… ne ta‘zîm ile bindirüp asesbaşı ve subaşı tevâbi‘leri ile Haydaroğlu'nu dîvân-ı
siyâsete
getirüp beygir üstünde iken Parmakkapu'da salb edüp altında çâr-pây çeküp Hayda …
Bi-emrillâh ibtidâ-i cülûsda Atmeydânı içre sipâh eşkıyâsı ser-tâ-ser dendân-ı tîğ-ı âteş-tâbdan geçdiler. Yine ol mâh-ı mezbûrda Anadolu diyârında (---) nâm mahalde Celâlî Kara Haydaroğlu münhedim olup cümle cünd-i cünübiyle katl olunup ser-kaplanları(?) olan vâcibü'l-izâleler ile Kara Haydaroğlu nâm celâlîyi Türkmen ağası Kara Abaza Hasan Ağa kayd [ü] bend ile Der-i devlete getirüp sâhib-i cülûs Mevlevî Koca Vezîr huzûruna Kara Haydaroğlun getirüp birez kelimâtdan sonra gördüler kim kurşum zahmından uyluğu pâre pâre olup ilâc-pezîr değildir. Ol ân amân vermeyüp hammâl beygirine ta‘zîm ile bindirüp asesbaşı ve subaşı tevâbi‘leri ile Haydaroğlu'nu dîvân-ı siyâsete getirüp beygir üstünde iken Parmakkapu'da salb edüp altında çâr-pây çeküp Haydarzâde dârda berdâr-ı ber-hordâr olup üç gün karâr edüp üç günden lâşe-i murdârın deryâya ilkâ edüp mâhîlere şikâr oldu. Yine ol sâl-i mübârekde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 83a ·
metinde göster ·
Ahvâl-ı mezemmet-i ahâlî-i İrân: Nizâm [u] intizâmları bunun üzerine cârîdir kim bir mücrim âdemi katl ve salb etmezler. Darûga ve muhtesib, mücrimleri meydân-ı siyâsete getirüp Allahümme âfinâ cellâd-ı bî-emânlar ol mücrimlere 303a amân vermeyüp üstâd-ı kâmil cellâdların üç yüz altmış aded işkence-i şeb-kencesin üç gün üç gice icrâ eder. Evvelâ üç yüz tâzyâne kırbaç ve şübend ve kîrfîl urur. Ba‘dehû dizlerine nakara zahmesi keserâtı urur. Andan tırnaklarına kamış yürüdür. Andan cümle vücûdun dağlağılar ile dağlar ve yağlı bürünceği ipiyle yutdurup ipiyle bürünceği çekdikde bağırsakları ve mi‘desin taşra çıkarırken elbette ol âdem cürmün ikrâr eder. Ve yağlı sünger yutdurur ve şakaklarına gazâl aşığı bağlar ve şakağına ve alnına at mıhları ve at na‘lları mıhlar ve dirseklerinden tüfenkci burgusuyla dizlerinden delüp burgu tabanı altından çıkar. Ba‘dehû tava içre kurşumu kızdırup burgu deliğinden döküp iliğiyle bile kurşum akar ve iki ellerinin ve iki ayağı baş pa[r]maklarının dördün bir yire bend edüp kemend ile dâra berdâr edüp altından kibrit ve eşek sidiği buhûr verir. Fakîr âdemin feryâdı evce çıkar. Ve arkasında küreklerin ve kaburka ve dalısın ve enegilerin çıkarup andan çârmıha gerüp arkasından sırımlar çıkarup omuzlarına rîh-ı şem‘ler çerâğân eder. Ve hayâların kemend ile boğar ve burnuna kara çalı dikeni sokar ve başına kızgın tas ve gözüne mil çeker ve niçesinin zekerin dübüründen çıkarır. Ve niçesinin dübürün göbeğinden çıkarup sürresinden efşân eder. Allahümme âfinâ. Ve âdemin ödün koltuğu altından çıkarır. Ve sinirlerin kesüp hırsızları leng eder. Ve yalan şâhîde damga urup burnun ve kulağın budar. Ve dûzdânların ellerin ve ayakların keserler. Ve âdemi yedi gûne çengâle urup ve yedi tür kazığa urup üç gün üç gice ibret-i âlem ıslâh-ı benî Âdem içün böyle işkence ederler. Bir gün Hân, huzûrunda bu gûne işkenceleri etdirüp bizlere {rağmen} tefâhur kesb etdiğin arz etdi. Hakîr eyitdim "Hânım! Tâ bu mertebe benî Âdeme işkence etmeden me‘âl-i murâd nedir?" dedim. Eyitdi: "Ey birâder-i mâ! Bunların vâcibü'l-izâle olduğu şâhid-i âdiller ile isbât olunup ba‘de's-sübût cümle halka rağmen bir kezden katl etmeyüp tenbîhü'l-gâfilîn içün bu gûne ezâ vü cefâ ederiz kim insândan cebbâr ve âsî yokdur kim Cenâb-ı Perverdigâra âsî olup Arapça diyen benî Âdemdir. Anınçün böyle işkence ederiz" dedi. Hakîr eyitdim: "Ammâ şer‘î değil, nâ-şer‘îdir kim te’sîri yokdur. Şer‘ile had acıdır ve şer‘ile nass-ı kâtı‘ hükmünce {sûre-i Mâ’ide'de}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 302b–303a ·
metinde göster ·
… kara belâya benzer Kara Arab'ı getirin!" dedikde fakîr Kara Alî Ağa'yı meydân-ı
siyâsete
çökerddiler. "Bre bizim Evliyâ Çelebi'yi çağırın!" dedikde "Lebbey sultânım." d …
Yine Paşa eydür: "Bre bunların serdârı olan şu kara belâya benzer Kara Arab'ı getirin!" dedikde fakîr Kara Alî Ağa'yı meydân-ı siyâsete çökerddiler. "Bre bizim Evliyâ Çelebi'yi çağırın!" dedikde "Lebbey sultânım." dedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 271b ·
metinde göster ·
geldim. Amân u zamân vermeyüp cellâd-ı bî-amân önüne çökerdin, fermân sultânımı …
"Ol mahalde hân efendimin ekmeğin yer idim. Anın nân u nemek hakkın gözedüp "İki el bir baş içindir." deyü ceng edüp sizin meterisi basan askerinize top urup cenge âheng etdim. Tâ ki hân efendimizin firâr etdiğin işidüp ve bu kadar bin âdemlerimiz meterisde kılıçdan geçdiğin görüp sultânımın yigirmi yıl mukaddem ekmeğin yediğim gözedüp senin havfinden amân deyüp kal‘ayı vermişken işte amân ile meydân-ı siyâsete geldim. Amân u zamân vermeyüp cellâd-ı bî-amân önüne çökerdin, fermân sultânımındır." deyü bî-bâk u bî-pervâ bunun emsâli niçe sülle-i seyf-i kelâmlar söylediğinden,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 272a ·
metinde göster ·
getirüp kâmil bin kırbaç-ı Kamber-i Alî urup halâs etdiler.
Evvel benâm-ı Hudâ, sâniyen Muhammed levlâk ola ki} Rûmiyye hânı nâm bed-nâmı, bî-nâm idem, deyü kayd ü bend ile huzûruma getirüp ödün sınıhdırsam gerek idi. Rûm akaları ricâ etmeğin cerâyim defterine afv kalemi keşîde kılınup cümle emvâl [ü] erzâkın yine kendüye veresin ve tuğ u sancağ u alem ve kös ü nefîr ü kerrenâyların alup hazîneme gönderesin ve kendüyi azl-i ebed ve nefy-i beled edüp bin tâziyâne urup âzâd idesin." dedikde cümle erbâb-ı dîvân hamd edüp fakîr Rûmiyye hânın meydân-ı siyâsete getirüp kâmil bin kırbaç-ı Kamber-i Alî urup halâs etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 303b ·
metinde göster ·
çökerdikleri gibi hemân ol yiğit kâfirin boynuna sarılup,
"Tîz ol âdem ile ol kâfiri getirin" dedikde ol ân paşa huzûruna ol gâzî ile mezkûr kefereyi getirdiklerinde, hemân paşa, "Tîz-e cellâd" deyüp kâfiri meydân-ı siyâsete çökerdikleri gibi hemân ol yiğit kâfirin boynuna sarılup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 136b ·
metinde göster ·
… bin yedi yüz esîrlerin gözleri önünde bu kapdanı ve birov ve irşekleri meydân-ı
siyâsete
getirüp cellâdların eline verüp el-iyâzu billâh her birlerine eyle şikence etdi …
Andan serdâr-ı mu‘azzam adâlet edüp elçilik ile kal‘aya giden Hüsâm Ağa'nın başın yarup gözün çıkaran kal‘a kapudanının gözün Hüsâm Ağa'ya çıkardup yetmiş aded birov ve irşek ve nemeşleri cümle üç bin yedi yüz esîrlerin gözleri önünde bu kapdanı ve birov ve irşekleri meydân-ı siyâsete getirüp cellâdların eline verüp el-iyâzu billâh her birlerine eyle şikence etdiler kim âh [u] enînleri eflâke çıkup niçesi şikence altında mürd olup bu şikenceleri gören esîrlerin niçesi dahi mât olup lâşe-i murdârın sürüdüler, ammâ kapudana 23b Ebü'l-müslîm-i Mervî elinde Âl-i Emeviyyûn'dan Mervân-ı Himâr'a olmamışdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 23a–23b ·
metinde göster ·
… i. Anıniçün bir topçu bulunmadı. Hatta Sadrıa‘zam topçubaşıyı getirdüp meydân-ı
siyâsete
çökerdüp yine musâhibîn halâs etdiler, ammâ hamd-i Hudâ küffâr beri tarafa geçm …
Asker-i İslâma ne gûne gaflet ve telâş verdi kim ord[u]-yı İslâmda Âl-i Osmân'ın üç yüz pâre şâhî ve gayri gûne topları ve niçe yüz bin tüfengleri ve şâhî darbzen topları cümle zencîr ve taşlar ile ve saçma kurşumlar ile sıkılı durur. Cümle toplar karşu cânibde küffâra havâle toplar dururken bu kadar bin topçuyândan bir topçu bulunmadı kim küffâra nâzır ve hâzır toplara âteş edüp küffârı sokak sokak ve demet demet edeydi, ammâ Allâh'ın rızâsı yok idi. Anıniçün bir topçu bulunmadı. Hatta Sadrıa‘zam topçubaşıyı getirdüp meydân-ı siyâsete çökerdüp yine musâhibîn halâs etdiler, ammâ hamd-i Hudâ küffâr beri tarafa geçmediler. Türk'e bu bozulmak Allâh'dan oldu, bizden olmadı ve Allâh anları suya gark etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 22a ·
metinde göster ·
… mahalde gâyib olup evinde Y 174b tilâvet-i Kur’ân ederken bulup yine meydân-ı
siyâsete
getirdiler.
Ve yine iç kal‘ada Hazret-i Hızır makâmı şeb [u] rûz kandîl yanar. Aşağı Karanlık kapuda yine Hazret-i Hızır makâmı. Nesîmî hazretleri derisi yüzülmüş iken bu mahalde gâyib olup evinde Y 174b tilâvet-i Kur’ân ederken bulup yine meydân-ı siyâsete getirdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y174a–Y174b ·
metinde göster ·
Ve her bâr cümle mücrimi bu âsitâne önünde katl ederler. Ammâ ibtidâ meydân-ı
siyâsete
çökerüp cellâd mücrimin başı üstüne kendi dâmenin sütür edüp cellâd hırkası içi …
Ve her bâr cümle mücrimi bu âsitâne önünde katl ederler. Ammâ ibtidâ meydân-ı siyâsete çökerüp cellâd mücrimin başı üstüne kendi dâmenin sütür edüp cellâd hırkası içinde mücrime bir hâl edüp dâmenin kaldırup garîb mücrim nergis gözlerin yumup perîşân-vâr otururken beyt:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y255b ·
metinde göster ·
… dutulan kuttâ‘u't-tarîkleri ve Urbân-ı rehzenleri cümlesin zencîr ile meydân-ı
siyâsete
getirüp,
Ba‘dehu dîvân-ı vezîr-i âlî-şân olup sekiz kat mehterhâneler çalınup ba‘de'l-ferâğ cemî‘i a‘yân-ı vilâyet paşaya gelüp buluşduklarında kahve ve şerbet ve gülâb buhûrdan sonra yol üzre dutulan kuttâ‘u't-tarîkleri ve Urbân-ı rehzenleri cümlesin zencîr ile meydân-ı siyâsete getirüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y278b ·
metinde göster ·
… bir ağa-yı zîşân iskele başında gümrük emânetinde müstakil hâkimdir. Ammâ salb
siyâsete
karışmaz, ancak kendüye müte‘allık olan eşyâlara hükûmet edüp âyende vü revende …
Ve Mısır vezîri tarafından bir ağa-yı zîşân iskele başında gümrük emânetinde müstakil hâkimdir. Ammâ salb siyâsete karışmaz, ancak kendüye müte‘allık olan eşyâlara hükûmet edüp âyende vü revende gemilerden öşr-i şer‘î gümrük alır. Beher sene paşasına yüz elli kîse muhâsebe verüp iki kîse dahi ehl-i vazâyife ve e’imme ve hutabâya ulûfe verüp iltizâmına mahsûb olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y319a ·
metinde göster ·