… e hem-vâr döşenmiş billûr-misâl vâdîdir. Tûlen ve arzen çâr-kûşe vâkı‘ olup yan
soffalar
ile bile (---) ayakdır. Ammâ derûn-ı câmi‘ bu haremden büyükdür. Kıble kapusund …
Evsâf-ı harem-i beyâz: Câmi‘-i şerîfin mezkûr bâb-ı sa‘âdetlerine ve harem-i latîfin üç aded der-i mu‘allâsına (---) kademe taş nerdübân ile urûc [u] nüzûl olunur. Ammâ bu harem-i hâs, mermer-i beyâz ile mefrûş bir ak yayladır kim her bir kıt‘a mermeri birer halîçe kıt‘asında mücellâ ve musaykal ve hem-vâr döşenmiş billûr-misâl vâdîdir. Tûlen ve arzen çâr-kûşe vâkı‘ olup yan soffalar ile bile (---) ayakdır. Ammâ derûn-ı câmi‘ bu haremden büyükdür. Kıble kapusundan tâ mihrâba varınca (---) ayakdır. Arzı (---) ayakdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 44a ·
metinde göster ·
… üzre vâkı‘ olmuş gûnâ-gûn dıraht-ı âlîler ile müzeyyen ve (müzeyyen) müte‘addid
soffalar
ile ve kâ‘a ve matbahlar ile Câ‘fer-âbâd'dır.
Ve tekyelerinde cümleden kâr-ı kadîm ve âsâr-ı azîm tekye-i Ca‘fer-âbâd, Süleymân Hân huddâmlarından Ca‘fer nâm bir sâhib-i tab‘ kimesnenin hayrâtıdır. Şehrin bir mürtefi‘ zemîni üzre vâkı‘ olmuş gûnâ-gûn dıraht-ı âlîler ile müzeyyen ve (müzeyyen) müte‘addid soffalar ile ve kâ‘a ve matbahlar ile Câ‘fer-âbâd'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 123a ·
metinde göster ·
… k ile fermânıyla ma‘mûr edüp niçe kâ‘a ve hammâm ve kasr ve müte‘addid hücre ve
soffalar
ile aşren ve fe-aşr havz u şâzrevânlar ile ma‘mûr [u] âbâdân edüp sadranc nakşı …
Tershâne bâğçesi: Kadîm-i evvelde kefere asrında dahi kırallara mahsûs bâğ imiş. Ammâ ba‘de'l-feth, Ebü'l-feth ibtidâ bunda hayme-i Muhammedîsi ile meks edüp ve gazâ mâlın guzât-ı müslimîne bunda hisse edüp nazargâh-ı kadîmi olmak ile fermânıyla ma‘mûr edüp niçe kâ‘a ve hammâm ve kasr ve müte‘addid hücre ve soffalar ile aşren ve fe-aşr havz u şâzrevânlar ile ma‘mûr [u] âbâdân edüp sadranc nakşı {dikilmiş} on iki bin serv dırahtı râyihasından âdemin demâğı mu‘attar olup niçe bin eşcâr-ı gûnâ-gûn müsmirât ve gayrı çınâr ve bîd-i sernigûn ve çimşîr ve sanavber ile bu bâğı müzeyyen edüp gûyâ ravza-i Rıdvân olmuş bir iremezâtdır. Hudâ'ya ma‘lûm bu hıyâbânda serviler var kim evc-i âsumâna ser çekmiş niçe bin servdir âdem vâlih [ü] hayrân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 124b ·
metinde göster ·
Mesîregâh-ı puta yeri: Bir çemenzâr derede beş altı
soffalar
vardır, her cum‘a niçe bin kemânkeşân, kemân-dârân, tîr-endâzân, esnâf-ı Sa‘d-ı …
Mesîregâh-ı puta yeri: Bir çemenzâr derede beş altı soffalar vardır, her cum‘a niçe bin kemânkeşân, kemân-dârân, tîr-endâzân, esnâf-ı Sa‘d-ı Vakkâsân cem‘ olup ser-çeşme-i kemân-dârân "Pîr Vakkâs rûhuna Fâtiha" deyüp kânûn-ı Ebü'l-feth üzre puta sepedine niçe bin tîr-bârân edüp sîne-i putaya hedef ederler. (---) adım menzil yerdir. {Üç yerde âb-ı hayât çeşmeler ve niçe dıraht-ı azîm çınârlar ve gayrı şecerler var}. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 126b ·
metinde göster ·
dahi (---) aded amûd üzre (---) aded kubbelerdir. Dahi taşra hareminde çınâr-ı …
Bu yan soffalar dahi (---) aded amûd üzre (---) aded kubbelerdir. Dahi taşra hareminde çınâr-ı müntehâlar ve âbdest muslukları var. Ve taşra hareminin dörd kapusu var ve bir tabakalı nâzük minâresi var. {Bunda dahi Süleymân Hân'ın Koca Mi‘mâr Sinân Ağası bâzû-yı kârın ayân etmişdir}.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 132b ·
metinde göster ·
… yyen bir vâdîdir. Sâhib-i hayrâtlar her uyûn-ı câriyeler dibinde birer çemenzâr
soffalar
inşâ edüp sarıasma ve karatavuk ve İshâk kuşu ve ispinoz ve filorunya ve başdan …
Mesîregâh-ı Yahyâ Efendi: Bir kûhsâr-ı vâsi‘ çemenzâr dere içre aslâ güneş te’sîr etmez çınâr-ı azîmler ve şecere-i bîd-i sernigûnlar ve sakız dırahtları ve servi ve cevz-i Rûmî şecerleri ile müzeyyen bir vâdîdir. Sâhib-i hayrâtlar her uyûn-ı câriyeler dibinde birer çemenzâr soffalar inşâ edüp sarıasma ve karatavuk ve İshâk kuşu ve ispinoz ve filorunya ve başdankara ve bülbül-i bed-nâm ve bülbül-i nîknâmın hezârân feryâd [u] nâlişleri ehl-i teferrücün cânına cânlar bağışlayup cümle yârân-ı bâ-safâ taraf taraf sohbet ederler bir teferrücgâh-ı kadîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 135b ·
metinde göster ·
… her biri evc-i semâya peyveste olmuş dıraht-ı müntehâlardır, gûnâ-gûn çemenzâr
soffalar
ve musallâ soffaları ve uyûn-ı câriyeler ile halk olunmuş teferrücgâh-ı Selîmî' …
Ve bu derede olan sun‘-ı Hudâ-yı Bîçûn çınâr ve kavak ve servi ve bîd-i sernigûn ve sâ’ir eşcâr-ı azîmler var kim her biri evc-i semâya peyveste olmuş dıraht-ı müntehâlardır, gûnâ-gûn çemenzâr soffalar ve musallâ soffaları ve uyûn-ı câriyeler ile halk olunmuş teferrücgâh-ı Selîmî'dir. Bu mesîregâhın sebebiyle kurbünde kasaba-i Büyükdere amâr olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 138a ·
metinde göster ·
ve dehlîzler ve yetmiş ocak matbah-ı Keykâvûs ve kilar ve yigirmi aded dükkân v …
Zîrâ bu tekyede niçe bin uşşâkân sâkin olacak soffalar ve dehlîzler ve yetmiş ocak matbah-ı Keykâvûs ve kilar ve yigirmi aded dükkân ve bir furun ve bir kahvehâne ve bir câmi‘ ve bir çâh-ı âb-ı hayât vardır. Ve iki yüz hücre acemî oğlanları hücreleri vardır. Anların mahzenlerinde tekyenin binden mütecâviz sahan ve tencere ve kepçe ve kazgan ve bakır âvânî vardır, murâd edinen yârân beş on gece mihmân olup safâ eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 145b ·
metinde göster ·
vardır, mahfîce sohbet murâd edinen ehl-i ırz tâ’ifesi atlar ve arabalar ile {g …
Bu mahalde niçe çemenzâr soffalar vardır, mahfîce sohbet murâd edinen ehl-i ırz tâ’ifesi atlar ve arabalar ile {gelüp} bundaki dırahtlar sâyesinde ayş [u] nûş ederler. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 146a ·
metinde göster ·
… n edüp harar harar beksumâtları halka mebzûl ederek ubûr ederler ve vâsi‘ tahta
soffalar
üzre birer ikişer kantâr gelir, beksumâtları sırık hammâllarına götürdüp alay e …
Esnâf-ı beksumâtcıyan: {Evsâf-ı peksumât emîni seferlerde azîm ağalıkdır}. Furun 105, neferât 1000, kârhâneleri Galata'da ve Kuruçeşme'de ve Yeniköy'dedir. Bunlar dahi pür-silâh olup arabalar üzre furunlarında hâs [u] beyâz peksumât pişirüp dükkânların berk [ü] bârlar ile zeyn edüp harar harar beksumâtları halka mebzûl ederek ubûr ederler ve vâsi‘ tahta soffalar üzre birer ikişer kantâr gelir, beksumâtları sırık hammâllarına götürdüp alay ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 161a ·
metinde göster ·
… ekler kim her birin onar çift sırık hammâlına tahmîl edüp ubûr ederler. Ve azîm
soffalar
üzre hammâm kubbesi kadar pişmiş somunlar kim beş yüzden mütecâvizdir.
Bu bâlâda tahrîr olunan esnâflar ubûr etdikden sonra etmekcibaşının metâ‘larının sonu ubûr etmeğe başlar, niçe bin tabla hâs u beyâz etmek ve beyâz halka her biri birer değirmen taşı ve değirmen çarhı kadar onar sırık hammâlı götürür. Uzun çam sırıklarına dizilmiş halkalar ve çam tahta soffa tahtırevânlar üzre üstü bâdemli ve haşhâş ve anisonlu ve çörek otlu ve za‘ferânlı Ramazân pideleri ki her birin altışar sırık hammâlları götürür ve dahi uzun tahtalar üzre dikili taş-misâl üstü gûnâ-gûn bahârlarla zeyn olmuş za‘ferânlı ve çörek otlu ve sûsâmlı ve yumurtalı çörekler kim her birin onar çift sırık hammâlına tahmîl edüp ubûr ederler. Ve azîm soffalar üzre hammâm kubbesi kadar pişmiş somunlar kim beş yüzden mütecâvizdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 161a ·
metinde göster ·
… "Hurrem binâ", sene 893 vâki‘ olmuşdur. İki minâresi ve bir haremi var. Etrâfı
soffalar
ve gûnâ-gûn amûdlar üzre kıbâblardır ve hareminin vasatında bir musanna‘ âbdest …
Der-beyân-ı cevâmî‘-i Amasiyye: Cümle iki yüz kırk mihrâbdır. Evvelâ Câmi‘-i Sultân Bâyezîd-i Velî: İbtidâ hükûmeti, âlem-i şehzâdeliğinde Tarabefzûn'dur, andan bu Amasiyye'dir. Bundan der-i devlete gidüp pederi Ebü'l-feth Mehemmed Hân Üsküdar kurbunda Mâldepe'de merhûm oldukda müstakil pâdişâh olup Amasiyye'de pâdişâh oldum deyü Amasiyye halkını cemî‘î tekâlîf-i örfiyyeden mu‘âf [ve] müsellem edüp bu câmi‘i binâ etdi. Ammâ latîf câmi‘dir. Tûlen ve arzen yüzer ayakdır. Mihrâbı ve minberi ve mü’ezzinân mahfili gâyet musanna‘dır ve yekpâre bir kubbe-i nîl-gûndur. Lâkin ol kadar büyük değildir. Cânib-i edvârında sâ’ir selâtîn cevâmi‘leri gibi kanâdiller zeyn edecek soffası vardır. Cânib-i erba‘asında revzenleri üzre münevver câmi‘leri vardır. Kıble kapusu gâyet musanna‘dır. Târîhi "Hurrem binâ", sene 893 vâki‘ olmuşdur. İki minâresi ve bir haremi var. Etrâfı soffalar ve gûnâ-gûn amûdlar üzre kıbâblardır ve hareminin vasatında bir musanna‘ âbdest havzı vardır. Ve taşra haremi içre çınâr-ı müntehâlar eyle zeyn olmuşdur kim evkâf-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 281a ·
metinde göster ·
… dir kim havlısı cirid meydânı kadar vâsi‘dir. Câ-be-câ söğüd ağaçları sâyesinde
soffalar
ve âb-ı hayât çeşmeler vardır ve Dilâver Paşa sarâyı ve Geres Paşa sarâyı ve Kü …
Esmâ-yı aded-i sarâyhâ-yı a‘yân: Cümle (---) aded sarây-ı a‘yân-ı kibârdır. Evvelâ cümleden Atbâzârı kapusu kurbunda Paşa sarâyı, hânedân-ı azîmdir kim havlısı cirid meydânı kadar vâsi‘dir. Câ-be-câ söğüd ağaçları sâyesinde soffalar ve âb-ı hayât çeşmeler vardır ve Dilâver Paşa sarâyı ve Geres Paşa sarâyı ve Küçük Hasan Paşa sarâyı ve Alî Çavuş sarâyı ve Çiğdelizâde sarâyı ve (---)(---)(---)(---) .
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 64a ·
metinde göster ·
… -i âteş-tâbın tâb-ı tüvânı te’sîr etmez. Bu harem-i azîmin cânib-i erba‘ası yan
soffalar
ve hücreler ve soffalar üzre amûd-ı mûmiyânlar ve dahi fevkında kâse-i nilgûn-v …
Evvelâ şehrin derûnunda cemâ‘at-ı kesîreden ârâm bulunmaz bir mesîregâh, ma‘bedgâh [ve] teferrücgâhdır. Ve taşra haremli fıskiye ve havz-ı şadırvânlı niçe yüz çınar ve serv-i ar‘ar ve kestâne ve şecere-i tayyibeler ile sâyedâr olmuş bir harem-i muhteremdir kim cemî‘i âyende vü revendegân ve cemâ‘at-ı müslimân anda tâ‘at-ı Sübhân edüp hamd-i Yezdân ederler. Sayf [u] şitâda bu harem içre aslâ şems-i âteş-tâbın tâb-ı tüvânı te’sîr etmez. Bu harem-i azîmin cânib-i erba‘ası yan soffalar ve hücreler ve soffalar üzre amûd-ı mûmiyânlar ve dahi fevkında kâse-i nilgûn-vâr kıbâb-ı ser-nigûnların her biri kubbe-i eflâkden nişân verir. Ve derûn-ı câmi‘ eyle müzeyyen ü musanna‘dır kim diyâr-ı Âl-i Osmân'da buna mânend bir vüzerâ câmi‘i yokdur. Meğer İslâmbol'da Ebâ Eyyûb-ı Ensârî'de Zâl Paşa câmi‘i ve Silivrikapusunun iç yüzünde Süleymân Hân'ın Tavâşî İbrâhîm Paşa câmi‘i ola. Ammâ bu Burgaz câmi‘i anlardan musanna‘ ve şîrîn-kâr câmi‘-i pür-envârdır. Kubbe-i âlîsi eflâke ser çekmiş kubbe-i nüh-tâkdır. Kıble tarafında bir nîm kubbe-i eflâkdir. Kubbe-i kebîrinin etrâfında kanâdiller çerâğân edecek tabakalar ile ârâste ve mü’ezzinân mahâfili ve maksûreler ile pîrâste olmuşdur. Ve minber [ü] mihrâbının ve cânib-i erba‘asında olan revzenlerinin midhatinde meddâhân-ı Rûm âciz-mânde olmuşlardır. Ve bunda olan ibret-nümâ-yı nakş-ı bukalemun-ı ibret-nümûn câm, billûr, necef ve moran-ı gûnân derûn-ı câmi‘e ziyâ verdikde Arapça âyeti nûrun alâ nûr tilâvet olunur. Zîrâ bu câmi‘in etrâf-ı cevânibinde ibret-nümâ kelâm-ı şerîfler var kim her biri Yâkût-ı Musta‘sımî ve Abbâs-ı Mürsî ve Şeyh Bâyezîdî ve Abdullah Kırımî ve Ahmed Karahisârî ve Hasan Çelebi ve Dede Mehemmed Çelebi Kelâm-ı izzetleri var kim İslâmbol'da Sultân Ahmed câmi‘i'nde yokdur. Meğer Medîne-i Ravza-i Mutahhara'da ola. Ve hoş-âvâz hamele-i Kur’ân, e’imme-i hutebâsı ve mü’ezzinânları var kim gûyâ her biri birer yegâne-i asrdır. Bu câmi‘in bir tabaka-i mevzûn minâresi var kim sihr-i helâldir. {Süleymân Hân câmi‘in binâ eden Koca Mi‘mâr Sinân ibn Abdülmennân binâ edüp ol} Üstâd-ı bennâ yed-i tûlâsın ayân u beyân etmişdir. Kıble kapusu üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 107b ·
metinde göster ·
… nı te’sîr etmez. Bu harem-i azîmin cânib-i erba‘ası yan soffalar ve hücreler ve
soffalar
üzre amûd-ı mûmiyânlar ve dahi fevkında kâse-i nilgûn-vâr kıbâb-ı ser-nigûnları …
Evvelâ şehrin derûnunda cemâ‘at-ı kesîreden ârâm bulunmaz bir mesîregâh, ma‘bedgâh [ve] teferrücgâhdır. Ve taşra haremli fıskiye ve havz-ı şadırvânlı niçe yüz çınar ve serv-i ar‘ar ve kestâne ve şecere-i tayyibeler ile sâyedâr olmuş bir harem-i muhteremdir kim cemî‘i âyende vü revendegân ve cemâ‘at-ı müslimân anda tâ‘at-ı Sübhân edüp hamd-i Yezdân ederler. Sayf [u] şitâda bu harem içre aslâ şems-i âteş-tâbın tâb-ı tüvânı te’sîr etmez. Bu harem-i azîmin cânib-i erba‘ası yan soffalar ve hücreler ve soffalar üzre amûd-ı mûmiyânlar ve dahi fevkında kâse-i nilgûn-vâr kıbâb-ı ser-nigûnların her biri kubbe-i eflâkden nişân verir. Ve derûn-ı câmi‘ eyle müzeyyen ü musanna‘dır kim diyâr-ı Âl-i Osmân'da buna mânend bir vüzerâ câmi‘i yokdur. Meğer İslâmbol'da Ebâ Eyyûb-ı Ensârî'de Zâl Paşa câmi‘i ve Silivrikapusunun iç yüzünde Süleymân Hân'ın Tavâşî İbrâhîm Paşa câmi‘i ola. Ammâ bu Burgaz câmi‘i anlardan musanna‘ ve şîrîn-kâr câmi‘-i pür-envârdır. Kubbe-i âlîsi eflâke ser çekmiş kubbe-i nüh-tâkdır. Kıble tarafında bir nîm kubbe-i eflâkdir. Kubbe-i kebîrinin etrâfında kanâdiller çerâğân edecek tabakalar ile ârâste ve mü’ezzinân mahâfili ve maksûreler ile pîrâste olmuşdur. Ve minber [ü] mihrâbının ve cânib-i erba‘asında olan revzenlerinin midhatinde meddâhân-ı Rûm âciz-mânde olmuşlardır. Ve bunda olan ibret-nümâ-yı nakş-ı bukalemun-ı ibret-nümûn câm, billûr, necef ve moran-ı gûnân derûn-ı câmi‘e ziyâ verdikde Arapça âyeti nûrun alâ nûr tilâvet olunur. Zîrâ bu câmi‘in etrâf-ı cevânibinde ibret-nümâ kelâm-ı şerîfler var kim her biri Yâkût-ı Musta‘sımî ve Abbâs-ı Mürsî ve Şeyh Bâyezîdî ve Abdullah Kırımî ve Ahmed Karahisârî ve Hasan Çelebi ve Dede Mehemmed Çelebi Kelâm-ı izzetleri var kim İslâmbol'da Sultân Ahmed câmi‘i'nde yokdur. Meğer Medîne-i Ravza-i Mutahhara'da ola. Ve hoş-âvâz hamele-i Kur’ân, e’imme-i hutebâsı ve mü’ezzinânları var kim gûyâ her biri birer yegâne-i asrdır. Bu câmi‘in bir tabaka-i mevzûn minâresi var kim sihr-i helâldir. {Süleymân Hân câmi‘in binâ eden Koca Mi‘mâr Sinân ibn Abdülmennân binâ edüp ol} Üstâd-ı bennâ yed-i tûlâsın ayân u beyân etmişdir. Kıble kapusu üzre târîhi budur:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 107b ·
metinde göster ·
… un dahi mütevellîsi cânib-i vakfdan derûn-ı câmi‘i sâf sâf fâğfûrî ve Kâşî çini
soffalar
ile gûnâ-gûn verd-i handânları ve benefşe ve reyhânları dizüp cümle ehl-i salât …
Kırâ’at olunmasıyçün başka dörd kademe soffası vardır. İki âdem yerinden kaldırmak ihtimâli yokdur. Tâ bu mertebe kelâmullah-ı azîmdir. Garâbet anda kim hattât üstâd bunu niçe tahrîr etdi, ta‘accüb-i temâşâ andadır. Ve ol kadar hüsn-i hatdır kim âyetün min âyâtillahdır. Ammâ derûn-ı câmi‘de sâ’ir ma‘bedhâneler gibi âvîze-i maslûbât-ı musanna‘âtlar yokdur. Ancak her şeb-i muzlimde niçe bin kanâdiller ile çerâğân olur fânûs-ı kanâdiller ve gûnâ-gûn müzehheb [ü] mu‘allâ şem‘dânlar vardır. Ve cânib-i etrâfında tarz-ı kadîm hurde pencerelerin kıblesi hâricinde bir şükûfezâr, gül‘izâr, lâle‘izâr bâğçesi var. Anda olan ezhârâtın râyiha-i tayyibesi cemâ‘atin bînîsin mu‘attar eder. Bunun dahi mütevellîsi cânib-i vakfdan derûn-ı câmi‘i sâf sâf fâğfûrî ve Kâşî çini soffalar ile gûnâ-gûn verd-i handânları ve benefşe ve reyhânları dizüp cümle ehl-i salâtın dimâğları mu‘attar olup cemâ‘atin câmi‘den taşra çıkacakları gelmez. Bu mertebe bir câmi‘-i mu‘attardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 152b ·
metinde göster ·
… emenistânda selef sâhib-i hayrâtları gûnâ-gûn çemenzâr mastabalar ve müte‘addid
soffalar
ve matbah-ı Keykâvûslarında mâ-i cârîler ile kebâb âsiyâbları etmişler kim niçe …
Ve bu çemenistânda selef sâhib-i hayrâtları gûnâ-gûn çemenzâr mastabalar ve müte‘addid soffalar ve matbah-ı Keykâvûslarında mâ-i cârîler ile kebâb âsiyâbları etmişler kim niçe yüz şişlere koyunları sancup çarhlara koyup dollâbların mâ-i câriyeler deverân etdirerek a‘lâ latîf ter ü tâze kebâbları olur ve her köşe-i mesîregâhda gûnâ-gûn sohbetler olup kimi mübâhase-i ilm ve kimi ebyât-ı eş‘âr ve kimi meddâhân-ı kıssahân kimi mukallidân-ı mudhikân ve kimi sâz u kimi söz ile taraf taraf Hüseyin Baykara fasılları ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 196b ·
metinde göster ·
… Ve hareminün cânib-i erba‘ası İslâmbol'da Süleymâniye gibi yan soffalarıdır. Ve
soffalar
üzre cümle (---) aded biri biri üzre inşâ olunmuş gûnâ-gûn mermer ve sommaki ve …
Ve taşra haremi dahi beyâz mermer-i hâm ile mefrûş olup tâ vasat-ı haremde bir âbdest havzı vardır. Cümle uyûnlarından musallîler tecdîd-i vuzû‘ edüp ibâdet ile Rabbü'l-izzet'e takarrub ederler. Bu çeşmesârlarun cümlesi ayn-ı Hamrevât'dandır ve nehr-i Alî bınarındandır. Ve hareminün cânib-i erba‘ası İslâmbol'da Süleymâniye gibi yan soffalarıdır. Ve soffalar üzre cümle (---) aded biri biri üzre inşâ olunmuş gûnâ-gûn mermer ve sommaki ve hacer-i zenbûrî ve yerakânî amûd-ı müntehâlardır. En bâlâda olan rakîk ü nahîf ü sağîr amûdcüklerdir. Anın altındakiler dahi kalındır. Andan aşağıdakiler sütûn-ı azîmlerdir. Bu amûdlar üzre cümle ibretnümâ kıbâb-ı ser-nigûnlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 200b ·
metinde göster ·
… rin Hallâk-ı âlem bilür. Sâhibü'l-hayrâtlar bu aynü'l-hayâtın kenârında nişîmen
soffalar
etmişler kim cemî‘i âyende vü revendegânlar bu mahalle gelüp sayd [u] şikâr-ı m …
Ve bu kal‘anın Rivne divin kazdığı mağârânın içinden bir âb-ı nâb-ı zülâl gıjgırup çıkar kim istimâ‘ eden benî Âdem'in kulakları esamm olur. Mâh-ı Temmuz'da buz pâresidir. Bunda olan alabalığ ve gayrı gûnâ-gûn mâhîlerin adedlerin Hallâk-ı âlem bilür. Sâhibü'l-hayrâtlar bu aynü'l-hayâtın kenârında nişîmen soffalar etmişler kim cemî‘i âyende vü revendegânlar bu mahalle gelüp sayd [u] şikâr-ı mâhîler 135a edüp musallâ mihrâblarında ibâdet edüp zevk u safâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 134b–135a ·
metinde göster ·
… kayalardan nehr-i Pileve akduğun temâşâ etmek içün değirmenler önünde çemenzâr
soffalar
üzre Cenâb-ı Kibriyâ'nın sun‘unu müşâhede etmek içün seyyâhân-ı berr u bihâr ve …
İbret-nümâ-yı garîbe oldur kim bu nehr-i Pileve kal‘anın eşiğinden akduğu kayaların altı serâpâ mağârâlardır ve ol gârlar içinde niçe göz su değirmenleri vardır kim bu kayaların üstünden delikler delüp değirmenlerin suları cümle nehr-i Pileve'den gelir bir gûne mudhik değirmenlerdir kim bu dahi aslâ bir diyârda yokdur. Ve bu değirmenlerin üstündeki kayalardan nehr-i Pileve akduğun temâşâ etmek içün değirmenler önünde çemenzâr soffalar üzre Cenâb-ı Kibriyâ'nın sun‘unu müşâhede etmek içün seyyâhân-ı berr u bihâr ve ârifân-ı dâr [u] diyâr bu mastabalarda oturup nehr-i Pileve'nin deryâ gibi üzerlerinden geçdiğin seyr [ü] temâşâ ederler. Bu nehr-i azîm gûyâ değirmen kayalarından aşağı atıldıkda gûyâ benî Âdem üzre Âl-i Osmân otağı gibi pâk billûr gibi nehr-i kebîr cereyân etdikde nehrin altında niçe yüz âdem soffalarda oturup im‘ân-ı nazar ile nazar eden "Subhâne'l-hallâku'l-bâkî" deyüp engüşt ber-dehen eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 151b ·
metinde göster ·
Ve bu kapular mâbeyninde köşe be-köşe iri saçma topları hâzır-bâşdır. Ve bu kapular arasında kemerler altındaki soffalar üzre çet-a-çet kal‘anın cümle neferâtları pür-silâh olup nevbet beklerler. Cümle rûy-ı dîvârın yemîn ü yesârında ol kadar âlât-ı silâh ile müzeyyendir kim düşman görse zehresi çâk olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 93b ·
metinde göster ·
… r teferrücgâh u ârâmgâh içün kasr-ı âlîler ve gûnâ-gûn nişîmenler ve müte‘addid
soffalar
ve müzeyyen mastabalar ile ârâste ve niçe âsâr-ı garîbeler ile pîrâste olmuş bi …
Ve bu şehrin cânib-i erba‘asındaki deşt-i hâmûnunda olan çemenzâr yerlerde evc-i âsumâna ser çekmiş dıraht-ı müntehâlar sâyesinde ol kadar teferrücgâh u ârâmgâh içün kasr-ı âlîler ve gûnâ-gûn nişîmenler ve müte‘addid soffalar ve müzeyyen mastabalar ile ârâste ve niçe âsâr-ı garîbeler ile pîrâste olmuş bir ferah-fezâ gül [ü] gülistân ve sünbül ü reyhânistân ve müşebbek bostânlı bir şehr-i İremdir, ammâ Tatar askerimizin havfinden cümle küffârları kal‘aya girüp pür elemdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 129a ·
metinde göster ·
ve niçe nişîmenler var. Niçe yüz bin dıraht-ı müntehâların sâyesinden âfitâb-ı …
Ve bu cây-ı hurrem-âbâdda niçe çemenzâr soffalar ve niçe nişîmenler var. Niçe yüz bin dıraht-ı müntehâların sâyesinden âfitâb-ı münevverin tâbı te’sîr etmeyüp bir gûne zıll-ı memdûd olur kim gûyâ hıyâbân-ı Acem olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 145b ·
metinde göster ·
… k u yemenî ve savvânî ve ebrî ahcâr-ı gûnâ-gûn ile mefrûş kâ‘alar ve mastaba ve
soffalar
ve görünüşler var kim her biri birer kral-ı dâllerin âsâr-ı ibret-nümâlarıdır.
Ve cümle taşları yeşim ve harekânî ve yerekânî ve balgamî ve seng-i ferahî ve mermer ve somâkî ve zenbûrî ve seylânî ve akîk u yemenî ve savvânî ve ebrî ahcâr-ı gûnâ-gûn ile mefrûş kâ‘alar ve mastaba ve soffalar ve görünüşler var kim her biri birer kral-ı dâllerin âsâr-ı ibret-nümâlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 52a ·
metinde göster ·
… lâke kad keşân olmuş bir zemîn-i âlîde temâşâgâh yerdir. Gûnâ-gûn maksûreler ve
soffalar
ve matbah ve müte‘addid hücreler ile ma‘mûr u ârâste ve henüz nev-nihâl eşcârla …
Teferrücgâh-ı kasr-ı Yûsuf Mehemmed Geray Hân: Hakkâ bu kasr-ı Havarnak cihân-nümâ bir kâh-ı bâlâdır kim cümle Bâğçesarây şehrinin dam u bâmları ve bâğçe vü bâğları ve her hânedânın dûdkeş biheyri bacaları birer birer nümâyândır. Tâ bu mertebe eflâke kad keşân olmuş bir zemîn-i âlîde temâşâgâh yerdir. Gûnâ-gûn maksûreler ve soffalar ve matbah ve müte‘addid hücreler ile ma‘mûr u ârâste ve henüz nev-nihâl eşcârlar ile pîrâste olmuş âb-ı hayâtları cereyân eder bâğlı ve bâğçeli cihân-nümâ seyrângâh yerdir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 127b ·
metinde göster ·
Ve bu dıraht-ı azîmin zıllında sâhibü'l-hayrâtlar niçe bin gûne
soffalar
ve kâ‘alar ve çemenzâr nişîmenler ve maksûreler ve matbahlar ve uyûn-ı câriyele …
Ve bu dıraht-ı azîmin zıllında sâhibü'l-hayrâtlar niçe bin gûne soffalar ve kâ‘alar ve çemenzâr nişîmenler ve maksûreler ve matbahlar ve uyûn-ı câriyeler kenârlarında gûnâ-gûn soffalar ve savma‘alar etmişler kim vâcibü's-seyrdir, zîrâ her sene mâh-ı Temmûz'da kiraz mevsimi mahallinde bu dıraht-ı bâlânın altında beş altı kerre yüz bin benî âdemin milel-i gûnâ-gûn elsine-i muhtelifelerinden âdemler cem‘ olup bu Âdemî Çerkesi kabîlesi ile germâ-germ kırk gün kırk gece bey‘ [u] şirâ ve bâzârlık olur kim bu dırahtın sâyesi âdem deryâsı olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 153a ·
metinde göster ·
… nişîmenler ve maksûreler ve matbahlar ve uyûn-ı câriyeler kenârlarında gûnâ-gûn
soffalar
ve savma‘alar etmişler kim vâcibü's-seyrdir, zîrâ her sene mâh-ı Temmûz'da kira …
Ve bu dıraht-ı azîmin zıllında sâhibü'l-hayrâtlar niçe bin gûne soffalar ve kâ‘alar ve çemenzâr nişîmenler ve maksûreler ve matbahlar ve uyûn-ı câriyeler kenârlarında gûnâ-gûn soffalar ve savma‘alar etmişler kim vâcibü's-seyrdir, zîrâ her sene mâh-ı Temmûz'da kiraz mevsimi mahallinde bu dıraht-ı bâlânın altında beş altı kerre yüz bin benî âdemin milel-i gûnâ-gûn elsine-i muhtelifelerinden âdemler cem‘ olup bu Âdemî Çerkesi kabîlesi ile germâ-germ kırk gün kırk gece bey‘ [u] şirâ ve bâzârlık olur kim bu dırahtın sâyesi âdem deryâsı olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 153a ·
metinde göster ·
Evvelâ tâ Dırama şehrinin ortasında Eski câmi‘ önünde Subaşı nâm bir mecma‘u'l-irfân havz-ı azîm var kim Şâfi‘î havzından vâsi‘ ve âriz ve amîk mezheb-i Hanefî-i Nu‘mân ibn Sâbitî yolu üzre aşren fe-aşrinden büyük buhayre-misâl bir havzdır kim Rûm u Arab u Acem'de ve Belh u Buh[â]râ ve Horasân ve Alman'da eyle bir mesîregâh havz-ı latîf yokdur. Yüz adedden ziyâde âb-ı hayât turna gözü sâf u nijâd billûr-misâl sular kaynayup havz-ı azîme ve havz-ı sağîrelere rîzân olur kim her âb-ı kevserden mâh-ı Temmûz'da âdem huzûr ile âb-ı nâblarından huzûr ile nûş edemez. Tâ bu mertebe bârid şarâb-ı zülâllerdir. Ve bu havz-ı azîmlerin etrâflarında gûnâ-gûn nişîmen soffalar ve müte‘addid gûnâ-gûn maksûre-i tahtânîler, müte‘addid elvân elvân âsâr-ı binâlarla mebnî mazca‘(?) ve hücreler var. Ve cümleden büyük havz-ı azîm içine beş yüz âdem sığar. Ve suyu benî âdem memesi kaddi kadardır. Ve içi ve taşra kenârları serâpâ sâfî beyâz mermer-i hâm döşelidir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 217b ·
metinde göster ·
… n sebiz-gûn olup câ-be-câ âb-ı revânlarının kenârelerinde maksûre ve nişîmen ve
soffalar
ile ârâste ve matbah ve kebâb çarhlarıyla pîrâste olmuş âb-ı hayâtları cereyân …
Yekûnisi kırk yerde teferrücgâhları vardır. Evvelâ şehir içinde Köprü ovası nâm yerde bir acâ’ib ü garâ’ib çemenzâr u lâle‘ızâr vâdî-i mesîregâhdır kim niçe yüz aded gûnâ-gûn dıraht-ı müntehâlar ile zeyn olmuş evc-i âsımâna kad keşân olmuş sâyedâr çınâr ve kavak ve bîd-i ser-nigûn ve karaağaç ve misk-bû uhlamur ağaçlarının zıll-ı himâyelerinden zemîne aslâ güneş te’sîr etmeyüp duhâvî katîfe gibi zemîn sebiz-gûn olup câ-be-câ âb-ı revânlarının kenârelerinde maksûre ve nişîmen ve soffalar ile ârâste ve matbah ve kebâb çarhlarıyla pîrâste olmuş âb-ı hayâtları cereyân edüp her dıraht-ı serâmedin şâhalarında tâze cüvân yiğitler salıncaklar kurup uşşâkları kolanlar çeküp salınırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 232b ·
metinde göster ·
… şâhaları serâperde-i Süleymânî gibi sâyebân olup zıll-ı himâyesindeki çemenzâr
soffalar
ve dikkeler üzre niçe bin uşşâkân-ı müştâkânlar zevk u safâlar edüp kimisi tâ‘a …
Tekye-i Alî Baba: Tarîk-i Bektaşiyândan birkaç fakr [ü] fâka sâhibi cânları var. Bu âsitâne içinde Alî Baba medfûndur, kuddise sırruhu. Bu dergâh leb-i deryâda olmak ile cemî‘i etrâfdan kayıklar ile züvvâr-ı berr [ü] bihârlar gelüp ziyâret ederler. Bir temâşâgâh mesîregâh-ı dilküşâdır. Hattâ bu âsitânede bir seçer-i azîm var kim sâyesi zemîni dutup niçe bin aded nihâl-i şâhaları serâperde-i Süleymânî gibi sâyebân olup zıll-ı himâyesindeki çemenzâr soffalar ve dikkeler üzre niçe bin uşşâkân-ı müştâkânlar zevk u safâlar edüp kimisi tâ‘at u ibâdât, kimisi me’kûlât [u] meşrûbât kaydında olup kebâb u şarâb ve çeng [ü] rebâb kaydında olup bir alay levendât harâbât erenleri mezkûr uyûn-ı câriyelerde câme-şûyluk edüp esbâbların yaykarlar, bir acâ’ib ü garâ’ib mesîregâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 260a ·
metinde göster ·
… sımâna kad keşân olmuş çınâr-ı müntehâların zıll-ı sâyelerinde gûnâ-gûn nişîmen
soffalar
ve niçe mastaba ve dikkeler ve çemenzâr yerde gûnâ-gûn maksûrelerde erbâb-ı mer …
Bu havzın etrâfında âsımâna kad keşân olmuş çınâr-ı müntehâların zıll-ı sâyelerinde gûnâ-gûn nişîmen soffalar ve niçe mastaba ve dikkeler ve çemenzâr yerde gûnâ-gûn maksûrelerde erbâb-ı merâm teferrüc edüp ayş u nûş ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 265b ·
metinde göster ·
… r kim sâyelerinde olan aşren fe-aşr havz-ı azîm üzre ve zıll-ı himâyesinde olan
soffalar
üzre sohbet-i hâs eden âdemlere aslâ güneş te’sîr etmez, bir garîb ü acîb tefer …
Her dıraht-ı şâhdârın her birin onar âdem kucaklayamaz. Aceb sun‘-ı Hallâk-ı Lem-yezel kârı dıraht-ı azîmlerdir kim sâyelerinde olan aşren fe-aşr havz-ı azîm üzre ve zıll-ı himâyesinde olan soffalar üzre sohbet-i hâs eden âdemlere aslâ güneş te’sîr etmez, bir garîb ü acîb teferrücgâh-ı mesîregâh bâğ-ı Merâmdır kim Mora'da ve sâ’ir diyârda Zursa teferrücgâhı gâyet meşhûrdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 265b ·
metinde göster ·
… mermer sütûncuklar edüp dahi üstüne asma kameriyyeleri edüp câ-be-câ etrâfında
soffalar
ve dikkeler etmiş kim gûyâ bir kasr-ı âlî olup mezkûr kuyu bu kubbe altında bin …
Der-çâh-ı mâ-i imârât: Bu âb-ı hayât kuyu bir musanna‘ temâşâgâhdır kim üstâdân-ı Freng-i asfer-reng bu bi’r-i mâya var makdûrun sarf edüp kuyu üzre sekiz yerden pâyendâzlar üzre tâk-i kuzahlar binâ edüp kuyu üstünde ortası delik bir kubbe-i âlî edüp etrâfını alçacık dîvârcık edüp dahi etrâfına incecik mermer sütûncuklar edüp dahi üstüne asma kameriyyeleri edüp câ-be-câ etrâfında soffalar ve dikkeler etmiş kim gûyâ bir kasr-ı âlî olup mezkûr kuyu bu kubbe altında binâ olunmuş bu kasr-ı a‘lânın taşrasından yokuş yukaru atlar ile çıkılır bir yolu vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 269b ·
metinde göster ·
Ve iki tekye dahi ma‘mûr dergâhlardır. Ve cümle bir hammâm-ı râhat-ı cân ve cümle bir hân-ı tüccârân ve cümle bir aded mihmânsarây-ı âyende vü revendegân ve cümle on dörd yerde çeşme-sâr-ı âb-ı revân ve cümle yüz altmış aded dükkân-ı esnâfân ve cümle iki aded kahvehâne-i tiryâkî-i mezmûmândır. Ammâ bu kahvehâneler çârsû içre vâsi‘ şâhrâh üzre vâki‘ olup önlerinde azîm çınâr-ı müntehâlar var kim her biri evc-i semâya ser çeküp şâhaları altında çemenzâr soffalar üzre cemî‘i seyyâhân-ı berr [ü] bihârın erbâb-ı ma‘ârifleri her çınârın zıll-ı himâyesinde arz-ı ma‘rifet edüp ahâlî-i vilâyet ile üns-i ülfet edecek bir kahvehâne-i ibret-nümâlardır. Ve cümle dörd yüz yigirmi aded kefere hâneleridir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 278b ·
metinde göster ·
Her bir dıraht-ı sâyedârın sâyelerinde niçe maksûreler ve niçe nişîmen
soffalar
var imiş ammâ mürûr-ı eyyâm ile niçe kâhları harâb olup ancak kârgîr binâ havzl …
Her bir dıraht-ı sâyedârın sâyelerinde niçe maksûreler ve niçe nişîmen soffalar var imiş ammâ mürûr-ı eyyâm ile niçe kâhları harâb olup ancak kârgîr binâ havzları ve matbah-ı Keykâvusları ve câ-be-câ mastabaları kalmış. Hâlâ ahâlî-i şehrin ba‘de'l-asr teferrücgâhlarıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 339a ·
metinde göster ·
… î katîfe-mesâl çemenzârdır. Ve haremin şimâlî ve yıldız taraflarında göle nâzır
soffalar
var kim aşağısı yüz arşından mütecâviz göldür. Bu soffalar dahi cihân-nümâ mesî …
Ve taşra kubbelerinin üç tarafı dâ’iren-mâdâr mermer sütûnlar üzre câmi‘-i selâtîn-misâl küçük kubâbları üzre cümle altun ile mutalla‘ serâmed alemlerdir, ammâ hareminin ortası mermer döşeli olmayup yeşil duhâvî katîfe-mesâl çemenzârdır. Ve haremin şimâlî ve yıldız taraflarında göle nâzır soffalar var kim aşağısı yüz arşından mütecâviz göldür. Bu soffalar dahi cihân-nümâ mesîregâh olup cümle ahbâb yârân-ı sâdıkân erbâb-ı ma‘ârifân bu soffalarda haşr olup cemî‘i ulûm-ı garîbe ve acîbe müzâkeresi ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 347a ·
metinde göster ·
… aflarında göle nâzır soffalar var kim aşağısı yüz arşından mütecâviz göldür. Bu
soffalar
dahi cihân-nümâ mesîregâh olup cümle ahbâb yârân-ı sâdıkân erbâb-ı ma‘ârifân bu …
Ve taşra kubbelerinin üç tarafı dâ’iren-mâdâr mermer sütûnlar üzre câmi‘-i selâtîn-misâl küçük kubâbları üzre cümle altun ile mutalla‘ serâmed alemlerdir, ammâ hareminin ortası mermer döşeli olmayup yeşil duhâvî katîfe-mesâl çemenzârdır. Ve haremin şimâlî ve yıldız taraflarında göle nâzır soffalar var kim aşağısı yüz arşından mütecâviz göldür. Bu soffalar dahi cihân-nümâ mesîregâh olup cümle ahbâb yârân-ı sâdıkân erbâb-ı ma‘ârifân bu soffalarda haşr olup cemî‘i ulûm-ı garîbe ve acîbe müzâkeresi ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 347a ·
metinde göster ·
… ğ u bostân hadîka-i cinânlı bir mesîregâhdır kim gûnâ-gûn maksûreler ve nişîmen
soffalar
ve niçe fıskiyye ve havuz ve şâzrevân fevvâreler pertâb edüp cereyân etmede.
Ve teferrücgâh-ı Büzürg seng: Şehrin kıble tarafı hâricinde nehr-i Uşkumbi suyu aşırısında bir dırahtistân nahlistân gül-i 367a gülistân hıyâbânistân içre bir çemenzâr-ı vâsi‘ fezâda Büzürg seng nâmıyla meşhûr-ı âfâk bir nazargâh-ı uşşâkdır, ammâ Arnavud kavmi lehçesiyle bu mesîregâha Bozeşek derler. Galat-ı meşhûr evlâ olup böyle kalmışdır, ammâ aslı Büzürg seng'den galatdır. Meselâ bu çemenzâr mesîregâhın tâ ortasında bir ulu kaya vardır. Anıniçün Büzürg seng deyü şöhre-i şehr olmuş bir temâşâgâhdır kim Rûm u Arab u Acem'de misli yok bir nazargâh-ı Hudâ'dır kim evc-i âsımâna ser çekmiş niçe yüz aded bir kâ’ide ve tertîb dikilmiş dıraht-ı müntehâlardan çınâr ve kavak ve meşe ve pelid ve servi ve bîd-i ser-nigûnlar ile müzeyyen olmuş cânib-i erba‘ası gül-i gülistân ve bâğ u bostân hadîka-i cinânlı bir mesîregâhdır kim gûnâ-gûn maksûreler ve nişîmen soffalar ve niçe fıskiyye ve havuz ve şâzrevân fevvâreler pertâb edüp cereyân etmede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 366b–367a ·
metinde göster ·
… u] hâşâklerin tathîr edüp kaldırımlar ve âb-ı hayât kaynak çeşmeler ve çemenzâr
soffalar
binâ edermiş. Hâlâ ol kûh-ı sa‘b içre ne kadar âsâr-ı hayrât güzer etdik ise me …
Hâkimü'l-vakt dahi harâmîlerin bir şey'in almayup cümle dervîşe ihsân edüp başına turna telleri takup cümleden melik yakın nüdemâlarından eyleyüp dervîşe bu şehir içre bâğ u bâğçe ve bir hâne verüp bir bikr-i nâ-şüküfte verüp Demirci şehrinde kalır. Karîbü'l-ahd olmağla Dervîş Şecî‘'i görmüş âdemlerden istimâ‘ etdik. Nitekim mezkûr dervîş hayâtda imiş, bu Demirci belinde kurd ile koyun yağ u bali gezerlermiş. Ve Dervîş her sene başına bu kadar bin âdem cem‘ edüp ol sa‘b dağ u râğın râhların ve muğaylân ve hâr [u] hâşâklerin tathîr edüp kaldırımlar ve âb-ı hayât kaynak çeşmeler ve çemenzâr soffalar binâ edermiş. Hâlâ ol kûh-ı sa‘b içre ne kadar âsâr-ı hayrât güzer etdik ise mezkûr dervîşin tîri Y 24a berekâtıyla olmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y23b–Y24a ·
metinde göster ·
… -ı hıyâbân-ı Acem'den nişân verir bir cây-ı sürûr makâm-ı latîfdir kim gûnâ-gûn
soffalar
ve havz u şâzrevânlar Y 27a var kim selâtîn-i seleflerin nazargâhıdır. Niçe y …
Mesîregâh-ı Alaşehir: Bu şehrin cânib-i cenûbunda ılıcalar ile şehir mâbeyninde bir mesîre ve teferrücgâh yer vardır. Rub‘-ı meskûnda misli meğer Konya'da bâğ-ı Merâm yâhûd Malatıyye'de bâğ-ı Azpuzu ola. Ammâ bu anlardan gâlibdir kim midhatinde diller kâsırdır. Rûm ve Arab u Acem seyyâhânı içre Alaşehir'in Hüseyin Bınarı mesîregâhı deyü meşhûr-ı âfâkdır. Koyah-ı hıyâbân-ı Acem'den nişân verir bir cây-ı sürûr makâm-ı latîfdir kim gûnâ-gûn soffalar ve havz u şâzrevânlar Y 27a var kim selâtîn-i seleflerin nazargâhıdır. Niçe yerden âb-ı hayât uyûn-ı câriyeleri var kim herbiri şarâben tahûr-âsâ selsebîl gibi cereyân edüp ahâlî-i şehir bu cây-ı sürûrda zevk [u] safâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y26b–Y27a ·
metinde göster ·
üzre sâkin olan uşşâkan kesb-i hevâ edüp safâ vü sürûr ederler. Ve bu havuzun c …
Ve iki hammâmı ve kırk dükkânı var. Ve câmi‘in sol tarafındaki meydânda bir havz-ı azîm ortasında bir amûd-ı müntehâ üzre bir şâzrevân kadehi var. Bu dahi ibret-nümâdır kim kadehin cânib-i erba‘asından kırk elli yerden kol kalınlığı âb-ı rakîkler aşağı havz-ı kebîr içre selsebîl-âsâ cereyân edüp etrâfındaki soffalar üzre sâkin olan uşşâkan kesb-i hevâ edüp safâ vü sürûr ederler. Ve bu havuzun cânib-i erba‘asında eflâke kadd-i bâlâ çekmiş azîm çınâr-ı sâyedârlar var kim zıllinden zemîne aslâ şems harâreti te’sîr etmeyüp koyah-ı İremezât-misâl bir teferrücgâh yerdir. Dahi etrâfında câmi‘e muttasıl ma‘mûr u müzeyyen mecma‘u'l-irfân kahvehâneler ve gayri dekâkînler vardır. El-hâsıl hemân Nif şehri bu cây-i diküşâdan ibâretdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y32b ·
metinde göster ·
… k-ı sultânîsi iki yüz ticâretkândır. Ve her dükkânların önlerinde birer Y 49b
soffalar
üzre üstleri kiremit ile örtülü soffalardır. Anlarda dahi bâzâr günleri âdem de …
Ve Cümle esvâk-ı sultânîsi iki yüz ticâretkândır. Ve her dükkânların önlerinde birer Y 49b soffalar üzre üstleri kiremit ile örtülü soffalardır. Anlarda dahi bâzâr günleri âdem deryâsı cem‘ olup ol soffalar üzre metâ‘ların fürûht ederler. Ammâ bezzâzistânı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y49a–Y49b ·
metinde göster ·
… it ile örtülü soffalardır. Anlarda dahi bâzâr günleri âdem deryâsı cem‘ olup ol
soffalar
üzre metâ‘ların fürûht ederler. Ammâ bezzâzistânı yokdur.
Ve Cümle esvâk-ı sultânîsi iki yüz ticâretkândır. Ve her dükkânların önlerinde birer Y 49b soffalar üzre üstleri kiremit ile örtülü soffalardır. Anlarda dahi bâzâr günleri âdem deryâsı cem‘ olup ol soffalar üzre metâ‘ların fürûht ederler. Ammâ bezzâzistânı yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y49a–Y49b ·
metinde göster ·
Ve cânib-i erba‘asında çâr nîm kubbeler altında yine nîm Q 39aP 39a
soffalar
üzre ikişer kadeh-misâl kurnalar var kim her biri birer tarz üzre münakkaş havî …
Ve cânib-i erba‘asında çâr nîm kubbeler altında yine nîm Q 39aP 39a soffalar üzre ikişer kadeh-misâl kurnalar var kim her biri birer tarz üzre münakkaş havîzalardır. Ve zeheb-i mutallâ lülelerinden germâ ve sermâ âb-ı revânlar revân olmadadır. Ve çâr-kûşesinde çâr halvethâneleri var. Anlar dahi ikişer kurnalıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y76a ·
metinde göster ·
Şehrin şarkında yine şehre muttasıl câmi‘li ve müte‘addid hânlı ve hammâmlı ve imâret ve mescid [ve] medreseli ve çârsû-yı bâzârlı binden mütecâviz sûk-ı sultânlı bir bâğ-ı İrem-misâl bâğ u bâğçeli ve uyûn-ı enhârı firâvânlı üç bin kiremitli ma‘mûr ve âbâdân hıyâbânlı evlerdir. Cümle Tire şehri halkının ba‘de'l-asr teferrücgâhları bu Kara Kadı semtidir. Ve yakın olmak ile her gün cümle yârân-ı bâ-safâ ve erbâb-ı ma‘ârif-i ehl-i vefâ ve zümre-i zurefâ gürûh gürûh gelüp bu Kadı bâğlarında cilveler ederek kesb-i tarâvet edüp kelleler germ ve sîneler nerm olup kavl-i edvâr üzre ilm-i mûsıkîye ri‘âyet edüp her âşıkân bülend-âvâz-ı muhrik ile hoş-elhânlık edüp nevâhânlık ederek makâm-ı uşşâkda uşşâkda uşşâka âşıkâne kavl-i uşşâk terennümâtların terennüm edüp birbirlerine müselsel âheng olurlar. Ve bu kasabanın her köşesinde niçe yüz yerde gülistân [u] bostânlar içre Hüseyin Baykara fasılları olur. Ve cümle mahallâtları çârsû-yı bâzârları içre çemenzâr soffalar üzre çınâr-ı ra‘nâ ve bîd-i sernigûnlar sâyesinde cümle yârân [u] ihvân zevk [u] safâ ederler. Böyle bir cây-ı sürûr kasaba-i ra‘nâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y84a ·
metinde göster ·
… kdur, zîrâ evc-i semâya ser çekmiş dıraht-ı müntehâlardır. Ve câ-be-câ çemenzâr
soffalar
üzre ârâmgâh yerler vardır.
Ve bu Kara bâğların yollarına bir garîbü'd-diyâr âdem girse bir ağaç deryâsı içine girüp selâmete P 51b çıkamaz, âlem-i hayretde Q 51b kalur. Zîrâ handak be-handak yollarının birbirine müşâbeheti vardır. Bu bâğ yollarında aslâ güneş yokdur, zîrâ evc-i semâya ser çekmiş dıraht-ı müntehâlardır. Ve câ-be-câ çemenzâr soffalar üzre ârâmgâh yerler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y99b ·
metinde göster ·
… vus ve fukarâ meydânları ve mesâciddir. Ve câ-be-câ âb-ı revânlar üzre çemenzâr
soffalar
ve kasr-ı latîfler ile müzeyyendir. Ve her köşesi Uşşâkî hâlîçeleri ile mebsûtd …
Andan taşrası mezkûr kal‘a içre müte‘addid müsâfirhâne ve meydânlar ve kilar ve matbah-ı Keykâvus ve fukarâ meydânları ve mesâciddir. Ve câ-be-câ âb-ı revânlar üzre çemenzâr soffalar ve kasr-ı latîfler ile müzeyyendir. Ve her köşesi Uşşâkî hâlîçeleri ile mebsûtdur. Ve âlât-ı a‘vânın hisâbın Hudâ bilür. Ve meydânlarında niçe yüz altun-misâl alemler ve çerâğ ve deff ü kudüm [ve] nefîr ü nakkâreler ile pîrâstedir. Ve üç yüzden mütecâviz pâ-bürehne ve çârdarb ârif-i billâh terk-i tecrîd cânları var kim her biri akl-ı Arasto'dur. Şeb [u] rûz ilme ve ma‘rifetullâha meşgûllerdir. Ve gâyet ehl-i sünnet ve'l-cemâ‘at fukarâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y129b ·
metinde göster ·