… âhîbâz ve kûzebâz ve kadehbâz ve âteşbâz ve şebbâz ve perendebâz ve mührebâz ve
sinibâz ve
taklabâz [ve] güllebâz ve'l-hâsıl cümle ma‘rifet-i bâzbâzân bunların kollarında …
On ikinci, Semmûrkaş kolu: 200 neferdir ve cümlesi Yahûdîlerdir. Bu Yahûdî kollarının iştihârları oldur kim cemî‘i hokkabâz ve sürâhîbâz ve kûzebâz ve kadehbâz ve âteşbâz ve şebbâz ve perendebâz ve mührebâz ve sinibâz ve taklabâz [ve] güllebâz ve'l-hâsıl cümle ma‘rifet-i bâzbâzân bunların kollarında mevcûd olup tâ sabâha dek bî-minnet fasl ederler ve bir gecede yüz guruşa kanâ‘at ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 209b ·
metinde göster ·
… ed Paşa efendimiz on altı aded gümüş sahanlar ile ve cümle sofra âvânı ve gümüş
sinisiyle ve
kâseler ve peşkîr ve leğen-ibrikle çâşnigîrbaşına teslîm edüp Bâkî Paşa'nın otâ …
Evvelâ cümleden biri; Ketenci Ömer Paşazâde Urfa'dan ma‘zûl Erzurûm'da dernek muhâfazasında iken etdüğü şûh-ı şengülliği budur kim; pâk, pâkize, müte‘azzım ve muhteşem ve müdebbir ve âkıbet-endîş, lâubâlî, âyine-vâr mücellâ, dil-i uşşâk gibi pür-safâ ve küşâde-meşreb bir âdemdir. Kendüden ba‘zı evzâ‘ı görülürdü kim ol ahvâl-i garîbeler zencîr-keş mecnûn-ı Melâmiyyûndan sâdır olmazdı. Hattâ Gönye gazâsından geldikden sonra cümle vüzerâ ve mîr-i mîrânlar ve ümerâlar ile sımât-ı Muhammedî başında ta‘âm yerken Seydî Ahmed Paşa ile Bâkî Paşa esnâ-yı kelâmda azğaşup bu kadar huzzâr-ı meclis var iken ta‘âmı bırakup yaka yakaya gelüp, "Kalk Evliyâ! Biz iki paşa güleş ederiz. Bizi salavâtla. Aç karnına bir eyi gürüş edüp sonra ta‘âm yiyelim" deyince hemen hakîr nola deyüp "Şast ber-kabza, çekilmiş yay oku gibi hâzırum", deyüp sofra başından ayak üzre kalkup "Allah, Allah! Hâce-i âlem, seyyid-i kâ’inât ve mefhar-i mevcûdât ber-cemâl-i kemâl Muhammed Mustafâ-râ salavât. Engürü'de er yatır, Rûm'da, Sarı Saltık, tan giyer ve tumman çeker. Pîrimiz Hazret-i Mahmûd, pîr-i yâr-ı velî aşkına iki vezîrdir. İkisinin dahi dutduğun Allah öğer, dîn [u] imân ile gide" deyüp bu iki zor-âver ve vezîr-i dilâvereyn-i servereyn-i hünervereyn-i vali-i mihtereynler birbirleriyle koç koç gağ olup keşân-ber-keşân yaka çâk rûyları otâğ içre hâk yaka yakaya olup pehlivân-âsâ küşte-gîrlik edüp Bâkî Paşa zeber-dest ve pîl-ten bir dilâver ü server u zor-âver olmağıla Seydî Paşa'yı zorına dutup Seydî Paşa'ya galebe sadedinde iken iki hamle mâbeynden hatâ geçüp Seydî Paşa dahi gayret-i akrân çeküp var kuvveti bâzûya getirüp yan başı hânesinden dağ pâresi-misâl Bâkî Paşa'yı sımmât-ı Muhammedî içine eyle atdı kim yetmiş aded zî-kıymet Mertebânî ve fağfûr çinî, çin-ender-çîn kırk pâre iken cümle hurd-ı haşhâş-misâl niçe bin pâre olup her pâresi gûş-vâr ve mısır pâresi gibi oldu. Bu kadar mümessek ni‘met-i nefîse içre iki vezîr ni‘met ile mülemma‘ olup cümle ni‘met sarhoş kusmuğuna dönüp üstleri ve başları ve aşları ve işleri harâb [u] yebâb olup vezîr iken vizir olup zerve olup bî-meze işkembe çorbası oldular. Cümle huzzâr-ı meclis, mîr-i mirân, ümerâ ve a‘yânlar vâlih [u] hayrân [u] cey‘ân olup herkes haymelerine gitmek sadedinde iken sâhib-i hayme Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimiz "Tiz gayrı ta‘âm" deyüp der-‘akab yine gayrı yire elli aded sîm-i hâlis suhûnlar ile sükkerî ter ü tâze ta‘âmlar gelüp bu iki vezîre birer kat libas-i fâhireler ihsân etdikde Bâkî Paşa "Ben yenildim, karnım doydu" deyü ta‘âm yimeyüp gidince ol sâhib-i kerem Defterdârzâde Mehemmed Paşa efendimiz on altı aded gümüş sahanlar ile ve cümle sofra âvânı ve gümüş sinisiyle ve kâseler ve peşkîr ve leğen-ibrikle çâşnigîrbaşına teslîm edüp Bâkî Paşa'nın otâğına gönderdi. Ve on iki sahan ve cümle alât-ı sîm-âvâniyle Seydî Ahmed Paşa'nın otâğına gönderüp "Cümlesin karındaşım Bâkî Paşa'ya ve Seydî Paşa'ya hibe eyledim" deyü çâşnigîrbaşına tenbîh eyledi ve akîbince Çukâdar Behlül Ağa ile Seydî Paşa'ya bir semmûr ve Silâhdâr Filibeli Mehemmed Ağa ile Bâkî Paşa'ya birer semmûr kürk gönderüp "Sakının, birer şey verirse alman. Yohsa kelleniz tenlerinizden cüdâ ederim" deyü tenbîh buyurdular. Cümle huzzâr-ı meclis Defterdârzâde'nin keremkârlığına âlem-i hayretde kaldılar. Bu keremi meğer Ca‘fer-i Bermekkî ve Hâtem-i Tâyyî etmiş ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 334a ·
metinde göster ·
sîm suhûnları ve yüz aded Mertebânî 337a ve yüz aded fağfûr-ı çînleri ve sâ’i …
Ammâ bunun âlât-ı bisât-âvânîsi, sîm sinileri ve sîm suhûnları ve yüz aded Mertebânî 337a ve yüz aded fağfûr-ı çînleri ve sâ’ir zerdûz makramaları ve peşkirleri ve sîm [ü] zeheb-mutallâ taşt u abârîkları ve gülâbdân ve buhûrdânları ve cemî‘î eşribe kâseleri bir vüzerâ sofrasında görmedim. İllâ Cânpolâdzâde Mustafâ Paşa, kapudan iken meclis-i şerîfine dâhil olup ânı dahi ankâ-sıfat bir kevkeb ü baht [u] sa‘âdet sâhibi pâk akl-ı Aristo vezîr-i dilîr gördüm. Rahmetullahi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 336b–337a ·
metinde göster ·
… mikleri yerli yerine varup Cenâb-ı Bârî kudretin ızhâr içün cümle kemikler üzre
sinirler ve
damarlar bağlanup üstüne deriler halk olup ba‘dehû cümlesi hayât bulup ayak üzr …
Ulu'l-azm peygamberlerdendir. Kavm-i Benî İsrâ’îl'e ba‘s olunup ümmetinden biri İslâm ile müşerref olmadıklarından Cenâb-ı Bârî anlara tâ‘ûn-ı ekber verüp şehr-i Askalân'dan taşra firâr ederlerken Cenâb-ı Allah Cibrîl-i Emîn'e emr edüp bunlara "Mûtû bi-emrillah" deyü bir sayha urunca cümlesi ol sayhadan zehresi çâk olup biri biri üzre cümlesi helâk oldular. Kamusu bir yerde helâk olmalarının sebebi oldur kim mâbeynimize tâ‘ûn girmesin deyü birbirlerin derâğûş edüp eyle çıtâçıt sık olmuşlardı kim mâbeynlerinden su sızmazdı. Ba‘dehû niçe yüz yıl mürûrundan sonra Hazret-i Uzeyr bu mevtânın üstühânları üzre uğrayup gördü kim deryâ-misâl âdem üstühânları birbirine çatılmış yatar. Âlem-i hayretde kalup "Yâ Rabbî! Bu ne hâldir kim cümle mevtânın üstühânları bir yerde yatar. Birisi pârekende ve perîşân değildir. Bu ne hikmetdir?" deyü âlem-i tahayyürde iken hâtifden bir nidâ geldi kim "Yâ Uzeyr! Bunlar benim tâ‘ûn azâbımdan kaçup helâk olup senin du‘âna muntazırlardır kim onlara yine hayât verem" nidâsı geldikde Hazret-i Uzeyr du‘â edince el-azametullah cümle uzuvlar birbirine karış katış olmuşken her cesedin kemikleri yerli yerine varup Cenâb-ı Bârî kudretin ızhâr içün cümle kemikler üzre sinirler ve damarlar bağlanup üstüne deriler halk olup ba‘dehû cümlesi hayât bulup ayak üzre kalkup cümlesi bir kerreden Hazret-i Uzeyr'i görünce "Lâ ilâhe illallah, Uzeyrun ibnullah" deyüp hâşâ sümme hâşâ Uzeyr'i Cenâb-ı Bârî'ye şerîk koşup diri eden Hazret-i Uzeyr'i zann etdiler kim sûre-i (---)Arapça dedikleri bu âyet ile müsbetdir. Hâlâ Yahûd kavminin sarı benizli ve kuvvetsiz olup ağızları kokduklarının aslı Hazret-i Uzeyr du‘âsıyla mevtâ iken hayât bulan Yahûd tâ’ifesi neslinde olan Yahûdîlerin hâlâ ağızları leş gibi kokup yüzlerinde ve gözlerinde nûr yokdur. Ba‘dehû Hazret-i Uzeyr Nebî yüz sene mu‘ammer olup ba‘dehû merhûm olup şehr-i Remle-i Filistîn'de defn etdiler. Ba‘dehû Cenâb-ı Bârî kudretin ızhâr içün Hazret-i Uzeyr'e ve hımâr-ı Uzeyr'e hayât verüp üç yüz yıl dahi halkı dîne da‘vet etdüğine Cenâb-ı Allah Habîbi Muhammedü'l-Mustafâ'ya alâ tarîkı'l-hikâye sûre-i (---)Arapça âyeti ki Hazret-i Uzeyr'i ölüden diri edüp yine halkı dîne da‘vet etdüğün bu âyet ile i‘lâm buyururlar. Ba‘dehû yine Hazret-i Uzeyr merhûm olup Yafa şehri hâricinde bu mezkûr mahalde medfûndur. Anınçün Hazret-i Uzeyr'in iki yerde kabri münevveri vardır. Biri Remle'de, biri bu Yafa şehri hâricinde. Mevtâdan hayât bulup iki kerre merhûm olan peygamberin biri bu Hazret-i Uzeyr'dir. Biri kırk kerre ölüp dirilüp külü göğe savrılup yine hayât bulan Hazret-i Çircîs aleyhi's-selâmdır kim Irâk-ı Musul'da medfûndur. Ammâ bu Hazret-i Uzeyr'i, kabr-i şerîfinden İşpaniye küffârı çıkarup Kızılelma'ya götürmek murâd edindiklerinde bir zelzele-i azîm olup şehr-i Askalân ve şehr-i Filistîn-i Remle ve şehr-i kal‘a-i Kalinseve ol zelzeleden harâb olup içindeki cümle kefereler dahi helâk olup bu bilâd-ı selâse üç yüz sene vîrân yatup imâr oldukda Mısır pâdişâhlarından el-Melikü'l-Kâmil asrında yine 46a İşpaniye küffârı Kudüs'e istîlâ etdiklerinde Hazret-i Uzeyr kabrine vaz‘-ı yed etmeğe cür’et edemeyüp Hazret-i Uzeyr'in hımârı üstühânların kabrinden çıkarup hâlâ hımârın iki ön ayakları Nemse çesarının hazînesinde cevâhir kutu ile hımârın tırnakların cümle mücevher edüp hazînelerinde mahfûzdır. Ve kıç ayakları İşpaniyye Kızılelması'nın İrimpapa hazînesindedir. Sâ’ir üstühânları yine şehr-i Yafa kurbunda Hazret-i Uzeyr cenbinde medfûndur. Küffâr ol sene kim Kudüs'e istîlâ etdüğü mahalde Malta küffârı fırsat bulup Nablus kurbunda karye-i Sabastiyye'den Hazret-i Yahyâ'nın cesed-i şerîfin serîka edüp Tarsûs bâbında karargâhları olan Karagözgez nâm kal‘aya götürdüler. Anı Me’mûn Halîfe feth edüp Malta küffârı cesed-i Yahyâ ile kal‘a-i Malta Rodosu'na vardılar. Sene 928 târîhinde anı dahi Süleymân Hân muhâsara etdükde cesed-i Yahyâ'yı hâlâ Malta olan cezîrede Hazret-i Yahyâ'nın vücûd-ı şerîfi anda cevâhir sanduka içinde Sencuvan hazînesinde mahfûzdır. Sencuvan, vücûd-ı Yahyâ Nebî'dir. Anı kendülere ricâl-i gayb edinüp anın dest-i şerîfi nakşı olan bayrakların açup ne cânibe teveccüh ederlerse mansûr olurlar. Ve Malta küffârının cemî‘i küffâr mâbeyninde mu‘azzez ü mükerrem olmaları Hazret-i Yahyâ cesedi anlarda olduğundandır, kim Sencuvan nâmıyla şöhret bulmuşdur. Ammâ ser-i sa‘âdetleri Şâm-ı şerîf kal‘asında câmi‘-i Ümeyye vasatında zîr-i zemîn içre bir altun tepsi üzre re’s-i şerîf-i Hazret-i Yahyâ hâlâ andadır. Sene 797 târîhinde Timurlenk açup ziyâret edüp manzûrı olmuşdur. Ammâ bu Yafa şehrinde Hazret-i Uzeyr'in kabr-i şerîfin bir ferd açmağa kâdir olmamışlardır. Her peygamberin hayât-ı sa‘âdetlerindeki gibi kimi celâl, kimi cemâl sâhibidir. Hazret-i Uzeyr celâl sâhibi olmağıla kabr-i şerîfine bir kral-ı dâl vaz‘-ı yed etmeğe kâdir olmamışlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 45b–46a ·
metinde göster ·
… ve gaddâre ve zeheb-i hâlis ile mebnî elli aded mücevher suhûnlar ve sîm âvânî
siniler ve
leğen ve ibrîk ve buhûrdân ve gülâbdân ve münebbed Hıtâyî kâseler pîşkeş verüp …
Ba‘dehû Bâyezîd Hân şâh ile müşerref oldukda Şâh Tahmâsb Bâyezîd'in başına cevâhir nisâr edüp sene 967 târîhinde Bâyezîd Hân'a Şirvân hanlığı verüp kabûl etmeyüp bî-hadd ü bî-kıyâs ta‘yînât u nukûd-ı akçe ve iki yüz boğça verüp bir sarây-ı âlîyi zer-ender-zere müstağrak edüp anda meks edüp cemî‘i sohbeti şâh ile olup sayd [u] şikârda cân sohbeti ederlerdi. Bir gün Bâyezîd Hân, Şâhı hânesine da‘vet edüp bir ziyâfet-i azîm edüp niçe yüz bin guruş değer zî-kıymet mücevher hançer ve kılıç ve gaddâre ve zeheb-i hâlis ile mebnî elli aded mücevher suhûnlar ve sîm âvânî siniler ve leğen ve ibrîk ve buhûrdân ve gülâbdân ve münebbed Hıtâyî kâseler pîşkeş verüp şâhın başına cevâhir nisâr edüp ba‘de's-sohbe şâh sarâyına giderken üç re’s mücevher zeynli küheylân at keşîde kılup şâh süvâr oldukda koltuğuna girüp yine farkına cevâhir ve dürr-i yetîm nisâr eder ve akîb-i şâhca üç kîse altun gönderüp şâhın cemî‘i nevkerlerin ihsân ile Bâyezîd Hân bây-ı yezîd eyledi. Vilâyet-i İrân-zemînin efvâh-ı nâsında bu gûne gütf ü gû olurdu kim "Allahu A‘lem Bâyezîd Hân ihsân [u] in‘âm ile İran-zêmine şâh olacakdır derlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 77b ·
metinde göster ·
… âhibâz ve âteşbâz ve zorbâz ve resenbâz ve perendebâz ve kâsebâz ve kumârbaz ve
sinibâz ve
ayu ve maymun ve keçi ve hımâr ve köpekbâz ve kuklabâz ve şebbâz ve gürzbâz ve …
Ve her rûz-ı rûşende her meydânda hokkabâz ve surâhibâz ve âteşbâz ve zorbâz ve resenbâz ve perendebâz ve kâsebâz ve kumârbaz ve sinibâz ve ayu ve maymun ve keçi ve hımâr ve köpekbâz ve kuklabâz ve şebbâz ve gürzbâz ve matrakbâz ve şemşîrbâz ve mührebâz ve tasbâz ve (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 172b ·
metinde göster ·
… ltânîde yetmiş aded katır yükü sahûnlar ve tencere ve taşt ve leğen ve ibrik ve
siniler ve
pişkir ve kazganlar ve gayrı bakır âvânî bisâtlar çıkdı kim hadden efzûn idi.
Andan yine mezâd-ı sultânîde yetmiş aded katır yükü sahûnlar ve tencere ve taşt ve leğen ve ibrik ve siniler ve pişkir ve kazganlar ve gayrı bakır âvânî bisâtlar çıkdı kim hadden efzûn idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 279a ·
metinde göster ·
kırk sahan sîm-i mutallâ ve kalemkârî idi ve yedi aded sîm leğen ve yedi aded s …
Ve yedi aded sîm sini ve kırk sahan sîm-i mutallâ ve kalemkârî idi ve yedi aded sîm leğen ve yedi aded sîm ibrik ve sekiz aded sîm şem‘dânlar kim yedişer ve sekizer vukiyye tarz-ı Acem şem‘dân-ı gûnâ-gûnlar idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 279a ·
metinde göster ·
… Elhamdülillâh, Hân babanın Melek Ahmed Paşa cenginde ganîmet olmamış, bir gümüş
sini ve
bu fağfûrî tabakları kalmış" deyüp tebessüm etdi.
Hemân ta‘âmı yerken Nûruddehr eyitdi: "Elhamdülillâh, Hân babanın Melek Ahmed Paşa cenginde ganîmet olmamış, bir gümüş sini ve bu fağfûrî tabakları kalmış" deyüp tebessüm etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 9b ·
metinde göster ·
… -i fâhire ve altun sîmîn âvânî kısmından buhûrdân ve gülâbdân ve şam‘dân ve sîm
sini ve
on aded sîm suhûnlar pîşkeş çekildi.
Sitâyiş-i netâyic-i ziyâfet: Üçüncü gün ki oldu ba‘de'l-futûr nefîr-i Hûşenk-şâhî ve Efrâsiyâb sûrnâları ve hâkâniyân kösleri çalınup cümle Tatar askeri Turla nehri geçidi başına gidüp Hân hazretleri kendü yakın ağalarıyla ve kapu kullarıyla Paşa yanında kalup Paşa ile Hân vedâ‘ mahallinde Hân'a bir kîse altun harc-ı râh ve beş şemâme amber-i hâm ve on okka ûd-ı Mâverdî ve yüz çift münakkaş Kaya Sultân yağlıkları ve Hân'ın beline yine bir mücevher zerrîn kemer ve bir hançer-i zü'l-fecâm ve bir kat yine libâs-ı fâhire ve bir semmûr lipâçe-i nâdire kim dîbâya kaplu, Paşa kendü eliyle Hân'ın arkasına geydirüp ta‘zîm ü tekrîm etdi ve tefâruk ve nevâdirât kısmından zî-kıymet girân-bahâ beş boğça envâ‘ından kâlâ-yı vâlâ-yı akmişe-i fâhire ve altun sîmîn âvânî kısmından buhûrdân ve gülâbdân ve şam‘dân ve sîm sini ve on aded sîm suhûnlar pîşkeş çekildi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 51a ·
metinde göster ·
… inde cümle mümessek ü mu‘amberîn ve muza‘ferîn ni‘met-i nefîse ile memlû ve sîm
sini ve
sîm leğen ve ibrik ve gûnâ-gûn fağfûr-ı Çin ve tabaklar ve münebbet kâseler ve …
"İlahî, ey Hâlik-ı kevneyn Arapça ,'sin ammâ bu ne sırdır kim Ilgın şehri altında beni yüz bin askerimle bu celâlîler münhezim etdirüp mâl-ı Karûn'a mâlik iken bir atımla kaçup cânım kurtardım. şimdi bugünkü günde cümle hasımlarımı Haleb kal‘ası tokadına dıkup cümlesi ayağıma yüz sürdüler. İlahî, ben bir abd-i za‘îf âsî kulunun cürmüme bakmayup afvınla mu‘âmele eyle. Eğer istidrâc ise yâ Rabbî, bu devleti bana gösterme" deyüp firâvân tazarru‘ u nâlişler eyledi ve taşra çıkup fevka'l-had bî-hisâb izhâr-ı sürûr ve behcet edüp inbisât-ı şâdumânî gösterüp Hasan Paşa ve Tayyaroğlu'nun ve Ken‘ân Paşa'nın akîblerince boğça boğça zî-kıymet girân-bahâ kâr-ı Hindî zertârîler ve susîler ve cûdîler ve malayîler ve zâğîler ve germesûdlar ve Mahmûd-âbâdlar ve bir incü tesbîh kim cümle dürr-i yetîm idi ve bir summât-ı Muhammedî ta‘âm kim cümle kırk aded sîm âvânî suhûn-ı münakkaşlar kim içlerinde cümle mümessek ü mu‘amberîn ve muza‘ferîn ni‘met-i nefîse ile memlû ve sîm sini ve sîm leğen ve ibrik ve gûnâ-gûn fağfûr-ı Çin ve tabaklar ve münebbet kâseler ve Kuknus burnundan ve mercan ve kehribâr ve Seylân'dan murassa‘ kaşıklar ve girân-bahâ mücevher gülâbdân ve buhûrdân 73a ve zertârî münakkaş bukalemûn pîşkîr ve gûnâ-gûn Lahorî şallar ve on şemâme amber-i hâm ve bir kantar ûd-ı Mâverdî ve sâ’ir levâzımâtlar ile yetmiş çift sarây yağlıkları gönderüp Hasan Paşa ile Murtazâ Paşa tekmîl-i mahabbet edüp Hasan Paşa bu hedâyâlardan vâfir tesliye-i hâtır bulup şâd oldu kim Hasan Paşa Murtazâ Paşa'yı bozduğuna nâdim olup "Âh ben bana etdim" dedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 72b–73a ·
metinde göster ·
… esi kâfir zamânından berü mâl-â-mâl durup hazînesinde kal‘a kralının dahi bakır
sinileri ve
niçe bin bakır ve kalay suhûnları ve niçe bin bisât-ı âvânî makûlesi gûnâ-gûn b …
Hâlâ cebehânesi kâfir zamânından berü mâl-â-mâl durup hazînesinde kal‘a kralının dahi bakır sinileri ve niçe bin bakır ve kalay suhûnları ve niçe bin bisât-ı âvânî makûlesi gûnâ-gûn bî-hisâb eşyâlar ile mahzenleri leb-ber-lebdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 168b ·
metinde göster ·
… iderüp cümle sinirleriyle bir dollâbda pinhân ederler. Ve niçelerin derisini ve
sinirleri ve
tamarlarını giderüp cümle vücûd-ı insânda ne kadar kemikleri var ise demir tell …
Biri Yoranda manastırının ve varoşunun hâkimidir. Bu manastırın dahi rub‘-ı meskûnda misli yokdur. Bunda olan etıbbâ ve hukemâ ve cerrâhân-ı fassâdânı ve bunda olan teşrîhât bir kâfiristânın düyûrlarında yokdur. Teşrîhât oldur kim bir emrâz-ı muhtelifeden olan âdemlerin kral izniyle yâhûd mürd olan keferelerin vasiyyetiyle karnın yarup sebeb-i mevti olan marazlarına bakup ba‘zı vücûdu tuzlayup muğlablar ile kadîd edüp bir dollâbda hıfz edüp sebeb-i mevti olan marazın yazarlar ve niçesin derisiz cümle sinirleriyle teşrîh edüp saklarlar ve niçesinin sinirlerin tîzâb ile giderüp cümle sinirleriyle bir dollâbda pinhân ederler. Ve niçelerin derisini ve sinirleri ve tamarlarını giderüp cümle vücûd-ı insânda ne kadar kemikleri var ise demir teller ile birbirlerine bağlayup yine bir dollâbda hıfz ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 75a ·
metinde göster ·
… enbâz ve şu‘lebâz ve kuklabâz ve şebbâz ve hayâlbâz ve hîlebâz ve perendebâz ve
sinibâz ve
kadehbâz ve şîşebâz ve âteşbâz ve tâsbâz ve kadehbâz ve taşbâz ve çemberbâz ve …
Ve cemî‘i rûy-i arzda ne kadar lu‘bedebâz ve bâzbâzânlar var ise meydânlar ve hayemâtlarda hokkabâz ve surâhîbâz ve cânbâz ve kumârbâz ve sûretbâz ve kâsebâz ve gürzbâz ve kûzebâz ve zorbâz ve resenbâz ve şu‘lebâz ve kuklabâz ve şebbâz ve hayâlbâz ve hîlebâz ve perendebâz ve sinibâz ve kadehbâz ve şîşebâz ve âteşbâz ve tâsbâz ve kadehbâz ve taşbâz ve çemberbâz ve şemşîrbâz ve ayubâz ve maymûnbâz ve keçibâz ve hımârbâz ve matrakbâz ve kemendbâz ve yılanbâz ve kumârbâz ve kuşbâz ve kayışbâz ve kâğıdbâz ve âyînebâz ve çanakbâz ve kellebâz ve'l-hâsıl cemî‘i dünyânın erbâb-ı ma‘ârif bâzbâzânları ve cemî‘i ilm-i sîmyâya mâlik veled-i zinâları bu cem‘iyyet-i kübrâda bulunup cemî‘i hayemâtlarda ve çârsû-yı bâzârlarda her diyârın hânendegân sâzendegân rakkâs-ı mutrıbân kaşmerân mudhikân meddâhân gazelhânları ve pehlivân-ı kûştegîrân kemândârân dilîrân dilberân-ı mahbûb-ı zemânları ve âşıkân-ı sâdıkân gûyendegân bintân-ı zenânları bile cümle bu bâzâr-ı hüsnde mevcûd olup bir cem‘iyyet-i kübrâ olur kim bunu görmeyen ve Mısır'da Nîl kesimin görmeyen ve Mısır kurbunda Şeyh Seyyid Ahmedü'l-Bed[ev]î ve eş-Şeyh İbrâhîm Dessûkî mevlûdların görmeyen bu cihânda ifnâ-yı vücûd edüp çok şey gördüm demesin. Bu cem‘iyyet-i âlînin geceleri Kadr ve rûzları rûz-ı fîrûz-ı nevrûz-ı Hârezmşâhîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 376a ·
metinde göster ·
… kkânlar ve gûnâ-gûn altun ile mutallâ olmuş bakır evânînin envâ‘ları ve kalaylı
sinileri ve
tepsileri ve gûnâ-gûn sarı pirincden sahan ve tepsileri raflar üzre zeyn etmişl …
Ve cümle elli yedi dükkândır kim her biri birer gûne pâk ü pâkîze kâşî-i çînîli ve fağfûr perçinli ve mahbûb-ı mehcibînli beyâz ve münakkaş dükkânlardır. Ve âteş kârhâneleri rûy-i dükkânlarının iç yüzünde başkadır. Âteş ve pasdan ve dûd-ı siyâhdan pâk dükkânlar ve gûnâ-gûn altun ile mutallâ olmuş bakır evânînin envâ‘ları ve kalaylı sinileri ve tepsileri ve gûnâ-gûn sarı pirincden sahan ve tepsileri raflar üzre zeyn etmişlerdir. Ve tavan-ı münakkaşlarında gûnâ-gûn musanna‘ siniler ve zî-kıymet âvîzeler maslûbdur. Ve rengâreng münakkaş helvâ kutuları ve gûnâ-gûn şebeke-vâr zülbiyyâtlar ile müzeyyen dekâkînlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y76b ·
metinde göster ·
… leri raflar üzre zeyn etmişlerdir. Ve tavan-ı münakkaşlarında gûnâ-gûn musanna‘
siniler ve
zî-kıymet âvîzeler maslûbdur. Ve rengâreng münakkaş helvâ kutuları ve gûnâ-gûn …
Ve cümle elli yedi dükkândır kim her biri birer gûne pâk ü pâkîze kâşî-i çînîli ve fağfûr perçinli ve mahbûb-ı mehcibînli beyâz ve münakkaş dükkânlardır. Ve âteş kârhâneleri rûy-i dükkânlarının iç yüzünde başkadır. Âteş ve pasdan ve dûd-ı siyâhdan pâk dükkânlar ve gûnâ-gûn altun ile mutallâ olmuş bakır evânînin envâ‘ları ve kalaylı sinileri ve tepsileri ve gûnâ-gûn sarı pirincden sahan ve tepsileri raflar üzre zeyn etmişlerdir. Ve tavan-ı münakkaşlarında gûnâ-gûn musanna‘ siniler ve zî-kıymet âvîzeler maslûbdur. Ve rengâreng münakkaş helvâ kutuları ve gûnâ-gûn şebeke-vâr zülbiyyâtlar ile müzeyyen dekâkînlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y76b ·
metinde göster ·
… zorbâz ve perendebâz ve şebbâz ve resenbâz ve âteşbâz ve kûzebâz ve tabakbâz ve
sinibâz ve
kellebâz ve kuklabâz ve çağanebâz ve kumarbâz ve kayışbâz ve kas‘abâz ve varakb …
Ammâ bâlâda tahrîr olunan küttâb efendilerden bir kalem dahi hurde emîni aklâmıdır, bir garîb ü acîb kalem olmağile cümleden gerü tahrîr olundu. Evvelâ Mısır içinde ne kadar hokkabâz ve sürâhîbâz ve kâsebâz ve zorbâz ve perendebâz ve şebbâz ve resenbâz ve âteşbâz ve kûzebâz ve tabakbâz ve sinibâz ve kellebâz ve kuklabâz ve çağanebâz ve kumarbâz ve kayışbâz ve kas‘abâz ve varakbâz ve âyinebâz ve cânbâz ve resenbâz ve kuşbâz ve mührebâz ve hımârbâz ve yılanbâz ve gürzbâz ve matrakbâz ve maymunbâz ve hayâlbâz ve horosbâz ve simyâbâz ve sıçanbâz ve ayıbâz ve kıssahân ve kaşmerân ve arayıcıyân ve'l-hâsıl cümle bâzbâzân-ı mudhikân ve cümle kömlükde arayıcılar ve hurdeciler ve'l-hâsıl bir nukra hâsıl olacak şey cümle hurde emîni kâtibi hükmündedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y63a ·
metinde göster ·
… ir sofra ta‘am-ı mâ-hazar getirirler. Kâr-ı kadîm Kalavân sahanları ve münakkaş
sini ve
taşt ve ibrîkler getirüp müsâfirîne ri‘âyet ederler. Azîm hayrâtdır, rahmetullâ …
Bu kârhânenin kırk aşbâzı ve kırk kilârcısı var. A‘yândan ba‘zı kimesneler imâreti temâşâ ederken bir sofra ta‘am-ı mâ-hazar getirirler. Kâr-ı kadîm Kalavân sahanları ve münakkaş sini ve taşt ve ibrîkler getirüp müsâfirîne ri‘âyet ederler. Azîm hayrâtdır, rahmetullâhi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y117a ·
metinde göster ·