… kayık ve gayrı keştîlerin şinâverlik etdikleri birer birer râyegân bir harem-i
seyr-i
cihân yerdir.
Ve cânib-i şarka nâzır Hammâmkapusu, bu dahi (---) kademe nerdübân ile hammâma nüzûl olunur. Ammâ bu tarafda haremin dîvârı olmayup şehr-i İslâmbol'u temâşâ içün bir kenâr sedd-i dîvâr-ı pes çekilmişdir. Cümle cemâ‘at anda meks edüp Hünkâr sarâyı ve Üsküdar'ı ve Boğazhisâr'ı ve Beşiktaş'ı ve Tophâne ve Galata ve Kâsımpaşa ve Okmeydânı serâpâ nümâyândır. Ve halîc-i İslâmbol ve Boğaz içre bâdbânların küşâde edüp niçe bin pereme ve kayık ve gayrı keştîlerin şinâverlik etdikleri birer birer râyegân bir harem-i seyr-i cihân yerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 45a ·
metinde göster ·
… aht ve bir kılıc ve bir gaddâre hedâyâ verüp kuyumcubaşı zemîn-bûs edüp pâdişâh
seyr-i
şikâra revâne olup ba‘dehu on iki bin halîfeler kuyumcubaşıdan dest-bûs edüp me …
Ba‘dehu kuyumcubaşı pâdişâha bir murassa‘ ve mücevher pîş-tâhta ve devât ve bir zî-kıymet mücevher raht ve bir kılıc ve bir gaddâre hedâyâ verüp kuyumcubaşı zemîn-bûs edüp pâdişâh seyr-i şikâra revâne olup ba‘dehu on iki bin halîfeler kuyumcubaşıdan dest-bûs edüp me’zûn olurlar. Yedi gün yedi gecede cevâhir ve murassa‘ât kemer kuşaklı uşaklar ve cümle dilberânlar zer-ender-zere müstağrak olup cevâhir bıçaklar ve hançerler dakınup zerdûz harîr şed peştemâller ile tâvûs-ı bâğ-ı İrem gibi reftâr edüp pîrlerin dest-bûslarıyla revâne olurlar. Ve bu Kâğızhâne fezâsında beş altı bin hayme ve hargâhlar kurulup yigirmi gün yigirmi gece âdem deryâsı olup geceleri Kadr ve rûzları rûz-ı ıyd olur. Hulâsa-i kelâm bu teferrüce bir esnâf mâlik olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 186a ·
metinde göster ·
… ş oğlanıyla müşâvere ederek "Acabâ oğlan! Şu cengi kankı bâğdan ve kankı dağdan
seyr-i
temâşâ etsek ve ne yüzden yük aklığı etsek?" der.
Niçesi tuman peçe olup ayağına na‘lin geyüp elinde asâsı ile reftâr eder. Kimisi bir ayağına çizme ve bir ayağına kubâdî pâbuç geymiş. Kimi semmûr kürkün hizmetkârına vermiş oğlanıyla müşâvere ederek "Acabâ oğlan! Şu cengi kankı bâğdan ve kankı dağdan seyr-i temâşâ etsek ve ne yüzden yük aklığı etsek?" der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 31b ·
metinde göster ·
… m kıyafetinde oldular. Bizler dahi maslahat tamâm olduğundan mesrûr olup şehrin
seyr-i
seyrânına meşgûl olduk.
Bu fakîrleri gördükde yüzlerin yere sürüp âbdestleri ve tahâretleri yoğiken beş kerre secde-i şükr-i Yezdân etdiler. Fi'l-hâl Murtezâ Paşa ağası bunlara birer kat esvâb edüp cümlesin hammâma gönderüp hamd-i Hudâ benî Âdem kıyafetinde oldular. Bizler dahi maslahat tamâm olduğundan mesrûr olup şehrin seyr-i seyrânına meşgûl olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 298a ·
metinde göster ·
safâlar ederken sene 1066 Muharrem'inin on ikinci günü yevm-i âşûrada bulunup D …
Ezîn-cânib mezkûr Dergezîn şehri içre seyr-i safâlar ederken sene 1066 Muharrem'inin on ikinci günü yevm-i âşûrada bulunup Dergezîn hânı kadâğalar etdirüp münâdîler nidâ edüp ta‘âm-ı âşûra cem‘iyyeti oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 312b ·
metinde göster ·
… bin temâşâ-yı garîbe ve mezâhib-i kesîre sâhibi bî-dîn âdemler vardır. Cümleden
seyr-i
garîb oldur kim kavm-i âteşperest var. Anlardan biri mürd oldukda paşaya niçe b …
Evvelâ şehr-i Basra'da niçe bin temâşâ-yı garîbe ve mezâhib-i kesîre sâhibi bî-dîn âdemler vardır. Cümleden seyr-i garîb oldur kim kavm-i âteşperest var. Anlardan biri mürd oldukda paşaya niçe bin guruş verüp akrabâları ol mel‘ûnları Mühennâvî kal‘asında alâ melei'n-nâs âteşe yakarlar. Eğer avretinin muhabbeti var ise erinin ardı sıra kendüyi âteşe atar. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 362b ·
metinde göster ·
… kurşum havfinden} dörd kat bir kebeye sarılup minâreden pâdişâh-ı vakt gibi bir
seyr-i
azîm etmişimdir kim böyle temâşâyı ne Azak cenginde ve ne şibenik cenginde ve n …
Hemân hakîr yine minâreden haykırup, "İşte çapul çiverdiler. Siz de kal‘a kapuların açup taşra çıkup ceng etmeğe hâzır olup cümle topları hâzır-bâş edin" deyü {nidâ edüp hakîr kurşum havfinden} dörd kat bir kebeye sarılup minâreden pâdişâh-ı vakt gibi bir seyr-i azîm etmişimdir kim böyle temâşâyı ne Azak cenginde ve ne şibenik cenginde ve ne Hanya ve Varna cenginde görmemişimdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 60b ·
metinde göster ·
… himâyesinde taraf taraf cemî‘i ahibbâ ve dostân ve âşıkân-ı sâdıkânlarımız ile
seyr-i
safâlar ederken (---)
Üç aydan eksik İslâmbol'da bâğ u bâğçeler ve hadîka ve bostânlar ve şâhâne yalılarda şeb [ü] rûz Kaya Sultân ile efendimiz Melek Ahmed Paşa zevk u safâlar edüp bizler dahi anların zıll-ı himâyesinde taraf taraf cemî‘i ahibbâ ve dostân ve âşıkân-ı sâdıkânlarımız ile seyr-i safâlar ederken (---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 69a ·
metinde göster ·
… ğçede ayş [u] işretde iken ve kimisi kahvehâne ve hammâmda ve hazz-ı nefsi olan
seyr-i
sulûklerde bulunduğu yerlerde bu celâlîlere bir tîğ-i âteş-tâb urdular kim Hale …
Vüzerâ ve mîr-i mîrânların cümlesin bî-te’essüf ve bilâ-usret Hasan Paşa'yı hüsn-i tedbîr ile Haleb'de Murtazâ Paşa sarâyında katl sadedinde iken Hasan Paşa gâfil bulunmayup hayli ceng ederken Murtazâ Paşa kahvecisi Arnavud Mehemmed, Hasan Paşa'nın depesinden bir hançer-i zü'l-ficcâm-ı mühlik urunca "Hay kahbe hîz" deyü Hasan ana hamle ederken âhir-i kâr Bitlisli İbrikdâr Deli Ahmed Hasan Paşa'yı yıkup başın kesüp Murtazâ Paşa'ya Kahveci Mehemmed ve Bitlisli Deli Ahmed başı getirdiklerinde ikisine birer kîse altun verüp Murtazâ Paşa yedi kerre secde-i şükür eyleyüp cenâb-ı Hakk'a hamd u senâ etdikden sonra cümle celâlî kelleleri birer keyd-i mekîn ü kemîn ile kimi ma‘nûken ve kimi şilim şilim ve dilim dilim ile ve kimi kemend-i ayyârân ile boğulup her biri birer hâl-i pür-melâl ile kelle paça olup başları pişmeden ve şiddet-i hârdan her baş şişmeden sâde tuz ile kutular içre basdırup fitrâklere asdırup Hasan Paşa ve Sarı Ken‘ân Paşa ve Tayyaroğlu ve Sarı Ken‘ân Paşa ve Vanlı Erciş Beği Deli Ferhâd Paşa ve Cân Mirzâ Paşa ve Ma‘nek Siyâvuş ve Beğzâde ve Deli Ferhâd Paşa oğlu Yahyâ Beğ'i (---) ve niçe celâlî haşerâtlarının kelleleri Murtazâ Paşa huzûruna gelüp galtân olmada ve ba‘zı celâlîler meyhâne ve bozahâne ve konaklarında zevk u safâda iken ve niçesi keyd-i mekînden emîn olduk zann edüp sûk-ı sultânîde bey‘ ü şirâda iken ve kimi bâğ u bâğçede ayş [u] işretde iken ve kimisi kahvehâne ve hammâmda ve hazz-ı nefsi olan seyr-i sulûklerde bulunduğu yerlerde bu celâlîlere bir tîğ-i âteş-tâb urdular kim Haleblilerin derûnlarındaki âteşleri teskîn olup kellelerin sarây meydânına yığup andan Haleb'in kal‘a kapuların küşâde edüp ahâlî-i Haleb'in ata dona kâdir olan şahbâzları atlanup taşra varoşda ve gök meydânda hayme vü hargâhlarıyla konan celâlîlere eyle kılıç urdular kim Haleb'in Çürük Kana suyuna benî Âdem kanı revân olup mahlût oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 74b ·
metinde göster ·
… ehîb sadâ zâhir olurdu. Bu dahi bir acâ’ib ü garâ’ib temâşâ idi. Bizler dahi bu
seyri
Anadolu tarafında atlar üzre karada seyr [ü] temâşâ edüp cânib-i cenûba (---) s …
Ve bu şehirden sa‘âdetlü pâdişâh başdarda-i hümâyûna süvâr olup aşağı Boğazhisârlar henüz tamâm olmadan anların seyr [ü] temâşâsına giderken Rûmeli ve Anadolu kal‘alarından iki yüz aded balyemez ve şayka ve pranka toplar atıldı kim el-azamet[ullâh] her gülle kubbe kadar deryâ üzre keklik gibi seke seke tâ Kepez burnuna ve Piyâle Paşa Bâğçesi'ne ve Kamışlı buruna gıjgırup pâdişâhın başdardasının kayalığından ve solundan deryâyı Galata handakı gibi açarak talattum-ı deryâ ederek gülleler geçüp karaya çıkup dağları ve bâğları âlân u tâlân ederdi ve ba‘zı keklik gibi seken sekdirme gülleler deryâ içinde birbirlerine râst gelüp bir mehîb sadâ zâhir olurdu. Bu dahi bir acâ’ib ü garâ’ib temâşâ idi. Bizler dahi bu seyri Anadolu tarafında atlar üzre karada seyr [ü] temâşâ edüp cânib-i cenûba (---) sâ‘atde gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 91a ·
metinde göster ·
… iyâh döğüp tahsîl ederler, lâkin cümle çarh dollâbların atlar çevirüp bir turfe
seyr-i
acîb ü garîbdir (---)(---)(---)(---)
Andan binâ-yı ibret-nümâ nehr-i Sava kenârında tophâne kârhânesi vâcibü's-seyr ibret eserdir. Ve ibret-eser-i me’ser şehir hâricinde bir binâ-yı azîm bârûthânesi var. Başka ağalıkdır kim yüz elli aded neferâtları ve her sene biner kantar bârûd-ı siyâh döğüp tahsîl ederler, lâkin cümle çarh dollâbların atlar çevirüp bir turfe seyr-i acîb ü garîbdir (---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 115a ·
metinde göster ·
… mandan ormana gücile bir çamursuz yerde meks edüp bu şehri ve kal‘ayı alarkadan
seyr-i
temâşâ etdik.
Hâlâ Nemse çâsârı hükmünde bir ma‘mûr şehr-i azîmdir. Bunda dahi azîm vezni üzre manastırları olup nâkûshâne kullelerinde papaslar çanları çalup niçe gûne feza‘ u çeza‘lar etdiler. Lâkin bu kal‘a altında meks etdiğimizde bir azîm yağmurlar yağdı kim arabalarımız başımıza belâ olup hakkâ ki ayağımıza bağ olup ba‘zı kâfirleri kayd [u] bend ile taşıma kaydına düşdük, ammâ ormandan ormana gücile bir çamursuz yerde meks edüp bu şehri ve kal‘ayı alarkadan seyr-i temâşâ etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 5a ·
metinde göster ·
… mîn vâsıl olup cümle (---) aded kılâ‘lar ve şehr-i azîmeler ve âsâr-ı garîbeler
seyr-i
temâşâ etdik.
Ve Sadrıa‘zam bu hakîr ile üç sâ‘at-i nücûmî söyleşüp Alaman vilâyetlerinde gördüğümüz âsâr-ı garîbeleri ve binâ-yı acîbe kılâ‘ları su’âl etdikde cemî‘i sergüzeşt [ü] serencâmımız bir bir nakl etdiğimde vâfir hazz etdi, ammâ yolların batak ve çataklarının ve çengelistân-ı bî-amân olduğun nakl etdiğimde hazz etmeyüp "Hele bu söz burda kala" dedikde "Sultânım meclis emânetdir" deyü hâmûş-bâş olup yine Sadrıa‘zam dâ’iresinde haymeme varup sâ’ir hüddâmlarımla hamd-i Hudâ mülâkî olup cümle (---) günde sâlimîn ü gânimîn vâsıl olup cümle (---) aded kılâ‘lar ve şehr-i azîmeler ve âsâr-ı garîbeler seyr-i temâşâ etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 6b ·
metinde göster ·
Bu kal‘a-i Sedd-i İskender'i Haseki Ağa bir sâ‘atde
seyr-i
temâşâ ederken kal‘a neferâtlarından üç yüz aded pür-silâh refîkler âmâde olup …
Bu kal‘a-i Sedd-i İskender'i Haseki Ağa bir sâ‘atde seyr-i temâşâ ederken kal‘a neferâtlarından üç yüz aded pür-silâh refîkler âmâde olup dizdâr ağanın ta‘âmın tenâvül edüp bu kal‘ada yatmadan yine cânib-i şarka bir sâ‘atden eksikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 11b ·
metinde göster ·
temâşâ edüp ne imdâd etmeğe kâbil-i imkân, ancak cümlesi engüşt ber-dehân vâlih …
Cümle asâkir-i İslâm beri tarafda bu cengi seyr-i temâşâ edüp ne imdâd etmeğe kâbil-i imkân, ancak cümlesi engüşt ber-dehân vâlih ü hayrân olup temâşâ ederdik, ammâ ba‘zı cânları ve bî-cân u bî-dermânları ipler ile ve mukaddem kuşaklar ile niçe bin âdemleri sudan çıkarırdık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 21b ·
metinde göster ·
temâşâ edüp atlara çul ve gulâmlara Macar kebeleri alup andan yine cânib-i garb …
Bu kal‘ayı dahi seyr-i temâşâ edüp atlara çul ve gulâmlara Macar kebeleri alup andan yine cânib-i garba 6 sâ‘atde bâğlar ve bâğçeler içre gelüp tekrâr menzil-i kal‘a-i Üstürgon'a dâhil olup ol gün Üstürgon cisri tamâm olup fermân-ı vezîr ile cümle asâkir-i İslâm karşu tarafa geçüp yine cümle askere umûm zahîresi verilüp ol gece anda yatıldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 28b ·
metinde göster ·
temâşâ edüp ertesi gün Eğre Paşası Pirinççi Mehemmed Paşa Dobroçin'den alay-ı a …
Bu şehri dahi seyr-i temâşâ edüp ertesi gün Eğre Paşası Pirinççi Mehemmed Paşa Dobroçin'den alay-ı azîm ile gelirken cümle kal‘ada olan asâkir-i İslâm paşanın istikbâline çıkdıklarında biz dahi ırz-ı pâdişâhîye ta‘zîmen hüddâmlarımızla karşu çıkup at üzre görüşüp at başı berâber şehre gelirken kal‘adan niçe yüz pâre top şâdımânları olup bir ra‘d-vâr topların gürüldüsünden dağlar inil inil sadâ verirdi. Ol gün dîvân-ı pâdişâhî olup paşanın mukarrernâmesi kırâ’at olunup hakîrdeki hil‘at-i pâdişâhîyi paşanın eğnine geydirirken paşa-yı kânûn-şinâs hil‘at-i şehriyârînin girîbânın bûs edüp cemî‘i hüddâmân-ı çavuşân paşayı kânûn üzre 39a alkışlayup paşa yerinde karâr-dâde olunca yerli yeniçeri ağası emirleri dahi dîvân-ı cem-cenâbda kırâ’at olunup paşa ana bir hil‘at-i zerdûz-ı fâhire geydirüp anı da çavuşlar alkışlayup hânesine safâ vü sürûr ederek gidüp akîbince paşa mehterleri yeniçeri ocağı ağasında dahi bir fasl edüp hemân paşa ol dîvânda Eğre kal‘asının cümle kırk aded tuğ ve sancağ u bayrak sâhibi ağalara mukarrer hil‘atleri geydirüp herkes hânelerine gidüp sürûr [u] şâdım[ân]lar olup taraf taraf üç gün mehterhâne fasılları çalınup zevk u şevkler olup paşaya her ağadan avâ’id [ü] fevâ’idleri gelüp hakîre üç kîse ve üç at ve üç köle ve bir semmûr kürk verüp İbrâhîm Kethudâ efendimizin mektûbun tilâvet edüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 38b–39a ·
metinde göster ·
Yine sadede gelelim, çünki bu sahrâ-yı Hırıştoş ma‘rekesi meydânın
seyr-i
temâşâ edüp andan Eğre paşası Mehemmed Paşa ile kalkup cânib-i şimâle 7 sâ‘atde …
Yine sadede gelelim, çünki bu sahrâ-yı Hırıştoş ma‘rekesi meydânın seyr-i temâşâ edüp andan Eğre paşası Mehemmed Paşa ile kalkup cânib-i şimâle 7 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 40a ·
metinde göster ·
… e aykırıdır. Ve her cânibinden bu kal‘aya top çekmek mümkindir. Bu kal‘ayı dahi
seyr-i
temâşâ edüp yine kayıklara binüp karşu tarafda elçi paşa ordusuna gelüp ertesi …
Ve bu kal‘a Üstürgon'a on iki sâ‘atlik yerdir. Üstürgon'dan bu kal‘anın burc-ı bârûları ve âteşlerinin tütünleri nümâyândır, ammâ Ciğerdelen kal‘asına sekiz sâ‘at yerdir, zîrâ bu kal‘a Ciğerdelen'e aykırıdır. Ve her cânibinden bu kal‘aya top çekmek mümkindir. Bu kal‘ayı dahi seyr-i temâşâ edüp yine kayıklara binüp karşu tarafda elçi paşa ordusuna gelüp ertesi gün Komaran mukâbelesinden küffâr askeriyle kalkup cânib-i garba 6 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 46b ·
metinde göster ·
… iz paşa ile bu kal‘a altından alay ile ubûr edüp andan varoş içre âdem deryâsın
seyr-i
temâşâ edüp varoşun öte tarafında bir vâsi‘ çemenzâr u lâle‘ızâr yerde hayemât …
Lisân-ı Nemsece (---) demekdir. Bânîsi Laslo Kral'dır. Bu kal‘a evvel ve âhir Nemse çâsârınındır. Lâkin Süleymân Hân sene 935 târîhinde Beç gazâsına giderken bu kal‘ayı ihrâk edüp ubûr etmiş, be-dest-i Kâsım Voyvada. Ammâ biz paşa ile bu kal‘a altından alay ile ubûr edüp andan varoş içre âdem deryâsın seyr-i temâşâ edüp varoşun öte tarafında bir vâsi‘ çemenzâr u lâle‘ızâr yerde hayemât u çetr-i mülemma‘lar ile meks olundu, ammâ bu varoş-ı azîm bir enli sokakdır kim tarafeyni mu‘azzam sarâylardır ve altları cümle kârgîr binâ dükkânlardır kim yine cümle zenân tâ’ifeleri bey‘ u şirâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 50a ·
metinde göster ·
… âr günü mübârek günümüzdür, işte yakın geldi, ol gün alay ile girirsiz. Buyurun
seyr-i
safâ edüp müsâfirimizsiz. Bir ta‘âm yeyüp seyr-i temâşâ edüp yine gelin" dedikd …
"Sultânım işte bâzâr günü mübârek günümüzdür, işte yakın geldi, ol gün alay ile girirsiz. Buyurun seyr-i safâ edüp müsâfirimizsiz. Bir ta‘âm yeyüp seyr-i temâşâ edüp yine gelin" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 51b ·
metinde göster ·
… gün alay ile girirsiz. Buyurun seyr-i safâ edüp müsâfirimizsiz. Bir ta‘âm yeyüp
seyr-i
temâşâ edüp yine gelin" dedikde,
"Sultânım işte bâzâr günü mübârek günümüzdür, işte yakın geldi, ol gün alay ile girirsiz. Buyurun seyr-i safâ edüp müsâfirimizsiz. Bir ta‘âm yeyüp seyr-i temâşâ edüp yine gelin" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 51b ·
metinde göster ·
"Bire âdemler aybdır bu bî-ma‘nâ fikr-i fâsidi koyun. Anların elçisi bizim Budin'e vardı. Birimize bunda bir hatâ gelirse Budin'de anların elçilerini ve bu kadar esîrlerini cümle kılıçdan geçirirler. Bire bu ham sevdâdır. Hemân şu âsâr-ı garîbe vü acîbeleri seyr-i temâşâ edüp zevk u safâmızda olalım", deyüp refîklerimizle bâğ-ı hıyâbânı teferrüc etmeğe başladık.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 51b ·
metinde göster ·
temâşâ edüp gezerken ba‘zı gâfil âdemlerin yanında zenberekli lüleler vardır. B …
Kâr-ı garâ’ib: Bu bâğ içre seyr-i temâşâ edüp gezerken ba‘zı gâfil âdemlerin yanında zenberekli lüleler vardır. Bilen âdem zenbereğe basınca bilmeyen âdemi zenberekden çıkan su ısladup üstü başı sır sıklam olup cümle yârân hande edüp seyr-i temâşâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 52b ·
metinde göster ·
… i zenberekden çıkan su ısladup üstü başı sır sıklam olup cümle yârân hande edüp
seyr-i
temâşâ ederler.
Kâr-ı garâ’ib: Bu bâğ içre seyr-i temâşâ edüp gezerken ba‘zı gâfil âdemlerin yanında zenberekli lüleler vardır. Bilen âdem zenbereğe basınca bilmeyen âdemi zenberekden çıkan su ısladup üstü başı sır sıklam olup cümle yârân hande edüp seyr-i temâşâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 52b ·
metinde göster ·
El-hâsıl bu şehirde bir hafta oturup her gün gelüp pâdişâhâne
seyr-i
safâlar ve temâşâlar edüp zevk u safâlar ederdik. Dahi niçe bin gûne ibret-nümâ …
El-hâsıl bu şehirde bir hafta oturup her gün gelüp pâdişâhâne seyr-i safâlar ve temâşâlar edüp zevk u safâlar ederdik. Dahi niçe bin gûne ibret-nümâ şeyler gördük, ammâ tahrîri mümkin değildir. Rûm u Arab u Acem'de ve cemî‘i kâfiristânda bu bâğ-ı hıyâbân-ı İrem meşhûr-ı âfâk olup hasretü'l-mülûk bir cinîn-i ravza-i musanna‘dır. Hattâ bir kral cülûs etdikde alay-ı azîm ile Beç'den bunda gelüp Sultân Süleymân Hân'ın halvethânesinde başpapas krala kılıç kuşadup yine alay-ı azîm ile Beç kal‘asına girüp tahtına cülûs eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 53a ·
metinde göster ·
… e dam u bâmları ve cümle şâhnişîn ve maksûreleri âdem deryâsı olup alaylarımızı
seyr-i
temâşâ ederlerdi.
Ve bu minvâl-i meşrûh üzre cümle askerimizle âheste âheste gidüp iki tarafımızda deryâ-misâl kara şapkalı küffâr askeri içinde kalup Beç kal‘asının Peşpehil kapusundan içeri dâhil olurken hakkâ ki kapusu küçük imiş, sancakları ve bayrakları ve tuğları kukalarından çıkarup sancakları omuzlarına alup kal‘a kapusundan içeri girince hemân yine sancakları açup Arapça âyetleri zerdûz kâr ile nümâyân olarak giderken Beç kal‘asının cümle sûkları ve cemî‘i dükkânları ve altışar ve yedişer kat sarây-ı âlîlerinin revzenleri ve dam u bâmları ve cümle şâhnişîn ve maksûreleri âdem deryâsı olup alaylarımızı seyr-i temâşâ ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 55a ·
metinde göster ·
… ümle kefereler gidüp bizler dahi konaklarımızda âsûde-hâl olup her gün gûnâ-gûn
seyr-i
temâşâlar ile safâlar edüp Beç kal‘asın temâşâ ederdik, ammâ bu hakîrin Tuna ke …
Ba‘dehu paşa bu hedâyâları getiren keferelerin her birine onar altun bahşîş ihsân edüp cümle kefereler gidüp bizler dahi konaklarımızda âsûde-hâl olup her gün gûnâ-gûn seyr-i temâşâlar ile safâlar edüp Beç kal‘asın temâşâ ederdik, ammâ bu hakîrin Tuna kenârında bir şâhâne müferrah konağım var idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 55a ·
metinde göster ·
… -fasl-ı temâşâgâh-ı ağreb ü garâ’ib: Bu hakîr-i pür-taksîr yine Beç şehri içini
seyr-i
temâşâ ederken hukemâlar çârsûsuna uğradıkda yüz aded dükkânlardır, ba‘zı dükkâ …
Der-fasl-ı temâşâgâh-ı ağreb ü garâ’ib: Bu hakîr-i pür-taksîr yine Beç şehri içini seyr-i temâşâ ederken hukemâlar çârsûsuna uğradıkda yüz aded dükkânlardır, ba‘zı dükkânların önlerinde iskemleler üzre beyâz sarıklı ve Boşnak kalpaklı ve Teke Hamîd 59a külâhlı ve Tatar sıfatlı ve Tatar kıyâfetli ve kalpaklı cümle elleri ve ayakları demir zencîrli ümmet-i Muhammed esîrlerinin kimi kara Arab ve kimi cüvân yiğitler ve kimi ak sakallı ihtiyâr pîr-i fânî âdemler mahzûn boyunların büküp iskemleler üzre oturup önlerinde mefret tuçdan havânlar içinde mu‘âlece içün besbâse ve kebâbe ve darçın ve dâr-ı fülfül ve kakule ve zencebîl ve eğir ve gayri eczâları eyle çalışup döğerler kim gûyâ enselerinde "Tîz döğün" deyü kılıç ile durur âdemler var, ammâ ihtiyâr olan âdemler âheste âheste bî-dermân döğüp sağına soluna bakup bî-tâb u bî-mecâl kaldığından bu hakîrin merhamet tamarları seğreyüp sehâvetim dutup "İhtiyâr esîrlere birkaç akçe verelim" deyü kîse çıkardıkda Üstürgonlu Boşnak Alî Zâ‘im mennâ‘un li'l-hayr olup eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 58b–59a ·
metinde göster ·
… görmediğimiz çârsû-yı bâzârları ve mahallâtları ve imâret olan âsâr-ı binâları
seyr-i
temâşâ ederek ahşama karîb yine mezkûr esîrin yanına varup temâşâ ederken dükkâ …
"Şimdi ko dursun ahşama karîb yine bu mahalle gelüp geçdiğimiz zamân ver. Şimdi bu esîrlerin sâhibleri yanlarında duruyor. Verdiğin akçeleri ellerinden alır", dedikde hakîr dahi "Ma‘kûl" deyüp kîseyi yine cebime koyup yine görmediğimiz çârsû-yı bâzârları ve mahallâtları ve imâret olan âsâr-ı binâları seyr-i temâşâ ederek ahşama karîb yine mezkûr esîrin yanına varup temâşâ ederken dükkânlar kapanmağa mübâşeret oldukda birkaç kâfirler gelüp bu ümmet-i Muhammed esîrlerinin bellerinden kuşakların çözüp başlarından sarıkları ve kalpakları ve külâhları ve cümle libâsların alup her âdemün koltuğu altlarına birer sâ‘at miftâhların sokup çevirdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 59a ·
metinde göster ·
Bir diyârda böyle kitâb-ı müstetâb cem‘iyyeti yokdur. İllâ Mısır'da Sultân Berkuk ve Sultân Ferec câmi‘inde ve İslâmbol'da Ebü'l-feth câmi‘inde ve Süleymâniyye'de ve Bâyezîd-i Velî'de ve Yenicâmi‘de dahi hisâbın Allâhu Rabbü'l-âlemîn bilir kitâblar vardır, ammâ bu Beç'de İstifan manastırında kitâb dahi ziyâdedir, zîrâ her lisânın kefere hatları musavver kitâbları ve teşrîh kitâbları ve Atlas ve Minor ve coğrafiyye ve Papamonta nâm hey’et kitâbları gâyet çokdur, ammâ bizde "Sûret harâmdır" deyü bu tasvîrli kitâblar yokdur. Anıniçün bu Beç manastırında kitâb çokdur. Hele bu hakîr başpapasın izniyle bu kitâbhâneye girüp seyr-i temâşâ etdiğimde âlem-i hayretde kalup misk ü amber-i hâm râyihası dimâğım mu‘attar etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 59b ·
metinde göster ·
… -i kâr-ı acîb-i cerrâhân: Bir gün yine Laslo Kral nâm manastırın dâr-ı şifâsını
seyr-i
temâşâ ederken vilâyet-i Kallevineli bir üstâd cerrâh ile âşinâ olup sehel Türk …
Fasl-ı diğer-i kâr-ı acîb-i cerrâhân: Bir gün yine Laslo Kral nâm manastırın dâr-ı şifâsını seyr-i temâşâ ederken vilâyet-i Kallevineli bir üstâd cerrâh ile âşinâ olup sehel Türkçe dahi bilüp andan lisân-ı Talyan'dan ve lisân-ı Nemse'den ba‘zı lugatlar yazarken İstirinye şehrinden bir araba içre tulum gibi şişmiş sarı bir âdem getirüp gözlerinden ve kulakları ve burnu deliklerinden sâfî sarı sarı sular ve cerâhatler cereyân eder bir âdem kim bed râyihadan yanına varılmaz. Hemân cerrâh bu herîf-i istiskâyı görünce,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 62b ·
metinde göster ·
temâşâ etdim. El-azametullâh herîf tulum gibi bir Batlîmûs kefere iken gûyâ nes …
Ba‘dehu üçüncü gün yine dâr-ı şifâya varup herîfi seyr-i temâşâ etdim. El-azametullâh herîf tulum gibi bir Batlîmûs kefere iken gûyâ nesh olup eyle kadîd-i mahz olmuş, ammâ yüzünde gözünde nûr kalmayup sadâsı zenbûr-ı asel gibi vızlardı ve yüzü ve gözü ve vücûdu cümle eyle buruşmuş kim gûyâ yüz yaşında âdem gibi buruşmuş ve henüz ellerinden ve ayaklarındaki deliklerden sarı sular akmada idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 63a ·
metinde göster ·
temâşâ edüp mukaddemâ kralın "Bir haftadan sonra elçi paşa ile müşerref olalım" …
Bu şehri altı günde seyr-i temâşâ edüp mukaddemâ kralın "Bir haftadan sonra elçi paşa ile müşerref olalım" dediği günlerden yedinci gün Cum‘aertesi olup baş Meykel tercümân ve başkomsar defterdâr paşaya gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 64a ·
metinde göster ·
… yedi kat sarâya çıkup ve yedi tabakasında niçe bin gûnâ-gûn ağreb ü garâ’ibden
seyr-i
temâşâlar var kim benî âdem gördükde âlem-i hayretde kalır.
Bizler dahi hedâyâlar ile Sarây meydânına girüp Kral Sarâyı dîvânhânesine çıkacak kapuda cümlemiz atlardan enüp küçük komsa[r] ve küçük tercümânlar kânûnları üzre önlerimize düşüp kâmil yedi kat sarâya çıkup ve yedi tabakasında niçe bin gûnâ-gûn ağreb ü garâ’ibden seyr-i temâşâlar var kim benî âdem gördükde âlem-i hayretde kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 64b ·
metinde göster ·
… ar içre otağı getirüp cümle zer-ender-zerin ve zer-i hâlis ile mutallâ topların
seyr-i
temâşâ edüp kral ol kadar haz etdiğinden,
Ba‘dehu çâsâr önüne hınto arabalar içre otağı getirüp cümle zer-ender-zerin ve zer-i hâlis ile mutallâ topların seyr-i temâşâ edüp kral ol kadar haz etdiğinden,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 66b ·
metinde göster ·
… vâlidesi konaklarımıza karîb kendü bâğçesinde bir ziyâfet-i azîme edüp ol kadar
seyr-i
temâşâlar etdik kim diller ile ta‘bîr [u] tavsîf olunmaz. Hattâ bir pehlivân ke …
Ertesi gün paşaya kral vâlidesi konaklarımıza karîb kendü bâğçesinde bir ziyâfet-i azîme edüp ol kadar seyr-i temâşâlar etdik kim diller ile ta‘bîr [u] tavsîf olunmaz. Hattâ bir pehlivân kefere meydân-ı mahabbete gelüp def ü kudûm çalarken iki gulâmı semâ‘ ederken birbirlerine uryânen sarılup iki gulâmın vücûdları bir olup baş iki ve kollar dörd ve ayakları dahi dörd olup bir hayli zamân devr ederek bir havuz içine düşüp gâ’ib olup bir zamândan sonra iki gulâm âdem başlı ve gevdeleri pul pul ejdehâ gevdeli ve dörder ayaklı iki ejdehâ bâğçe içinde halkı birbirlerine katup her birinin ağızlarından âteşler dıraht-ı müntehâların tâ zirve-i a‘lâsındaki yaprakların yakup cümle şecerelerin berk-i bârları berk-i hazân gibi âteşden yere dökülüp iki ejdehâ meydân-ı ma‘rekede birbirleriyle ol kadar boğuşup kovuşup oynaşup çiftleşdiler ve yılan gibi birbirlerine (yine) sarmaşdılar ve havuza düşüp havuzun suyun cemî‘i halkın üstüne saçdılar. Ve yine halk üzre âteş-i Nemrûdları ağızlarından püskürüp niçe yüz temâşâcılar firâr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 68b ·
metinde göster ·
ibret-nümâ-yı âhar: Pehlivân-ı kâmil bu bahr içre kuruyup bâğçenin bir köşesine …
Seyr-i ibret-nümâ-yı âhar: Pehlivân-ı kâmil bu bahr içre kuruyup bâğçenin bir köşesine bir ağaçdan bir ağaca bir perde gerüp elindeki asâ ile perdeye "Bir kerre çıkun taşra" deyü urup hemân bir kerre verâ-yı perdeden bir alay azîm dîv-i gûnâ-gûn kim her birinin ellerinde çınar pâre nobutları ve kalkan ve harbe ve âlât-ı silâhları ile ubûr etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 68b ·
metinde göster ·
… iyle Beç kal‘asının cemî‘i cebehânesi ve mühimmât [u] levâzımâtları ve topların
seyr-i
temâşâ ederken bir cebehâne-i azîm içine girdik.
Andan ertesi gün Zoza vezîrin oğluyla gâyet yakın dost olup anın sebebiyle Beç kal‘asının cemî‘i cebehânesi ve mühimmât [u] levâzımâtları ve topların seyr-i temâşâ ederken bir cebehâne-i azîm içine girdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 69b ·
metinde göster ·
… şeklinde mehterhânesin döğerek bir tarafa çıkup gitdikde bu hakîr gulâmlarımla
seyr-i
temâşâya kaldım.
Meğer bu alay on bin kadar küffâr ile üç ay evvel Raba'da ceng etdiğimiz yerden gelüp nehr-i Raba'da gark olan şühedâlarımızın mâl-ı menâl metâ‘ların cüz’î ve küllî nehr-i Raba'dan çıkarup cümle şühedâlarımızın na‘şelerin sudan küffârlar çıkarup serlerin tenlerinden cüdâ edüp tuzlayup üç ay kâmil hıfz edüp biz nice Beç'e vardıkda bu ziyâfet gününe müsâdif 70b düşürüp "Elçi paşa görsün" deyü alay ile gelirken hemân elçi paşa bu kârdan haberdâr olup cirid oynar şeklinde mehterhânesin döğerek bir tarafa çıkup gitdikde bu hakîr gulâmlarımla seyr-i temâşâya kaldım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 70a–70b ·
metinde göster ·
… ar olup yedi kral kâfiristânına gitmek ârzûları hâtıra hutûr edüp yine Beç içre
seyr-i
temâşâya meşgûl oldum.
Bir gün esnâ-yı kelâmda Uyvar kal‘ası fethi münâsebetiyle Komaran altında esîr olan Seyfî nâm gulâmımın Jiçişvan nâm kapudanın esîrliğinden halâs olmasın ricâ etdiğimde ol ân kral bir papinta yazdırup gulâmımın bahâsıyçün kapudana bir kîse guruş gönderüp gitdi. Beş günden giden âdem gelüp gulâmım merhûmun bir atı ve kılıcı ve esbâbları ve cümle silâh bisâtıyla ve gulâm-ı merhûm bir gün evvel merhûm olduğundan ertesi gün kabrin açup sağ elinin çatal sırça parmağın ve sol ayağının yine çatal sırça parmağın kesüp tuz içine bir kutuya koyup bir kîse guruşu da kral huzûruna getirüp hakîr merhûm gulâmımın parmakların ve atı ve cümle esbâbların gördükde bir bükâ ârız olunca kral keremkârlık edüp ol bir kîse gulâmın bahâsın hakîre ihsân etdi, ammâ dağ pâresi gibi bir şecî‘ ve yarar gulâmdan ayrılup cihân başıma dar olup yedi kral kâfiristânına gitmek ârzûları hâtıra hutûr edüp yine Beç içre seyr-i temâşâya meşgûl oldum.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 70b ·
metinde göster ·
… mkindir, ammâ darbhânesine başkomsar ve emîninden gayri bir gayri kimesne girüp
seyr-i
temâşâ edemez ve's-selâm.
Ammâ Beç'deki darbhânesi görmeğe muhtâcdır. Guruşun bir nev‘ini zımba ile müdevver kesüp sikke dahi urulur ve bir nev‘i yassı guruş gibi sebüke tahtadır. Bir yanından âdemler dollâbları çevirdikçe çarhları çevirüp hem müdevver guruş kesilir hem sikke urulur. Bir günde suhûletle elli bin guruş kesilmek mümkindir, ammâ darbhânesine başkomsar ve emîninden gayri bir gayri kimesne girüp seyr-i temâşâ edemez ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 72b ·
metinde göster ·
… mâşâları ve niçe yüz bin gûne yazılması mümkin değil acâ’ibât [u] garâ’ibâtları
seyr-i
temâşâ etdiğimizden sonra iki ay on yedi gün Beç şehrinden zevk u safâlar edüp …
Hâsıl-i kelâm bu temâşâları ve niçe yüz bin gûne yazılması mümkin değil acâ’ibât [u] garâ’ibâtları seyr-i temâşâ etdiğimizden sonra iki ay on yedi gün Beç şehrinden zevk u safâlar edüp ve çeşm-i ibretler ile niçe bin ucûbe-i dehrden şeyler görüp cümle vekâyı‘âtı ve cümle dilberânlarıyla sohbet-i hâslar etdiğimiz tahrîr eylesek hemân şehr-i Beç evsâfı bir mücelled kitâb olur, ammâ gördüğümüz devlet-i âlî ve belde-i gâlî azîm olmağile çâsâr-ı bâ-vakârın her ne kadar sikadan musâhib nedîmleri ve ne kadar vüzerâ vü vükelâları var ise anlar ile cümle âşinâ olup anlardan haber aldım ki bizim elçi paşa tâ İslâmbol'dan Nemse'nin elçisi iki yılda Beç'e gelince bizim elçi Beç'de iki buçuk yıl ekall-i mâ-yekûn bir yıl, bir buçuk yıl otururmuş. Bu hakîrin aklı başından gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 72b ·
metinde göster ·
… alar ve şehirler ve benderler ve kurâ vü kasabâtlarım mu‘azzez ü mükerrem gezüp
seyr-i
temâşâ etsün" deyü bir papinte hat verüp hemân hakîr kralın gözü önünde hattını …
"Yedi krallık vilâyetlerimde olan kal‘alar ve şehirler ve benderler ve kurâ vü kasabâtlarım mu‘azzez ü mükerrem gezüp seyr-i temâşâ etsün" deyü bir papinte hat verüp hemân hakîr kralın gözü önünde hattını öpüp başıma koyup bir dîbâ kîse içine kral hattın koyunca kral hattına ta‘zîm etdiğimden haz edüp yine kral hattını isteyüp her konakda günde bir koyun ve elli çift sipov ekmek ve on tavuk ve yigirmi at yemi ve on avret ve on nefer oğlan hüddâmlar verüp her konakdan konağa yüzer atlı ve yüzer yayan kefere-i fecere refîkler verüp her bender hâkimleri ve kapudanları ve beğleri istikbâlime çıkup alay ile şehirlerine getirüp murâd-ı merâmım kadar ol şehirde oturup gideceğim vakti her şehrin hâkimleri ve a‘yânları ri‘âyet edeler" deyü kral tekrâr hat yazup hakîri başvezîre başkomsar ile gönderüp
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 73a ·
metinde göster ·
… kavîdir. Biz dahi havfimizden kûh-ı bâlânın zirve-i a‘lâsına çıkup {Eski Beç'i}
seyr-i
temâşâ etmeğe havf etdik.
Hazret-i Îsâ zamânında binâ olunan Beç bu kal‘a-i kadîmdir. Nehr-i Tuna kenârında Küçük Alman dağı burnunda evc-i âsumâna berâber bir metîn kal‘a-i bâlâdır, ammâ içinde âdem ve âdemîzâdı yokdur. Cümle cebehânesi ve mâl-ı defâ’iniyle ecinne kavmi bu kal‘ayı zabt etdi deyü cemî‘i küffâr bu kal‘ayı bırağup hâli üzre durur, ammâ ne ma‘mûr ve müşekkel ü metîn kal‘a-i kavîdir. Biz dahi havfimizden kûh-ı bâlânın zirve-i a‘lâsına çıkup {Eski Beç'i} seyr-i temâşâ etmeğe havf etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 73b ·
metinde göster ·
… p âmâde dururdu. Bu kal‘a cümle tuladan olsa gerek. Bu kal‘anın üssü hafirlerin
seyr-i
temâşâ edüp yine şimâl tarafına sahrâlar ve ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar içre 3 sâ …
"Düşman bu kal‘ayı muhâsara ederse bu kal‘a şu resimde gerek, böyle gerek şöyle gerek" deyü müşâvereler ile şekl-i müsebba‘, ya‘nî yedi köşe bir temel kazmağa elli bin re‘âyâ cem‘ olup ibtidâ ipler ile kal‘anın zemînin tarh edüp andan taşra handakları ve tabyaları ve kapuların tarh ederken azîm temâşâlar edüp temelleri kazdıklarının tozu ve toprağı eflâke peyveste olup hafirler kazarlardı. İçinde henüz dahi imâretden bir ev yok idi, ancak Tuna kenârında beş bin kadar soltat olacak sazdan ve kamışdan odalar ve azîm toprak tabyaları müfîd [ü] muhtasar yapup kırk elli pâre toplar koyup mukaddemâ ma‘mûr olan gümrükhâne köy bu kal‘aya varoş kalmış olur, ammâ eğer bu kal‘a itmâm bulursa gâyetü'l-gâye metîn kal‘a-i üstüvâr olur. İki yüz yerde hemân dağlar gibi kırmızı tula pişirüp âmâde dururdu. Bu kal‘a cümle tuladan olsa gerek. Bu kal‘anın üssü hafirlerin seyr-i temâşâ edüp yine şimâl tarafına sahrâlar ve ma‘mûr [u] âbâdân kurâlar içre 3 sâ‘atde gidüp, 74a
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 73b–74a ·
metinde göster ·
… iki sâ‘at yerde kalup ol gün bu (---)(---) varoşunda zevk u safâlar edüp şehri
seyr-i
temâşâ etdik. Beç kal‘ası içinde kralın dedesi İstifani Kral binâ etdiği manast …
Andan iki buçuk yılda yine Beç kal‘ası berâberliğinde sahrâ-yı (---) konup Beç kal‘ası sağ tarafımızda on iki sâ‘at yerde kalup ol gün bu (---)(---) varoşunda zevk u safâlar edüp şehri seyr-i temâşâ etdik. Beç kal‘ası içinde kralın dedesi İstifani Kral binâ etdiği manastırın vakfı bir şehr-i müzeyyendir. Gerçi kal‘ası kal‘ası yokdur, ammâ gâyet latîf ve ma‘mûr şehirdir. Cümle üç bin aded kiremit örtülü bâğ ve bâğçeli ve yedi manastırlı ve çârsû-yı bâzârlı şehirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 75a ·
metinde göster ·