İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

seyr*

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
929
isabet
874 cümle/beyitte
344,3
milyonda
tüm derleme göre
2
eserde geçiyor
40+
farklı biçim
31 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi926378,3
Dede Korkut Kitabı392,5

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bağlamlar 1–50 / 929

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“seyr*” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 6b … lan kurâ ve kasabâtları ve niçe bin hadîka ve gül [ü] gülistânlı bâğ-ı İremleri seyr [ü] temâşâ ederek hâtıra seyâhat-ı kübrâ ârzûları hutûr edüp,
EÇS I 10a … n Üsküdar tarafında Kadıköy nâm belîdenin Kalamış nâm burnuna dak rû-yı deryâda seyrân u cereyân ederek, temâşâ ederdik, bi-emrillâh-i Ta‘âlâ Yedikulle Burnu'ndan mez …
EÇS I 15b … kâ gibi sakalına incü dizüp başına tâc-ı İskender-i Keyâniyânı geyüp İslâmbol'u seyr [ü] temâşâ edüp deverân ederdi.
EÇS I 15b … ‘i milel-i nasârâdan ve gayrı edyândan âdemler gelüp İslâmbol'un zîb ü ziynetin seyr [ü] temâşâ edüp giderlerdi.
EÇS I 17a … dan niçe kara koncoloz nâm câdûlar çıkup arabalar üzre {süvâr olup} deverân [u] seyrân ederlerdi. Vakt-i seher karîb oldukda yine cümle koncolozlar mezkûr gâra girüp …
EÇS I 20b … ma‘bedgâh-ı İslâm eyle" deyü hayr du‘âlar edüp deyr-i azîmin cânib-i erba‘asın seyr [ü] temâşâ ederken papas ve kıssîslerin tahrîkiyle fursat ganîmetdir, bunlar se …
EÇS I 20b … olup asker-i İslâm'a hâb-ı hargûş verüp ziyâfetler ederek şehr-i Kostantînimizi seyr [ü] temâşâ edün diyerek askeri Âhûrkapu'ya der-kenâr olmuş kadırkalardan ba‘îd …
EÇS I 23b–24a … bdan geçüp Gâzî Hudâvendigâr hamd-i Hudâ ederek lâşe-i küffâr-ı dûzah-karârları seyr [ü] temâşâ ederken lâşeler içinden Vilaşkobla nâm kâfir elinde tîğ-ı Dahhâkdan …
EÇS I 27b … r bir katıra süvâr olup ulemâ kıyâfetiyle İslâmbol kal‘ası etrâfların deverân u seyrân edüp asâkir-i İslâma ihsân [ü] in‘âmlar edüp ve istimâletler ile va‘de-i kerîme …
EÇS I 30a {Menâkıb-ı Yâvedûd Sultân}: Sultân Mehemmed Ayasofya'yı seyr [ü] temâşâ edüp deverân ederken Terlerdirek nâm bir mahalde bir nûr-ı ilâhî ber …
EÇS I 32a … ve hıyâbân-ı koyah etd[i] kim Cenâb-ı izzet ber-hevâ tayerân eden ve ber-zemîn seyrân eden hûş-ı tuyûrun ve hayvânât-ı gûnâ-gûnun envâ‘ı ol dırahtistân içre mevcûd i …
EÇS I 33b … Tevârîh-i Yanıvan kavli üzre ibtidâ Hazret-i Süleymân dâr-ı dünyâyı deverân [ü] seyrân ederek emrine râm olan bâd-ı sabâ-sür‘at serîr-i Süleymânî İslâmbol zemîninde S …
EÇS I 36b Ve hergiz seyr [ü] temâşâsına ukûl-ı fuhûl, havâs u mikyâs ve bî-kıyâs ve mühendisîn-i sâhib k …
EÇS I 45a … kayık ve gayrı keştîlerin şinâverlik etdikleri birer birer râyegân bir harem-i seyr-i cihân yerdir.
EÇS I 45b … i‘mârîde kâmil ve sâhib-ayârları gelüp bevvâblar ile bu câmi‘-i münevveri gelüp seyr [ü] temâşâ ederken bevvâb kayyımlar bu kâfirlerin ayaklar{ına} başka mest geydi …
EÇS I 68a … bâğ-ı İrem-misâl Şâh-bâğı nâmıyla iştihâr bulan bâğ-ı hıyâbânı bizzât Murâd Hân seyr [ü] temâşâ edüp engüşt ber-dehen edüp fermânları üzre tarfetü'l-ayn içre asker- …
EÇS I 68b … Bâğçekapusu'ndan leb-i deryâ ile belde-i Kostantıniyye'nin ta‘mîr [ü] termîmini seyr [ü] temâşâ ederek edâ-yı cum‘a ve ziyâret edüp Edirnekapusu tarafının kal‘a dîv …
EÇS I 70a … egâh ta‘allukâtından makâm-ı mâye ve beste-nigâr misilli şu‘abâtlarda deverân ü seyrân ederek dübeyt:
EÇS I 72a Alâmet-i diğer: Bağdâd'a giderken Haleb kal‘asına çıkup şehr-i Haleb'i seyr [ü] temâşâ ederken bir cirid endâht etmişdir kim bir tîr-i tîrkeş menzili vardı …
EÇS I 76b Bu müferrah menzilin Cevrî dedi târîhini / Seyr içün oldu binâ bu kasr-ı Sultân-ı cihân. / Sene (---).
EÇS I 86b … senede bu yedi kıral kâfiristânda pâdişâh-ı vakt-misâl Cenâb-ı Allâh'ın mülkünü seyr [ü] temâşâ edüp Rabbü'l-âlemîn böyle müyesser etmiş.
EÇS I 91b Seyr edenler birbirine gösterüp dedi târîhin / Mustafâ Paşa baka yapdı ne zîbâ medre …
EÇS I 97a … r, manzûrumuz olmamışdır. Ammâ bâlâda tahrîr olunan hammâmların cümlesine girüp seyr [ü] temâşâ etmek müyesser olmuşdur. Eğer her birinin âb [u] hevâsı ve hoş binâs …
EÇS I 97b Leb-i deryâda seyrân eyle hammâmını Monlânın.
EÇS I 98a Ölmedi Şeh Mehemmed ibn Murâd / Belki bâğ-ı cinâna kıldı seyr / İşi hayr olduğuyçün halka / Oldu târîh ana du‘â-yı hayr. / Sene 886.
EÇS I 100a Gurbetde seyrân eyleyüp mihmân olayın bir zamân.
EÇS I 107a Seyr edüp anı Sâ‘î-i Dâ‘î / Dedi târîh ka‘betü'l-uşşâk. / Sene (---).
EÇS I 114b … a‘l-gûn yanakları arakrîz olup iki elleri ketiflerinde şallak mallak devrân [u] seyrân ederdi.
EÇS I 115a Mesîre-i evvel: Bir kerre bir kaç yârân ile dîvân seyrine giderken râh-ı dîvânda bu dîvâneye râst geldik. Başına bir pâre pâre bostâncı k …
EÇS I 121b … tî-i dîn-i Ahmed Hâmid Efendi çünkim / Etdi güzer cihândan ukbâya oldu mes‘ûd / Seyrimde gece gördüm bir gülsitânda anı / Anda Habîb-i ekrem Ashâbı cümle mevcûd / Dedim …
EÇS I 122b Ederken âlemi seyr [ü] temâşâ / Adem iklîmine erişdi râhı / Bir eksikli Beyânî dedi târîh / Behîşt …
EÇS I 123a … ûş edüp niçe bin kayık ve peremeler ile Kâğızhâne teferrücüne giden kimesneleri seyr [ü] temâşâ edüp ihsân [ü] in‘âmlar ederdi. Hâlâ ol bâğ-ı İrem Sultân Mehemmed H …
EÇS I 124b … alîc'in tarafeyninde olan kat-ender-kat yalıları ve bâğ u bâğçe ve tershâneleri seyr [ü] temâşâ ederek murâd [ü] merâmları olduğu yere giderler.
EÇS I 126b … dır. Ba‘zı mahbûb [u] dostân nîlgûn fûtaya sarılmış billûr-misâl beyâz dilberân seyr olunur bir teferrücgâh-ı gâhgâh-ı nâgâhdır, hergâh değildir mâh be-mâhdır kim m …
EÇS I 133b Leb-i deryâda seyrân eyle hammâmını Monlâ'nın.
EÇS I 139b … î‘i üstâd-ı nakkâşân-ı Mânî ve Erjeng, Bihzâd, Velîcân-misâl nakkâş-ı cân gelüp seyr [ü] temâşâ edüp engüşt ber-dehen ederler kim bu kadar seneden berü leb-i deryâ …
EÇS I 143b … ır. Ammâ cümleden pâdişâhlara mahsûs olan bâğçe-i cennet-âsâlar birer tarîk ile seyr olunsa her biri birer temâşâgâh-ı nısf-ı cihândır.
EÇS I 143b Ve seyrângâh-ı Doğancılar meydânı, selâtînler Üsküdar'a göç etdikleri mahalde cümle doğanbâz b …
EÇS I 143b Ve seyrângâh-ı Şemsî Paşa, bunda dahi cümle âşıkân ba‘de'l-asr gelüp âyende ve revende kayıkla …
EÇS I 144a … ib kazâ-yı nâgehânî semtine sâlik oldu. Bir gece âlem-i rü’yâda {nîrân-ı cahîmi seyrân edüp havfından bîdâr olup cümle mâ-melekin bezl eyleyüp Bursa'da Üftâde Efendi' …
EÇS I 146b … âdişâhlar bu meydânda çetr-i mullamma‘ların kurup cümle pehlivânların âsârların seyr [ü] temâşâ ederler kim ibret-nümâ makdûr-ı beşer olmayan temâşâ-yı garîbeler va …
EÇS I 147b … arş [u] kürsüm ve levh [u] kalemim ve (---) kat cennetim ve on sekiz bin âlemim seyr eyleyüp cemâlim müşâhede etsün" deyü Cenâb-ı izzetden selâm getirüp Hazret'in m …
EÇS I 152a … ûr etsinler kim ne kadar bin askerdir ve ne kadar müzeyyen ü mülebbes esnâfdır, seyr [ü] temâşâ edem. Düstûr-ı hümâyûnum böyle sâdır olmuşdur. Ve eyle bir alay-ı az …
EÇS I 159b … k azîm ekmekleri sırık hammâllarına tahta-pûşlar üzre götürdüp iki tarafda olan seyrâncılara ekmekler bezl ederek cümle sivri külâhlı acemî oğlanları ile pür-silâh saf saf …
EÇS I 162a … karinası edüp funda ile yakarak ve gemileri yağlayarak ve câ-be-câ malalar ile seyrâncıları ,
EÇS I 162b … akızı ve katrân satarak ubûr ederken niçe piyâde âdemleri katrânlı tulumlar ile seyrâncılar içine girüp halkı birbirlerine katup "yol verin" deyü feryâd edüp şakalar edere …
EÇS I 169a … giderek iç gulâmları dahi akîblerince pür-silâh olup her biri mâh-ı tâbân gibi seyrân ederek ubûr ederler. Dahi ardları sıra sekizer kat mehterhâne ile ubûr ederler.
EÇS I 173b … ve katr-ı nebât-ı hamavîler ve yetmiş elvân helvâlar ile dükkânların zeyn edüp seyrâncılar üzre helvâ nisâr edüp şakalar ederek ubûr ederler.
EÇS I 175b … lar içre tereyağı ve sarı [say] yağı ile zeyn edüp pür-silâh ubûr ederken ba‘zı seyrâncı dilberânların gördükde "Çelebi seni yağlarım gerice dur, üstüne yağım bulaşması …
EÇS I 179a … olup cümle vücûduna yağ sürüp ellerinde üfürülmüş rûzgâr ile memlû tulumlar ile seyrâncıların üzerine vardıkca temâşâcılar gerüye kaçup şâhrâhı küşâde ederler. Ba‘zısı yağlı …