tahtırevânlar üzre dükkânların kâseler ve fağfûrî mertebânî tabaklar ile ve pâk …
Bu başcı hirfeti dahi pür-silâh olup 169b seyishâneler ve tahtırevânlar üzre dükkânların kâseler ve fağfûrî mertebânî tabaklar ile ve pâk altun ile mutallâ leğen ibrîkler ile dükkânların zeyn edüp kimi baş ütülüyerek kimi paça pâk ederek kimi dükkânında paça satup ba‘zı seyirciler dükkânlara girüp baş paça yiyüp iki tarafında olan temâşâcıları temâşâ ederek ubûr eder ve piyâdelerinin omuzlarında demir şişler üzre pâk olmuş za‘ferânlı sığır kelleleri ve koyun ve kuzu kelleleri ve pâk beyâz olmuş sığır ve koyun ve kuzu paçaları şişler üzre ve gûnâ-gûn bahârlar ile her başcı başların zeyn edüp dükkânları içre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 169a–169b ·
metinde göster ·
… lay-ı azîm müzeyyen ederler kim zer ü zîverlerinden çeşm-i benî âdem hîrelenir.
Seyishâneler ve
araba ve tahtırevânlar üzre bıçaklar ve hançerler ve mücevher kemerler ve mücev …
Ba‘dehu yine ordu-yı hümâyûn alayında dahi bir alay-ı azîm müzeyyen ederler kim zer ü zîverlerinden çeşm-i benî âdem hîrelenir. Seyishâneler ve araba ve tahtırevânlar üzre bıçaklar ve hançerler ve mücevher kemerler ve mücevher buhûrdân ve gülâbdân ve raht ve kılıc ve gaddâre ve topuzlar ve niçe bin tahrîri mümkün olmayan zî-kıymet 186b eşyâlar ile dükkânların zeyn edüp cümlesi eğer Rûm ve Yahûdî ve Ermenî ve müslimler al ve kırmızı ve yeşil serbend ve mukaddemler sarınup pür-silâh ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 186a–186b ·
metinde göster ·
tahtırevânlar üzre dükkânların cevâhir murassa‘ât ve akmişe-i fâhire ve som gir …
Bu gazzâzânların seyishâne ve tahtırevânlar üzre dükkânların cevâhir murassa‘ât ve akmişe-i fâhire ve som girih ve teybend kuşaklar ile ve gûnâ-gûn sırma mebrûm işler ve âvîzeler ile kârhânelerin eyle tezyîn ederler kim gûyâ Bursa'da Gelincik çârşûsu zeyn olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 192b ·
metinde göster ·
atların dahi serâpâ semmûr ve balık dişi ta‘bîr etdikleri sülük dişleriyle seyi …
Esnâf-ı bâzergân-ı semmûr: Neferât 1000, bunlar cümle Rûmeli'nde Serfice ve Filorunya ve Liçista ve Gölikesri şehirlerinde sâkin bir alay bî-dîn ve bî-pîr Urumlardır. Her sene Maskov diyârından semmûr ve zincâb ve gayrı kürk getürür ankâ bâzergânlardır. Cümle semmûrlarını tersin geyüp seyishâne ve atların dahi serâpâ semmûr ve balık dişi ta‘bîr etdikleri sülük dişleriyle seyishâneleri ve tahtırevânların zeyn edüp ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 193b ·
metinde göster ·
… e ve atların dahi serâpâ semmûr ve balık dişi ta‘bîr etdikleri sülük dişleriyle
seyishâneleri ve
tahtırevânların zeyn edüp ubûr ederler.
Esnâf-ı bâzergân-ı semmûr: Neferât 1000, bunlar cümle Rûmeli'nde Serfice ve Filorunya ve Liçista ve Gölikesri şehirlerinde sâkin bir alay bî-dîn ve bî-pîr Urumlardır. Her sene Maskov diyârından semmûr ve zincâb ve gayrı kürk getürür ankâ bâzergânlardır. Cümle semmûrlarını tersin geyüp seyishâne ve atların dahi serâpâ semmûr ve balık dişi ta‘bîr etdikleri sülük dişleriyle seyishâneleri ve tahtırevânların zeyn edüp ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 193b ·
metinde göster ·
Attârân-ı Mısır: Zindânkapusu hâricinde cümlesi pür-silâh olup
seyishâne ve
arabalar üzre zenbîller içre eğir ve zencebîl ve besbâse ve kebâbe ve kâkûle ve …
Attârân-ı Mısır: Zindânkapusu hâricinde cümlesi pür-silâh olup seyishâne ve arabalar üzre zenbîller içre eğir ve zencebîl ve besbâse ve kebâbe ve kâkûle ve darçın ve dâr-ı fülfül ve râvend ve sünbül-i Hıtâyî ve aselbend ve ûdü'l-kahr misilli 196b eşyâlar kim cümle üç bin yetmiş aded edviyelerdir kim hukemâ-yı mutekaddimîn Tezkire-i Dâvûd'da cümlesi tabî‘atları ve hâssalarıyla ferâdâ ferâdâ tahrîr olunmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 196a–196b ·
metinde göster ·
… ndan Mü’ezzin Cin Çavuş ve Nâ’ib Alî Efendi ve Şefî‘i Efendi ve niçe cânlar ile
seyishâneler ve
müte‘addid çerke ve haymeler ile Bursa'dan çıkup kıble cânibine Bınarbaşı'na, a …
Kırk elli yârân-ı bâ-safâ olup şehir a‘yânından Mü’ezzin Cin Çavuş ve Nâ’ib Alî Efendi ve Şefî‘i Efendi ve niçe cânlar ile seyishâneler ve müte‘addid çerke ve haymeler ile Bursa'dan çıkup kıble cânibine Bınarbaşı'na, andan yokuş yukaru beş sâ‘at gidüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 230a ·
metinde göster ·
… nın bir habbeye ve bir lipâçe cübbeye muhtâc ve aç u zevi'l-ihtiyâc olan piyâde
seyis ve
harbende ve akkâm ve meş‘alcileri ve kâse-şûyları birer katar bâr-ı sakîle ve b …
ebyâtı üzre vakt-i seherde paşa cümle ordu etrâfına muhâfazacı askerleri koyup Bismillah ile altı bin salt güzîde urguncu ve yağmacı ve tâlâncı asker atlayup ılgar ile cânib-i kıbleye yedi sâ‘at gidüp Kankırı hâkinde Kurşumlıdağı eteğine vardıkda meğer Köprülü'nün çâşıdı varup "İşte Varvar Alî Paşa askeri geldi" deyince tarfetü'l-ayn içre Köprülü çarhası meydân-ı muhabbete çıkup Alî Paşa askeri dahi ileri varup çarha askeri gösterüp gerüde beş koldan kafadar kat kat asker koyup iki çarha birbirine dokuşup bir sâ‘at yahşı ceng-i perhaş [u] savaş olup bir sâ‘atden Köprülü tarafı aslâ dayanamayup münhezim olup beş aded eyâlet askeri kimi dendân-ı tîğdan geçerken kimi Lâ ilâhe illallah der, kimi Muhammedün Resûlullah der, kimi amân ve kimi yamân deyüp bu kadar mahlûk-ı Hudâ târumâr oldular. Köprülü askerin Varvarlı varup koyun kuzular gibi yalayup hayme ve hargâhları ve bâr ü bengâhları ve tevâbi‘at-ı bî-günâhların âhın alup küffâr gibi zincirleri gerdenlerine bend kılup esîr gibi bu kadar müslimîni keşan ber-keşân edüp atdan ve dondan ve katar u mehârdan ve'l-hasıl devlet-i dünyâdan ayrılmış, ömründe piyâde yürümemiş ve ka‘r-ı vakâr sâhibi muhteşem ağaları sekbân ve sarıcalar yalın ayak ve başı kabak piyâde yürüdüp kimin kırarlar, kimin esîr ve kimin âzâd ederler ve ba‘zısına "mâlını kande gömdün" der, işkence ederler ve kimi pây-beste ve dil-haste ve şikeste-beste bu kadar kavm, koyun sürüsü gibi giderlerdi. Ba‘zısını istedikleri yerde katl ederlerdi. Bu kadar fezâhatden mâ‘adâ Âl-i Osmân pâdişâhının üç tuğlu bir ihtiyâr-ı âlî-vakâr Köprülü Mehemmed Paşa'yı ve iki tuğlu Amâsiyyeli Kör Hüseyin Paşa'yı ve iki tuğlu Kara Sefer Paşa'yı ve Amasiyyeli Hacı Efendizâde gibi hânedân sâhibi kimesneleri dest-ber-kafa bağlı hûn ciğerleri dâğlı, çeşm-i pür-hûnları yaşlı ve bâğırları başlı Varvar Alî Paşa'nın tuğları önü sıra boğazlarında tavk-ı la‘net ile zincirler ile akd olunmuş eyle nâzenîn vücûdları ol şiddet-i hârda piyâde giderek "el-hükmü lillah" deyüp her ân ve her sâ‘atde cellâd-ı feleğe muntazır olup lisânlarında kelime-i Tevhîd gitmezdi. Gör felek atlasının hâlin kim bir ân evvel bu kadar kerr u ferr ve dârât [u] azamet sâhibi idiler. Bir ân-ı vâhidde cübbe ve destâra mâlik olmayup piyâde zencîr-keş olup sekbân ve sarıca elinde esîr oldular. Bu hâlde iken gözleri önünde tevâbi‘ [u] levâhıkların katl edüp kılıcının kanın cellâdlar paşaların üzerine silerlerdi. Hulâsa-i kelâm bir vezîr ve beş mîr-i mîrân-ı sâhib-îmân Varvar Alî Paşa'nın üç direkli otâğı sütûnlarında bâr-ı bend zincîrler ile bağlı ve sâ’ir mîr-i mîrânlar ve sâ’ir mîr-i livâlar ve gayrı a‘yân-ı kibârlar yüzü üstüne bağlı idi. Sâ’ir Köprülü ve Hüseyin Paşa ve Kara Sefer Paşa askerleri gayrı çadırlarda esîr [ü] gürisneler idi. Bu mâbeynde Varvar Alî Paşa'nın bir habbeye ve bir lipâçe cübbeye muhtâc ve aç u zevi'l-ihtiyâc olan piyâde seyis ve harbende ve akkâm ve meş‘alcileri ve kâse-şûyları birer katar bâr-ı sakîle ve bu kadar mâl-ı ganâ’ime ve beşer onar aded zırh u zıreh külâhlı ve katlâvî ve cebe vü cevşenli köçeklere mâlik olup Fir‘avn u Şeddâd gibi gurur hâsıl etdiler. Varvar Alî Paşa ise mansûr u muzaffer oldum, deyü enâniyyet da‘vâsında mu‘âmele etmeğe başladı. Ve henüz ısyân [u] tuğyânı zâhir ü bâhir oldu. Ve günden güne ordusunda haşerât-ı Cemâpûr cem‘ olmada. Ve etrâf-ı kazâlarda mîr-i mîrânlar asker sürmeğe ve zehâ’ir sürmeğe me’mûr oldular. Ve ba‘zı mîr-i mîrânlara evâmirler tahrîr edüp "Elbette eyâletin askeriyle bizim ordumuza gelesin ve illâ üzerine asker çekerim" deyü mü’ekked emirler tahrîr olundu. Ve ba‘zı ehl-i ırz ümerâ ve mîr-i mîrânlar ordusuna geldikde cümle otuz yedi bin asker oldu. Bu hâl ile kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek yine Kankırı sancağı hâkinde, menzil-i karye-i Bozoğlan nâm mahalle geldikde hakîr huzûruna varup "Gazânız kutlu olsun. Sultânıma inşâallah mansûr u muzaffer olursız demişdim. Hamd-i Hudâ düşmanları münhedim etdiniz. Ba‘de'l-yevm Cenâb-ı İzzet sizi hıfz [u]363b emânında edüp hemîşe düşmanlarınız böyle münhedim olup serleri ârâyiş-i nîze ola" deyü vâfir hoş-âmed kelimâtlar edüp "Sultânım! Şimden gerü bu kulunuza mektûblar ihsân edüp paşa oğlunuza beni gönderin" dedim. Feth-i kelâm edüp eydür: "Gördün mü Evliyâ'm! Bu kadar düşman askerin ân-ı vâhidde niçe târumâr eyleyüp kırup geçirdim ve niçe vezîrleri zincire urup keşân-ber-keşân götürürüm" dedikde "Gördüm sultânım! Aleyhi mâ-yestahıkku, lâkin merhamet edüp niçesin âzâd edüp Cenâb-ı Bârî sizin dahi niçe müşkil işleriniz âsân ide. Mücrimleriniz cümle ümmet-i Muhammed'dir. Bu kârhâne-i Âl-i Osmân'ın hâli budur. Ulü'l-emre itâ‘at edüp beğler ve paşalar biri biri üzre ceng ide gelmişlerdir. Size lâyık olan yine afv ile mu‘âmele eylemekdir. "Allahümme inneke afuvvun tuhibbü'l-afve fa‘fu annî" buyurmuşlar" dedikçe musırr olup bir âdem âzâd etmeyüp "Sabr eyle, beş on günden sonra görürsün. Hele Küçük Çavuş Paşa oğlum ve İpşir Paşa oğlum ve Şehsüvâroğlu Şehkadı Paşa oğlum ve niçe oğullarım dahi gelsinler dahi neler işlesem gerek" deyü aceb enâniyyet ile ba‘zı gurûrâne kelimâtlar etdi. Hakîr eyitdim "Yâ Sultânım! Bizim efendimize dahi mektûblar yazın. Anlar dahi ordu-yı İslâm cem‘iyyetine dâhil olup dahi ziyâde cem‘iyyet-i kübrâ olsun" dedim. "Hele şimden gerü iş bitdi. Anların gelmesine ihtiyâc kalmadı. Eğer gelirse safâ geldi, hoş geldi" dedi. Bir sâde-dil harem-i hâsda perveriş bulup
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 363a–363b ·
metinde göster ·
harbendeleri ve akkâm ve meş‘alcileri ve cerge ve katar u mehâr ve zırh [u] zer …
Ve seyis ve harbendeleri ve akkâm ve meş‘alcileri ve cerge ve katar u mehâr ve zırh [u] zereh-külâh ve bâr [u] büngâha mâlik olup gûyâ leyle-i Kadr'e uğrayup nicesi şâdmerk oldu, ammâ Murtazâ Paşa askeri ve Gürcî Mustafâ Paşa askeri bir habbeye ve bir cübbeye muhtâc ve ac u zâc olup dağlarda niçe gün Hasan Paşa'lı havfinden her biri ot otlayarak birer tarîk ile dâr [u] diyârlarına firâr edüp niçe yüğrük atlı olanlar at başın Üsküdar'da Köpürlü Mehemmed Paşa otağında çeküp soluk aldıkda nice bozulup nice kırıldıkların ve cümle vüzerâ nice firâr etdiklerin Köpürlü'ye nakl etdiklerinde Köpürlü-yi müdebbir,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 70a ·
metinde göster ·
… tına bir kat libâs-ı fâhire ve don gömlek ve bir küheylân at ve iki köle ve bir
seyishâne ve
bir kîse guruş ve yüz altun ve bir semmûr kürk ile yigirmi akçe müteka‘id hatt- …
Hemân sa‘âdetlü pâdişâh "Âzâd edin şu çelebiyi" dedikde, ol anda bendlerin çözüp sırtına bir kat libâs-ı fâhire ve don gömlek ve bir küheylân at ve iki köle ve bir seyishâne ve bir kîse guruş ve yüz altun ve bir semmûr kürk ile yigirmi akçe müteka‘id hatt-ı şerîfi verüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 83a ·
metinde göster ·
… ağlar ve ormanlar içre iki gün meks olunup üç bin iki yüz araba ve bu kadar bin
seyishâne ve
bârhâne develeri güc ile ubûr edüp andan cânib-i maşrıka yokuş aşağı 5 sâ‘atde …
Evvelâ bu Demirkapu'da cemî‘i asâkir-i İslâm ile dağlar ve ormanlar içre iki gün meks olunup üç bin iki yüz araba ve bu kadar bin seyishâne ve bârhâne develeri güc ile ubûr edüp andan cânib-i maşrıka yokuş aşağı 5 sâ‘atde nüzûl edüp dıraht-ı azîmler temâşâ ederek diyâr-ı Erdel'e kadem basup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 2b ·
metinde göster ·
El-hâsıl küffâr gitdikçe galebe 54a edüp bir kerr[e] âh u feryâd ederek mağlûb olup târumâr olup çingâneler dedüğü gibi "Zuşte panu pine valu ormanos keres" etdikleri gibi bizler dahi küme küme ormanlara girdik, ammâ çok uzak gitmedik. Küffâr bizi komayup ibtidâ atlara sarılalım derken hikmet-i Hudâ atların niçesi bize doğru gelüp ve niçesi dağlarda birbirleriyle anlar da çekişerek boğuşup döğüşerek serserî gezerlerken niçe gâzîlerimiz varup atların dutup getirdiler. Bu kerre küffâr cümle seyishâneleri ve niçe atları dağlara götürdüler ve sehel gitmeden dağlar içre yükleri yıkup cümle mâlı pay etmeğe oturdular. Küffâr-ı murdâr gözümüz önünde mâlımızı yağmâ ederken biz dahi cümle bir yere geldik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 53b–54a ·
metinde göster ·
… ek kal‘a-i Uyvar altından çıkup azm-i râh-ı Komaran etdikde hakîr dahi iki re’s
seyishâne ve
dörd at ile dörd aded gulâmlarımla Gürcî Paşa ile giderken yolumuz üzre meks ed …
Hikmet-i Hudâ kal‘a-i Uyvar ta‘mîr ü termîm ve amâr olurken bu hakîrin atlara zahîreleri kalmayup bir yevm-i menhûsda Gürcî Mehemmed Paşa nâm nüfûsun tâli‘-i menhûsunda mutasarrıf olduğu Haleb eyâletiyle kal‘a-i Komaran altına ota otluğa ve zahîreye giden cünûd-ı muvahhidîne talî‘a-i asker olup on bin kadar asker ile mehterhânesin döğerek kal‘a-i Uyvar altından çıkup azm-i râh-ı Komaran etdikde hakîr dahi iki re’s seyishâne ve dörd at ile dörd aded gulâmlarımla Gürcî Paşa ile giderken yolumuz üzre meks eden Eflak ve Boğdan ve Tatarlardan dahi yigirmi bin aded asâkir-i bî-amân ve beş bin kadar esb-i gulâmân dahi cem‘ olup böyle bir cemapur kavmi gibi derinti askeri hakîr görünce "Fursat ganîmetdir" deyü memlûklarımla "Evvelü'r-refîk sümme't-tarîk" deyüp cümle bu kadar haşerât ile Uyvar'dan cânib-i cenûba nehr-i Litre kenârıyla dörd sâ‘at gitdikde hemân Gürcî Mehemmed Paşa nehr-i Litre kenârında bir hıyâbân-ı çemenistânda atından enüp kethudâsı (---) Ağaya sancağ u bayrağ u mehterhânesin verüp "Varın siz gidin" deyüp kendüsi ol mezkûr mesîregâhda kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 123b ·
metinde göster ·
… ve cemî‘i haymeleri kat kat değşiremeyüp hemân her çadırı kurulmuş gibi kaskatı
seyishânelere ve
bârhânelere tahmîl edüp el ayak dutmadan kalup mehterlerin boru zurna çalmağa i …
Andan ale's-sabâh bu vâdîden kalkarken cemî‘i kazıklar yerden çıkmayup çıkarmağa çalışanların cümle demir kazıkları sovukdan kırılup ve cemî‘i haymeleri kat kat değşiremeyüp hemân her çadırı kurulmuş gibi kaskatı seyishânelere ve bârhânelere tahmîl edüp el ayak dutmadan kalup mehterlerin boru zurna çalmağa iktidârları olmayup niçe bâr [u] büngâh ordu yerinde kalup kimi atlı ve kimi piyâde gidüp kar hazâ’ini hod ârâm etmeyüp serçe başı gibi yağup ol şiddet-i şitâda ve ol vâveylâ ve dipi ve boranda berzah ve musîbet çekerek 3 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 138a ·
metinde göster ·
… m Kethudâ efendimizin vâlidesinden mektûblar ve bir kat esvâb ile bir at ve bir
seyishâne ve
yüz altun harc-ı râh alup cümle ahbâb ile vedâlaşup yine cânib-i şimâle nehr-i …
Menzil-i kal‘a-i Poçetel: Bunda bir gece dahi mihmân olup İbrâhîm Kethudâ efendimizin vâlidesinden mektûblar ve bir kat esvâb ile bir at ve bir seyishâne ve yüz altun harc-ı râh alup cümle ahbâb ile vedâlaşup yine cânib-i şimâle nehr-i Neretva kenârıyla giderken kal‘a-i Bolagay sağ tarafımızda görünerek kalup taşlıkda 4 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 164a ·
metinde göster ·
… katâr katırlarımızda ve yigirmi pâre gemilerimizde ve bu kadar ağavâtlarımızın
seyishâne ve
katârlarında me’kûlât [u] meşrûbâtlarımız çokdur. Bu ta‘[yî]nât getiren kâfirle …
Hemân paşa dahi getirdikleri eşyâların birisin kabûl etmeyüp defterdârlarını kovup pâdişâh devletinde benim elli arabamızda ve on katâr devemizde ve yigirmi katâr katırlarımızda ve yigirmi pâre gemilerimizde ve bu kadar ağavâtlarımızın seyishâne ve katârlarında me’kûlât [u] meşrûbâtlarımız çokdur. Bu ta‘[yî]nât getiren kâfirleri ve defterdârların reddetdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 46b ·
metinde göster ·
… ve tablları döğülür. Hakkâ ki azîm vezni üzre hâzır-bâş askere mâlikdir kim ne
seyishâne ve
ne bârhâne ve ne kilar ve ne matbah ve ne araba ve ne deve ve ne katâr u mehâr …
Ve hânlar iki tuğlu ve iki sancağ u bayraklı ve yedişer kat mehterhâne çalmağa ruhsat verilmiştir, ammâ kendülerinin askeri önünde ecdâdlarından kalma tarz-ı Efrâsiyâbî boruları ve tarz-ı Cemşîdî sû[r]nâ ve tablları döğülür. Hakkâ ki azîm vezni üzre hâzır-bâş askere mâlikdir kim ne seyishâne ve ne bârhâne ve ne kilar ve ne matbah ve ne araba ve ne deve ve ne katâr u mehâr ve ne top ve ne tüfeng ve ne hayme ve ne hargâh-ı bâr [u] büngâhdan bir nişân olmayup hemân seksen bin aded salt atlı sadaklı ve savatlı ve elleri şıdaklı askerin altı kerre ve yedi kerre yüz bin atları ve alaşaları koş koş cümle atlar[ı] birbirlerinin kuyruklarına bağlayup her koşda, ya‘nî yüz adımda bir hoşçı nâm kazanları bir bârgîr üzre tokmak kayışlarıyla bağlı olup ve birkaç bârgîrler üzre koyun ve keçi derileri içre yüz(?) pastırması, ya‘nî kavrulmuş darı ve keşkurutları var, gayri me’kû[lâ]tları yok bir alay Tatar-ı sabâ-reftâr-ı adû-şikârlardır kim dâ’imâ mu‘tâdları budur kim on konak yeri bir günde alırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 125b ·
metinde göster ·
… üffârın gidecek yeri olmayup orta yerde topa tutulmuş maymûna dönüp harbende ve
seyisler ve
nâ-bâliğ gulâmlar bile küffârı kırmadan tâb [u] tüvânları kalmadı.
Ammâ mel‘ûn küffârı mübârizân-ı dilâverân kıra kıra bî-tâb u bî-mecâl olup ta‘âm yeyüp yine kırmağa başladılar, zîrâ küffârın gidecek yeri olmayup orta yerde topa tutulmuş maymûna dönüp harbende ve seyisler ve nâ-bâliğ gulâmlar bile küffârı kırmadan tâb [u] tüvânları kalmadı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 295b ·
metinde göster ·
… kasrına târîh güfte etdiğimiz içün yüz guruş ve bir kat esvâb ve bir at ve bir
seyishâne ve
gulâm refîklerime onar guruş ihsân edüp cümle ahibbâ ve dostân-ı Kütâhiyye ile …
Hânemiz sâhibi Osmân Süleymân Q 8aP 8a Paşazâde kasrına târîh güfte etdiğimiz içün yüz guruş ve bir kat esvâb ve bir at ve bir seyishâne ve gulâm refîklerime onar guruş ihsân edüp cümle ahibbâ ve dostân-ı Kütâhiyye ile vedâlaşup hâne sâhibimiz beğ efendi hakîri göndere gitmeğe esb-süvâr olup niçe a‘yân ile Kütâhiyye'den cânib-i şimâle nehr-i Felend'i ubûr edüp bir sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y14a ·
metinde göster ·
… ne bulmuşlar. Taşırken yere bî-hisâb altun dökülmüş. Tatar huddâmları ve ağavât
seyisleri ve
harbendeleri râst gelüp hissemend olmayup ceng [ü] cidâlin aslı ol imiş. Hemân …
Ve bu arâzî-i Mısır'da ol kadar künûz-ı azîme ve defâyin-i cesîme ve habâyâ-yı kesîre ve metâlib-i azîze vardır. Hattâ şöyle rivâyet ederler, anın bir yeri yokdur kim ol yerde bir genc nihân olmaya. Zîrâ Mısır'ın halkı hâlâ zemînî mezheblerdir. Cümle mâlların yere defn ederler. Hattâ bu hakîr Mısır vâlîsi Kethudâ İbrâhîm Paşa'ya intisâbımız sebebiyle paşa ağaları mâbeyninde Züğürdler yaylası nâm mahalde Koşunlu Tılsım kullesi üzre sâkin idim. Seher vakti hânemden çıkup alay çavuşları konağı önünde bir gavgâ ve bir cidâl ve bir kaç ağavât huddâmları mecrûh olmuş. Hakîr, aslı nedür, deyü ileri varup su’âl etdim. Meğer ol gece ol mahalde defîne bulmuşlar. Taşırken yere bî-hisâb altun dökülmüş. Tatar huddâmları ve ağavât seyisleri ve harbendeleri râst gelüp hissemend olmayup ceng [ü] cidâlin aslı ol imiş. Hemân ardım hakîrin yanı benim yanım sıra olan memlûkların ac kurd gibi ol gavgâ mâbeyninde cüst [ü] cû edüp yüz yetmiş altun bulup hânemize geldik. Defîneye sabâh gördük Ammâ kazılan yerin Ol mâl bulunan yerin hafrine beş âdem sığardı, azîm defîne imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y76b ·
metinde göster ·
… kethudâ-yı ıstabl ve sarrâcbaşı ve yedekcibaşı ve sârbânbaşı ve harbendebaşı ve
seyisbaşı ve
cilavdâr ve meş‘albaşı ve akkâmbaşı, bunlar cümle yıllık çuka ve kumâş hil‘atle …
Paşa Kayıtbay odasında sandaliyye üzre destârile oturup ibtidâ kethudâ beğ dest-bûs edüp bir hil‘at semmûr geyüp ber-karâr olur. Andan şehir havâlesi ve dîvân efendisi ve imâm efendi ve mü’ezzin efendi ve mukâbeleci efendi ve kapucular kethudâsı ve başkapucubaşı ve risâle ağası ve beytü'l-mâl emîni ve hasîl-harc ve on iki merâtib sâhibleri ve ba‘dehu cümle kapucubaşılar ale't-tertîb ve vâcibü'r-re‘âyâ ağaları ale't-tertîb ve müteferrikabaşı ma‘a tevâbi‘ât ale'l-umûm ve delibaşı ma‘a tevâbi‘ihim ve gönüllü ağası ma‘a tâ’ifetihim ve ser-mehterân-ı çalıcıyân ma‘a neferâtihim ve ser-mehterân-ı hayme ma‘a tevâbi‘ât ve vekîlharc ağa ve aşcıbaşı tevâbi‘iyle ve etmekcibaşı ve matbah emîni ve kilârcıbaşı ve masraf kâtibi ve kilâr kâtibi ve etmek kâtibi ve beytü'l-mâl kâtibi ve arpa emîni kâtibi ve âhûr kâtibi ve mataracıyân ve şâtırân ve çâşnigîrbaşı ma‘a tevâbi‘ihim ve emîrâhûr ağa ma‘a neferâtihim ve arpa emîni ve şinikcibaşı ve kethudâ-yı ıstabl ve sarrâcbaşı ve yedekcibaşı ve sârbânbaşı ve harbendebaşı ve seyisbaşı ve cilavdâr ve meş‘albaşı ve akkâmbaşı, bunlar cümle yıllık çuka ve kumâş hil‘atlerin geyüp paşanın destin bûs edüp iltifât olunurlar. Zîrâ hîn-i seferde bu karakullukçu lâzımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y182a ·
metinde göster ·
… ekerler. Ve'l-hâsıl paşa kethudâsından yigirmi beş merâtib sâhibleri ağalara ve
seyisbaşıya ve
akkâmbaşıya varınca ihsânlar mebzûl olur.
Ve yedi bölük ağaları ve musâhib-i sultân kara ağalar ve Çerâkese beğleri ve rûznâmeci efendi ve yetmiş aklâm efendileri ve yetmiş ümenâ ve yetmiş keşşâf ve bî-hisâb mültezimîn cümle paşaya at ve tavâşîler ve gayrı hedâyâlar çekerler. Ve'l-hâsıl paşa kethudâsından yigirmi beş merâtib sâhibleri ağalara ve seyisbaşıya ve akkâmbaşıya varınca ihsânlar mebzûl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y186a ·
metinde göster ·
sârbânbaşıları yedek atları âlât-ı silâhları ile müzeyyen ederler. Ve cümle dev …
Hattâ Kâşif Hasan Ağa'nın emîrâhûru ve seyisbaşısı ve sârbânbaşıları yedek atları âlât-ı silâhları ile müzeyyen ederler. Ve cümle develeri sancağ u bayrağ u gûnâ-gûn elbise-i fâhire ile tezyîn edüp dükkân dükkân atları ve develeri gezdirüp her dükkândan birer para alırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y290b ·
metinde göster ·