Evvelâ zemîni mukaddemâ Ebü'l-feth binâ etdiği Sarây-ı Atîk'in nısfın bölüp Süleymân Hân bu câmi‘i deryâya nâzır bir kûh-ı bülend üzre bir câmi‘-i bî-mânend binâ etdi. Cemî‘i memâlik-i Âl-i Osmân'da ne kadar bin üstâd-ı kâmil mi‘mâr u bennâ vü ummâl u seng-trâş ve mermer-bür var ise cem‘ edüp üç sene kâmil üç bin pây-beste forsa pâyzen temelin ka‘r-ı zemîne endirüp kûhkenlerin darb-ı tîşeleri sadâsın ka‘r-ı zemînde hamele-i dünyâ olan sevr istimâ‘ ederdi. Tâ bu mertebe ka‘r-ı zemîne varınca hafr edüp andan esâsına rıhtım binâ ile üç senede vech-i arza esâs binâ çıkup zâhir oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 43a ·
metinde göster ·
… lha muğâyir iş olur" deyü bu haber ile elçi gelince Mehemmed Hân elçi huzûrunda
sevr
postu cirminde bir kulle esâsına mübâşeret eder. Elçi kırala bu hâli i‘lâm etme …
"Bir sığır derisi kadar çiftlik ederse makbûlümdür, ricâların kabûl ederim ve illâ bu sığır derisi cirminden ziyâdeye iznim yokdur, sulha muğâyir iş olur" deyü bu haber ile elçi gelince Mehemmed Hân elçi huzûrunda sevr postu cirminde bir kulle esâsına mübâşeret eder. Elçi kırala bu hâli i‘lâm etmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 136b ·
metinde göster ·
Esnâf-ı meşrûbât-ı devâ: Dükkân 500, neferât 600, pîrleri Tîb Alî bin Süfyân-ı Sevrî'dir. Kabri Yemen Adeni'ndedir. 158b Bu tâ’ifenin ekseriyyâ dükkânları Sultân Bâyezîd'de ve Hocapaşa kurbünde Meydâncık mahallesi'nde ve Galata'da vâkı‘ olmuşdur. Bu esnâfın kârları lisân-ı servi ve hindibâ ve koknâr ve na‘nâ ve zâter misilli edviyelerin arakın çıkarup ve gayrı giyâhâtdan araklar çıkarup gûnâ-gûn şişelerle dükkânların zeyn edüp ubûr eder. Guzâta gazâda bu mâ’-i edviyeler gâyet lâzım olmağile bu tâ’ife dahi kâlâ-yı metâ‘ın arz edüp pür-silâh ubûr ederler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 158a–158b ·
metinde göster ·
… n gûnâ-gûn sığırları ve câmûsların boynuzların altun varak ile mutallâ edüp her
sevrin
miyânında kemer kuşaklar ve sereng ve atlas çullar ve niçe bin kınalı sakar câm …
Dükkânları yokdur ammâ dörd mevleviyyet yerde yigirmi altı bin tarla tahrîr olunup elli yedi bin çiftçi add olunmuşdur. Pîrleri zamân-ı kadîmde emr-i Hak ile Hazret-i Âdem idi ammâ Hazret-i Risâlet-penâh asrında pîrleri Hazret-i Reyyâs bin Ömerü'l-Harrât'dır. Hazret-i Alî kemerin bağladı. Kabri Havrân sahrâsı'ndadır. 159a Ağaları bostâncıbaşı tarafından terekecibaşıdır. Bu tâ’ife-i dihkânî ya‘nî ekinci, ayaklarında çarıklar ve eyinlerinde abâ ve kabâ dolamalar ve gûnâ-gûn hırka-i peşmîneler ve başlarında tâc-ı gûnâ-gûnlar üzre teller ile zeyn edüp niçe bin gûnâ-gûn sığırları ve câmûsların boynuzların altun varak ile mutallâ edüp her sevrin miyânında kemer kuşaklar ve sereng ve atlas çullar ve niçe bin kınalı sakar câmûslara boyunduruk geçirüp çifte çifte sabana ve pulluğa koşup ellerinde nodul ve öğendire ve digren ve şuzevle ve kerepe ve raga misilli âletler ile câmûsları saban sürer gibi sürüp "Ekmek benden bereket senden, ver Allâhım ver" deyü feryâd ederek boğazlarında tobra tobra atmaca ya‘nî tohum buğdayın halk üzre serperek "Benim elim değil Âdem ata elidir, Yâ Rabbî berekât-ı Halîl ver" diyerek gürûh gürûh ubûr ederler. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 158b–159a ·
metinde göster ·
… unların pîri Hazret-i İbrâhîm, Haleb'de sâkin iken bir beyâz ineği var idi. Ana
Sevrü'ş-Şehb
derlerdi, anı sağup südün yoğurd ve kaymak ve tereyağı ve kaşkaval peyniri ve t …
Esnâf-ı cibn-i hâlûmiyân ya‘nî peynirciyân: Kârhâne 400, neferât 500, bunların pîri Hazret-i İbrâhîm, Haleb'de sâkin iken bir beyâz ineği var idi. Ana Sevrü'ş-Şehb derlerdi, anı sağup südün yoğurd ve kaymak ve tereyağı ve kaşkaval peyniri ve teleme peyniri ve kesme peyniri yapup müsâfirlerine yedirüp ikrâm ederdi. Ol beyâz inek sebebiyle Haleb'e Halebü'ş-Şehbâ derler, haleb sağıma, şehb beyâza derler ya‘nî sağılmış beyâz inek şehri demekdir. Hâlâ Hazret-i İbrâhîm'in ol beyâz ineğin südün sağup cemî‘i fukarâya bezl etdüği süd mecuru Haleb'in iç kal‘asındaki câmi‘ içinde makâm-ı İbrâhîm olan minberin altında durur bir taş mecur teknedir. Bu tekne içinden cemî‘i halka süd üleşdirüp cümle halk südden müstağnî olup yine mecur ke'l-evvel leb-ber-leb dururdu. Cenâb-ı izzet tâ bu mertebe berekât-ı Halîl vermiş idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 167b ·
metinde göster ·
… bâzârı günlerinde bu otcular bâzâr kurup labada kökü ve güneyik kökü ve lisân-ı
sevr
kökü ve hayyı'l-gârikûn kökü ve miyan kökü ve zâter kökü ve niçe bin isimli dev …
Bu devâ otcuları gâyet çokdur. İslâmbol içre haftanın sekiz gününde on dörd bâzâr durur. Meselâ Cum‘abâzârı ve Salıbâzârı ve Çehârşenbebâzârı ve Sebtbâzârı günlerinde bu otcular bâzâr kurup labada kökü ve güneyik kökü ve lisân-ı sevr kökü ve hayyı'l-gârikûn kökü ve miyan kökü ve zâter kökü ve niçe bin isimli devâ otların cem‘ edüp ispençer attârlarına mezkûr otları satup kâr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 197a ·
metinde göster ·
… r kendi yiter tamgalı ve tamgasız câmûsları var kim her biri Dâbbetü'l-arz'a ve
sevr-i
hamele-i arza benzer kara câmûslardır. Bunların hıfz [u] hirâsetleriyçün yedi p …
Menzil-i hân-ı Çakıt: Nehr-i Çakıt kenarında sene 1047 târîhinde Fâtih-i Bağdâd Sultân Murâd Hân vezîrlerinden Bayrâm Paşa vezîrin hayrâtıdır ammâ gâyet bî-emân yerde inşâ olunmuş bir hân-ı azîmdir. Cümle yetmiş ocaklı haremli ve ıstabl-ı anterli, türâb ile mestûr kal‘a-misâl ma‘mûr hândır, ammâ imâreti yokdur. Hemân âyende vü revendeler içün bir kârbânsarây-ı ehl-i revândır. Dibinden cereyân eden nehr-i azîm eyyâm-ı bahârda aslâ geçit vermez. Zîrâ Ramazanoğlu yaylalarından ve gayri yerlerden niçe bin uyûn-ı câriyeler mahlût olup deryâ olur. Ol mahalde sallar ile ubûr olunur. Gayri zamân at ile geçilir ammâ muhâlifdir, gâyet çoşkun akar. Bu nehr-i azîmin ibtidâ tulû‘u Sis dağlarından gelüp bu Çakıt Hânı altından geçüp cânib-i garba cereyân ederek iner, kal‘a-i Tarsûs altında Akdeniz'e munsab olur. Bu hânın cânib-i erba‘asında kurâlar yokdur ammâ yaylağ-ı câmûs-ı top-keşân Rûm ve Arab ve Acem'de Adana câmûsu meşhûr-ı âfâkdır. Bu dağlarda Âl-i Osmân pâdişâhının kırk bin aded kânûn üzre top-keşân câmûsları vardır ammâ ilâ hâze'l-ân hesâb [u] kitâbın Hûda bilür. Kendi biter kendi yiter tamgalı ve tamgasız câmûsları var kim her biri Dâbbetü'l-arz'a ve sevr-i hamele-i arza benzer kara câmûslardır. Bunların hıfz [u] hirâsetleriyçün yedi pâre beledîn ahâlîleri mu‘âf u müsellemlerdir. Hîn-i seferde niçe binin kemendlerle ve tokanlarla ve kapanlarla sayd edüp sefere götürüp balyemez toplar çekdirirler. Bu dağlarda kaplan gâyet çok olup câmûs saydına kaplan geldikde câmûsun boğaları kaplanı ortaya alıp ol ân emân vermeyüp helâk ederler. Bu dağlar içine gayri âdem dahi giremezler. Hattâ Murtezâ Paşa eyle alay-ı azîm edüp bu dağlar içre küta küt mehterhâne çalup giderken yedi dâne câmûs mehterhâne sadâsın istimâ‘ edüp "alay budur" deyüp hücûm edince derhâl askeri târumâr edüp davullar orman içinde kalup asker pür-silâh bu yedi câmûsa ol kadar hışt u mızrak urup ok ile câmûsların vücûdları kirpi gibi olup niçe kurşum daha urdular, aslâ rûhlarının haberleri olmayup yine dağlara girüp gitdiler. Bu kadar câmûsa Âl-i Osmân pâdişâhından gayri bir mülûk mâlik olmamışdır. Ba‘dehû bu Çakıt Hânı'ndan kalkup yüz bin derd ü mihen ile Çakıt nehrin ubûr edüp yine cânib-i kıbleye 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 19a ·
metinde göster ·
ve bir at ihsân olunup onlar ile üns [ü] ülfet edüp süvar olarak Hazret-i Havvâ …
Menâkıb-ı Hazret-i Şîs: Niçe müverrîhler bu Hazret-i Şîs Nebî içün, Hazret-i Âdem cennet-i me’vâdan hübût etdikde hâk-i Hindistân'da cezîre-i Serendil'e kadem basdıkda firâk-ı cennet-i izzet ile zâr u feryâd etdikçe cümle hayvânât-ı vuhûş u tuyûr ve kerrûbiyânlar Âdem'i ta‘yîb etdiklerinden "Yâ Rabbî, yüzüm karasına bakma!" deyü tazarru‘ [u] nâlişler edüp "Bu dünyâda bana bir yâr-ı gâr-ı gâm-küsâr hemrâh ihsan eyle" deyüp ibtidâ Hazret-i Âdem'e cennetden bir sevr ve bir at ihsân olunup onlar ile üns [ü] ülfet edüp süvar olarak Hazret-i Havvâ'yı cüst ü cû edüp nâm [u] nişânın bulmazdı. Hikmet-i Hudâ; bir gice menâmında ihtilâm olup zülâle-i menîsi zemîne düşüp bi-emri Hayy [u] Kadîr dokuz ay on günden sonra zemînden edîm-i arza Hazret-i Şîs vücûda geldi. Lisân-ı İbrî'de "Şîs" bitdi, demekdir. Anınçün Şîs Nebî derler. Hatta ba‘zı müverrihîn Sûre-i (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 37a ·
metinde göster ·
… ölüm mertebesinde ise halâs olup eyle lahm u şahm sâhibi cüssedâr ola kim gûyâ
sevr-i
Hamele-i arz ola. Lisân-ı Urbân'da darb-ı meseldir kim, bir âdem semîn ve batı' …
Hâssa-i sâlis: Bu ayn-ı nâbdan bî-tâb u bî-mecâl sığıra yedi gün su verseler bi-emr-i Hudâ ölüm mertebesinde ise halâs olup eyle lahm u şahm sâhibi cüssedâr ola kim gûyâ sevr-i Hamele-i arz ola. Lisân-ı Urbân'da darb-ı meseldir kim, bir âdem semîn ve batı'l-hareke olsa "Akye sevri gibi olmuş" derler. 43b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 43a–43b ·
metinde göster ·
… isân-ı Urbân'da darb-ı meseldir kim, bir âdem semîn ve batı'l-hareke olsa "Akye
sevri
gibi olmuş" derler. 43b
Hâssa-i sâlis: Bu ayn-ı nâbdan bî-tâb u bî-mecâl sığıra yedi gün su verseler bi-emr-i Hudâ ölüm mertebesinde ise halâs olup eyle lahm u şahm sâhibi cüssedâr ola kim gûyâ sevr-i Hamele-i arz ola. Lisân-ı Urbân'da darb-ı meseldir kim, bir âdem semîn ve batı'l-hareke olsa "Akye sevri gibi olmuş" derler. 43b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 43a–43b ·
metinde göster ·
… let-i Rûm'a varınca zemînde kırkayak gibi gezüp hırsızı ve harâmzâdeyi Hamele-i
sevrin
boynuzunda ise bulup hakkından gelüp Edirne eyâleti emn [u] emân idi. Hâsları v …
Evvelâ Süleymân Hân-ı Kânûnî tahrîri üzre şehr-i Edirne Rûmeli eyâletidir. Ammâ taht-ı sânî olmağıla bir hâkim müdâhale edemeyüp cemî‘i salb u siyâseti ve cürm [ü] cinâyeti Edirne bostâncıbaşıları hükûmetindedir. Zamânımızda Kırkayak Koca Sinân Paşa Edirne bostâncıbaşısı olup hakkâ ki eyâlet-i Rûm'a varınca zemînde kırkayak gibi gezüp hırsızı ve harâmzâdeyi Hamele-i sevrin boynuzunda ise bulup hakkından gelüp Edirne eyâleti emn [u] emân idi. Hâsları ve yedi yüz tevâbi‘i var idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 151a ·
metinde göster ·
… aded kenâresi tırmıklı noktalar on iki burûca teşbîh ebrâclardır kim, hamel ve
sevr
ve cevzâ ve seretân ve esed ve sünbüle ve mîzân ve akreb ve kavs ve cedy ve del …
Ve ol altunda olan çubuk "Hazret-i Mûsâ'nın asâsı ve İsâ Nebî çorabı bizdedir" alâmetin etmişler. Bu tarafda olan kenâreli hatlar Mevlânâ ve pirinc-pirim ismi hatlarıdır, ammâ gerü tarafda yalnızca nokta nokta müdevverden tûlânîce dâ’ire içre olan tasvîr-i tavîl bizzât Hazret-i İsâ sûretidir. Ve cânib-i erba‘asında olan iki aded kenâresi tırmıklı noktalar on iki burûca teşbîh ebrâclardır kim, hamel ve sevr ve cevzâ ve seretân ve esed ve sünbüle ve mîzân ve akreb ve kavs ve cedy ve delv ve hût misilli burûc sûretleridir. Ve Hazret-i İsâ'nın on iki halîfesi havâriyyûnlara mu‘âdil on iki yıldızlardır, zîrâ bu Venedik'de olan ilm-i nücûm bir diyâr keferelerinde deyyâr yokdur. Ve İsâ Nebî tasvîri etrâfındaki olan hatlar cümle Hazret-i İsâ'ya salât u selâm ve tahiyyât hatlarıdır kim lisân-ı Latince ol hatlar budur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 150b ·
metinde göster ·
… ulunup arz-ı beledi (---) ve tûl-ı nehârı (---)(---) ve tâli‘-i imâreti burc-ı
sevrde
bulunup beyt-i Zühre-i türâbîdir. Anıniçün bakar ve câmûsu çokdur ve Zühre-i tü …
Evvelâ iklîm-i hâmisde bulunup arz-ı beledi (---) ve tûl-ı nehârı (---)(---) ve tâli‘-i imâreti burc-ı sevrde bulunup beyt-i Zühre-i türâbîdir. Anıniçün bakar ve câmûsu çokdur ve Zühre-i türâbîde olduğıyçün cemî‘i halkı mesrûr u şâdân ve handândırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 153b ·
metinde göster ·
… up tâ sabâha dek ale'l-ittisâl nâr-ı Nemrûd-misâl âteşler on iki burcdan haml ü
sevr
ve cevzâ ve seretân ve esed ve sünbüle ve mîzân ve akreb ve kavs ve cedy ve del …
Ve dahi Üstürgon kal‘ası tarafındaki Süleymân Hân depesinde ve Şoşkon depesinde ve Muhanad depesinde ve İrşek depesinde ve Ban depesinde ve Depedelen depesinde ve Bağdala depesinde ve'l-hâsıl on iki aded püşte-i bâlâlar üzre Üstürgon kavmi dağlar gibi odunlar yığup on iki yerden âteşler evc-i âsumâna peyveste olup tâ sabâha dek ale'l-ittisâl nâr-ı Nemrûd-misâl âteşler on iki burcdan haml ü sevr ve cevzâ ve seretân ve esed ve sünbüle ve mîzân ve akreb ve kavs ve cedy ve delv ve hût misilli ebrâclardan Üstürgon'un on iki aded yerde âteşleri cihânı rûşen edüp dendân-ı bedenleri üzre bî-hisâb fânûs ve neft ve katrân ve zift ve dühn-i gûsfendleri yakup kal‘a-i Üstürgon'u 107b dahi çerâğân etdiklerin Sadrıa‘zam görüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 107a–107b ·
metinde göster ·
beyt-i zühre türâbî hânesinde bulunup anıniçün halkı zühre gibi zevk [u] şevkde …
Der-kavl-i müneccimân-ı tâli‘-i amâristân-ı Kefe: Burc-ı sevrde beyt-i zühre türâbî hânesinde bulunup anıniçün halkı zühre gibi zevk [u] şevkde olup türâbî oldukları cihetden hâkiyle yek halûk ve halîm ve selîm âdemleri vardır. Sevr burcunda oldukları haysiyyetden cümle sığırları semîn ve kebîr bakarları çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 141b ·
metinde göster ·
… türâbî oldukları cihetden hâkiyle yek halûk ve halîm ve selîm âdemleri vardır.
Sevr
burcunda oldukları haysiyyetden cümle sığırları semîn ve kebîr bakarları çokdur …
Der-kavl-i müneccimân-ı tâli‘-i amâristân-ı Kefe: Burc-ı sevrde beyt-i zühre türâbî hânesinde bulunup anıniçün halkı zühre gibi zevk [u] şevkde olup türâbî oldukları cihetden hâkiyle yek halûk ve halîm ve selîm âdemleri vardır. Sevr burcunda oldukları haysiyyetden cümle sığırları semîn ve kebîr bakarları çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 141b ·
metinde göster ·
… ü'l-arzlar ve deccâl ve hameletü'l-arş ve hameletü'l-arz ve hût ve hamele-i arz
sevr
ve niçe bin aded ecnâs-ı mahlûkâtdan evrenk ve neheng ve fîl ve ger[ge]dân ve z …
Ve gûnâ-gûn mahûf ve bed-çehre ve bed-likâ dîv ve cinnî ve şeytân-ı vesvâs ve deli ve hannâs ve zarrât ve zebânîler ve perîler ve melekler ve ejdehâlar ve dâbbetü'l-arzlar ve deccâl ve hameletü'l-arş ve hameletü'l-arz ve hût ve hamele-i arz sevr ve niçe bin aded ecnâs-ı mahlûkâtdan evrenk ve neheng ve fîl ve ger[ge]dân ve zürefâ ve kepçekuyruk ve yılan ve çıyan ve akreb ve kaplıbağa ve timsâh ve deniz mâliki ve niçe bin sıçan ve kedi ve arslan ve kaplan ve bebr ve pars ve şak ve gûlbeyâbân ve gûnâ-gûn Kerrûbiyân ve Cebrâ’il ve İsrâfîl 253a ve Azrâ’îl ve Mîkâ’îl ve Arş u Kürsî ve Sırât u Mîzân ve cennet ü cehennem ve a‘râf u meydân-ı haşrde cem‘ olan cemî‘i ecnâs-ı mahlûk-ı Hudâ'nın ehl-i cenneti, cennete melâ’ike-i Kerrûbiyânlar sürüp götürürken şâdımân ederek gider tasvîrlerin yazmış.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 252b–253a ·
metinde göster ·
hânesine ziyârete giderken bir remmâ havâtîne râst geldim. Meğer sûr-i zifâf im …
Bir gün hakîr Süfyân-ı Sevrî hânesine ziyârete giderken bir remmâ havâtîne râst geldim. Meğer sûr-i zifâf imiş. Bir duhter-i nâ-şüküfteyi zer-i zîvere müstağrak etmişler. On hatve ba‘îd râyiha-i tayyibelerinden demâğım mu‘attar oldu. Beş yüzden mütecâviz (mekteb-i) sıbyân arûsun pîşine düşüp âmîn âmîn diyerek mahall-i murâdına götürdüler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y359a ·
metinde göster ·
… ına bir surre ile bağlasalar bi-emrillâh ifâkat bulur. Anıniçün kabr-i Süfyan-ı
Sevrî
derler. Hazret'in kayın babasıdır. Habîbe nâm kızın Hazrete vermişdir kim Mu‘âv …
Kabr-i Süfyân ibn Uyeyne: Bir kimesnenin sığırı hasta olsa bu kabrin hâkinden ol gâvın şâhasına bir surre ile bağlasalar bi-emrillâh ifâkat bulur. Anıniçün kabr-i Süfyan-ı Sevrî derler. Hazret'in kayın babasıdır. Habîbe nâm kızın Hazrete vermişdir kim Mu‘âviye'nin hemşîresidir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y363a ·
metinde göster ·
… her sokak başında ve ba‘zı atfeler içre âyende vü revende müsâfirînin atları ve
sevr
ve cemâl ve hımârların sulamak içün her köşede birer havuz-ı tavîller vardır ki …
Ve her sokak başında ve ba‘zı atfeler içre âyende vü revende müsâfirînin atları ve sevr ve cemâl ve hımârların sulamak içün her köşede birer havuz-ı tavîller vardır kim her biri musanna‘ sütûnlar üzre münakkaş tavanlar ile mebnî sâkıyelerdir. İç yüzünde kuyulardan dollâblar ile çeküp her bir sâkıyede üçer yerden arslan kellelerinden ve dîv kellelerinden ve ejder kellelerinden sular cereyân edüp havuzlar leb-ber-leb olup cümle hayvânâtlar nûş edüp def‘-i atşân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y129a ·
metinde göster ·
… şehri amâr eder. On bin katar deveye ve niçe kerre yüz bin ganeme ve câmûs [u]
sevre
ve teyse mâlik olup dâ’imâ Evcile tibrin zabt edermiş. Eyle ankâ olur kim bin d …
Şehri bir çöl çölistânın tâ ortasında bir düz sahrâda vâki‘ olmuşdur. Sene 751 târîhinde Urbân beğlerinden İbn Îsâ hazretleri bu zemînin âb [u] havâsın beğenüp bu şehri amâr eder. On bin katar deveye ve niçe kerre yüz bin ganeme ve câmûs [u] sevre ve teyse mâlik olup dâ’imâ Evcile tibrin zabt edermiş. Eyle ankâ olur kim bin deve ile her sene hac edermiş ve cümle huccâca ni‘metin mebzûl edüp herkesin tatyîb-i hâtıriyle takayyüd edüp gider gelirmiş. Bu Emîr Îsâ'nın ihsân [u] in‘âmı sebebiyle bu şehr-i Hûş ol kadar amâr olur kim şehir içinde bir harâb hâne ve bir arz-ı hâlî virâne kalmayup cümle halkı mâl-ı Kârûn'a mâlik olurlar. Zîrâ koyun ve deve yeridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y310b ·
metinde göster ·
… ak ol kadar fîl ve gergerdân ve kazık boynuz ve at ve deve ve hımâr ve câmûs ve
sevr
ve koyun getirdiler kim herbir fîl üzre yigirmi otuz esîr ve her deve üzre beşe …
Hulâsa-i kelâm bu kal‘ada kâmil bir ay meks edüp asker-i nusret-şümâr tâ vilâyet-i İsvân'a varınca ne kadar âteş-perest ve gâv-perest ve pîl-perest âfitâb-perest diyârları var ise şebhûn salup rûz-merre ol kadar mâl-ı ganâyim geldi kim sahrâ-yı İdrîs'in içi devâbât-ı Hudâ ile mâl-â-mâl oldu. Ba‘dehu bir aydan sonra cânib-i erba‘ada olan asker-i nusret-me’âsire neccâblar gönderilüp anlar dahi bir aya dak ol kadar fîl ve gergerdân ve kazık boynuz ve at ve deve ve hımâr ve câmûs ve sevr ve koyun getirdiler kim herbir fîl üzre yigirmi otuz esîr ve her deve üzre beşer altışar esîr ve her at ve gayrı hayvânâtlar üzre her vilâyetin üsârâlarından esmerü'l-levn ve ahmerü'l-vech mahbûb u mahbûbeler ve zişt-rû Afnuvî şütürleb Zengîler geldi kim hisâbın Cenâb-ı İzzet bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y401a ·
metinde göster ·
derler, hâkimi ismiyle müsemmâ bir kal‘a-i haşebdir ve cânib-i garbdadır. Kal‘a …
Hâkimine Cündî Sevr derler, hâkimi ismiyle müsemmâ bir kal‘a-i haşebdir ve cânib-i garbdadır. Kal‘a içinde bin aded haşebden ve tûbdan ve kamışdan Berberî evleri vardır. Bir câmi‘ var. Ammâ hûrmâsı olmaz, zemîni gâyet şûredir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y412a ·
metinde göster ·