… 00, bunların dükkânları Kâsımpaşa ve Galata ve Tophâne'dedir. Gemiye müte‘allik
seren
ve direk ve kürek ve eğegî ve tahta ve bodostoma ve piraçolya ve kayın ve kovuş …
Esnâf-ı serenciyân: Dükkân 200, neferât 300, bunların dükkânları Kâsımpaşa ve Galata ve Tophâne'dedir. Gemiye müte‘allik seren ve direk ve kürek ve eğegî ve tahta ve bodostoma ve piraçolya ve kayın ve kovuş ve mezriye şekilli keresteler bey‘ 163a ederler. Bunlar dahi pür-silâh olup kızaklar üzre alat, direk, kürek çekerek bir hây-hû ile ubûr ederler ammâ serencibaşı at üzre kethudâsıyla muhteşemâne güzer ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 162b–163a ·
metinde göster ·
… giderken bu gemiler cümle meyve ile leb-ber-leb olup çarmıhları ve direkleri ve
seren
kürekleri ve kıçı ve başları cümle meyve-i dânedâr ile müzeyyen edüp her birini …
Ba‘zıları pestilden hil‘atlar geyüp kuru kestâneleri iplere dizüp kendülere kestâneden hil‘atlar geyüp kimi kestâne yiyüp ellerinde nârdan ve limon ve turuncdan ve elmadan tesbîhler ile ubûr ederken âye[t], Arapça âyetin okurlar ba‘zısının ellerinde kuru üzümden tesbîhler ile güzer ederken Arapça âyetin tilâvet edüp muhteşem sâlûsâne ubûr ederler. Ve kızaklar üzre gemiler yapup her birin biner âdem çekerek giderken bu gemiler cümle meyve ile leb-ber-leb olup çarmıhları ve direkleri ve seren kürekleri ve kıçı ve başları cümle meyve-i dânedâr ile müzeyyen edüp her birinin içine niçe manav bâzârcıları meyve almağa girir şeklinde girüp her biri birer sele ve sepet meyvelere yapışup biri dahi tağallüben "Ben alırım" deyü gemiler içre bir hây-hûy, gavgâ ve feryâd ve ana ve ata ve avretlerine çerb-i şîrînler basup meyve alırken birbirlerinin başların yarup kanları akarak alayköşkü dibinden böyle ubûr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 180a ·
metinde göster ·
… vakt-i şitâda germâbdır. Üstâd-ı kâmil bu kuyuya bir sütûn-ı bâlâ ile bir gûne
seren
çıkrık etmiş kim evc-i âsumâna kad çekmişdir. Ve üstâd-ı haddâd ol serene elli …
Andan Zincirli Kuyu mescidi. Bu mahalde bir çâh-ı mâ vardır kim şekerden lezîz bir âb-ı hayâtı vardır kim mâh-ı Temmuz'da yehpâredir ve vakt-i şitâda germâbdır. Üstâd-ı kâmil bu kuyuya bir sütûn-ı bâlâ ile bir gûne seren çıkrık etmiş kim evc-i âsumâna kad çekmişdir. Ve üstâd-ı haddâd ol serene elli kulaç kadar kaddi bir zincir-i musanna‘ etmiş kim gûyâ kâr-ı Hazret-i Dâvûd Nebî'dir. Ve bu çıkrık eyle hendese üzre inşâ olunmuş kim bir tıfl-ı sağîr gelüp bu zinciri çeküp kuyuya endirüp delvesin su ile doldurup yine taşra suyu bir âsân vech ile ol ma‘sûm çeker kim her gören pesend eder. Tâ bu mertebe tetik ile inşâ olunmuş kuyu çıkrığıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 21a ·
metinde göster ·
… er. Ve cemî‘i tabyalar üzre gemi direkleri üzre birer gemi sereni dahi mıhlayup
seren
uçları onar bin guruş değer filandıralar asup kal‘ayı gûnâ-gûn peykerler ile ze …
Sene 921 târîhinde Selîm Hân-ı Evvel Mısır fethinde iken bu kal‘ayı Koca Zirin müceddeden binâ etdi. Zemîni bir vâsi‘ sahrâ-yı ferah-fezâda şekl-i müseddes şeddadî rıhtım dolma binâdır. Handakı çâh-ı azîmdir. Cümle sedd-i İskender-vâr yedi aded tabyasından Zirinoğlu'na bin pâre şâdumânî topları atup zemîn ü âsumân dir dir ditreyüp cemî‘i rûy-ı dîvârları kırmızı prankona çukalar ile zeyn etdiler. Ve cemî‘i tabyalar üzre gemi direkleri üzre birer gemi sereni dahi mıhlayup seren uçları onar bin guruş değer filandıralar asup kal‘ayı gûnâ-gûn peykerler ile zeyn edüp cemî‘i kilise çanlıklarında nâkûslar sadâsı cihâna velvele verdi. Ve bana cemî‘i kâfir askeri istikbâle çıkanlar yüzü koyunu yatup gûyâ secde ederlerdi. Ve tarîk-i âmlar üzre altun ve gümüş micmerelerde ûd ve amber ve kara günlük yakup râyiha-i tayyibelerden benî Âdem'in demâğı mu‘attar olup hersek ban kal‘a içre sarâyına girüp dahil oldukda bizi de bir sarâya kondurup andan şehir a‘yânının ziyâfetine vardım. Hersek'e bir ziyâfet ve bir nukul meze ve şarâb bir âfet olmuşdur kim ayağı düz, elleri ayakları düz kefereler kalmadı, zîrâ Ligradçık'ın bâğı ve bâğçe ve ığrâfı(?) çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 162b ·
metinde göster ·
… yî fişekler gibi bu serenler top atıldıkda eğri büğrü gitmeğe komaz içi boş çam
seren
direklerdir.
Ammâ bu topun öbir ağaç toplar gibi arabaları yokdur. Hemân bir kilim kadar kara meşe kütükleri ve pelîdden kalın tahta kızaklar üzre durur. Ol kızakların dahi demirden kavî halka kulpları var, ikişer tekerlekli arabalar üzre bu ağaç havân topları urganlar ile bağlayup ardı sıra arabaya içi boş oyulmuş gemi serenlerin kuyruk gibi bağlayup meselâ hevâyî fişekler gibi bu serenler top atıldıkda eğri büğrü gitmeğe komaz içi boş çam seren direklerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 69b ·
metinde göster ·
… teş edince gerüdeki falyadan tarafa olan hazînenin bârûdu {âteş alup} araba çam
seren
direkler ile {topu} kal‘a kapusuna yâhûd handak kenârına götürüp bu kerre içerd …
Hîn-i mahalle bu havân ağaç topu ale'l-gafle bir kal‘a kapusuna karîb {koyup} âteş edince gerüdeki falyadan tarafa olan hazînenin bârûdu {âteş alup} araba çam seren direkler ile {topu} kal‘a kapusuna yâhûd handak kenârına götürüp bu kerre içerde bir bârûd hazînesi dahi var, top güllesiyle sıkılanmışdır, hemân ol {dahi} âteş alup ne kal‘a dîvârın kor ve ne dâr u derveze kor. Kapuyu elbette kal‘ edüp içeri düşman girüp Yanık kal‘asın ve Papa'nın kal‘asın böyle ağaç havân top ile almışlardır. Ammâ bir kerre atılır gayri atılmaz. Lâkin öbir nev‘a ağaç top onar on beşer kerre atılup bu havân top kadar amel-i kesîresi yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 69b ·
metinde göster ·
… [ve] kadırgalar olup yine "Tente fora avanta demir" deyü silisreler çalınup isa
seren
ve sök(?) yelken edüp beş pâre uçkun pergende firkateleri cânib-i hamsînde iler …
Hikmet-i Hudâ yine temâşâ edüp meğer anda donanma-i hümâyûnun nısfı anda âmâde imiş. Cümle donanma bir yere cem‘ olup anda tarfetü'l-ayn içre sulanup taraf taraf küffârdan haberler alup vakt-i seherde nefîr-i rıhletler çalınup cümle altmış yedi pâre aleste ve palpa ve suğurya ve serdemend başdarda [ve] kadırgalar olup yine "Tente fora avanta demir" deyü silisreler çalınup isa seren ve sök(?) yelken edüp beş pâre uçkun pergende firkateleri cânib-i hamsînde ileri karavul ve kulağızlar gönderüp andan poyraz rûzgâr-ı muvâfık ile kâmil cânib-i cenûba yüz otuz mîl gidü[p],
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 283a ·
metinde göster ·
Ammâ bizim firkate re’îsi bu hâli görüp baş yelkenin dahi bağlayup cunda
seren
edüp yan gösterüp ve pür-silâh âmâde olup alavere cânkurtaran kullanup ân-ı sâ‘ …
Ammâ bizim firkate re’îsi bu hâli görüp baş yelkenin dahi bağlayup cunda seren edüp yan gösterüp ve pür-silâh âmâde olup alavere cânkurtaran kullanup ân-ı sâ‘atde yıldırım-misâl şakıyup küffârın gözünden gâyib olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y109b ·
metinde göster ·
… rnu nâm mahalle varınca cenûb cânibinde Rodos nümâyân olup hamd-i Hudâ edüp isa
seren
Y 112a yelken döküp eyyâm-ı muvâfık ile üç mîl mikdârı çıkup Tekirburnu nâm m …
Ve bu limandan cümle şehbâzlarımız kürek çekerek sekiz mîl cenûba gidüp Marmaris boğazından altı mîl gidüp Kadırga burnu nâm mahalle varınca cenûb cânibinde Rodos nümâyân olup hamd-i Hudâ edüp isa seren Y 112a yelken döküp eyyâm-ı muvâfık ile üç mîl mikdârı çıkup Tekirburnu nâm mahalden üç pâre Zağra şaykası alavere yelkenlerin açup uçup şakıyup gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y111b–Y112a ·
metinde göster ·