… nde sommâkî ve gayrı gûne sütûnları yokdur. Ve kıble kapusunun tarafeyninde yan
soffaları vardır
. Ammâ taşra haremi yokdur ve dahi taşra haremi hayli vâsi‘dir.
Ancak bir kapusu kıbleye nâzırdır. Bu kapudan mihrâba varınca bu câmi‘in tûlu (---) ayakdır arzı (---) ayakdır. İçinde sommâkî ve gayrı gûne sütûnları yokdur. Ve kıble kapusunun tarafeyninde yan soffaları vardır. Ammâ taşra haremi yokdur ve dahi taşra haremi hayli vâsi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 62b ·
metinde göster ·
Mesîregâh-ı puta yeri: Bir çemenzâr derede beş altı
soffalar vardır
, her cum‘a niçe bin kemânkeşân, kemân-dârân, tîr-endâzân, esnâf-ı Sa‘d-ı Vakkâs …
Mesîregâh-ı puta yeri: Bir çemenzâr derede beş altı soffalar vardır, her cum‘a niçe bin kemânkeşân, kemân-dârân, tîr-endâzân, esnâf-ı Sa‘d-ı Vakkâsân cem‘ olup ser-çeşme-i kemân-dârân "Pîr Vakkâs rûhuna Fâtiha" deyüp kânûn-ı Ebü'l-feth üzre puta sepedine niçe bin tîr-bârân edüp sîne-i putaya hedef ederler. (---) adım menzil yerdir. {Üç yerde âb-ı hayât çeşmeler ve niçe dıraht-ı azîm çınârlar ve gayrı şecerler var}. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 126b ·
metinde göster ·
, mahfîce sohbet murâd edinen ehl-i ırz tâ’ifesi atlar ve arabalar ile {gelüp} b …
Bu mahalde niçe çemenzâr soffalar vardır, mahfîce sohbet murâd edinen ehl-i ırz tâ’ifesi atlar ve arabalar ile {gelüp} bundaki dırahtlar sâyesinde ayş [u] nûş ederler. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 146a ·
metinde göster ·
… r ve Kıble kapusu ve sağ tarafda Mahkeme kapusu ve Kıble kapusu tarafında taşra
soffası vardır
, ammâ gayrı câmi‘ler gibi harem-i kebîri yokdur. Bir küçük haremdir. Ortasında …
Evvelâ cümleden Ulu Câmi‘-i Kebîrdir. Sene (---) târîhinde Yıldırım Bâyezîd Hân binâ etmişdir. Gûyâ bir kal‘a-i sedd-i Kahkahâ'dır. Bursa şehrinin hevâdâr mürtefi‘ yerine vâkı‘ olmuş bir câmi‘-i azîmdir. Câmi‘ içre cümle (---) aded çâr-kûşe pâye sütûnlardır kim her pâyenin aşağısı âdem kaddî mutallâ ve müzehheb ve münakkaşdır. Dahi fevkinde her pâyenin cânib-i erba‘ası(nda) Yâ Hannân ve Yâ Mennân ve Yâ Deyyân ve Yâ Sübhân ve esmâü'l-hüsnâ ve gûnâ-gûn hatlar ile münakkaşdır. Bu hatların hurûfları ve elifleri üçer zirâ‘ hatlardır kim tarz-ı Musta‘sımî'dir. Ve bu sütûnlar üzre cümle on tokuz kubbe-i tâk-ı kisrâlardır kim cümle imâreti rasâs-ı hâlis ile mestûrdur. Her kubbenin alemleri, şems-i afitâb gibi ziyâ verir. Yigirminci kubbe yeri câmi‘in ortasına vâkı‘ olup kasden üstâd-ı kâmil mekşûf binâ edüp mâhî şebekesi-misâl, kubbe yerine sarı pirinç telden ağ örülmüşdür kim hûş [u] tuyûr giremeyüp andan câmi‘ içre âfitâbın ziyâsı girüp rûşen eder ve bu küşâde kubbe altında kavl-i mezheb-i Hânefî üzre aşren-fe-aşr bir havz-ı müdevveri var, içinde gûnâ-gûn mâ’ide mâhîler şinâverlik ederler ve cümle cemâ‘at-ı kesîr ol havzdan tecdîd-i vuzu‘ edüp ibâdet-i Yezdân ederler. Ve mine'l-acâib mihrâbı vardır kim diller ta‘bîr ü tavsîfinde kâsırdır. Ve bir ceviz haşebi levhasından siyâh minberi üzre üstâd-ı neccâr, var makdûrun sarf edüp ızhâr-ı ma‘rifet edüp bir nakş-ı Mânî ve Erjeng-i nakş-ı bukalemoni minber etmişdir kim bunda olan {Bursa} Fahrî oyması 224a misâl-i şükûfe ve turunca ve islimî ve çâr-gül ve mutabbak gül ve katmer gülleri ve gûnâ-gûn mutahhil ve kitâbeleri cihân ressâmları cem‘ olsa böyle hurdekârlık etmeğe kâdir değillerdir. Gûyâ kuyumcu kalemkârî nakşı bir minber-i ra‘nâdır kim görmeğe muhtâc bir kürsî-i vâlâdır, misli meğer Karadenizin sâhilinde Sinop Câmi‘i'ndeki münakkaş minber ola. Ve bir münakkaş-ı ibret-nümâ mü’ezzinân mahfili var kim gûya mehâfil-i cennetdir. Ve cânib-i erba‘ası revzenler ile câm-ı billûr ve necef ve moranlar ile müzeyyen olmuş bir câmi‘-i rûşen-âbâddır. Evkâfı kavî olmağıla bunda olan halıçalar bir câmi‘de yokdur. Ve her şeb yedi bin kanâdiller ile çerâğân olur câmi‘-i münevverdir ve şeb [u] rûz cemâ‘at-i kesîreden hâlî değildir. Zirâ yetmiş yerde cemî‘î ulûm-ı kesîre dersi‘âmları vardır kim iki bin talebe derse meşgullerdir. Ve bu câmi‘in bir yan kapudan bir yan kapusuna varınca tûlu üç yüz elli ayakdır ve kıble kapusundan mihrâba varınca yüz seksen ayakdır. Üç kapusu var, sol cânibde Hünkâr mahfili kapusu, mahfil-i sultânî tahtânîdir ve Kıble kapusu ve sağ tarafda Mahkeme kapusu ve Kıble kapusu tarafında taşra soffası vardır, ammâ gayrı câmi‘ler gibi harem-i kebîri yokdur. Bir küçük haremdir. Ortasında Şeyhülislâm Azîz Efendi bir âbdesthâne havzı ve muslukları binâ etmiş. Ve bu câmi‘in yemîn [u] yesârında iki kalın tula minâre-i âlîleri var kim eflâke ser çekmişdir. Mahkeme tarafındaki minârenin kadehinde üstâd-ı mi‘mâr bir şâzirvan kadehi îcâd edüp âb-ı zülâlin tâ Keşîş Dağı'ndan uçurup hakkâ ki kemâl-i ma‘rifet ızhar etmişdir. Ammâ şimdiki hâlde mürûr-ı eyyâm ile su yolları bozulup fıskıyye mu‘attal olmuşdur, ammâ kaçan kim bârân-ı rahmet bu şehr üzre nâzil oldukda bu minârenin şerîfesinde cem‘ olan matar-ı rahmet bu mezkûr şâzirvân kadehine cem‘ olup cemî‘î hûş [u] tuyûr-ı vahşîler ol bârân-ı rahmetden nûş edüp def‘-i atşân ederler. Hulâsa-i kelâm bu şehr içre böyle rûhâniyyetli câmi‘ yokdur. Bursa şehrinin gûyâ Ayasofyası'dır. Ve şehrin güzîde yerinde olmağıla cemâ‘at-i kesîreye mâlikdir kim arâzî-i ma‘mûrede bu câmi‘in nazîri yokdur. İbn-i âdem bu câmi‘in vaz‘-ı esâsı ta‘rîf ve tavsîfinde âciz ü kâsırdır. Bu câmi‘, cümle câmi‘lerden kebîr olmağıla ibtidâ bu ibâdethâne tahrîr olundu. Ammâ ibtidâ Bursa fethinde binâ olunan yukaru ve iç kal‘ada
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 223b–224a ·
metinde göster ·
… kolanı çekerler ve birkaç yerinde mecma‘-ı zurefâ mastaba soffaları ve namâzgâh
soffaları vardır
ve matbah-ı it‘âmlarından mâ-i cârîler ile kebâb dollâbları vardır. Germâ-nerm …
Ve mesîregâh-ı Abdâl Murâd Sultân: Cebel-i Ruhbân'ın dâmeninde bir püşte-i âlî üzre bir vâdîdir kim cümle şehr-i Bursa ferâde ferâde her âsâr-ı binâsı nümâyândır. Ve bir çemenzâr-ı ferah-fezâ zemîni vardır kim sun‘-ı Perverdigâr ile arzı gûyâ yeşil dühâvî katîfe ile döşenmişdir. Ve bu âsitânede eflâke ser çekmiş çınar-ı müntehâlar ve kara ağaçlar ve bîd-i ser-nigûn ve ar‘ar u şimşâd ve servî dırahtları var kim sâye-i zıll [u] himâyesinde on bin âdem meks etse kifâyet eder. Ba‘zı dırahtda yaban asmasından ve habl-i kavîden salıncaklar vardır. Yârân u dilberân-ı zarîfânlar binüp salınup birbirlerine salıncak kolanı çekerler ve birkaç yerinde mecma‘-ı zurefâ mastaba soffaları ve namâzgâh soffaları vardır ve matbah-ı it‘âmlarından mâ-i cârîler ile kebâb dollâbları vardır. Germâ-nerm âteşde kebâbı su çevirüp bir kebâb olur, âdem çevirmeğe ihtiyâc değildir. Âb [u] hevâsı ve medd-i basarı yerinde hoş hevâ bir mesîregâhdır. 229b
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 229a–229b ·
metinde göster ·
Der-beyân-ı cevâmî‘-i Amasiyye: Cümle iki yüz kırk mihrâbdır. Evvelâ Câmi‘-i Sultân Bâyezîd-i Velî: İbtidâ hükûmeti, âlem-i şehzâdeliğinde Tarabefzûn'dur, andan bu Amasiyye'dir. Bundan der-i devlete gidüp pederi Ebü'l-feth Mehemmed Hân Üsküdar kurbunda Mâldepe'de merhûm oldukda müstakil pâdişâh olup Amasiyye'de pâdişâh oldum deyü Amasiyye halkını cemî‘î tekâlîf-i örfiyyeden mu‘âf [ve] müsellem edüp bu câmi‘i binâ etdi. Ammâ latîf câmi‘dir. Tûlen ve arzen yüzer ayakdır. Mihrâbı ve minberi ve mü’ezzinân mahfili gâyet musanna‘dır ve yekpâre bir kubbe-i nîl-gûndur. Lâkin ol kadar büyük değildir. Cânib-i edvârında sâ’ir selâtîn cevâmi‘leri gibi kanâdiller zeyn edecek soffası vardır. Cânib-i erba‘asında revzenleri üzre münevver câmi‘leri vardır. Kıble kapusu gâyet musanna‘dır. Târîhi "Hurrem binâ", sene 893 vâki‘ olmuşdur. İki minâresi ve bir haremi var. Etrâfı soffalar ve gûnâ-gûn amûdlar üzre kıbâblardır ve hareminin vasatında bir musanna‘ âbdest havzı vardır. Ve taşra haremi içre çınâr-ı müntehâlar eyle zeyn olmuşdur kim evkâf-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 281a ·
metinde göster ·
amma haremi dârdır. {Süleymân Hân mi‘mârı Sinân Ağa binâsıdır} Ulemâ-yı mütebah …
Andan Câmi‘-i Lala Mustafâ Paşa : Sarâyı kapusunun önünde tarîk-ı âm aşrı vâki‘ olmuş Süleymân Hân vezîri Lala Mustafâ Paşa binâsı, İslâmbol tarzı kubbe-i âlîsi ve cümle binâsı rasâs-ı hâs ile mestûrdur. Tûlen ve arzen seksener ayakdır. Mihrâbı ve minberi ve mü’ezzin mahfili sâde güzelidir. İçinde şöhret-âvizeleri yokdur. Taşra soffası vardır amma haremi dârdır. {Süleymân Hân mi‘mârı Sinân Ağa binâsıdır} Ulemâ-yı mütebahhirînden deryâ-yı ma‘ânî, gûyâ Nu‘mân-ı sânî, ya‘nî müfessir ve muhaddis Vanî Efendi nâmında nâmı rub‘-ı meskûna münteşir olmuş fasîhu'l-lisân ve bedî‘u'l-beyân bir şeyhi var kim va‘z u nasîhatın bir kerre istimâ‘ eden elbette her şeyden tâ‘ib ü tâhir olup hâl sâhibi olur. Ve Yeniçeri İmâm nâmında bir hâfız-ı hamele-i Kur’ân imâm-ı hümâmı var kim gûyâ hümâm-ı akdemdir. Kaçan sabâh namâzında iki hizb mikdârı Hazret-i Kur’ân-ı azîmi ve Furkân-ı mecîdi tilâvet etdükde cümle cemâ‘at-i kesîre hâmûş-bâş olup gaşy ü mebhut olurlar. Tâ bu mertebe mü’essir ve sûznâk savt-ı hazîni var. Ve ilm-i mûsikîde gûyâ mü’ellif-i kitâb-ı Edvâr'dır. Bundan gayrı niçe ulemâları vardır. Ve Yeniçeri Müe’zzîn nâmında Bilâl-ı Habeşî köçeği bir mü’ezzini var kim kaçan minâre-i bang-ı Muhammedî'de bir kerre Dâvûdî bülend-âvâzıyla Allahuekber Allahuekber, dese cümle sağîr u kebîrin vücûdları lerzân olur. Herkes kâr [u] kesbin ve ta‘âm [u] yemesin terk edüp câmi‘e gelirler. Zirâ bu Erzurûm halkı gâyetü'l-gâye musallîlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 287a ·
metinde göster ·
. İki âdem yerinden kaldırmak ihtimâli yokdur. Tâ bu mertebe kelâmullah-ı azîmdi …
Kırâ’at olunmasıyçün başka dörd kademe soffası vardır. İki âdem yerinden kaldırmak ihtimâli yokdur. Tâ bu mertebe kelâmullah-ı azîmdir. Garâbet anda kim hattât üstâd bunu niçe tahrîr etdi, ta‘accüb-i temâşâ andadır. Ve ol kadar hüsn-i hatdır kim âyetün min âyâtillahdır. Ammâ derûn-ı câmi‘de sâ’ir ma‘bedhâneler gibi âvîze-i maslûbât-ı musanna‘âtlar yokdur. Ancak her şeb-i muzlimde niçe bin kanâdiller ile çerâğân olur fânûs-ı kanâdiller ve gûnâ-gûn müzehheb [ü] mu‘allâ şem‘dânlar vardır. Ve cânib-i etrâfında tarz-ı kadîm hurde pencerelerin kıblesi hâricinde bir şükûfezâr, gül‘izâr, lâle‘izâr bâğçesi var. Anda olan ezhârâtın râyiha-i tayyibesi cemâ‘atin bînîsin mu‘attar eder. Bunun dahi mütevellîsi cânib-i vakfdan derûn-ı câmi‘i sâf sâf fâğfûrî ve Kâşî çini soffalar ile gûnâ-gûn verd-i handânları ve benefşe ve reyhânları dizüp cümle ehl-i salâtın dimâğları mu‘attar olup cemâ‘atin câmi‘den taşra çıkacakları gelmez. Bu mertebe bir câmi‘-i mu‘attardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 152b ·
metinde göster ·
… hâneli ve bir câmi‘li ma‘mûr köydür. Bu mahalde Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘in bir
soffası vardır
. Hâlâ mesîregâhdır. Ve
Menzil-i karye-i Kara Kâsım Sultân: Ba‘zılar Monlâ Kâsım köyü derler. Bir çemenzâr fezâda yüz hâneli ve bir câmi‘li ma‘mûr köydür. Bu mahalde Sultân Murâd Hân-ı Râbi‘in bir soffası vardır. Hâlâ mesîregâhdır. Ve
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 246b ·
metinde göster ·
… arâb u yebâb etmeyüp ubûr eder. Hâlâ otağı yerinde bir mesîregâh çemenzâr yerde
soffaları vardır
. Ol mahall-i mübârekde her hafta ahâlî-i kend cem‘ olup bâzâr-ı âlî olur. Kal‘a …
Sebeb-i tesmiyyesi oldur kim sene 694 târîhinde Mehemmed Şâm-ı Gazan asrında şâhbender-i Tebrîz olan Alî Bâkî bu kal‘ayı binâ edüp Alî Bâkî'den galat kavm-i Moğol ve kavm-i Ekrâd Albak derler. Niçe mülûka intikâl etmiş bir gurâbhâne-i harâbdır kim kal‘ası âlî bakdır. Hâlâ Van [u] Azerbaycân ve Rûmiyye [vü] Ucân şehirlerinin tâ vasatında bir zeyl-i kûhda şekl-i murabba‘ bir küçük kal‘acıkdır. İçinde yasavul ağası ve dizçöken ağası vardır ve şâh destinden dolu nûş etmiş dizçöken tülüngîleri vardır. Ve şâh elinden câm ile çakır çekmişler ve şarâb-ı nâb içmişler nöker-i Mâzenderânîler var kim tüfeng-i pür-reng ile pire[y]i ururlar. Bâğı ve bâğçesi çokdur. Hatta fâtih-i Revân Gâzî Murâd Hân feth-i Revân'dan avdet etdikde bu Albak eline konup şehri tehî bulduklarında harâb u yebâb etmeyüp ubûr eder. Hâlâ otağı yerinde bir mesîregâh çemenzâr yerde soffaları vardır. Ol mahall-i mübârekde her hafta ahâlî-i kend cem‘ olup bâzâr-ı âlî olur. Kal‘adan taşra câmi‘i ve hânı ve hammâmı ve kifâyet mikdârı dükkânı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 288b ·
metinde göster ·
. Bıyıkların anıniçün tırâş ederler kim "Bozaya bulaşup bozayı mekrûh etmesin" d …
Ve cümle üç tekye-i Halvetî Güleçli ve Çüyençili Mehemmed Efendi tekyelerinin başları misvâklı kalpak üzre sarıklı bıyıkları tırâş sofîleri vardır. Bıyıkların anıniçün tırâş ederler kim "Bozaya bulaşup bozayı mekrûh etmesin" deyü şevâriblerin ustura ile dibinden tırâş eder şekl-i garîbü'l-heykel kubh mazaralı sofîleri vardır. Hattâ bu hakîr birine su’âl etdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 133a ·
metinde göster ·
… evâriblerin ustura ile dibinden tırâş eder şekl-i garîbü'l-heykel kubh mazaralı
sofîleri vardır
. Hattâ bu hakîr birine su’âl etdim:
Ve cümle üç tekye-i Halvetî Güleçli ve Çüyençili Mehemmed Efendi tekyelerinin başları misvâklı kalpak üzre sarıklı bıyıkları tırâş sofîleri vardır. Bıyıkların anıniçün tırâş ederler kim "Bozaya bulaşup bozayı mekrûh etmesin" deyü şevâriblerin ustura ile dibinden tırâş eder şekl-i garîbü'l-heykel kubh mazaralı sofîleri vardır. Hattâ bu hakîr birine su’âl etdim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 133a ·
metinde göster ·
… mâ haremi yokdur, ancak kıble kapusundan taşra taş nerdübânın iki cânibinde yan
soffaları vardır
. Ve sol tarafda bir minâresi var.
Ve hâlâ cümle otuz iki mihrâbdır. On biri cum‘adır. Mâ‘adâsı zâviyelerdir. Evvelâ cümleden mükellef ü müzeyyen ve cemâ‘at-i kesîreye mâlik Ulu câmi‘ Yıldırım Bâyezîd Hân ibn Gâzî Hudâvendigâr binâsıdır, ammâ itmâmı Şehzâde Mûsâ Çelebi ibn Yıldırım Hân'ındır. Ba‘dehu Süleymân Hân bedest-i Mi‘mâr Sinân müceddeden ta‘mîr etdi. Tûlen yüz seksen kademe ve arzen toksan ayakdır. Ve iki yan kapu ve bir kıble kapusu var. Beşer kademe taş nerdübân ile çıkılır. Ve derûn-ı câmi‘de cümle elli yedi çam direkleri üzre harpüşte tavan kubbedir. Ve iki cânibinde yan soffaları üzre bir kat tabakalar var, cemâ‘at-i kesîre oldukda yukaruda ibâdet ederler. Tâ mihrâba varınca iki tarafı böyle tabakadır. Bu tabakaların fevkinde ve tahtında cümle altmış dörd demirli pençerelerdir. Mihrâbı ve minberi ol kadar musanna‘ değildir, tarz-ı kadîmdir. El-hâsıl bu şehirde bundan büyük selâtîn câmi‘ yokdur. Hîn-i izdihâmda yigirmi bin âdem alır. Ve serâpâ kârgîr binâdır ve cümle kurşum örtülüdür. Ammâ haremi yokdur, ancak kıble kapusundan taşra taş nerdübânın iki cânibinde yan soffaları vardır. Ve sol tarafda bir minâresi var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y10b ·
metinde göster ·
… mihrâblı câmi‘ edüp ilhâk etdikleriçün üç mihrâblıdır. Ve iki mihrâb dahi taşra
soffalarında vardır
. Ve leb-i deryâda teng mahalde olmağile bunun dahi haremi yokdur. Ammâ câmi‘ il …
Bu câmi‘in üç mihrâbı olmasının aslı üc sâhibü'l-hayrât birer mihrâblı câmi‘ edüp ilhâk etdikleriçün üç mihrâblıdır. Ve iki mihrâb dahi taşra soffalarında vardır. Ve leb-i deryâda teng mahalde olmağile bunun dahi haremi yokdur. Ammâ câmi‘ ile kal‘a kapusu önünde mâbeyne-hümâda câmi‘in bir âbdest havuzu var, şâzrevânı revân olmadadır ve üstü kurşum örtülü maksûre-vâr bir havz-ı mâ-i hoşgüvârdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y46a ·
metinde göster ·
. Ve minâre-i serâmedi câmi‘in solunda vâki‘ olmuşdur. Minâre kapusunun solunda …
Ve Ulu câmi‘ mâ-tekaddem kiremitli imiş, ba‘dehu Birgili Dervîş Ağa ta‘mîr ü termîm edüp dürr-i beyz-âsâ münevver olup serâpâ kurşum ile pûşîde etmiş. Lâkin haremi yokdur. Şâhrâh üzre vâki‘ olmağile teng mahaldedir. Ammâ taşra soffaları vardır. Ve minâre-i serâmedi câmi‘in solunda vâki‘ olmuşdur. Minâre kapusunun solunda iki âdem kaddi bâlâda bir beyâz mermer-i hâm üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y80b ·
metinde göster ·
… ve yan kapudan yan kapuya arzı altmış beş ayakdır. Ve mihrâbın iki yanında yan
soffaları vardır
, anların dahi arzı yüz otuz ayakdır. Ve câmi‘in içinde iki yanında tâ mihrâb so …
El-hâsıl vâcibü'z-ziyâret bir câmi‘-i atîkdir. Ve kıble kapusundan tûlu tâ mihrâba varınca yüz seksen beş ayakdır ve yan kapudan yan kapuya arzı altmış beş ayakdır. Ve mihrâbın iki yanında yan soffaları vardır, anların dahi arzı yüz otuz ayakdır. Ve câmi‘in içinde iki yanında tâ mihrâb soffasına varınca sekiz serâmed sommâkî la‘l-gûn sütûn-ı müntehâlar ki her biri cemâ‘at-vâr kıbleye müteveccih olup dururlar ve dörd dahi amelî sütûndur. Bu hisâb üzre cümle on iki amûd-ı müntehhadır. Ve bu sütûnlar üzre tâk-i Kisrâ'dan nişân verir kavs-i kuzah-vâr kemerler üzre harpüşte tahta tavanlı kubbedir, kâ[r]gîr değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y119a ·
metinde göster ·
Ve bir minâresi var, kıble kapusu önündedir. Ve taşra
soffaları vardır
. Ve taşra haremi vardır. Ve bir kaç çınâr-ı müntehâ dırahtlar vardır. Ve haremi …
Ve bir minâresi var, kıble kapusu önündedir. Ve taşra soffaları vardır. Ve taşra haremi vardır. Ve bir kaç çınâr-ı müntehâ dırahtlar vardır. Ve hareminde bir azîm değirmen nehri cereyân edüp cümle cemâ‘at-ı kesîre andan tecdîd-i vuzû‘ ederler. Andan Kal‘a câmi‘i ve Boğazkesen câmi‘i ve Beğdûdiyye câmi‘i ve Hâtûniyye câmi‘inin kapusu üzre böyle tahrîr olunmuşdur. Târîh:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y160a ·
metinde göster ·
… i züvvâr hayrân olmada. P 79b Ve bu haremin şark tarafında bir meydân-ı vâsi‘
soffa vardır
. Zî-kıymet hâlîçeler ile döşenmişdir. Ve çeşm-i benî âdem görmemiş zer-ender-ze …
Ve bu meydân [[(---) (---) (---)]] Q 79b şâzrevânlar revân olmada. Gören ehl-i züvvâr hayrân olmada. P 79b Ve bu haremin şark tarafında bir meydân-ı vâsi‘ soffa vardır. Zî-kıymet hâlîçeler ile döşenmişdir. Ve çeşm-i benî âdem görmemiş zer-ender-zer çerâğlar ve şem‘dânlar ve kanâdîller var kim her biri birer üstâd-ı kâmilin pesendîde kârlarıdır kim mülûklar bu sultân içün inşâ etdirüp teberrüken komuşlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y180a ·
metinde göster ·
. Cânib-i erba‘ası parmaklıkdır. İçinde bir serâmed nahl-i hurmâ vardır. Bizzât …
Ve bu yağ kubbesi önünde çâr-kûşe bir soffacık vardır. Cânib-i erba‘ası parmaklıkdır. İçinde bir serâmed nahl-i hurmâ vardır. Bizzât Hazret-i Risâlet-penâh mübârek dest-i şerîfleri ile dikmişlerdir. Ve hâlâ yanında bi-emrillâh bir hurmâ fidanı dahi hâsıl oluyor. Bu hurmâ mahalli Hazret-i Eyyûb'un hânesi havlısı idi. şimdi harem-i şerîf olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y281b ·
metinde göster ·
Ve minâresi alçakdır. Ve haremi yokdur, ancak taşra
soffası vardır
. Ve câmi‘ içi mermer ve gayri hacer ile döşeli değildir, hemân Ravza-i şerîf ha …
Ve minâresi alçakdır. Ve haremi yokdur, ancak taşra soffası vardır. Ve câmi‘ içi mermer ve gayri hacer ile döşeli değildir, hemân Ravza-i şerîf haremi gibi hurde kara çakıl taşı ile döşelidir. Âdem pâ-bürehne üzerine bassa huzûr ile basamaz. şöyle dökülüp yapılmışdır. Ve gayri câmi‘ler gibi müzeyyen değildir, sâde güzelidir. Bir kez ibâdet edenin du‘âsı müstecâbdır. Zîrâ Hazret-i Risâlet eyle du‘â eylemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y293b ·
metinde göster ·
Vâdî-i hayyâme-i Resûl: ya‘nî Ordu-yı Resûlullâh yeri bu mahalde bir küçük
soffa vardır
. Hazretin ihrâmdan haymesi bu soffa üzre imiş. Bunda dahi iki rek‘at namâz kılm …
Vâdî-i hayyâme-i Resûl: ya‘nî Ordu-yı Resûlullâh yeri bu mahalde bir küçük soffa vardır. Hazretin ihrâmdan haymesi bu soffa üzre imiş. Bunda dahi iki rek‘at namâz kılmak gerek, sünnetdir. Bu mahalde Hazret-i Risâlet-penâh guzât-ı müslimîni cenge âmâde edüp saf saf asker tertîb eyledi. İbtidâ yedi bin bahâdır-ı nâmdâr Ashâb-ı kibâr ile Hazret-i Hamza'yı talî‘a-i asker edüp çarhaya me’mûr etdi. Ve Hâlid ibn Velîd yemînde yedi bin askerle âmâde oldu. Ve Hazret-i Ömer ve Amr ibni'l-Âs piyâde Arab askerine serdâr olup bu sahrâ-yı azîme içre yürüdüler. Hakîr dahi cümle refîklerimize tenbîh edüp bu soffada ikişer rek‘at namâz kılup "niyyetü'l-gazâ" deyüp kılıçlarımız kemerlerimize bend kılup yine şimâl cânibine beş yüz adım gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y302a ·
metinde göster ·
… döşeli sahrâdır. Tûlen ve arzen yüz elli adımdır. Ammâ cânib-i erba‘asında yan
soffaları vardır
, anlar ile yüz yetmiş germe adımdır.
Ve taşra haremi bir beyâz balat döşeli sahrâdır. Tûlen ve arzen yüz elli adımdır. Ammâ cânib-i erba‘asında yan soffaları vardır, anlar ile yüz yetmiş germe adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y90b ·
metinde göster ·
… ayakdır, adım değildir. Ve harem-i azîminin cânib-i erba‘asında birer azîm yan
soffaları vardır
, her biri birer câmi‘ kadar vardır. Bu câmi‘ içre gayrı câmi‘ler gibi direkler …
Ve bu câmi‘in tûlü ve arzı yüz seksener ayakdır, adım değildir. Ve harem-i azîminin cânib-i erba‘asında birer azîm yan soffaları vardır, her biri birer câmi‘ kadar vardır. Bu câmi‘ içre gayrı câmi‘ler gibi direkler yokdur, hemân cümle toloz kemer binâlar ve üstleri ve cânib-i erba‘ası yedi yüz medrese hücreleridir. Hâlâ müte’ehhil câmi‘ huddâmları sâkindir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y94b ·
metinde göster ·
, üçü kârgîr-binâ tolozdur. Ammâ mihrâb tarafı soffasında sekiz sütûn-ı mermer-i …
Bunun dahi harem-i azîminin etrâfında dörd yan soffaları vardır, üçü kârgîr-binâ tolozdur. Ammâ mihrâb tarafı soffasında sekiz sütûn-ı mermer-i müntehâ üzre zer-ender-zer münakkaş tavandır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y97b ·
metinde göster ·
, ol gün soffaları döşeyüp başda hekîmbaşı ve nâzır ağa ve evkâf kâtibi ve evkâf …
Bu medresenin haremi etrâfında soffalar vardır, ol gün soffaları döşeyüp başda hekîmbaşı ve nâzır ağa ve evkâf kâtibi ve evkâf mürşidi ve hekîmbaşının on aded halîfesi ve du‘âcı ve on iki nefer sayyâdlar ve pişiriciler ve kassâblar, hulâsa-i kelâm cümlemiz otuz nefer kimesne idik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y121a ·
metinde göster ·
… âlem ağyârdan bî-haber olduğu mahalde şehir hâricinde ibâdet etdüği mahalde bir
soffa vardır
, Y 290a Makâm-ı Bedevî derler, hâlâ yine ibâdetgâhdır, anda teberrüken bir ge …
Hattâ bu meydân-ı mevlûdda Seyyid Ahmed el-Bedevî hazretlerinin âlem ağyârdan bî-haber olduğu mahalde şehir hâricinde ibâdet etdüği mahalde bir soffa vardır, Y 290a Makâm-ı Bedevî derler, hâlâ yine ibâdetgâhdır, anda teberrüken bir gemi direğini bir sâhib-i hayr dikmişdir, kaddi seksen zirâ‘dır, bu sütûnun cânib-i erba‘asına niçe bin gemi ipleri ile germişlerdir, her gece bu iplere kırkar bin kanâdîller ile çerâğân edüp bir direkli vüzerâ otağı gibi bir azîm şey olur. Ve bu direğin tâ zirve-i a‘lâsına bin mikdâr kanâdîller ile bir çarh-ı felek tasvîri top edüp bir san‘at ile feleğin çarhı gibi deverân etmededir. Bir hayli mesâfeden nazar olunsa, ol gece bu meydâna otakdan bir nûr zâhir oldu, zan olunur. Arabistân'da bu makûle kanâdîl tezyînine eşâre ta‘bîr ederler. Kâmil kırk huddâmı vardır. Her gece onar kantâr simsim yağı yanar. Sâhibü'l-hayrât on beş gün on beş gecede yigirmi bin para vakf eylemişdir. Vâcibü's-seyr bir arûsedir kim gûyâ serâperde-i Fisagores-i Tevhîdî'dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y289b–Y290a ·
metinde göster ·
… ‘asının kal‘a dibinde deryâya mahlût olduğu yerde teferrücgâh havz-ı azîmler ve
soffalar vardır
. Ba‘zı gurebâ havuzlarda gusül edüp câmeşûyluk eder. Ba‘zı âşıkân ma‘şûkuyla de …
Bu kulle dibinde atlarımız yedeğe alup deryâda yüzdürerek biz kal‘a kenârınca ubûr edüp içeri limana dâhil olup yine piyâde kal‘ayı seyr [ü] temâşâ ederek leb-i deryâ ile handaksız kenâr ile kumsal üzre giderek Nîl'den gelen Nâsırıyye tur‘asının kal‘a dibinde deryâya mahlût olduğu yerde teferrücgâh havz-ı azîmler ve soffalar vardır. Ba‘zı gurebâ havuzlarda gusül edüp câmeşûyluk eder. Ba‘zı âşıkân ma‘şûkuyla deryâ mâliki-vâr şinâverlik edüp bilâ-vâsıta kuc kucağ olacak bir cây-i safâdır. Bu havuzları ubûr edüp yine leb-i deryâ ile kadırga limanı kenârınca iç kal‘a burnundan bu havuzlara gelince kâmil beş yüz adımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y320a ·
metinde göster ·