… ibi hâzırum", deyüp sofra başından ayak üzre kalkup "Allah, Allah! Hâce-i âlem,
seyyid-i
kâ’inât ve mefhar-i mevcûdât ber-cemâl-i kemâl Muhammed Mustafâ-râ salavât. Eng …
Evvelâ cümleden biri; Ketenci Ömer Paşazâde Urfa'dan ma‘zûl Erzurûm'da dernek muhâfazasında iken etdüğü şûh-ı şengülliği budur kim; pâk, pâkize, müte‘azzım ve muhteşem ve müdebbir ve âkıbet-endîş, lâubâlî, âyine-vâr mücellâ, dil-i uşşâk gibi pür-safâ ve küşâde-meşreb bir âdemdir. Kendüden ba‘zı evzâ‘ı görülürdü kim ol ahvâl-i garîbeler zencîr-keş mecnûn-ı Melâmiyyûndan sâdır olmazdı. Hattâ Gönye gazâsından geldikden sonra cümle vüzerâ ve mîr-i mîrânlar ve ümerâlar ile sımât-ı Muhammedî başında ta‘âm yerken Seydî Ahmed Paşa ile Bâkî Paşa esnâ-yı kelâmda azğaşup bu kadar huzzâr-ı meclis var iken ta‘âmı bırakup yaka yakaya gelüp, "Kalk Evliyâ! Biz iki paşa güleş ederiz. Bizi salavâtla. Aç karnına bir eyi gürüş edüp sonra ta‘âm yiyelim" deyince hemen hakîr nola deyüp "Şast ber-kabza, çekilmiş yay oku gibi hâzırum", deyüp sofra başından ayak üzre kalkup "Allah, Allah! Hâce-i âlem, seyyid-i kâ’inât ve mefhar-i mevcûdât ber-cemâl-i kemâl Muhammed Mustafâ-râ salavât. Engürü'de er yatır, Rûm'da, Sarı Saltık, tan giyer ve tumman çeker. Pîrimiz Hazret-i Mahmûd, pîr-i yâr-ı velî aşkına iki vezîrdir. İkisinin dahi dutduğun Allah öğer, dîn [u] imân ile gide" deyüp bu iki zor-âver ve vezîr-i dilâvereyn-i servereyn-i hünervereyn-i vali-i mihtereynler birbirleriyle koç koç gağ olup keşân-ber-keşân yaka çâk rûyları otâğ içre hâk yaka yakaya olup pehlivân-âsâ küşte-gîrlik edüp Bâkî Paşa zeber-dest ve pîl-ten bir dilâver ü server u zor-âver olmağıla Seydî Paşa'yı zorına dutup Seydî Paşa'ya galebe sadedinde iken iki hamle mâbeynden hatâ geçüp Seydî Paşa dahi gayret-i akrân çeküp var kuvveti bâzûya getirüp yan başı hânesinden dağ pâresi-misâl Bâkî Paşa'yı sımmât-ı Muhammedî içine eyle atdı kim yetmiş aded zî-kıymet Mertebânî ve fağfûr çinî, çin-ender-çîn kırk pâre iken cümle hurd-ı haşhâş-misâl niçe bin pâre olup her pâresi gûş-vâr ve mısır pâresi gibi oldu. Bu kadar mümessek ni‘met-i nefîse içre iki vezîr ni‘met ile mülemma‘ olup cümle ni‘met sarhoş kusmuğuna dönüp üstleri ve başları ve aşları ve işleri harâb [u] yebâb olup vezîr iken vizir olup zerve olup bî-meze işkembe çorbası oldular. Cümle huzzâr-ı meclis, mîr-i mirân, ümerâ ve a‘yânlar vâlih [u] hayrân [u] cey‘ân olup herkes haymelerine gitmek sadedinde iken sâhib-i hayme Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimiz "Tiz gayrı ta‘âm" deyüp der-‘akab yine gayrı yire elli aded sîm-i hâlis suhûnlar ile sükkerî ter ü tâze ta‘âmlar gelüp bu iki vezîre birer kat libas-i fâhireler ihsân etdikde Bâkî Paşa "Ben yenildim, karnım doydu" deyü ta‘âm yimeyüp gidince ol sâhib-i kerem Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimiz on altı aded gümüş sahanlar ile ve cümle sofra âvânı ve gümüş sinisiyle ve kâseler ve peşkîr ve leğen-ibrikle çâşnigîrbaşına teslîm edüp Bâkî Paşa'nın otâğına gönderdi. Ve on iki sahan ve cümle alât-ı sîm-âvâniyle Seydî Ahmed Paşa'nın otâğına gönderüp "Cümlesin karındaşım Bâkî Paşa'ya ve Seydî Paşa'ya hibe eyledim" deyü çâşnigîrbaşına tenbîh eyledi ve akîbince Çukâdar Behlül Ağa ile Seydî Paşa'ya bir semmûr ve Silâhdâr Filibeli Mehemmed Ağa ile Bâkî Paşa'ya birer semmûr kürk gönderüp "Sakının, birer şey verirse alman. Yohsa kelleniz tenlerinizden cüdâ ederim" deyü tenbîh buyurdular. Cümle huzzâr-ı meclis Defterdârzâde'nin keremkârlığına âlem-i hayretde kaldılar. Bu keremi meğer Ca‘fer-i Bermekkî ve Hâtem-i Tâyyî etmiş ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 334a ·
metinde göster ·
… ledik. Cenâb-ı Bârî sâlimîn ve gânimîn sıhhat u selâmetle vâsıl ide. Bi-hurmeti
Seyyidi'l-mürselîn
.
Ol gice hakîr yine hâne-i bî-minnetimizde yatup cümle ehibbâ ve akrabâ ve ta‘allukâtlar ile vedâ‘laşup yine Üsküdar'a ubûr edüp ba‘zı elzem-i levâzımâtlar alup tekrâr yine Üsküdarî Mahmûd Efendi ve Karaca Ahmed Sultân hazretlerin ve kurâfetîn-i (?) kübrâlarda âsûde olan kibâr-ı evliyâullahları ziyâret edüp rûhâniyyetlerinden istimdâd taleb edüp Üsküdar'dan Şâm-ı cennet-meşâm-ı bâğ-ı merâma azîmet eyledik. Cenâb-ı Bârî sâlimîn ve gânimîn sıhhat u selâmetle vâsıl ide. Bi-hurmeti Seyyidi'l-mürselîn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 374b ·
metinde göster ·
… u mahalde defn etdiler. Bi-kavli Muhammed ibn İshâk, Hazret-i Şît'den vilâdet-i
Seyyidi'l-Kevneyn
ve's-sakaleyn'e gelince sene 6750 olmuşdur.
Ziyâret-i Hazret-i Şîs ve Hazret-i Âdem Safî aleyhimâ's-selâm: Bir bayır dibinde yüz yetmiş adım kabr-i tavîldir. Üzerinde yine kârgîr binâ ile mebnî hâk-i pâk ile mestûr âsitâne-i azîmdir. Yine ser-i sa‘âdetleri Kudüs cânibindedir. Yetmiş-seksen mikdârı Hindî Özbek'i ve fukarâ-yı Urbân ile memlû bir âsitâne-i azîmdir. Ammâ etrâfında kurâ ve kasabâtdan imâr olmamağile ehl-i züvvârı azdır, ammâ acâyib rûhâniyyet vardır. Kabr-i şerîfine âdem girince vücûdına lerze müstevlî olur. Hazret-i Âdem hayâtda iken bu Hazret-i Şît'e kırk yaşında nübüvvet gelüp çulhalık ile kifâf-ı nefs ederdi. Sene (---) mu‘ammer olup pederi Âdem Safî'den sonra merhûm olup bu mahalde defn etdiler. Bi-kavli Muhammed ibn İshâk, Hazret-i Şît'den vilâdet-i Seyyidi'l-Kevneyn ve's-sakaleyn'e gelince sene 6750 olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 37a ·
metinde göster ·
Ziyâretgâh-ı Hazret-i Hâşim ibn Abdümenâf ibn Kusay ibn Kilâb ibn Mürre ibn Ka‘b ibn Lüvey ibn Gâlib ibn Fehr ibn Mâlik ibn en-Nezr'dir kim, bunlar bizzât Hazret-i Seyyidi'l-kevneyn'in cedd-i a‘lâlarıdır. Ammâ bu Gazze'de medfûn Hazret-i Hâşim, Resûl-i Kibriyâ'nın ikinci dedesidir, kim Resûl'ün pederi Abdullah'dır, babası Abdülmuttalib'dir. Anın pederi bu Haşim'dir. Gazze'ye zamân-ı cehâletde gelüp merhûm oldukda dahi şa‘şa‘a-i Muhammedî yok iken kıble Kuds-i Şerîf olmağıla kabri Kudüs'e yan yanı vâki‘ olmuşdur. Niçe tevârîhde bu Hâşim Gazze'de hâkim olduğundan bu şehre Gazzetü'l-Hâşim derler. Ba‘zılar cehâletine haml edüp ziyâret etmezler. Niçesi muhabbet-i Resûl-i Hudâ içün ziyâret ederler. Müfîd ü muhtasar âsitânesi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 49a ·
metinde göster ·
… ullesinden İslâmbol teküru kızın kapup hâlâ Seyyid Battâl kasabası olan mahalle
Seyyid-i
Battâl ma‘şûkası olan duhter-i nâ-şükûfte ile ol mahalle geldikde Seyyid Battâl …
{Ermenî târîhlerinde bu Sîv-asvâs Sivas'ı binâ edüp ana Geyümers Şâh derler. Bir kavllerinde Sivas'ı Dahhâk-ı mârî inşâ etdi derler, ammâ Geyümers Sivas'da medfûndur}. Bunun zamânında şehr-i Sivas eyle ma‘mûr idi kim sahrâ-yı Sivas'da aslâ zirâ‘at olunur arz-ı mezra‘a yok idi. Tâ nehr-i Kızılırmak kenarına dek ma‘mûr [u] âbâdân yerler idi. Hâlâ eser-i binâları zâhir ü bâhirdir. Niçe bin mülûk [u] salâtînden selef-i salâtînlere değüp âhir dest-i İslâm'a Âl-i Abbâsiyân'dan ba‘de hicreti'n-nebeviyye Bağdâd halîfesi emîrü'l-mü’minîn Hârûnu'r-Reşîd'in destine Seyyid Battâl Ca‘fer Gâzî i‘ânetiyle dest-i İslâm'a girüp dâr-ı İslâm oldu ve yine küffâr istîlâ edüp Seyyid Battâl şehr-i Malâtiyye'de mütevellid olup anda sâkin olmağıla her bâr bu Sivas üzre şebhûnlar edüp Me’mûn Halîfe ibn Hârûnu'r-reşîd asrında yine feth olup Seyyid Battâl İslâmbol fethinden sonra Üsküdar'da muhâfazada iken İslâmbol içre bâ sulh Silivrikapusu'nda {kalup dest-i küffârda cümle} şehîd olan guzât-ı müslimînin ahvâl-i pür-melâlin ve İslâmbol'a küffârın istîlâsın istimâ‘ edüp Kız kullesinden İslâmbol teküru kızın kapup hâlâ Seyyid Battâl kasabası olan mahalle Seyyid-i Battâl ma‘şûkası olan duhter-i nâ-şükûfte ile ol mahalle geldikde Seyyid Battâl hâb-âlûd iken akîbinden kovan şebhûncu küffârlar Seyyid Battâl üzre hücûm etdiklerinde Seyyid Battâl ma‘şûkası olan kral kızı Battâl Gâzî'nin üznüne isâbet edüp şehîd olduğun Sivas küffârları istimâ‘ edüp her tarafdan niçe yüz bin Ermenîler hurûc edüp yine şehr-i Sivas'a istîlâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 73b ·
metinde göster ·
… ü ber-karâr ola. Ve tekye-i Hıdırlık dahi inkirâzu'd-deverân imâr ola, bi-hakkı
Seyyidi'l-mürselîn
. Andan,
Bu makâm-ı dilküşânın ihyâsına sebeb Sultân Mehemmed Hân olup makâm-ı Hızır'a güyâ henüz Hazret-i Hızır erüp ürd-i behişt edüp bu âşiyândan şâhin-misâl süzülüp Erdel diyârında Şebeş ve Lagoş ve Arat ve Yanova Varat kal‘aların şikâr etdi. Hudâ-yı Bîçûn niçe bin kal‘aların feth-i şikârların müyesser ede. İnşâallah bu pây-taht-ı sânî Edirne-i Yunanî elde iken dâr-ı diyâr-ı Alaman u Kızılelma-yı bî-emân dahi feth olur. Hemân padişâh-ı Zıllullah bu şehr-i Edirne'de Hıdırlık sarâyında Hazret-i Hızır-vâr mu‘ammer ü ber-karâr ola. Ve tekye-i Hıdırlık dahi inkirâzu'd-deverân imâr ola, bi-hakkı Seyyidi'l-mürselîn. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 158a ·
metinde göster ·
… rlarında böyle bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kâfir kal‘ası yokdur, bi-hakk-ı
Seyyidi'l-mürselîn
Cenâb-ı Kibriyâ dest-i İslâma müyesser ede.
Hattâ bu kal‘anın cânib-i erba‘ası derin olmak var, zîrâ her gün bu kal‘anın etrâfında kadırgalar kürek çekerek gidüp gelmede idiler ve kara cânibinde şark tarafına ancak bir kapusu âşikâre idi. Anın dahi önüne ağaç cisirleri siper etmiş ve bu kal‘anın kara câniblerinde sekiz aded tabyaları var kim her birinin üstünde yetmişer seksener mikdârı balyemez toplar nümâyân idi. Ve deryâya berâber içine âdem sığar şayka topları kirpi tüğü gibi dizilmiş ejder-i heft-ser gibi dururlardı. Ve bu kal‘a altına vardığımızda cemî‘i deryâ-misâl asker-i İslâma tafra satmak içün kal‘anın cümle tabyaları ve dîvârları üzerlerin haçlı peykerler ile zeyn edüp niçe bin küffârların kal‘a dîvârları üzre pür-silâh zeyn edüp bî-bâk ü bî-pervâ asker-i İslâm'ın hayme [vü] hargâhların seyr [ü] temâşâ edüp derûn-ı hisârdan bir küçük şâhî topu atup "Safâ geldiniz" dedi. Gûyâ hulâsa-i kelâm bu serhadlerde değil, belki Rûm ve Arab u Acem ve İsfaç ve Çeh ü Leh ve Filimenk diyârlarında böyle bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kâfir kal‘ası yokdur, bi-hakk-ı Seyyidi'l-mürselîn Cenâb-ı Kibriyâ dest-i İslâma müyesser ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 140b ·
metinde göster ·
hayrü'l-beriyye. Evvelâ ulular ulusu ol Çalap Tanrı Ta‘âlâ'ya bilâ-aded hamd [ü …
1b Elhamdülillâhi ale'l-âye ve sallâllâhu alâ seyyidi hayrü'l-beriyye. Evvelâ ulular ulusu ol Çalap Tanrı Ta‘âlâ'ya bilâ-aded hamd [ü] senâ olsun. Ol sertâc-ı sâhib-i mi‘râc yalavac Resûl-i mübîne durûd-ı bî-add salât [u] selâm olsun kim ol hazrete ve ümmetine âyet-i sûre-i (---)Arapça nass-ı kâtı‘ı üzre gazâ fermân olunup bu abd-i kemter dahi gazâya tâlib [ü] râğıb olup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 1b ·
metinde göster ·
Ba‘dehu yine mâh-ı Rebî‘ulevvel'in ikinci günü Köse Ali Paşa Leve kal‘ası üzre serdâr-ı mu‘azzam oldu. Kal‘a-i Varat anın eliyle feth oldu. Leve kal‘ası dahi bunun eliyle feth ola, âmîn ve yâ Mu‘în. Cümle eyâlet-i Bosna askeri ve on oda yeniçeriler ile samsoncubaşı ve sol bölükden aşağı bölük ağası ve beş oda cebeciler ağası Ahmed Kethudâ ve beş oda topçular ile altı aded balyemez ve yigirmi bin aded Tatar kâfire amân vermez askeriyle cümle otuz bin aded leşker-i müslimîn olup Serdâr Ali Paşa hil‘at-i pâdişâhîler geyüp Leve gazâsına teveccüh edüp revâne oldular. Cenâb-ı Fettâh-ı Kerîm kerem edüp suhûletle kal‘a-i Leve feth [ü] fütûh ola, âmîn, bi-hurmeti seyyidi'l-mürselîn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 122a ·
metinde göster ·
… . Hudâ-yı Müte‘âl dahi ziyâde edüp düşmanla uruş ve savaş edeler. Âmîn bi-hakkı
Seyyidi'l-Mürselîn
.
El-hâsıl diyâr-ı Kırım'ı bu mertebe sultânların cem‘iyyet-i kübrâsıyla görmemişimdir. Hudâ-yı Müte‘âl dahi ziyâde edüp düşmanla uruş ve savaş edeler. Âmîn bi-hakkı Seyyidi'l-Mürselîn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 130a ·
metinde göster ·
Hulâsa-i kelâm bu şehrin üç tarafı gül-i gülistân ve sünbül [ü] reyhânistân ve ravza-i Rıdvân misilli bâğ-ı cinânları ve müşebbek bostânları hisâbın Rabbü'l-izzet (...) bilüp bu şehrin cenûb tarafı deryâ olup kara tarafı bir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr 256b bir dâr-ı diyârdır kim cemî‘i müverrihân-ı vassâfân bu şehrin midhatinde kâsırlar, zîrâ hüsn-i letâfeti ve kâr-ı zarâfeti vasfdan hâric ve beyândan âricdir. Bu cihân durdukça durup inkırâzu'd-devrân mü’ebbed ola, âmîn yâ Mu‘în, bi-hurmeti Seyyidi'l-mürselîn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 256a–256b ·
metinde göster ·
… üp dest-i İslâmda inkırâzu'd-devrân mü’ebbed ola, âmîn ve yâ Mu‘în ve bi-hakk-ı
Seyyidi'l-Mürselîn
.
İmdi ihvân-ı vefâ eğer bu kal‘anın fethinde bulunup her şey’i manzûrûmuz olduğu üzre evsâfların bir sene kâmil tahrîr eylesek yine tamâm olmaz. Hemân Hudâ-yı Bîçûn şerr-i düşmandan masûn u mahfûz eyleyüp dest-i İslâmda inkırâzu'd-devrân mü’ebbed ola, âmîn ve yâ Mu‘în ve bi-hakk-ı Seyyidi'l-Mürselîn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 317b ·
metinde göster ·
… sıl ede. Bu hakîr Evliyâyı bi-hakk-ı evliyâ vü enbiyâ âmîn ve yâ Mu‘în bi-hakkı
Seyyidi'l-mürselîn
. Evvelâ bu cild (---) müsevvedât bu yüzden tahrîr ve tastîr olur kim şehr-i Üsk …
Cenâb-ı Bârî yârî kılup sıhhat ü selâmet ile salimîn ü ganimîn yine vatân-ı aslîmiz olan mahmiye-i Kostantiniyye'ye vâsıl ede. Bu hakîr Evliyâyı bi-hakk-ı evliyâ vü enbiyâ âmîn ve yâ Mu‘în bi-hakkı Seyyidi'l-mürselîn. Evvelâ bu cild (---) müsevvedât bu yüzden tahrîr ve tastîr olur kim şehr-i Üsküdar'da üç gün meks edüp bir cem‘iyyet-i kübrâ ile Üsküdar'dan Bism-i İlâh ile cânib-i şarka müteveccih olup Kadıköy'ün ve Bostâncıbaşı cisrin iki sâ‘atde ubûr edüp iki sâ‘atde dahi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y4a ·
metinde göster ·
… iyâretgâh-ı ünâsdır. Ulu câmi‘de olan hırka-i şerîf bu Şehâbeddîn hazretlerinin
seyyidi
Âl-i Dânişmendî'den kendülere intikâl edüp Ulu câmi‘e konup ziyâretgâh idi. Ba‘ …
Hamd Îzed'e olsun kim böyle sultânı ziyâret edüp rûh-ı şerîfinden istimdâd taleb etdik. Hâlâ ziyâretgâh-ı ünâsdır. Ulu câmi‘de olan hırka-i şerîf bu Şehâbeddîn hazretlerinin seyyidi Âl-i Dânişmendî'den kendülere intikâl edüp Ulu câmi‘e konup ziyâretgâh idi. Ba‘dehu celâlî ve cemâlî tuğyânı mahallinde Ulu câmi‘den ref‘ edüp hâlâ Hâsoda ki Âl-i Osmân'ın sa‘âdet hânesidir, anda mahfûzdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y69b ·
metinde göster ·
Mûsâ Nebî ve makâm-ı şu‘ayb Nebî ve makâm-ı Ya‘kûb Nebî ve makâm-ı İshâk Nebî. …
Ve bu cebelde makâm-ı seyyidinâ Mûsâ Nebî ve makâm-ı şu‘ayb Nebî ve makâm-ı Ya‘kûb Nebî ve makâm-ı İshâk Nebî. Netîce-i kelâm cemî‘i enbiyânın makâmları vardır ki münâcât etdikleri cebeldir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y203b ·
metinde göster ·
/ Az olur kim kabri üzre bende âzâd olmaya / Sen ki Fahrü'l-âlemîn ü Seyyidü'l- …
Budur âyîn-i Arab bir kavmin olsa seyyidiAz olur kim kabri üzre bende âzâd olmayaSen ki Fahrü'l-âlemîn ü Seyyidü'l-kevneynsinHaşelillâh kabrine yüz süren âzâd olmaya
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y282b ·
metinde göster ·
… Hazret-i imâm Hasan ibn Hazret-i Alî radıyallâhu anhümâ. Hazret-i sıbt-ı a‘zam
Seyyid-i
mu‘cem zi'l-izzü'l-celî Hazret-i imâm Hasan ibn Alî. Vilâdet-i bâ-sa‘âdetleri h …
Ve Hazret-i imâm Hasan ibn Hazret-i Alî radıyallâhu anhümâ. Hazret-i sıbt-ı a‘zam Seyyid-i mu‘cem zi'l-izzü'l-celî Hazret-i imâm Hasan ibn Alî. Vilâdet-i bâ-sa‘âdetleri hicretden evvel Mekke'de doğdular. Sene 3. Hilâfetleri ancak altı ay olup Hasân hüsn-i rızâları ile ferâğat etdiler. Ömr-i azîzleri 46 sene. Kendü hâtûnları zehir verüp târîh-i şahâdetleri fî sene 43. Medîne'den yigirmi def‘a piyâde Mekke-i mükerremeye varup hacc etmişdir. Beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y296b ·
metinde göster ·
… şdir. Bu cebelde ma‘âdin-i zümürrüd vardır. Ve bu Hudeybiyye feth olup ol vakit
Seyyid-i
veled-i benî âdem ve Mefhar-i heme-i âlem ekâlîm-i seb‘ada olan ma‘mûre-i zemîn …
Cebel-i Sacnân: Evc-i semâya kad çekmiş bir ahmerü'l-levn uryân cebeldir. Hazret-i Risâlet-penâh Hicret'in sene (--) târîhinde Hudeybiyye gazâsına giderken bu mahalde asker-i İslâm meks edüp Hazret-i Resûl bu dağ üzre çıkup asker-i İslâma nazar edüp du‘â etmişdir. Bu cebelde ma‘âdin-i zümürrüd vardır. Ve bu Hudeybiyye feth olup ol vakit Seyyid-i veled-i benî âdem ve Mefhar-i heme-i âlem ekâlîm-i seb‘ada olan ma‘mûre-i zemînde krallara ve Acem şâhı Pervîz şâh'a fetih-nâmeler ile elçiler gönderüp İslâma da‘vet kıldılar. Ve bu cebel-i Sacnân'ın cânib-i garbîsinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y306a ·
metinde göster ·
… âr olup bu dükkânda teberrüken ve teyemmünen herîse yerler kim cümle ta‘âmların
seyyidi
herîsedir. Hakkında niçe hadîs-i sahîhalar vardır. Hadîs:
Bu mu‘cize-i Resûl dahi hâlâ zâhir ü bâhirdir. Ba‘zı huccâc bu esrârdan haberdâr olup bu dükkânda teberrüken ve teyemmünen herîse yerler kim cümle ta‘âmların seyyidi herîsedir. Hakkında niçe hadîs-i sahîhalar vardır. Hadîs:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y357a ·
metinde göster ·
… ta‘âlâ ve lehu ve li-vâlideyh ve li-cemî‘i'l-müslimîn sallallâhu aleyhi ve alâ
seyyidinâ
Muhammedin ve alâ âlihi ve ashâbihi ecma‘în.
İnnemâ büniye't-temâmü'l-mekânü'l-şerîf sene selâse ve semânîn ammera el-abdü'l-fakîr ilallâhi ta‘âlâ İbrâhîm ibn Ömer el-mücellâ li-tâcı ekâbiri tâcü'l-havzı'ş-şerî‘ati afallâhu anh li-câmi‘i Amr ibnü'l-Âs radıyallâhu anh el-berûk seb‘a bevâbili bî‘a li-vechillâhi gafarallâhu ta‘âlâ ve lehu ve li-vâlideyh ve li-cemî‘i'l-müslimîn sallallâhu aleyhi ve alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihi ve ashâbihi ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y89b ·
metinde göster ·