… ız anlar kim oḳır erdimiz sėnde öŋdin kemişgil olar tapa aytıḳnı bütünlükin kim
siler
yalġançılar-siz
86 ḳaçan kim körseler anlar kim ortaḳḳattılar ortaḳlarını aydılar: ey iḍimiz-a bu ögür ortaḳlarımız anlar kim oḳır erdimiz sėnde öŋdin kemişgil olar tapa aytıḳnı bütünlükin kim siler yalġançılar-siz
49 ey anlar kim bittiler ḳaçan nikah ḳılsa siz müʾminelerni yana boşasa siz olarnı anda burun kim töşek ḳatmas siler anlarḳa yoḳ sizke olar üze ʿiddedin sayur sizler anı mutʿa bėriŋler anlarḳa ıḍıŋ olarnı ıḍmaḳ körklüg
bulġanuḳ söz / sav birle amulluḳ ḳılıŋlar kim tegmeŋ ėsizlikin bir ögürke bilme …
6 ey anlar kim kirtgündiler apaŋ kelse silerke bulġanuḳ söz / sav birle amulluḳ ḳılıŋlar kim tegmeŋ ėsizlikin bir ögürke bilmedin belgüsüzlükün bolġay siler ḳılışıŋızlar üze öknügliler
… amulluḳ ḳılıŋlar kim tegmeŋ ėsizlikin bir ögürke bilmedin belgüsüzlükün bolġay
siler
ḳılışıŋızlar üze öknügliler
6 ey anlar kim kirtgündiler apaŋ kelse silerke bulġanuḳ söz / sav birle amulluḳ ḳılıŋlar kim tegmeŋ ėsizlikin bir ögürke bilmedin belgüsüzlükün bolġay siler ḳılışıŋızlar üze öknügliler
içre turur taŋrınıŋ yalavaçı eger üküş işler içinde helak bolur siler taŋrı sew …
7 yana biliŋler kim silerniŋ içre turur taŋrınıŋ yalavaçı eger üküş işler içinde helak bolur siler taŋrı sewdürdi sizke kirtgünmeki taḳı bezedi anı köŋlüŋiz içinde taḳı yigrentürdi silerke taŋrını barlamamaḳnı taḳı yarlıġdın çıḳmaḳnı taḳı ʿasi bolmaḳnı anlar ol olar köniler
7 yana biliŋler kim silerniŋ içre turur taŋrınıŋ yalavaçı eger üküş işler içinde helak bolur siler taŋrı sewdürdi sizke kirtgünmeki taḳı bezedi anı köŋlüŋiz içinde taḳı yigrentürdi silerke taŋrını barlamamaḳnı taḳı yarlıġdın çıḳmaḳnı taḳı ʿasi bolmaḳnı anlar ol olar köniler
taŋrını barlamamaḳnı taḳı yarlıġdın çıḳmaḳnı taḳı ʿasi bolmaḳnı anlar ol olar k …
7 yana biliŋler kim silerniŋ içre turur taŋrınıŋ yalavaçı eger üküş işler içinde helak bolur siler taŋrı sewdürdi sizke kirtgünmeki taḳı bezedi anı köŋlüŋiz içinde taḳı yigrentürdi silerke taŋrını barlamamaḳnı taḳı yarlıġdın çıḳmaḳnı taḳı ʿasi bolmaḳnı anlar ol olar köniler
. Hulâsa-i kelâm bir vezîr ve beş mîr-i mîrân-ı sâhib-îmân Varvar Alî Paşa'nın ü …
ebyâtı üzre vakt-i seherde paşa cümle ordu etrâfına muhâfazacı askerleri koyup Bismillah ile altı bin salt güzîde urguncu ve yağmacı ve tâlâncı asker atlayup ılgar ile cânib-i kıbleye yedi sâ‘at gidüp Kankırı hâkinde Kurşumlıdağı eteğine vardıkda meğer Köprülü'nün çâşıdı varup "İşte Varvar Alî Paşa askeri geldi" deyince tarfetü'l-ayn içre Köprülü çarhası meydân-ı muhabbete çıkup Alî Paşa askeri dahi ileri varup çarha askeri gösterüp gerüde beş koldan kafadar kat kat asker koyup iki çarha birbirine dokuşup bir sâ‘at yahşı ceng-i perhaş [u] savaş olup bir sâ‘atden Köprülü tarafı aslâ dayanamayup münhezim olup beş aded eyâlet askeri kimi dendân-ı tîğdan geçerken kimi Lâ ilâhe illallah der, kimi Muhammedün Resûlullah der, kimi amân ve kimi yamân deyüp bu kadar mahlûk-ı Hudâ târumâr oldular. Köprülü askerin Varvarlı varup koyun kuzular gibi yalayup hayme ve hargâhları ve bâr ü bengâhları ve tevâbi‘at-ı bî-günâhların âhın alup küffâr gibi zincirleri gerdenlerine bend kılup esîr gibi bu kadar müslimîni keşan ber-keşân edüp atdan ve dondan ve katar u mehârdan ve'l-hasıl devlet-i dünyâdan ayrılmış, ömründe piyâde yürümemiş ve ka‘r-ı vakâr sâhibi muhteşem ağaları sekbân ve sarıcalar yalın ayak ve başı kabak piyâde yürüdüp kimin kırarlar, kimin esîr ve kimin âzâd ederler ve ba‘zısına "mâlını kande gömdün" der, işkence ederler ve kimi pây-beste ve dil-haste ve şikeste-beste bu kadar kavm, koyun sürüsü gibi giderlerdi. Ba‘zısını istedikleri yerde katl ederlerdi. Bu kadar fezâhatden mâ‘adâ Âl-i Osmân pâdişâhının üç tuğlu bir ihtiyâr-ı âlî-vakâr Köprülü Mehemmed Paşa'yı ve iki tuğlu Amâsiyyeli Kör Hüseyin Paşa'yı ve iki tuğlu Kara Sefer Paşa'yı ve Amasiyyeli Hacı Efendizâde gibi hânedân sâhibi kimesneleri dest-ber-kafa bağlı hûn ciğerleri dâğlı, çeşm-i pür-hûnları yaşlı ve bâğırları başlı Varvar Alî Paşa'nın tuğları önü sıra boğazlarında tavk-ı la‘net ile zincirler ile akd olunmuş eyle nâzenîn vücûdları ol şiddet-i hârda piyâde giderek "el-hükmü lillah" deyüp her ân ve her sâ‘atde cellâd-ı feleğe muntazır olup lisânlarında kelime-i Tevhîd gitmezdi. Gör felek atlasının hâlin kim bir ân evvel bu kadar kerr u ferr ve dârât [u] azamet sâhibi idiler. Bir ân-ı vâhidde cübbe ve destâra mâlik olmayup piyâde zencîr-keş olup sekbân ve sarıca elinde esîr oldular. Bu hâlde iken gözleri önünde tevâbi‘ [u] levâhıkların katl edüp kılıcının kanın cellâdlar paşaların üzerine silerlerdi. Hulâsa-i kelâm bir vezîr ve beş mîr-i mîrân-ı sâhib-îmân Varvar Alî Paşa'nın üç direkli otâğı sütûnlarında bâr-ı bend zincîrler ile bağlı ve sâ’ir mîr-i mîrânlar ve sâ’ir mîr-i livâlar ve gayrı a‘yân-ı kibârlar yüzü üstüne bağlı idi. Sâ’ir Köprülü ve Hüseyin Paşa ve Kara Sefer Paşa askerleri gayrı çadırlarda esîr [ü] gürisneler idi. Bu mâbeynde Varvar Alî Paşa'nın bir habbeye ve bir lipâçe cübbeye muhtâc ve aç u zevi'l-ihtiyâc olan piyâde seyis ve harbende ve akkâm ve meş‘alcileri ve kâse-şûyları birer katar bâr-ı sakîle ve bu kadar mâl-ı ganâ’ime ve beşer onar aded zırh u zıreh külâhlı ve katlâvî ve cebe vü cevşenli köçeklere mâlik olup Fir‘avn u Şeddâd gibi gurur hâsıl etdiler. Varvar Alî Paşa ise mansûr u muzaffer oldum, deyü enâniyyet da‘vâsında mu‘âmele etmeğe başladı. Ve henüz ısyân [u] tuğyânı zâhir ü bâhir oldu. Ve günden güne ordusunda haşerât-ı Cemâpûr cem‘ olmada. Ve etrâf-ı kazâlarda mîr-i mîrânlar asker sürmeğe ve zehâ’ir sürmeğe me’mûr oldular. Ve ba‘zı mîr-i mîrânlara evâmirler tahrîr edüp "Elbette eyâletin askeriyle bizim ordumuza gelesin ve illâ üzerine asker çekerim" deyü mü’ekked emirler tahrîr olundu. Ve ba‘zı ehl-i ırz ümerâ ve mîr-i mîrânlar ordusuna geldikde cümle otuz yedi bin asker oldu. Bu hâl ile kat‘-ı menâzil ve tayy-i merâhil ederek yine Kankırı sancağı hâkinde, menzil-i karye-i Bozoğlan nâm mahalle geldikde hakîr huzûruna varup "Gazânız kutlu olsun. Sultânıma inşâallah mansûr u muzaffer olursız demişdim. Hamd-i Hudâ düşmanları münhedim etdiniz. Ba‘de'l-yevm Cenâb-ı İzzet sizi hıfz [u]363b emânında edüp hemîşe düşmanlarınız böyle münhedim olup serleri ârâyiş-i nîze ola" deyü vâfir hoş-âmed kelimâtlar edüp "Sultânım! Şimden gerü bu kulunuza mektûblar ihsân edüp paşa oğlunuza beni gönderin" dedim. Feth-i kelâm edüp eydür: "Gördün mü Evliyâ'm! Bu kadar düşman askerin ân-ı vâhidde niçe târumâr eyleyüp kırup geçirdim ve niçe vezîrleri zincire urup keşân-ber-keşân götürürüm" dedikde "Gördüm sultânım! Aleyhi mâ-yestahıkku, lâkin merhamet edüp niçesin âzâd edüp Cenâb-ı Bârî sizin dahi niçe müşkil işleriniz âsân ide. Mücrimleriniz cümle ümmet-i Muhammed'dir. Bu kârhâne-i Âl-i Osmân'ın hâli budur. Ulü'l-emre itâ‘at edüp beğler ve paşalar biri biri üzre ceng ide gelmişlerdir. Size lâyık olan yine afv ile mu‘âmele eylemekdir. "Allahümme inneke afuvvun tuhibbü'l-afve fa‘fu annî" buyurmuşlar" dedikçe musırr olup bir âdem âzâd etmeyüp "Sabr eyle, beş on günden sonra görürsün. Hele Küçük Çavuş Paşa oğlum ve İpşir Paşa oğlum ve Şehsüvâroğlu Şehkadı Paşa oğlum ve niçe oğullarım dahi gelsinler dahi neler işlesem gerek" deyü aceb enâniyyet ile ba‘zı gurûrâne kelimâtlar etdi. Hakîr eyitdim "Yâ Sultânım! Bizim efendimize dahi mektûblar yazın. Anlar dahi ordu-yı İslâm cem‘iyyetine dâhil olup dahi ziyâde cem‘iyyet-i kübrâ olsun" dedim. "Hele şimden gerü iş bitdi. Anların gelmesine ihtiyâc kalmadı. Eğer gelirse safâ geldi, hoş geldi" dedi. Bir sâde-dil harem-i hâsda perveriş bulup
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 363a–363b ·
metinde göster ·
… n saçları sarkmışdır. Ba‘zı fukarâları ta‘âmdan sonra ellerin saçlarına yağıyla
siler
, ammâ a‘yânları ellerin yaykamayup yerlere silerler.
Ammâ bir bed şeyleri vardır. Yüz yaşında âdemleri cümle sakalların tırâş ederler. Eğer sakallısı var ise bir haftalık gelmiş tırâş kadar sakalı var. Her hafta sakalların kırkarlar. Ve alınlarından tâ başının ortasından ensesine varınca başın tırâş edüp kulaklarının üstlerinde iki yanlarının saçları sarkmışdır. Ba‘zı fukarâları ta‘âmdan sonra ellerin saçlarına yağıyla siler, ammâ a‘yânları ellerin yaykamayup yerlere silerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 150b ·
metinde göster ·
Ammâ bir bed şeyleri vardır. Yüz yaşında âdemleri cümle sakalların tırâş ederler. Eğer sakallısı var ise bir haftalık gelmiş tırâş kadar sakalı var. Her hafta sakalların kırkarlar. Ve alınlarından tâ başının ortasından ensesine varınca başın tırâş edüp kulaklarının üstlerinde iki yanlarının saçları sarkmışdır. Ba‘zı fukarâları ta‘âmdan sonra ellerin saçlarına yağıyla siler, ammâ a‘yânları ellerin yaykamayup yerlere silerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 150b ·
metinde göster ·
… kızın başından artık Fir‘avn tâcın alup vâveledâ deyüp baba ve ana kızın kanın
silerek
cemâ‘atın üzerine al kanlı bezleri atarak dâmâdı ol meydâna da‘vet edüp,
Andan kıza babası ve anası ve akrabâları tesellî verüp ve kızın başından artık Fir‘avn tâcın alup vâveledâ deyüp baba ve ana kızın kanın silerek cemâ‘atın üzerine al kanlı bezleri atarak dâmâdı ol meydâna da‘vet edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y244b ·
metinde göster ·
… tedi. Hâh-nâ-hâh bir altuna mâbeynlerin sulh edüp Bedevî bir altunu verüp ağzın
silerek
gitdi. İşte bu meydân-ı mahabbetde bu gûne lu‘bedebâzlıklar olur.
Kadı yılanın bahâsın yılancıya hükm etdikde yılancı on guruş istedi. Hâh-nâ-hâh bir altuna mâbeynlerin sulh edüp Bedevî bir altunu verüp ağzın silerek gitdi. İşte bu meydân-ı mahabbetde bu gûne lu‘bedebâzlıklar olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y292a ·
metinde göster ·
… almak murâd edinirse bizim gibi ellerin bu hayvânâtların kanına sokup kayalara
siler
, kurbân etmiş olur, tâ ki acâyibât göresin" dedi. "Ammâ sakın zerre kadar havf …
"Böyle tılısm olmuşdur. Her kim bu cebel içine girüp tâli‘in dutup murâd [u] maksûdu ne ise hâsıl olur mu, olmaz mı haber almak murâd edinirse bizim gibi ellerin bu hayvânâtların kanına sokup kayalara siler, kurbân etmiş olur, tâ ki acâyibât göresin" dedi. "Ammâ sakın zerre kadar havf [ü] haşyet çekme", deyüp melik vasıyyetler etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y424b ·
metinde göster ·
… im refîkımız Y 449b gergerdân-süvâr Dervîş Ni‘metullâh âbdest alup elin yüzün
silerken
hakîr yüzüne bakdım, bir vakâr sâhibi ak sakallı ihtiyâr âdem-i edîm olmuş.
Hikmet-i Hudâ: Bir gûne bulanık ve koyu sudur, akmaz, şöyle hâli üzre durur, andan bizim refîkımız Y 449b gergerdân-süvâr Dervîş Ni‘metullâh âbdest alup elin yüzün silerken hakîr yüzüne bakdım, bir vakâr sâhibi ak sakallı ihtiyâr âdem-i edîm olmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y449a–Y449b ·
metinde göster ·