Derviş Mehemmed Paşa Câmi‘inin mihrâbı önünde defn olundukda fevtine târîhdir. …
Der-sitâyiş-i şu‘arâ-yı Tarabefzûn : Evvelâ emlahu'ş-şu‘arâ Gınâyî Efendi: Tayyâr Mehemmed Paşa'nın re’îsi idi. Ba‘dehu Melek Ahmed Paşa'ya re’îsü'l-küttâb olmuşdu. Kâmûs-ı Ahterî ve Şem‘î'yi hıfzen tekmîl edüp Hâfız [ü]250a Örfî'de ve Dîvân-ı Fuzûlî'de cârî hâfız idi ve hurûf-ı tehecca üzre dîvânın tekmîl etmişdi. Hâtem-i engüşterinin seci‘i: Gınâyî dilde buldum ben Gınâyî idi. Melek Ahmed Paşa sadâretden ma‘zûl olup eyâlet-i Özü, andan eyâlet-i Rûmeli oldukda Re’îs Gınâyî zâtü'l-cenbden merhûm olup Sofya'da Derviş Mehemmed Paşa Câmi‘inin mihrâbı önünde defn olundukda fevtine târîhdir. (---)(---)(---)(---)(---) Hayâtı ve memâtı târîhi, lafz-ı "Gınâyî"dir. Sene 1061 rahmetullahi aleyh.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 249b–250a ·
metinde göster ·
… msâli niçe yaylağ-ı azîmler dahi Rûmeli'nde Samakov yaylası ve Serez yaylası ve
Sofya'da
Votoş yaylası ve Menlik yaylası ve Hersek'de Çimirne yaylası ve İlok yaylası ve …
Adana eyâleti hükmünde bir yaylağ-ı azîmdir kim Âl-i Osmân hükmünde cümle yetmiş yayladır. Cümleden Erzurûm ensesinde Bingöl yaylası, Revân kurbunda Ağrı yaylası, Van kurbunda Vereg yaylası, diğer Van kurbunda Sübhân yaylası ve Şehrezûl'da Harîr yaylası ve Musul kurbunda Cûdî yaylası ve Mardin kurbunda Sincâr yaylası ve Diyârbekir kurbunda Karadağ yaylası, Kayseriyye kurbunda Göksun yaylası ve Birgi'de Bozyaylak, Tire yaylası ve Mağnisa ensesinde Sultân yaylası ve Bursa'da Keşîş dağı yaylası ve Kastamonu yaylası ve Sinop yaylası (---)(---) Bunun emsâli niçe yaylağ-ı azîmler dahi Rûmeli'nde Samakov yaylası ve Serez yaylası ve Sofya'da Votoş yaylası ve Menlik yaylası ve Hersek'de Çimirne yaylası ve İlok yaylası ve Nevesin yaylası ve Bosna'da Köprez yaylası ve Kızanlık'da Turvakotran yaylası ve Şıpka yaylası
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 18b ·
metinde göster ·
sâkin olup her biri yüzer seneye bâliğ iken her birin birer arza gönderüp vatan …
Bu belde-i kadîmin hakkında cemî‘i millet-i Mesîhiyye müverrihleri müttefekun aleyh olup sıhhati üzre eyle tahrîr etmişlerdir kim 137a Âdem-i Eb-i sânî Hazret-i Nûh Necî Tûfân'dan necât buldukdan sonra Musıl kurbunda cebel-i Cûde'de keştî-i Nûh karâr edüp anda yetmiş nefer kimesne ile şükrân-ı selâmet herkesde ne ni‘met bulundu ise bir yire cem‘ edüp bir kazgan içre tabh eyleyüp tenâvül edüp Hakka şükür etdiler. Ol ta‘âmın ismine aşur aşı nâm kodular. Zîrâ Tûfân'dan halâs oldukları gün mâh-ı muharremin onuncu gün olmağıyla yevm-i âşir deyüp aşur aşı dediler. Andan Hazret-i Nûh aleyhi's-selâm zevrakında olan yetmiş aded âdemlere nübüvvet ile fermân edüp her birini birer diyâra Kalimon keheneyi Arz-ı Hâsân'a gönderdi kim hâlâ diyâr-ı Mısır'da Bilbes şehrine Arz-ı Hâsân derler. Anınçün Mısır arz-ı mukaddesden değildir. Ba‘dehû Kalimon hakîm Mısır'a varup Hazret-i İdrîs ta‘lîmiyle binâ olunan Mısır Cizesindeki Hırem dağları ki hâlâ anlara Fir‘avn dağları derler, ammâ hilâfdır Sürid hakîm izn-i İdrîs ile binâ etmişdir. Tûfân'dan sehel harâb olmak ile Kalimon hakîm yine imâr edüp anda sâkin oldu. Merhûm olup Ehrâm dağında defn etdiler. Oğlu Mısrâyim hakîm-i kebîr olup şehr-i Fustât'ı binâ etdiğiyçün şehr-i Mısır dediler. Bu Mısrâyim dahi merhûm olup yetmiş aded evlâdı kalup Musul'da Hazret-i Nûh'a gelüp birer cây-ı vatan istediklerinde her birin bir diyâra gönderüp Sırfâyil nâm bir oğlunu Rûm'a gönderüp ibtidâ Rûm'da vatan tutanın bu Sırfâyil'dir. Arz-ı Rûm'da deverân u seyerân ederek bu Sofya arzının âb [u] hevâsından ve Vitoş nâm kûh-ı bülendinden hazz edüp arz-ı Sofya'da sâkin olup her biri yüzer seneye bâliğ iken her birin birer arza gönderüp vatan dutundular. Bir oğlu Latine'dir, Dobra Venedik'e gidüp nevpeydâ Venedik körfezi sâhilinde kurâ ve kasabâtlar binâ edüp anda tenâsül bulup kavm-i Latin oldu. Bir oğlu Hersek idi. Hersek diyârı anın ismiyle müsemmâdır. Bir oğlu Vornik idi. İzvornik'de sâkin olup Voynuk kabilesi Vornik neslindendir. Bir oğlu Bulkarya'dır. Bulgar andan münteşir oldu. Bir oğlu Franka idi. Frenk andandır. Biri Hırabda idi, Hırvad andandır. Bir oğlu Boşnak idi, kavmi andandır. Bir oğlu Doşka idi, Alaman ile Venedik mâbeyninde Dodoşka kavmi andandır. Ammâ Macar Acem'den gelme Menuçehr evlâdlarından Mençır'dan galat Macar kavmidir. Sırfâyil'in bir oğlu da Romaa idi. Kızılelma Roması'nda kalup {on bir evlâdı olup her birin birer diyârı reyy ü imâr etmeğe gönderdi kim İşpaniye vilâyetinin ismidir.}
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 136b–137a ·
metinde göster ·
… imâr oldu. Ba‘dehû Sırfâyil yedi yüz sene mu‘ammer olup âhir intikâlinden sonra
Sofya'da
Vitoş dağında kalan evlâdları defn etdiler. Hâlâ Latin tâ‘ifesi bednâm günlerin …
İşpaniye ve Fransa ve Ceneviz ve Portukal ve Donkarkıza ve Danimarka ve İngiltere ve Fiyamenk {ya‘nî Felemenk} ve İsfeç ve Çeh ve Korol, bu zikr olunan on bir aded krallık ki hâlâ ban ve krallardır kim sikke ve ülke sâhibleridir. Cümlesi Sırfâyil oğlu Roma ve Romaoğlu bu on bir aded evlâdları mezkûr diyârlara gidüp tenâsül bularak hikmet-i Hudâ ile arz-ı Rûm böyle imâr oldu. Ba‘dehû Sırfâyil yedi yüz sene mu‘ammer olup âhir intikâlinden sonra Sofya'da Vitoş dağında kalan evlâdları defn etdiler. Hâlâ Latin tâ‘ifesi bednâm günlerinde "Peygamberimizdir" deyü Sırfâyil kabrin bulup ziyâret ederler. Sırfâyil'in bir oğluna Sırfa derlerdi. Babasının ismiyle müsemmâ olup ol kadar mu‘ammer olup hâk-i Sofya'da yüz pâre kal‘a ve şehir binâ edüp Sırfa nâmıyla Sofya'yı eyle ma‘mûr etdi kim gûyâ hadîka-i Rıdvân olup niçe kerre yüz bin askere mâlik olup Sırfa askeri derlerdi. Hâlâ Sırf tâ’îfesi Sırfâyil oğlu Sırf'dan tenâsül bulup ibtidâ Sofya {kal‘asına} temel uran bu Sırfa veled-i Sırfâyil'dir, be-kavl-i Tevârîh-i Latin ve kavl-i Târîh-i Sırf. Bu bâlâdâ zikr olunan Sırfâyil'in kırk evlâdı ve Roma'nın on bir aded evlâdları cümle Hazret-i Nûh Necî îmânı üzre idiler. Aslâ şerîk koşmadıklarından ilâ hâze'l-ân evlâd-ı evlâdları inkırâzu'd-deverân krallardır deyü kütüb-i mu‘teberelerinde eyle tahrîr etmişlerdir. Ve millet-i Mesîhiyye tevârîhlerinde Latin tevârîhi ve Yunaniyân tevârîhi kadar mu‘temed tevârîhler yokdur. Ammâ diyâr-ı Arab'da Kabâbıta tevârîhlerinin dahi mu‘temed târîhleri vardır. 137b İle'l-ân rûz-merre vekâyi‘âtları diyâr-ı Mısır'da Kıbtîler tahrîr etmededirler. Ammâ Nasârânın Latin tevârîhleri cümle Sırfâyil'den beri ve oğlu Sırfa'dan beri tahrîr etmişler ammâ Sırfa tâ’îfesi cengâver ve dilâver-i hünerver olduklarından kemâl-i ma‘rifet ile cihânârâ olmayup devletleri de mümted olmadıklarından târîhleri azdır ammâ özdür ve gâyet sahîhdir. Anların ibtidâ sened-i târîhleri Eb-i Sânî Hazret-i Nûh Necî'den Sırfyây'ın kalemiyle zabt etmişler. Ammâ Yunaniyân-ı Rûm Nasârâ mevlûd-i İskender'den {târîh} tutmuşlar. Latin ve sâ’ir millet-i Nasârâ-yı üsârâ cümle İskender'den sened-i târîh etmişlerdir ammâ ümmet-i Muhammed hicret-i Resûl-i Ekrem'den târîh zabt etmişlerdir. İnkırâzu'd-devrân târîhleri, devletleri mü’ebbed ola, âmîn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 137a–137b ·
metinde göster ·
… una Sırfa derlerdi. Babasının ismiyle müsemmâ olup ol kadar mu‘ammer olup hâk-i
Sofya'da
yüz pâre kal‘a ve şehir binâ edüp Sırfa nâmıyla Sofya'yı eyle ma‘mûr etdi kim g …
İşpaniye ve Fransa ve Ceneviz ve Portukal ve Donkarkıza ve Danimarka ve İngiltere ve Fiyamenk {ya‘nî Felemenk} ve İsfeç ve Çeh ve Korol, bu zikr olunan on bir aded krallık ki hâlâ ban ve krallardır kim sikke ve ülke sâhibleridir. Cümlesi Sırfâyil oğlu Roma ve Romaoğlu bu on bir aded evlâdları mezkûr diyârlara gidüp tenâsül bularak hikmet-i Hudâ ile arz-ı Rûm böyle imâr oldu. Ba‘dehû Sırfâyil yedi yüz sene mu‘ammer olup âhir intikâlinden sonra Sofya'da Vitoş dağında kalan evlâdları defn etdiler. Hâlâ Latin tâ‘ifesi bednâm günlerinde "Peygamberimizdir" deyü Sırfâyil kabrin bulup ziyâret ederler. Sırfâyil'in bir oğluna Sırfa derlerdi. Babasının ismiyle müsemmâ olup ol kadar mu‘ammer olup hâk-i Sofya'da yüz pâre kal‘a ve şehir binâ edüp Sırfa nâmıyla Sofya'yı eyle ma‘mûr etdi kim gûyâ hadîka-i Rıdvân olup niçe kerre yüz bin askere mâlik olup Sırfa askeri derlerdi. Hâlâ Sırf tâ’îfesi Sırfâyil oğlu Sırf'dan tenâsül bulup ibtidâ Sofya {kal‘asına} temel uran bu Sırfa veled-i Sırfâyil'dir, be-kavl-i Tevârîh-i Latin ve kavl-i Târîh-i Sırf. Bu bâlâdâ zikr olunan Sırfâyil'in kırk evlâdı ve Roma'nın on bir aded evlâdları cümle Hazret-i Nûh Necî îmânı üzre idiler. Aslâ şerîk koşmadıklarından ilâ hâze'l-ân evlâd-ı evlâdları inkırâzu'd-deverân krallardır deyü kütüb-i mu‘teberelerinde eyle tahrîr etmişlerdir. Ve millet-i Mesîhiyye tevârîhlerinde Latin tevârîhi ve Yunaniyân tevârîhi kadar mu‘temed tevârîhler yokdur. Ammâ diyâr-ı Arab'da Kabâbıta tevârîhlerinin dahi mu‘temed târîhleri vardır. 137b İle'l-ân rûz-merre vekâyi‘âtları diyâr-ı Mısır'da Kıbtîler tahrîr etmededirler. Ammâ Nasârânın Latin tevârîhleri cümle Sırfâyil'den beri ve oğlu Sırfa'dan beri tahrîr etmişler ammâ Sırfa tâ’îfesi cengâver ve dilâver-i hünerver olduklarından kemâl-i ma‘rifet ile cihânârâ olmayup devletleri de mümted olmadıklarından târîhleri azdır ammâ özdür ve gâyet sahîhdir. Anların ibtidâ sened-i târîhleri Eb-i Sânî Hazret-i Nûh Necî'den Sırfyây'ın kalemiyle zabt etmişler. Ammâ Yunaniyân-ı Rûm Nasârâ mevlûd-i İskender'den {târîh} tutmuşlar. Latin ve sâ’ir millet-i Nasârâ-yı üsârâ cümle İskender'den sened-i târîh etmişlerdir ammâ ümmet-i Muhammed hicret-i Resûl-i Ekrem'den târîh zabt etmişlerdir. İnkırâzu'd-devrân târîhleri, devletleri mü’ebbed ola, âmîn.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 137a–137b ·
metinde göster ·
Ezîn-cânib el-kelâmu tecürrü'l-kelâm fehvâsınca yine sadede rücû‘ edelim. Bu Sofya şehrin binâ eden Sırfa ibn Sırfâyil merhûm olup evlâdları birbirlerine düşüp Bulgarya evlâdından mâyil gelüp Sırfiye şehrine müstevlî olup üç yüz sene Sırfiye şehrinde hükûmet edüp imâr etdi. Tâ Hazret-i İsâ asrında Alina kral İslâmbol'u imâr ederken Makedonya olan Filibe şehrinde Aysof nâm bir kızı nâmdâr olup serîr [ü] devletine asker cem‘ edüp kavm-i Sırfa elinden şehr-i Sırfa'yı alup yüz elli sene mu‘ammere olup Vitoş dağında niçe künûz-ı dahme-i Sırfiyâyiller bulup ol defîne-i gencîne ile Sırfiye şehrin müceddeden imâr etdiğiyçün Aysofya dediler. Ba‘dehû bu Aysof nâm kralın dahme-küşâ olduğun babası Alina kral İslâmbol'da istimâ‘ edüp bin araba ve hıntav mâl ile kızı Aysof'u İslâmbol'a da‘vet edüp Aysof kız ol mâl-ı kenz ile kırk yılda Ayasofya deyrini imâr etdiğiyçün Ayasofya dediler. Ba‘dehû bânî-i Ayasofya kız mürd olup Yeniodalar başında Kadı‘asker hammâmının dibinde amûd-ı müntehânın zirve-i âlîsinde bir mermer sandûka içre yılan havfinden anda defn etdiler. Ertesi gördüler kim ol sandukanın içi mâl-â-mâl yılan ve akreb ve çıyan leb ber-leb olmuş ammâ kızın vücûduna aslâ zarar gelmemiş. İşte şehr-i Sofya'nın bânî-i evveli Tûfân-ı Nûh'dan sonra Sırfiyâyil'dir. Ba‘dehû oğlu Sırfa'dır. Ba‘dehû Alina kral-ı dâll kızı Aysofya'dır. Hulâsa-i kelâm niçe yüz düvelden düvele nakl edüp bu felek-i atlas-ı bukalemûnda şehr-i Sofya kâh imâr u kâh harâb olup âhir hicret-i Nebeviyye'nin sene 786 târîhinde Gâzî Hudâvendigâr'ın vüzerâlarından Balaban Paşa deryâ-misâl asker ile belde-i Sofya-yı muhâsara edüp kâmil yetmiş günde {küffâra} gelen imdâdların kıra kıra derûn-ı kal‘ada Bulgar ve Sırp ve Voynuk ve Laz ve Rûm cümle pür-gumûm olup ale'l-umûm kaht [u] galâdan "Aman el-amân ey asâkir-i Âl-i Osmân!" deyü derûn-ı kal‘adan feryâd etdiler. Zîrâ kal‘a içinde yüz yetmiş bin kâfir-i fâcir var idi. Kıllet-i gılâl olunca hemân der-ceng-i evvel Latin kavminin eşbehleri emân ile sûrdan taşra çıkup Balaban Paşa'nın hâk-i pâyine rûmâlîde edüp şehr-i Sofya'da bir cây-ı karâr istediler. Ricâları hayyiz-i kabûlde olduğun derûn-ı kal‘adaki kavm-i Latin istimâ‘ edüp hemân ol dem emân ile taşra çıkdıkları kapunun miftâhın serdâra teslîm edüp bir tarafa durdular. Andan sonra emân ile Bulgar kavmi çıkup şehirde mekân ricâ etdiler ve ricâları kabûl oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 137b ·
metinde göster ·
… k elli dükkân inşâ edüp karye-i Balı Efendi azîzi âbâdân emişdir}. Ve bu şehr-i
Sofya'da
niçe yüz mesîregâh-ı dilküşâ yerler vardır, ammâ manzûrumuz olan bunlardır, ve' …
{Ve sene 1025 târîhinde Ekmekçizâde Ahmed Paşa bu Balı Efendi karyesine bir kurşumlu ve kırk elli ocaklı bir hân-ı azîm ve kırk elli dükkân inşâ edüp karye-i Balı Efendi azîzi âbâdân emişdir}. Ve bu şehr-i Sofya'da niçe yüz mesîregâh-ı dilküşâ yerler vardır, ammâ manzûrumuz olan bunlardır, ve's-selâm. (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 142a ·
metinde göster ·
… ı Ferhâdî külünkler ile nakb edüp bir isr-i kâr etdirememişler. "Tûfândan sonra
Sofya'da
sâkin olan Sırfâyil oğlu Sırfa'nın kenzidir ve kabri kendidir" deyü kavm-i Lati …
Andan Resmî Çelebi Bismillah ile varup bilâ-tereddüd nûş etdi. Andan Muhzırzâde vardıkda kesilüp yine akdıkda alup nûş etdi. Buna cümle yârân bir netîce-i kelâm veremediler. Andan bizim bir gulâmımız varup bî-bâk u bî-pervâ nûş etdi. Hemân cümle yârân teveccüh-i asâyı hakîre dikdiler. Elbette siz de içersiz, deyü ibrâm [u] ilhâh teklîf-i mâlâ yutâk etdiler. Hakîr eyitdim "Bre âşıkân-ı sâdıkân, biz bu gûne âlüfte ve âşüfte hezâr âşinâ seyyâh-ı âlemiz. Bu hakîre bu teklîfi etmen" deyü ricâ etdikçe cümle yârân gülerek musırr olup "Elbette bizim mâhiyyetimize vâkıf oldun. Bir de seni görelim" deyü cebr-i mübrem-i kesîr etdiler. Hakîr dahi kendi hâlimden haberdârım ammâ yine derûnumda bir havf eseri idi. Hemân ecdâd-ı nâmım Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî hazretlerinin rûhâniyyetinden istimdâd taleb edüp Bismillah ile keşkülü ele alup mâ-i tâhirden 143a bu hakîr-i pür-taksîr tâhir sudan nûş etdim. Cümle yârân şâdumân oldular. Andan Sarrâc Mehemmed Çelebi aldı ve şükr-i Hudâ eyledi. Bu kerre bizi bu çeşmeye getiren Yürük kocasına teklîf etdiklerinde "Oğullar, benim tâli‘im yokdur. Belki su kesile" sevdâsında olup vardıkda alamayup ana dahi gülüşüp "Bre koca sen de mef‘ûl imişsin" deyü vâfir şakalar etdiler. Netîce-i merâm bu yalçın kayadaki çeşmeden yetmiş aded kimesne su içmeğe kasd edüp ancak beş kimesne nûş edüp gayriye müyesser olmadı. Bir garâ’ib ve acâ’ib mutalsam-ı ayn-ı câriyedir. Kimesne bu çeşmenin keyfiyyet-i esrârından vâkıf olamayup ertesi kırk birinci gün Sofya'ya dâhil olduk. Ammâ bu Vitoş yaylasında niçe yüz ibret-nümâ alâmetler ve âsâr-ı binâlar var kim âdemin aklı gider. Hatta bir ibret-nümâ binâ-yı kadîm var, cemî‘i mülûk anı Ferhâdî külünkler ile nakb edüp bir isr-i kâr etdirememişler. "Tûfândan sonra Sofya'da sâkin olan Sırfâyil oğlu Sırfa'nın kenzidir ve kabri kendidir" deyü kavm-i Latin ol zu‘mdadır. Ammâ diyâr-ı Rûm'da ve eyâlet-i Rûm-ı merzbûm-ı edna'l-arzda Hâlık-ı Kevneyn'in halk etdiği yetmiş aded kûh-ı serbülend ve yaylağ-ı dil-pesendler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 142b–143a ·
metinde göster ·
… gün cemî‘i murglar ne yediler ve ne içdiler. Lak lak feryâdından ol gün şehr-i
Sofya'da
aslâ safâ-yı hâtır olmayup cemî‘i halk işinden bî-kâr olup leylek temâşâsı eder …
Fehvâsınca pîçe-i zâğ-ı siyâh âşiyân-ı laklakda harekât [u] sekenâta başladıkda leylek baba sayd [u] şikârdan gelüp görse kim iki dâne zâğ yavrusu hemân leylek baba tayrân edüp feryâd [u] figân ile şehr-i Sofya'nın enderûn [u] bîrûnunda seyrân u deverân edüp laklak ile niçe bin mürg-i laklak cem‘ edüp doğru Çelebi câmi‘inin kıbâbları üzre gelüp meks edüp câmi‘in kıbâbları ve sütûhlarında leylek murglarından kurşumlu kubbe 143b görünmez oldu. Bu kerre cemî‘i murglar mezkûr leyleğin âşiyânına birer birer gelüp aşlama olan karga piçelere nazar edüp lak lak diyerek câmi‘ kubbesi üzre karâr ederlerdi. {Gûyâ lisân-ı hâl ile feryâd ederlerdi. Her kim bu feryâdı istimâ‘ ederdi, gûyâ zehresi çâk olurdu}. Ol gün cemî‘i murglar ne yediler ve ne içdiler. Lak lak feryâdından ol gün şehr-i Sofya'da aslâ safâ-yı hâtır olmayup cemî‘i halk işinden bî-kâr olup leylek temâşâsı ederlerdi. Âhir-i kâr niçe yüz leylek karga yavruların katl edüp andan leylek anaya "Sen veled-i zinâ evlâd kazanmışsın" deyü minkar üşürüp pâre pâre edüp alâ mele’i'n-nâs câmî‘ sütûhundan aşağı pârelerin bırağup bir gûne laklak sadâsı dahi ederek laklak babaya bir laklak vâlide eş verüp cümle murglar âşiyânlı âşiyânına pervâz urup gitdiler. Cümle ehl-i beled bu hâle ta‘accüp etdiler. Melek Paşa efendimiz dahi ahvâl-i pür-melâle hayrân kalup "Tiz bu yumurtaları tebdîl eden şakîyi getirsinler, hakkından gelelim," demişken, "Sabr eylen Kâdir [u] Kahhâr Allah adâlet edüp ol şakînin hakkından gelir" deyü nefes etdi. Üçüncü gün hikmet-i Hudâ: {Leylek murgı yumurtalarını tebdîl eden Uşkurta nâm sekbân huddâmı Debbâğoğlu benâm şakî nîm-mest olup bir nigâr-pâre-i ma‘hûdesinin hânesine girüp üstâd-ı cüllâh-vâr fâhişesinin kârhânesin kurup mekik atarken avretin kocası ale'l-gafle içeri girüp görse kim kârhâne meydânda don ağacıyla kurulu üstâd-ı şirinkâr durma çalışup mekik atar. Hemân hâne sâhibi herîfin gayret ve hamiyyet ile cân başına sıçrayup dal tîğ olup yerinden pertâb edüp avreti ve Uşkurta debbâğ oğlun mecrûh edüp dest ber-kafa ikisin dahi kayd-bend ile taşra çıkarup "Gör e, ümmet-i Muhammed" deyü feryâd ederek Sofya'nın mecma‘u'l-irfânı ve mesken-i yârân-ı ihvân olan bana başına vardıkda ol mahalde} bana başında zadra yeniçerileri bu avret içün gavga ederler. Meğer evvel {ve âhir} fâhişe-i mezkûr, leylek murgının yumurtasın tebdîl eden Debbâğoğlu'nun fâhişesi imiş. Hemân Debbâğoğlu {zındık halâs olup} yeniçerilerin elinden orfanasın halâs etmeğe sa‘y ederken gavga müştedd olup hemân yeniçeriler Debbâğoğlu üzre dal kılıç hücûm edüp Debbâğoğlu'n ve fâhişesin pâre pâre edüp bana başına bırakdılar. Şehrin bir alay debbâğ bekârları maktûl Debbâğoğlu'nun leşin paşa sarâyına getirüp bizim çelebimizi yeniçeriler pâre pâre edüp kan etdiler, işte leşi, deyü feryâd edüp tazallum eylediler. Paşa dahi sehel nâhoş olmak ile debbâğ bekârları Debbâğoğlu'nun leşin paşa sarâyı önündeki câmî‘ saçağı altına kodular. Gör Cenâb-ı Bârî'nin takdîrin. Bu Debbâğoğlu leylek yumurtasın alup yerine zâğ beyzası koduğu içün yine karga-beçe hâsıl olup cümle murglar dişi leyleği pâre pâre edüp câmi‘ saçağından aşağı bırakdılar idi. Cenâb-ı Allah üçüncü günde mısra‘:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 143a–143b ·
metinde göster ·
… vmiyye beşer yüz âdem merhûm ve merhûme olurdu. Tâ bu mertebe kim niçe bin âdem
Sofya'dan
firâr edüp sâ’îr bilâdlara gitdiler. Hemân sâhib-i devlet efendimizin altmış ye …
Hikmet-i Hudâ; günden güne tâ‘ûn şehr içre şâyi‘ olmağa başlayup bir ay mümted olup yevmiyye beşer yüz âdem merhûm ve merhûme olurdu. Tâ bu mertebe kim niçe bin âdem Sofya'dan firâr edüp sâ’îr bilâdlara gitdiler. Hemân sâhib-i devlet efendimizin altmış yedi benâm nâmdâr iskemle sâhibi ağaları merhûm olup paşa dahi ağrı hastalığı deyüp sâhib-firâş oldu. Hattâ başı Adana kabağı kadar olup dili kapkara yanup kulaklarından cerâhat akup bir kaç kerre hâlet-i nez‘a vardı. Bu mahalde re’îsü'l-küttâbımız olan Gınâyî Efendi gâyetü'l-gâye sikeste-âtır olduğu paşa-yı selîmü't-tab‘ın mesmû‘-ı şerîfleri olup her bâr Gınâyî Efendi'yi su‘âl edüp tesliye-i hâtırlarıyçün yük yük me’kûlât [u] meşrûbât makûlesi ve birer kise hammâm akçesiyle 144a Gınâyî Efendi'yi anardı. Ve bir gün bir pîçe-i âfitâb duhter-i pâkize ahter Çerkes câriyesi gönderdi. Böyle iken paşa dahi ala vereye düşüp arada hemân bir sedd-i ramak kalup hakîr niçe kerre Yâsîn-i Şerîf tilâvet etdim. Cümlemizin içine bir vâveylâ ve vâveledâ ve feza‘ u çezağ düşdü. Ve cümle ağavâtın hâl-i pür-melâlleri diyer-gûn oldu. Ve cümle hukemâ paşaya ilâc etmeden kaldı. Ve cümle gılmân-ı enderin paşanın sıhhatinden me’yûs oldu. Ol gün paşanın burnu kanayup sehel ifâkat buldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 143b–144a ·
metinde göster ·
… Zîrâ her vech ile re’îsü'l-küttâblığa müstahak ve müsta‘id idi. Ba‘dehû şehr-i
Sofya'da
niçe zamân âsûde-hâl olup yine şehri seyr [u] temâşâ etmeden hâlî değil idik. ( …
Cümle emvâl u erzâkın paşa hıfz edüp Tarabefzûn'daki evlâdı Çelebi Alî Efendi'ye ale'l-acele ulak gönderüp sıhhatle geldikde paşa bir habbesine vaz‘-ı yed etmeyüp dâne-i hardala varınca yine izn-i şer‘ile Gınâyîzâde'ye teslîm edüp bir semmûr-ı fâhire ihsân edüp pederi yerine re’îs etdi. Zîrâ her vech ile re’îsü'l-küttâblığa müstahak ve müsta‘id idi. Ba‘dehû şehr-i Sofya'da niçe zamân âsûde-hâl olup yine şehri seyr [u] temâşâ etmeden hâlî değil idik. (---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 145b ·
metinde göster ·
… ⟧ birâderi Mehemmed Efendi anda medfûndur" derler ammâ ol makâm-ı bî-cândır, bu
Sofya'daki
kabr-i pür-cân-ı Ahmed Bîcân'dır.
Ve ziyâret-i Monla Efendi ve dahi Monla câmi‘i kurbunda Emîr Dede Sultân ve dahi Koru bâğlarında Hazret-i Ahmed Bîcân ibn Yazıcı Envâru'l-âşıkîn kitâbı sâhibi Ahmed Bîcân'dır kim Gelibolu'da Muhammediyye kitâbı mü’ellifi Yazıcıoğlu Mehemmed Efendi'nin birâder-i cân-beraberidir. Hattâ Envâru'l-âşıkîn'i bu Sofya'nın Koru bâğlarındaki savma‘asında te’lîf etdüğü muhakkakdır. Be-kavl-i ulemâ-yı Sofya, Ahmed Bîcân, birâderi Mehemmed Efendi'yle mübâhase-i ilimde imtizâc edemeyüp seyâhat ile bu Sofya'ya gelüp bu cây-ı dilküşâdan hazz edüp âhirete intikâl etdükde halîfeleri savma‘asında defn ederler. "Gelibolu'da 146a birâderi Mehemmed Efendi anda medfûndur" derler ammâ ol makâm-ı bî-cândır, bu Sofya'daki kabr-i pür-cân-ı Ahmed Bîcân'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 145b–146a ·
metinde göster ·
… ûr [u] handân oldum ve beyne'l-akrân efendimiz yanında mümtâz oldum. Üçüncü gün
Sofya'dan
İslâmbol'a gidecek mahalde efendimiz raht u bahtıyla hakîre bir küheylân mu‘teb …
"Evliyâm, hakkâ ki merdsin ve akrabâ-yı yâr-ı sâdıkım ve mahrem-i râzımsın, ey mahallinde yetişdin" deyüp hakîre ol ân bir kat libâs-ı merdân ve bir serâser hil‘at-i sultân geydirüp bir kîse guruş-ı Bundukan in‘âm u ihsân edüp niçe gûne hayr du‘âlar edüp hüddâmlarıma onar altun ve birer çuka ve kumaş ihsânlar edüp dest bûsiyle şeref-yâb olup Ya‘kûb Çavuş nâm benâm-ı hümâm velî-ni‘am hânesinde mihmân olup üç gün Sofya şehrinde mukîm olup hamd-i Hudâ yüzümüz ağıyla emâneti teslîm etdiğimde gûyâ kûh-ı Demâvend bârından halâs olup mesrûr [u] handân oldum ve beyne'l-akrân efendimiz yanında mümtâz oldum. Üçüncü gün Sofya'dan İslâmbol'a gidecek mahalde efendimiz raht u bahtıyla hakîre bir küheylân mu‘teber at, misâl-i sâfinâtü'l-ciyâd esb-i sabâ-sür‘at ihsân edüp süvâr oldum. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 40b ·
metinde göster ·
… nda olan yola tâ cânib-i cenûbda Mora vilâyetine varınca erkek yol demişler. Ve
Sofya'dan
tâ Bosna ve Hersek'e varınca dişi yol derler. Ve Edirne'den Arnavudistân'ın Elb …
Ve bu şehrin zemîniyçün seyyâhân-ı berr-i bihârân-ı âyende vü revendegânlar eyle tahrîr ve tafsîl eylemişler kim bu şehre sağ kol yolu demişler. Ve Âsitâne'den Budin yoluna sol kol yolu demişler. Ve yine Âsitâne'den bu zikr olunan iki yolun arasında olan yola tâ cânib-i cenûbda Mora vilâyetine varınca erkek yol demişler. Ve Sofya'dan tâ Bosna ve Hersek'e varınca dişi yol derler. Ve Edirne'den Arnavudistân'ın Elbasan ve Avlonya ve Delvine sancaklarına varınca oğul yolu ta‘bîr etmişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 221a ·
metinde göster ·
Sofu Mehemmed Paşa ki câmi‘ ve medrese sâhibidir, bu Hurrem Efendi anın abd-i m …
Ve el-Mevlâ Hazret-i Hurrem Efendi: şehr-i Sofya'da Sofu Mehemmed Paşa ki câmi‘ ve medrese sâhibidir, bu Hurrem Efendi anın abd-i müşterâlarından idi. Gâyet mün‘im ve dîndâr sâhibü'l-hayrât kimesne imiş. Mencik köşkü nâm maksûre kurbunda şâhrâh üzre âsûdedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y256b ·
metinde göster ·