… a dağlar içre bir kûh-ı bülend üzre nümâyân idi. Ammâ yanına varmayup alarkadan
seyr edüp
ubûr etdik.
{Evsâf-ı kal‘a-i Gülüsaht: Bir yalçın kaya üzre şekl-i murabba‘ bir kal‘acıkdır. Acem hükmünde Tiflis nâhiyesidir. Sağ tarafımızda dağlar içre bir kûh-ı bülend üzre nümâyân idi. Ammâ yanına varmayup alarkadan seyr edüp ubûr etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 320a ·
metinde göster ·
… îr olunup ertesi rûz-ı nevrûzda yine cânib-i şarka âbâdân sahrâlar içre kendler
seyr edüp
6 sâ‘at,
Andan bu şehr-i Tesûy sultânı ziyâfet-i azîm edüp ba‘de't-tenâvül Rûmiyye hânının bu şehirde elli dükkânçesi ve pest ve şeş bâğ-ı hıyâbânları tahrîr olunup ertesi rûz-ı nevrûzda yine cânib-i şarka âbâdân sahrâlar içre kendler seyr edüp 6 sâ‘at,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 301a ·
metinde göster ·
… sâfları tahrîr olunmuşdu. Lâkin bu mahalden Nihâvend ve Kum ve Kâşân diyârların
seyr edüp
yine bu kal‘a-i Kirmânşâhî'ye gelmek iktizâ etdi. Zîrâ bu Kirmânşâhî diyâr-ı He …
Menzil-i kal‘a-i Kirmânşâhî: Bu kal‘a dahi mukaddemâ bâlâda Şâh İsmâ‘îl binâ etdiğiyçün Kirmânşâhî dedikleri ve gayrı evsâfları tahrîr olunmuşdu. Lâkin bu mahalden Nihâvend ve Kum ve Kâşân diyârların seyr edüp yine bu kal‘a-i Kirmânşâhî'ye gelmek iktizâ etdi. Zîrâ bu Kirmânşâhî diyâr-ı Hemedân'a üç menzil olup Bağdâd yolu üzre vâki‘ olmuş bir kal‘a-i Kirmânşâhî'dir. Lâkin bu hakîr bu mahalleri geşt [ü] güzâr etmek içün seb‘a-i seyyâre-vâr devr-i diyâr edüp Kirmânşâhî'den cânib-i cenûba üç sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 328a ·
metinde göster ·
… onra yine kal‘a-i Basra'ya gelince altmış bir pâre şehir ve kılâ‘ vü kasabâtlar
seyr edüp
yine diyâr-ı Medâyin üzre kal‘a-i Bağdâd'a geldim. Andan Murtazâ Paşa efendimiz …
Hakîr eyitdim: "Vallâhi sultânım, seyâhat etmediğim diyârlar ol semtde çok idi. Sultânımın Acem hânlarına ihsân etdiğiniz mektûblar elime girince ‘Fursat ganîmetdir’ deyüp Murtazâ Paşa hedâyâsın getiren (---)(---) Ağa da sebük-rûh bir yâr-ı muvâfık ele girince diyâr-ı Acem'de kırk altı pâre sağîr ü kebîr şehir temâşâ edüp diyâr-ı Irâk'da Bağdâd'a vardım. Andan Murtazâ Paşa karındaşınızın mektûbuyla vilâyet-i Basra ve Lahsa ve Ummân ve Tûcmekrân ve Katîf ve Cerâyir-i Hâridât ve Bahr-i Hürmüz ve andan yine diyâr-ı Acem'de şehr-i Huveyze ve şehr-i Durak ve niçe şehirlerden sonra yine kal‘a-i Basra'ya gelince altmış bir pâre şehir ve kılâ‘ vü kasabâtlar seyr edüp yine diyâr-ı Medâyin üzre kal‘a-i Bağdâd'a geldim. Andan Murtazâ Paşa efendimizin Yûsuf Kethüdâsıyla diyâr-ı Kürdistân'da eyâlet-i şehrezûl ve eyâlet-i İmâdiyye'de dahi yigirmi altı pâre kılâ‘ u şehr-i müzeyyenler seyr edüp Diyârbekir'e geldik. Andan yine Bağdâd yoluyla çölden yigirmi üç günde Bağdâd'a gelüp andan mâh-ı (---) Murtazâ Paşa ile vedâ[‘]laşup (---) günde şehr-i Musul'a andan yine Kürdistân içre (---) sancak yeri temâşâ edüp vilâyet-i Hakkârî'den bu Van'a gelince cümle (---) aded sancak yerde (---) aded kal‘a temâşâ edüp hamd-i Hudâ ten-dürüstce sultânımın mübârek cemâlin gördüm" deyü yine hâk-i pâyine rûmâlîde edüp Basra'da Efrâsiyâboğlu Hüseyin Paşa mektûbların ve Murtazâ Paşa ve Bağdâd a‘yânlarının ve İmâdiyye ve şehrezûl [ve] Akra ve Zaho ve Dühük ve Cezîre ve Musul ve Hasankeyf ve Diyârbekir vâlîsi Firârî Mustafâ Paşa'nın ve'l-hâsıl cümle mîr-i mîrân ve ümerâ ve a‘yân u eşrâfların yüz yetmiş kıt‘a mektûbların ve Hüseyin Paşa ve Murtazâ Paşa'nın verdiği hedâyâları defteri mûcebince cümle Melek Ahmed Paşa'ya hedâyâları teslîm edüp emânet-kârlığı edâ etdik ve paşadan hayr du‘âlar alup bu hakîre bir kîse guruş ve bir kat libâs-ı fâhire ve bir raht ve zeynli mu‘teber at ihsân edüp hamd-i Hudâ konağımıza varup cümle dostânlar ile müşerref olup ertesi gün Murtazâ Paşa efendimizin koşduğu üç bayrak sarıca yiğitlerine bu hakîr üç yüz guruş verüp paşa efendimizden ve bizim sıhhatle Van'a dahil olduğumuzu mektûblar ile Murtazâ Paşa'ya i‘lâm edüp mezkûr refîkleri Bağdâd'a Kürdistân-ı Hakkârî içre yolladık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 5a ·
metinde göster ·
… rezûl ve eyâlet-i İmâdiyye'de dahi yigirmi altı pâre kılâ‘ u şehr-i müzeyyenler
seyr edüp
Diyârbekir'e geldik. Andan yine Bağdâd yoluyla çölden yigirmi üç günde Bağdâd'a …
Hakîr eyitdim: "Vallâhi sultânım, seyâhat etmediğim diyârlar ol semtde çok idi. Sultânımın Acem hânlarına ihsân etdiğiniz mektûblar elime girince ‘Fursat ganîmetdir’ deyüp Murtazâ Paşa hedâyâsın getiren (---)(---) Ağa da sebük-rûh bir yâr-ı muvâfık ele girince diyâr-ı Acem'de kırk altı pâre sağîr ü kebîr şehir temâşâ edüp diyâr-ı Irâk'da Bağdâd'a vardım. Andan Murtazâ Paşa karındaşınızın mektûbuyla vilâyet-i Basra ve Lahsa ve Ummân ve Tûcmekrân ve Katîf ve Cerâyir-i Hâridât ve Bahr-i Hürmüz ve andan yine diyâr-ı Acem'de şehr-i Huveyze ve şehr-i Durak ve niçe şehirlerden sonra yine kal‘a-i Basra'ya gelince altmış bir pâre şehir ve kılâ‘ vü kasabâtlar seyr edüp yine diyâr-ı Medâyin üzre kal‘a-i Bağdâd'a geldim. Andan Murtazâ Paşa efendimizin Yûsuf Kethüdâsıyla diyâr-ı Kürdistân'da eyâlet-i şehrezûl ve eyâlet-i İmâdiyye'de dahi yigirmi altı pâre kılâ‘ u şehr-i müzeyyenler seyr edüp Diyârbekir'e geldik. Andan yine Bağdâd yoluyla çölden yigirmi üç günde Bağdâd'a gelüp andan mâh-ı (---) Murtazâ Paşa ile vedâ[‘]laşup (---) günde şehr-i Musul'a andan yine Kürdistân içre (---) sancak yeri temâşâ edüp vilâyet-i Hakkârî'den bu Van'a gelince cümle (---) aded sancak yerde (---) aded kal‘a temâşâ edüp hamd-i Hudâ ten-dürüstce sultânımın mübârek cemâlin gördüm" deyü yine hâk-i pâyine rûmâlîde edüp Basra'da Efrâsiyâboğlu Hüseyin Paşa mektûbların ve Murtazâ Paşa ve Bağdâd a‘yânlarının ve İmâdiyye ve şehrezûl [ve] Akra ve Zaho ve Dühük ve Cezîre ve Musul ve Hasankeyf ve Diyârbekir vâlîsi Firârî Mustafâ Paşa'nın ve'l-hâsıl cümle mîr-i mîrân ve ümerâ ve a‘yân u eşrâfların yüz yetmiş kıt‘a mektûbların ve Hüseyin Paşa ve Murtazâ Paşa'nın verdiği hedâyâları defteri mûcebince cümle Melek Ahmed Paşa'ya hedâyâları teslîm edüp emânet-kârlığı edâ etdik ve paşadan hayr du‘âlar alup bu hakîre bir kîse guruş ve bir kat libâs-ı fâhire ve bir raht ve zeynli mu‘teber at ihsân edüp hamd-i Hudâ konağımıza varup cümle dostânlar ile müşerref olup ertesi gün Murtazâ Paşa efendimizin koşduğu üç bayrak sarıca yiğitlerine bu hakîr üç yüz guruş verüp paşa efendimizden ve bizim sıhhatle Van'a dahil olduğumuzu mektûblar ile Murtazâ Paşa'ya i‘lâm edüp mezkûr refîkleri Bağdâd'a Kürdistân-ı Hakkârî içre yolladık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 5a ·
metinde göster ·
… da medfûn olan şühedâların rûhların şâd edüp aşağıda zeyn olan ordu-yı camapuru
seyr edüp
âlem-i hayretde kaldım, ammâ derûn-ı dilden du‘â edüp dedim ki,
Hattâ hakîr "Bu püşte bir kân-ı şühedâ ve bir makâm-ı âlîşândır" deyü hakîr piyâde reviş bu hünka üzre çıkup bir Fâtiha ile merhûm Süleymân Hân'ın ve anda medfûn olan şühedâların rûhların şâd edüp aşağıda zeyn olan ordu-yı camapuru seyr edüp âlem-i hayretde kaldım, ammâ derûn-ı dilden du‘â edüp dedim ki,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 101b ·
metinde göster ·
… va cenginde yedi kerre yüz bin küffârı dendân-ı tîğdan geçürüp piyâdece leşkeri
seyr edüp
şühedâları Klab nehri kenârında bir yere yığarken küffâr leşleri içinden menkûs …
Lisân-ı Latince (---)(---)(---) demekdir. Bânîsi Sırf krallarından Seleşti Kral binâsıdır. Fâtihi bizzât sene (---) târîhinde Gâzî Hudâvendigâr, ya‘nî Sultân Murâd-ı Evvel ibn Orhân Gâzî'dir kim bu kal‘ayı feth edüp, ba‘dehû Kosova cenginde yedi kerre yüz bin küffârı dendân-ı tîğdan geçürüp piyâdece leşkeri seyr edüp şühedâları Klab nehri kenârında bir yere yığarken küffâr leşleri içinden menkûs Koblaki nâm bir kefere kalkup Sultân Murâd'ı şehîd eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 167a ·
metinde göster ·
koca baba yine mezkûr şazrevân çeşmesi lülesin bir san‘at ile çevirüp kapatdıkd …
Bu temâşâ-yı şazrevânı seyr edüp koca baba yine mezkûr şazrevân çeşmesi lülesin bir san‘at ile çevirüp kapatdıkdan sonra su yukaru küngler ile evce urûc etmeğe başladı, ammâ san‘at-ı garîbe vü acîbenin güzîdesi nehr-i Tuna havzı içinde olan gülle-misâl demir toplar biri biri ardı sıra Tuna suyun demirden su borularına vurup suyu borulara zor ile dıkmasında san‘at-ı azîmedir. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 97a ·
metinde göster ·
ba‘dehu Köpürlü oğlu sadrıa‘zam tarafından elçi paşaya gelen emr-i pâdişâhîyi d …
Bu şehri murâd [u] merâmımız üzre seyr edüp ba‘dehu Köpürlü oğlu sadrıa‘zam tarafından elçi paşaya gelen emr-i pâdişâhîyi dîvân-ı Varat'da kırâ’at edüp Nemse çâsârı huzûrunda nâme-i hümâyûn kırâ’at olunup akd-i sulh olundukda Nemse çâsârının ricâsıyla bu Varat kal‘ası yanında Hayduşak vilâyeti içinde Seykelhit kal‘ası yıkılma fermânı kırâ’at olundukda hâkim-i Varat Hısım Mehemmed Paşa ve cümle serhad askerleri bu emr-i şerîfe amel edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 87b ·
metinde göster ·
yine gemilere süvâr olup nehr-i Tuna'nın yemîn [ü] yesârın temâşâ ederek Tuna i …
Bunu dahi seyr edüp yine gemilere süvâr olup nehr-i Tuna'nın yemîn [ü] yesârın temâşâ ederek Tuna ile baş yukaru yine Medova kal‘asına gelüp anda dizdârdan refîk kulağızlar alup andan atlarımıza süvâr olup 5 sâ‘atde el-ıyâzen billâh Gâzî Alî Beğ derbendinden teper aşağı nüzûl edüp yine Tuna kenârıyla vâsi‘ yerlerde kurâlar geçüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 94b ·
metinde göster ·
… başı ucundaki delikden cenneti temâşâ ede ve ayağı ucundaki delikden cehennemi
seyr edüp
azâbı anınla def‘ ola.
Ve bu kavim gayri Çerkes gibi ölülerini yere gömüp toprağı yığın yığın etmezler. İri meşe ve pelîd ağaçlarını sandık gibi içlerini oyup ölülerin koyup ağzını muhkem berk edüp sandûkun başı ve ayağı ucuna birer delik delüp ulu ağaçların dalları arasına bu sandûku ağaca sarup sarmalayup mıhlayup korlar. Ba‘dehu ol deliklerden bal arıları girüp bal yaparlar. Bilürler kim ölüleri cennetlikdir. Eğer arılar bal yapmazsa "Vay ölümüz cehennemlikdir" deyü ağlaşırlar. Ve gâyet müte’ellim olup ol ölünün rûhiyçün beş on domuz boğazlayup kabaklara üleşdirirler. Ve zu‘m-ı bâtıllarınca mürdeleri başı ucundaki delikden cenneti temâşâ ede ve ayağı ucundaki delikden cehennemi seyr edüp azâbı anınla def‘ ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 155a ·
metinde göster ·
… havza varınca enüp niçe bin âsâr-ı garîbeler ve niçe bin benî âdem üstühânların
seyr edüp
vesîlemiz olan papaslar ile üç sâ‘atde taşra selâmete çıkdık.
Andan aşağı ka‘r-ı zemînde tâ havza varınca enüp niçe bin âsâr-ı garîbeler ve niçe bin benî âdem üstühânların seyr edüp vesîlemiz olan papaslar ile üç sâ‘atde taşra selâmete çıkdık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 255b ·
metinde göster ·
cümle gâziyân-ı mücâhidânlar ile vedâ‘laşup baba oğuldan ayrıldıkda ağlaşır gib …
Bu kal‘ayı dahi seyr edüp cümle gâziyân-ı mücâhidânlar ile vedâ‘laşup baba oğuldan ayrıldıkda ağlaşır gibi ağlaşarak birbirlerimizden ayrılup kıble tarafına leb-i d[er]yâ ile bâğlar ve zeytûnlükler içre kâhîce taşlıca yerler üzre 3 sâ‘atde renc-i anâ çekerek gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 268a ·
metinde göster ·
… rın geçüp bunlar dahi Anatolkoz hükmünde vezîria‘zamlar hâssıdır. Bu dalyanları
seyr edüp
gûnâ-gûn balıklar tenâvül edüp,
Nehr-i Aspir'i atlar ile geçüp deryâ kenârınca ufacık adacıkları seyr ederek geçüp ve Rûmeli tarafında Venedik körfezi deryâsı içindeki sığ denizlerde balık dalyanların geçüp bunlar dahi Anatolkoz hükmünde vezîria‘zamlar hâssıdır. Bu dalyanları seyr edüp gûnâ-gûn balıklar tenâvül edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 340b ·
metinde göster ·
Ve bu cezîrede bâğ u bâğçe yokdur ve suları sarnıcdır. Anı
seyr edüp
iki günden sonra on pâre Sönbeki firkatesi hâzır olup ve on pâre firkate ve san …
Ve bu cezîrede bâğ u bâğçe yokdur ve suları sarnıcdır. Anı seyr edüp iki günden sonra on pâre Sönbeki firkatesi hâzır olup ve on pâre firkate ve sandal, Rodos'dan gelüp bizim firkate ile yigirmi bir pâre firkate ve sandal boğazı şaykanın ikisin yedeğe alup donanma-i azîm ile şâdumân ederek Sönbeki'den Rodos'a lodos üzre (---) mîl muvâfık eyyâm ile gidüp biz dahi "avanta kürek" deyüp fi'l-hâl Rodos limanı önüne vardıkda bizim alayımızdan bir yaylım top ve tüfeng şâdumânı edince Rodos kal‘asının burc [u] bârûsundan ve mendirek kullesinden bir yaylım balyemez toplar atup kal‘a-i Rodos murg-ı semender-vâr âteş içinde kalup hamd-i Hudâ selâmetle kal‘a-i Rodos'a dâhil olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y113a ·
metinde göster ·
halîci tathîr eden ağaya ve sâkıye emînine ve subaşıya ve muhtesib ağaya ve paş …
Anda paşa bu acîbe vü garîbeleri seyr edüp halîci tathîr eden ağaya ve sâkıye emînine ve subaşıya ve muhtesib ağaya ve paşa vekîlharcına bu altı kimesneye hil‘at-ı fâhireler geydirüp lenger koparup Nîl'den yukaru yine şâdumânlıklar ederek cânibeynine selâm vererek kasr-ı Ümmü'l-kıyâs'da lenger-endaht olup cümle asker ile ve a‘yân-ı Mısır emîr-i ümerâlar ile taşra çıkup salât-ı zuhru edâ edüp Nîl kesimi olduğuna secde-i şükr edüp bin bin hamd [u] senâ eder. Andan cemî‘i a‘yân-ı Mısır'a paşanın ziyâfeti olup summât-ı Muhammedî olur kim vasfında lisân kâsırdır. Bu mahalde paşayı yeniçeri ağası ale's-sabâh Kademü'n-Nebî'de ziyâfete da‘vet eder. Paşa dahi da‘vete icâbet n'ola deyüp cümle erbâb-ı dîvân ve ulemâ ve şürefâ-yı a‘yân ba‘de't-ta‘âm paşadan me’zûn olup herkes dâ’iresine gidüp ilm-i mûsikîde dâ’ire ile zevk [u] safâ ederler, ammâ dâ’ireleri usûlden çıkmazlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y153b ·
metinde göster ·