du‘â ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 202b ·
metinde göster ·
… rhûm [u] mağfûrun leh Gâzî Tayyâr Mustafâ Paşa, rahmetullahi aleyh. Bir kubbe-i
ser-bülend
içinde medfûndur. Bu şehirde bundan gayrı rasâs-ı hâss-ı nîlgûn ile mestûr olmu …
Eş-Şeyh-i Ekber'den irşâd olup {ba‘dehû Şeyh-i Ekber yerine halîfe olmuşdur} ulu sultândır. Hâlâ ziyâretgâh-ı hâs [u] âmdır. Hâlâ ikisi de Eski Câmi'de medfûndurlar. Ve Eski Câmi‘i sene 852'de anlar binâ etmişdir kim {Orhân Gâzî ulemâsı ve meşâyihindendir} ve kal‘a altında eş-Şeyh Yâvedûd Sultân ve Kova mahallesinden yukaru ziyâret-i Hıdırlık ve huccâc istikbâline çıkdıkları mahalde Ziyâret-i Balı Dede ve merhûm [u] mağfûrun leh Gâzî Tayyâr Mustafâ Paşa, rahmetullahi aleyh. Bir kubbe-i ser-bülend içinde medfûndur. Bu şehirde bundan gayrı rasâs-ı hâss-ı nîlgûn ile mestûr olmuş merkad-i pür-envâr yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 346a ·
metinde göster ·
Ammâ bu yüz kırk sekiz kûh-ı bâlâlardan âlî, evc-i âsumâna ser çekmiş
ser-bülend
ü ser-firâz kûhlar yokdur demişler. Bu kûhları Cenâb-ı İzzet edîm-i arz nizâm-ı …
Ammâ bu yüz kırk sekiz kûh-ı bâlâlardan âlî, evc-i âsumâna ser çekmiş ser-bülend ü ser-firâz kûhlar yokdur demişler. Bu kûhları Cenâb-ı İzzet edîm-i arz nizâm-ı intizâm bulsun içün makâlîd halk etmişdir. Makâlîd kilîd ma‘nâsıdır. Âyet: Arapça âyetinden murâd, yeryüzünün dağlar kilîdidir. Bir âyet-i şerîfede dahi âyet Arapça buyurmuşdur. Zîrâ bu dağlar olmasa rûy-ı zemîn lerzân olurdu. Ammâ mezkûr yüz kırk sekiz dağlardan kebîr bu dünyâ cezîresin bahr-i Muhît ile ve bahr-i Ummân ile ve bahr-i Okyanus ile mâverâ’-i bahrlerden ihâta edüp dünyâyı ber-karâr eden kûh-ı Kâf'dır kim anın hakkında âyet: Arapça buyurmuşdur. Cebel-i Kâf'ın mâverâsın Cenâb-ı Bârî bilir kim el-ilmü indallah anı âkıl olan su’âl etmemek gerek. Hey’et kitâblarında dahi tahrîr olunmamışdır. Anın tecessüsi akîdeye halel verir, zîrâ "Tefekkerû fî âlâillâh ve lâ tefekkerû fî zâtillâh" buyurulmuşdur. Ammâ bu dünyâ cezîresinin cânib-i şarkı ve şimâli mâbeyninde diyâr-ı Moskov tarafından kûh-ı Sedd-i Ye’cûc ve Me’cûc-i kadîme İskender-i Zülkarneyn emr-i Rabbi'l-İzzet ile varup anda cemî‘i ma‘âdinden bir sedd binâ edüp ol boğazı sedd etdi kim ol boğazdan taşra kavm-i Ye’cûc güzer etmeye sûre-i Kehf'de
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 88a ·
metinde göster ·
… i Rûm-ı merzbûm-ı edna'l-arzda Hâlık-ı Kevneyn'in halk etdiği yetmiş aded kûh-ı
serbülend
ve yaylağ-ı dil-pesendler vardır.
Andan Resmî Çelebi Bismillah ile varup bilâ-tereddüd nûş etdi. Andan Muhzırzâde vardıkda kesilüp yine akdıkda alup nûş etdi. Buna cümle yârân bir netîce-i kelâm veremediler. Andan bizim bir gulâmımız varup bî-bâk u bî-pervâ nûş etdi. Hemân cümle yârân teveccüh-i asâyı hakîre dikdiler. Elbette siz de içersiz, deyü ibrâm [u] ilhâh teklîf-i mâlâ yutâk etdiler. Hakîr eyitdim "Bre âşıkân-ı sâdıkân, biz bu gûne âlüfte ve âşüfte hezâr âşinâ seyyâh-ı âlemiz. Bu hakîre bu teklîfi etmen" deyü ricâ etdikçe cümle yârân gülerek musırr olup "Elbette bizim mâhiyyetimize vâkıf oldun. Bir de seni görelim" deyü cebr-i mübrem-i kesîr etdiler. Hakîr dahi kendi hâlimden haberdârım ammâ yine derûnumda bir havf eseri idi. Hemân ecdâd-ı nâmım Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî hazretlerinin rûhâniyyetinden istimdâd taleb edüp Bismillah ile keşkülü ele alup mâ-i tâhirden 143a bu hakîr-i pür-taksîr tâhir sudan nûş etdim. Cümle yârân şâdumân oldular. Andan Sarrâc Mehemmed Çelebi aldı ve şükr-i Hudâ eyledi. Bu kerre bizi bu çeşmeye getiren Yürük kocasına teklîf etdiklerinde "Oğullar, benim tâli‘im yokdur. Belki su kesile" sevdâsında olup vardıkda alamayup ana dahi gülüşüp "Bre koca sen de mef‘ûl imişsin" deyü vâfir şakalar etdiler. Netîce-i merâm bu yalçın kayadaki çeşmeden yetmiş aded kimesne su içmeğe kasd edüp ancak beş kimesne nûş edüp gayriye müyesser olmadı. Bir garâ’ib ve acâ’ib mutalsam-ı ayn-ı câriyedir. Kimesne bu çeşmenin keyfiyyet-i esrârından vâkıf olamayup ertesi kırk birinci gün Sofya'ya dâhil olduk. Ammâ bu Vitoş yaylasında niçe yüz ibret-nümâ alâmetler ve âsâr-ı binâlar var kim âdemin aklı gider. Hatta bir ibret-nümâ binâ-yı kadîm var, cemî‘i mülûk anı Ferhâdî külünkler ile nakb edüp bir isr-i kâr etdirememişler. "Tûfândan sonra Sofya'da sâkin olan Sırfâyil oğlu Sırfa'nın kenzidir ve kabri kendidir" deyü kavm-i Latin ol zu‘mdadır. Ammâ diyâr-ı Rûm'da ve eyâlet-i Rûm-ı merzbûm-ı edna'l-arzda Hâlık-ı Kevneyn'in halk etdiği yetmiş aded kûh-ı serbülend ve yaylağ-ı dil-pesendler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 142b–143a ·
metinde göster ·
eyle bâlâdır kim zirve-i a‘lâsında olan imâristânının burc [u] bârûları kehkeşâ …
Bu kal‘a-i serbülend eyle bâlâdır kim zirve-i a‘lâsında olan imâristânının burc [u] bârûları kehkeşân-âsâ ebr-i kebûdlara peyveste olup ta vakt-i zuhr olmayınca ebr-i nîlgûn zâ’il olmadan kal‘anın mâ-fevkında olan minâreler ve sâ’ir ebniyye-i âlîlere zâhir ü bâhir olamaz. Ta bu mertebe serbülend kal‘a-i bî-mânenddir. Hatta cemî‘i seyyâhân-ı berr ü bihâr cihânbânların takrîr-i tasdîkleri üzre bu edîm-i arz içre cemî‘i mülûkda niçe bin kılâ‘-ı azîmler gördük ammâ devlet-i Âl-i Osmân'da {Mardin gibi kal‘a-i ibret-nümâ görmedik, derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 210b ·
metinde göster ·
… a olan minâreler ve sâ’ir ebniyye-i âlîlere zâhir ü bâhir olamaz. Ta bu mertebe
serbülend
kal‘a-i bî-mânenddir. Hatta cemî‘i seyyâhân-ı berr ü bihâr cihânbânların takrîr …
Bu kal‘a-i serbülend eyle bâlâdır kim zirve-i a‘lâsında olan imâristânının burc [u] bârûları kehkeşân-âsâ ebr-i kebûdlara peyveste olup ta vakt-i zuhr olmayınca ebr-i nîlgûn zâ’il olmadan kal‘anın mâ-fevkında olan minâreler ve sâ’ir ebniyye-i âlîlere zâhir ü bâhir olamaz. Ta bu mertebe serbülend kal‘a-i bî-mânenddir. Hatta cemî‘i seyyâhân-ı berr ü bihâr cihânbânların takrîr-i tasdîkleri üzre bu edîm-i arz içre cemî‘i mülûkda niçe bin kılâ‘-ı azîmler gördük ammâ devlet-i Âl-i Osmân'da {Mardin gibi kal‘a-i ibret-nümâ görmedik, derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 210b ·
metinde göster ·
kûh-ı Dehdîvân ile kûh-ı Âvîh mâbeyninde bir vâsi‘ sengistân uz içinde Âvîh der …
Evvelâ bu kal‘a-i ser-bülend kûh-ı Dehdîvân ile kûh-ı Âvîh mâbeyninde bir vâsi‘ sengistân uz içinde Âvîh deresi solunda ve İskender deresi sağında bu nehreyn-i zülâleyn bir yere mahlût olduğu mahalde evce ser çekmiş bir yalçın kaya üzre Şeddâdî binâ-misâl seng-tıraşlar ile mebnî bir kal‘a-i kavîdir kim her seng-i hârâsı pil-i Mengurûsî cüssesi kadardır. Bu kal‘a vaz‘ olduğu püşte-i bâlâ iki nehir mâbeyninde gûyâ cezîre-misâl vâki‘ olmuşdur. Ammâ gâyet serâmed kanâre-i âlîdir kim kal‘anın dervezesine altı yüz adımda urûc olunur, sa‘b yolu vardır. Cirm-i kal‘a oldur kim şarkdan garba şekl-i murabba‘dan tulanîce vâki‘ olmuşdur, ammâ şark tarafı gâyet âlî olup evc-i âsumâna ser çekmiş bir burc-ı âlîsi olup aşağı deresi derk-i esfelden nişân verir bir çâh-ı gayyâ olduğundan mezkûr kulle-i bülendden hânlar ba‘zı vâcibü'l-izâle olan âdemleri ol kulle-i bâlâdan aşağı endâht edüp pâre pâre olur. Anınçün ol şark tarafında kulle-i âlîye "Kanlı kulle" derler. Bir kulle dahi cânib-i garbda hân sarâyı köşesinde kulle-i azîmdir kim içinde cebehâne-i gûnâ-gûnlar vardır ve cümle altı yüz yetmiş aded dendân-ı bedendir ve her bedende birer mazgal deliği vardır ve anlardan aşağı birer kat mazgal delikleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 223a ·
metinde göster ·
… a serdâr-ı mu‘azzam iken yukaru İçkal‘a kapusu kullesini müceddeden bir kulle-i
ser-bülend
inşâ edüp mazgal delikleri ile demir kapaklı top delikleri edüp cânib-i erba‘ay …
Hattâ efendimiz Melek Ahmed Paşa Van'a serdâr-ı mu‘azzam iken yukaru İçkal‘a kapusu kullesini müceddeden bir kulle-i ser-bülend inşâ edüp mazgal delikleri ile demir kapaklı top delikleri edüp cânib-i erba‘aya nâzır sekiz pâre balyemez toplar edüp bu kulle üzre bir kasr-ı âlî binâ etdüğüne târîh. linâmıkıhî Evliyâ:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 253a ·
metinde göster ·
Ve enhâr-ı zülâl-i âb-ı hayvân: Bu şehrin cânib-i garbîsinde kûh-ı Elvend-i
serbülend
vâki‘ olmağile cümle bu şehrin uyûn-ı câriyeleri ve âb-ı zülâl-i vâfireleri kûh …
Ve enhâr-ı zülâl-i âb-ı hayvân: Bu şehrin cânib-i garbîsinde kûh-ı Elvend-i serbülend vâki‘ olmağile cümle bu şehrin uyûn-ı câriyeleri ve âb-ı zülâl-i vâfireleri kûh-ı Elvend'den tulû‘ edüp şehrin gaytân-ı cinînlerin râyy edüp cümle imâretlere tevzî‘ ü taksîm olur. Ve cümle çâh-ı hânedân "Dokuz bin altmış aded çâh-ı mâlarımız vardır." deyü ehl-i Hemedân nakl etdiler. Sebebi aslı oldur kim hîn-i muhâsarada cümle metâ‘larıyla ve ehl [ü] ıyâlleriyle bu çâh-ı zîr-i zemînlere girüp mütehassın olup bâğî vü yağî vü dağîler ile ceng ü cidâl ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 310b ·
metinde göster ·
… içre bir yalçın püşte-i bülend üzre kehkeşân-âsâ semâya ser çekmiş bir kal‘a-i
ser-bülend
, Bâğ-ı Cinân-ı cihândır.
Irâk-ı Acem'de Musul hâkiyle Hemedân mâbeyninde bir sa‘b ü çengelistân ve hıyâbân içre bir yalçın püşte-i bülend üzre kehkeşân-âsâ semâya ser çekmiş bir kal‘a-i ser-bülend, Bâğ-ı Cinân-ı cihândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 317b ·
metinde göster ·
… ü ülfet hüsn-i kelâm ile muttasıf mahbûbları var. Gâyet mümtâz ve ser-firâz ve
ser-bülend
ve dilârâm mahbûbları olur kim herbesa(?) ta‘bîr etdikleri gılmân-ı cüvânânları …
Der-fasl-ı sitâyiş-i mahbûb [ü] mahbûbân: Cemî‘i sıbyânları on yaşına girdikde tâ otuz yaşına girince pençe-i âfitâb ve mehtâb mahbûbları olur, zîrâ âb-ı hoş-güvârının hükmü oldur kim âdemin etini şahme-misâl yumuşak edüp ser-i mûdan eser geç hâsıl olup sıbyânları genç olurlar. Ve cümlesi hüsn ü cemâl ve hüsn ü hulk ve hüsn ü ülfet hüsn-i kelâm ile muttasıf mahbûbları var. Gâyet mümtâz ve ser-firâz ve ser-bülend ve dilârâm mahbûbları olur kim herbesa(?) ta‘bîr etdikleri gılmân-ı cüvânânları birer Yûsuf-ı Sânî olduklarından gayrı nehr-i Milaçka'nın te’sîriyle cümle gulâmları huddâmân olup garîb-dost olurlar. Cemî‘i büldânların evsâfından bunun dilberânı evsâfı meşhûrdur, zîrâ hâlâ bu asrın avâm-ı nâsı ve ehl-i irfân-ı rind-i kallâşânı bu şehre dilber kânı derler. Hattâ Fâtih Sultân Mehemmed Hân Bosna diyârın feth etdikde latîfe-âmîz olmak içün Hersekzâde Ahmed Paşa'ya hitâben buyururlar kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 130a ·
metinde göster ·
… vza-i cinândan nişân verir mesîregâh bâğları çokdur. Hikmet-i Kirdikâr bu kûh-ı
ser-bülend
üzre bâğların maksûreleri cenbinde ikişer ve üçer kulaç kadar yakın âb-ı hayât …
Ve mağrib cânibinde kal‘adan taşra yüz mikdârı bâğlı ve bâğçeli saz ve kiremit örtülü varoş evcüğezleri ve bir câmi‘i var, ammâ çârsû-yı bâzâr [ve] hân ve hammâmı yokdur, ammâ ravza-i cinândan nişân verir mesîregâh bâğları çokdur. Hikmet-i Kirdikâr bu kûh-ı ser-bülend üzre bâğların maksûreleri cenbinde ikişer ve üçer kulaç kadar yakın âb-ı hayât kuyuları var kim her biri şarâben tahûr'dan nişân verir mâ-i kevserlerdir. Ve cümle bu bâğlar a‘yân-ı Belgrad'ın mesîregâhlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 32a ·
metinde göster ·
… hrâ-yı Mihaç'dan cânib-i garba 6 sâ‘at gidüp İrşan dağı dibinden geçüp bu kûh-ı
ser-bülend
her cânibde üç konak ba‘îd yerden görünür bir sivri yalnız dağdır. Ana hâ'il bi …
Bu mahalde Sadrıa‘zam beş gün tekâ‘üd fermân etdükde bu hakîr İbrâhîm Paşa'dan me’zûn olup zahîre ve ba‘zı eşyâlar almağa kal‘a-i Peçoy'a elli aded pür-silâh yiğit refîkler ile sahrâ-yı Mihaç'dan cânib-i garba 6 sâ‘at gidüp İrşan dağı dibinden geçüp bu kûh-ı ser-bülend her cânibde üç konak ba‘îd yerden görünür bir sivri yalnız dağdır. Ana hâ'il bir kûh-ı bâlâ yokdur, gûyâ bir yumurtadır. Andan 2 sâ‘at dahi gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 66a ·
metinde göster ·
… erdübân ile urûc olunur bir kasr-ı serâmedi var kim evc-i semâya ser çekmiş bir
ser-bülend
kasr-ı bî-mânendi var kim dillerde dâstândır. Üstâd mühendis-i bennâ var makdûr …
Yedi kral içün binâ olunan kasr-ı İremlerdir kim her birinin kubâblarında birer altun top olduğıyçün Kızılelma Sarâyı denildiği bâlâda endek mastûrdur, ammâ Ungurus krallarına mahsûs olmak içün kırk ayak taş nerdübân ile urûc olunur bir kasr-ı serâmedi var kim evc-i semâya ser çekmiş bir ser-bülend kasr-ı bî-mânendi var kim dillerde dâstândır. Üstâd mühendis-i bennâ var makdûrun sarf edüp bu kasrı bir tarz-ı acîb ü garîbe üzre tarh etmiş kim şekl-i müsemmeninden dahi aslâ bu kasr içre oturanlara âfitâb-ı âlem-tâb te’sîr etmez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 82a ·
metinde göster ·
"Hâzâ sedd-i İskender" derler. Tâ zirve-i a‘lâsı ebr-i kebûda ser çekmiş bir ser-bülend ser-efrâz kal‘alar içre cümleden mümtâz dürr-i beyz-âsâ beyâz kuğu gibi cemî‘i ebrâcları ve dendân-ı bedenleriyle ârâste ve cemî‘i dervezeler ve kulleler ve dirsekleriyle pîrâste olmuş Orta Macar Kızılelması nâmıyla meşhûr-ı âfâk olan kal‘a-i mahbûb ve kızıl kaya nâmıyla ma‘rûf [ve] memdûh olan sûr-ı mergûb bu kal‘a-i Üstürgon'dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 93a ·
metinde göster ·
… st-i kudret ile halk olunmuş cibâl-i âlî üzre sedd-i Kahkahâ mânend bir kal‘a-i
ser-bülend
inşâ olunmamışdır ve olmaz da, zîrâ zemîni min indillâh bir cây-ı menâs olmak i …
Hudûd-ı Alaman-ı bî-amân diyârında böyle bir adîmü'l-bedel ve böyle bir hasîn-i kân-ı cedel hâ’it-ı metîne-i kesîrü'l-amel dest-i kudret ile halk olunmuş cibâl-i âlî üzre sedd-i Kahkahâ mânend bir kal‘a-i ser-bülend inşâ olunmamışdır ve olmaz da, zîrâ zemîni min indillâh bir cây-ı menâs olmak içün kal‘a yeri halk olunmuş bir cibâl-i ahmer-gûndur. Niçe yerlerinde gûnâ-gûn hûş [u] tuyûrun âşiyân-ı 93b lâne-i mekânları var. Gûyâ diyâr-ı Kırım'da kal‘a-i Menkup-vâr bir kal‘a-i üstüvâr müstahkem hisâr dâr-ı karârdır. Hudâ-yı müte‘âlin hıfz-ı amânında ola leylen ve nehâr, ilâ yevmi'l-haşri ve'n-neşri ve'l-karâr.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 93a–93b ·
metinde göster ·
… n ortasında havâlesiz bir zemîn-i çemenzârda sedd-i İskender-mânend bir kal‘a-i
ser-bülend
beyâz kuğu gibi altı aded sedd-i Kahkahâ tabyaların ve cümle dîvârın niçe bin h …
Hemân ol ân cânib-i erba‘aya karavular kat-ender-kat fermân-ı sâhib-kırân olup herkes kollu kollarında kanûn-ı Âl-i Osmân üzre meks etdiler. Kal‘a-i Uyvar ise bir sahrâ-yı bî-pâyânın ortasında havâlesiz bir zemîn-i çemenzârda sedd-i İskender-mânend bir kal‘a-i ser-bülend beyâz kuğu gibi altı aded sedd-i Kahkahâ tabyaların ve cümle dîvârın niçe bin haçlı peykerleriyle zeyn olmuş durup aslâ ve kat‘â Sadrıa‘zam alaylarına ve ordularına ve bâğ u bâğçelere girenlere aslâ bir top u tüfeng atmayup hâmûş-bâş dururdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 108a ·
metinde göster ·
… tarafa düşer Uyvar'ın sahrâsı nihâyetinde evc-i âsumâna ser çekmiş bir kaya-yı
ser-bülend
üzre Şeddâdî seng-tırâş bir sûr-ı üstüvâr-ı savaşdır kim refî‘u'l-bünyân bir se …
Uyvar'ın batı tarafıyla şimâle meyyâl sehel sağ tarafa düşer Uyvar'ın sahrâsı nihâyetinde evc-i âsumâna ser çekmiş bir kaya-yı ser-bülend üzre Şeddâdî seng-tırâş bir sûr-ı üstüvâr-ı savaşdır kim refî‘u'l-bünyân bir sedd-i Alaman bî-îmân dâr-ı bî-îmân iken hamd-i Hudâ dâr-ı mü’minân oldu, ammâ küçükdür. Hattâ hakîr dendân-ı bedenleri üzre adımladım, gird-â-girdi iki bin adımdır ve şekl-i bâdemî vâkı‘ olmuşdur kim sehelce kal‘a-i Üstürgon'a müşâbeheti vardır. Ve derûn-ı hisârı mâl-â-mâl altı yüz aded şindire tahta örtülü tahtânî ve fevkânî cihân-nümâ revzen ve şâhnişînli kârgîr binâ musanna‘ hânelerdir kim her birine niçe milyon mâl-ı firâvân gitmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 123a ·
metinde göster ·
… se feth etmek ihtimâli yok idi, zîrâ kehkeşân-âsâ semâya ser çekmiş bir kal‘a-i
ser-bülend
sertâc kal‘a-i bî-bâcdır.
Eğer Sadrıa‘zam bu kal‘a altına imdâda gelmese Kaplan Paşa bu kal‘ayı altı ay döğse feth etmek ihtimâli yok idi, zîrâ kehkeşân-âsâ semâya ser çekmiş bir kal‘a-i ser-bülend sertâc kal‘a-i bî-bâcdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 135a ·
metinde göster ·
… h-ı Zalom'dan ve cebel-i Çemerne'den tulû‘ edüp Nova kal‘ası kurbunda bir kûh-ı
ser-bülend
dâmeninde ka‘r-ı zemîne girüp gâ’ib olur.
Hersek sancağında bu deşt-i vâsi‘den gayri bir hâmûn-ı azîm yokdur. Tûlu kâmil bir gergi konakdır ve arzının ba‘zı yeri üç sâ‘at ve ba‘zı yeri sekiz sâ‘at bir vâdî-i çemenzâr u lâlezâr bir tepe-i sebzezârdır. Ve âb [u] hevâsı ol kadar latîfdir, âdem safâsından ten-dürüst olur, ammâ bu heyhâtın cânib-i erba‘ası yine beyâz kayalı dağlardır kim ol seng-i hârâlardan niçe bin uyûn-ı âb-ı zülâller tulû‘ edüp Gaçka sahrâsından ubûr eder. Cümleden büyük nehri (---) dir kim kûh-ı Zalom'dan ve cebel-i Çemerne'den tulû‘ edüp Nova kal‘ası kurbunda bir kûh-ı ser-bülend dâmeninde ka‘r-ı zemîne girüp gâ’ib olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 159b ·
metinde göster ·
eflâkin zirve-i a‘lâsına kad-keşân olmak ile kıble tarafında kal‘a-i Nova ve ka …
Ve bu kûh-ı ser-bülend eflâkin zirve-i a‘lâsına kad-keşân olmak ile kıble tarafında kal‘a-i Nova ve kal‘a-i Kotur ve bizim Arnavudluk'da kal‘a-i Podgoriçsemiz nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 160a ·
metinde göster ·
kûh-ı Bîsütûn gibi altı boş olup cânib-i garba meyyâl eğilmiş âdem altına girme …
Evvelâ mezkûr kal‘a 161a olan kûh-ı ser-bülend kûh-ı Bîsütûn gibi altı boş olup cânib-i garba meyyâl eğilmiş âdem altına girmeğe havf edüp şimdi münhedim olur kıyâsın eder. Bu kayanın altındaki gâr-ı azîmin ve kehf-i sun‘-ı Hudâ-yı Kerîm'in içinden nehr-i Buna billûr ve necef u moran gibi haykırup çıkduğu mahalde on göz âsiyâb-ı mâlar vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 160b–161a ·
metinde göster ·
nehr-i Neretva Venedik körfezine mahlût olduğu burunda bir pespâye kaya üzre şe …
Ve bu kulle-i ser-bülend nehr-i Neretva Venedik körfezine mahlût olduğu burunda bir pespâye kaya üzre şekl-i müdevver yedi kat kirpi gibi toplu ve bir câmi‘li ve cebehânesi ve zahîreleri mevcûd bir kal‘a-i metîndir kim bu kal‘a dibinden tâ karşu boğaza varınca nehr-i Neretva on sekiz yerde boğaz boğaz olup deryâya karışır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 163b ·
metinde göster ·
… ile binâ olunmuş bir kal‘a kapusu görmedim. Hakkâ ki bu kal‘aya mânend kal‘a-i
ser-bülend
yokdur kim niçe yüz bin atalar(?) ve babalar ve analar ağladup hemân Âl-i Osmân …
Ve bu cisrin sağında 176b iç kal‘a kapusu var kim bu kadar zamândan berü seyâhatimizde bu gûne hiyel ü şeytanat ile binâ olunmuş bir kal‘a kapusu görmedim. Hakkâ ki bu kal‘aya mânend kal‘a-i ser-bülend yokdur kim niçe yüz bin atalar(?) ve babalar ve analar ağladup hemân Âl-i Osmân'ın bu kal‘ada kırk bin yiğidi şehîd olmuşdur, zîrâ bir sahrâda ve havâlesiz bir batak deryâsı içre vâkı‘ olmuş bir kal‘a-i dâr-ı amândır, lâkin şekl-i murabba‘ vâkı‘ olup bir küçük hisârdır, ammâ cemî‘i kralların gözlerine diken olup mukaddemâ gözlerinin bebeği idi, ammâ dâ’iren-mâdâr cirmi kâmil bin adımdır. Buheyre-i berzahda cezîre-misâl bir sûr-ı bî-bâkdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 176a–176b ·
metinde göster ·
üzre şekl-i murabba‘ Şeddâdî binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. Mukaddemâ Alî Paşa asrı …
Nehr-i Tise kenârında bir kûh-ı serbülend üzre şekl-i murabba‘ Şeddâdî binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. Mukaddemâ Alî Paşa asrında bunu dahi görmemişdik. Erdel hükmünde kavm-i Hayduşak kolunda bir küçük kal‘adır. Bunlar dahi serdâra itâ‘at etdiler ve serdâra hedâyâlar ve ziyâfetler getirdiler ve top şâdımânları etdiler. Ammâ nâhiyesi gâyet ma‘mûrdur. Ahâlîsi ve kapudanları cümle Seykelhit kal‘asını yıkdığımıza ağlaşdılar. "Kâşki dest-i Âl-i Osmân'da olaydı" dediler. Hattâ bu Pulgar kal‘asından yukaru nehr-i Tise karşusunda dağlar eteğinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 89b ·
metinde göster ·
… ve neferâtları ve imâreti yokdur, zîrâ kal‘ası evc-i âsumâna berâber bir kûh-ı
serbülend
üzre şekl-i bâdemî bir Şeddâdî taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır, ammâ câ-be-câ yer …
Sipâh kethudâyeri ve yeniçeri serdârı vardır, ammâ iç el olmak ile yukaru kal‘a dizdârı ve neferâtları ve imâreti yokdur, zîrâ kal‘ası evc-i âsumâna berâber bir kûh-ı serbülend üzre şekl-i bâdemî bir Şeddâdî taş binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır, ammâ câ-be-câ yerleri harâbdır. İçinde kış günleri şehir a‘yânının çobanları 93a koyun kışladırlar. Âdem ve âdemîzâd sâkin değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 92b–93a ·
metinde göster ·
… z [u] ikrâmlar etdi. Bu şehr-i ra‘nâ nehr-i Rimlik kenârında ve bir yayla kûh-ı
serbülend
dâmeninde bâğlı ve bâğçeli şehirdir. Altı aded manastırları ve beş yüz kadar dü …
Bu dahi başka boyarlıkdır. Hakîri boyar bir mükellef sarâya kondurup i‘zâz [u] ikrâmlar etdi. Bu şehr-i ra‘nâ nehr-i Rimlik kenârında ve bir yayla kûh-ı serbülend dâmeninde bâğlı ve bâğçeli şehirdir. Altı aded manastırları ve beş yüz kadar dükkânlarında kızlar oturup kâr ederler. Bunda hâkim olan boyardan ulûfe ve refîkler ve iki talika arabalar alup seyishânelerimizin bârların arabalara tahmîl eyleyüp andan yine semt-i şarka (---) sâ‘at giderken bir yağmur ve mihnet ile bir sahrâ-yı azîm içre giderken âhıru'l-emr,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 103b ·
metinde göster ·
… da olan kurâ ve kasabâtların mezâri‘âtların rey eder âb-ı revânlardır. Ol kûh-ı
ser-bülend
beş konak yerden nümâyândır.
Ve bu sahrânın kıble cânibi intihâsında evc-i semâya berâber bir kûh-ı bâlâ vardır. İsmine (---) derler. Yaz u kış aslâ zirve-i a‘lâsından karı eksik değildir. Andan dahi niçe yüz aded uyûn-ı câriyeler tulû‘ edüp sahrâda olan kurâ ve kasabâtların mezâri‘âtların rey eder âb-ı revânlardır. Ol kûh-ı ser-bülend beş konak yerden nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 218a ·
metinde göster ·
… asfı diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olmaz. Bu kevn-i atlâsda bu kûh-ı
serbülend
dahi bir temâşâgâhdır, ammâ urûc [u] nüzûlü gâyet mahûf u muhâtaradır.
Hulâsa-i kelâm bu kayanın ve bu deyrin vasfı diller ile ta‘bîr ve kalemler ile tahrîr olmaz. Bu kevn-i atlâsda bu kûh-ı serbülend dahi bir temâşâgâhdır, ammâ urûc [u] nüzûlü gâyet mahûf u muhâtaradır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 241a ·
metinde göster ·
… ğ başında cümle Yenişehir ve Tırhala ve Akdeniz beş konak yer nümâyân bir kûh-ı
serbülend
üzre misl-i kal‘a-i Demâvend bir hisâr-ı üstüvârdır. Ve ancak cânib-i garba nâz …
Kal‘ası, evc-i âsımâna münkalib olmuş bir yalçın kayalı dağ başında cümle Yenişehir ve Tırhala ve Akdeniz beş konak yer nümâyân bir kûh-ı serbülend üzre misl-i kal‘a-i Demâvend bir hisâr-ı üstüvârdır. Ve ancak cânib-i garba nâzır bir kapusu var. Şekl-i murabba‘ bir Şeddâdî henüz amâr olmuş dürr-i beyz-âsâ bir kirmân-ı ra‘nâdır kim dâ’iren-mâdâr cirmi bin adımdır. Aslâ bir tarafında handakı yokdur, zîrâ her tarafı çâh-ı cahîm-vâr uçurum olup handak yeri yokdur. Derûn-ı kal‘ada dizdâr hânesiyle on aded neferât hâneleri ve Mehemmed Hân câmi‘i ve cebehâne ve su sarnıçları ve gılâl anbârları vardır, gayri şey yokdur. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 241b ·
metinde göster ·
… r hûb ve latîf lenger-endâz edecek limanı vardır. Kal‘ası evc-i âsımâna berâber
serbülend
bir püşte-i âlî üzre şekl-i murabba‘ bir Şeddâdî seng binâ bir kal‘a-i ra‘nâcık …
Hukemâdan bir Batlîmûs kral binâsıdır. Sene (---) târîhinde Ebü'l-feth Mehemmed Hân'ın Koca Mahmûd Paşası fethidir. Ve Ağrıboz kazâsıdır kim nâ’ibi hükm eder. 250a Ve kal‘ası leb-i deryâdan bir buçuk mîl ba‘îd karada bir yerlü gök kaya başına vâki‘ olup mukâbelesinde limanı yokdur, ammâ yanında cânib-i kıbleye nâzır bir hûb ve latîf lenger-endâz edecek limanı vardır. Kal‘ası evc-i âsımâna berâber serbülend bir püşte-i âlî üzre şekl-i murabba‘ bir Şeddâdî seng binâ bir kal‘a-i ra‘nâcıkdır. İçinde ancak yigirmi kadar evcikdir. Bir câmi‘i var, gayri dükkân ve hammâm ve hândan bir eser-i binâ yokdur. Ancak su sarnıçları ve cebehâne mahzenleri ve gılâl anbârları ve dizdârı ve seksen kadar merdüm-hisârı vardır. Ve bir kapusu cânib-i (---) nâzırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 249b–250a ·
metinde göster ·
… enba‘ı Atina şehrinin şark tarafında iki sâ‘at ba‘îd Deli dağ derler, bir kûh-ı
ser-bülend
vardır, andan künkler ile âb-ı hayât su gelüp bu arslan sûretinin ağzından akar …
Ammâ hakîr kemter-i fakîr bu arslan tasvîrine im‘ân-ı nazar ile nazar etdim. Kefere asrında bu sübû‘-ı bî-gırrende ve bî-dirrende çeşme imiş, zîrâ kıçı üzre oturup ağzın hevâya açup durduğundan ve ön ayakları önünde yek-pâre havz-ı azîm olduğundan ma‘lûmdur kim çeşme-sâr ola. Ağzından âdem gevdesi kadar âb-ı hayât su pertâb edüp havza dökülüp cümle keştîbânlar andan sulanırlarmış. Ammâ âb-ı hayât suyunun menba‘ı Atina şehrinin şark tarafında iki sâ‘at ba‘îd Deli dağ derler, bir kûh-ı ser-bülend vardır, andan künkler ile âb-ı hayât su gelüp bu arslan sûretinin ağzından akarmış. Hâlâ su gelen yerleri âşikâre durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 254b ·
metinde göster ·
içinde sâfî mermeristân bir kûh-ı azîm-i bâlâdır kim evc-i âsımâna ser çeküp mâ …
Temâşâgâh-ı gâr-ı acâ’ib: Bir kûh-ı ser-bülend içinde sâfî mermeristân bir kûh-ı azîm-i bâlâdır kim evc-i âsımâna ser çeküp mâ-fevkinde Hazret-i Süleymân'ın Belkîs Ana'ya binâ etdiği kasr-ı azîmin hâlâ eser-i binâları râygândır. Cemî‘i Akdeniz içinde olan cezâyirâtlar serâpâ zâhir ü bâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 255b ·
metinde göster ·
Ve dahi isfakiye dağları üç yüz mîl alarka deryâdan nümâyândır kim bu kûh-ı
ser-bülend
üzre seksen yedi pâre şehir-misâl kurâlar Mekke ve Medîne'ye tahrîr olunmuşdur. …
Ve dahi isfakiye dağları üç yüz mîl alarka deryâdan nümâyândır kim bu kûh-ı ser-bülend üzre seksen yedi pâre şehir-misâl kurâlar Mekke ve Medîne'ye tahrîr olunmuşdur. Ve Sultân Mansûr bu cezîre-i Girid'i feth etdikde yetmiş yedi sene kabza-i tasarruflarında iken Arab tâ’ifesi bu isfakiye keferelerinden kızlar alup içlerine Arab karışdıklarından hem Arabî ve hem Rûm-ı Yûnânî lisânı tekellüm edüp silâhları ok yay ve tüfeng ve sapandır. Ve bu isfakiye dağları gâyet sa‘b ve halkı gâyet şecî‘ olmak ile cemî‘‘i zamânda Venedik kralına belî demeyüp ba‘de'l-feth Âl-i Osmân'a harbe ucuyla itâ‘at edüp aslâ meteris hidmetine gelmemişlerken zor-ı bâzû ile meterislere girüp cebbâr küffârları cümle meterislerde ve lağımlarda mürd olup gayrileri cümle mutî‘ [u] münkâd oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 325a ·
metinde göster ·
Karye-i Vorilya: Serbest ze‘âmet kefere köyüdür. Bir kûh-ı
serbülend
mesîregâh-ı ibret-nümâ yerde olmağile beş sâ‘atlik yerde Misistre şehri nümâyân …
Karye-i Vorilya: Serbest ze‘âmet kefere köyüdür. Bir kûh-ı serbülend mesîregâh-ı ibret-nümâ yerde olmağile beş sâ‘atlik yerde Misistre şehri nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 332a ·
metinde göster ·
üzre vâki‘ olmağile nigîn denilse vechi vardır. Şekl-i bâdemî vâki‘ olup kıbled …
Fi'l-hakîka bir kûh-ı bâlâ-yı serbülend üzre vâki‘ olmağile nigîn denilse vechi vardır. Şekl-i bâdemî vâki‘ olup kıbleden şimâle tûlânîce inşâ olunmuşdur kim bir Şeddâdî dîvâr-ı üstüvâr olup temeli dörd mi‘mâr arşını vâsi‘dir. Ve kadd-i hîtı on iki mi‘mâr arşını âlî olup dâ’iren-mâdâr cirmi kâmil bin yetmiş adımdır, ammâ handakı yokdur, zîrâ cânib-i erba‘ası yalçın uçurum kayalardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 333b ·
metinde göster ·
Varoş-ı karye-i Pandalonya nâm bir acâ’ib yaylağ-ı benâm köydür kim bir kûh-ı
serbülend
yaylağ-ı azîmde vâki‘ olup niçe yüz âb-ı hayât suları cereyân edüp yaylasından …
Varoş-ı karye-i Pandalonya nâm bir acâ’ib yaylağ-ı benâm köydür kim bir kûh-ı serbülend yaylağ-ı azîmde vâki‘ olup niçe yüz âb-ı hayât suları cereyân edüp yaylasından yüz binden mütecâviz koyun ve keçileri otlayup gezer bir teferrücgâh yayladır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 334b ·
metinde göster ·
Ergiri kazâsı nâhiyesinde bir dağ eteğinde bâğlı ve bâğçeli ve bir kayalı dağ-ı
serbülend
dibinde cümle üç yüz aded kayağan örtülü evlerdir. Ve kayalar dibinde niçe yüz …
Ergiri kazâsı nâhiyesinde bir dağ eteğinde bâğlı ve bâğçeli ve bir kayalı dağ-ı serbülend dibinde cümle üç yüz aded kayağan örtülü evlerdir. Ve kayalar dibinde niçe yüz aded su değirmenleri yürüdür âb-ı hayât sular kaynayup çıkar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 355b ·
metinde göster ·
… rad şehrinin kıble cânibinde iki sâ‘at ba‘îd olan Tomor dağı 360a eyle yüksek
ser-bülend
kûh-ı bâlâdır kim beş altı konak yerden nümâyân bir mehîb kûh-ı bâlâdır. Anda o …
Der-manzara-i mekâlîd-i cebel-i Tomor: Bu Belgrad şehrinin kıble cânibinde iki sâ‘at ba‘îd olan Tomor dağı 360a eyle yüksek ser-bülend kûh-ı bâlâdır kim beş altı konak yerden nümâyân bir mehîb kûh-ı bâlâdır. Anda olan nebâtât [u] giyâhât [u] uşbâtın envâ‘ı olur kim cemî‘i Frengistân ve Latinistân'dan hukemâlar bu cibâl-i bâlâya urûc edüp niçe bin yük gûnâ-gûn edviyeler cem‘ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 359b–360a ·
metinde göster ·
… ehrin şarkında evc-i âsumâna ser çekmiş kavs-i kuzahdan nişân verir tâk-ı revâk
ser-bülend
su kemerleri var kim hâlâ bir pâdişâh bir tâkın binâ etmeğe kâdir değildir. Bu …
Ve şehrin şarkında evc-i âsumâna ser çekmiş kavs-i kuzahdan nişân verir tâk-ı revâk ser-bülend su kemerleri var kim hâlâ bir pâdişâh bir tâkın binâ etmeğe kâdir değildir. Bu gûne binâ-yı azîmleri var kim görenin aklı perîşân olur. Ve bu binâların cümlesi beyâz mermerler ile mebnîdir. Ve harâbistânı içre niçe bin Ayasofya amûdları gibi mermer sommâkî ve zenbûrî sütûnları var kim zîr ü zeber olup yatır. Ve niçe bin tâk-ı Kisrâ-misâl kemerler ve havz u şâzrevânlar harâb olmadadır. Hattâ İslâmbol'da Süleymâniyye ve Yeni câmi‘ içinde olan ibret-nümâ amûdlar ve zî-kıymet ahcâr-ı garîbeler cümle bu şehirden gitmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y68a ·
metinde göster ·
… en bir câmi‘-i rûşeni var kim ta‘bîr olunmaz. Mihrâb u minberi hayâl-pesend bir
serbülend
minberdir. Ve mihrâbın cânibeyninde yigirmi kıt‘a Kelâmu'llâhlar var kim her bi …
Ve bu mahalde bir musanna‘ ve mükellef ü müzeyyen bir câmi‘-i rûşeni var kim ta‘bîr olunmaz. Mihrâb u minberi hayâl-pesend bir serbülend minberdir. Ve mihrâbın cânibeyninde yigirmi kıt‘a Kelâmu'llâhlar var kim her biri birer memdûh-ı âlem hattâtların yâdigârlarıdır. Ve gûnâ-gûn necef ve billûr câmlar ve musanna‘ âvîzeleri ve zî-kıymet P 101b hâlîçeler ile döşenüp zeyn olmuş bir câmi‘-i pür-envârdır. Ve bir minâre-i mevzûnu var kim gâyet serâmed minâre-i musanna‘-ı mevzûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y239a ·
metinde göster ·
… hikmet-i Hudâ yine gözleri cimroz olur. Ammâ Hazarî kızları var kim serâmed ve
serbülend
, kaddi bülend, kıyâfeti şeh-levend, balaban kızlar olur kim gûyâ bizim vâlidemi …
Ve bu mertebe memdûh-ı âlem olan mahbûbe-i cihândan bir dürr-i yetîm yek dâne tevellüd etdikde hikmet-i Hudâ yine gözleri cimroz olur. Ammâ Hazarî kızları var kim serâmed ve serbülend, kaddi bülend, kıyâfeti şeh-levend, balaban kızlar olur kim gûyâ bizim vâlidemizdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y243a ·
metinde göster ·