… menzili sahrâ-yı rimâldir. Ve gûnâ-gûn çınâr-ı müntehâlar ve bîd-i sernigûn ve
servi ve
ohlamur ve lisân-ı usfûr dırahtları ile müzeyyen bir harem-i azîmdir kim cânib- …
Evsâf-ı harem-i bîrûn: Bu câmi‘in cânib-i selâsında bir kat taşra harem dahi var kim iki cânibi birer at menzili sahrâ-yı rimâldir. Ve gûnâ-gûn çınâr-ı müntehâlar ve bîd-i sernigûn ve servi ve ohlamur ve lisân-ı usfûr dırahtları ile müzeyyen bir harem-i azîmdir kim cânib-i selâsı cümle (---) aded pençereli dîvârlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 45a ·
metinde göster ·
… şerîfleri ile yedi servi dikmişdir. Cümleden serâmed mevzûn u hemvâr sebiz-gûn
serv(er)lerdir. Ve
bir serv dahi {Akşemseddîn hazretleri} mübârek dest-i şerîfleri ile diküp hâsıl …
Ve bunda hizmet eden bostâncılar cümle sâhib-i sülûk sulehâ-yı ümmetden kimesnelerdir ve elbette ber-hordâr olurlar. Zîrâ İslâmbol feth olunca Akşemseddîn hazretleri bu câ-yı dil-küşâda sâkin olup cümle merdân ve erba‘în çıkarırdı ve hidmet edenlere hayr du‘â ederdi. Anıniçün huddâmları ber-hordâr-ı ömr olurlar. Ve bizzât Ebü'l-feth mübârek dest-i şerîfleri ile yedi servi dikmişdir. Cümleden serâmed mevzûn u hemvâr sebiz-gûn serv(er)lerdir. Ve bir serv dahi {Akşemseddîn hazretleri} mübârek dest-i şerîfleri ile diküp hâsıl etmişdir. Bi-emrillâhi Ta‘âlâ âdetullâh bunun üzerine cârîdir kim serv dırahtı sebiz-gûn olur. Ammâ bu serviyi Akşemseddîn dikmek ile ak serv hâsıl olmuşdur. Hâlâ zamânımızda temâşâgâhdır kim Çimşîrlik havzının kurbünde idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 124b ·
metinde göster ·
… ’sîr etmez çınâr-ı azîmler ve şecere-i bîd-i sernigûnlar ve sakız dırahtları ve
servi ve
cevz-i Rûmî şecerleri ile müzeyyen bir vâdîdir. Sâhib-i hayrâtlar her uyûn-ı câ …
Mesîregâh-ı Yahyâ Efendi: Bir kûhsâr-ı vâsi‘ çemenzâr dere içre aslâ güneş te’sîr etmez çınâr-ı azîmler ve şecere-i bîd-i sernigûnlar ve sakız dırahtları ve servi ve cevz-i Rûmî şecerleri ile müzeyyen bir vâdîdir. Sâhib-i hayrâtlar her uyûn-ı câriyeler dibinde birer çemenzâr soffalar inşâ edüp sarıasma ve karatavuk ve İshâk kuşu ve ispinoz ve filorunya ve başdankara ve bülbül-i bed-nâm ve bülbül-i nîknâmın hezârân feryâd [u] nâlişleri ehl-i teferrücün cânına cânlar bağışlayup cümle yârân-ı bâ-safâ taraf taraf sohbet ederler bir teferrücgâh-ı kadîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 135b ·
metinde göster ·
Ve bu derede olan sun‘-ı Hudâ-yı Bîçûn çınâr ve kavak ve
servi ve
bîd-i sernigûn ve sâ’ir eşcâr-ı azîmler var kim her biri evc-i semâya peyveste …
Ve bu derede olan sun‘-ı Hudâ-yı Bîçûn çınâr ve kavak ve servi ve bîd-i sernigûn ve sâ’ir eşcâr-ı azîmler var kim her biri evc-i semâya peyveste olmuş dıraht-ı müntehâlardır, gûnâ-gûn çemenzâr soffalar ve musallâ soffaları ve uyûn-ı câriyeler ile halk olunmuş teferrücgâh-ı Selîmî'dir. Bu mesîregâhın sebebiyle kurbünde kasaba-i Büyükdere amâr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 138a ·
metinde göster ·
… Meydâncık mahallesi'nde ve Galata'da vâkı‘ olmuşdur. Bu esnâfın kârları lisân-ı
servi ve
hindibâ ve koknâr ve na‘nâ ve zâter misilli edviyelerin arakın çıkarup ve gayrı …
Esnâf-ı meşrûbât-ı devâ: Dükkân 500, neferât 600, pîrleri Tîb Alî bin Süfyân-ı Sevrî'dir. Kabri Yemen Adeni'ndedir. 158b Bu tâ’ifenin ekseriyyâ dükkânları Sultân Bâyezîd'de ve Hocapaşa kurbünde Meydâncık mahallesi'nde ve Galata'da vâkı‘ olmuşdur. Bu esnâfın kârları lisân-ı servi ve hindibâ ve koknâr ve na‘nâ ve zâter misilli edviyelerin arakın çıkarup ve gayrı giyâhâtdan araklar çıkarup gûnâ-gûn şişelerle dükkânların zeyn edüp ubûr eder. Guzâta gazâda bu mâ’-i edviyeler gâyet lâzım olmağile bu tâ’ife dahi kâlâ-yı metâ‘ın arz edüp pür-silâh ubûr ederler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 158a–158b ·
metinde göster ·
… ur. Varulcu esnâfın bir fütüvvetde görmedik. Bunlar tahtırevânlar üzre ardıc ve
servi ve
çam tahtalarından varul ve gerdeller yaparak tebdîl-i câme ile geçerler.
Ehl-i îcâd, varulcuyân: Dükkân 80, neferât 105, pîrleri nâ-ma‘lûmdur. Varulcu esnâfın bir fütüvvetde görmedik. Bunlar tahtırevânlar üzre ardıc ve servi ve çam tahtalarından varul ve gerdeller yaparak tebdîl-i câme ile geçerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 202a ·
metinde göster ·
… birinden mevzûn şeş-hâne ve müdevver dûd-keşleri vardır. Ve câ-be-câ kal‘a içre
servi ve
ceviz dırahtları ve rez {üzüm} şecerleri vardır. Ve âb [u] hevâsı latîf mürtefi …
İç kal‘ada cümle iki bin hâne-i zîbâlardır ve kat-ender-kat sarây-ı âlîlerdir, ammâ bâğı ve bâğçeleri yokdur, teng büyûtlardır ve yedi mahalle ve yedi mihrâbdır ve bir hammâmdır. Çarsû-yı bâzârı yigirmi aded dükkânlardır. Câmi‘-i Sultân Orhân bundadır, tûlen ve arzen yüz on ayak câmi‘dir ve bir tabakalı bir minâresi vardır. Orhân Gâzî bunda medfûn olup Orhân Davulu dedikleri kırmızı kılıflı tabl-ı kebîr bu câmi‘in bir tâkinde asılıdır. Devlet-i Âl-i Osmân'da ibtidâ bu tabl çalınmışdır. Ve selef-i pâdişâhlarına mahsus sarây-ı müfîd [u] muhtasar bu kal‘adadır. Tâ Ebü'l-feth Sultân Mehemmed'e gelince pâdişâhların sarâyı bu idi. Gâhîce Gâzî Hudâvendigâr Murâd Hân-ı Evvel Edirne'yi sene (---) târîhinde feth edüp Edirne Sarâyı'nda sâkin idi. Ebü'l-feth sene (---) târîhinde İslâmbol'u feth edüp taht-ı sâlis olup Bursa'ya ve Edirne Sarâyı'na rağbet kalmayup Bursa Sarâyı hâlâ mu‘attaldır, ammâ ser-âbdarları, bennâları ve bostâncıları vardır. Ve bu İç kal‘anın cümle şâh-râhları hacer-i kebîrler ile pâk u pâkîze kaldırımlar düşelidir. Ve cümle hâneleri tarz-ı kadîm, ba‘zısı kâfirden kalmış hânelerin taş ve tula dîvârlarında üstâd-ı bennâ birer san‘at ile târihler tahrîr etmişler kim, gûyâ birer kıt‘a hüsn-i hatlardır. Ol hâneler ne kadar zamândır binâ olduğu târîhlerinden ma‘lûmdır ve cümle 223a hâneleri kârgîr binâ-yı zibâ ve serâpâ la‘l-gûn kiremit ile sütûhları mestûrdır ve cemî‘î hânelerin birer gûne serv-misâl musanna‘ ocakları var kim, biri birinden mevzûn şeş-hâne ve müdevver dûd-keşleri vardır. Ve câ-be-câ kal‘a içre servi ve ceviz dırahtları ve rez {üzüm} şecerleri vardır. Ve âb [u] hevâsı latîf mürtefi‘ zemîn olmağıla kal‘a halkı ten-dürüstdür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 222b–223a ·
metinde göster ·
… zlık ve kâr-cengârlık edüp niçe yüz Tatar askerine kılıç yetişdürüp dilâverlik,
servlik ve
emîrlik ve bahâdırlık ederdi. Lâkin kendüleri iş görmemiş, yara bere yimemiş ve …
Ba‘dehû hicret-i Nebevî'nin sekiz yüz beşinci senesinde sû’-i tedbîr ve bed-hâh huddâmân re’yiyle Timur Hân, Hind [u] Acem diyârlarından hurûc edüp Yıldırım Hân ile cenge âheng etdükde Yıldırım Hân gördü kim cümle askeri kendüden yüz çevirüp Timur yanına firâr etdiler. Kapu kullarıyla kendüsü yalnız kalup meydân-ı ma‘rekede serbâzlık ve kâr-cengârlık edüp niçe yüz Tatar askerine kılıç yetişdürüp dilâverlik, servlik ve emîrlik ve bahâdırlık ederdi. Lâkin kendüleri iş görmemiş, yara bere yimemiş ve ark atlamamış nâ-tamâm tay ata süvâr olup bir dahi Tatar içre at sürünce atdan tekerlenüp at firâr edüp Tatar içinde piyâde kalup kâmil bir sâ‘at piyâdece Tatar ile ceng edüp tîrkeşinde hadengi kalmayup destinden kılıcı düşünce Tatar, Yıldırım Hân'ın başına üşüp dest ber-kafa kayd-bend ile Timur-ı bî-nûr huzuruna getürüp Timur ayağ üzre kalkup ta‘zîm edüp yanına oturdup "Safâ geldin, felek hâlidir, böyle olur, gam yeme" deyü niçe musâhabet 235a edüp esnâ-yı kelâmda Timur eyitdi "Ey birâder Yıldırım Hân! Senin destinde biz senin gibi ne‘ûzü billah münhedim olup beni senin yanına bu hâl ile getirseler, beni neylerdin" deyince hemân Yıldırım Hân gazabından "Seni demir kafes içine koyup Bursa şehrine götürürdüm" deyince hemân Timur âteş-pâre olup bir demir kafes içinde Yıldırım Hân'ı haps edüp diyâr-ı Acem'e götürmeğe azimet etdi. Üçüncü gün Yıldırım Hân dâğ-ı derûnundan hummâ-yı muhrıkaya mübtelâ olup demir kafes içre merhûm oldu. Akîbince Çelebi Sultân Mehemmed, kırk bin benâm ve güzîde asker ile cünd-i Timur'a yetişüp eyle bir satûr-ı Muhammedî urup cümle Tatar dendân-ı tîğdan geçüp Timur, Amasiyye câniblerine firâr edüp bakıyyetü's-süyûf olan esîr Tatarlara mürdelerin derilerin yüzdürüp derilerin sâyebân edüp Çelebî Mehemmed Hân, Tatar derilerinin sâyesinde oturup pederinin intikâmın aldı. Hâlâ ol sahrâya "Taşak ovası" derler. Zîrâ Tatar derileri kîrleri ve horde ve türtelleriyle yüzülüp sâyebân olduğundan "Taşak sahrâsı" derler. Ba‘dehû pederinin na‘şını Tatarlar elinden alup, ılgar ile Bursa'ya getirüp babası câmi‘i sahasında defn edüp bir kubbe-i âlî binâ etmişdir, ziyâretgâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 234b–235a ·
metinde göster ·
… e bu şehrin âb [u] hevâsının letâfetinden dağlarında çimşir dırahtı, bâğlarında
servi [ve]
cevîz-i Rûm dırahtları var. Aceb hikmetdir kim cânib-i kıblesinde diyâr-ı Erzur …
Ve bu şehrin âb [u] hevâsının letâfetinden dağlarında çimşir dırahtı, bâğlarında servi [ve] cevîz-i Rûm dırahtları var. Aceb hikmetdir kim cânib-i kıblesinde diyâr-ı Erzurûm dağlarında kış ve kıyâmet, burda gül-i gülistân ve reyhân ve erğuvan ve limon ve turunç bahâr ve meyve vermededir ve iklîm-i hâmis olmağıla tûl-ı nehârî (---)(---) ve arz-ı beledî (---)(---) Kışı olmaz gâyet sevâhildir ve gâyet mu‘tedildir. Anınçün halkı dahi i‘tidâl üzre geçinirler. Halûk ve garîb-dost ve muhibb-i garîbü'd-diyâr âdemlerdir. Ammâ Çiço ve Çağata ve Lezgi re‘âyâları gâyet lecûclardır. Bu mezkûr tâ’ifelerin başka lehçe ve ıstılahat [u] ibârât [u] kelimâtları vardır kim nefs-i şehr-i Tarabefzûn halkı ol kabîle halkının lisânların asla anlayamazlar, tercümâna muhtâclardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 253a ·
metinde göster ·
… pîr [ü] civân: Âb [u] hevâsının letâfetinden cümle halkı zinde ve ten-dürüst ve
serv-kad ve
lâle-had ve siyâh-hat olup reng-i rûyları verd-i handân gibi la‘l-gûn ve hokka- …
Evsâf-ı reng-i rûy-ı pîr [ü] civân: Âb [u] hevâsının letâfetinden cümle halkı zinde ve ten-dürüst ve serv-kad ve lâle-had ve siyâh-hat olup reng-i rûyları verd-i handân gibi la‘l-gûn ve hokka-dehen ve gül-fâm civânları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 299b ·
metinde göster ·
… ânın ol taraflarda ırkın kesmiş bir paşa idi. Âdil ve re‘âyâ-perver, asakir-kes
server ve
dilâver idi. Ammâ aslâ Türkçe bilmezdi. Hemân kılıç u at ve zırh u mu‘teberât b …
Evsâf-ı ahlâk-ı Ketağaç Paşa (---)(---)(---) perveriş bulmuş Boltakay kabîlesinden Çerkeziyyü'l-asl yarar ve nâmdâr ve şecî‘ ve dilîr bir mîr-livâ idi. Şam-ı Tarabulus hâkinde ekseriyyâ Hama ve Humus sancaklarına mutasarrıf olup Urbânın ol taraflarda ırkın kesmiş bir paşa idi. Âdil ve re‘âyâ-perver, asakir-kes server ve dilâver idi. Ammâ aslâ Türkçe bilmezdi. Hemân kılıç u at ve zırh u mu‘teberât bilirdi. Hattâ Humus hâricinde nehr-i Âsî kenarında Çöl Urbânın kırup hâlâ üstühânları püşte püşte yığılup "Ketağaç Paşa Depesi" nâmıyla ma‘rûf bir kemikden depedir. Ve bu Ketağaç Paşa'nın hânesi Antakiyye şehri içre bir sarây-ı azîmdir. Kapusunda hân zencîri gibi zencîr çekilmiş idi. Bir kerre Antâkıyye hâricinde Urbân geldi derler, hemân atına tevâbi‘leriyle süvâr olup sarâyının kapusunda zencîri küşâde etmeğe bevvâb bulmayup hemân Ketağaç Paşa dal-kılıç olup zencîre eyle bir satûr-ı Ketağaç urur kim hâlâ zencîrin pâreleri bâbının kemeri üzre maslûb durur. Âyende vü revendeye temâşâgâh makdûr-ı beşer değildir. Ve bizimle bu sefer-i zafer-me’ser olan Gönye gazâsında ve Mikrilistân nehb ü gâretinde etdüğü yararlığı bir er etmemişdir. Hudâ cemî‘î murâdât [u] maksûdın hâsıl ide.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 336a ·
metinde göster ·
Lâkin Seydî Ahmed Paşa cümleden şecî‘ ve bahâdır ve zor-âver,
server [ve]
dilâver ve ince belli, yassı yağrınlı, kıtîfleri vâsi‘, bâzûları kalın, parmakl …
Lâkin Seydî Ahmed Paşa cümleden şecî‘ ve bahâdır ve zor-âver, server [ve] dilâver ve ince belli, yassı yağrınlı, kıtîfleri vâsi‘, bâzûları kalın, parmakları iri arslan pençeli idi, ammâ mahbûbu'l-vech değil idi. Mısır'da mezkûr hâtûnun abd-i müşterâsıyken çiçek çıkarup bir hâne-i muzlimde üç ay zelîl [ü] zebûn girde-bâliş-i muhadde üzre nâliş edüp çiçeğin yerlerin nâhunlarıyla koparup vech-i münevveri dâne dâne çiçek nişâneli olup esmerü'l-levn, melîhu'l-manzar, hande-rûy, mahbûbü'l-kulûb idi. Dîn-i mübînin avânı, zamânın Rüstem-i Sâm-akrânı, meydân-ı ma‘rekenin fâris [ü] pehlivânı idi. Hafazekallahu Te‘âlâ.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 336b ·
metinde göster ·
… âristân binâları münhedim olup yatar. Hâlâ niçe bâğçeler ve bâğlar ve zeytûn ve
servî ve
ceviz dırahtları hudûdları nâ-ma‘lûm câmi‘ler meydân-ı muhabbetde kalmış arz-ı …
Ve kal‘a hâricinde aslâ imâret yokdur, cümle derûn-ı kal‘adadır. Bu eşkâlde ve bu cirmde olan derûn-ı kal‘ada cümle on sekiz mahalle ve (---) bin aded kiremit ile mestûr bâğlı ve bâğçeli tahtânî ve fevkânî ma‘mûr u müzeyyen hâneler ile ârâste ve şîrîn-kâr imâretler ile pîrâste olmuş şehr-i Çîn-i Rûm'dur. Bu kadar imâristân kal‘anın cânib-i kıblesindedir. Kal‘anın cânib-i şarkîsinde niçe bin hâne-i harâb- 5b -hâneleri türâb imâristân binâları münhedim olup yatar. Hâlâ niçe bâğçeler ve bâğlar ve zeytûn ve servî ve ceviz dırahtları hudûdları nâ-ma‘lûm câmi‘ler meydân-ı muhabbetde kalmış arz-ı hâliye yerler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 5a–5b ·
metinde göster ·
… fı tâ Sarrâchâne cisrine varınca evc-i semâya ser çekmiş dıraht-ı bîd ü çınar u
servî ve
kavak u karaağaç ile zeyn olmuş bir mişezâr-ı gül‘ızârdır. Bu hıyâbân içre ecnâ …
Şehr-i Edirne'nin cânib-i şimâli hâricinde bir pespâye zemîn-i çemenzâr [u] lâle‘ızârda nehr-i Tunca cânib-i etrâfın ihâta etmiş cezîre cezîre bir vâsi‘ mahsûldâr arz-ı hevâdâra vâki‘ olmuş bir cinîn-i gaytân-ı Âl-i Osmân'dır. Bir tarafı tâ Sarrâchâne cisrine varınca evc-i semâya ser çekmiş dıraht-ı bîd ü çınar u servî ve kavak u karaağaç ile zeyn olmuş bir mişezâr-ı gül‘ızârdır. Bu hıyâbân içre ecnâs-ı mahlûkâtdan niçe hûş u tuyûr-ı vahşî cânavarlar mâl-â-mâldir. Ve bu bâğın cânib-i cenûbu bir çemenzâr-ı azîm 161a sahrâ-yı hâmûndur kim ol tarafa mekşûf bâb-ı hümâyûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 160b–161a ·
metinde göster ·
… rin cânib-i şarkîsinde bir çemenzâr sahrâya nâzır bir mürtefi‘ zemînde dıraht-ı
servî ve
çınar ve kavak ve bîd-i ser-nigûn ve sâ’ir eşcâr-ı müsmirrât-ı gûnâ-gûn ile kuy …
Cümleden sarây-ı selâtin-i Âl-i Osmân, hayrât-ı Sultân (---)(---) Hân, şehrin cânib-i şarkîsinde bir çemenzâr sahrâya nâzır bir mürtefi‘ zemînde dıraht-ı servî ve çınar ve kavak ve bîd-i ser-nigûn ve sâ’ir eşcâr-ı müsmirrât-ı gûnâ-gûn ile kuyâğ-ı hıyâbân olmuş bir bâğ-ı İrem'dir kim gûyâ erd-i behiştdir. Bunda olan tuyûr-ı hoş-elhânın evsâfında lisân kâsırdır. Bâ-husûs mürg-ı karatavuk ve mürg-ı ishakın hoş-nevâlığı vakt-i Şâfi‘îde âdeme hayât verir. Ve hezâr hezârânın ve bülbül-i hoş-nevânın nevâ-hânlığı bir bâğ-ı selâtînde yokdur. Zîrâ kûhî semtlerdir. Bu sarây-ı azîmin cânib-i erba‘ası kal‘a-misâl divârlıdır. İçinde bostâncıbaşısı ve üç yüz aded bâğbânı vardır. Ve müte‘addid hücreleri ve niçe kasr-ı havernâkları ve niçe kâh-ı kâ‘aları var ve Çatal dağın su terazûlarıyla uçar âb-ı revânlar fıskiyye ve havz u şadırvanlardan ve selsebillere rîzân olur. Her pâdişâhın birer gûne kasr-ı İremleri var kim atlas-ı felekde eyle bir kârgîrliği bir mi‘mâr-ı selef etmemişdir. Merhûm Melek Ahmed Paşa efendimiz bunda mihmân olup Kaya Sultân ile bunda mülâkât olup kâmil bir hafta bu bâğ-ı cinânda Hüseyn-i Bâkara fasıllarıyla zevk u safâ edüp felekden kâm alır şekilli olduk. Ammâ ne mümkin, beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 171b ·
metinde göster ·
Hünerver ve Yûsuf ve Beşir ve Terir ve Eyvaz ve Rüstem ve Fikirli ve Selmân ve …
Der-zikr-i esmâ-i çâkerân: Meselâ Dilâver ve Server ve Hünerver ve Yûsuf ve Beşir ve Terir ve Eyvaz ve Rüstem ve Fikirli ve Selmân ve Kerrâr ve Siyâvuş ve Zülficâm ve Zülfikâr ve Zülyezen ve Eleşkir ve Hudâverdi ve Allahverdi ve Çalabverdi ve Cânverdi ve Cânbezdi ve Cânmerd.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 195a ·
metinde göster ·
… Evreng ve Çelerdi ve Hakverdi ve Çömez ve Zâl ve İskender ve Kubad ve Şağad ve
Server ve
Hurrem ve Levend ve Elvend ve Sıyâmî ve Pervîz ve Şükrullah ve Kâsım ve Şâhkırâ …
Der-alâmet-i esmâ-i çâkerân: Ekser Gürcî köleleridir kim isimleri Usuf ve Evreng ve Çelerdi ve Hakverdi ve Çömez ve Zâl ve İskender ve Kubad ve Şağad ve Server ve Hurrem ve Levend ve Elvend ve Sıyâmî ve Pervîz ve Şükrullah ve Kâsım ve Şâhkırân nâm gulâmları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 258a ·
metinde göster ·
… ve Hatme ve Verka ve Şâkire ve Heniyye ve Mâhiye ve Dürrî ve Cevher ve Hümâ ve
Serviboy ve
Hanpây ve Dilârâ ve Pürçîne ve Perîşân ve Cânnisâr ve Mâye ve Sîme ve Hâlisa ve …
Müş‘ar-ı esmâ-i cevâriyân: Meselâ Zülnigâr ve Mürdecân ve Hatme ve Verka ve Şâkire ve Heniyye ve Mâhiye ve Dürrî ve Cevher ve Hümâ ve Serviboy ve Hanpây ve Dilârâ ve Pürçîne ve Perîşân ve Cânnisâr ve Mâye ve Sîme ve Hâlisa ve Zûzebân ve Şâhûbân esmâlı cevâriyeler var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 258a ·
metinde göster ·
… ir cümle bâlâda niçe kerre tahrîr olunan cümle iş erleri ve cümle a‘yân pîr [u]
serverleri ve
cümle yigirmi dörd bayrak sâhibi Van ağaları gelüp teşrîfât kânûnları üzre bire …
Andan cümle Van ağavâtları ve kapu kullarının serdârı olan başçavuşu ve çorbacıları ve topçu ve cebeci ağaları ve çavuşlar kethudâsı ve sâ’ir cümle bâlâda niçe kerre tahrîr olunan cümle iş erleri ve cümle a‘yân pîr [u] serverleri ve cümle yigirmi dörd bayrak sâhibi Van ağaları gelüp teşrîfât kânûnları üzre birer hil‘at-i fâhire ve birer çeleng-i nâdire ile behremend ü berhordâr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 273b ·
metinde göster ·
Evvelâ biri levha-i âcdan ve biri levha-i abanosdan ve biri levha-i
servden ve
biri levha-i Sindiyandan ve biri levha-i yeni dünyâdan ve biri levha-i palasant …
Evvelâ biri levha-i âcdan ve biri levha-i abanosdan ve biri levha-i servden ve biri levha-i Sindiyandan ve biri levha-i yeni dünyâdan ve biri levha-i palasantadan ve biri şîr-i mâhîden ve biri dendân-ı mâhîden ve biri sâfî kehribâdan ve biri kırmızı mercândan ve biri sâfî ödden tertîb olunmuş on bir aded zî-kıymet zarflı musanna‘ çâr-kûşe sandûkalar ve bir mücevher-i sâfî-i Seylânlı pîştahta ve biri sâfîce murassa‘ pîştahta ve biri sadefkârî ibret-nümûn pîştahta ve iki aded pîştahta-i peşinkârî kim cümle halk bu pîştahtayı gördükde merdüm-i dîdeleri hîrelendi. Ve cümle huzzâr-ı meclisin huzûrlarında bu sandûk ve pîştahtaların on dördünün mühürlerin bozup açdıkda her birinin içinde onar kıt‘a kütüb-i nefîse ve mu‘tebereler var kim her biri birer hattât-ı selefin ketebeleriyle mülûk içün tahrîr olunmuş âyetün min-Allah Kelâmullah'lardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 274b ·
metinde göster ·
… ı ederiz!" dediler. Paşa hayretde kalup hakkâ çam ağacı direklerine kellelerden
servler ve
kulleler etmişler kim ve mine'l-acâ’ib idi.
Ale's-sabâh bu mahalle Van'ın cemî‘i a‘yân u eşrâfları istikbâle çıkup ale's-seher bir alây-ı azîm ile sene 1065 Şevvâl'inin dördüncü günü cemî‘i asâkir-i İslâm ile mansûr u muzaffer Van'a dâhil olurken kal‘a-i Van-ı kaviyyü'l-bünyân-ı celîlü'ş-şân top şâdumânîsinden murg-ı semender-vâr âteş-i Nemrûd içre kalup bir yaylım tüfeng-i pür-ceng atılup ale'l-akîb derûn-ı kal‘adan bir gülbâng-ı Muhammedî sadâsı istimâ‘ olup sadâ-yı Allah Allah evce peyveste olıcak Süleymân Hân'ın Kesik nâm topun bir kerre atup sahrâ-yı Van lerzân oldu. Van kal‘asına girerken kal‘a-i Van'ın dâ’iren-mâdâr burc u bârûları ve dendân-ı bedenleri niçe yüz bin sancağ u bayrağ ve tuğ u alem ve filandıra bayraklar ile zeyn olmuş ve beş bin aded kelleler nîze ve sekü ve cidâ ve hıştlar üzre ârâyiş-i nîze olup kelleler ile kal‘a ebdânların zeyn etmişler. Paşa "Bre bu kelleler nedir?" dedikde "Sultânım, hân cenginde kırdığımız kellelerdir kim kânûn-ı Van üzre getürüp böyle kelle nakılları ederiz!" dediler. Paşa hayretde kalup hakkâ çam ağacı direklerine kellelerden servler ve kulleler etmişler kim ve mine'l-acâ’ib idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 283a ·
metinde göster ·
… ve Hannâse ve Sünnete ve Yemâme ve Peymâne ve Kendîde ve Hurreme ve Sirâhbân ve
Servboy ve
Dırahşân ve Şehbâz ve Bey‘ana ve Cân-ı cihân.
Ve cevârîlerinin isimleri böyledir: Çekecân ve Cedârlı ve Zanbaka ve Sünbüle ve Feddene ve Hannâse ve Sünnete ve Yemâme ve Peymâne ve Kendîde ve Hurreme ve Sirâhbân ve Servboy ve Dırahşân ve Şehbâz ve Bey‘ana ve Cân-ı cihân.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 307b ·
metinde göster ·
Bu diyârda olmayan nebâtât [u] eşcârât-ı müsmirât: Evvelâ
servi ve
sanevber ve şimşâd ve ar‘ar ve zeytûn ve incir ve turunc ve limon ve nar ve hur …
Bu diyârda olmayan nebâtât [u] eşcârât-ı müsmirât: Evvelâ servi ve sanevber ve şimşâd ve ar‘ar ve zeytûn ve incir ve turunc ve limon ve nar ve hurma ve bâdem ve ınnâb ve (---)(---)(---)(---)(---)(---) Bu gûne şeyler yokdur, ammâ Hersek'de ve Mostar'da ve leb-i deryâlarında hurmadan gayrı meyve var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 131a ·
metinde göster ·
… edân bir alay halûk ve halîm ve selîm ve oğuz gâziyân, merd-i meydân dilâver ve
server ve
hünerver fetâlardır. Hattâ cümlesi şer‘-i şerîfe ol kadar mutî‘ u münkâdlardır …
Hakkâ ki yarar ve nâmdâr şemşîrkâr yiğitleri var kim cümlesi hîle ve hud‘adan ârî pâk-nijâd mu‘temed ü kârdân ve cezbe-i kulûba mâlik sâhib-i hânedân bir alay halûk ve halîm ve selîm ve oğuz gâziyân, merd-i meydân dilâver ve server ve hünerver fetâlardır. Hattâ cümlesi şer‘-i şerîfe ol kadar mutî‘ u münkâdlardır kim emr-i şer‘-i Resûl-i mübînin demeden gayri bir şey demezler ve hîle yolun bilmezler. Hemân düşmana doğru varırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 93a ·
metinde göster ·
… vc-i âsmâna ser çekmiş çınar ve kavak ve uhlamur ve bîd-i ser-nigûn ve ar‘ar ve
servî ve
sanavber ü tefne dırahtlarının şükûfeleri râyiha-i tayyibelerinden bunda tâ‘at- …
Bu musallânın içi cümle evc-i âsmâna ser çekmiş çınar ve kavak ve uhlamur ve bîd-i ser-nigûn ve ar‘ar ve servî ve sanavber ü tefne dırahtlarının şükûfeleri râyiha-i tayyibelerinden bunda tâ‘at-ı Sübhânî eden cemâ‘atin demâğları mu‘attar olur ve zemîn-i sebiz-gûnu eyle yeşil çemenzârdır kim gûyâ ahzar-gûn duhâvî katîfedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 140b ·
metinde göster ·
… lmuş ve haremi bir çemenzâr ortası havzlı gûnâ-gûn eşcârâtlar ile müzeyyen olup
servî ve
uhlamur dırahtlarının râyihaları cemâ‘atin demâğların mu‘attar eder. Ve harem e …
Dükelisi on bir aded mihrâbdır, ammâ cümleden mükellef ü müzeyyen Sultân Bâyezîd-i Velî câmi‘i, ma‘bedgâh-ı kadîmdir. Bir bayır dibinde ve bir müferrih ve mesîregâh çemenzâr u murgzâr yerde cemî‘i âsâr-ı binâları rusâs-ı hâs kurşum ile mestûr bir câmi‘-i nûrdur, lâkin sene 1072 târîhinde mütevellîsi bu câmi‘in tarz-ı atîkin bozup müceddeden enderûn [u] bîrûn-ı câmi‘i bir tarz-ı âhar edüp bir şeşhâne nakş-ı bûkalemûn halkârî tavan-ı ibret-nümûn edüp minberin sağ tarafındaki dîvârın delüp iki aded kemer binâ edüp câmi‘i dahi tevsî‘ etmiş. Ve taşra soffası üzre kezâlik yine kubbeler yerine halkârî tavan kubbeler etmiş kim gûyâ her biri birer gûne kâse-i Çîn gibi münakkaş olmuş ve haremi bir çemenzâr ortası havzlı gûnâ-gûn eşcârâtlar ile müzeyyen olup servî ve uhlamur dırahtlarının râyihaları cemâ‘atin demâğların mu‘attar eder. Ve harem etrâfı dâ’iren-mâdâr hücreler ile müzeyyendir, ammâ minâresi ol kadar mevzûn ve musanna‘ değildir, ammâ mihrâb ve minberi ve mahfil-i münîfi ve kürsî-i latîfi gâyet musanna‘ mihrâb ve minberdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 149a ·
metinde göster ·
… isde âb [u] hevâsı latîf ve mahbûbu ve mahbûbesi meşhûr olup limon ve turunc ve
servî ve
zeytûn ve incir ve nar ve gayri müsmirât-ı gûnâ-gûnun envâ‘ı hâsıl olur, ammâ e …
Ve cümle altı yüz pâre ma‘mûr kurâlardır. Ve cümle (---) aded kal‘alardır. Ve cümle (---) aded soltat askere mâlikdir. Ve cümle yetmiş altı bin re‘âyâya mâlik olup iklîm-i sâlisde âb [u] hevâsı latîf ve mahbûbu ve mahbûbesi meşhûr olup limon ve turunc ve servî ve zeytûn ve incir ve nar ve gayri müsmirât-ı gûnâ-gûnun envâ‘ı hâsıl olur, ammâ elzem-i levâzımdan olan gendümü ve sâ’ir mahsûlâtı gılâlleri kıllet üzre hâsıl olur, zîrâ gâyet sengistân bir dar dâr-ı diyârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 153b ·
metinde göster ·
çimşîr ve incir ve zeytûn ve nâr ve cümmeyz ve ar‘ar ve sanevber yokdur, ammâ c …
Ammâ hikmet-i Hudâ bu bâğda hurma ve servî ve çimşîr ve incir ve zeytûn ve nâr ve cümmeyz ve ar‘ar ve sanevber yokdur, ammâ cemî‘i gûnâ-gûn fevâkih-i müsmirâtın envâ‘ı bunda mevcûd olup bir vukıyye gelir elması olur. Lâkin üzümü sehel hoş-hor ve türüş olur, zîrâ şiddet-i şitâsı şedîd olduğundan niçe gûne meyveleri olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 52a ·
metinde göster ·
… sandûka gibi ve havz u şâzrevân gibi ve gümüş leğenler ve gümüş mescid ve gümüş
servî ve
gayri sîm-i hâlis âvânî hedâyâları ve sîm ü zer-i hâlis münakkaş arabalar ile g …
Ve beher sene kânûn-ı Süleymân Hân üzre (---) bin Ungurus altunu harâcların ve yetmiş aded gümüş kupa birer vukıyye olmak üzre iki bin vukıyye gümüş âvânî sandûka gibi ve havz u şâzrevân gibi ve gümüş leğenler ve gümüş mescid ve gümüş servî ve gayri sîm-i hâlis âvânî hedâyâları ve sîm ü zer-i hâlis münakkaş arabalar ile gelmek üzre ve dahi tarafeynin elçilerine beher yevm yüz altmışar aded riyâl guruş harc-ı ma‘kûl verilüp tarafeynin elçileri mu‘azzez ü mükerrem varup geleler. Elçilerin vücûdlarına dîvân-ı pâdişâhîde bir zarar gelmeyüp bir yerleri rahnedâr olmaya, ya‘nî elçinin burnu ve kulağı kesilmeye" deyü çâsâr ricâ etdikde hemân elçi paşa eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 65b ·
metinde göster ·
ar‘ar ve palasanta ve ardıç ve yenidünyâ ve sindiyân ve çemşîr ve ceviz ve çına …
Ve cümle tavanı ûd u sanavber ve servî ve ar‘ar ve palasanta ve ardıç ve yenidünyâ ve sindiyân ve çemşîr ve ceviz ve çınar ve günlük ağaçlarından ve gayri hoş-bû haşeblerden mebnî münakkaş ibret-nümâ tavandır, ammâ mâbeynlerinde balık kemiği ve kuş kemiği ve kehribâdan biçilmiş tahta tavanlar vardır, ammâ aşağı kat dîvânhâneleri cümle kârgîr binâlı ve toloz kemerli kubâblar ile inşâ olunmuş dîvânhâne ve hücrelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 68a ·
metinde göster ·
çam ve sanavber ve çimşîr ve çınar ve incir ve nâr ve dûd ağaçları yokdur, ammâ …
Memleket-i Sol‘ât'da menbût olan ve hâsıl olmayan eşcârât: Evvelâ şehr-i Sarây'da kavak ağacından ziyâde dıraht-ı müntehâ yokdur. Lâkin kûh-ı bülendlerinde ardıç ağacı gâyet çokdur. Servî ve çam ve sanavber ve çimşîr ve çınar ve incir ve nâr ve dûd ağaçları yokdur, ammâ söğüd (---)(---)(---)(---)(---) ağaçları çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 128b ·
metinde göster ·
… ir ve limon ve turunc ve zeytûn ve nâr ve şeftâli ve kiraz ve vişne [ve] tut ve
servî ve
kavak ve bîd-i ser-nigûn ve çimşîr ve üvez ve muşmula ve latîf ayva ve kestâne …
Hattâ kûhlarında ve kurâlarında incir ve limon ve turunc ve zeytûn ve nâr ve şeftâli ve kiraz ve vişne [ve] tut ve servî ve kavak ve bîd-i ser-nigûn ve çimşîr ve üvez ve muşmula ve latîf ayva ve kestâne ve gûnâ-gûn âlûları, ya‘nî erikleri ve kaysı ve zerdâlûleri olur kim lâ-nazîr kabîlesindendir. Hattâ Tarabefzûn'da, ya‘nî Tırabzan şehrinde olan gibi karanfîlleri olur kim râyihasından âdemlerin dimâğları mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 128b ·
metinde göster ·
… e Hallâk-ı âlemin kulluğuna el kavşurup durur kim biri birinden müntehâ serâmed
servlerde ve
gayri dıraht-ı azîmler üzre niçe kerre yüz bin murğân-ı hoş-elhân-ı hezâr hezâr …
Andan sohbetgâh-ı ibâdetgâh-ı namâzgâh: Bir vâsi‘ fezâda vâki‘ olmuş bir musallâdır kim Rûm ve Arab u Acem'de misli yokdur. Elli bin âdem alur bir çemenzâr u lâle‘ızâr vâdîde etrâfı dîvârlı ve çârbâğ-ı Acem-misâl çâr kapulu bir fezânın içi ilm-i hendese üzre çırpı ile sâhibü'l-hayrât-ı selef niçe bin aded dıraht-ı müntehâları diküp her bir şecer-i müntehâlar evc-i âsımâna ser çekmiş duru[r]. Her dıraht-ı bâlâların nihâl-i şâhdârlarının berk-i nâbınıñ(?) zıllından zemîne âfitâb-ı âlemtâbın sâyesi zemîne düşmeyüp edîm-i arz gûyâ ahzar-gûn duhâvî katîfe gibi nakş-ı bûkalemûn-ı ibret-nümûn bir vâdîdir. Bunda olan sun‘-ı Hudâ kad keşân olmuş sebiz-gûn servlerin râyiha-i tayyibelerinden âdemin demâğları mu‘attar olup her biri zümürrüd gibi yeşil hil‘atli cüvân gibi ayağ üzre Hallâk-ı âlemin kulluğuna el kavşurup durur kim biri birinden müntehâ serâmed servlerde ve gayri dıraht-ı azîmler üzre niçe kerre yüz bin murğân-ı hoş-elhân-ı hezâr hezârân bülbül-i gûyâ-yı nağme-sâzın ve gayri murğân-ı nevâ-sâzın âğâze-i dâstânları asvâtı âdeme âdeme rûh-efzâ hayât verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 233b ·
metinde göster ·
… lik içinde cümle kiremit örtülü hânedânlar ve cümle bir câmi‘i var, haremi sâfî
servi ve
kubbesi kiremitli ve bir kârgîr minâreli bir latîf câmi‘i ve âb-ı hayât suları …
Mora sancağı voyvadalığıdır ve yüz elli akçe kazâdır. Ve nâhiyesi (---) aded kurâdır. Şehri bir taşlı yerde şark ve garb tarafı sahrâlı bir mürtefi‘ kayalı yerde cümle beş yüz aded hâneli ma‘mûr u âbâdân bir kasabadır kim zemîni sâfî servlik içinde cümle kiremit örtülü hânedânlar ve cümle bir câmi‘i var, haremi sâfî servi ve kubbesi kiremitli ve bir kârgîr minâreli bir latîf câmi‘i ve âb-ı hayât suları var, ammâ çârsû-yı bâzârı ve hân [u] hammâmı yokdur, ammâ haftada bir azîm bâzârı durup etrâfdan niçe bin âdem cem‘ olur. Andan bir sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 278a ·
metinde göster ·
Ve bu şehrin cânib-i erba‘asında olan çiftliklerde sâfî
servi ve
çınâr-ı müntehâ dırahtları ile müzeyyendir. Ve Hoyana yoluna karîb Hammâmlu çif …
Ve bu şehrin cânib-i erba‘asında olan çiftliklerde sâfî servi ve çınâr-ı müntehâ dırahtları ile müzeyyendir. Ve Hoyana yoluna karîb Hammâmlu çiftliği Hüseyin Paşa'nındır, gâyet mesîregâh-ı teferrücgâh müferrih dilküşâ yerdir. Ve kal‘anın maşrık tarafında olan sahrâ-yı lâle‘ızâr sâfî bâğ-ı İrem olduğundan mâ‘adâ dânedâr beyâz pirinci hâsıl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 350b ·
metinde göster ·
… de ve tertîb dikilmiş dıraht-ı müntehâlardan çınâr ve kavak ve meşe ve pelid ve
servi ve
bîd-i ser-nigûnlar ile müzeyyen olmuş cânib-i erba‘ası gül-i gülistân ve bâğ u …
Ve teferrücgâh-ı Büzürg seng: Şehrin kıble tarafı hâricinde nehr-i Uşkumbi suyu aşırısında bir dırahtistân nahlistân gül-i 367a gülistân hıyâbânistân içre bir çemenzâr-ı vâsi‘ fezâda Büzürg seng nâmıyla meşhûr-ı âfâk bir nazargâh-ı uşşâkdır, ammâ Arnavud kavmi lehçesiyle bu mesîregâha Bozeşek derler. Galat-ı meşhûr evlâ olup böyle kalmışdır, ammâ aslı Büzürg seng'den galatdır. Meselâ bu çemenzâr mesîregâhın tâ ortasında bir ulu kaya vardır. Anıniçün Büzürg seng deyü şöhre-i şehr olmuş bir temâşâgâhdır kim Rûm u Arab u Acem'de misli yok bir nazargâh-ı Hudâ'dır kim evc-i âsımâna ser çekmiş niçe yüz aded bir kâ’ide ve tertîb dikilmiş dıraht-ı müntehâlardan çınâr ve kavak ve meşe ve pelid ve servi ve bîd-i ser-nigûnlar ile müzeyyen olmuş cânib-i erba‘ası gül-i gülistân ve bâğ u bostân hadîka-i cinânlı bir mesîregâhdır kim gûnâ-gûn maksûreler ve nişîmen soffalar ve niçe fıskiyye ve havuz ve şâzrevân fevvâreler pertâb edüp cereyân etmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 366b–367a ·
metinde göster ·
Bu ravza-i Rıdvân ve hadîka-i bâğ-ı cinân eyle bir hıyâbân yerdir kim âdem maksûrelerinde meks etdükde şükûfesinin râyiha-i tayyibesinden âdemin demâğı mu‘attar olur. Ve Cenâb-ı Bârî rûy-i arzda sun‘un izhâr içün ne kadar kerre yüz bin elvân nebâtât, kiyâhât, ezhârât-ı hoş-bû halk etmiş ise cümlesi bu gaytân-ı İremezâtda mevcûddur. Ve selef ukalâları bu bâğ-ı sadrenc-nakşı tarh edüp ale't-tertîb çırpı ile niçe yüz bin şecere-i müsmirâtı ve gayri dıraht-ı çınârları ve kavak ve servi ve bîd-i sernigûnları ve gûnâ-gûn şecere-i tayyibeleri diküp sâf sâf ale't-tertîb dizilüp durur. Böyle bir sâyedâr ve koyah hıyâbân hadîka-i sultândır kim midhatinde lisân batîdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y37a ·
metinde göster ·
… kdir. Ve sevâhil şehir olmak ile limon ve turunc ve nâr ve zeytûn [ve] incîr ve
servi ve
çınâr ve gülnârı çokdur. Ve ancak bir hurmâ dırahtı vardır, eflâke ser çekmiş b …
Ve bu şehrin cümle şâhrâhları serâpâ beyâz taş kaldırım döşelidir ve pâkdir. Ve sevâhil şehir olmak ile limon ve turunc ve nâr ve zeytûn [ve] incîr ve servi ve çınâr ve gülnârı çokdur. Ve ancak bir hurmâ dırahtı vardır, eflâke ser çekmiş bir nahl-i mevzûndur. Ammâ aşlamasın bilmediklerinden hurmâsı olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y47b ·
metinde göster ·
bîd-i sernigûn dırahtları ile tezyîn olmuş gaytânlardır. Ve her kullede kat-end …
Her bâğı limon ve turunc ve servi ve bîd-i sernigûn dırahtları ile tezyîn olmuş gaytânlardır. Ve her kullede kat-ender-kat şâhnişînler ve zîbâ san‘atlar ve gûnâ-gûn tasarruflar ile inşâ olunmuş kullelerdir kim ehl-i vasf anların medhinde âciz ve kâsırdır. El-hâsıl bir tarz-ı acîb ve bir tavr-ı garîb cihân-nümâ kulle-i bâlâlardır. Ve bu bâğ u bâğçeler içre olan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y61b ·
metinde göster ·
… irminden nişân kalmaz. İncîri ve nârı ve engûrü ve limonu ve turuncu ve karı ve
servi ve
çınârı meşhûrdur.
Ve memdûhatından, yedi elvân kirazı olur. Cümleden latîf ve âbdâr, dânedâr, hoşgüvâr ve la‘lgûn Nif kirazı derler bir gülnârı var kim her dânesi keklik beyzası kadar vardır. Gâyet ter olduğundan âdemin damağında mahv olup cirminden nişân kalmaz. İncîri ve nârı ve engûrü ve limonu ve turuncu ve karı ve servi ve çınârı meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y87a ·
metinde göster ·
Ve biri dahi Semiz çamdır, âdetullâh bunun üzerine cârîdir kim
servi ve
çam dırahtları serâmed ola ammâ bu Semiz çam gâyet alçakdır ve cüssesin on âdem …
Ve biri dahi Semiz çamdır, âdetullâh bunun üzerine cârîdir kim servi ve çam dırahtları serâmed ola ammâ bu Semiz çam gâyet alçakdır ve cüssesin on âdem ancak dirâğûş eder. Ve cüsse ve berkleri bir vâdîyi sâyedâr edüp zıll-ı himâyesinde on bin koyun sâyelenir bir çam-ı cihândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y97b ·
metinde göster ·
… âkî amûdlar diküp cemî‘i dalları bu amûdlar üzre durur. Ba‘zı direkler ardıc ve
servi ve
mîşe ve çam sütûnlardır. Ammâ gâyetü'l-gâye kalın dalları altına yedi ve sekiz …
Ammâ cemî‘i kuvveti dallarına müstevlî olmuşdur. Cümle şu‘beleri üç yüz daldır. Ve her dalın cüssesi birer ve ikişer ve üçer âdem dirâgûş edebilir, eyle kalındır. Ve her biri bir gûne sâye salmış nihâl-i sâyebândır. Ve cümle dalları serâperde-i Süleymanî-misâl cevânib-i erba‘asına yayılmışdır. Ve altına âyende vü revende müsâfirîn bir hoş safâ etsünler deyü sâhibü'l-hayrâtlar cümle dalları altına yetmiş yedi sütûn-ı dırahtlar ve mermer ve sommâkî amûdlar diküp cemî‘i dalları bu amûdlar üzre durur. Ba‘zı direkler ardıc ve servi ve mîşe ve çam sütûnlardır. Ammâ gâyetü'l-gâye kalın dalları altına yedi ve sekiz sommâkî amûd-ı müntehâlar dikilmişdir ve ba‘zı dalları altına beyâz mermer sütûnlar dikilmişdir. El-hâsıl cümlesi yetmiş yedi sütûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y105b ·
metinde göster ·
… ol hıyâbân-ı kudret içre olan gûnâ-gûn eşcârâtlar ki dıraht-ı tefne ve ardıc ve
servi ve
karabuhûr ve ispenet ve karagünlük ağaçları râyihasından demâğları mu‘attar olu …
Ve bunda Ayn-ı amber üzre bir çemenzâr nişîmen üzre bir namâzgâh binâ etmişdir. Âyende vü revendeye mihmângâh [u] ârâmgâhdır. Anı bir sâ‘atde ubûr edüp bir bel dahi ubûr edüp ol hıyâbân-ı kudret içre olan gûnâ-gûn eşcârâtlar ki dıraht-ı tefne ve ardıc ve servi ve karabuhûr ve ispenet ve karagünlük ağaçları râyihasından demâğları mu‘attar olup ol mahalle Amber beli deyü nefes etmişler. Ve ol mahalde dahi bir çay cereyân edüp anda dahi bir savma‘a ârâmgâh ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y110b ·
metinde göster ·
… at ba‘îd Mavuca dağlarına varınca limon ve turunc ve enâr ve zeytûn ve incîr ve
servi (---)(---) ve
hurmâ ile müzeyyen bâğ u bâğçelerdir. Ve âb-ı hayât sulardır.
Ve bu şehrin şimâl cânibine bir sâ‘at ba‘îd Mavuca dağlarına varınca limon ve turunc ve enâr ve zeytûn ve incîr ve servi (---)(---) ve hurmâ ile müzeyyen bâğ u bâğçelerdir. Ve âb-ı hayât sulardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y140a ·
metinde göster ·
sandal ve palasanta ve sindiyân ve çimşîr ve ceviz şecerleri ahşâbâtından üstâd …
Ve minberi gerçi ahşâbâtdandır ammâ servi ve sandal ve palasanta ve sindiyân ve çimşîr ve ceviz şecerleri ahşâbâtından üstâd-ı püsûs-kâr Fahrî oyması mânend buna bir nevregân-ı tislimân urmuş kim gûyâ sihr-i mübîn oymuş. Netîce Sınab şehri câmi‘indeki minberden musanna‘dır. Ammâ sâ’ir câmi‘ler gibi mihrâb dîvârında pençereler yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y243a ·
metinde göster ·
… i tâ Bâb-ı Selâm'a varınca amûdlar mâbeyni gûnâ-gûn musanna‘ şebekelerdir. Kimi
servi ve
kimi ceviz ve kimi santa ahşâbâtlarından münakkaş kafeslerdir.
Ve bu Hazret-i Resûl'ün ibtidâ inşâ etdüği câmi‘in dâhili ve Hazret-i Osmân'ın ana ilhâk etdüği câmi‘in cümle içindeki sütûnları tâ Bâb-ı Selâm'a varınca ol sütûnlar birer âdem kaddi kadar sebz-gûn kâşî-i Çîn kaplıdır. Ammâ harem etrâfında olan soffa sütûnları cümle sâde amûd-ı mücellâlardır. Ve Hazret-i Osmân zamm eyledüğü binâ ile Hazret-i Risâlet'in câmi‘-i kadîmi mâbeyni tâ Bâb-ı Selâm'a varınca amûdlar mâbeyni gûnâ-gûn musanna‘ şebekelerdir. Kimi servi ve kimi ceviz ve kimi santa ahşâbâtlarından münakkaş kafeslerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y282a ·
metinde göster ·
… aymelerinde niçe yüz bin kanâdîl ve işâreler ederler kim ba‘zı işâre kanâdîlden
servi ve
nahl-i hurmâ ve mihrâb u minber ve surâhî kabak ve mühr-i Süleymân ve şemse şek …
Ve cemî‘i huccâcın haymelerinde niçe yüz bin kanâdîl ve işâreler ederler kim ba‘zı işâre kanâdîlden servi ve nahl-i hurmâ ve mihrâb u minber ve surâhî kabak ve mühr-i Süleymân ve şemse şekilli eşkâlât-ı garîbe ve acîbeler ile her haymeyi tezyîn edüp leyle-i muzlimden zulmet gidüp vâdî-i Mîne mihr-i âlem-tâb gibi münevver olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y328b ·
metinde göster ·
… hudâvendigâr ve şâh-ı şâhân ve şeh ve şâh ve şâhinşâh ve husrev ve şehriyâr ve
server ve
tâcdâr ve sâhib-kırân ve şâh-ı Îrân [u] Tûrân derler. Andan,
Bunlara lisân-ı Acem'de hudâvendigâr ve şâh-ı şâhân ve şeh ve şâh ve şâhinşâh ve husrev ve şehriyâr ve server ve tâcdâr ve sâhib-kırân ve şâh-ı Îrân [u] Tûrân derler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y22a ·
metinde göster ·
… yüzünde bir bâğçe vardır, gül [ü] gülistân ile müzeyyendir. Ve dıraht-ı Y 82b
servi ve
nâbıka ve limon ve turunc ve kebbât dırahtları ve gûnâ-gûn engûr fidânları kame …
Ve iç ağaları meydânının iç yüzünde bir bâğçe vardır, gül [ü] gülistân ile müzeyyendir. Ve dıraht-ı Y 82b servi ve nâbıka ve limon ve turunc ve kebbât dırahtları ve gûnâ-gûn engûr fidânları kameriyyeler üzre ziynet vermişdir. Ve bu bâğ-ı İrem içre Sultân Kayıtbay'ın bir havz-ı azîmi var. Tûlü yüz elli ayakdır, arzı seksen ayakdır. Deryâ-misâl bir havz-ı azîmdir, ammâ üstü mestûrdur. Cânib-i erba‘ası sütûn-ı seng-i hârâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y82a–Y82b ·
metinde göster ·