Esnâf-ı acemî oğlanları: Hicret-i nebeviyyenin sene 17'
sinde
Mekke feth olup Ebû Süfyân bin Sahr bin Harb ve Halîm bin Cerâm ve Bedîl bin Ve …
Esnâf-ı acemî oğlanları: Hicret-i nebeviyyenin sene 17'sinde Mekke feth olup Ebû Süfyân bin Sahr bin Harb ve Halîm bin Cerâm ve Bedîl bin Vertâ ve ikrime bin Ebû Cehil ve Abdullâh bin Sa‘d bin Ebî Sarh ve Hazret-i Ebûbekir'in pederi Ebî Kuhâfe mekfûfü'l-basar iken bu cümlesi gelüp Hazret-i Risâlet huzûrunda İslâm ile müşerref olup cümlesi ta‘allukâtlarına İslâm teklîf edüp akrabâları İslâm kabûl etmediklerinden Hazret-i ikrime ve Ebî Kuhâfe akrabâlarının mâl [u] emvâl [u] erzâkları gâret olunup evlâdları esîr olmaların ricâ etdiler. Resûl-i Hudâ dahi Sahâbe-i kirâma izin verüp nehb [ü] gâret olunup evlâd [u] iyâllerin {esîr edüp} yine kendülere ihsân olunup ma‘a ziyâdesin Ashâb-ı kirâma terbiye olunmaları içün cümle üsârâ-yı gaşîmi tevzî‘ {etdiler}. Bu gaşîm acemî olanlar ibtidâ andan kaldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 153b ·
metinde göster ·
… Paşa arzıyla kelleleri Âsitâne-i sa‘âdete gönderdikleri sene (---) mâh-ı (---)
sinde
idi. Rahmetullahi aleyhim ecma‘în.
Evvelâ ba‘de'z-zuhr sehl ceng [ü] cidâl Çerkeş sahrâsında sehl 365b aralanup Çerkeş Kadısı Nesîmî Efendi ve niçe a‘yân-ı şehr ile atlanup İpşir Paşa'ya gazânız mübârek ola, demeğe azîmet ederken niçe bin na‘şe-i ümmet-i Muhammed'in kellesi galtân ve mecrûh-ı sînân ve tu‘me-i şimşîr-i dendân olup rimâl-i türâb üzre pâymâl olan ibâdullahın la‘l-gûn hûnu sahrâ-yı Çerkeş'i lâle-zâr iken la‘l-gûn etmiş. Kimi mecrûh, âh [u] enîn eder, kimi feryâd [u] nâlân edüp sürünerek gider. Bu hâl-i pür-melâli görüp hakîr bükâ ederek Varvar Alî Paşa'nın otâğ-ı menhusuna varup dâhil oldukda atdan nüzûl edüp ibtidâ hakîr seke seke İpşir Paşa huzûruna varup zemîn-bûs eder şekli iltiyâm edüp şehr kadısı ve gayrılar dahi "Gazânız kutlu ola" dediklerinde cümlemize hıtâben, oturun deyüp hakîre eydür "Sen bu dâ’irede nişlersin Evliyâ" dedi. "Sultânım! Mehemmed Paşa karındaşınızdan Alî Paşa pederinize mektûblar getirdim" dedim. "İşte senin paşan bu fakîr Alî Paşa'yı başdan çıkarup celâlî edüp kendi darıya çıkup gen yakadan temâşâcı oldu. İnşâallahu'r-rahmân yakında anın dahi Varvar gibi hakkından gelinir" dedikde hakîrin derûnunda niçe ilzâm edecek kelimâtlar var idi. Ammâ "men hafaza'l-lisâne selleme mine'l-afat" hadîsiyle amel edüp summun bükmün olup âsûde-hâl durdum. "Tiz Köprülü Mehemmed Paşa peder-i azîzim ve Kara Sefer Paşa birâderim zencirden çıkarup huzûruma getirin" dedikde ân-ı vâhidde ikisin dahi huzûr-ı İpşir'e hâzır edüp İpşir ağaya kalkup Köprülü Mehemmed Paşa'nın ak sakalın bûs edüp bir kat libâs-ı fâhire ile bir semmûr kürk giydürip üst yanına alup el ele verüp müşâvere ederek, eyle olur baba, deyü Sefer Paşa'ya dahi hem-çünân bir kat esbâb ile mülebbes edüp öbürleri zincirde dursunlar, dedikde Köprülü eydür: "Sultânım! Anlar bizim ile bozulup esîr olmuşlardı" deyince "Siz anlara karışman" deyüp "Tiz Varvar babanız dahi getirin. Mehemmed Paşa babamızla mürâfa‘a-i şer‘ olsınlar" deyüp ol ân Varvar Alî Paşa'yı yine semmûr kürküyle İpşir huzûruna getirüp cümle huzzâr-ı meclis ve İpşir Paşa ve Köprülü Paşa ayak üzre kalkup ta‘zîm edüp zahmdâr olmağıla Varvar'ı otâğının ke'l-evvel yerinde karâr etdirdiklerinde "Şükür Yâ Rabbî! Bu hâle" deyüp hâmûş oldu. Ammâ güyâ meyyit-i müteharrik idi. Zîrâ hışt zahmı kendüyü almış idi. Hemân Köprülü ve Kara Sefer Paşa "Niçesin Koca Varvar Alî Paşa! Bu fenâ dârı gurûruna dayanup bizi giriftâr-ı bend-i hicrân eyledin. "Men dakka dukka" cihânı idüğün bilmedin mi? Kanı bu kadar mâl [u] mâ-melekim, kanı bu kadar kul [ve] karavaşlarım. Bizi Kurşumlu'da bozup kırıp tûğlarının önünde bizi yalın ayak ve başı kabak piyâde aç ve susız yürütdün. Kanı ırz-ı vezâret, kanı ırz-ı Âl-i Osmân, kanı zâlim bu kadar mâlım" deyince hemân Varvar eydür: "İşte İpşir oğlum, sizin üçünüzün mâlına ve benim mâlıma tama‘ edüp üç bin kiselik dörd vezîr mâlı bu İpşir oğlumdadır. Bundan taleb eylen" deyince hemân İpşir şetm-i galîz ile eydür: "Bre ak sakalı şimdi kızıl kanda boyanacak, ben senin neni aldım" deyince hemân Varvar-ı bî-âr gayret-i hamiyyete gelüp şütûm-ı gûnâ-gûn ile İpşir'e hitâb edüp eydür: "Bak a hayınlık ile Erzurûm'da Celâlî Abaza Paşa'dan berü bağrı pişmiş niçe bin kerre oğlanlığa düşmüş, ben senin ehlini hâtırın içün zinâ etdirmeği kabûl etmeyüp senin ırz [u] gayretin içün Sivas'dan azli kabûl edüp ehlini Allah emâneti Tokat kal‘asına koyup bu kadar sekbân [ve] sarıca ile muhâfaza etdirüp ehlini günden ve gölgeden sakındım ve nâmım, pâdişâha âsî oldu deyü şâyi‘ oldu. Hâşâ ki âsî olaydım. Şeri‘âte itâ‘at edüp zinâ etdirmeğe rızâ vermediğim ecilden bu Köprülü ve Kara Sefer ve Hüseyin Paşa nâm bed-baht habîsler üstüme gelüp "Sen niçün İpşir'in avretin pâdişâha zinâ etdirmeğe vermedin" deyü başıma üşdüler. Bir bî-günâh olduğumdan ve şerî‘âte itâ‘at etdiğimden Cenâb-ı Bârî bana mu‘în ve zahîr u yârî olup bunları münhedim edüp mansûr u muzaffer olup bunları zincîre dizdim. Sana i‘tikâd edüp oğlum İpşir'dir deyü i‘timâd etdim. Yohsa ben seni bu Köprülü ve Kör Hüseyin Paşa'dan bed-ter ederdim. Hay hay gidi Defterdâroğlu Mehemmed Paşa hakkâ ki âkıl vezîr-i sâhib-tedbîr imiş. Sakın İpşir dediğin oğlundan! Babakdır, andan gaflet üzre olma, deyü mektûblar gönderirdi. Aslâ vücûd vermeyüp senden geçmezdim. Ben bana düşeni etdim. Adüvlerimden merd-i meydânlık ile intikâm aldım. Sen babaklık nâmıyla meşhûr-ı âfâk olup bed-nâm oldun. Şimden gerü şu başımı kesüp avretinin fercine sok" deyü hayli zebân-dırâzlık edüp eydür: "Ben etdim, buldum. Sen de gör niçe bulursun. Bu kevn-i keç-revin hükmü budur" deyü hâmûş-bâş oldu. Ammâ zahm kendüyü alup bî-tâb u bî-mecâl etdi. Bu mahalde Köprülü Mehemmed Paşa 366a eydür: "Mezâ mâ-mezâ, olan oldu ve giden gitdi. Biz pâdişâh emriyle münhedim olup mâldan hizmetkâr başlarından ayrıldık. Sen dahi başın havfine düşüp böyle giriftâr olduk. Gün ahşamlıdır, gelin helâllaşalım" deyüp cümlesi Varvar'dan ve Varvar anlardan helâllık dileyüp birbirleriyle öpüşüp görüşüp barışup ağlaşdılar ve dünyâ ve âhiret hakkın helâl edüp Köprülü ve Kara Sefer Paşa çadırlarına gidüp İpşir ile Varvar otakda kalup İpşir eydür: "Zincirde haps olan Hüseyin Paşa'yı ve Amâsiyyeli Hacı Efendi oğlunu getirin" dedikde der-akab Kör Hüseyin Paşa'yı ve Hacı Efendi oğlun zebânîler zincir ile keşân-ber-keşân getirüp Hüseyin Paşa gelince yer öpüp Varvar'a "Bre zâlim! Beni niçün bu kadar zamân Köprülü karındaşım ile haps etdin" dedikde İpşir eydür: "Bre mel‘ûn! Mukaddemâ bu âdemi âsî etdin, ba‘dehû sana emirler gelüp Köprülü'yle Varvar üzerine gelüp bozuldun. Varvar'ın ibtidâ ısyânına sen ve bu Hacıoğlu sebep olmuşdur. Eyle değil mi baba" deyü İpşir Paşa, Varvar Alî Paşa'dan su‘âl etdikde Varvar Paşa aslâ cevâb vermeyüp "tiz cellâd" deyü otakda Varvar'ın gözü önünde Amasiyyeli Kör Hüseyin Paşa'nın ve Hacı Efendi oğlunun kelleleri kesilüp galtân olunca Varvar eydür: "Bre zâlim! Anların cürmü nedir? Benim üzerime emr-i pâdişâhîyle geldiler, bozdum ve bu kadar mâlların aldım ve zincire urdum. Şimdi benim zincirimden Köprülü gibi halâs edecek iken ol derd-mendlerin kellelerin kesdin. Huzûr-ı Hak'da ne cevâb verirsin" dedikde İpşir eydür: "Şimdi sen de görürsün, tiz cellâd" dedikde cellâd-ı bî-amân gelüp âhir netice-i kelâm Varvar Alî Paşa, İpşir'i "Yâr-ı gam-hârım ve uğuruna baş verir gam-küsârum" deyü i‘timâd [ve] i‘tikâd ederken Alî Paşa'nın esb-i fikreti leng ü fakîr, mağmûm [u] dil-teng olup dest-i İpşir-i bî-yesîr fermâniyle fakîr Varvar cellâd-ı bî-dâd imdâd etmeyüp ma‘nûken şehid edüp kellesin teninden cüdâ edüp kellesinin postu ve Hüseyin Paşa kellesi ve Hacıoğlu kellesi yüzülüp pembeler ile dolup her birin birer kutulara koyup ol mahalde Çerkeş Kadısı bu ahvâl-i pür-melâli İpşir Paşa arzıyla kelleleri Âsitâne-i sa‘âdete gönderdikleri sene (---) mâh-ı (---) sinde idi. Rahmetullahi aleyhim ecma‘în.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 365a–366a ·
metinde göster ·
… ım Paşa ve Mustafâ Paşa mektebleri ma‘mûr ve püserânlar memlûdur. Ve her re’s-i
sinde
cânib-i vakıfdan cümle ciğer-kûşe-i yetîmânlara sürre ve atiyyeleriyle kabâ-yı …
Ve barısı beş aded mekteb-i dârü't-ta‘lîm-i sıbyân-ı tıflânı cümleden Kâsım Paşa ve Mustafâ Paşa mektebleri ma‘mûr ve püserânlar memlûdur. Ve her re’s-i sinde cânib-i vakıfdan cümle ciğer-kûşe-i yetîmânlara sürre ve atiyyeleriyle kabâ-yı câmeleri ve arakiyye ve pâypûşları mebzûldur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 63a ·
metinde göster ·
Ve memdûhât-ı sanâyi‘âtından: Siyâh kuzu kürkü ve elvân zî-kıymet çukaları ve
sinde(
?) nâm kâğızları ve pirinç şem‘dânları ve mûm mıkrâs ve siyâh rokla nâm çukası m …
Ve memdûhât-ı sanâyi‘âtından: Siyâh kuzu kürkü ve elvân zî-kıymet çukaları ve sinde(?) nâm kâğızları ve pirinç şem‘dânları ve mûm mıkrâs ve siyâh rokla nâm çukası meşhûr-ı âfâkdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 156a ·
metinde göster ·
… ında asâkir-i İslâm muhâsarada germâ-germ ceng [ü] cidâlde iken sene 1079 (---)
sinde
Kapudan Kaplan Paşa seksen pâre kadırga ve kırk pâre kalyon ile Hanya'ya yigirm …
Hikmet-i Hudâ bu Kandiye kal‘asının iki tarafında asâkir-i İslâm muhâsarada germâ-germ ceng [ü] cidâlde iken sene 1079 (---) sinde Kapudan Kaplan Paşa seksen pâre kadırga ve kırk pâre kalyon ile Hanya'ya yigirmi bin asker döküp ve bilâ-hisâb bârûd-ı siyâh ve niçe yüz bin çuval beksumât ve niçe bin gûne cebehâne ve mühimmât ve gayri sâ’ir levâzımât me’kûlât meşrûbâtlar ve top ve kumbaralar getirdi kim hisâb [u] kitâbın Hudâ bilür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 296b ·
metinde göster ·
… a‘lâsında iki çatal kârgîr kal‘a-i cihân-nümâdır. Târîh-i iskenderin sene (---)
sinde
Anter binâ etmişdir. Ammâ içinde âdemî-zâd yokdur. Ve hakîr çıkup temâşâ etmedi …
Ve tevârîhlerde bu vâdîlere vilâyet-i Anteristân derler. Bir sivri kara dağın tâ zirve-i a‘lâsında iki çatal kârgîr kal‘a-i cihân-nümâdır. Târîh-i iskenderin sene (---) sinde Anter binâ etmişdir. Ammâ içinde âdemî-zâd yokdur. Ve hakîr çıkup temâşâ etmedim, zîrâ mûr mârı firâvân imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y275a ·
metinde göster ·
… dur kim kaçan kim Hazret-i Resûl-i Hudâ ve Muhammedü'l-Mustafâ Hicret'in sene 2
sinde
Hazret-i Fâtımatü'z-Zehrâ'yı Hazret-i Alî'ye nikâh eyledikde yine bu sahrâyı Ha …
Ve kasaba-i Vâdî-i Fâtıma ismiyle müsemmâ olmanın olmasının olmamanın vech-i tesmiyesinin aslı oldur kim kaçan kim Hazret-i Resûl-i Hudâ ve Muhammedü'l-Mustafâ Hicret'in sene 2 sinde Hazret-i Fâtımatü'z-Zehrâ'yı Hazret-i Alî'ye nikâh eyledikde yine bu sahrâyı Hazret-i Risâlet Hazret-i Fâtıma'ya cihâz ihsân etdikleriyçün Vâdî-i Fâtıma dediler. (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y309a ·
metinde göster ·
âzân (---)(---)(---)(---) tilâvet ederler. On dördünde dahi mü’ezzinler çıkm …
Ve bu yedi minârenin yigirmi sinde âzân (---)(---)(---)(---) tilâvet ederler. On dördünde dahi mü’ezzinler çıkmayup leyle-i mübârekelerde kanâdîller Q 139a yakarlar. Ve bu yigirmi bir tabakadan mâ‘adâ her minârenin tâ zirve-i a‘lâsında altun ile mutallâ olmuş alemler etrâfında beşer altışar çatal ağaçlara dahi kanâdîller yakup her minâre beşer tabaka kanâdîller ile çerâğân olur. Gûyâ her minâre kanâdîller ile serv-misâl olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y338b ·
metinde göster ·
… a‘dehu sene 1084 Cemâzi'l-âhir'inin yigirminci bâzârertesi gün sünbüle burcunun
(---)sinde
sekizinci dereçesine sa‘d sâ‘atde (---)[Cân]pûlâdzâde Hüseyin Paşa Mısır'a bir …
Ba‘dehu sene 1084 Cemâzi'l-âhir'inin yigirminci bâzârertesi gün sünbüle burcunun (---)sinde sekizinci dereçesine sa‘d sâ‘atde (---)[Cân]pûlâdzâde Hüseyin Paşa Mısır'a bir alay-ı azîm ile dâhil olmuşdur kim vasfında lisân kâsırdır. Mısır-ı nâdiret[ü'l-asr](---) Tursun Mehemmed Ağa müsellim gelüp bir cem‘iyyet-i kübrâ böyle bir alay-ı zîbâ görmemişdir. Allâh âkıbetin hayr eyleye, âmîn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·
Bu şehirde on gün meks edüp niçe bin deve kuyu suları hâzır edüp Gazze câniblerine gitmek sadedinde iken paşa tarafından sinde Kürd İbrâhîm nâm çukadâr ılgar ile gelüp Müsellim Mehemmed Kethudâ'ya, "Ale's-sabâh sâhib-i devlet bundadır, alaya Ağa'ya hâzır olun" deyü müjde edüp Ümmü'l-Hasan çölü derdinden halâs olup cümle asker alaya hâzır ile berâber oldular. Ammâ hakîr müsellim ile nısfu'l-leylde ılgar ile Sâlihiyye['ye] varup andan (---) sâ‘at gidüp (---)(---) cümle askerile müfîd ü muhtasar hayme ve hargâhile meks (---)(---) kethudâ ba‘dehu (---)(---) Süleymân Ağa buluşdular. Hakîr ve (---) pûs etdükde Q 356a bir hayli i‘zâz [u] ikrâm edüp hâl hâtırımız sorup su’âl etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·