gelüp Balı Efendi'nin üzerine bir kubbe-i âlî ve bir tekye-i dervîşân-ı Balı bi …
Andan şehr-i Sofya'ya gelüp Balı Efendi'nin üzerine bir kubbe-i âlî ve bir tekye-i dervîşân-ı Balı binâ edüp dâr-ı saltanat-ı aliyyede karâr eder. İşte bu Balı Efendi mesîregâhı bu gûne menâkıblı bir âsitâne-i yâğ u balîdir. Hudâ nigâhbânı olup zıll-ı hıyâbânı dâ’imü'd-devrân ola, âmîn. Zîrâ bu hakîr ol cây-ı dilküşâda niçe dırahtın sâyesinde zevk u safâ ve tâ‘at [u] ibâdât etmişizdir. Hâlık-ı kevneyn kabûl ede.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 142a ·
metinde göster ·
… mesne bu çeşmenin keyfiyyet-i esrârından vâkıf olamayup ertesi kırk birinci gün
Sofya'ya
dâhil olduk. Ammâ bu Vitoş yaylasında niçe yüz ibret-nümâ alâmetler ve âsâr-ı b …
Andan Resmî Çelebi Bismillah ile varup bilâ-tereddüd nûş etdi. Andan Muhzırzâde vardıkda kesilüp yine akdıkda alup nûş etdi. Buna cümle yârân bir netîce-i kelâm veremediler. Andan bizim bir gulâmımız varup bî-bâk u bî-pervâ nûş etdi. Hemân cümle yârân teveccüh-i asâyı hakîre dikdiler. Elbette siz de içersiz, deyü ibrâm [u] ilhâh teklîf-i mâlâ yutâk etdiler. Hakîr eyitdim "Bre âşıkân-ı sâdıkân, biz bu gûne âlüfte ve âşüfte hezâr âşinâ seyyâh-ı âlemiz. Bu hakîre bu teklîfi etmen" deyü ricâ etdikçe cümle yârân gülerek musırr olup "Elbette bizim mâhiyyetimize vâkıf oldun. Bir de seni görelim" deyü cebr-i mübrem-i kesîr etdiler. Hakîr dahi kendi hâlimden haberdârım ammâ yine derûnumda bir havf eseri idi. Hemân ecdâd-ı nâmım Türk-i Türkân Hoca Ahmed-i Yesevî hazretlerinin rûhâniyyetinden istimdâd taleb edüp Bismillah ile keşkülü ele alup mâ-i tâhirden 143a bu hakîr-i pür-taksîr tâhir sudan nûş etdim. Cümle yârân şâdumân oldular. Andan Sarrâc Mehemmed Çelebi aldı ve şükr-i Hudâ eyledi. Bu kerre bizi bu çeşmeye getiren Yürük kocasına teklîf etdiklerinde "Oğullar, benim tâli‘im yokdur. Belki su kesile" sevdâsında olup vardıkda alamayup ana dahi gülüşüp "Bre koca sen de mef‘ûl imişsin" deyü vâfir şakalar etdiler. Netîce-i merâm bu yalçın kayadaki çeşmeden yetmiş aded kimesne su içmeğe kasd edüp ancak beş kimesne nûş edüp gayriye müyesser olmadı. Bir garâ’ib ve acâ’ib mutalsam-ı ayn-ı câriyedir. Kimesne bu çeşmenin keyfiyyet-i esrârından vâkıf olamayup ertesi kırk birinci gün Sofya'ya dâhil olduk. Ammâ bu Vitoş yaylasında niçe yüz ibret-nümâ alâmetler ve âsâr-ı binâlar var kim âdemin aklı gider. Hatta bir ibret-nümâ binâ-yı kadîm var, cemî‘i mülûk anı Ferhâdî külünkler ile nakb edüp bir isr-i kâr etdirememişler. "Tûfândan sonra Sofya'da sâkin olan Sırfâyil oğlu Sırfa'nın kenzidir ve kabri kendidir" deyü kavm-i Latin ol zu‘mdadır. Ammâ diyâr-ı Rûm'da ve eyâlet-i Rûm-ı merzbûm-ı edna'l-arzda Hâlık-ı Kevneyn'in halk etdiği yetmiş aded kûh-ı serbülend ve yaylağ-ı dil-pesendler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 142b–143a ·
metinde göster ·
Ve ziyâret-i Monla Efendi ve dahi Monla câmi‘i kurbunda Emîr Dede Sultân ve dahi Koru bâğlarında Hazret-i Ahmed Bîcân ibn Yazıcı Envâru'l-âşıkîn kitâbı sâhibi Ahmed Bîcân'dır kim Gelibolu'da Muhammediyye kitâbı mü’ellifi Yazıcıoğlu Mehemmed Efendi'nin birâder-i cân-beraberidir. Hattâ Envâru'l-âşıkîn'i bu Sofya'nın Koru bâğlarındaki savma‘asında te’lîf etdüğü muhakkakdır. Be-kavl-i ulemâ-yı Sofya, Ahmed Bîcân, birâderi Mehemmed Efendi'yle mübâhase-i ilimde imtizâc edemeyüp seyâhat ile bu Sofya'ya gelüp bu cây-ı dilküşâdan hazz edüp âhirete intikâl etdükde halîfeleri savma‘asında defn ederler. "Gelibolu'da 146a birâderi Mehemmed Efendi anda medfûndur" derler ammâ ol makâm-ı bî-cândır, bu Sofya'daki kabr-i pür-cân-ı Ahmed Bîcân'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 145b–146a ·
metinde göster ·
giderken cemî‘i imâretiyle mevsûfdur. Ammâ paşa şikeste-hâtır olmağıla bir gün …
Menzil-i kasaba-i Tatarbâzârcığı: Bâlâda Sofya'ya giderken cemî‘i imâretiyle mevsûfdur. Ammâ paşa şikeste-hâtır olmağıla bir gün meks [u] ikâmet olundu. Yine semt-i şarka,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 147b ·
metinde göster ·
… tarafına cebel-i Vitoş nâmıyla şöhre-i şehir olmuş bir kûh-ı bâlâdır kim şehr-i
Sofya'ya
sâfî havâle bir tell-i bâlâdır. Ol kûh-ı bâlânın zeylinde Koru Bâğları nâm bir …
Ammâ sene 1062 târîhinde Melek Ahmed Paşa efendimiz ile Rûmeli eyâletine mutasarrıf olduğumuzda nefs-i Sofya-i sâfiye şehri ahâlîsinden yüz otuz yaşında Mahmûd Paşa câmi‘i imâmı Koca İmâm ve Leysîzâde Çelebi ve Koca Ya‘kûb Çavuş ve Koca Mü’ezzin Mahmûd Çelebi'ler ile şeb [ü] rûz ihtilât edüp mu‘tâdımız üzre cümle ehl-i kubûru ziyâret ederken şehr-i Sofya-i sâfiyenin cenûbu tarafına cebel-i Vitoş nâmıyla şöhre-i şehir olmuş bir kûh-ı bâlâdır kim şehr-i Sofya'ya sâfî havâle bir tell-i bâlâdır. Ol kûh-ı bâlânın zeylinde Koru Bâğları nâm bir hıyâbân-ı Acem-misâl dıraht-ı kiraz vişne ile zeyn olup şükûfesinin râyiha-i tayyibesinden âdemin demâğı mu‘attar olur. Ol İremezâtü'l-imâd misilli merâmı teferrüc ederken Koca İmâm-ı hümâm el açup bir kabr üzre du‘â ve senâ edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 96b ·
metinde göster ·
Menzil-i kal‘a-i Bayrâm Paşa: Bunda mahkeme-i şer‘-i Resûl'de mihmân olup cümle a‘yân-ı devlet ve erkân-ı izzet huzûrunda buyuruldı-ı şerîf tilâvet olunup mukaddemâ katl olunan Bayrâm Paşa mütevellîsinin kâtilleri Dizdâr Ağa ve Martolos ağası Kâsım Ağalar olduğu subût bulup izn-i şer‘ile dizdârı ve Kâsım Ağa'yı kaldırup hân-ı şerîfde at fışkısı içre demire urup hâh-nâ-hâh mâbeyne maslahatın görüp maktûl mütevellî Mahmûd Ağa'nın yetîm ve yetîmelerine beş kîse ve on kîse paşaya ve iki kîse kethüdâmıza ve bir kîse kadıya ve iki 175b kîse hakîre ve bir kîse tevâbi‘imize bir eyi hidmet alup hüccet-i şer‘iyye ile müdde‘îleri sulh edüp cümle mâlı şehr-i Sofya'ya gönderüp dizdârı ve Kâsım Ağa'yı hapsden ıtlâk edüp, hakîr zahîre-bahâ devrine revâne olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 175a–175b ·
metinde göster ·
… â İştib'de ve Düşeniçse'de haber almışdım, ammâ hikmet-i Bârî yârî kılup biz de
Sofya'ya
sene 1072 mâh-ı Recebü'l-ferdinde dâhil oldukda Melek Paşa efendimiz dahi alay …
Mukaddemâ bu şehir sene (---) târîhinde Melek Ahmed Paşa vâlî iken mufassalan tahrîr olunmuşdur, ammâ hikmet-i Hudâ İştib'de ve Düşeniçse'de haber almışdım, ammâ hikmet-i Bârî yârî kılup biz de Sofya'ya sene 1072 mâh-ı Recebü'l-ferdinde dâhil oldukda Melek Paşa efendimiz dahi alay ile şehre girirken biz dahi bârhânemizle alayına katılup atımdan 40b enüp piyâde reftâr ile Melek Ahmed Paşa efendimin rikâbın bûs etdikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 40a–40b ·
metinde göster ·
… edikde bilâ-rikâb esb-i yâr-ı gâr-ı Hamîs'ime süvâr olup at başı berâber şehr-i
Sofya'ya
girirken hakîr gerü kalup bir alay-ı Âsaf ile Melek Paşa Sofya'ya girmişdir. Bu …
"Boş gelmedim, murâdınızdan ziyâde dolu geldim" dediğimde ziyâdesiyle hazz edüp vâfir tebessüm edüp "Atına bin" dedikde bilâ-rikâb esb-i yâr-ı gâr-ı Hamîs'ime süvâr olup at başı berâber şehr-i Sofya'ya girirken hakîr gerü kalup bir alay-ı Âsaf ile Melek Paşa Sofya'ya girmişdir. Bu alayı felek ancak görmüşdür. Anda hakîr doğru paşalara mahsûs sarây-ı hâssa ağırlığımla varup ol ân mektûbları ve arz [u] hüccetleri ve cümle mâlı ve cümle hedâyâları üç sancak beğlerinin defterleriyle hedâyâları dahi cümle Paşa huzûrunda hazînedâra teslîm etdikde Paşa eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 40b ·
metinde göster ·
… erâber şehr-i Sofya'ya girirken hakîr gerü kalup bir alay-ı Âsaf ile Melek Paşa
Sofya'ya
girmişdir. Bu alayı felek ancak görmüşdür. Anda hakîr doğru paşalara mahsûs sar …
"Boş gelmedim, murâdınızdan ziyâde dolu geldim" dediğimde ziyâdesiyle hazz edüp vâfir tebessüm edüp "Atına bin" dedikde bilâ-rikâb esb-i yâr-ı gâr-ı Hamîs'ime süvâr olup at başı berâber şehr-i Sofya'ya girirken hakîr gerü kalup bir alay-ı Âsaf ile Melek Paşa Sofya'ya girmişdir. Bu alayı felek ancak görmüşdür. Anda hakîr doğru paşalara mahsûs sarây-ı hâssa ağırlığımla varup ol ân mektûbları ve arz [u] hüccetleri ve cümle mâlı ve cümle hedâyâları üç sancak beğlerinin defterleriyle hedâyâları dahi cümle Paşa huzûrunda hazînedâra teslîm etdikde Paşa eydir:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 40b ·
metinde göster ·
Menzil-i Eski Zağra şehri: Kal‘ası vîrân ve şehri âbâdân olduğu
Sofya'ya
giderken tavsîf olunmuşdu. Hulâsa-i kelâm gâyet ma‘mûr ve ganîmet şehr-i müzeyy …
Menzil-i Eski Zağra şehri: Kal‘ası vîrân ve şehri âbâdân olduğu Sofya'ya giderken tavsîf olunmuşdu. Hulâsa-i kelâm gâyet ma‘mûr ve ganîmet şehr-i müzeyyendir. Andan (---) sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 41a ·
metinde göster ·
… k ve kestâneliği cihânı dutup Bursa kestânesi kadar meyvesi niçe vilâyetlere ve
Sofya'ya
gelir.
Ve çınâr ve kavak ve mîşe ve pelid ve gürgan ve karaağaçlık ve kestâneliği cihânı dutup Bursa kestânesi kadar meyvesi niçe vilâyetlere ve Sofya'ya gelir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 376a ·
metinde göster ·