… emâ‘at-i kesîreyi add edüp elli yedi bin âdem Ayasofya câmi‘inden taşra çıkdığı
sicill-i
şer‘-i Resûl-i mübîne tahrîr olunup Selîm Hân pâyine arz olundu. Hakkâ ki câmi‘ …
"Âyâ bu benim vâkı‘am mı yohsa vâkı‘-ı hâlim mi? Hamd-i Hudâ Ayasofya içre Hazret-i Hızır'a râst geldim. Bire meded dâmenin elden komayam" deyüp hamd ederken kendüyi bir zulemât basup gözün açup kendüyi yine Ayasofya içinde mezkûr sipâhın yanında bulup şâha vâfir ta‘zîm edüp henüz ol mahalde Beşiktaşî Yahyâ Efendi kürsî üzre kâ’im olup du‘âya âğâze edüp cemî‘i ümmet-i Muhammed derûn-ı dilden "âmîn" deyüp ba‘de'd-du‘â ve's-senâ cümle ibâdullâh Ayasofya'dan taşra hurûc etmeğe kasd edince câmi‘in yüz bir aded kapusun sed edüp ancak büyük kıble kapusunu küşâde koyup Defterdâr Dervîş Çelebi ki eş-şeyh Baba Nakkâş hazretlerinin ferzend-i ahteridir, anlar Bâb-ı Ayasofya'da durup cümle tevâbi‘iyle Ayasofya câmi‘i derûnundan ve üç kat tabakasından taşra çıkan cemâ‘at-i kesîreyi add edüp elli yedi bin âdem Ayasofya câmi‘inden taşra çıkdığı sicill-i şer‘-i Resûl-i mübîne tahrîr olunup Selîm Hân pâyine arz olundu. Hakkâ ki câmi‘-i azîmdir. Andan Gülâbî Ağa Ayasofya içre kendüye Hızır-misâl yetişen sipâhın dâmenine pek yapışup;
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 37b ·
metinde göster ·
şer‘-i şerîf"de mestûrdur. Ve âbdâr engür-i gûnâ-gûnu ve kaysısı ve âbdâr kiraz …
Evvelâ kırk gûne emrûdu "Sicill-i şer‘-i şerîf"de mestûrdur. Ve âbdâr engür-i gûnâ-gûnu ve kaysısı ve âbdâr kirazı ve kestânesi rub‘-ı meskûnda olmak ihtimâli yokdur kim her bir dânesi kırkar dirhem gelir. Kirde kebâbıyla kestâneyi yarup şişde kebâb ile pişüp kebâb yağıyla mülemma‘ olup nevr olur, âdem yemeden doymayup şehîd olur demek mertebesi lezîz kestânesi vardır. Ve yedi gûne dudu meşhûr-ı âfâkdır ve dud bâğları vardır kim Filedâr sahrâsını zeyn etmişdir. Zîrâ Bursa'nın mahsûl-i azîmi ipekdir. Bu diyârda olan ipek, Acem diyârının Lahîcan'ında ve Şirvân'ında olımazdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 231b ·
metinde göster ·
şer‘-i mübînde mestûrdur. Hattâ bu şehri temâşâ etdiğimiz Kâsım'dan kırk gün mü …
Ve memdûhâtından, bâğ u bâğçesi içre âb-ı hayât uyûn-ı câriyeleri vâfir ve sahrâlarda hayrât [u] berekâtları mütekâsir vâsi‘atü'l-aktâr ve rahîsatü'l-eş‘âr her hubûbâtı firâvân bir şehr-i Erzincân-ı âbâdândır. Ve me’kûlât [u] meşrûbâtının memdûhâtından yetmiş gûne âbdâr emrûdu sicill-i şer‘-i mübînde mestûrdur. Hattâ bu şehri temâşâ etdiğimiz Kâsım'dan kırk gün mürûr edüp şiddet-i şitâ idi. Paşa'ya on yedi elvân âbdâr emrûd-ı gûnâ-gûn hedâyâ getirdiler. Ve bâğ tepeğinde yapraklarıyla hâk-i amber-i pâkde gömülmüş avnik üzümü getirdiler. Ve zerdâlüsü ve emrûd kurusu ve dud kurusunun beyâzı ve sarısı ve moru ve siyâh dudu meşhurdur. Çârsû-yı bâzârında dud kurusı bey‘ edüp niçe bin diyâra dud kurusu yük yük götürürler, başka tüccârı vardır. Ve dud bekmezinin gûnâ-gûnunu bahâr ile terbiye edüp bir kâse nûş edene hayât [u] cân verir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 342a ·
metinde göster ·
şer‘-i mübînde re‘âyâ kayd olunup bu gûne müteseyyidi çok şehr-i Şumnu'dur. Hud …
Sebeb-i tesmiyesi oldur kim sene (---) târîhinde Yıldırım Hân asrında Alî nâm vezîr-i hümâm feth ederken vefret üzre meşakkat çekilüp "Şu Şumnı feth olmayup kaldı" deyü nefes etdüğü dem kal‘adan vere bayrakları zâhir olup Bulkar keferesi elinden dest-i İslâm'a girüp memâlik-i İslâm'a zem olunup ismi Şumnı kaldı. Ammâ bânîsi ma‘lûmum değildir. Hâlâ kal‘ası şehrin hâ’ilinde bir türâblı püşte üzre şekl-i murabba‘dan tûlânice câ-be-câ rahnedâr olmuş ve derûn [u] bîrûnı harâbe yüz tutmuş hâne ve dizdârsız kal‘a-i mu‘attaldır. Ammâ aşağı şehri ma‘mûrdur. Kânûn-ı Süleymân Hân üzre Özü eyâletinde Nigebolı sancağı hudûdunda subaşılıkdır. Ve üç yüz akçe pâyesiyle şerîf kazâdır. Vefâlı Emîr nâm bir mahkeme şâkird ve cümle halk andan şâkir fuzalâ’ü'd-dehr'den bir kadısı var idi kim beyne'l-akrân nazîri yok idi. Kazasında cümle (---) aded kurâ-yı ma‘mûrlardır. Müftî ve nakîbi vardır. Zîrâ sâdât-ı kirâmı ve müteseyyidi gâyetü'l-gâye çokdur kim {hadîs}Arapça hadîsi 111b la‘netin kabûl edüp medhûl-i nâs olmuş Kalmuk Tatarı gözlü ve İznik çinisi gibi gök gözlü zehr-i mâr sözlü nûrsuz yüzlü hâşâ emîrleri var. Hattâ bir da‘vâ ile bir emîr Melek Ahmed Paşa huzûruna gelüp ifrât üzre bir feryâd [u] figân edüp "Ceddim rufuçun bu ev benim aba ve dedelerimden kalmışdır" deyü ceddine yemîn edüp vakfullah hâneyi mülk-i mevrûsumdur, deyü feryâd ile dîvânı kapatdı. Gınâyî Efendi eydür: "Adam sen yeni emîr olmuşa benzersin. Zîrâ tezvîr da‘vâya yapışdın" dedikde hemân "Behey Efendi Sultân Osmân kişi Hotin seferine buradan geçerken Nakîbü'l-eşrâf Gulâmî Efendi'den üç yüz kile arpa verüp Emir kapusuna çıkup on bir kişi şecere aldık. On bir kişiden yedi kişi kaldık. Hani benim gibi eski emir" deyince Paşa "Ya öbür yoldaşların kandedir. Anları kande bulalım" dedikde "İşte bunlardır" deyü beş kişi gösterüp beşini dahi ve kendüyi dahi aslâ söyletmeyüp haps edüp hânelerin basup sahte şecerelerin getirüp başlarından destârların alup ahâlî-i vilâyetden ahvâlleri su’âl olundukda ıkrârları üzre müteseyyidlikleri isbât olunup yedişer yıllık tekâlîf-i örfiyyeyi vermek {üzre} akrabâ-yı ta‘allukâtlarıyla kırk yedi nefer kimesneye hükm olunup izn-i şer‘îyle destârı alınup sicill-i şer‘-i mübînde re‘âyâ kayd olunup bu gûne müteseyyidi çok şehr-i Şumnu'dur. Hudâ ıslâh ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 111a–111b ·
metinde göster ·
… n‘ân Paşa vâlî iken seksen yedi bin bal fıçısı çamur deryâ-yı Tuna'ya döküldüğü
sicill-i
şer‘de mastûr. Âhir Melek Ahmed Paşa efendimiz mâlından yigirmi kise ifrâz eyle …
Ve Koca Ken‘ân Paşa vâlî iken seksen yedi bin bal fıçısı çamur deryâ-yı Tuna'ya döküldüğü sicill-i şer‘de mastûr. Âhir Melek Ahmed Paşa efendimiz mâlından yigirmi kise ifrâz eyleyüp tahrîr oluna[n] hânı ve sarrâchâne ve niçe dükkânları ve bir fevkânî mükellef kahvehâneyi binâ edüp Akkapu câmi‘i önünden tâ İslâmbol Kapusu'na varınca bir vâsi‘ tarîk-i âmmı ibtidâ zemîne balvan ve ıskara fırça kazıklar kakup mâh-ı temmuzda üzerine balık sırtı gibi iki araba yan yana ubûr eder. Horâsân ile taş kaldırım yapup mezkûr sarrâchâne ve kahvehâneleri bu kaldırımlara akârât edüp ilâ mâşâallah her sene 121b ol akârâtdan Silisre şehri içre kaldırımlar binâ olunmadadır kim aceb hayrât-ı azîmdir. Zîrâ bu şehir sayf [u] şitâda her hafta bâzâr-ı azîm olup niçe bin arabalar cem‘ olup âdem deryâsı olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 121a–121b ·
metinde göster ·
… mu‘âraza etdiğime peşîmân olup Sübhân dağında kırk evlâd birden müştak olduğun
sicill-i
şer‘-i Resûl-i mübînde görüp Arapça deyüp hâmûş oldum. Ve Âdilcevâz'da Kırkla …
Mukaddemâ bu za‘îfe yedisi bir yerden tevellüd etdi dediklerinde i‘timâd etmeyüp mu‘âraza etdiğime peşîmân olup Sübhân dağında kırk evlâd birden müştak olduğun sicill-i şer‘-i Resûl-i mübînde görüp Arapça deyüp hâmûş oldum. Ve Âdilcevâz'da Kırklar Makâmı deyü ziyâret etdim ve hâlâ evlâd-ı evlâdları vardır, deyü yemîn billah etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 243b ·
metinde göster ·
… alup gulüvv-i âm ile bâğımıza silâh ile gelüp niçe âdemlerimiz mecrûh etdikleri
sicill-i
şer‘-i Resûl'de kayd olunup huccetleri huzûr-ı izzete gönderilir. Yine böyle ik …
"Evvelâ hamd idelim Hâlık-ı Bîçûn'a kim benî Âdeme akl-ı küll verüp cümle hayvânâtdan evvel eşref-i mahlûk etdi kim hayr u şerri ve zarar [u] nef‘i bilüp müfsidîn ve hâsidîn ve mekkârların hiyel ü şeytanatına aldanmayup bî-garaz Müselmanlara taşra umûrun su‘âl edüp hâkimü'l-vakt olan adâlet ide. Yürü ümîddir kim bu zerre-i nâçîzin zerre kadar hatâsın sütür etmeyüp sû-i zan 261b ile deryâ-misâl askeri ser-i sa‘âdetinize cem‘ eyleyüp tarafeynde ceng ü cidâl ve harb ü kıtâl ola da rûz-ı mahşerde sizden su‘âl olunmaz mı ve memâlik-i Âl-i Osmân'ın Bitlîs şehri nehb ü gâret olunursa ve bu kadar evlâd [u] ıyâl haşerât-ı Ekrâd tuğyânıyla pâymâl-i rimâl olursa sa‘âdetlü pâdişâhıma ne cevâb verirsin ve sa‘âdetle bu şehrimize gelüp hânemizde mihmân oldukda bu kadar va‘de-i kerîmeler etdiğinizi ne aceb ferâmûş etdiniz Elkerîmü izâ ahede vefâ" değil midir? Ve bir gün yine bu dâ‘î-i muhlisinizin külbe-i ahzânında buyurdunuz kim "İnşâallah hân karındaşım sana Muş sancağın ihsân etdirüp yarlığ-ı belîğlerin getirdirim." buyurduğunuzdan memnûn olup cihân cihân sürûr-ı şâdân olup bu kadar ahd-i mîsâk emrine bünyâd-ı îmân u gılâz-ı şiddâd olunmuşdu kim zamân-ı hükûmetinizde ünâs-ı merd ü zen âsûde-hâl olalar. Re‘âyâ-perverlik bu mudur kim bu kadar askerle bu şehir üzre gelesin, âsûde-hâl olmak kande kalır ve kande cây-ı menâs bulunur ve bir kerre dahi buyurdunuz kim "Hân karındaşım sen benim velîni‘am efendim Sultân Murâd Hân Gâzî'nin çerâğ-ı efrûhtesi idin, Revân senesinde çok ni‘metin yedik ve hâlâ şimdi bî-hadd ü bî-hisâb ni‘met-i uzmânı tenâvül eyledik, sen dahi ehl [ü] ıyâlinle du‘â-yı hayrımızda olup devâm-ı devlet-i Sultân Mehemmed Hân ed‘iyyesine müdâvim olup zevk u safâda ol." deyü du‘â-yı hayrınızla behremend olduk mülâhazasıyla âsûde-hâl olup kavm-i Ekrâd Malazgird yaylağına çıkarken kânûn-ı pâdişâhî üzre aded-i ağnâm hakkın alalım derken hudûdumuzda olan Mehemmed Beğ Malazgird'den bu kadar asker çeküp Ekrâd'ı himâyete alup Ekrâd'ın koyun hakkın almağa mâni‘ olup biz dahi öşr-i ağnâm almak murâd etdiğimizde anlar bizi dûz eylediler, biz de anları hor eyleyüp mâbeynden bir kaç âdem düşüp demleri heder olduklarına biz dahi mezâhib-i erba‘adan fetvâ-yı şerîfler almışızdır ve yeniçeriler dahi bâc-ı sultânî vermediklerinden mâ‘adâ sâ’ir tüccârın şütür-bârlarına bir zibidi ve zübeydî ve Zeydî ve Zeynî-mezheb yeniçeri bâc-ı sultânîmize mâni‘ olup cebren kânûn üzre bâcımız alup gulüvv-i âm ile bâğımıza silâh ile gelüp niçe âdemlerimiz mecrûh etdikleri sicill-i şer‘-i Resûl'de kayd olunup huccetleri huzûr-ı izzete gönderilir. Yine böyle iken ol zalemeler mukaddem târîh ile sultânıma varup tasdî‘ edüp anların dürûğ kelâmlarıyla yine niçe iftirâ-gûne ta‘n-âmîz kelimâtlar tahrîr etmişsüz. Mu‘ammer olun, eğer bu abd-i kemter Abdâl za‘îf-i ahkar sultânım ile hukûk-ı sâbıkamıza mağrûr olup bir bed evzâ‘ [u] etvâr bu bendelerinden sâdır oldu ise " Arapça âyeti üzre tevbeler olsun. Arapça mazmûnu üzre cemî‘i cürmümüzü afv edin kim bizim üzerimize hüsn-i nazarınız olmuşken ahd [ü] emânınızdan rücû‘ etmen. Zirâ siz halîfe-i rûy-ı zemin vüzerâlarısuz kim ve hulefâ’i'r-râşidîni'l-mürşidîn min ba‘dihî ve vüzerâ’i fî ahdih'dir. Bu âlem-i kevn-i fesâdda nizâm-ı intizâm cemî‘i hükkâmın ahde vefâ eylemesiyle bu dünyâ âsûde-hâl olmuşdur. Lutf edüp Hazret-i Risâlet-penâh ve Çâr-yâr-ı güzîn ervâhları içün ve sa‘âdetlü pâdişâh-ı âlem-penâh başıyçün olsun beyne'l-akrân bu hakîri şermsâr edüp münkesir-i hâtır ile huzûr-ı şerîfe küstâhâne mektûbumuz ile Zeynel Ağa'mız gönderüp hilâf-ı inhâ eyle şikâyet eyleyenlerimizi tatyîb-i hâtır edüp mâbeynimiz ıslâh edüp bu hakîri pâymâl etmeyesiz, ve's-selâm.. Bâkî olasız, bâkî."
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 261a–261b ·
metinde göster ·
… bîcân paşaya gelüp kaziyye-i mâcerâyı bir bir takrîr etdiklerinde bu isyânları
sicill-i
şer‘-i Resûl-i mübîne tahrîr olunup paşa-yı müdebbir eline bir huccet-i kâ’ime …
Hele güç ile halâs olup bîcân paşaya gelüp kaziyye-i mâcerâyı bir bir takrîr etdiklerinde bu isyânları sicill-i şer‘-i Resûl-i mübîne tahrîr olunup paşa-yı müdebbir eline bir huccet-i kâ’ime alup cümle ümerâlara ve mîr-i aşâ’irlere ve iş erlerine ve cümle guzât-ı müslimîne kal‘ayı muhâsara etmek fermân olunup vakt-i gurûb olmağile cümle guzât-ı müslimîn kal‘anın cânib-i erba‘asın muhâsara edüp yatdılar ve gayrı asâkir-i İslâm Bitlîs şehrinin cânib-i şarkîsinde Rahova'ya çıkacak mahalde Paşa-yı zîşân çetr-i mülammâ‘ların kurup çıt-a-çıt yine tınab tınaba meks edüp yine kânûn üzre her tarafa mü’ekked kat-ender-kat karavullar konulup ta vakt-i Şâfi‘îye varınca cümle guzât-ı müslimîn hâbdan bîdâr ve top keşânlıkdan bîzâr olup on bin mikdârı asker şeb-i muzlimde meterislere girüp mülk edindiler. Ve yedi yerden çitler ve siperler ardına toplar koyup cümlesinin mühimmât u levâzımâtlarıyla âmâde etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 270b ·
metinde göster ·
Taşrasında bir kat ağaçdan dolma palanka hisârı vardır. Akkirmân'dan Özü'ye ve Kırım diyârına giden, nehr-i Turla'yı bu Yanık kal‘ası'ndan geçer. Lâzımlı geçit olmağile dizdârı ve iki yüz aded müsellâh neferâtları vardır. Cebehânesi ve yigirmi pâre hurde şâhî topları vardır. Bu kal‘a altında meks etdiğimiz sâ‘at Melek Paşa efendimiz bu kal‘anın handakın fi'l-hâl cümle askere tathîr etdirüp derûn-ı kal‘aya elli aded dalyan tüfengler vakf eyleyüp teslîm-i dizdâr olup Akkirmân sicilline kayd olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 37a ·
metinde göster ·
… ın kılıç ile çizüp ad olundukda seksen yedi bin küffâr katl olunduğu Hân kadısı
sicillinde
merkûm olup üsârâları pây-beste ve dil-haste ve şikeste-beste ve leşleri püşte- …
Bu savaş-ı perhâş-ı neberdde hadden bîrûn ve kıyâsdan efzûn küffâr-ı hâksâr-ı Macar-ı füccâr-ı dûzah-karâr dendân-ı tîğdan geçdiler kim iki deryâ-misâl asâkir-i bî-pâyânın top u tüfeng ve sadâsından ve oklar fışırdısından ve benî Âdem velvele ve gulgule ve cığcığa (ve) sadâsı ve atlar süheylinden cihân velvelenâk olup gird-i siyâh ile rûy-ı şems-i âteş-tâbın tâb-ı tüvânı kalmayup bârûd-ı siyâh dûdından mihr-i münîrin nûru muzmahil olup kesâfet bağladı. Ve bu cengde Leh cünûdu ve Kazak cünûbü bî-hadd ü bî-pâyân mâl-ı firâvânlar alup zî-rûh kısmını Tatar-ı sabâ-reftâr alup yigirmi yedi bin at ve kırk yedi bin esîr alınup seksen yedi bin küffâr leşi yüzü koyun püşt-vâr yatup arkaların kılıç ile çizüp ad olundukda seksen yedi bin küffâr katl olunduğu Hân kadısı sicillinde merkûm olup üsârâları pây-beste ve dil-haste ve şikeste-beste ve leşleri püşte-i deste ve ceste ceste olup sahrâ-yı (---) cesed-i benî Âdem ile şecer-i Vakvâk dibi gibi zeyn oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 44a ·
metinde göster ·
… üp cümlesi dendân-ı tîğdan geçüp celâlîlerden gelen iki yüz deve yükü tüfengler
sicill-i
hüccetler ile huzûr-ı pâdişâhîye gelüp cümle dörd bin aded müsellâh tüfengleri …
Sa‘âdetlü pâdişâh bunda serâperdesine gelirken kal‘a harâbından birkaç şâhî toplar atılup gûyâ şâdumânlık topları atılup celâlî müfettişi olan İsmâ‘îl Paşa'dan dest ber-kafâ bağlı üç yüz âdem gelüp cümlesi dendân-ı tîğdan geçüp celâlîlerden gelen iki yüz deve yükü tüfengler sicill-i hüccetler ile huzûr-ı pâdişâhîye gelüp cümle dörd bin aded müsellâh tüfengleri cebecibaşıya defter ile teslîm edüp Boğazhisâr kal‘alarına develer ile götürdüler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 85b ·
metinde göster ·
… efendi cengde yaralanup Melek Ahmed Paşa efendimizin zahîre bahâsı emrin gücile
sicill-i
şer‘-i mübîne kayd edüp yedi pâre kal‘alardan üç yük akçe gelüp kal‘a kapudanı …
Bu diyârda kal‘a dizdârlarına kapudan derler, muhteşem kapudanı (---) aded kal‘a neferâtı gâzîleri var kim şeb [ü] rûz Hırvad kâfirleriyle ceng [u] cidâl ve harb [u] kıtâl edüp baş alup baş verirler ve gâhîce kadı efendiyi de çete ve potura gazâlarına götürürler. Hattâ bu mahalde kadı efendi cengde yaralanup Melek Ahmed Paşa efendimizin zahîre bahâsı emrin gücile sicill-i şer‘-i mübîne kayd edüp yedi pâre kal‘alardan üç yük akçe gelüp kal‘a kapudanı elinden alup paşa efendimize âdemlerimizle ve bizim huddâmlarımızla gönderdik. Sipâh kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve müftî ve nakîbi yokdur, ammâ muhtesibi vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 154b ·
metinde göster ·
… urdu-yı şerîfe itâ‘at etmediklerinin arzın ve vârid olan emr-i pâdişâhî sûretin
sicill-i
mu‘tebereden istihrâc edüp bize arz ver. Biz gidüp nice zahîre-bahâ alacağımızı …
"Bir[e] Efendi, Buyurdu-yı şerîfe itâ‘at etmediklerinin arzın ve vârid olan emr-i pâdişâhî sûretin sicill-i mu‘tebereden istihrâc edüp bize arz ver. Biz gidüp nice zahîre-bahâ alacağımızı biliriz" deyü mahkemede azîm ma‘rekemiz oldu. Âhir cümle kurâlardan iki yük akçe paşaya ve bir yük akçe bize ücret-i kadem-i kanûnî ta‘yîn edüp tahsîline âdemler gönderüp şehir temâşâya mukayyed olduk. Evvelâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 181a ·
metinde göster ·
… şirâ olunup bir avretin iki elinde iki evlâdıyla bir buçuk guruşa fürûht olduğu
sicill-i
şer‘de mastûr oldu.
Hemân ol ân cemî‘i mâl-ı ganâ’im metâ‘ esîrlerimiz meydân-ı mahabbete çıkarup fürûht olunup aslâ akçe etmeyüp bir guruşa on yaşına pençe-i âfitâb gulâm-ı mehtâblar bey‘ ü şirâ olunup bir avretin iki elinde iki evlâdıyla bir buçuk guruşa fürûht olduğu sicill-i şer‘de mastûr oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 12a ·
metinde göster ·
… îni defteriyle yigirmi kerre yüz bin aded tobra fermân olunup cümle tahsîl olup
sicill-i
Ünsî Efendi'de mastûr oldu.
Ve ol gün cümle asâkir-i İslâma on kerre yüz bin tobra tolusu toprakı handaka dökmeğe fermân olundu, ammâ erbâb-ı tîmâra ve erbâb-ı zu‘amâya bin akçe başına kanûn üzre iki tobra ve bölük 112a sipâhîsi başına birer tobra ve cümle vüzerâ ve mîr-i mîrânlara ve mîr-i livâların ve gayri asâkir-i sultânın hâsları ve ulûfelerine göre toprak ile leb-ber-leb tobralar fermân olunup tobra emîni defteriyle yigirmi kerre yüz bin aded tobra fermân olunup cümle tahsîl olup sicill-i Ünsî Efendi'de mastûr oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 111b–112a ·
metinde göster ·
… ıs ve tebdîl olmuş bir zerresi gâ’ib olmuş bulunursa zâbitleri katl oluna" deyü
sicill-i
şerîfe kayd olunup sûret-i hüccet vâlî-i vilâyet olan Kurd Paşa eline verildi.
Ve yine cümle ocak ağaların ma‘rifetleriyle yılda bir kerre cebehâne yoklaması olup "Defterden nâkıs ve tebdîl olmuş bir zerresi gâ’ib olmuş bulunursa zâbitleri katl oluna" deyü sicill-i şerîfe kayd olunup sûret-i hüccet vâlî-i vilâyet olan Kurd Paşa eline verildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 132a ·
metinde göster ·
Bu şehr-i Pojagacığı tamâm seyr [ü] temâşâ edüp mahkeme-i şer‘a varup kışla emirlerimizi kadı efendiye kırâ’at etdirüp sicill-i şer‘-i Resûl-i mübîne emr-i şerîfimiz kayd olunup a‘yân-ı vilâyet kışla köyümüzün zahîre bahâsıyçün ve ücret-i kadem-i şer‘îmiz içün hakîre üç yüz aded Sivilye guruş ve on aded hüddâmlarıma yigirmişer guruş verüp her ay başında onar araba pirincimiz ve bal ve yağ ve şem‘-i aselimiz ve darçın ve biber ve unumuz ve buğdayımız ve sâ’ir zahâ’irlerimizden mâ‘adâ atlarımıza saman ve odun ve arpa getirmeği der-uhde edüp hakîre bir at ve bir seyishâne pîşkeş verüp yine atları ehl-i kurâya emânet verüp ba‘dehu cümle ehl-i beled ile ve a‘yân-ı Pojagacık ile vedâlaşup kışla köyümüzden yarar kulağızlar alup gayri yollar ile sayd [u] şikâr ederek ve niçe kılâ‘ u kasabâtları temâşâ ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI mük. 137b ·
metinde göster ·
Hulâsa-i kelâm iki gün iki gece bu yaylada gûnâ-gûn zevk u safâlar edüp andan yine yokuş aşağı 3 sâ‘atde enüp yine Nova kal‘asında konağımız olan yeniçeri ağası hânesine nüzûl edüp ol gün Dobra-Venediklilerin koyun da‘vâlarıyçün elimizde olan Sührâb Mehemmed Paşa'nın buyurdu-yı şerîfiyle mahkeme-i şer‘-i Resûl-i mübîne varup cümle a‘yân-ı vilâyet huzûr-ı şer‘a gelüp hâzır olduklarında bu hakîr buyurdu-yı şerîfi kırâ’at etdirüp sicill-i şer‘a buyurdu kayd olup cümle a‘yân-ı vilâyetin mazmûn-ı buyurdu-yı şerîf ma‘lûmları olunca cümle huzzâr-ı meclis eyitdiler kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 156a ·
metinde göster ·
… r‘de yemîn-i mugallazalar edüp inkâr ile cevâb etdiklerinde anların inkârı dahi
sicill-i
şer‘a ma‘kûd ve murakkam olunup koyun çobanların ve birkaç esîrlerin getirüp es …
"Hâşâ sümme hâşâ biz Dobra-Venedikli'nin koyunların almadık. Biz gazâya gidüp Kotur kâfiriyle ceng [ü] cidâl ve harb [ü] kıtâl edüp Kotur kâfirinin on iki bin koyunun alup vezîrimiz Sührâb Mehemmed Paşa'ya koyunların öşrün verüp niçe yüz kelle ve niçe esîrler götürüp biz Dobra-Venedikli koyunun almadık" deyü huzûr-ı şer‘de yemîn-i mugallazalar edüp inkâr ile cevâb etdiklerinde anların inkârı dahi sicill-i şer‘a ma‘kûd ve murakkam olunup koyun çobanların ve birkaç esîrlerin getirüp esîrler ve çobanlar dahi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 156a ·
metinde göster ·
Biz dahi Loboşka yoluna gitmeden ferâğat edüp cümle Norin gâzîleriyle vedâlaşup andan taraf-ı şimâle avdet edüp iki sâ‘atde yine kasaba-i Gabele'ye gelüp tuz emînine emr-i pâdişâhîleri gösterüp sicill-i şer‘-i Resûle emr-i şerîf kayd olundu kim "Kanûn-ı pâdişâhîden ziyâde Dobra-Venedik tuzlasından bâc u bâzâr alınmayup yine selef pâdişâhları eyyâmlarında gibi tuzla işleye" deyü emrler sicille kayd olup Dobra-Venedik emîninden ve bizim tuzla emîninden üçer yüz guruş ve üçer donluk çukalar ve kumaşlar alup cümle ahâlî-i Gabele ile vedâlaşup andan tekrâr yine,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 164a ·
metinde göster ·
"Sem‘an ve tâ‘a" deyüp bu yüzden sulha rızâ verüp bizim ordu kadısı
sicillinde
ve anların millet-i Mesîhiyye başpapasları sicillerinde cümle şurût-ı kuyûduyla …
"Sem‘an ve tâ‘a" deyüp bu yüzden sulha rızâ verüp bizim ordu kadısı sicillinde ve anların millet-i Mesîhiyye başpapasları sicillerinde cümle şurût-ı kuyûduyla sulhnâme ve ahidnâme ve tenbîh-i hümâyûn tahrîr olunup nizâm-ı intizâm buldukda çâsâr eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 65b ·
metinde göster ·
Der-vasf-ı sarây-ı a‘yân-ı ağavât ve gayri büyût-ı mü’minât: Cümle
sicill-i
şer‘de merkûm olduğu üzre dörd yüz aded kiremitli kârgîr binâlı tahtânî ve fevk …
Der-vasf-ı sarây-ı a‘yân-ı ağavât ve gayri büyût-ı mü’minât: Cümle sicill-i şer‘de merkûm olduğu üzre dörd yüz aded kiremitli kârgîr binâlı tahtânî ve fevkânî cümle ravza-i Rıdvân misilli bâğ-ı cinânlı vâsi‘ hânedân-ı şehr-i azîmdir kim bâğ u bâğçesiyle Ohri sahrâsın zeyn etmişdir. Gören bu şehri on on beş bin evlerdir der.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 370b ·
metinde göster ·
… mle enbiyâ ve bizzât Medîne'de Hazret-i Muhammed Mustafâ medfûn olduğu her sene
sicill-i
şer‘-i mübîne kayd olunup Âl-i Osmân pâdişâhına arz olunup Kudüs ve şâm ve Hale …
"Evliyâ Çelebi cemî‘i kütüb-i mu‘teberelerimizin esah kavl-i akvâsı bi'l-ittifâk Haleb'de Hazret-i Zekeriyyâ ve şâm'da Hazret-i Yahyâ ve Kudüs'de Hazret-i Mûsâ ve Halîlü'r-rahmân'da medfûn olan cümle enbiyâ ve bizzât Medîne'de Hazret-i Muhammed Mustafâ medfûn olduğu her sene sicill-i şer‘-i mübîne kayd olunup Âl-i Osmân pâdişâhına arz olunup Kudüs ve şâm ve Haleb'de ve cümle Arz-ı Mukaddes'de olan enbiyâ makâmlar sahîh müsbetdir. Ammâ mâ‘adâ sâ’ir enbiyâlar Tûfân-ı Y 193a Nûh'da ve mürûr-ı eyyâm ile hâlden hâle uğrayup nâ-ma‘lûm olmuşlardır. Ammâ ki şâm-ı şerîfde câmi‘-i Ümeyye mihrâbı önünde on iki bin peygamber medfûndur, derler, ba‘zı müverrihler beyne'l-erze ve'l-berze medfûndur, derler. El-ilmü indallâh" deyü Zeynelâbidîn Efendi cevâb etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y192b–Y193a ·
metinde göster ·
… eyh Bekrîlere birer beyâz sof geydirüp mahkeme tarafından nokta düştüğü mahalli
sicill-i
şerîfe kayd Y 146a edüp Nîl nâdîlerinin bir ihtiyârı paşaya müjde edüp bir be …
Hikmet-i Hudâ ya ol gün ya ol gece Nîl'e nokta düşer. Nokta ta‘bîri oldur kim Ümmü'l-kıyâs havuzu içre tathîr olundukdan sonra âb-ı rakîk su dururken kıpkırmızı kan gibi çamur gibi su zâhir oladüşer. Cümle ulemâ hamd edüp iki gün iki gecede hâfız-ı Kur’ânların tilâvet etdikleri iki yüz hatm-i şerîfi nokta nümâyân olunca Mikyâs havuzunun cânib-i erba‘asına oturup cümle hatm-i şerîfleri tamâm edüp sâdât hazretleri anda bir du‘â ve senâ eder kim gûyâ âdem mebhût olup paşa vekîlharcı yüz kurbân edüp cümle ulemâya bezl ederler. Ve ba‘zı meşâyihlere ve sâdâtlara ve şeyh Bekrîlere birer beyâz sof geydirüp mahkeme tarafından nokta düştüğü mahalli sicill-i şerîfe kayd Y 146a edüp Nîl nâdîlerinin bir ihtiyârı paşaya müjde edüp bir beyâz sof geyüp yetmiş seksen altun ihsân dahi alup cümle ulemâ hamd [u] senâ edüp herkes hânesine giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y145b–Y146a ·
metinde göster ·
… ı ve a‘yân-ı kibâr ve ulemâ ve sulehâ huzûrunda paşanın üstüne der-zimmet çeküp
sicill-i
şer‘-i Muhammedî'ye kayd ederler. Paşa bâkî kalan yerlerden tahsîl edegidüp hîn …
"Bu mâl benim zimmetimde, Y 191a ben otururum" derse mollâ ve mezâhib-i erba‘a şeyhülislâmı ve a‘yân-ı kibâr ve ulemâ ve sulehâ huzûrunda paşanın üstüne der-zimmet çeküp sicill-i şer‘-i Muhammedî'ye kayd ederler. Paşa bâkî kalan yerlerden tahsîl edegidüp hîn-i azilde paşanın girîbânın değşirüp muhâsebe isterler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y190b–Y191a ·
metinde göster ·
… ken alaylar yürümeğe başlar. Bu mahalde olan huzzâr-ı meclis cümle şuhûdü'l-hâl
sicilline
kayd olunup bir azîm du‘â vü senâ ve gülbâng-i Muhammedî çekilüp alaylar çekilm …
Andan paşa sâyebânında karâr edüp emîrü'l-hac mahmel-i şerîfi gezdirirken alaylar yürümeğe başlar. Bu mahalde olan huzzâr-ı meclis cümle şuhûdü'l-hâl sicilline kayd olunup bir azîm du‘â vü senâ ve gülbâng-i Muhammedî çekilüp alaylar çekilmeğe başlar. Emîr-i hac paşa ile vedâlaşup esb-i Hicâz'ına süvâr olup mahmel-i şerîfin licâmın eline alup azm-ı Hicâz eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y200b ·
metinde göster ·
… ay ile Âdiliyye'de bu hazîneyi dahi emîrü'l-hacca teslîm etdüğine temessük alup
sicill-i
şer‘-i Resûl'e kayd olunur.
Netîce-i merâm bunların surre ve atıyyeleri Mısır dîvânında bağlanup paşa kethudâsı paşalı alayı ile azîm vezni üzre mükellef ü müzeyyen alay ile Âdiliyye'de bu hazîneyi dahi emîrü'l-hacca teslîm etdüğine temessük alup sicill-i şer‘-i Resûl'e kayd olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y204b ·
metinde göster ·
Ve eyâlet-i Mısır'da ve ümenâ ve mültezimîn ve keşşâflar zimmetinde bir habbe bâkî kalmaduğına rûznâmçe sûretleri alup sicill-i mollâda cümle erbâb-ı dîvân huzûrunda hüccet-i şer‘iyyeler alup yedine gûnâ-gûn temessükâtlar aldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·