… le guzât-ı müslimîn bu hâli görüp tevhîd u tezkîr ile kabr-i şerîfin ke'l-evvel
setr edüp
derûn-ı kal‘ada ibtidâ âsâr-ı binâdan Lala Mustafâ Paşa'nın hayrâtı bu tekye-i …
Bir pîr-i nâtüvân zâhir olup "Bana Ebü'l-Hasan-ı Harakânî derler, benim makâmım bu mahaldedir ve alâmet [ü] nişânım istersen ayağım ucunda bir çâh-ı amîk vardır, anı kazup tâ ki acâ’ib göresin" deyü haber verdiği vâkı‘ayı ol sulehâ serdâra bildirince derhâl niçe yüz ummâller ol ta‘yîn olunan çâhı hafr edüp ol çâh içre bir çâr-kûşe sommâkî çıkup ol seng-i ahmeri tevhîd [u] tezkîr ile küşâde kılup "Menem şehîd-i sa‘îd Harekânî" deyü ser-i sa‘âdeti üzre bir hüsn-i hatlı mermer bulurlar. Vücûd-ı şerîfi henüz ter ü tâze olduğundan mâ‘ada bâzûsunda, zahm-âlûd olan yerinde sarılmış makrame ve cümle hırka-i peşmînesi çürümeyüp sağ tarafındaki zahmından hûn-ı ahmer-gûnu dahi cereyân etmede. Cümle guzât-ı müslimîn bu hâli görüp tevhîd u tezkîr ile kabr-i şerîfin ke'l-evvel setr edüp derûn-ı kal‘ada ibtidâ âsâr-ı binâdan Lala Mustafâ Paşa'nın hayrâtı bu tekye-i Hazret-i Hasan Harakânî'dir ve câmi‘-i pür-envârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 323b ·
metinde göster ·
… rseniz mektûb-ı muhabbet-üslûbumuz küstâhâne tahrîr olunmuşdur, dâmen-i afv ile
setr edüp
ale't-ta‘cîl yine mefhûmun bu cânibe mektûbumuz îsâl eden Evliyâ Çelebi kulunuz …
Nasîhatnâme-i netîce (---) Benim izzetli peder-i azîzîm! Eğer düşmandan suhûletle intikâm alup kelle kurtarmak murâdınız ise adl-i adâlet ederim, deyü tâ Üsküdar'a {varmayınız}. Bu pendlerim eğer makbûl-i şerîfiniz olursa işte bu ciğeri pür-hûn ehl-i hâlim evlâdı ve kardaş yoldaşım olan Vezîria‘zam Sâlih Paşa ve kethüdâsı İbrâhîm Paşa ve Sâlih Paşa karındaşı Murtazâ Paşa gibi veliy-yi ni‘am-ı akrân [u] emsâlden ayrılmış oğlun Mehemmed fakîr hâlâ on iki bin askerle Engürü altında Kütâhiyye'den ma‘zûl Küçük Çavuş Paşa ve Kethüdâzâde Bâkî Paşa ve Dede Osmân Paşa ve Seydî Ahmed Paşa ve Ketağaç Paşa ve Deli Dilâver Paşa ve niçe umerâlar hâlâ benimle inüp binerler. Engürü'ye kapanmak murâd etdim idi. "El‘abdü yüdebbirü vallahu yukaddiru" mazmûnunca hikmet-i Hudâ kal‘adan taşra bulunup kal‘ayı üzerime sedd edüp askerimi kırmağa nefîr-i am edüp ahır hamd-i Hudâ halâs olup Istanoz nâm kasabada Mustafâ Ağa nâm bir kapucubaşı emr-i pâdişâhîler getirüp bizi Kars'a göndermek isterler. Emirlerine ığmâz edüp hâlâ Murtatova nâm sahrâlarda serserî olup cenâb-ı şerîfinize intizâr çeküp gezeriz. Böyle olmadan ise ölmek nûrun alâ nûrdur. Hemân Eskişehir altına bu kadar deryâ-misâl asker ile varalım, uralım, yakalım, yıkalım, günden güne cem‘ olalım. Asalım, basalım, keselim, alalım, askere verelim. Kapularımız askeri bilsinler kim celâlî olup ısyân etdiğimiz cümlesi suçlu olup kümeden ayrılamayup cân baş ile hizmet ederler. Ammâ bir yumurta bir akçeye almak ile âdemin başına kafadâr âdem cem‘ olmaz. Eğer olursa iş başa düşünce yâr olmaz. Ammâ her hayme ve hargâhda avret ve oğlan mubâh gerekdir. Böyle olursa bir hayli devletimiz mümtedd olup inşâallah kellemiz kurtarup düşmanlarımızdan intikâmlar alup Âsitâne tarafında ahvâl-i devlet bergeşte olup emîndir kim fülk-i kec-reftâr vefk-i murâdımız üzerine deverân ide ve illâ bundan gayre ilâc yokdur. Ve illâ kendi askerinizle başınıza tedârikiniz görün. Eğer böyle olmaz derseniz mektûb-ı muhabbet-üslûbumuz küstâhâne tahrîr olunmuşdur, dâmen-i afv ile setr edüp ale't-ta‘cîl yine mefhûmun bu cânibe mektûbumuz îsâl eden Evliyâ Çelebi kulunuz ile mefhûmun bu cânibe i‘lâm buyurasız. Bâkî olasız bâkî ve's-selâm, ale'l-kâmilîn el-âmilîn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 361b ·
metinde göster ·
375a şiddet-i hârdan ve şav-ı rûzgârdan emîn olur. Ve mezkûr balık Hazret-i Y …
Hikmet-i Hudâ ol ân} bir neheng-i azîm Hazret-i Yûnus'u yudar. Hemân ol ân neheng-i okyonus {görür kim yutduğu gıdâ bir nûr-ı İlâhîdir kim cemî‘i deryâların mâhîleri gelüp karnındaki kişiyi ziyâret ederler ve neheng kendi karnı rahmet deryâsı kadar olmuş. Âhir-ı kâr fakîr neheng karnında bir enbiyâyı hıfz edemeyüp} dîvâne olup berk-i hâtif gibi Bahr-i Sefîd içre şinâverlik ederek Sebte Boğazı'ndan taşra çıkup bahr-i Muhît'e girer. Andan bahr-i Moğolyan'a varır. Andan bahr-i Fiyamenk'e ve bahr-i Yenidünyâ'ya ve bahr-i Okyonus'a ve bahr-i Girdâb'a ve bahr-i Ummân'a, andan bahr-i Hürmüz'e andan nehr-i Şatt ile balık şinâverlik ederek kırk günde bi-emrillahi Ta‘âlâ Hazret-i Yûnus'u mezkûr balık Şatt kenârında şehr-i Musul'da kayy edüp Hazret-i Yûnus şiddet-i hârda uryân kalınca bi-emrillahi Ta‘âlâ Yûnus Nebî'nin etrâfında kabak ağacı hâsıl olup Yûnus'un avret yerlerin kabak yaprakları setr edüp 375a şiddet-i hârdan ve şav-ı rûzgârdan emîn olur. Ve mezkûr balık Hazret-i Yûnus ile kırk gün enîs-i ülfet edüp yedi deryâyı geşt ü güzâr etdirdiğinden hüsn-i ülfet edüp niçe sene nehr-i Şatt içre şinâverlik edüp her bâr Hazret-i Yûnus'u ziyârete gelüp Hazret-i Yûnus bu mâhîye nafaka verirdi. Hâlâ ol mâhîlere Yûnus balığı derler. Akdeniz'de ve Karadeniz'de çok olur. Esmerü'l-levn zararsız bir gûne mefret mâhîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 374b–375a ·
metinde göster ·
… lup tahta kurşumlar döküp câmi‘lerinin üzerlerin cümle rusâs-ı hâs-ı nîlgûn ile
setr edüp
kurşum bahâya çıkup cemî‘i guzât dere ve depelerde ve handaklarda kurşun aramağ …
Ammâ ba‘dehu bu kurşum şikârın Yeniçeri Ağası Abdî Paşa ve İbrâhîm Kethudâ Paşa ve Sadrıa‘zam Kethudâsı Mahmûd Ağa dutup cümle kurşumları anlar alup tahta kurşumlar döküp câmi‘lerinin üzerlerin cümle rusâs-ı hâs-ı nîlgûn ile setr edüp kurşum bahâya çıkup cemî‘i guzât dere ve depelerde ve handaklarda kurşun aramağa başladılar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 307a ·
metinde göster ·
… na kırmızı katîfe düğme çakşır geyüp başların çember ile yüzlerin kıl nikâb ile
setr edüp
gâyet mestûrelerdir. Bir avret hakkında bir yâve cevâb işitseler vâkıf-ı esrâr …
Ve mahbûb u mahbûbesi şöhre-i şehr olmuşdur. Ve cümle zenânesi ehl-i perdedir. gûyâ ki Râbi‘a-i Adeviyye'dir. Cümle çuka ferrâce geyüp ayaklarına kırmızı katîfe düğme çakşır geyüp başların çember ile yüzlerin kıl nikâb ile setr edüp gâyet mestûrelerdir. Bir avret hakkında bir yâve cevâb işitseler vâkıf-ı esrâr olup ol ân katl ederler, zîrâ halkı âr u gayret sâhibleridir ve gâyet garîb-dostlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y121b ·
metinde göster ·
… a uryân ü büryân ve giryân avreteyn yerinde ceyrân derisinden bir pâre deri ile
setr edüp
mâ‘adâ vücûdu uryân âdemler şehr-i San‘ân ve Aden'den ve Zebîde ve Yemen'den vi …
Ol şiddet-i hârda uryân ü büryân ve giryân avreteyn yerinde ceyrân derisinden bir pâre deri ile setr edüp mâ‘adâ vücûdu uryân âdemler şehr-i San‘ân ve Aden'den ve Zebîde ve Yemen'den vilâyet-i Amrân'dan siyâh çerde ve kırmızı gözlü âdemler arık ve uruk ve kuru kadîd hallâk-ı kadîm âdemleridir. Ammâ ceyrân gibi seker. At ve heccân ol çölistân içre anlara ermek muhaldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y319b ·
metinde göster ·
… armaklı tûlânîce bir nerdübân-misâl bir tâbûtdur, üstüne siyâh Ka‘be örtüsü ile
setr edüp
cümle cemâ‘at ile meyyitin önüne düşüp deff-i bî-cilcile çalarak Abbasî alemler …
Tâbûtları dörd ayaklı cânib-i erba‘ası parmaklı tûlânîce bir nerdübân-misâl bir tâbûtdur, üstüne siyâh Ka‘be örtüsü ile setr edüp cümle cemâ‘at ile meyyitin önüne düşüp deff-i bî-cilcile çalarak Abbasî alemlerin açarak "Lâ ilâhe illallâh" sadâsına rehâ buldurarak Ka‘be-i şerîf haremine girdikde cümle ehl-i mevtâ "Allâhümme lebbeyk" deyüp telbiye ederek meyyiti Altun Oluk altına koyup mü’ezzinler "Cenâze namâzına" deyü nidâ edince nısfu'l-leyl ise dahi Ka‘be-i şerif ehl-i tavâfdan hâlî değildir, mâ-fevkında kerrûbiyân bile tavâfdadır, cümle cemâ‘at hâzır olup kânûn-ı Muhammedî üzre salât-ı cenâzeyi edâ edüp meyyitin ihvân-ı bâ-vefâları tâbûtu omuzlarına alup Ka‘be-i şerîfi bir hac savâbı olmak üzre telbiye ederek Ka‘be-i şerîfi yedi kerre tavâf etdirüp Bâb-ı Cenâyiz'den yâhûd Bâb-ı Safâ'dan çıkarup sa‘y-i Safâ ve Merve sûkundan güzer etdirüp deff [u] kudüm ile cümle halk "Lâ ilâhe illallâh" diyerek şenlik ve şâdumânlık ederek garâfe-i şühedâ olan Mu‘allâ mezâristânında defn edüp imâm telkîn edüp herkes hânesine müteveccih olup ol mevtâ "Zayf-i İlâh-ı Rabbi'l-âlemîn" olup vâsıl-ı Hudâ olur. Rahmetü'llâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y360b ·
metinde göster ·
… eldikde hakîr mülâkat olmak müyesser oldu. Nâ-mahreme avret gibi yüzün gözlerin
setr edüp
yüzü koyu uzanup yerde yatup eyle kelimât Y 33a eder esmerü'l-levn bir âdem i …
Gâyet sünnî Hanbeliyyü'l-mezheb melikdir ve kavmi dahi kezâlik mü’min ü muvahhid kavimdir. Pâdişâhlarına "Mây" derler. Meselâ Mây Sencal, Mây Abbâs ve Mây Sâdık. Sultân yerine mây derler. Sikkeleri yokdur, akçe yerine katır boncuğun Mısır'dan getürüp tibir alırlar. Melikleri ve nisvânları incü yerine başlarına katır boncuğun zeyn ederler. Her sene huccâcı, Mısır'a sekiz ayda çöl aşarak gelürler, ammâ Mısır'ı altun tibiri ile ganîmet ederler. Hattâ pâdişâhları May Sencâlüddîn bin deve mâliyle hacca gitmek içün Mısır'a geldikde hakîr mülâkat olmak müyesser oldu. Nâ-mahreme avret gibi yüzün gözlerin setr edüp yüzü koyu uzanup yerde yatup eyle kelimât Y 33a eder esmerü'l-levn bir âdem idi. Hacca gidüp gelürken Akabe'de ecel akabesine uğrayup mürûr edemeyüp Akabe'de eyle mestûr u mahbûs kaldı. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y32b–Y33a ·
metinde göster ·
… Y 107b sebîller üzre mebnîdir. Ve etrâfında gûnâ-gûn perde-i zenbûrîleri ile
setr edüp
içinde cemî‘i sıbyân tilâvet-i Kur’ân ederler. Bu hisâb üzre Mısır içre cümle 6 …
Evvelâ şehr-i Mısır içre cümle iki bin on beş evkâfı dâ’im mekteb-i sıbyân tıflân püserân-ı ebcedhân vardır. Ve iki bin dahi evkâf-ı mu‘attal mekteb-i hasbî vardır. Ve yüz elli altı selâtîn câmi‘lerinin sebîlleri üstünde elbette birer mekteb mukarrerdir. Ve sâir vüzerâ ve vükelâ ve ağniyâ sâhib-i hayrâtların sebîlleri cümle dörd bin aded sebîldir, elbette her sebîl-i âlî üzre münakkaş mukarnaz ve revzenli kasr-ı Yûsuf-misâl mektebler mukarrerdir. A‘yân-ı Mısır'ın de’bleri böyledir kim cümle mektebler Y 107b sebîller üzre mebnîdir. Ve etrâfında gûnâ-gûn perde-i zenbûrîleri ile setr edüp içinde cemî‘i sıbyân tilâvet-i Kur’ân ederler. Bu hisâb üzre Mısır içre cümle 6176 aded mekteb olur. Ammâ cümleden selâtîn câmi‘lerinin mektebleri mükellefdir. Evvelâ Sultân Gavrî mektebi ve Sultân Hasan mektebi ve Sultân Kalavân mektebi ve Sultân Eşref mektebi ve Sultân Mü’eyyed mektebi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y107a–Y107b ·
metinde göster ·
Hamd-i Hudâ bir kimesneye zararı isâbet etmeyüp ol mahalde olan kimesneler fi'l-hâl hımârın cîfesi üstüne toprak yığup setr edüp defn ederler, gayrı hımârları yüküyle Kalavân bîmârhânesine getirüp hekîmbaşıya ve nâzıra teslîm ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y121a ·
metinde göster ·
… üzer ederler. Bu günlerde aslâ ayıb değildir. Mısır'ın bu mahalli cemî‘i kubhun
setr edüp
hüsniyyâtı zâhir ü bâhir olur.
Ve ba‘zı kimesneler iki kayığı yanyana bağlayup üstünü döşeyüp sâzendegânlar çeng tanbûr ve santûr ve rebâb ve ney ve mûsikâr ve çârtây ve kânûn üzre fasıl edüp on iki makâm ve yigirmi dörd usûlü icrâ ederek dâ’ireden çıkmayup ubûr ederler. Gûyâ ki fasılları fasl-ı Fâryâbî ve Gulâm Şâdî faslıdır. Bu üslûb üzre şeb [ü] rûz kanâdîller ile müzeyyen olmuş kayasa ve kayıklar mehterhâne ve sâde cura zurna ve nefîr ve nakâre ile âşıkân na‘ra-i hû ile güzer ederler. Bu günlerde aslâ ayıb değildir. Mısır'ın bu mahalli cemî‘i kubhun setr edüp hüsniyyâtı zâhir ü bâhir olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y130a ·
metinde göster ·
… tûnun zirve-i âlîsinde bir hacer-i yekpâre vaz‘ [u] nasb eylemişler. Yedi amûdu
setr edüp
amûdlara bâr olup amûdlar anınla ber-karâr olur.
Evvelâ bu eşkâl-i garîbe bu püşte-i âlînin tâ zirvesinde bir vâsi‘ meydânın cânib-i erba‘asında gûnâ-gûn seng-i hârâlardan sandaliyyeler ârâste olmuş, bu meydânın garbîsi nihâyetinde yedi amûd-ı müntehâ-yı sommâkî bir yere cem‘ edüp birbirine muttasıl Y 406a dikmişler. Bu yedi sütûnun zirve-i âlîsinde bir hacer-i yekpâre vaz‘ [u] nasb eylemişler. Yedi amûdu setr edüp amûdlara bâr olup amûdlar anınla ber-karâr olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y405b–Y406a ·
metinde göster ·
… fakîreleri vardır. Bu avretler avret yerlerin koyun ve ceyrân ve keçi derisiyle
setr edüp
mezkûr derinin ucun dilim dilim edüp herbir püskülüne boncuk ile zeyn ederler. …
Ma‘lûmumuz olduğu mertebe vâlide ve hemşîrelerimizin isimleri bu vech üzredir. Ammâ bu avretlerin içinde gâyet fakîreleri vardır. Bu avretler avret yerlerin koyun ve ceyrân ve keçi derisiyle setr edüp mezkûr derinin ucun dilim dilim edüp herbir püskülüne boncuk ile zeyn ederler. Gayrı vücûdları uryândır ve şiddet-i hârdan esbâb geyemezler; ve esvâbları dahi yokdur. Âbâ ve ecdâdlarından Nûh Nebî bed-du‘âsiyle eyle göregelmişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y416a ·
metinde göster ·