… kmiş çınar-ı müntehâlar ve kara ağaçlar ve bîd-i ser-nigûn ve ar‘ar u şimşâd ve
servî
dırahtları var kim sâye-i zıll [u] himâyesinde on bin âdem meks etse kifâyet ed …
Ve mesîregâh-ı Abdâl Murâd Sultân: Cebel-i Ruhbân'ın dâmeninde bir püşte-i âlî üzre bir vâdîdir kim cümle şehr-i Bursa ferâde ferâde her âsâr-ı binâsı nümâyândır. Ve bir çemenzâr-ı ferah-fezâ zemîni vardır kim sun‘-ı Perverdigâr ile arzı gûyâ yeşil dühâvî katîfe ile döşenmişdir. Ve bu âsitânede eflâke ser çekmiş çınar-ı müntehâlar ve kara ağaçlar ve bîd-i ser-nigûn ve ar‘ar u şimşâd ve servî dırahtları var kim sâye-i zıll [u] himâyesinde on bin âdem meks etse kifâyet eder. Ba‘zı dırahtda yaban asmasından ve habl-i kavîden salıncaklar vardır. Yârân u dilberân-ı zarîfânlar binüp salınup birbirlerine salıncak kolanı çekerler ve birkaç yerinde mecma‘-ı zurefâ mastaba soffaları ve namâzgâh soffaları vardır ve matbah-ı it‘âmlarından mâ-i cârîler ile kebâb dollâbları vardır. Germâ-nerm âteşde kebâbı su çevirüp bir kebâb olur, âdem çevirmeğe ihtiyâc değildir. Âb [u] hevâsı ve medd-i basarı yerinde hoş hevâ bir mesîregâhdır. 229b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 229a–229b ·
metinde göster ·
… âristân binâları münhedim olup yatar. Hâlâ niçe bâğçeler ve bâğlar ve zeytûn ve
servî
ve ceviz dırahtları hudûdları nâ-ma‘lûm câmi‘ler meydân-ı muhabbetde kalmış arz …
Ve kal‘a hâricinde aslâ imâret yokdur, cümle derûn-ı kal‘adadır. Bu eşkâlde ve bu cirmde olan derûn-ı kal‘ada cümle on sekiz mahalle ve (---) bin aded kiremit ile mestûr bâğlı ve bâğçeli tahtânî ve fevkânî ma‘mûr u müzeyyen hâneler ile ârâste ve şîrîn-kâr imâretler ile pîrâste olmuş şehr-i Çîn-i Rûm'dur. Bu kadar imâristân kal‘anın cânib-i kıblesindedir. Kal‘anın cânib-i şarkîsinde niçe bin hâne-i harâb- 5b -hâneleri türâb imâristân binâları münhedim olup yatar. Hâlâ niçe bâğçeler ve bâğlar ve zeytûn ve servî ve ceviz dırahtları hudûdları nâ-ma‘lûm câmi‘ler meydân-ı muhabbetde kalmış arz-ı hâliye yerler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 5a–5b ·
metinde göster ·
Der-sitâyiş-i me’kûlât [u] meşrûbât [u] sanâyi‘ât: Bâğı ve bâğçesi ve
servî
drahtları ve zeytûnu (---) vardır ve gölünün âb-ı hayâtı meşhûr-ı âfâkdır ve be …
Der-sitâyiş-i me’kûlât [u] meşrûbât [u] sanâyi‘ât: Bâğı ve bâğçesi ve servî drahtları ve zeytûnu (---) vardır ve gölünün âb-ı hayâtı meşhûr-ı âfâkdır ve beyâz somunu ve hubûbâtında yağlı arpası gâyet latîfdir ve kâşîden kâseleri ve tabakları ve ibrikleri ve diyâr-ı Âl-i Osmân'da ne kadar münakkaş kâşîli imâret var ise bu İznik şehrinde işlendiğinden Çîn-i Mâçîn-i Rûm derler sihr-i i‘câz nakş-ı bukalemûn kâşîler işlenir kim vasfında lisân kâsırdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 6a ·
metinde göster ·
… fı tâ Sarrâchâne cisrine varınca evc-i semâya ser çekmiş dıraht-ı bîd ü çınar u
servî
ve kavak u karaağaç ile zeyn olmuş bir mişezâr-ı gül‘ızârdır. Bu hıyâbân içre e …
Şehr-i Edirne'nin cânib-i şimâli hâricinde bir pespâye zemîn-i çemenzâr [u] lâle‘ızârda nehr-i Tunca cânib-i etrâfın ihâta etmiş cezîre cezîre bir vâsi‘ mahsûldâr arz-ı hevâdâra vâki‘ olmuş bir cinîn-i gaytân-ı Âl-i Osmân'dır. Bir tarafı tâ Sarrâchâne cisrine varınca evc-i semâya ser çekmiş dıraht-ı bîd ü çınar u servî ve kavak u karaağaç ile zeyn olmuş bir mişezâr-ı gül‘ızârdır. Bu hıyâbân içre ecnâs-ı mahlûkâtdan niçe hûş u tuyûr-ı vahşî cânavarlar mâl-â-mâldir. Ve bu bâğın cânib-i cenûbu bir çemenzâr-ı azîm 161a sahrâ-yı hâmûndur kim ol tarafa mekşûf bâb-ı hümâyûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 160b–161a ·
metinde göster ·
… rin cânib-i şarkîsinde bir çemenzâr sahrâya nâzır bir mürtefi‘ zemînde dıraht-ı
servî
ve çınar ve kavak ve bîd-i ser-nigûn ve sâ’ir eşcâr-ı müsmirrât-ı gûnâ-gûn ile …
Cümleden sarây-ı selâtin-i Âl-i Osmân, hayrât-ı Sultân (---)(---) Hân, şehrin cânib-i şarkîsinde bir çemenzâr sahrâya nâzır bir mürtefi‘ zemînde dıraht-ı servî ve çınar ve kavak ve bîd-i ser-nigûn ve sâ’ir eşcâr-ı müsmirrât-ı gûnâ-gûn ile kuyâğ-ı hıyâbân olmuş bir bâğ-ı İrem'dir kim gûyâ erd-i behiştdir. Bunda olan tuyûr-ı hoş-elhânın evsâfında lisân kâsırdır. Bâ-husûs mürg-ı karatavuk ve mürg-ı ishakın hoş-nevâlığı vakt-i Şâfi‘îde âdeme hayât verir. Ve hezâr hezârânın ve bülbül-i hoş-nevânın nevâ-hânlığı bir bâğ-ı selâtînde yokdur. Zîrâ kûhî semtlerdir. Bu sarây-ı azîmin cânib-i erba‘ası kal‘a-misâl divârlıdır. İçinde bostâncıbaşısı ve üç yüz aded bâğbânı vardır. Ve müte‘addid hücreleri ve niçe kasr-ı havernâkları ve niçe kâh-ı kâ‘aları var ve Çatal dağın su terazûlarıyla uçar âb-ı revânlar fıskiyye ve havz u şadırvanlardan ve selsebillere rîzân olur. Her pâdişâhın birer gûne kasr-ı İremleri var kim atlas-ı felekde eyle bir kârgîrliği bir mi‘mâr-ı selef etmemişdir. Merhûm Melek Ahmed Paşa efendimiz bunda mihmân olup Kaya Sultân ile bunda mülâkât olup kâmil bir hafta bu bâğ-ı cinânda Hüseyn-i Bâkara fasıllarıyla zevk u safâ edüp felekden kâm alır şekilli olduk. Ammâ ne mümkin, beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 171b ·
metinde göster ·
… hikası bir vâsi‘ sahrâlı ve çemenzâr yerli ve hân sarâylı ve bâğlı u bâğçeli ve
servî
dırahtlı ferah-fezâ yalçın kayalı zemîndir kim bu kûh-ı bülendi bir âdem (---) …
Bu gûne ta‘rîf u tavsîfden murâd oldur kim bu kal‘a-i İmâdiyye cemî‘i Kürdistân'ın ve Arab u Acem'in tâ ortasında vâki‘ olmuş kal‘adır kim cânib-i etrâfında olan seng-i hârâlarında niçe kerre yüz bin gûne murg-ı vahşî âşiyân dutmuş İmâdeddîn kal‘asıdır. Cânib-i (---) urûc olunur. Ancak bir yolu vardır ve cânib-i erba‘ası çâh-ı gayyâdan ve derk-i esfelden nişân verir mahsûldâr âb-ı revânlı bâğlı u bâğçeli derelerdir kim bir tarafından kal‘aya zafer mümkin değildir. Bu derelerin mâbeyninde vâki‘ olmuş seng-i hârâlar üzre bir kal‘a-i yed-i kudretdir kim her tarafından aşağı nazar edenin zehresi çâk olur. Gerçi böyle seng-i bâlâ üzre niçe sa‘b hisâr-ı metîneler var ammâ daracık kal‘a-i sağîrelerdir. Ammâ bu İmâdiyye şâhikası bir vâsi‘ sahrâlı ve çemenzâr yerli ve hân sarâylı ve bâğlı u bâğçeli ve servî dırahtlı ferah-fezâ yalçın kayalı zemîndir kim bu kûh-ı bülendi bir âdem (---) sâ‘atde devr eder. Niçe yeri 378a arz-ı hâlî olduğundan mâ‘adâ şehrin cümle mezâristânı kal‘a içindedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 377b–378a ·
metinde göster ·
dırahtistânı içre vakt-i seherde giderek bâğçesin ortasında bir havz-ı azîm kur …
Biz ikimiz ol koyah-ı servî dırahtistânı içre vakt-i seherde giderek bâğçesin ortasında bir havz-ı azîm kurbunda beş on dâne serâmed servîler [sâye]sinde rûy-ı zemîn üzre seccâde cirmi kadarca yere çâr-kûşe taşlar dizüp bir çemenzâr makâm olmuş, ol mahalle vardığımızda Melek Paşa eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 43b ·
metinde göster ·
… lısı hânesinde kırk yedi sene odası içre tâbûtu 46b başı üstünde yüklükde bir
servî
tahtasından tâbûtu dururdu.
Akrabâmız olmağile bizzât kendüleri lisânından istimâ‘ edüp nakl ederiz. Bu peder-i büzürgvâr bir pîr-i fânî idi kim "Bugün, yarın merhûm olurum" deyü Tophâne kurbunda Fındıklı kasabasındaki yalısı hânesinde kırk yedi sene odası içre tâbûtu 46b başı üstünde yüklükde bir servî tahtasından tâbûtu dururdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 46a–46b ·
metinde göster ·
Ve dahi bu ma‘bedgâhın çâr-kûşesinde birer sâ‘at kulleleri var, kefere asrında bu kulleler üzre hammâm kubbesi kadar nâkûs çanların çalup birer konak yerlerde istimâ‘ olurmuş. Her bir kulle hâlâ kehkeşân-âsâ semâya ser çeküp durur, ammâ sağ tarafdaki kulle üzre bir üstâd-ı kâmil bir tahta minâre-i serâmed etmiş kim bu dahi vâcibü's-seyr bir haşeb minâredir. Ammâ bu câmi‘in sütûhu kârgîr kubbe değildir, cümle servî direklerinden kirişler üzre çatma tavanlı nakş-ı bûkalemûn halkârî tavandır kim bu nakş-ı nigîni Fireng Mânî ve Erjeng ve Bihzâd ve Şâhkulu etmede âcizlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 67b ·
metinde göster ·
… elerine üstâd-ı harrâtîn ahşâbât-ı palasanta ve sindiyân ve âbinûş ve çemşîr ve
servî
haşeblerinden müşebbek korkuluk revzenler ve kafesler eylemiş kim gören âdemin …
Cümle pesendîde ma‘rifetlerinden biri bu mahfel-i şerîfe bî-sütûn bir nerdübân-ı ibret-nümûn etmiş kim âdem üzerine basmağa havf eder, zîrâ bu nerdübânın bir tarafında sütûnları yokdur. Hemân kûh-ı bî-sütûn mânend bir nerdübân-ı bî-mânend musanna‘ taş nerdübândır kim her kademe taşların birer uçları câmi‘ dîvârına muttasıldır. Mâ‘adâ basamak yerleri cümle mu‘allakdır. Ve bu nerdübânın câmi‘ içi tarafına bir demir parmaklık etmiş kim nerdübâna bu demir parmaklık dahi bir metânet verüp üstâd-ı haddâdı bunda dahi yed-i tûlâsın ayân etmiş kim ol dahi makdûr-ı beşer değildir. Ve bu mahfel-i münîfin kenârelerine üstâd-ı harrâtîn ahşâbât-ı palasanta ve sindiyân ve âbinûş ve çemşîr ve servî haşeblerinden müşebbek korkuluk revzenler ve kafesler eylemiş kim gören âdemin aklı enderûn-ı kafes-i tende dem-beste olur. Ve revzen-i zîbâlarında hod ol kadar müşebbek ve murakka‘ ve murassa‘ fusûskârî pençere kubâbları var kim vasfında cihân meddâhları lâl [ü] bî-zebândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 95a ·
metinde göster ·
… tûnu ve rummânı ve inciri çok olur, ammâ hurması ve cemîzi ve mevzi olmaz, ammâ
servî
dırahtı ve sanavber şecerleri cihânı zeyn etmişdir.
Ve bu şehir gerçi iklîm-i sâbi‘in nihâyetidir, ammâ havâsı sevâhil olduğundan limonu ve turuncu ve zeytûnu ve rummânı ve inciri çok olur, ammâ hurması ve cemîzi ve mevzi olmaz, ammâ servî dırahtı ve sanavber şecerleri cihânı zeyn etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 127a ·
metinde göster ·
Yine bu Filimenk Firengi diyârının bu Kariş şehri dağlarında Rûm'un
servî
ağacı gibi bir sürâhî ve serâmed çemşîr gibi sarı ağacı olur. Râyihası müşg gib …
Yine bu Filimenk Firengi diyârının bu Kariş şehri dağlarında Rûm'un servî ağacı gibi bir sürâhî ve serâmed çemşîr gibi sarı ağacı olur. Râyihası müşg gibi kokduğundan yaprakların sandûklara koyup her hânenin içi ve cemî‘i esvâb u eskâller müşk-i amber-i hâm gibi kokar, fi's-sayfı ve'ş-şitâ yaprağı dökülmez, dâ’im durur. Mevsiminde yaprakların bulup gülâb gibi suyun çıkarup cemî‘i kâfiristâna hedâye götürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 128a ·
metinde göster ·
gibi dalları ve budakları ve yaprakları var, ammâ gûyâ hemân kehribâdır ve eyle …
Ve servî gibi dalları ve budakları ve yaprakları var, ammâ gûyâ hemân kehribâdır ve eyle sarıdır kim altun ile mutallâ olmuş gibi berk urur. Ve bakla gibi kapuklu bir gûne meyvesi olur, lâkin sâ’ir müsmirât gibi tenâvül olunmaz, lâkin yağın çıkarup cemî‘i cerebden hâsıl olan emrâz-ı muhtelifelere mübtelâ olan kimesneler cereblerine ve cüzâm yerlerine ve hattâ fireng zahmetine mübtelâ olanların illetli yerlerine dürterler, bi-emrillâh şifâ bulurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 128a ·
metinde göster ·
… vc-i âsmâna ser çekmiş çınar ve kavak ve uhlamur ve bîd-i ser-nigûn ve ar‘ar ve
servî
ve sanavber ü tefne dırahtlarının şükûfeleri râyiha-i tayyibelerinden bunda tâ‘ …
Bu musallânın içi cümle evc-i âsmâna ser çekmiş çınar ve kavak ve uhlamur ve bîd-i ser-nigûn ve ar‘ar ve servî ve sanavber ü tefne dırahtlarının şükûfeleri râyiha-i tayyibelerinden bunda tâ‘at-ı Sübhânî eden cemâ‘atin demâğları mu‘attar olur ve zemîn-i sebiz-gûnu eyle yeşil çemenzârdır kim gûyâ ahzar-gûn duhâvî katîfedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 140b ·
metinde göster ·
… lmuş ve haremi bir çemenzâr ortası havzlı gûnâ-gûn eşcârâtlar ile müzeyyen olup
servî
ve uhlamur dırahtlarının râyihaları cemâ‘atin demâğların mu‘attar eder. Ve hare …
Dükelisi on bir aded mihrâbdır, ammâ cümleden mükellef ü müzeyyen Sultân Bâyezîd-i Velî câmi‘i, ma‘bedgâh-ı kadîmdir. Bir bayır dibinde ve bir müferrih ve mesîregâh çemenzâr u murgzâr yerde cemî‘i âsâr-ı binâları rusâs-ı hâs kurşum ile mestûr bir câmi‘-i nûrdur, lâkin sene 1072 târîhinde mütevellîsi bu câmi‘in tarz-ı atîkin bozup müceddeden enderûn [u] bîrûn-ı câmi‘i bir tarz-ı âhar edüp bir şeşhâne nakş-ı bûkalemûn halkârî tavan-ı ibret-nümûn edüp minberin sağ tarafındaki dîvârın delüp iki aded kemer binâ edüp câmi‘i dahi tevsî‘ etmiş. Ve taşra soffası üzre kezâlik yine kubbeler yerine halkârî tavan kubbeler etmiş kim gûyâ her biri birer gûne kâse-i Çîn gibi münakkaş olmuş ve haremi bir çemenzâr ortası havzlı gûnâ-gûn eşcârâtlar ile müzeyyen olup servî ve uhlamur dırahtlarının râyihaları cemâ‘atin demâğların mu‘attar eder. Ve harem etrâfı dâ’iren-mâdâr hücreler ile müzeyyendir, ammâ minâresi ol kadar mevzûn ve musanna‘ değildir, ammâ mihrâb ve minberi ve mahfil-i münîfi ve kürsî-i latîfi gâyet musanna‘ mihrâb ve minberdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 149a ·
metinde göster ·
… isde âb [u] hevâsı latîf ve mahbûbu ve mahbûbesi meşhûr olup limon ve turunc ve
servî
ve zeytûn ve incir ve nar ve gayri müsmirât-ı gûnâ-gûnun envâ‘ı hâsıl olur, amm …
Ve cümle altı yüz pâre ma‘mûr kurâlardır. Ve cümle (---) aded kal‘alardır. Ve cümle (---) aded soltat askere mâlikdir. Ve cümle yetmiş altı bin re‘âyâya mâlik olup iklîm-i sâlisde âb [u] hevâsı latîf ve mahbûbu ve mahbûbesi meşhûr olup limon ve turunc ve servî ve zeytûn ve incir ve nar ve gayri müsmirât-ı gûnâ-gûnun envâ‘ı hâsıl olur, ammâ elzem-i levâzımdan olan gendümü ve sâ’ir mahsûlâtı gılâlleri kıllet üzre hâsıl olur, zîrâ gâyet sengistân bir dar dâr-ı diyârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 153b ·
metinde göster ·
… olan narından nardengi ve müselles-i şer‘iyyesi gâyet memdûhdur. Ve zeytûnu ve
servî
dırahtı ve cevizi ve bâğ u bâğçesi bî-hisâbdır.
Ve bu kasabanın âb [u] hevâsı gâyet latîf ve sevâhildir. Üzümü ve narı ve inciri ve emrûdu ve elması ve beyâz kirazı çokdur. Hattâ bu sene-i mübârekede ibtidâ kirazı bu Bolagay'da yedik, ammâ âbdâr hoş-hor gülnar kirazı olur. Ve dağlarında hâsıl olan narından nardengi ve müselles-i şer‘iyyesi gâyet memdûhdur. Ve zeytûnu ve servî dırahtı ve cevizi ve bâğ u bâğçesi bî-hisâbdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 161a ·
metinde göster ·
dıraht-ı serâmedi var, eyle mahbûb ve mevzûn ve sebiz-gûndur kim gûyâ yekpâre z …
Ve hareminde bir servî dıraht-ı serâmedi var, eyle mahbûb ve mevzûn ve sebiz-gûndur kim gûyâ yekpâre zümürrûd zann olunur ve haremi dahi bir ahzar-gûn çemenzârdır kim gûyâ yeşil katîfe (...)dâr olmuşdur. Bir minâre-i serâmedi var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 161b ·
metinde göster ·
… ından Şehribân narı kadar rummânı ve üzümü ve inciri ve kaysısı ve şeftâlûsü ve
servî
ağaçları memdûhdur. 167a
Der-sun‘-ı Hudâ-yı güzîde-i müsmirât: Memdûhâtından Şehribân narı kadar rummânı ve üzümü ve inciri ve kaysısı ve şeftâlûsü ve servî ağaçları memdûhdur. 167a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 166b–167a ·
metinde göster ·
… ve Beşli Varoşu ve Uzun Varoş'un kapularının yemîn ü yesârında çam direklerine
servî
gibi dizilmiş küffâr kelleleri gûyâ nakıl-ı sûr-ı zifâfdır ve lâşe-i murdârları …
Bu gazâ-yı meserretde kırk yedi bin küffâr kırıldı ki sicilde mastûrdur. Ve hâlâ Polata Varoşu ve Beşli Varoşu ve Uzun Varoş'un kapularının yemîn ü yesârında çam direklerine servî gibi dizilmiş küffâr kelleleri gûyâ nakıl-ı sûr-ı zifâfdır ve lâşe-i murdârları Bağdala ovasında yedi yerde hunkalar, ya‘nî depeler yığılmışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 13a ·
metinde göster ·
… deyerek kârgîr odalar binâ olunup her bir orta odalarının üzerlerinde örtüleri
servî
gibi surâhî-i serâmed tahta örtülü musanna‘ odalardır. Aslâ bu kal‘ada avret ve …
Ve bu kal‘anın on iki bin re‘âyâsı gelüp her sene handakı dahi enli ve dahi derin ederler. Ve bu Nemse 36b hisârı içre cümle mücerred yerli yeniçerilerinin odaları kânûn üzre birinci ikinci üçünçü deyerek kârgîr odalar binâ olunup her bir orta odalarının üzerlerinde örtüleri servî gibi surâhî-i serâmed tahta örtülü musanna‘ odalardır. Aslâ bu kal‘ada avret ve oğlan yokdur ve çârsû-yı bâzârdan bir şey yokdur ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 36a–36b ·
metinde göster ·
ve çimşîr ve incir ve zeytûn ve nâr ve cümmeyz ve ar‘ar ve sanevber yokdur, amm …
Ammâ hikmet-i Hudâ bu bâğda hurma ve servî ve çimşîr ve incir ve zeytûn ve nâr ve cümmeyz ve ar‘ar ve sanevber yokdur, ammâ cemî‘i gûnâ-gûn fevâkih-i müsmirâtın envâ‘ı bunda mevcûd olup bir vukıyye gelir elması olur. Lâkin üzümü sehel hoş-hor ve türüş olur, zîrâ şiddet-i şitâsı şedîd olduğundan niçe gûne meyveleri olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 52a ·
metinde göster ·
… sandûka gibi ve havz u şâzrevân gibi ve gümüş leğenler ve gümüş mescid ve gümüş
servî
ve gayri sîm-i hâlis âvânî hedâyâları ve sîm ü zer-i hâlis münakkaş arabalar il …
Ve beher sene kânûn-ı Süleymân Hân üzre (---) bin Ungurus altunu harâcların ve yetmiş aded gümüş kupa birer vukıyye olmak üzre iki bin vukıyye gümüş âvânî sandûka gibi ve havz u şâzrevân gibi ve gümüş leğenler ve gümüş mescid ve gümüş servî ve gayri sîm-i hâlis âvânî hedâyâları ve sîm ü zer-i hâlis münakkaş arabalar ile gelmek üzre ve dahi tarafeynin elçilerine beher yevm yüz altmışar aded riyâl guruş harc-ı ma‘kûl verilüp tarafeynin elçileri mu‘azzez ü mükerrem varup geleler. Elçilerin vücûdlarına dîvân-ı pâdişâhîde bir zarar gelmeyüp bir yerleri rahnedâr olmaya, ya‘nî elçinin burnu ve kulağı kesilmeye" deyü çâsâr ricâ etdikde hemân elçi paşa eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 65b ·
metinde göster ·
ve ar‘ar ve palasanta ve ardıç ve yenidünyâ ve sindiyân ve çemşîr ve ceviz ve ç …
Ve cümle tavanı ûd u sanavber ve servî ve ar‘ar ve palasanta ve ardıç ve yenidünyâ ve sindiyân ve çemşîr ve ceviz ve çınar ve günlük ağaçlarından ve gayri hoş-bû haşeblerden mebnî münakkaş ibret-nümâ tavandır, ammâ mâbeynlerinde balık kemiği ve kuş kemiği ve kehribâdan biçilmiş tahta tavanlar vardır, ammâ aşağı kat dîvânhâneleri cümle kârgîr binâlı ve toloz kemerli kubâblar ile inşâ olunmuş dîvânhâne ve hücrelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 68a ·
metinde göster ·
ve çam ve sanavber ve çimşîr ve çınar ve incir ve nâr ve dûd ağaçları yokdur, a …
Memleket-i Sol‘ât'da menbût olan ve hâsıl olmayan eşcârât: Evvelâ şehr-i Sarây'da kavak ağacından ziyâde dıraht-ı müntehâ yokdur. Lâkin kûh-ı bülendlerinde ardıç ağacı gâyet çokdur. Servî ve çam ve sanavber ve çimşîr ve çınar ve incir ve nâr ve dûd ağaçları yokdur, ammâ söğüd (---)(---)(---)(---)(---) ağaçları çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 128b ·
metinde göster ·
… ir ve limon ve turunc ve zeytûn ve nâr ve şeftâli ve kiraz ve vişne [ve] tut ve
servî
ve kavak ve bîd-i ser-nigûn ve çimşîr ve üvez ve muşmula ve latîf ayva ve kestâ …
Hattâ kûhlarında ve kurâlarında incir ve limon ve turunc ve zeytûn ve nâr ve şeftâli ve kiraz ve vişne [ve] tut ve servî ve kavak ve bîd-i ser-nigûn ve çimşîr ve üvez ve muşmula ve latîf ayva ve kestâne ve gûnâ-gûn âlûları, ya‘nî erikleri ve kaysı ve zerdâlûleri olur kim lâ-nazîr kabîlesindendir. Hattâ Tarabefzûn'da, ya‘nî Tırabzan şehrinde olan gibi karanfîlleri olur kim râyihasından âdemlerin dimâğları mu‘attar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 128b ·
metinde göster ·
… rdir ola, ammâ serv-misâl surâhî ve serâmed kavak ağaçları çokdur, ammâ hakîkat
servî
ağacı yokdur.
Ve bu şehir içre bâğçesiz ev nâdirdir, meğer büyût-ı kâfirdir ola, ammâ serv-misâl surâhî ve serâmed kavak ağaçları çokdur, ammâ hakîkat servî ağacı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 135a ·
metinde göster ·
… eydândaki çınar ağacı ve cezîre-i Mora'da Ballıbadra kal‘ası bâğçeleri içindeki
servî
ağacı ve Bosna eyâletinde Ravna dağı içindeki gürgen ağacı ve niçe bin gûne dır …
Hakkâ bir büyük meydân kubbe kubbe halk olunmuş bir dıraht-ı ibret-nümâ-yı azîmdir. Gerçi Akdeniz içre İstanköy cezîresinin kal‘a kapusu önündeki meydândaki çınar ağacı ve cezîre-i Mora'da Ballıbadra kal‘ası bâğçeleri içindeki servî ağacı ve Bosna eyâletinde Ravna dağı içindeki gürgen ağacı ve niçe bin gûne dıraht-ı azîmler seyr [ü] temâşâ etdim, ammâ bu zikr olunan dıraht-ı azîmler bu Âdemî vilâyetinde halk olunan şecere-i tayyibenin bir nihâli olamazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 153b ·
metinde göster ·