bir cezîre yerdir, iki yüz âdemle varmağa tahammülü yokdur. Ve cevz-i ma‘dâdu y …
"Pâdişâhlar huzûrunda ve cemî‘i edyânda kizb harâmdır. İşte lalana rû-be-rû söylerim, yüz elli âdem ile bu İpşir Paşa lalan Van'a vardıkda kal‘a kapuların sedd edüp kal‘aya komayup ‘zâlimsin’ deyü redd etdiler. Zîrâ intihâ-yı serhad bir cezîre yerdir, iki yüz âdemle varmağa tahammülü yokdur. Ve cevz-i ma‘dâdu yedi bin guruşdan mâ‘adâ bir îrâdı yokdur. Ol vilâyete beni hakâret içün gönderüp pâdişâhıma hilâf anlatmışlar" deyince hemân pâdişâh devât kalem getirdüp mübârek hatt-ı şerîfiyle "Üsküdar'dan Mısır'a ve Bağdâd'a ve Erzurûm'a varınca cümle Anatolu vilâyetlerinin menâsıb-ı âlîlerinin azl [u] nasbları elinde olup Van üzre serdâr-ı mu‘azzamımsın" deyü yarlığ-ı belîğ-i şâhî ile harc-ı râh beş kîse altun ve yüz katar deve ve yüz katar katır ve bir serâperde-i Süleymânî ihsân edüp iki semmûr hil‘at-ı fâhire ihsân edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 80b ·
metinde göster ·
… ve dizdârlar dîvân durmaları kânûn-ı Ebü'l-feth'dir. Zîrâ ol asrda ol taraflar
serhad
idi. Hakîkatına nazar olunsa henüz dahi serhaddir. Ve dörd mevleviyyet yere meh …
Kârhâne-i mehterân-ı Yedikulle: Neferât kırk, bunlarda ba‘de'l-ışâ ve ale's-sabâh üç fasl ederler, kânûn-ı Ebü'l-feth'dir. Ve İslâmbol'un dörd mevleviyyet yerinde Eyyûb'da ve Kâsımpaşa'da ve Galata'da ve Tophâne'de ve Beşiktaş'da ve Rûmeli Hisârı'nda ve Yeniköy'de ve Rûmeli Yenihisârı'nda ve Kavak Yenihisârı'nda ve Beğkoz'da ve Anatolu Hisârı'nda ve Üsküdar'da ve Kızkullesi'nde, bu zikr olunan on üç yerde her vakt-i ışâ ve her vakt-i seher mehterhâneler çalınup subaşılar ve kadılar ve dizdârlar dîvân durmaları kânûn-ı Ebü'l-feth'dir. Zîrâ ol asrda ol taraflar serhad idi. Hakîkatına nazar olunsa henüz dahi serhaddir. Ve dörd mevleviyyet yere mehterân-ı bîrûn cümle neferât 1000.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 202b ·
metinde göster ·
… lur. Üç yüz âdem dahi paşasının askeri olur. Ammâ Mikrilistân ağzında intihâ-yı
serhad
olmağıla merkûm askerler bir sefere me’mûr olmayup bu kal‘a[yı] muhâfaza ederle …
Evsâf-ı sûr-ı kavî ve metîn kal‘a-i Gönye : Tarabuzun eyâletinde Batum sancağıdır. Paşasının hâssı taraf-ı pâdişâhîden (---) akçedir ve ze‘âmet 13 ve kılıç timar 72, çeribaşısı ve alaybeğisi vardır. Hîn-i seferde kânûn üzere cebelüleriyle sekiz yüz asker olur. Üç yüz âdem dahi paşasının askeri olur. Ammâ Mikrilistân ağzında intihâ-yı serhad olmağıla merkûm askerler bir sefere me’mûr olmayup bu kal‘a[yı] muhâfaza ederler. Dizdârı ve beş yüz kal‘a neferâtları vardır. Ve bir oda dergâh-ı âlî yeniçerileri, sekiz yüz neferâtıyla çorbacıları, şeb [u] rûz nevbet beklerler ve yüz elli akçe kazâ-yı âsumânîdir. Nâhiyeleri cümle harbe ucuyla söyleşir, âsî Çiço Laz kurâlarıdır. Kadısına senevî bin guruş olur. Beğine yedi bin guruş olur. Kal‘ası leb-i deryâda (---) üzre şekl-i murabba‘ Şeddâdî binâ-yı sengîndir. Kadîm-i eyyâmda (---) binâsıdır. Ve sene (---) târîhinde (---)(---) fethidir. Ve niçe kerre Kazak-ı Ak gelüp istilâ edüp mâl-ı ganayimin alup harâb [u] yebâb edüp gitmişdir. Kal‘a içre cümle (---) örtülü tahtânî ve fevkânî (---) aded hânelerdir. Ve cümle (---) mihrâbdır. Cümleden ma‘mûr [u] âbâdân (---) câmi‘i bir minâreli tahtânî ve kiremit örtülü câmi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 254b ·
metinde göster ·
… feth olan Ahıska ve Revân ve Gence ve Tiflis ve Tomanis ve Şemahı câniblerinden
serhad
askerleri gelüp gitmeden ol kadar imâristân olur kim gûyâ adl-i Ömer ile ma‘mûr …
Ba‘dehû niçe yüz kerre bu 316b Demirkapu kal‘ası muhâsaralar çeküp kâh harâb ve kâhî imâr olup âhir sene 986 târîhinde Sultân Murâd-ı Sâlis vezîrlerinden Özdemiroğlu Osmân Paşa serdâr-ı mu‘azzamlık ile deryâ-misâl cüyûş-ı muvahhidîn cem‘iyyetiyle bu kal‘a altına vardıkda derûn-ı kal‘ada olan Sünniyân şâh-ı gümrâh tarafından hâkim olan Çerâğ Halîfe'yi kayd-bend edüp cümle revâfızları dendân-ı tîğdan geçirüp cümle kızılbaşların başların ârâyiş-ı sükû[n] edüp Demirkapu hânını kellelerle Ordu-yı İslâm'da kal‘a miftâhların Osmân Paşa'ya teslîm edüp Çerâğ Hân'ın kellesin galtân edüp çerâğı sönüp şâmı ahşâm olur. Ba‘dehû cemî‘î guzât-ı müslimîn Allah Allah ile kal‘aya girüp ezân-ı Muhammedîler tilâvet edüp müjde haberleri der-i devlete gidüp Osmân Paşa müstakıllen Şirvân eyâletine hâkim [ü] serdâr-ı mükerrem bu kal‘a-i Demirkapu'yu ta‘mîr u termîm edüp gûyâ bâb-ı hadîd-i cedîd-i metîn olup bu kal‘adan cemî‘î guzât-ı müslimîn diyâr-ı Şirvân'a şebhûnlar salup yetmiş pâre kılâ‘-ı metîneleri kabza-i teshîre alup eyâlet-i azîm olur ve bin aded yeniçeri ve dörd bölük sipâhîleri ağalarıyla ve on oda cebeci ve on oda topcıyân-ı dergâh-ı âlî ve altmış aded top-ı kal‘a-kûp ve beş yüz sandûka cebehâne ve sâ’ir mühimmât [u] levâzımâtın tekmîl ve mükemmel edüp yeniden üç bin kul konup ve Revâli eyâleti on beş bin asker ile muhâfız kalup adl [ü] adâlet ederek ol kadar ma‘mûr [u] âbâdân olur kim gûyâ Şâm-ı cennet-meşâm olur. Deşt-i Kıpçak tarafından ve Çerkes ve Dağıstân tarafından yollar açılup diyâr-ı Kırım'dan Tatar askeriyle mühimmât ve levâzımâtlar gelmede ve mukaddemâ feth olan Ahıska ve Revân ve Gence ve Tiflis ve Tomanis ve Şemahı câniblerinden serhad askerleri gelüp gitmeden ol kadar imâristân olur kim gûyâ adl-i Ömer ile ma‘mûr olmuş bir diyâr olur. Tâ Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘ cülûsu senelerinde sipâh ve yeniçeri zorbaları ısyân [u] tuğyânı mahallinde şâh-ı Acem fırsat bulup sene (---) târîhinde imdâd gelmedüğü ecilden emân ile kal‘ayı Şâh (---) teslîm edüp cümle guzât-ı müslimîn Dağıstân'a, andan Çerkezistân'a, andan diyâr-ı Kırım'a dâhil olurlar. İlâ yevminâ-hâzâ bu kal‘a-i sedd-i üstüvâr dest-i Acem'de ol kadar ma‘mûrdur kim gûyâ vilâyet-i Şirvân'da imâristân-ı Enûşirvân'dır. Hâlâ dest-i Acem'de hânlıkdır ve kadılıkdır. Ve on iki hükûmetdir kim münşî ve kelenteri ve darûgası ve yasavulu ve korucu ve dizçöken ağası ve çiğyiyen akası ve iki bin dizçöken tülüngisi var. Cümle-i cümele tokuz bin şâhseven ve şâh destinden dolu içmiş nökeri vardır. Bu kal‘a hânıyla mülâkât olup leb-i deryâda burc-ı Kaytak Hân üzre deryâya nâzır bir sarây-ı âlîyi döşeyüp dâ’imâ seyr [ü] temâşâ ederdik. Revân ve Gîlân ve Bakü hânlarının mektûb-ı muhabbet-uslûblarından hazz edüp şeb [u] rûz tatyîb-i hâtırımızla mukayyed idi. Seksen sâle bâliğ bir kırçıl hân-ı nâ-bâliğ Şâhseven Şefî‘ Hân nâm bir hân-ı hâm idi kim şeb [u] rûz mest-i nevrûz idi. Lâkin nükte-şinâs ve şi‘r-âşnâ ve hattât ve hoş-sohbet hân idi. Hakîre beş tümen harc-ı ma‘ûnet verüp rûz-merre ta‘yînâtımız matbah-ı Keykâvûs'dan mihmândârlar dârımıza getirirlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 316a–316b ·
metinde göster ·
… emahı ve Niyâzâbâd şehirlerinin mâbeynine vâkı‘ olmuş şehr-i kadîmdir. Lâkin üç
serhad
mâbeyninde kalmak ile ol kadar imâristân değildir. Ve hevâsı burûdet üzre olmağ …
Evsâf-ı kal‘a-i şehr-i Serîrü'l-lân: Kadîm-i evvelde kal‘ası Hürmüz-i Tâcdâr ibn Enûşirvân binâsıdır. Bu şehr üzre niçe mülûk mâlik olmağiçün ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl ide ide Dağıstân şâhı elinden Acem Şâhı Kör Hudâbende istîlâ etdikde bir dahi Dağıstân ve Gürcîstân ve Âl-i Osmân tama‘ edüp istîlâ etdükde mütehassın olmasınlar deyü kal‘asın münhedim edüp hâlâ şehri dest-i Acem'de Eriş kal‘ası hâkimi hükmünde kûh-ı Elburz dâmeninde zamân-ı kadîmde Dağıstân pâdişâhının taht-ı kadîmi bu şehr-i azîm idi. Tevârîh-i Dağıstân'da bu şehri ibtidâ Hazret-i Süleymân kûh-ı Elburz'u Belkıs Hâtûn ile ve yer götürmez ins [u] cîn ve cemî‘î emrine râm olan mahlûkât ile kûh-ı Elburz'u seyr [u] temâşâya geldikde ber-hevâ tayarân eden serîrin bu şehrde koyup andan kûh-ı Elburz'ı temâşâ edüp bu şehri imâr edüp serîri bunda kalmağile şehr-i Serîrü'l-lân deyü tesmiye olunmışdır. Ya‘nî serîr-i taht-ı Süleymân'dır. Lân, luğat-i Fârisî'de yuva'dır, bir lüğatde serîr seyrân idicidir. Ya‘nî "Gezici yuva" şehri demek ola. Anın içün şehr-i Serîrü'l-lân derler. Hâlâ bir püşte-i hevâdâr üzre hıyâbân-ı Acem bir mesîregâh yerdir, serîr-i Süleymân'ın yeridir, derler, sahîhdir. Bâbü'l-ebvâb ve Şemahı ve Niyâzâbâd şehirlerinin mâbeynine vâkı‘ olmuş şehr-i kadîmdir. Lâkin üç serhad mâbeyninde kalmak ile ol kadar imâristân değildir. Ve hevâsı burûdet üzre olmağıla bâğı ve bâğçesi azdır. Cümle üç bin hâk-ı pâk ile mestûr hânelerdir. Câmi‘leri vardır, lâkin dest-i Acem'de olmağıla cemâ‘atden garîb câmi‘lerdir. Yedi hammâm ve on bir kârbânsarâyı ve yetmiş aded çârsû-yı bâzâr dükkânları vardır. Bir şeb müsâfir olmağıla ol kadar temâşâ edemedik. Ammâ yine hânlıkdır ve kadılıkdır. Kelenteri ve münşî ve darûgası ve bin mikdârı nökeri ve dizçökeri ve şâhçöreği yiyüp bende-i şâhdırlar, lâkin Sünnî âdemleri çokdur. Cümlenin kâr [u] kesbleri pembe bezi cüllâhlarıdır. Ammâ âb [u] hevâsının letâfetinden Serîrü'l-lân mahbûbu gâyet memdûhdur. Cümle pembe mezâri‘lerini ve müşebbek bostânlarını rey edecek âb-ı hayâtları cânib-i garbîsinde kûh-ı Elburz'dan tulû‘ edüp cereyân ederek nehr-i Kür'e rîzân olur. Âb-ı hayâtdan nişân verüp niçe yüz âsiyâbları vardır. 318b Andan yine cânib-i kıbleye (---) sâ‘at gidüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 318a–318b ·
metinde göster ·
Evsâf-ı Revân-ı Azerbaycân: Hamd-i Hudâ Revân Hânı Takî Alî Hân hemşîresinin sûrundan Bakü kal‘asından gelüp doğru anların sarâyına mihmân olup ertesi Kars ağaları ve Kağızmân ağalarıyla hân dîvânına varup Karslı ve Kağızmânlı "Hânım! Bizi Erzurûm vezîrine hılâf-ı inhâne arz edüp kârbân urdılar deyüp üzerimize Evliyâ Ağa'yı ne mübâşeret göstermişsiz, lâyık mıdır?" deyü mâbeynlerindeki güft [ü] gû tahrîr olunmaz. Âhiru'l-kelâm kal‘a ağaları bî-günâh çıkup iftirâ edenler kârbân halkı imiş. Anlar hod Erzurûm'da mâ-beyne muslıhîn girüp Takî Alî Hân cümle ağalara üç gün ziyâfet-i uzmâ edüp hakîre yine beş tümen Abbâsî ve bir at ve paşaya bir katar tâvûsî maya devesiyle Revân pirinci ve serhad ağalarına dahi beşer onar pârçe ihsân edüp kal‘a-i Revân'dan hân mektûblarıyla tekrâr
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 325b ·
metinde göster ·
… risto idi. Âhir sene (---) târîhinde kubbe altında dîvân-ı pâdişâhî edâ ederken
serhad
gâzîlerinin biri bir mahlûl ze‘âmet getirdikde vezîr, "Verilmişdir!" der. Serha …
Ve sol kapu mezkûr dud ağacına nâzırdır ve câmi‘ içi gâyet nûr ender nûr kubbe-i pür-nûrdur. Bunda olan müşebbek tuç revzenler üzre sadefkârî kapaklar ve câmları billûr ve necef ve moran ve hurdekâr câmlardır kim şems-i münevverin şu‘lesi pertevi urdukça câmi‘ içi nûr-ı pür-nûr olur ve bunda olan kürsî ve mü’ezzin mahfili bir câmi‘de eyle musanna‘ kürsî yokdur ve bundan olan şem‘dân ve çerâğdân ve günâgûn maslûbât âvîzeler ve ibrişim münakkaş hâliçeler bir câmi‘de yokdur. Hulâsa-i kelâm câmi‘ ve hân ve imâret ve mescîd ve medrese ve çârsû-yı bâzâr ve hammâm-ı latîfi cümle kârgîr binâ-yı ra‘nâsı serâpâ nilgûn rasâsı hâs ile mestûr bir şehr-i ma‘mûrdur kim cümle bu hayrât [u] hasenât gâzî-i sa‘îd u şehîd Sokullu Mehemmed Paşa binâsı olup ol ganîmet-i asrda temel nâzırı Sinân Ağa ahâlî-i vilâyet arzıyla yedi bin kîse masrâf gösterirler. Aslâ deftere nazar etmeyüp ihrâk bi'n-nâr eder. Tâ bu mertebe Hâtem-i Tayy ve Ca‘fer-i Bermekî bir vezîr-i akl-ı Aristo idi. Âhir sene (---) târîhinde kubbe altında dîvân-ı pâdişâhî edâ ederken serhad gâzîlerinin biri bir mahlûl ze‘âmet getirdikde vezîr, "Verilmişdir!" der. Serhadli eydür "Sultânım, beş kerre böyle mahlûl getirdim. Bir dahi getir sana vereyim, buyurdunuz. İşte at çatladup bunu getirdim" der. Yine vezîr "Verilmişdir!" deyince serhadli dal kurtıla olup divân-ı pâdişâhîde kubbe altında yedi vezîr huzûrunda vezîria‘zamın girîbânına yapışup kurtıla ile bir kaç kerre memesi üzre kurtıla[y]ı kabzasına varınca zerk edüp bir kaç kerre dahi karnına vurup kurtılayı vezîrin karnında burup bu serhadliye el kaldıranlardan bir kaçın dahi öldürüp dal satur-i serhaddî olup orta kapuda atına süvâr olup giderken akîbince dîvân askeri üşüp mecrûh Koca Vezîr-i munsıf eydür, "İncitmen, ben bana etdim. Hak ol serhadlimindir. Beş kerre mahlûl getirdi, vermedim. Allah emâneti olsun, ol garîbi kendi haline koyun" deyü vasiyyet edüp ertesi gün rûh teslîm edüp Ebâ Eyyûb-ı Ensârî cenbinde Yogurdcular Bâzârı içinde başka bir kubbe-i azîm içre medfûndur. Süleymân ve Selîm ve Murâd Hân'a vezîria‘zam olup kırk sene sadrıa‘zam olup niçe kerre ma‘zûl ve niçe kerre serdâr-ı mu‘azzam olup cemî‘i hayrât [u] hasenâtlarında üç yüz yigirmi hutbesi tilâvet olunup Rûmeli'nde Edirne râhında Burgaz kasabasındaki hayrât-ı azîmler dahi anın binâsıdır kim hâlâ cemî‘i evkâflarına neslinden İbrâhîm Hânzâdeler ol hayrât [u] hasenâtların ber-vech-i ocaklık mütevellîleridir, rahmetullahi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 20a ·
metinde göster ·
… zistân ve yigirmi yedi bî-mezheb kavmi fırak-ı dâlden âsî kavimler olmağıla Şâm
serhad
olup yolları dahi emîn değildir. Ol ecilden bu mahalde Paşa ordu-yı İslâm'ın et …
Sene 1059 târîh-i gurresinde Murtezâ Paşa efendimiz Şâm-ı Dârü's-selâm askeriyle bir alay-ı azîm edüp Şâm'ın Gökmeydânı'nda serâperdesinde meks edüp günden güne deryâ-misâl asker cem‘ olup etrâf vilâyetlerden cümle asker cem‘ olup hemân kendü askerinden yetmiş bayrak sekbân ve sarıca ve deli ve gönüllü ve tatar askeri cem‘ olup on iki bin altmış aded yem asılırdı. Ertesi gün hatt-ı şerîf ile dergâh-ı âlî kapucubaşılarından Kabakulak Mustafâ Ağa gelüp paşayı sefere me’mûr edüp kapucubaşıya bir semmûr ve on kîse ihsân olunup Gökmeydânında on gün meks olunup Müncik Köşkü nâm mahalde zevk [u] safâlar ederken Sıfet Hâkimi Tabanıyassılı Yavaşça Mehemmed Ağa ve Sayda-Berût Hâkimi Na‘lbend Alî Ağa cümle askeriyle gelüp Ma‘ânoğlu Emîr Mürhem'den ve Şeyh Sarıhân'dan ve Şehâboğullarından ve Türâbîoğullarından cihân cihân feryâd u nâlân ve şikâyet-i {firâvân} etdiler. Mezkûr şeyhlere âdemler gönderilüp "Bizim mîrîye asla borcumuz yokdur" deyü varan âdemleri kovup "Paşa bildiğinden kalmasın" dedikleri haberi geldikde ertesi nefîr-i rıhletler çalınup Şâmlı Osmân Ağa üç bin çatal fitilli yiğit ile Üsküdar cenginde Gürcî Nebî baş bölükbaşısı Çomar Bölükbaşıyla yeni gelmiş yedi bayrak pür-silâh sarıca yiğitleri Konakçı Şâmlı Osmân Ağa ile talî‘a-i asker olup bir gün mukaddem ileri gitdiler. Ertesi gün Paşa Şâm-ı cennet-meşâm'dan kalkup cânib-i cenûba sengistân dar boğaz olan Mize Boğazı'n geçüp nâhiye-i Banyas'da Cebelü's-Selh dibinde meks olunup cümle dağlara ve kayalara ve boğazlara pusular ve karavullar ve kemîngâh yerlere asker pusulayup ol gice anda yatıldı. Zîrâ bu Şâm etrâfı Dürüzistân ve yigirmi yedi bî-mezheb kavmi fırak-ı dâlden âsî kavimler olmağıla Şâm serhad olup yolları dahi emîn değildir. Ol ecilden bu mahalde Paşa ordu-yı İslâm'ın etrâfına karavullar ta‘yîn edüp Şâm askeri babakdır deyü paşa askerinden ba‘îd meks etmek fermân olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 34a ·
metinde göster ·
… yetmiş aded neferâtları bu kal‘ada sâkin olurlar. Leb-i deryâdan (---) olmağıla
serhad
olup a‘lâ serâmed topları ve kifâyet mikdârı cebehâneleri vardır. Ammâ burc [u] …
Derûn-ı kal‘ada cümle (---) hânelerdir. Dizdârı ve yetmiş aded neferâtları bu kal‘ada sâkin olurlar. Leb-i deryâdan (---) olmağıla serhad olup a‘lâ serâmed topları ve kifâyet mikdârı cebehâneleri vardır. Ammâ burc [u] bârûları Rûm kal‘aları gibi metânet üzre değildir. Allahu a‘lem (---)(---) binâsı olmak ihtimâli vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 46b ·
metinde göster ·
… ç pâdişâha kırk sene vezâretle ömr-i azîzi güzer eyleyüp dîvân-ı pâdişâhîde bir
serhad
gâzîsi dâğ-ı derûnundan kurtele bıçağıyla kubbealtında urup şehîd etmişdir ve M …
Ve cümle altı mahalle ve beş mihrâbdır; üçü hutbedir. Cümleden câmi‘-i azîm ve ma‘bedgâh-ı kadîm Sokullu Mehemmed Paşa câmi‘i, Süleymân Hân-ı Sânî ve Murâd Hân-ı Sâlis üç pâdişâha kırk sene vezâretle ömr-i azîzi güzer eyleyüp dîvân-ı pâdişâhîde bir serhad gâzîsi dâğ-ı derûnundan kurtele bıçağıyla kubbealtında urup şehîd etmişdir ve Mehemmed Paşa vasiyyetiyle kâtil halâs olmuşdur. Bu câmi‘-i zîbâ vezîr-i âkıl [u] dânâ hayrâtıdır. Ammâ vasfında lisân kâsır ve kilk-i cevâhîr-nisâr kâsırdır. Lâkin alâ kadri't-tâka deryâda katre ve güneşde zerre tahrîr edelim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 107b ·
metinde göster ·
İmârât-ı derûn-ı kal‘a : 118b Evvelâ kal‘a kapusu üzre müfîd [ü] muhtasar Yıldırım Hân'ın bir tahta minâreli küçük câmi‘i vardır, fevkânîdir. Yüz yigirmi sinne bâliğ bir mübârek hâl sâhibi mü’ezzini var. Ve bir serî‘ hamele-i Kur’ân-ı azîm hâfız-ı Kelâmullah Mısrî imâmı var. Yedi sâ‘atde Hazret-i Furkân-ı mecîdi bilâ-ifrât u tefrît hatm-i şerîf ederdi. Ve orta kulle ve cebehâne kullesi ve gılâl anbarları ve yiğirmi aded neferât hâneleri var. Dizdârı u imâm ve mü’ezzinânı ve niçe neferâtları ve topçuları vardır. Ve sağîr ü kebîr kırk pâre şâhî ve zarbzen ve kolomborna şayka ve saçma topları vardır. Ammâ balyemez topları yokdur. Ekseriyyâ topları Tuna'ya nâzırdır. Bir kaç şâhâne topları kara tarafında handak kenarında paşa sarâyına nâzırdır. Zîrâ vüzerâların sarâyı kal‘a önünde Tuna kenarına vâkı‘ olmuşdur. Bu kal‘anın her gice dîdebânları "Allah yekdir yek" deyü nigehbânlık edüp nevbet beklerler. Zîrâ şiddet-i şitâ olup Tuna donduğu zamân karşu Tuna aşrısı Eflâk kâfiristânı olmağıla gâyet serhad olup ziyâdesiyle havf olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 118a–118b ·
metinde göster ·
Nehr-i Tuna tur’asıyla Karadeniz sâhilinde bir çemenzâr düz yerde şekl-i murabbâ‘ seng-binâ bir kal‘a-i ra‘nâdır. Dâ’iren-mâdâr cirmi bin yüz adımdır. İçinde ancak yigirmi aded hânesi vardır. Her şeb tabl u nakkâre ve sûr u kerrenây döğüp "Allah yekdir yek" sadâsı evce ser çeker serhad calındırdır. Ammâ leb-i deryâda olmağıla handakı yokdur. Zemîne bir Ferhâdî külünk ursan su çıkar. Bu dahi Silisre eyâletinde Babadağı kazâsı nâhiyesidir. Nâ’ib hükûmet eder. Gümrük emîni vardır. Ammâ sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve nakîbi yokdur. Cümle üç yüz aded kiremitli ve şındıra tahta örtülü bâğsız ve bâğçesiz ve hân u hammâmsız bir kasabacıkdır. Ancak iskele başında bir câmi‘i ve yetmiş seksen aded tüccâr hânları metâ‘-ı gûnâ-gûnlar ile memlûdur ve bu kal‘a-i ibret-nümâ binâ olalı bu bendere ve Babadağı şehrine Kazak çıkmaz oldu. Bu rabta-i me‘mûrun suyu leb-i Tuna'dır. Ammâ hevâsı sakîldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 126a ·
metinde göster ·
… Yedikulle dizdârlığı gayriye tevcîh olmazdı. Zîrâ ol asırda bu Sofya intihâ-yı
serhad
idi. Hâlâ Rûmeli paşasının taraf-ı pâdişâhîden kânûn üzre hâss-ı hümâyûnu on bi …
Ba‘de'l-feth bu şehr-i Sofya içün sâf-dil Hazret-i Gâzî Hudâvendigâr "İmâr ola" deyü du‘â-i hayr edüp niçe hayrât [u] hasenâtlar edüp bizzât kendüleri üç sene bu şehirde sâkin olup Rûmeli diyârına pây-ı taht-ı vüzerâ olmağiçün feth-i fütûh eyledüğü diyârları ve büleyde [vü] kılâ‘ları bu şehre eyâlet kayd eyleyüp derdest ile tahrîr eyledi. Ba‘dehû Süleymân Hân dahi devlet-i Âl-i Osmân'ı tashîh edüp "Sofya sancağı paşa sancağıdır, tahtı şehr-i Sofya'dır kim cemî‘i Rûmeli'nin tâ ortasıdır. Ve serdâr-ı mu‘azzamlık ile defterhâne ve arz-ı telhîs sâhibi düstûr-ı mükerrem" deyü izin verüp üç tuğlu vezâret eyledi. Tâ şol mertebe müstakil vezîrlik etdi kim İslâmbol'un Yedikulle dizdârı fevt olsa Rûmeli'nin vezîri arzı gelmeyince Yedikulle dizdârlığı gayriye tevcîh olmazdı. Zîrâ ol asırda bu Sofya intihâ-yı serhad idi. Hâlâ Rûmeli paşasının taraf-ı pâdişâhîden kânûn üzre hâss-ı hümâyûnu on bir kerre yüz bin akçedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 138a ·
metinde göster ·
… ebehânesi ve topları ve neferâtları beğinin tarafındandır. İç il olup intihâ-yı
serhad
olmamak ile cümle mühimmâtları Âl-i Osmân tarafından değildir. Bu kal‘anın dâ’i …
Cebehânesi ve topları ve neferâtları beğinin tarafındandır. İç il olup intihâ-yı serhad olmamak ile cümle mühimmâtları Âl-i Osmân tarafından değildir. Bu kal‘anın dâ’iren-mâdâr cirmi (---) adımdır. Derûn-ı kal‘ada cümle 2.000 hâne-i zîbâlardır ve cümle sütûhları hâk-i pâk ile mestûr ve bâğ u bâğçeleri ma‘mûrdur kim Erganî engürü ve bâdesi gâyet meşhûrdur. Ve Şat nehrinin bir başı bu kal‘a hâyilindeki Taht-ı Maşad dağlarından çıkup Kara Âmid altında ubûr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 198a ·
metinde göster ·
… güzîdedirler kim memâlik-i Âl-i Osmân'da kırk bir sene geşt ü güzâr etmediğimiz
serhad
kalmamışdır. Ammâ bu abd-i kemter Rûm'da Egre ve Budin ve Bosna gâzîleri kadar …
Evvelâ Muş beği ve Âdilcevâz beği ve Ercîş beği ve Bârgîrî beği ve Bâyezîd beği ve Akçakal‘a beği ve Şureger beği ve Karacakal‘a beği ve Ekrâd-ı Mekü beği ve Ziyâeddîn beği ve Abagay beği ve Şatak beğleri. Bu zikr olunan on beş sancakda olan güzîde asker beğlerinin livâları altında tabılhânelerin döğerek Âl-i Osmân askerinin sol tarafında yürürler. Ammâ kal‘a neferâtlarının nısfı kal‘ada kalup nısfı sefere gitmek şartdır. Ammâ cem‘an yekûn asâkir-i Van altı bin aded Van kal‘ası kuludur ve altı bin asker sâ’ir kılâ‘ kullarıdır kim cümle on iki bin asker kılâ‘ kullarıdır. Kânûn üzre altı bini sefere me’mûrlardır ve üç bin asker dahi cebelüleriyle Van paşası askeri olur ve on iki bin asker-i Hakkarî'dir ve altı bin asker-i kavm-i Mahmûdî'dir ve altı bin asker-i Gâzîkıran-ı Pinyanişî'dir ve beş bin asker-i Bitlîs hânıdır. Ammâ eyâlet-i Van'ın 256a eğer Osmânlı sancaklarında ve eğer Kürdistân beğleri sancakları ki bâlâda tahrîr olunduğu üzre cümle otuz yedi aded sancaklardır kim kânûn-ı Süleymân Hân üzre mezkûr sancakları erbâb-ı ze‘âmetleri ve erbâb-ı timârlarının hîn-i gazâda cümle cebelüleri ile on iki bin kılıç erbâb-ı zu‘amâ askeridir. Ve nısıf kal‘a kulları ve üç bin paşa askeri ve Bitlîs hânı ve Hakkarî ve Mahmûdî ve Pinyanişî hâkimleri askeriyle cümle erbâb-ı zu‘amâ askeriyle cümle eyâlet-i Van'da hemân sefer eşer kırk sekiz bin asker-i güzîdedir. Bunlar cümle Âl-i Osmân'ın vazîfe ve timâr ve ze‘âmetin yeyen kullarıdır. Kırk elli bin asker dahi bunların huddâmân-ı pür-silâhları olur. Hakkâ ki bir asker-i güzîdedirler kim memâlik-i Âl-i Osmân'da kırk bir sene geşt ü güzâr etmediğimiz serhad kalmamışdır. Ammâ bu abd-i kemter Rûm'da Egre ve Budin ve Bosna gâzîleri kadar mücâhidîn-i fî sebîlillah bî-hîle ü bî-hud‘a asker görmedim. Ve diyâr-ı Anadolu'da Acem serhadlerinde Kars kulu ve bu Van kulu gibi serbâz ve şehbâz u güzîde müsellah bî-emân asker görmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 255b–256a ·
metinde göster ·
Hâkimlerin beyân eder: Evvelâ hâk-i pâk-i Irâk'da hâlâ intihâ-yı
serhad
olup başka hânlıkdır. Hânı Cân Apay Hân'dır kim üç bin güzîde pür-silâh dizçöke …
Hâkimlerin beyân eder: Evvelâ hâk-i pâk-i Irâk'da hâlâ intihâ-yı serhad olup başka hânlıkdır. Hânı Cân Apay Hân'dır kim üç bin güzîde pür-silâh dizçökene ve çiğyeyene ve çörek çekene ve donluk geyene ve tülüngîlere mâlikdir. Üç bin dahi esb-süvâr, cengâver ü dilâver askere mâlikdir. Bir hâkimi monlâ-yı Şâfi‘îdir ve bir hâkimi hâce-i enâmdır ve bir hâkimi seyyidü's-sâdâtdır. Andan dizçöken ağası ve yasavul akası ve kelenteri ve münşî ve daroğa ve şehbender ağası vardır. Ve'l-hâsıl her kim hân çöreğin ve şâh donluğun çekerse pür-silâh gezerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 309b ·
metinde göster ·
… rdır. Câmi‘i ve hân u hammâm ve kifâyet mikdârı endek dükkânı vardır. İntihâ-yı
serhad
olmağile ol kadar imâr değildir. Etrâfı çöl olmağile bâğ-ı İremezâtı endekdir. …
Cümle altı yüz hâk-i pâk ile mestûr kal‘a-i ma‘mûrdur. Etrâfı altı bin adım cirminde kerpiç binâ kal‘a-i ra‘nâdır ve kavî handakı vardır ve iki dervezesi vardır. Cânib-i kıbleye Bağdâd kapusu ve taraf-ı şimâle Musul kapusudur. Derûn-ı sûrda altı yüz hânedir. Cümleden mükellef sultân sarâyıdır ve Monlâ hânesidir. Ve on iki zâbiti vardır. Câmi‘i ve hân u hammâm ve kifâyet mikdârı endek dükkânı vardır. İntihâ-yı serhad olmağile ol kadar imâr değildir. Etrâfı çöl olmağile bâğ-ı İremezâtı endekdir. Ve şehrinin etrâfı cümle handakdır. Kadîm-i kühenden bu kal‘a çîm ile mebnî olmağın mürûr-ı eyyâm ile harâba müeddî olup ba‘dehû sene 1039 târîhinde Murâd Hân-ı Râbi‘ vezîri Hüsrev Paşa-yı dilîr Bağdâd üzre serdâr-ı mu‘azzam olup bu kal‘a-i Sîn kurbüne karîb geldikde derûn-ı kal‘ada mütahassın olan Kızılbaş-ı ser-tıraş deryâ-misâl asker-i sâhib-savaş gelişine tâkat getiremeyüp derûn-ı kal‘adan zî-kıymet metâ‘ların alup bâr-ı sakîl cebehânelerin bırağup dâr-ı nîrân-ı İrân'a revâne olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 319b ·
metinde göster ·
… r. Ammâ kal‘ası yokdur. Mâ-tekaddem hâk-i pâk ile mebnî kılınmış ammâ intihâ-yı
serhad
olmağın mürûr-ı eyyâm ile sûru yebâb u türâb kalmışdır. Ammâ taşra şehri cümle …
Ba‘dehû sene (---) târîhinde Sencer-i Yezcürd imâr edüp ismine tahfîf-i kelâm ile şehr-i Sâve dirler. Hâlâ hâk-i Irâk'da ve hükm-i Kâşân'da başka sultânlıkdır kim cümle bin aded güzîde şehbâz nökere mâlikdir. Ve monlâ ve havâce ve nakîbi ve on iki hâkimi mukarrerdir. Ammâ kal‘ası yokdur. Mâ-tekaddem hâk-i pâk ile mebnî kılınmış ammâ intihâ-yı serhad olmağın mürûr-ı eyyâm ile sûru yebâb u türâb kalmışdır. Ammâ taşra şehri cümle beş bin aded ulvî ve süflî hâk-i anber-i pâk ile ile mestûr hânedân-ı ma‘mûrlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 324b ·
metinde göster ·
… ği hâkimdir kim bin mikdârı nökere mâlikdir. Bu kal‘a hudûd-ı Acem'de intihâ-yı
serhad
bender olmağile kal‘a dizdârı ve sekiz yüz kal‘a neferâtı vardır ve başkaca güm …
Sene (---) târîhinde Acem'in böğrün delmek için alâ rağmi'l-a‘dâ hâk-i Acem'de kuvvet-i bâzû ile bu kal‘a[yı](---)(---) binâ edüp nâmına Böğürdelen dediler. Sâhil-i Şatt'da şekl-i murabba‘ gâyet metîn tula binâ-yı hısn-ı hasîn kal‘a-i zîbâdır. Lâkin Basra gibi büyük değildir. Dâ’iren-mâdâr cirmi üç bin adımdır ve handakı vardır. Ve Şatt kenârında bir kapusu var, kıbleye nâzırdır. Ve cânib-i berre şark tarafında Duvrak şehri kapusudur. Derûn-ı kal‘ada sâkin başkaca sancak beği hâkimdir kim bin mikdârı nökere mâlikdir. Bu kal‘a hudûd-ı Acem'de intihâ-yı serhad bender olmağile kal‘a dizdârı ve sekiz yüz kal‘a neferâtı vardır ve başkaca gümrük emîni vardır. Diyâr-ı Acem'den ve diyâr-ı Hürmüz'den gelen bâzergân metâ‘larından bâc u gümrük alınır bender-i Böğürdelen'dir kim şâhî darbzen toplar ile Acem'in ve Fireng gemilerinin böğrün deler şâhâne top-ı kûbları vardır. Ve derûn-ı kal‘ada cümle altı yüz mikdârı müfîd ü muhtasar külbe-i ahzânları ve câmi‘ vü hânları ve gâsılları ve birkaç dükkânları vardır ammâ gayrı imâretleri yokdur. Lâkin bâğ-ı nahlistân [u] gülistânları çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 365b ·
metinde göster ·
… vâh-ı Rus-ı menhûsda Lubnin derler, ammâ evvel ve âhir Leh kralı hükmünde başka
serhad
vezîrliği şeklindedir kim on yedi bin güzîde askere ve yetmiş bin re‘âyâ Kazağ' …
Bânîsi (---) dir. Sebeb-i tesmiyesi Leh lisânınca (---) derler, ammâ efvâh-ı Rus-ı menhûsda Lubnin derler, ammâ evvel ve âhir Leh kralı hükmünde başka serhad vezîrliği şeklindedir kim on yedi bin güzîde askere ve yetmiş bin re‘âyâ Kazağ'a mâlikdir. Bu kal‘adan Hân'a "Safâ geldiniz" deyü hâkimi alay ile istikbâle çıkup kal‘a altında ziyâfetler tenâvül olunurken kal‘adan bin pâre toplar atup şâdumânlar edüp hâkiminden hedâyâ-yı firâvânlar gelüp Hân hazretleri anların kal‘alarından aldıkları cümle üsârâların davulu zurnası ve nâkûs-ı erganonları ve başaşağı haçlı bayrakların açarak kal‘a dibinde iki gün meks olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 47a ·
metinde göster ·
… ısı küçük iki yüz aded bâğçesiz üstleri serâpâ toprak örtülü tahtânî ve fevkânî
serhad
evleridir. Ve beğ sarâyı bu kal‘adadır kim cümle sokakları pâk kaldırımlı, yolu …
Ve bu kal‘ada cümle havlısı küçük iki yüz aded bâğçesiz üstleri serâpâ toprak örtülü tahtânî ve fevkânî serhad evleridir. Ve beğ sarâyı bu kal‘adadır kim cümle sokakları pâk kaldırımlı, yolun iki tarafında ancak birer âdem sığar yigirmi aded hurde dükkâncıkları kurbunda bir küçücük üç kurnalı hammâmı vardır. Aşağıdan atlarla suyun getirirler, ammâ cebehânesi ve buğday anbârları ve mükellef ü mükemmel hâzır-bâş topları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 55a ·
metinde göster ·
Sebeb-i tesmiyesi (---)(---)(---) Bânîsi ibtidâ Betlen G[ab]or'dur. Sene 958 feth-i Süleymân Hân'dır, be-dest-i Ulama Paşa. Kal‘ası şekl-i murabba‘ şeddadî binâ-yı ra‘nâdır. Cânib-i garba sahrâya nâzır bir kapusu var. Dizdârı ve üç yüz aded güzîde yarar neferâtları ve kifâyet mikdârı cebehâneleri var. Cümle şindire tahta örtülüdür, ammâ çârsû-yı bezzâzistânları ve hânları ve hammâmları yokdur. Ancak bir serhad kullesidir. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 119b ·
metinde göster ·
… mekteb-i sıbyânı var. Püserân-ı ciğer-kûşeleri gâyet necîb ve reşîdlerdir, ammâ
serhad
şehri olmağile evlâdları cümle çete ve potura seferlerine gitmek sevdâsındadırl …
Ve yedi aded mekteb-i sıbyânı var. Püserân-ı ciğer-kûşeleri gâyet necîb ve reşîdlerdir, ammâ serhad şehri olmağile evlâdları cümle çete ve potura seferlerine gitmek sevdâsındadırlar ve üç aded tekyeleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 120b ·
metinde göster ·
halkı kılıç bağları ve 121a rahtların ve atlara gögsüne bağların bu kayışdan …
Sanâyi‘-i memdûhâtından yağlı tokmak kayışı dollâblarda edüp pembe-misâl kayışı olur. Cümle serhad halkı kılıç bağları ve 121a rahtların ve atlara gögsüne bağların bu kayışdan ederler. Ve şayak nâm bir gûne çuka dokurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 120b–121a ·
metinde göster ·
… lan püşte üzre medfûndur. Hâlâ cemî‘i seyyâhân-ı Hind ü Sind ve cümle gâzîyân-ı
serhad
ahâlîleri ziyâret ederler. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Ziyâret-i eş-şeyh şerîf Mehemmed Efendi-i Hindî: Hâk-i pâk-i Hind'de şehr-i Ağralıdır kim galat-ı meşhûru Egre'dir. Bu azîz-i merkûm bu şehirde sâhib-i seccâde ve ze‘âmet sâhibi olup dâ’imâ mücâhidün fî sebîlillâh idi. Âhir-i kâr câm-ı şehâdeti nûş edüp bu Lipova kal‘ası havâlesinde olan püşte üzre medfûndur. Hâlâ cemî‘i seyyâhân-ı Hind ü Sind ve cümle gâzîyân-ı serhad ahâlîleri ziyâret ederler. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 121a ·
metinde göster ·
… bir püşte-i âlî üzre seng binâ bir kal‘a-i ra‘nâ-yı şekl-i muhammesdir. İbtidâ
serhad
ağzı olmak ile bin aded güzîde katana yunakları vardır. Çârsûsunda meyhâneleri …
Zamân-ı kadîmde Betlen Iştvân Kral-ı dâllin binâsıdır. Hâlâ hâkimi Erdel kralı tarafından Semare Kapudan'dır. Nehr-i Moroş kenârında bir püşte-i âlî üzre seng binâ bir kal‘a-i ra‘nâ-yı şekl-i muhammesdir. İbtidâ serhad ağzı olmak ile bin aded güzîde katana yunakları vardır. Çârsûsunda meyhâneleri ve iskelesinde tuz mahzenleri ve büyük kenîseleri vardır (---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 121a ·
metinde göster ·
… müsinn kefere olmağile millet-i Nasârâ içre okunur bir mu‘teber târîhi vardır.
Serhad
halkı bu kal‘aya Yani Ova derler. Sene 959 târîhinde be-dest-i Vezîr-i Sânî Ahm …
İbtidâ Macar-ı füccârı Yanvan Kral binâsıdır kim hayli müsinn kefere olmağile millet-i Nasârâ içre okunur bir mu‘teber târîhi vardır. Serhad halkı bu kal‘aya Yani Ova derler. Sene 959 târîhinde be-dest-i Vezîr-i Sânî Ahmed Paşa feth edüp, ba‘dehû küffâr-ı dûzah-karâr-ı Erdel bu kal‘aya istîlâ edüp (---) sene kâmil karâr-dâde oldular. Ba‘dehû sene (---) târîhinde Sultân Mehemmed Hân ibn İbrâhîm Hân fermânıyla be-dest-i Köpürlü Mehemmed Paşa fethidir kim târîhi budur (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 122a ·
metinde göster ·
"Hay Evliyâm, hoş geldin ve sefâ geldin" deyü cümle erbâb-ı dîvân mâbeyninde hakîre hayli i‘zâz ü ikrâm edüp dil-nüvâzlıklar etdi. Ol ân hakîre bir çetr-i mülamma‘ ve gayrı mukanna‘ olan me’kûlât [ü] meşrûbât makûlesi ta‘[y]înâtlarımız ihsân edüp bu hakîri ağavâtlar zümresine ilhâk etdi. Ve her şeb [ü] rûz şeref-i sohbetleriyle müşerref olup bu hakîrin ma‘lûmu olduğu mertebe manzûrumuz olan kılâ‘-ı metîneler muhâsaraların ve ceng [u] cidâl harb [u] kıtâl-i muhâtaraların su’âl ederlerdi ve her bâr kal‘a-i Vârat'a serhad re‘âyâlarından çaşıtlar göndermeden hâlî değillerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 123a ·
metinde göster ·
Der-kâr [u] kisb-i ahâlî-i ricâlât: Bir fırka halkı
serhad
gâzîleridir. Bir zümresi ehl-i hidmetdir ve bir sınıfı ehl-i esnâfdır ve bir ka …
Der-kâr [u] kisb-i ahâlî-i ricâlât: Bir fırka halkı serhad gâzîleridir. Bir zümresi ehl-i hidmetdir ve bir sınıfı ehl-i esnâfdır ve bir kavmi ekseriyyâ tüccârdır ve bir bölük halkı paşalara ve ağavâtlara sekbân yazılup mîrî mâl tahsîl ederler. (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 131a ·
metinde göster ·
… din ve Egre ve Kanija ve Bosna eyâleti serhadlerinde cümle yedi yüz altmış aded
serhad
kal‘aları vardır. Cümlesinin gâzîleri bu Bosna serhaddi gâzîlerindendirler kim …
Ve benî Âdemi gâyet mehâbet ve selâbet ve şecâ‘atde Sâm ve Nerîmân-sıfat fetâ bahâdırânları hadden efzûndur. Hattâ Budin ve Egre ve Kanija ve Bosna eyâleti serhadlerinde cümle yedi yüz altmış aded serhad kal‘aları vardır. Cümlesinin gâzîleri bu Bosna serhaddi gâzîlerindendirler kim şeb [ü] rûz her tarafın kâfirleriyle ceng [u] cidâl ve harb [u] kıtâl ederler ve halkı gâyet mu‘ammer olup tenâsül bulurlar. Hattâ Cenâb-ı Bârî yârî kılup ol şehre ve kurâlarına ol kadar evlâd [u] ensâb berekâtı vermiş kim her mahalle şâhrâhlarında ciğer-kûşe püserânlardan geçilmez. Gâyetü'l-gâye sıbyân-ı ebcedhânı çokdur, zâdekallâh. 132b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 132a–132b ·
metinde göster ·
… dârü'l-hadîs ve imâret-i me’keli vardır. Eyle şehr-i kebîr değildir, ancak bir
serhad
kal‘asıdır.
Ve bir hammâmı var ve cümle seksen aded dekâkînlerdir, ammâ bezzâzistânı yokdur, {lâkin şeyh Kâfî'nin} medrese ve dârü'l-hadîs ve imâret-i me’keli vardır. Eyle şehr-i kebîr değildir, ancak bir serhad kal‘asıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 133b ·
metinde göster ·
… r paşa bir dîvân-ı azîm edüp Hilevne kadısı ve şeyhülislâm ve niçe yüz ulemâ ve
serhad
gâzîlerinin iş görmüşlerin huzûruna getirüp paşanın otağında huzûr-ı şer‘-i şer …
Âhirü'l-emr paşa bir dîvân-ı azîm edüp Hilevne kadısı ve şeyhülislâm ve niçe yüz ulemâ ve serhad gâzîlerinin iş görmüşlerin huzûruna getirüp paşanın otağında huzûr-ı şer‘-i şerîfde bu yüzden hükm oldu kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 136a ·
metinde göster ·
… eri böyle mel‘ûnlardır. Bunları cümle katl edersen, gazâ-yı ekber edersiz" deyü
serhad
gâzîler bunların katllerin ricâları hayyız-ı kabûlde vâki‘ olup ibtidâ bu mürte …
"şu Köse mel‘ûn harâmîyi devletli vezîr gördün mü? Seydî Ahmed Paşa vezîrimizin bölükbaşısı idi. Marina kal‘ası cenginde mürted olup Venedik kâfirine kaçdı ve bizim gâzîlerden niçe âdemleri şehîd etdi. Âhirü'l-emr hamd-i Hudâ Marina kal‘ası feth olup bu mel‘ûn bir kayığa binüp Zadra kal‘asına kaçdı. Hamd-i Hudâ bu cengde bugün ele geldi ve bu zincirde olan kâfirin dahi cümleleri böyle mel‘ûnlardır. Bunları cümle katl edersen, gazâ-yı ekber edersiz" deyü serhad gâzîler bunların katllerin ricâları hayyız-ı kabûlde vâki‘ olup ibtidâ bu mürted kâfire cellâd-ı felek buna bir tîğ-i âteş-tâb eyle urdu kim tâb-ı tüvânı kesilüp şirp-kelle ve pâf-gevde olunca hemân bu zincirde olan kâfirin bir semiz ve boynu kalın ve tıknaz ve burnaz ve bodur ve haylaz elleri bağlu ve boğazı zincirde iken hemân bir kerre pertâb edüp zincir-keşânın elinden rehâ bulup, "İşte paşa sana vardım" deyüp gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 136b ·
metinde göster ·
gâzîleri eyitdi: "Bire sultânım, bu kâfiri gördün mü? Buna ism [ü] resmiyle Vas …
Serhad gâzîleri eyitdi: "Bire sultânım, bu kâfiri gördün mü? Buna ism [ü] resmiyle Vasil, ya‘nî ayu harâmî başı derler. Bu serhadimizi yigirmi yıldır Tekeli Paşa yılından berü bu yolları ve belleri kurutmuşdur" deyü şahâdet etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 136b ·
metinde göster ·
… eş aded kelle olup der-i devlete göndermeğe hâzır etdiler. Meğer bu mahalde bir
serhad
gâzîsi bir kâfir harâmîyi diride saklamış.
"Sultânım, vâkı‘an şimdi vâki‘ olsun" deyüp benim Receb nâmında bir fetâ gulâmım var idi. Ana belimden şeyhanî kılıcım verüp oğlana ‘koma hâ’ etdim. Ber-hurdâr olsun ayu kâfirin boynuna bir seyf-i zülyezen eyle urdu kim Bosna lahanası-misâl kellesi galtân oldu. Hudâ âlimdir, bu vâkı‘a böyle vâki‘ olmuşdur. Andan paşaya pençik veri[r]ken iki yüz aded kâfirleri, vâkı‘asında cemâ‘at içine hınzîr gibi giren kâfirlerin cümlesin gâzîlere, "Koma kurdlarım" {dedikde} ân-ı vâhidde iki yüz kâfirleri dahi dendân-ı tîğdan geçirdiler ve anların dahi kellelerin yüzdürüp tuzladılar. Cümle bin üç yüz otuz beş aded kelle olup der-i devlete göndermeğe hâzır etdiler. Meğer bu mahalde bir serhad gâzîsi bir kâfir harâmîyi diride saklamış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 136b ·
metinde göster ·
… ılâ‘larda olan kal‘a neferâtların nısfıyla ve cümle ata dona kâdir olan guzât-ı
serhad
ile kalkup Venedik kâfirinin Zadra kal‘ası ve şibenik kal‘ası yolların İzmiyan …
"Sen ki vezîr-i rûşen-zamîr-i münîrim Melek Ahmed Paşa'sın. Hatt-ı şerîfim vusûl buldukda bir ân durmayup Bosna eyâletinde olan cümle mîr-i livâlarınla ve cemî‘i kılâ‘larda olan kal‘a neferâtların nısfıyla ve cümle ata dona kâdir olan guzât-ı serhad ile kalkup Venedik kâfirinin Zadra kal‘ası ve şibenik kal‘ası yolların İzmiyan dağlarından ve Kırka kûhlerinden ve Porolok dağlarından yollar açup kal‘a-i Bihke ve kal‘a-i Korpa câniblerinde nehr-i Sava üzre cisr-i azîmler binâ edüp asâkir-i nusret-me‘âsire zahîreler ve cebehâne ve mühimmâtlar âmâde edüp der-anbâr edesin ve cemî‘i eyâletin askeriyle Zadra ve şibenik ve İspilet ve Kilis kal‘aların nehb u gâret edüp kâfire bir dâne-i hardal ekdirmeyüp hâzır mahsûlâtların kurâ vü kasabâtlarıyla nehb u gâret edüp hatt-ı şerîfe amel eyleyüp bir ân durmayasın" deyü hatt-ı şerîf kırâ’at olundukda,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 137a ·
metinde göster ·
yerdir, zîr[â] bizim kâfir elinde olan Kilis kal‘amız bu Sîn kal‘asına yaya âde …
Ve bu kal‘a gâyet serhad yerdir, zîr[â] bizim kâfir elinde olan Kilis kal‘amız bu Sîn kal‘asına yaya âdem bir sâ‘atde varır, ammâ atlıya iki sâ‘at karîb yoldur, zîrâ yolları sengistân ve dağıstân yollar ve bellerdir. Ammâ bu kal‘a-i Sin'in imâristânından,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 137b ·
metinde göster ·
… ağlarda 146a ve bâğlarda şikâr ve kelepürcükler ararken bir bâğ içre beş aded
serhad
gâzîleri on aded esîrleriyle bâğda oturup bir meclis-i müheyyâ üzre ayş [u] işr …
Hakîr dahi birkaç refîklerimizle dağlarda 146a ve bâğlarda şikâr ve kelepürcükler ararken bir bâğ içre beş aded serhad gâzîleri on aded esîrleriyle bâğda oturup bir meclis-i müheyyâ üzre ayş [u] işret edüp bâde-i hamr nûş ederek esîrlerine gûyâ evleri gibi kebâb çevirderek zevk u safâ ederlerken hakîr râstgele düşdüm. Hemân bunlar hakîri görünce Boşnak lehcesi üzre biri eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 145b–146a ·
metinde göster ·
… . Hattâ niçe cenglerde bunlar ile hem-ınân olmuşuz, ammâ bu senenin cenginde bu
serhad
gâzîlerinin etdikleri yararlığı Rüstem ü Sâm u Nerîmân etmemişdir. Hattâ bu sef …
Anı gördüm. Nîm sâ‘atden bunların beşin dahi esîrleri olan kâfirler depeleyüp kâfirler ile bunların leşlerin serdârımız huzûruna getirdiler. Akrabâları meyyitlerin atlara tahmîl edüp selâmete çıkardılar, ammâ hakîkatü'l-hâl bu Bosna serhaddinde hâsıl olan cür’et sâhibi şecî‘ ve bahâdırân serverânlar bir serhadde yokdur. Hattâ niçe cenglerde bunlar ile hem-ınân olmuşuz, ammâ bu senenin cenginde bu serhad gâzîlerinin etdikleri yararlığı Rüstem ü Sâm u Nerîmân etmemişdir. Hattâ bu sefer-i meserretde bunların aldığı mâl-ı metâ‘ ve akmişe-i fâhire ve emti‘a-i nâdireyi bir serhad halkı almamışdır. Ve bu gazâda bunların bu küffâr-ı hâksâr-ı bed-tebâra etdikleri sitem-i elemi bir kimesne etmemişdir, zîrâ bu asâkir bir topdan düşman üzre talattum-ı deryâ-misâl temevvüc ve cûş u hurûş edüp kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek yemîn ü yesârda cibâller içre becenelerde pinhân olmuş bakıyyetü's-süyûf olan sunûf hezîmet-me’lûfları kova kıra ve büleyde ve kasabâtların nehb u gâret ve âlân ve tâlân ve halkını nâlân edüp dârü'l-karârları olan hâne-i menhûsları ıhrâk bi'n-nâr olup içinde mest [u] medhûş bulunup mekîn olan erbâb-ı kîn ve fecere-i müşrikîn evlâd [u] ıyâlleri ile cızbız kebâbı olup hâkister olurlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 146a ·
metinde göster ·
… erretde bunların aldığı mâl-ı metâ‘ ve akmişe-i fâhire ve emti‘a-i nâdireyi bir
serhad
halkı almamışdır. Ve bu gazâda bunların bu küffâr-ı hâksâr-ı bed-tebâra etdikle …
Anı gördüm. Nîm sâ‘atden bunların beşin dahi esîrleri olan kâfirler depeleyüp kâfirler ile bunların leşlerin serdârımız huzûruna getirdiler. Akrabâları meyyitlerin atlara tahmîl edüp selâmete çıkardılar, ammâ hakîkatü'l-hâl bu Bosna serhaddinde hâsıl olan cür’et sâhibi şecî‘ ve bahâdırân serverânlar bir serhadde yokdur. Hattâ niçe cenglerde bunlar ile hem-ınân olmuşuz, ammâ bu senenin cenginde bu serhad gâzîlerinin etdikleri yararlığı Rüstem ü Sâm u Nerîmân etmemişdir. Hattâ bu sefer-i meserretde bunların aldığı mâl-ı metâ‘ ve akmişe-i fâhire ve emti‘a-i nâdireyi bir serhad halkı almamışdır. Ve bu gazâda bunların bu küffâr-ı hâksâr-ı bed-tebâra etdikleri sitem-i elemi bir kimesne etmemişdir, zîrâ bu asâkir bir topdan düşman üzre talattum-ı deryâ-misâl temevvüc ve cûş u hurûş edüp kat‘-ı menâzil ve tayy-ı merâhil ederek yemîn ü yesârda cibâller içre becenelerde pinhân olmuş bakıyyetü's-süyûf olan sunûf hezîmet-me’lûfları kova kıra ve büleyde ve kasabâtların nehb u gâret ve âlân ve tâlân ve halkını nâlân edüp dârü'l-karârları olan hâne-i menhûsları ıhrâk bi'n-nâr olup içinde mest [u] medhûş bulunup mekîn olan erbâb-ı kîn ve fecere-i müşrikîn evlâd [u] ıyâlleri ile cızbız kebâbı olup hâkister olurlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 146a ·
metinde göster ·
gâzîleri küffârın bu mertebe gözlerin sındırup her ne cânibe teveccüh etseler b …
Bu serhad gâzîleri küffârın bu mertebe gözlerin sındırup her ne cânibe teveccüh etseler bi-fazlillâhi Te‘âlâ mansûr u muzaffer gelirler. Hudâ cümlesinden râzî ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 146a ·
metinde göster ·
… ahrâsının kıblesi tarafına azîmet olunup anda meks olundukda cümle iş erleri ve
serhad
ihtiyârları ile Arapça âyeti hükmünce cümle müsinn ve umûr-dîde baba-yı âlem …
Ba‘dehû Danilova sahrâsının kıblesi tarafına azîmet olunup anda meks olundukda cümle iş erleri ve serhad ihtiyârları ile Arapça âyeti hükmünce cümle müsinn ve umûr-dîde baba-yı âlem kokonos kocalar ile müşâvereler edüp, "Hamd-i Hudâ kâfiri kırdık geçirdik. Bir yerden baş göstermeğe iktidârları yokdur. Hemân Marina câniblerine on bin yiğit cürd atlıya İsmâ‘îl alaybeğin serdâr edelim. şâyed ki bî-hisâb esîr [ü] mâl-ı ganâ’imle geleler" denildikde, hemân asker-i İslâm içinden sekiz bin atlı ve üç bin aded güzîde piyâde Hırvat yiğitleri seçilüp gülbâng-ı Muhammedî çekilüp İsmâ‘îl Beğ sancağı açılup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 146b ·
metinde göster ·
… ve Bektaş Beğ'e ve İzvornik Beği Pılak Beğ'e ve bunun emsâli niçe ümerâlara ve
serhad
gâzîlerinin bahâdırân-ı dilâverân şahbâzlarına haber gönderüp otuz üç bin güzîd …
Tâ İskender-i Kübrâ zamânında karavulhâne içün binâ olunmuş bir küçük kal‘a imiş. Âb [u] havâsının letâfetinden ve hâk-i pâk-i amber-nâki mahsûldâr olduğundan kavm-i Hırvad ve Islovin ve Dodoşka kavimleri sengistân yerlerden firâr edüp bu mezra‘aları hûb ve hâk-i pâki mergûb bu vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr olan zemînde tavattun edüp tenâsül bularak bu cây-ı mu‘teberi amâr edüp şehr-i mu‘azzam olur. Ba‘dehû sene 944 târîhinde bu şehr-i ma‘mûr içün Âl-i Osmân tama‘a düşüp sene-i mezbûrede Gâzî Hüsrev Paşa bu şehrin etrâfların feth ederek etrâf-ı şehr-i Dirniş'i şemşîr-i nîş ile harâb ve hânelerin yebâb mesken-i bûm u gurâb ederek bu şehr-i Dirniş'e bir iş oldu kim kaht [u] galâdan işleri teşvîş oldu. Âhirü'l-emr derûn-ı hisârda mütehassın olan küffâr krallarına başları dûd ve her bâr cümle kapuları mesdûd olup bir vech ile derûn-ı kal‘ada bir ân ârâma imkân olmaduğın kral-ı dâll-ı bed-fi‘âllerine bildirüp ol ân kral-ı bî-îmân kırk bin asker-i be-nâm bed-fercâm ile şehr-i Dirniş'e gelüp imdâd eder. Hersek sancağında Ahmed Paşa bu işden haberdâr olup Gâzî Hüsrev Beğ'e ve Malkoç Beğ'e ve Murâd Beğ'e ve Bektaş Beğ'e ve İzvornik Beği Pılak Beğ'e ve bunun emsâli niçe ümerâlara ve serhad gâzîlerinin bahâdırân-ı dilâverân şahbâzlarına haber gönderüp otuz üç bin güzîde "Benem, diğer nîst!" diyen yarar ve bahâdır ve akrânları nâdir yiğitler ile ılkarup bir gece vakt-i şâfi‘îde kal‘a-i Dirniş altında mest ü harâbât evkâr-ı bî-kâr yatırlarken cümle gâzîler şeb-revânî esbâblarıyla kâfire şebhûn edüp kâfire bir tîğ-i Ahmedî eyle ururlar kim kâfir kellelerin[den] cereyân eden hûn-ı insân kelleyi kelle üstüne yuvarlayup gider. Bakıyyetü's-seyf olan küffârlar firâr edüp dağlara ve gârlara girir. Bu cengde bile mevcûd olan yüz kırk dokuz yaşında bir pîr-i fânîden bu hakîr bu cengin evsâfın istimâ‘ etdikde anlar buyururlar ki,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 147a ·
metinde göster ·
… ikdârı dükkânları var, ammâ azacıkdır. Gayrı imârât-ı azîmleri yokdur, zîrâ pek
serhad
yerdedir ve cânib [ü] etrâfında kal‘ası yokdur, lâkin bu rabtayı Seydî Ahmed Pa …
Câmi‘leri ve mesâcidleri ve mekteb ve tekyeleri ve bir hammâmı ve kifâyet mikdârı dükkânları var, ammâ azacıkdır. Gayrı imârât-ı azîmleri yokdur, zîrâ pek serhad yerdedir ve cânib [ü] etrâfında kal‘ası yokdur, lâkin bu rabtayı Seydî Ahmed Paşa Bosna vâlîsiyken Venedik kâfiri yakup bir hayli yerin harâb edüp, ba‘dehû Seydî Ahmed Paşa bu rabtayı amâr edüp cânib-i erba‘a şehre karavulhâneler inşâ edüp ahâlî-i vilâyet her gece nöbet bekleyüp emîn oldular, ammâ etrâf-ı şehirde bâğları gâyet çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 152b ·
metinde göster ·