… tüffâh sirkesi ve niçe yüz elvân müsmirâtdan pâdişâh içün kırkar ellişer yıllık
sirke
şîşeler ile müzeyyen olmuş Ebü'l-feth'den berü sirkehâne kârhânesidir. Ketehory …
Esnâf-ı sirkecibaşı: Mîrî kârhâne Unkapanı'nın iç yüzünde Azebler mahallesi'nde pâdişâha mahsûs kârhâne-i azîmdir. Niçe yüz Bartın ve İngilis fıçıları var kim her birinin içine onar, on beşer âdem sığar fıçılardır ve Mora'nın ardıç ağacı fıçıları ve Alman fıçıları var kim ta‘bîr olunmaz. Ve Enez'in ve Mağrib'in ve Atina'nın husrevânî küplerinde otuzar kırkar yıllık sirkeleri vardır. Ve âdem sığar katremîz sırça şîşeler içre gül sirkesi ve amber sirkesi ve hurmâ sirkesi ve koknâr sirkesi ve misket sirkesi ve tüffâh sirkesi ve niçe yüz elvân müsmirâtdan pâdişâh içün kırkar ellişer yıllık sirke şîşeler ile müzeyyen olmuş Ebü'l-feth'den berü sirkehâne kârhânesidir. Ketehorya bâğlarında sirkecibaşıya mahsûs bin dölüm misket üzümü bâğları var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 170b ·
metinde göster ·
hakkında Arapça âyeti vardır. Bir evde sirke olmasa anda berekât olmaz. Aceb …
Bu kârhâneden gayrı cümle dörd mevleviyyet yerde toksan yerde kârhâneler vardır. Kâsımpaşa'da, Tophâne'de ve Üsküdar sirkeleri meşhûrdur. Neferâtları cümle 150 ehl-i hırefdir. Pîrleri Hazret-i (---), Enes ibn Mâlik belin bağlamışdır. Kabri (---) medfûndur. Sirke hakkında Arapça âyeti vardır. Bir evde sirke olmasa anda berekât olmaz. Aceb hikmetdir kim sirkenin, evvel şırası harâm, ortası sirke olur helâl, âhiri şarâb olur yine harâm, hemân şarâba bir avuç tuz bırakdın, sirke olup yine helâl olur, aceb sun‘-i Hudâ'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 170b ·
metinde göster ·
… lamışdır. Kabri (---) medfûndur. Sirke hakkında Arapça âyeti vardır. Bir evde
sirke
olmasa anda berekât olmaz. Aceb hikmetdir kim sirkenin, evvel şırası harâm, ort …
Bu kârhâneden gayrı cümle dörd mevleviyyet yerde toksan yerde kârhâneler vardır. Kâsımpaşa'da, Tophâne'de ve Üsküdar sirkeleri meşhûrdur. Neferâtları cümle 150 ehl-i hırefdir. Pîrleri Hazret-i (---), Enes ibn Mâlik belin bağlamışdır. Kabri (---) medfûndur. Sirke hakkında Arapça âyeti vardır. Bir evde sirke olmasa anda berekât olmaz. Aceb hikmetdir kim sirkenin, evvel şırası harâm, ortası sirke olur helâl, âhiri şarâb olur yine harâm, hemân şarâba bir avuç tuz bırakdın, sirke olup yine helâl olur, aceb sun‘-i Hudâ'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 170b ·
metinde göster ·
… asa anda berekât olmaz. Aceb hikmetdir kim sirkenin, evvel şırası harâm, ortası
sirke
olur helâl, âhiri şarâb olur yine harâm, hemân şarâba bir avuç tuz bırakdın, si …
Bu kârhâneden gayrı cümle dörd mevleviyyet yerde toksan yerde kârhâneler vardır. Kâsımpaşa'da, Tophâne'de ve Üsküdar sirkeleri meşhûrdur. Neferâtları cümle 150 ehl-i hırefdir. Pîrleri Hazret-i (---), Enes ibn Mâlik belin bağlamışdır. Kabri (---) medfûndur. Sirke hakkında Arapça âyeti vardır. Bir evde sirke olmasa anda berekât olmaz. Aceb hikmetdir kim sirkenin, evvel şırası harâm, ortası sirke olur helâl, âhiri şarâb olur yine harâm, hemân şarâba bir avuç tuz bırakdın, sirke olup yine helâl olur, aceb sun‘-i Hudâ'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 170b ·
metinde göster ·
… ke olur helâl, âhiri şarâb olur yine harâm, hemân şarâba bir avuç tuz bırakdın,
sirke
olup yine helâl olur, aceb sun‘-i Hudâ'dır.
Bu kârhâneden gayrı cümle dörd mevleviyyet yerde toksan yerde kârhâneler vardır. Kâsımpaşa'da, Tophâne'de ve Üsküdar sirkeleri meşhûrdur. Neferâtları cümle 150 ehl-i hırefdir. Pîrleri Hazret-i (---), Enes ibn Mâlik belin bağlamışdır. Kabri (---) medfûndur. Sirke hakkında Arapça âyeti vardır. Bir evde sirke olmasa anda berekât olmaz. Aceb hikmetdir kim sirkenin, evvel şırası harâm, ortası sirke olur helâl, âhiri şarâb olur yine harâm, hemân şarâba bir avuç tuz bırakdın, sirke olup yine helâl olur, aceb sun‘-i Hudâ'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 170b ·
metinde göster ·
Bunlar dahi başcıya yamakdır, zîrâ baş ve paça ve pıhtı ve işkembe
sirke
ve sarımsaksız olmaz. Kadîm-i eyyâmda pîrleri Cemşîd idi. Şarâbı, şeytân ta‘lîm …
Bunlar dahi başcıya yamakdır, zîrâ baş ve paça ve pıhtı ve işkembe sirke ve sarımsaksız olmaz. Kadîm-i eyyâmda pîrleri Cemşîd idi. Şarâbı, şeytân ta‘lîmiyle peydâ ederken sirke etmenin yolun bulmuşdu. Hâlâ Cemşîd Ayasuluk'da yatır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 170b ·
metinde göster ·
… az. Kadîm-i eyyâmda pîrleri Cemşîd idi. Şarâbı, şeytân ta‘lîmiyle peydâ ederken
sirke
etmenin yolun bulmuşdu. Hâlâ Cemşîd Ayasuluk'da yatır.
Bunlar dahi başcıya yamakdır, zîrâ baş ve paça ve pıhtı ve işkembe sirke ve sarımsaksız olmaz. Kadîm-i eyyâmda pîrleri Cemşîd idi. Şarâbı, şeytân ta‘lîmiyle peydâ ederken sirke etmenin yolun bulmuşdu. Hâlâ Cemşîd Ayasuluk'da yatır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 170b ·
metinde göster ·
… ıçılarla ve katremîz şîşelerle zeyn edüp piyâdelerinin arkalarında varullar ile
sirke
taşıyup "Ey sirke" deyü halk üzre sirke nisâr ederek bir hây-hû ile,
Bu esnâf arabalar üzre dükkânların gûnâ-gûn fıçılarla ve katremîz şîşelerle zeyn edüp piyâdelerinin arkalarında varullar ile sirke taşıyup "Ey sirke" deyü halk üzre sirke nisâr ederek bir hây-hû ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 170b ·
metinde göster ·
… îz şîşelerle zeyn edüp piyâdelerinin arkalarında varullar ile sirke taşıyup "Ey
sirke
" deyü halk üzre sirke nisâr ederek bir hây-hû ile,
Bu esnâf arabalar üzre dükkânların gûnâ-gûn fıçılarla ve katremîz şîşelerle zeyn edüp piyâdelerinin arkalarında varullar ile sirke taşıyup "Ey sirke" deyü halk üzre sirke nisâr ederek bir hây-hû ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 170b ·
metinde göster ·
… piyâdelerinin arkalarında varullar ile sirke taşıyup "Ey sirke" deyü halk üzre
sirke
nisâr ederek bir hây-hû ile,
Bu esnâf arabalar üzre dükkânların gûnâ-gûn fıçılarla ve katremîz şîşelerle zeyn edüp piyâdelerinin arkalarında varullar ile sirke taşıyup "Ey sirke" deyü halk üzre sirke nisâr ederek bir hây-hû ile,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 170b ·
metinde göster ·
fıçıları vardır. İçine üzümden ve gayrıdan bir şey komak ihtimâli yokdur. Hemân …
Bu sirkecilerde yetmiş seksen yıllık mayalanmış sirke fıçıları vardır. İçine üzümden ve gayrıdan bir şey komak ihtimâli yokdur. Hemân fıçıdan kırk elli medre sirke alup ol sâ‘at fıçıya ol kadar ısıcak su koyup üç günden eyle sirke olur kim âdemin ciğerin doğrar. Böyle mayalı fıçılar vardır kim sirkeciler mâbeyninde ol fıçıları yüzer guruşa verirler, ilâ mâşâallâh su satarlar. Sirkeci ve şerbetciler dahi eyledir. Cenâb-ı izzetin ihsânı olan suyu katre katre satarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 170b ·
metinde göster ·
… zümden ve gayrıdan bir şey komak ihtimâli yokdur. Hemân fıçıdan kırk elli medre
sirke
alup ol sâ‘at fıçıya ol kadar ısıcak su koyup üç günden eyle sirke olur kim âde …
Bu sirkecilerde yetmiş seksen yıllık mayalanmış sirke fıçıları vardır. İçine üzümden ve gayrıdan bir şey komak ihtimâli yokdur. Hemân fıçıdan kırk elli medre sirke alup ol sâ‘at fıçıya ol kadar ısıcak su koyup üç günden eyle sirke olur kim âdemin ciğerin doğrar. Böyle mayalı fıçılar vardır kim sirkeciler mâbeyninde ol fıçıları yüzer guruşa verirler, ilâ mâşâallâh su satarlar. Sirkeci ve şerbetciler dahi eyledir. Cenâb-ı izzetin ihsânı olan suyu katre katre satarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 170b ·
metinde göster ·
… k elli medre sirke alup ol sâ‘at fıçıya ol kadar ısıcak su koyup üç günden eyle
sirke
olur kim âdemin ciğerin doğrar. Böyle mayalı fıçılar vardır kim sirkeciler mâbe …
Bu sirkecilerde yetmiş seksen yıllık mayalanmış sirke fıçıları vardır. İçine üzümden ve gayrıdan bir şey komak ihtimâli yokdur. Hemân fıçıdan kırk elli medre sirke alup ol sâ‘at fıçıya ol kadar ısıcak su koyup üç günden eyle sirke olur kim âdemin ciğerin doğrar. Böyle mayalı fıçılar vardır kim sirkeciler mâbeyninde ol fıçıları yüzer guruşa verirler, ilâ mâşâallâh su satarlar. Sirkeci ve şerbetciler dahi eyledir. Cenâb-ı izzetin ihsânı olan suyu katre katre satarlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 170b ·
metinde göster ·
… eziz âbdâr üzüm olur. Ve kumsallığında kebere nâmında bir gûne meyve hâsıl olup
sirke
ile turşu ederler, gâyet nâfi‘dir ve bu şehirde ol turşu meşhûr-ı âfâk olmuşdur …
Evsâf-ı kal‘a-i musanna Osmâncık: Bir tevârîhde Osmâncık bunda doğdu ve kal‘a-i Osmâncık hilâfetinde binâ etdi, derler. Ba‘dehû Etrâk-i nâ-pâk elinden sene 795 târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân fethi olduğu muhakkakdır. Çorum sancağı hâkinde ve voyvodalıkdır ve yüz elli akçe kazâdır. Ma‘mûr nevâhîleri vardır. Serdârı ve kethüdâyeri vardır, nakîbi ve müftîsi yokdur, a‘yânı azdır, bâğ u bâğçesi çokdur. Kal‘ası Kızılırmak kenarının karşu cânib-i şarkında cisr-i azîm ile ubûr olunur. Nehre karîb bir alçak sivri yalçın kaya üzre bir küçük Şeddâdî binâ-yı metîn kal‘a-i hısn-ı hasîndir. Dâiren-mâdâr cirmi sekiz yüz adım şekl-i murabba‘ bir kal‘a-i yekpâredir (---) nâzır ancak bir demir kapusu var. Gâyet bâlâ olmağıla içine girüp manzûrumuz olmamışdır, ammâ taşra varoşu bin mikdârı bâğ u bâğçeli tarz-ı kâr-ı kadîm Etrâk evleridir. Cümle tahta ve toprak örtülü imâr olmuş evlerdir. Yedi mahalle ve yedi mihrâbdır. Ve dükkânları azdır, ammâ yine her eşyâ mevcûddur. Üç hânı ve ırmak kenarında bir küçük hammâmı var, suyu dollâb ile Kızılırmakdan çekilir. Ve şehrin üç tarafı kumsaldır, aslâ çamur olmaz. Ve hevâsı şiddet-i hâr üzre olduğundan leziz âbdâr üzüm olur. Ve kumsallığında kebere nâmında bir gûne meyve hâsıl olup sirke ile turşu ederler, gâyet nâfi‘dir ve bu şehirde ol turşu meşhûr-ı âfâk olmuşdur. Ve cümle evleri fukarâyânedir. Ve halkı dahi fukarâ-yı Bektâşiyândır. Zîrâ bu şehrin cânib-i garbında bir mürtefi‘ yerde Sultân-ı Bektâşiyân medfûndur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 279b ·
metinde göster ·
… ühr-i Süleymânî gibi taşlardır. Anınla kuyumcular gümüş ağardırlar ve cerrâhlar
sirke
merhemine kor ve nasır olan yaraya şeb ekerler. Niçe yüz hâssası vardır.
Der-sitâyiş-i şeb-i Süleymânî: Kudret-i Perverdigâr ile dağlarında bir gûne ahmerü'l-levn şeb olduğundan Şebin Karahisâr derler. Cemî‘î diyârda kuyumculara bundan müstevlî olur. Yedi yük akçe emânetdir. Dağlarda hâsıl olur. Şekl-i murabba‘ ve muhammes ve müseddes şekl-i mühr-i Süleymânî gibi taşlardır. Anınla kuyumcular gümüş ağardırlar ve cerrâhlar sirke merhemine kor ve nasır olan yaraya şeb ekerler. Niçe yüz hâssası vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 344a ·
metinde göster ·
{Mücerrebât-ı Hân :Karınca olmuş doğanın kanadların iki kerre
sirke
ile pâk yıkayup sonra kuyumcu potasıyla su kabağının tohumunu yumuşak sahk eder …
{Mücerrebât-ı Hân :Karınca olmuş doğanın kanadların iki kerre sirke ile pâk yıkayup sonra kuyumcu potasıyla su kabağının tohumunu yumuşak sahk eder. Ba‘dehû sığır ödüyle hamîr eder. Ol karınca şüşelerin içine koyar. Andan sonra doğanın fâsid kanları dirseği üzerinde çıban gibi cem‘ olur. Sonra anı ustura ile ol çıbanları iki yerden yarup bi-emrillah şifâ bulur}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 228a ·
metinde göster ·
… sâli niçe bin gûne tohm-ı mekûlât ve kalay-ı kumkumalar içre mürekkeb ü arak ve
sirke
vü şarâb ve neft ü sandaloz ve koyun ve keçi kelleleri ve paçaları tüğleriyle t …
{Der-beyân-ı ummân-ı kerâme-i simyâ}: Ba‘dehû Monlâ Muhammed'in harârı meydân-ı muhabbetde kalup hân eydür: "Getirin şu harârı, Monlâ Muhammed'in cihâz-ı fakrın temâşâ idelim." dedikde paşa eydür: "Hey hân gider şu mel‘ûnun şeylerini." dedi. Hân eydür: "Cığıcığı paşa! Hele bir temâşâ edelim." deyince harârın ağzın küşâde edüp ekser koyun ve deve yününden alaca ince ipler ve kendir sicimleri ve kutular içre gûnâ-gûn edviyeler ve kara çalı dikenleri ve kâfûrî ve asel-i bend ve kara günlük ve öd u anber ve zift u katran ve yelisan u zakkum ve gûnâ-gûn kâfûrî mum mâl-â-mâl ve eski bezler ve alaca bezler ve Keşân katîfesi ve Şâm kutnîsı ve pâreler ki asla bir münkeratımız (?) ve hokkalar içre gûnâ-gûn dühniyyât ü ma‘âcin-i hulviyyât ve kavun ve karpuz ve hıyar ve kabak çekirdekleri ve bunun emsâli niçe bin gûne tohm-ı mekûlât ve kalay-ı kumkumalar içre mürekkeb ü arak ve sirke vü şarâb ve neft ü sandaloz ve koyun ve keçi kelleleri ve paçaları tüğleriyle tuzlanmış ve bir arslan kellesi ve bî-hisâb yılan ve sakankur ve kertenkele ve akrep ve çıyan mürdeleri ve eşek ve at ve katır ve deve ve hınzîr ayakları ve dişleri ve niçe hokkalarda hayâtda kara sülük ve çıyan ve domuzlan böceği ve yer solucanı ve iri karıncalar ve kutularda diri yılanlar ve akrepler ve sümüklü böcekler, Van deryâsında hâsıl olur gûnâ-gûn böcek haşerâtları ve hatta bir kurumuş âdem kafası ve kaplan u arslan ve bebr ü pelenk {kafası} ve'l-hâsıl cümle hayvânın derileri ta semmûr u zerdevâ ve kakum [u] vaşak derisine varınca cümle post-ı gûnâ-gûn mevcûd idi. Ammâ cümlesi bir nükre etmez, lâkin cemî‘i mevcûdât bu harâr-ı ummân-ı kerâmede mevcûd idi. Ve bunda olan edviye-i ahşâbât ispeçer dükkânlarında ve sûk-ı fehhâmînde bulunmak ihtimâli yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 232a ·
metinde göster ·
ve bal ve peynir ve zeytun ve zeytun yağı, hatta şarâb-ı bî-hicâb dahi vardır k …
Ve niçe yüz havzlarda sirke ve bal ve peynir ve zeytun ve zeytun yağı, hatta şarâb-ı bî-hicâb dahi vardır kim müsâlaha içün yahûd mahsûr olan kefere re‘âyâ vü berâyâ içün hamr dahi vardır. Hatta bi-emrillah bir gârda neft yağı ma‘deni vardır kim kayadan cereyân edüp bir havz-ı azîmin içine rîzân olup ol havz-ı azîm mâl-â-mâl oldukda taraf-ı mîrîden Van defterdârı tüccârlara fürûht eder, bi-emrillâh bir temâşâdır. Ammâ bu gâr dahi şeb [u] rûz mesdûd durur. Hatta bu gârın bir tarafında püşte püşte hâk-i pâk yığılmış durur. Allahümme âfinâ bu nefte bir âteş isâbet etse üzerine bu toprağı döküp söndürürler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 251a ·
metinde göster ·
… n bî-haber iken ol hasûd-ı lâ-yesûd üstâd cisrin tâ kined yerine bir tulum sarp
sirke
döküp firâr eder. Ol gice cisrin orta yeri nehr-i Şatt'a dökülür.
Ana taklîden bu kal‘a-i Hasankeyf'de nehr-i Şatt üzre bu cisri el-Melikü'l-Muzaffer es-Sultânu'l-Mu‘azzam Turan Şâh Batmân cisrin inşâ eden mi‘mârın şâkirdine bu Hasankeyf cisrin inşâ etdirmişdir. Bu cisrin itmâmın Batmân cisrini binâ eden {üstâd} istimâ‘ edüp bir gün nihânîce Hasankeyf'e gelüp görse kim kendünün Batmân nehri üzre binâ etdüği cisirden âlî ve musanna‘ vü müzeyyen ve metîn ü müstahkem bir cisr-i ibret-nümâ olmuş kim hasedinden âh edüp şâkirdine eydür: "Ey oğul, eyi cisir binâ etmişsin ammâ bu cisir henüz nâ-tamâmdır. Bu cisrin tâ zirve-i a‘lâsında kined yerine bir hayli civa dök kim bu cisir ilâ yevmi'l-haşr ber-karâr ola." deyüp gâ’ib olur. Ol gice bu cisri binâ edenin üstâd-ı hasûdu bir tulum içre yedi yıllık Ergane sirkesi kim semm-i helâhilden nişân verir, âlem ağyârdan bî-haber iken ol hasûd-ı lâ-yesûd üstâd cisrin tâ kined yerine bir tulum sarp sirke döküp firâr eder. Ol gice cisrin orta yeri nehr-i Şatt'a dökülür.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 389b ·
metinde göster ·
… Bu hoş-bûluk bir küffâr memleketine mahsûs değildir. Gayri diyâr-ı küffâr balık
sirke
turşu ve murşu ve salamura ve şarâb ve arak kokar, ammâ bu Praşo müşg [ü] amber …
Ve bâzâr-ı hüsün içre gûnâ-gûn ıtriyyât ve ûd-ı zebât ve mâverdin râyiha-i tayyibesinden âdemin demâğı mu‘attar olur. Ekseriyyâ râyiha-i hoş-bûsu telâtin derisi kokar. Bu hoş-bûluk bir küffâr memleketine mahsûs değildir. Gayri diyâr-ı küffâr balık sirke turşu ve murşu ve salamura ve şarâb ve arak kokar, ammâ bu Praşo müşg [ü] amber-i hâm kokar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 28b ·
metinde göster ·
… getürmeli olsalar elbette ol metâ‘ın 151a bir ucuna ve yâhûd bir bir kenârına
sirke
sürüp nevbet bekleyen kefereler mezkûr metâ‘ları şehre götürüp bey‘ ederler, ya …
Ve bu Nazarete'de sâkin olan müsâfirîn üzre bir soltat ağası elli nefer kâfirleri ile dîdebân durur. Hattâ bu Nazarete'de kırk gün oturmamış bir metâ‘ı şehre getürmeli olsalar elbette ol metâ‘ın 151a bir ucuna ve yâhûd bir bir kenârına sirke sürüp nevbet bekleyen kefereler mezkûr metâ‘ları şehre götürüp bey‘ ederler, ya‘nî zu‘m-ı bâtıllarınca ol metâ‘a sirke sürülmek ile tâ‘ûn şehre ol metâ‘ ile bile girmeye derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 150b–151a ·
metinde göster ·
… ezkûr metâ‘ları şehre götürüp bey‘ ederler, ya‘nî zu‘m-ı bâtıllarınca ol metâ‘a
sirke
sürülmek ile tâ‘ûn şehre ol metâ‘ ile bile girmeye derler.
Ve bu Nazarete'de sâkin olan müsâfirîn üzre bir soltat ağası elli nefer kâfirleri ile dîdebân durur. Hattâ bu Nazarete'de kırk gün oturmamış bir metâ‘ı şehre getürmeli olsalar elbette ol metâ‘ın 151a bir ucuna ve yâhûd bir bir kenârına sirke sürüp nevbet bekleyen kefereler mezkûr metâ‘ları şehre götürüp bey‘ ederler, ya‘nî zu‘m-ı bâtıllarınca ol metâ‘a sirke sürülmek ile tâ‘ûn şehre ol metâ‘ ile bile girmeye derler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 150b–151a ·
metinde göster ·
… rın sorarlar. Ve tâ‘ûnlu eve bir iki yıla dak girmezler. Eğer girirlerse ol evi
sirke
ile yaykayup gûnâ-gûn buhûrlar dütsü verüp niçe yerleri münhedim edüp ta‘mîr [ü …
Hâlâ bu Ergiri Kasrı şehrinde bir âdem tâ‘ûndan değil ancak bir sivrice çıban çıkarsa tâ‘ûndur deyü cümle halk ol âdemden nefret edüp ol âdem artık bir yere varamaz. Ana yakın olan komşuları cümle firâr ederler. Meğer gayri hastalık olsa, ol âdemin yanına varup hâlin hâtırın sorarlar. Ve tâ‘ûnlu eve bir iki yıla dak girmezler. Eğer girirlerse ol evi sirke ile yaykayup gûnâ-gûn buhûrlar dütsü verüp niçe yerleri münhedim edüp ta‘mîr [ü] termîm edüp beyâz kireçler ile her hücreleri ağardup andan girirler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 355a ·
metinde göster ·
… -i Selinti ve kazâ-i Kula ve kazâ-i İnay ve kazâ-i Eşme ve kazâ-i Güt ve kazâ-i
Sirke
ve kazâ-i Çakırca ve kazâ-i Gököyük ve kazâ-i Denizli ve kazâ-i Şeyhli ve kazâ- …
Evvelâ paşa sancağı yigirmi dörd kadılık yerdir. Evvelâ kazâ-i Amid, ya‘nî Eğrigöz kazâsı ve kazâ-i Simav ve kazâ-i Gedüs ve kazâ-i Selinti ve kazâ-i Kula ve kazâ-i İnay ve kazâ-i Eşme ve kazâ-i Güt ve kazâ-i Sirke ve kazâ-i Çakırca ve kazâ-i Gököyük ve kazâ-i Denizli ve kazâ-i Şeyhli ve kazâ-i Baklan ve kazâ-i Tazkırı ve kazâ-i Homa ve kazâ-i Kenger ve kazâ-i Uşşâk ve kazâ-i Banaz ve kazâ-i Honaz ve kazâ-i Ezîne ve kazâ-i Çehârşenbe ve kazâ-i Dağardı ve kazâ-i Çal. Bu merkûm yigirmi dörd kazâ paşa sancağındadır, ammâ ba‘zısı Kütâhiyye mollâsı hükmünde nâhiye kazâlarıdır kim zikr olunur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y13a ·
metinde göster ·
… ı hayât bulur, gûyâ bir kuzu tenâvül etmiş olur. Vakt-i zuhurda ta‘âmı turşdur.
Sirke
yerine isti‘mâl ederler. Vakt-i gurûbda gûyâ bir âbdır. Beras ve behak ve cüzâm …
Vakt-i sabâh âb-ı hayât-ı cân nûş edenin cânı hayât bulur, gûyâ bir kuzu tenâvül etmiş olur. Vakt-i zuhurda ta‘âmı turşdur. Sirke yerine isti‘mâl ederler. Vakt-i gurûbda gûyâ bir âbdır. Beras ve behak ve cüzâm ve temreği ve cereb bu makûle emrâz-ı muhtelifeye bi-iznillâh sürünce nâfi‘dir. Bu mu‘cize-i azîmi gördüklerinde cümlesi îmân ile müşerref olurlar. Hâlâ ol bi’r ilâ-mâşaallâh eyle isti‘mâl olunur. Yef‘alullâhu mâ yeşâ'u yahkümü mâ yürîdü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y220a ·
metinde göster ·
… lmaz. Kırmızı akîk-i Yemenî-misâl bir üzümdür. Ammâ hikmet-i Hudâ şarâb etseler
sirke
olur, mu‘cize-i Halîl'dir. Ammâ zeytûnu ve zeyt yağı ol kadar çok olur kim Mühr …
Ve cemî‘i halkı bâğbândır, zîrâ zirâ‘at yeri azdır. Ve bir gûne bir çekirdekli engûrü olur, İzmir ve Kuşadası ve Karabâğlarda ve İstanköy'de ve Acem Hoy Menendi'nde olmaz. Kırmızı akîk-i Yemenî-misâl bir üzümdür. Ammâ hikmet-i Hudâ şarâb etseler sirke olur, mu‘cize-i Halîl'dir. Ammâ zeytûnu ve zeyt yağı ol kadar çok olur kim Mühr-i İlyâs iskelesinden her sene gemilere üzüm ve incîr ve zeytûn ve zeyt yağın doldurup dib Frengistân'a gider.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y232a ·
metinde göster ·
… askeri def‘-i cû‘ ederlerdi. Bu tenâvül etdikleri mâ’ide incîr ve üzüm hurmâ ve
sirke
ve tere idi kim her bâr Cenâb-ı Hak'dan nâzil olurdu ammâ def‘-i atşân etmegiçü …
Ba‘dehu mürûr-ı eyyâm ile Hazret-i Mûsâ Tîh sahrâsında üç yüz bin âdem ile kırk sene bir rivâyetde kırk gün vâlih gezerken Cenâb-ı İzzet'den menn ü selvâ ü mâ’ide nâzil olup cümle askeri def‘-i cû‘ ederlerdi. Bu tenâvül etdikleri mâ’ide incîr ve üzüm hurmâ ve sirke ve tere idi kim her bâr Cenâb-ı Hak'dan nâzil olurdu ammâ def‘-i atşân etmegiçün Hazret-i Mûsâ'dan ümmetleri su istediler. Derhâl mezkûr taş,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y244b ·
metinde göster ·
Mâ'ide ve menn [ü] selvâ oldur kim incîr ve üzüm ve hurmâ ve
sirke
ve tuz ve tere nâzil olurdu. P 156b Selvâ odur kim hâlâ Kudüs-i şerîf kurbund …
Mâ'ide ve menn [ü] selvâ oldur kim incîr ve üzüm ve hurmâ ve sirke ve tuz ve tere nâzil olurdu. P 156b Selvâ odur kim hâlâ Kudüs-i şerîf kurbunda Hazret-i Mûsâ'nın kabr-i şerîfi olan dağlarda bir kuşdur kim ana Selvâ derler. Hazret-i Mûsâ kavmine bu kuş semâdan bişmiş nâzil olurdu. Cümle kavm-i Mûsâ tenâvül edüp def‘-i cû‘ ederlerdi. Ammâ bu çölde susuz helâk olma mertebesine varırlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y382a ·
metinde göster ·
… lüd eder. Ve beş altı aylık ma‘sûmun beynisi üstü deşilüp taşra boza gibi çıkup
sirke
gibi kokarak ma‘sûm helâk olur. Ammâ bu Kayıtbay yaylağında perveriş olan ma‘sû …
Ve bu yaylağ-ı Kayıtbay gerçi vîrândır, ammâ havâsı gâyetü'l-gâye latîfdir. Ve hâlâ erbâb-ı tabî‘at olan kimesneler Mısır'ın menhûs hamâsîn(i) günlerinde iki üç ay ehl [ü] iyâliyle bunda sâkin olup döl döş dökerler. Ve ba‘zı âdem evlâdların bunda süd anaya verüp kesb-i hevâdan gözleri gazâl gözlerine müşâbih olur. Ammâ Mısır şehrinde hâsıl olan evlâdların bi-emrillâh gözleri kuloğlu [Kuloğlu?] gözlerine döner. Mısır'ın bu kelâm darb-ı meselidir, ya‘nî gözleri cimroz olur. Ve hamâsînde Mısırlı cimâ‘ edüp ehli hâmile kalsa rahm-i mâderden müştak oldukda ma‘sûmu bi-emrillâh bir emrâz-ı muhtelife ile tevellüd eder. Ve beş altı aylık ma‘sûmun beynisi üstü deşilüp taşra boza gibi çıkup sirke gibi kokarak ma‘sûm helâk olur. Ammâ bu Kayıtbay yaylağında perveriş olan ma‘sûmlar bu âfâtdan berîlerdir. Böyle bir hevâ-yı latîf cân-safâ yayladır. Anıniçün ba‘zı âdemler göçerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y139b ·
metinde göster ·
… turşu yaparlar, gâyet latîf olur. Ve ekşisi ciğer tâzeler. Ve bu hûrmâdan dahi
sirke
yaparlar. Her hûrmâdan dahi sirke olur, ammâ bundan latîf olur. Ve bu Mısır'da,
Burullûsî derler, iri ve kırmızı hûrmâdır ve müdevver şekillidir. Bu ratb iken ol kadar yenilmez. Bunu cerreler ile turşu yaparlar, gâyet latîf olur. Ve ekşisi ciğer tâzeler. Ve bu hûrmâdan dahi sirke yaparlar. Her hûrmâdan dahi sirke olur, ammâ bundan latîf olur. Ve bu Mısır'da,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y236a ·
metinde göster ·
… Ve ekşisi ciğer tâzeler. Ve bu hûrmâdan dahi sirke yaparlar. Her hûrmâdan dahi
sirke
olur, ammâ bundan latîf olur. Ve bu Mısır'da,
Burullûsî derler, iri ve kırmızı hûrmâdır ve müdevver şekillidir. Bu ratb iken ol kadar yenilmez. Bunu cerreler ile turşu yaparlar, gâyet latîf olur. Ve ekşisi ciğer tâzeler. Ve bu hûrmâdan dahi sirke yaparlar. Her hûrmâdan dahi sirke olur, ammâ bundan latîf olur. Ve bu Mısır'da,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y236a ·
metinde göster ·
… up yenilüp içilmede. Ammâ hikmet-i Hudâ bu meydâna şarâb gelse bi-sırr-ı Bedevî
sirke
olur. Ammâ bozahâneler ve fış fış şerbetleri vardır. Lâkin ırka sûs ve dahi ber …
Ve bu meydân-ı Tanta'da köşe köşe salıncaklar ve dollâb ve beşikler ve taht-ı revânlar ve çarh-ı felekler ve atlı karacalar ile müzeyyen olup tabıllar ve zurnalar ile sagîr ü kebîr salıncaklara binüp Y 293a âşıkân [u] ma‘şûkân salınırlar. Gûyâ mevlûd-ı Bedevî yevm-i ıyddir, leyle-i mübârekeleri Kadir olur. Bu şâdumânlardan gayrı köşe köşe âşıkân-ı sâdıkânlar haymelerinde deff ü kudüm ve tabl [ü] nakâre ile tevhîd ü tezkîr edüp şâdumânlar olduğundan mâ‘adâ her tarafda niçe bin kazgan ta‘âmlar ve ni‘met-i nefîseler tabh olup yenilüp içilmede. Ammâ hikmet-i Hudâ bu meydâna şarâb gelse bi-sırr-ı Bedevî sirke olur. Ammâ bozahâneler ve fış fış şerbetleri vardır. Lâkin ırka sûs ve dahi berberîs ve temirhindî ve inebü'd-dibs şerbetleri latîf meşrûbâtlardır. Aceb hikmetdir kim bu meydânda şarâb sirke olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y292b–Y293a ·
metinde göster ·
… bü'd-dibs şerbetleri latîf meşrûbâtlardır. Aceb hikmetdir kim bu meydânda şarâb
sirke
olur.
Ve bu meydân-ı Tanta'da köşe köşe salıncaklar ve dollâb ve beşikler ve taht-ı revânlar ve çarh-ı felekler ve atlı karacalar ile müzeyyen olup tabıllar ve zurnalar ile sagîr ü kebîr salıncaklara binüp Y 293a âşıkân [u] ma‘şûkân salınırlar. Gûyâ mevlûd-ı Bedevî yevm-i ıyddir, leyle-i mübârekeleri Kadir olur. Bu şâdumânlardan gayrı köşe köşe âşıkân-ı sâdıkânlar haymelerinde deff ü kudüm ve tabl [ü] nakâre ile tevhîd ü tezkîr edüp şâdumânlar olduğundan mâ‘adâ her tarafda niçe bin kazgan ta‘âmlar ve ni‘met-i nefîseler tabh olup yenilüp içilmede. Ammâ hikmet-i Hudâ bu meydâna şarâb gelse bi-sırr-ı Bedevî sirke olur. Ammâ bozahâneler ve fış fış şerbetleri vardır. Lâkin ırka sûs ve dahi berberîs ve temirhindî ve inebü'd-dibs şerbetleri latîf meşrûbâtlardır. Aceb hikmetdir kim bu meydânda şarâb sirke olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y292b–Y293a ·
metinde göster ·
… suları çokdur. Ve ba‘zı mâları müshildir; ve ba‘zı âbları kabızdır; ve ba‘zısı
sirke
gibidir, çorbaya korlar, gâyet ekşidir; ve ba‘zı âbları gâyet tuzludur, yine ta …
Ve gûnâ-gûn suları vardır. Hemân bir âdem murâd edinse zemîni kazınca bir âb-ı hayât su çıkup kuyunun ağzından taşup önü sıra kazarak suyu her ne cânibe istersen bâğ [u] bâğçelere götürürsün. Âb-ı hayât suları çokdur. Ve ba‘zı mâları müshildir; ve ba‘zı âbları kabızdır; ve ba‘zısı sirke gibidir, çorbaya korlar, gâyet ekşidir; ve ba‘zı âbları gâyet tuzludur, yine ta‘âma idhâl ederler; ve ba‘zı suları kış günü kurur, Temmûz'da taşup kırmızı cereyân edüp içinden Nîl-i mübârek balıkları çıkar; ve ba‘zı suların yaralara ve berelere sürüp isti‘mâl ederler. Hikmet-i Hudâ bu kim bu mezkûr suların cümlesi birbirlerine yakındır ve her birisi bir gûne lezzetde ve birer gûne tabî‘atde ve birer gûne hâssıyyetdedir. Âye[t]: Arapça bi-kudretihî ve yahkümü mâ-yürîdü bi-izzetihî
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y449a ·
metinde göster ·