… le şâhrâhları sadranc tarzı tarh olunmuş tarîk-ı âmların cümlesi bin yüz altmış
sokak
ad olunmuşdur. Ammâ kal‘adan taşra leb-i deryâda tarîk-i azîm ve kal‘a içre Voy …
Şehir içre olan hânedânları beyân eder: Evvelâ bu Galata zemîni leb-i deryâdan şimâl cânibine Kullekapusuna varınca bir sâ‘at yokuş yukaru kat-ender-kat Ciniviz keferesi binâsı kârgîr-binâlardır. Ve cümle şâhrâhları sadranc tarzı tarh olunmuş tarîk-ı âmların cümlesi bin yüz altmış sokak ad olunmuşdur. Ammâ kal‘adan taşra leb-i deryâda tarîk-i azîm ve kal‘a içre Voyvada yolu ve Arab câmi‘i yolu ve Harbî yolu ve Kullekapusu yolu, bu râhlar izdihâm yollardır. Ve mollâ hânesi ve el-Hacı [hânesi] ve Seyyid Alî Çelebi hânesi ve kârbânsarây-ı Rüstem Paşa, Mi‘mâr Sinân binâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 129b ·
metinde göster ·
… arın kârhâneleri yokdur, bu kârhâne sâhiblerinden alup arkalarında varullar ile
sokak
sokak ağda taşıyup "Ağda" deyü feryâd ederek ubûr ederler.
Esnâf-ı ağda tüccârı: Bunların kârhâneleri yokdur, bu kârhâne sâhiblerinden alup arkalarında varullar ile sokak sokak ağda taşıyup "Ağda" deyü feryâd ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 172b ·
metinde göster ·
… ârhâneleri yokdur, bu kârhâne sâhiblerinden alup arkalarında varullar ile sokak
sokak
ağda taşıyup "Ağda" deyü feryâd ederek ubûr ederler.
Esnâf-ı ağda tüccârı: Bunların kârhâneleri yokdur, bu kârhâne sâhiblerinden alup arkalarında varullar ile sokak sokak ağda taşıyup "Ağda" deyü feryâd ederek ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 172b ·
metinde göster ·
… le uyûn-ı câriyeler zîr-i zemînden cereyân eder kim Âzerbaycân'ın zemîni serâpâ
sokak
sokak tehîdir kim âb-ı hayât sular geçer. Ve köşe köşe mahalliyle kuyular vardı …
Kend-i Şeyh Safî: Erdebil'de medfûn olan şâhların ecdâdı Şeyh {Safî} hazretlerinin vakfıdır. Andan bu mahalde Kumla ile Tebrîz mâbeyninde cereyân eden nehr-i Karasu, bu nehrin menba‘ı Albak ve Karnıyarık kal‘aları dağlarından cem‘ {olup} niçe yüz kendlerin mezra‘aların reyy edüp cereyân ederek Rûmiyye deryâsına mahlût olur âb-ı hayâtdır. Tebrîz ve Kumla ve Tesûy mâbeynlerinde rûy-ı arzda râygân cereyân eden bu Karasu'dur. Mâ‘adâ cümle uyûn-ı câriyeler zîr-i zemînden cereyân eder kim Âzerbaycân'ın zemîni serâpâ sokak sokak tehîdir kim âb-ı hayât sular geçer. Ve köşe köşe mahalliyle kuyular vardır. Ba‘dehû yine şarka cümle merkûm kendleri geçüp her biri birer kasaba-misâl kend-i azîmler idi. Ba‘dehû vakt-i asrda onuncu sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 301a ·
metinde göster ·
… n-ı câriyeler zîr-i zemînden cereyân eder kim Âzerbaycân'ın zemîni serâpâ sokak
sokak
tehîdir kim âb-ı hayât sular geçer. Ve köşe köşe mahalliyle kuyular vardır. Ba‘ …
Kend-i Şeyh Safî: Erdebil'de medfûn olan şâhların ecdâdı Şeyh {Safî} hazretlerinin vakfıdır. Andan bu mahalde Kumla ile Tebrîz mâbeyninde cereyân eden nehr-i Karasu, bu nehrin menba‘ı Albak ve Karnıyarık kal‘aları dağlarından cem‘ {olup} niçe yüz kendlerin mezra‘aların reyy edüp cereyân ederek Rûmiyye deryâsına mahlût olur âb-ı hayâtdır. Tebrîz ve Kumla ve Tesûy mâbeynlerinde rûy-ı arzda râygân cereyân eden bu Karasu'dur. Mâ‘adâ cümle uyûn-ı câriyeler zîr-i zemînden cereyân eder kim Âzerbaycân'ın zemîni serâpâ sokak sokak tehîdir kim âb-ı hayât sular geçer. Ve köşe köşe mahalliyle kuyular vardır. Ba‘dehû yine şarka cümle merkûm kendleri geçüp her biri birer kasaba-misâl kend-i azîmler idi. Ba‘dehû vakt-i asrda onuncu sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 301a ·
metinde göster ·
… ğdırup ardı sıra bir kat sekdirme toplar urulup kâfirleri toplar demet demet ve
sokak
sokak perem perem etdiklerinde anlar dahi bir yaylım tüfeng havâ-yı karanlıkda …
"Bire şahbâzlarım evvel karaçavları yıkalım" deyü üşüntü olup üçü yıkıldı ve üçün dahi yıkarken hemân küffâr şâfi‘î karanlığında Özü suyunun üst yanında kayıkların bırağup "Yajuj Yajuj" deyü çakal gibi feryâd 57b ederek kal‘a-i Özü'ye yürüyüp gelirken hemân kal‘anın şimâlî ve garbî tarafına küffâr fi'l-hâl küffâr-ı füccâr sarılup ân-ı vâhidde göz gözü görmez iken karadan ak seçilmez iken kâfir hemân seçilüp meterise girem derken el-azametullâh kal‘adan kâfire bir kat yağlı çatal telli kurşumları dirhemli tüfengler ile yağdırup ardı sıra bir kat sekdirme toplar urulup kâfirleri toplar demet demet ve sokak sokak perem perem etdiklerinde anlar dahi bir yaylım tüfeng havâ-yı karanlıkda kal‘aya urup yüz bin hırâş-ı cân ile tarfetü'l-ayn içre mel‘ûn Kazak-ı Ak meterize girüp cenge âheng etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 57a–57b ·
metinde göster ·
… ardı sıra bir kat sekdirme toplar urulup kâfirleri toplar demet demet ve sokak
sokak
perem perem etdiklerinde anlar dahi bir yaylım tüfeng havâ-yı karanlıkda kal‘ay …
"Bire şahbâzlarım evvel karaçavları yıkalım" deyü üşüntü olup üçü yıkıldı ve üçün dahi yıkarken hemân küffâr şâfi‘î karanlığında Özü suyunun üst yanında kayıkların bırağup "Yajuj Yajuj" deyü çakal gibi feryâd 57b ederek kal‘a-i Özü'ye yürüyüp gelirken hemân kal‘anın şimâlî ve garbî tarafına küffâr fi'l-hâl küffâr-ı füccâr sarılup ân-ı vâhidde göz gözü görmez iken karadan ak seçilmez iken kâfir hemân seçilüp meterise girem derken el-azametullâh kal‘adan kâfire bir kat yağlı çatal telli kurşumları dirhemli tüfengler ile yağdırup ardı sıra bir kat sekdirme toplar urulup kâfirleri toplar demet demet ve sokak sokak perem perem etdiklerinde anlar dahi bir yaylım tüfeng havâ-yı karanlıkda kal‘aya urup yüz bin hırâş-ı cân ile tarfetü'l-ayn içre mel‘ûn Kazak-ı Ak meterize girüp cenge âheng etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 57a–57b ·
metinde göster ·
… ân ve benî Âdem gezer. Ve bu kal‘a içre sadranç nakşı cümle yüz elli aded bölme
sokak
sokakdır ve cümle sokakları kalın ağaç direkler döşeli şâh râhlardır ve cümle s …
Ve nehr-i Tuna kenârında üç aded hurde uğrın kapuları var kim anlara Sukapusu derler. Bu kapulardan içeri kal‘a dîvârlarının iç yüzünde üzerleri tahta belvân örtülü handakları vardır. Gören anı yol zann eder, ammâ yine at ve katır ve hayvân ve benî Âdem gezer. Ve bu kal‘a içre sadranç nakşı cümle yüz elli aded bölme sokak sokakdır ve cümle sokakları kalın ağaç direkler döşeli şâh râhlardır ve cümle sokakların içi serâpâ üçer adım kaddi derin vâsi‘ handaklardır kim üzerleri mezkûr ağaç kirişler döşelidir. Allâhümme âfinâ hîn-i muhâsarada cümle döşeme tahtaları herkes evlerine çeküp yollar gâ’ib olup nehr-i Tuna ile leb ber-leb olmuş sokak sokak handaklar zâhir olup düşman şehir içre girmeğe cür’et edemez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 66a ·
metinde göster ·
… aları herkes evlerine çeküp yollar gâ’ib olup nehr-i Tuna ile leb ber-leb olmuş
sokak
sokak handaklar zâhir olup düşman şehir içre girmeğe cür’et edemez.
Ve nehr-i Tuna kenârında üç aded hurde uğrın kapuları var kim anlara Sukapusu derler. Bu kapulardan içeri kal‘a dîvârlarının iç yüzünde üzerleri tahta belvân örtülü handakları vardır. Gören anı yol zann eder, ammâ yine at ve katır ve hayvân ve benî Âdem gezer. Ve bu kal‘a içre sadranç nakşı cümle yüz elli aded bölme sokak sokakdır ve cümle sokakları kalın ağaç direkler döşeli şâh râhlardır ve cümle sokakların içi serâpâ üçer adım kaddi derin vâsi‘ handaklardır kim üzerleri mezkûr ağaç kirişler döşelidir. Allâhümme âfinâ hîn-i muhâsarada cümle döşeme tahtaları herkes evlerine çeküp yollar gâ’ib olup nehr-i Tuna ile leb ber-leb olmuş sokak sokak handaklar zâhir olup düşman şehir içre girmeğe cür’et edemez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 66a ·
metinde göster ·
… herkes evlerine çeküp yollar gâ’ib olup nehr-i Tuna ile leb ber-leb olmuş sokak
sokak
handaklar zâhir olup düşman şehir içre girmeğe cür’et edemez.
Ve nehr-i Tuna kenârında üç aded hurde uğrın kapuları var kim anlara Sukapusu derler. Bu kapulardan içeri kal‘a dîvârlarının iç yüzünde üzerleri tahta belvân örtülü handakları vardır. Gören anı yol zann eder, ammâ yine at ve katır ve hayvân ve benî Âdem gezer. Ve bu kal‘a içre sadranç nakşı cümle yüz elli aded bölme sokak sokakdır ve cümle sokakları kalın ağaç direkler döşeli şâh râhlardır ve cümle sokakların içi serâpâ üçer adım kaddi derin vâsi‘ handaklardır kim üzerleri mezkûr ağaç kirişler döşelidir. Allâhümme âfinâ hîn-i muhâsarada cümle döşeme tahtaları herkes evlerine çeküp yollar gâ’ib olup nehr-i Tuna ile leb ber-leb olmuş sokak sokak handaklar zâhir olup düşman şehir içre girmeğe cür’et edemez.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 66a ·
metinde göster ·
… lı yollara nâzır mazgal 66b delikleri ve saçma top delikleri ile ârâste olmuş
sokak
başlarında sa‘b kal‘a-misâl evler var kim eğer şehre düşman girirse bu evlerden …
Gâyet bataklı ve çataklı handak san‘atlarıdır kim her köşe başında olan evlerin ve gayrı evlerin cümle bu handaklı yollara nâzır mazgal 66b delikleri ve saçma top delikleri ile ârâste olmuş sokak başlarında sa‘b kal‘a-misâl evler var kim eğer şehre düşman girirse bu evlerden düşmana top ve kurşum ve taşı bârân-ı la‘net gibi yağdırmak içün bu tasavvur-ı fikr-i fâsid ile tarh olunmuş bir kal‘a etmişler, ammâ "El-abdü yüdebbiru vallâhu yukaddiru". bu kal‘a böyle hiyel ü şeytanat ile binâ olunmuşken cümle binâ etdikleri hîle vü hud‘a hebâ olup bu kal‘ada aslâ ceng [ü] cidâl ve harb [u] kıtâl olunmadan Akkirmân kal‘ası feth oldukda bu kal‘anın miftâhları ve cümle mükemmel cebehânesiyle Sultân {Bâyezîd'e} bâ-sulh {kal‘ayı} teslîm edüp içine ibtidâ Gedik Ahmed Paşa girüp kabza-i tasarrufa aldı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 66a–66b ·
metinde göster ·
… mâbeyni ıslâh olunmasıyçün serdâr-ı âkıbet-endîş bir başka otak ve serâperde-i
sokak
kurup bir azîm ziyâfet tertîb olunmuşdur kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz, hâze'z-zi …
El-hâsıl esîr ve mâl-ı ganâ’imlerin nısfı tahsîl olup Tatar'a redd olundu ve nısfı içün Ali Paşa kendü mâlından cümle Tatar'a on yedi kîse mâl ihsân edüp tayyib-i hâtır olundu. Yeniçeri ve Tatar mâbeyni ıslâh olunmasıyçün serdâr-ı âkıbet-endîş bir başka otak ve serâperde-i sokak kurup bir azîm ziyâfet tertîb olunmuşdur kim ta‘bîr ü tavsîf olunmaz, hâze'z-ziyâfe-i misl-i Firdevs.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 24b ·
metinde göster ·
… l‘a içre cümle yüz elli aded bâğçesiz daracık ve sokakları dar evlerdir kim her
sokak
başında bendleri var. Ve bir Süleymân Hân câmi‘i ve cebehâne mahzenleri ve gılâ …
Ve bu kal‘a içre cümle yüz elli aded bâğçesiz daracık ve sokakları dar evlerdir kim her sokak başında bendleri var. Ve bir Süleymân Hân câmi‘i ve cebehâne mahzenleri ve gılâl anbârı var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 72a ·
metinde göster ·
sokak boşdur ve niçe sokaklarda saçma toplar vardır. Ve bu orta kal‘a cümle tab …
Her yevm-i Cum‘ada bu tabyalar üzre fılandıra ve alem ve bayraklar dikilüp her birinin nevbetçileri du‘â vü senâlar edüp gülbâng-ı Muhammedî çekilir. Ve her tabyaların ka‘r-ı zemînde olan esâsı kayalar üzre olup cümle temelleri altı boşdur. Hattâ "Muhâsarada lağım gelmesin" deyü bu kal‘anın dâ’iren-mâdâr temelleri serâpâ sokak sokak boşdur ve niçe sokaklarda saçma toplar vardır. Ve bu orta kal‘a cümle tabya ve ebrâclarıyla gûyâ inci gibi beyâz ve mücellâ bir kal‘a-i bâlâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 80a ·
metinde göster ·
boşdur ve niçe sokaklarda saçma toplar vardır. Ve bu orta kal‘a cümle tabya ve …
Her yevm-i Cum‘ada bu tabyalar üzre fılandıra ve alem ve bayraklar dikilüp her birinin nevbetçileri du‘â vü senâlar edüp gülbâng-ı Muhammedî çekilir. Ve her tabyaların ka‘r-ı zemînde olan esâsı kayalar üzre olup cümle temelleri altı boşdur. Hattâ "Muhâsarada lağım gelmesin" deyü bu kal‘anın dâ’iren-mâdâr temelleri serâpâ sokak sokak boşdur ve niçe sokaklarda saçma toplar vardır. Ve bu orta kal‘a cümle tabya ve ebrâclarıyla gûyâ inci gibi beyâz ve mücellâ bir kal‘a-i bâlâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 80a ·
metinde göster ·
… a‘âlâ kal‘a-i Uyvar'ın ol sedd-i İskender-vâr dîvâr-ı üstüvârının her tarafları
sokak
sokak rahnedâr olmağa başlayup derûn-ı kal‘ada sarâyları ve düyûrlar ve çanhâne …
Hemân bizim tarafdan dahi ibtidâ beş koldan yigirmi beşer pâre balyemez topun yigirmişer vukiyye gelir güllelerin Bism-i İlâh ile atmağa mübâşeret edince bi-emrillâhi Ta‘âlâ kal‘a-i Uyvar'ın ol sedd-i İskender-vâr dîvâr-ı üstüvârının her tarafları sokak sokak rahnedâr olmağa başlayup derûn-ı kal‘ada sarâyları ve düyûrlar ve çanhâneler darabât-ı top-ı kûpdan münhedim oldukça derûn-ı kal‘a gür gür gürleyüp şakırdı şaka avâzesi arâka çıkardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 110a ·
metinde göster ·
… kal‘a-i Uyvar'ın ol sedd-i İskender-vâr dîvâr-ı üstüvârının her tarafları sokak
sokak
rahnedâr olmağa başlayup derûn-ı kal‘ada sarâyları ve düyûrlar ve çanhâneler da …
Hemân bizim tarafdan dahi ibtidâ beş koldan yigirmi beşer pâre balyemez topun yigirmişer vukiyye gelir güllelerin Bism-i İlâh ile atmağa mübâşeret edince bi-emrillâhi Ta‘âlâ kal‘a-i Uyvar'ın ol sedd-i İskender-vâr dîvâr-ı üstüvârının her tarafları sokak sokak rahnedâr olmağa başlayup derûn-ı kal‘ada sarâyları ve düyûrlar ve çanhâneler darabât-ı top-ı kûpdan münhedim oldukça derûn-ı kal‘a gür gür gürleyüp şakırdı şaka avâzesi arâka çıkardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 110a ·
metinde göster ·
… ki kuburlardan kal‘a altına lağımlar girdi. Hakkâ ki kal‘anın der [ü] dîvârları
sokak
sokak oldu.
Ez-în-cânib yine sadede gelelim. Çünkim bu hâl-i pür-melâl-i pür-me’âli dahi derûn-ı kal‘adan küffâr görüp akılları gitdi ve bildiler ki kuburlardan kal‘a altına lağımlar girdi. Hakkâ ki kal‘anın der [ü] dîvârları sokak sokak oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 114b ·
metinde göster ·
… urlardan kal‘a altına lağımlar girdi. Hakkâ ki kal‘anın der [ü] dîvârları sokak
sokak
oldu.
Ez-în-cânib yine sadede gelelim. Çünkim bu hâl-i pür-melâl-i pür-me’âli dahi derûn-ı kal‘adan küffâr görüp akılları gitdi ve bildiler ki kuburlardan kal‘a altına lağımlar girdi. Hakkâ ki kal‘anın der [ü] dîvârları sokak sokak oldu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 114b ·
metinde göster ·
… kal‘anın cümle temelleri hurde hurde kemerler üzre imiş ve cümle dîvârları içi
sokak
sokak boş imiş. Hattâ bizim lağımcılar kal‘a dîvârın delüp içeri girdiklerinde …
Ve üç yerden altışar hazîneli lağımlar dîvâr içine girdikde 115a lağımlardan aslâ fâ’ideler olmadı. Meğer kal‘anın cümle temelleri hurde hurde kemerler üzre imiş ve cümle dîvârları içi sokak sokak boş imiş. Hattâ bizim lağımcılar kal‘a dîvârın delüp içeri girdiklerinde birkaç lağımcıları küffâr kal‘a temellerindeki yollarda bulup şehîd etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 114b–115a ·
metinde göster ·
… nın cümle temelleri hurde hurde kemerler üzre imiş ve cümle dîvârları içi sokak
sokak
boş imiş. Hattâ bizim lağımcılar kal‘a dîvârın delüp içeri girdiklerinde birkaç …
Ve üç yerden altışar hazîneli lağımlar dîvâr içine girdikde 115a lağımlardan aslâ fâ’ideler olmadı. Meğer kal‘anın cümle temelleri hurde hurde kemerler üzre imiş ve cümle dîvârları içi sokak sokak boş imiş. Hattâ bizim lağımcılar kal‘a dîvârın delüp içeri girdiklerinde birkaç lağımcıları küffâr kal‘a temellerindeki yollarda bulup şehîd etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 114b–115a ·
metinde göster ·
… eryem Ana bilir. Ve hâlâ kal‘amızın der [ü] dîvârları kalmayup bayır bayır olup
sokak
sokak yollar oldu. Ve altı yedi kerre Türk yürüyüşler edüp birkaç kerre kal‘a i …
"Bire cânım, bir kerre bizim Fargaçi kapudan zamânı Nemse çârnâsârı yedi kralın yedi kerre yüz bin askeriyle gelüp bu kal‘ayı yedi ay döğüp aslâ kal‘amızın yanına gelemeyüp meterise komayup top menzili alarkadan döğdü ve yedi aydan sonra kış geldi ve çâsâr hâ'ib ü hâsir gitdi. Bâ-husûs ol zamân kal‘amız yalın kat idi. Kal‘adan bir taş kopartmadan yıkılup gitdi. Şimdi ise kal‘amız sedd-i İskender iken ve içinde bu kadar askerimiz ve bu kadar yarar top u tüfengimiz ve bî-hisâb cebehânemiz 118a var iken Türk askeri geldiği gibi hemân ol gece amân u zamân vermeyüp bize aslâ göz açdırmayup kal‘anın her tarafında güpe gündüz kat-ender-kat meterise girüp topa tüfenge bakmayup beşinci gün handak kenârına geldiler ve Yassı Tabya'yı aldılar ve kırk gündür kim çekdiğimiz derd-i belâ-yı mihnet [ü] serencâmı Hazret-i Îsâ ve Hazret-i Meryem Ana bilir. Ve hâlâ kal‘amızın der [ü] dîvârları kalmayup bayır bayır olup sokak sokak yollar oldu. Ve altı yedi kerre Türk yürüyüşler edüp birkaç kerre kal‘a içine bî-bâk ü bî-pervâ kudurmuş yılanlar gibi kal‘aya girüp her girişde beşer altışar yüz nefer Hıristiyanlarımız Türk yılanları sokdu ve kılıçları zehrinden bu kadar âdemlerimiz öldü ve bu kadar esîrlerimiz anlara gitdi ve kendiler bî-bâk ü bî-pervâ şikârların alup ordularında karâr etdi. Ve üç kerre Aktabya'mıza yürüyüş edüp almışlar iken anların ardları sıra imdâd göndermeyüp tabya üzre çıkanların ağızlarına Türk kılıçlar ile vurup ‘Gerüye dönün’ derler idi. Anlar da dönüp geri giderlerdi. Meğer yürüyüş etmeğe ve kal‘aya girmeğe Türk'ün rızâları yok idi. Meğer yürüyüş edüp kal‘aya girenler büyük Türk'ün haberi yok iken gelenler idi. Şimdi ise Türk dellâllar çağırdup ‘Yarın yürüyüşdür’ deyü bu kadar bin nerdübânlar hâzır etdiler. Nerdübânlara dahi ihtiyâc yeri komadılar. Her nereden olsa kaç kerre girdiler ve kaç kerre çıkdılar. Bu kal‘amızın bu gûne harâb olduğun gördünüz ve nice olacağın bildiniz. Geliniz imdi ırzımız ve ehl [ü] iyâllerimiz yerinde iken kal‘a üzre amân bayrağı dikelim ve Türk'den yarar âdemler rehinler alalım. Biz de anlara varalım ve kal‘ayı teslîm edelim. Sonra her birimiz bir yana gidelim. Görürsüz kim kırk günden berü bize bir imdâd gelmedi. Bu kadar çaşıtlar ve bu kadar feryâdcılar gönderdik. İmdâda gelenlerimizi de taşrada Türk kırdı. Hemân, ‘Amân ey güzîde-i asker-i Âl-i Osmân’ diyelim. Yüzümüz suyuyla Türk'e kal‘ayı vere ile verelim ve illâ yok derseniz yâ bugün ve yâ yarın bu Uyvar sahrâsında olan deryâ-misâl Türk askeri kal‘anın yıkık bayırlarından ve gördüğünüz hâzır nerdübânlardan cümle Türk bir kerre ‘Muhammed Muhammed’ deyü yürürler ve durun bilmezler ve bize amân vermezler. Cümlemizi Ciğerdelen ovasındaki gibi kırarlar. Siz bilirsiniz ve bu müşâvereye ne dersiniz, siz de söylen" deyüp başpapas hâmûş-bâş olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 117b–118a ·
metinde göster ·
… Ana bilir. Ve hâlâ kal‘amızın der [ü] dîvârları kalmayup bayır bayır olup sokak
sokak
yollar oldu. Ve altı yedi kerre Türk yürüyüşler edüp birkaç kerre kal‘a içine b …
"Bire cânım, bir kerre bizim Fargaçi kapudan zamânı Nemse çârnâsârı yedi kralın yedi kerre yüz bin askeriyle gelüp bu kal‘ayı yedi ay döğüp aslâ kal‘amızın yanına gelemeyüp meterise komayup top menzili alarkadan döğdü ve yedi aydan sonra kış geldi ve çâsâr hâ'ib ü hâsir gitdi. Bâ-husûs ol zamân kal‘amız yalın kat idi. Kal‘adan bir taş kopartmadan yıkılup gitdi. Şimdi ise kal‘amız sedd-i İskender iken ve içinde bu kadar askerimiz ve bu kadar yarar top u tüfengimiz ve bî-hisâb cebehânemiz 118a var iken Türk askeri geldiği gibi hemân ol gece amân u zamân vermeyüp bize aslâ göz açdırmayup kal‘anın her tarafında güpe gündüz kat-ender-kat meterise girüp topa tüfenge bakmayup beşinci gün handak kenârına geldiler ve Yassı Tabya'yı aldılar ve kırk gündür kim çekdiğimiz derd-i belâ-yı mihnet [ü] serencâmı Hazret-i Îsâ ve Hazret-i Meryem Ana bilir. Ve hâlâ kal‘amızın der [ü] dîvârları kalmayup bayır bayır olup sokak sokak yollar oldu. Ve altı yedi kerre Türk yürüyüşler edüp birkaç kerre kal‘a içine bî-bâk ü bî-pervâ kudurmuş yılanlar gibi kal‘aya girüp her girişde beşer altışar yüz nefer Hıristiyanlarımız Türk yılanları sokdu ve kılıçları zehrinden bu kadar âdemlerimiz öldü ve bu kadar esîrlerimiz anlara gitdi ve kendiler bî-bâk ü bî-pervâ şikârların alup ordularında karâr etdi. Ve üç kerre Aktabya'mıza yürüyüş edüp almışlar iken anların ardları sıra imdâd göndermeyüp tabya üzre çıkanların ağızlarına Türk kılıçlar ile vurup ‘Gerüye dönün’ derler idi. Anlar da dönüp geri giderlerdi. Meğer yürüyüş etmeğe ve kal‘aya girmeğe Türk'ün rızâları yok idi. Meğer yürüyüş edüp kal‘aya girenler büyük Türk'ün haberi yok iken gelenler idi. Şimdi ise Türk dellâllar çağırdup ‘Yarın yürüyüşdür’ deyü bu kadar bin nerdübânlar hâzır etdiler. Nerdübânlara dahi ihtiyâc yeri komadılar. Her nereden olsa kaç kerre girdiler ve kaç kerre çıkdılar. Bu kal‘amızın bu gûne harâb olduğun gördünüz ve nice olacağın bildiniz. Geliniz imdi ırzımız ve ehl [ü] iyâllerimiz yerinde iken kal‘a üzre amân bayrağı dikelim ve Türk'den yarar âdemler rehinler alalım. Biz de anlara varalım ve kal‘ayı teslîm edelim. Sonra her birimiz bir yana gidelim. Görürsüz kim kırk günden berü bize bir imdâd gelmedi. Bu kadar çaşıtlar ve bu kadar feryâdcılar gönderdik. İmdâda gelenlerimizi de taşrada Türk kırdı. Hemân, ‘Amân ey güzîde-i asker-i Âl-i Osmân’ diyelim. Yüzümüz suyuyla Türk'e kal‘ayı vere ile verelim ve illâ yok derseniz yâ bugün ve yâ yarın bu Uyvar sahrâsında olan deryâ-misâl Türk askeri kal‘anın yıkık bayırlarından ve gördüğünüz hâzır nerdübânlardan cümle Türk bir kerre ‘Muhammed Muhammed’ deyü yürürler ve durun bilmezler ve bize amân vermezler. Cümlemizi Ciğerdelen ovasındaki gibi kırarlar. Siz bilirsiniz ve bu müşâvereye ne dersiniz, siz de söylen" deyüp başpapas hâmûş-bâş olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 117b–118a ·
metinde göster ·
… rıyla doğru doğruya altı bin aded hatvedir. Ve bu dîvârların altı dâ’iren-mâdâr
sokak
sokak yollardır ve üzerleri dağlar gibi yığılı toprakdır. Anıniçün bu kal‘aya l …
El-hâsıl hemân bir kûh-ı azîmin ortasın delüp ve himmetü'r-ricâl ile oyup bir kal‘a etmişler. Hele makdûr-ı beşer değil bir kal‘adır kim dîvârı üstünden cirmi dâ’iren-mâdâr on bin adımdır, zîrâ dîvâr üzre tabyadan tabyaya eğri büğrü yürünmek ile on bin adımda kal‘ayı dolaşdım, ammâ taşra handak kenârıyla doğru doğruya altı bin aded hatvedir. Ve bu dîvârların altı dâ’iren-mâdâr sokak sokak yollardır ve üzerleri dağlar gibi yığılı toprakdır. Anıniçün bu kal‘aya lağım kâr etmedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 130b ·
metinde göster ·
… doğru doğruya altı bin aded hatvedir. Ve bu dîvârların altı dâ’iren-mâdâr sokak
sokak
yollardır ve üzerleri dağlar gibi yığılı toprakdır. Anıniçün bu kal‘aya lağım k …
El-hâsıl hemân bir kûh-ı azîmin ortasın delüp ve himmetü'r-ricâl ile oyup bir kal‘a etmişler. Hele makdûr-ı beşer değil bir kal‘adır kim dîvârı üstünden cirmi dâ’iren-mâdâr on bin adımdır, zîrâ dîvâr üzre tabyadan tabyaya eğri büğrü yürünmek ile on bin adımda kal‘ayı dolaşdım, ammâ taşra handak kenârıyla doğru doğruya altı bin aded hatvedir. Ve bu dîvârların altı dâ’iren-mâdâr sokak sokak yollardır ve üzerleri dağlar gibi yığılı toprakdır. Anıniçün bu kal‘aya lağım kâr etmedi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 130b ·
metinde göster ·
… râh yigirmi aded sokaklardır kim eğri büğrü yollar değillerdir. Her kankı taraf
sokak
başından bakılsa kal‘anın dîvârları nümâyândır.
Ve bu kal‘a içi cümle sadranc nakşı tarh olunup tûlen ve arzen şâhrâh yigirmi aded sokaklardır kim eğri büğrü yollar değillerdir. Her kankı taraf sokak başından bakılsa kal‘anın dîvârları nümâyândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 130b ·
metinde göster ·
… ın topa yedirelim" deyü balyemez toplarla bu kal‘ayı döğüp cümle der [ü] dîvârı
sokak
sokak olup gâzîler yürüyüş etmeğe cümle âmâde oldular.
Âhir-i kâr "Hemân cümle der [ü] dîvârların topa yedirelim" deyü balyemez toplarla bu kal‘ayı döğüp cümle der [ü] dîvârı sokak sokak olup gâzîler yürüyüş etmeğe cümle âmâde oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 134b ·
metinde göster ·
… a yedirelim" deyü balyemez toplarla bu kal‘ayı döğüp cümle der [ü] dîvârı sokak
sokak
olup gâzîler yürüyüş etmeğe cümle âmâde oldular.
Âhir-i kâr "Hemân cümle der [ü] dîvârların topa yedirelim" deyü balyemez toplarla bu kal‘ayı döğüp cümle der [ü] dîvârı sokak sokak olup gâzîler yürüyüş etmeğe cümle âmâde oldular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 134b ·
metinde göster ·
… Kâsım Paşa hânı ma‘mûrdur. Kapusu üzre bir mescidi var. Ve bu hân kapusu önünde
sokak
aşırı bir havz-ı azîminden cemî‘i musallîler tecdîd-i vudû‘ edüp cemî‘i devâbbâ …
Ve cümle üç aded hân-ı tüccârân-ı mücerredândır. Cümleden mükellef ü mükemmel çârsû içinde Sokollu Mehemmed Paşaoğlu Kâsım Paşa hânı ma‘mûrdur. Kapusu üzre bir mescidi var. Ve bu hân kapusu önünde sokak aşırı bir havz-ı azîminden cemî‘i musallîler tecdîd-i vudû‘ edüp cemî‘i devâbbât dahi âb-ı nâbından nûş edüp def‘-i atşân ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 143a ·
metinde göster ·
… ‘in sağ tarafında bir kubbe-i âlî içre sâhibü'l-hayrât Sinân Paşa medfûndur. Ve
sokak
aşırı Sinân Paşa sarâyına muttasıl Sinân Paşa oğulları bir kubbe-i âlîde medfûn …
Ve câmi‘in sağ tarafında bir kubbe-i âlî içre sâhibü'l-hayrât Sinân Paşa medfûndur. Ve sokak aşırı Sinân Paşa sarâyına muttasıl Sinân Paşa oğulları bir kubbe-i âlîde medfûnlardır. Ve bu şehrin cümle imârâtları Sinân Paşa'nın hayrâtı olup serâpâ kurşumlu binâlar bu şehr[i] dutmuşdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 145a ·
metinde göster ·
aşırı karşusunda yine Velî Beğ hânı ma‘mûr mihmân-sarây-ı mücerredândır, ammâ g …
Ve hamusu bir aded hândır kim Velî Beğ câmi‘inin sokak aşırı karşusunda yine Velî Beğ hânı ma‘mûr mihmân-sarây-ı mücerredândır, ammâ gâyet binâ-yı metîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 149a ·
metinde göster ·
… etmiş pâre balyemez topların su karşusundaki küffârlara urunca cümle küffârları
sokak
sokak ve bölük bölük niçe bini darb-ı topdan kelle paça olup yerleri dârü'l-bev …
Ve Yenikal‘a'nın cümle topların nehr-i Morava'nın karşu tarafına çevirüp nehrin kenârında kat-ender-kat olup âlem-i hayretde kalup duran küffârlara kal‘anın yüz yetmiş pâre balyemez topların su karşusundaki küffârlara urunca cümle küffârları sokak sokak ve bölük bölük niçe bini darb-ı topdan kelle paça olup yerleri dârü'l-bevâr oldu, ammâ sırr-ı Hudâ beri kal‘a içinde olan hâkimler kal‘anın feth olduğuna ve niçe bin küffârların bu yüzden gark-ı âb olduklarına hamd ü senâ etmeyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 188a ·
metinde göster ·
ve bölük bölük niçe bini darb-ı topdan kelle paça olup yerleri dârü'l-bevâr old …
Ve Yenikal‘a'nın cümle topların nehr-i Morava'nın karşu tarafına çevirüp nehrin kenârında kat-ender-kat olup âlem-i hayretde kalup duran küffârlara kal‘anın yüz yetmiş pâre balyemez topların su karşusundaki küffârlara urunca cümle küffârları sokak sokak ve bölük bölük niçe bini darb-ı topdan kelle paça olup yerleri dârü'l-bevâr oldu, ammâ sırr-ı Hudâ beri kal‘a içinde olan hâkimler kal‘anın feth olduğuna ve niçe bin küffârların bu yüzden gark-ı âb olduklarına hamd ü senâ etmeyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 188a ·
metinde göster ·
… ‘îl Paşa ve Zülfikâr Ağa ve İsmâ‘îl Alaybeği küffâra hamle etdiklerinde küffârı
sokak
sokak ve bölük bölük bölüp kassâb-ı ecel gibi küffârı kırarlardı.
Ammâ hakkâ ki İsmâ‘îl Paşa ve Zülfikâr Ağa ve İsmâ‘îl Alaybeği küffâra hamle etdiklerinde küffârı sokak sokak ve bölük bölük bölüp kassâb-ı ecel gibi küffârı kırarlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 21b ·
metinde göster ·
… şa ve Zülfikâr Ağa ve İsmâ‘îl Alaybeği küffâra hamle etdiklerinde küffârı sokak
sokak
ve bölük bölük bölüp kassâb-ı ecel gibi küffârı kırarlardı.
Ammâ hakkâ ki İsmâ‘îl Paşa ve Zülfikâr Ağa ve İsmâ‘îl Alaybeği küffâra hamle etdiklerinde küffârı sokak sokak ve bölük bölük bölüp kassâb-ı ecel gibi küffârı kırarlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 21b ·
metinde göster ·
… yândan bir topçu bulunmadı kim küffâra nâzır ve hâzır toplara âteş edüp küffârı
sokak
sokak ve demet demet edeydi, ammâ Allâh'ın rızâsı yok idi. Anıniçün bir topçu b …
Asker-i İslâma ne gûne gaflet ve telâş verdi kim ord[u]-yı İslâmda Âl-i Osmân'ın üç yüz pâre şâhî ve gayri gûne topları ve niçe yüz bin tüfengleri ve şâhî darbzen topları cümle zencîr ve taşlar ile ve saçma kurşumlar ile sıkılı durur. Cümle toplar karşu cânibde küffâra havâle toplar dururken bu kadar bin topçuyândan bir topçu bulunmadı kim küffâra nâzır ve hâzır toplara âteş edüp küffârı sokak sokak ve demet demet edeydi, ammâ Allâh'ın rızâsı yok idi. Anıniçün bir topçu bulunmadı. Hatta Sadrıa‘zam topçubaşıyı getirdüp meydân-ı siyâsete çökerdüp yine musâhibîn halâs etdiler, ammâ hamd-i Hudâ küffâr beri tarafa geçmediler. Türk'e bu bozulmak Allâh'dan oldu, bizden olmadı ve Allâh anları suya gark etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 22a ·
metinde göster ·
… bir topçu bulunmadı kim küffâra nâzır ve hâzır toplara âteş edüp küffârı sokak
sokak
ve demet demet edeydi, ammâ Allâh'ın rızâsı yok idi. Anıniçün bir topçu bulunma …
Asker-i İslâma ne gûne gaflet ve telâş verdi kim ord[u]-yı İslâmda Âl-i Osmân'ın üç yüz pâre şâhî ve gayri gûne topları ve niçe yüz bin tüfengleri ve şâhî darbzen topları cümle zencîr ve taşlar ile ve saçma kurşumlar ile sıkılı durur. Cümle toplar karşu cânibde küffâra havâle toplar dururken bu kadar bin topçuyândan bir topçu bulunmadı kim küffâra nâzır ve hâzır toplara âteş edüp küffârı sokak sokak ve demet demet edeydi, ammâ Allâh'ın rızâsı yok idi. Anıniçün bir topçu bulunmadı. Hatta Sadrıa‘zam topçubaşıyı getirdüp meydân-ı siyâsete çökerdüp yine musâhibîn halâs etdiler, ammâ hamd-i Hudâ küffâr beri tarafa geçmediler. Türk'e bu bozulmak Allâh'dan oldu, bizden olmadı ve Allâh anları suya gark etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 22a ·
metinde göster ·
Sadrıa‘zam ığmâz-ı ayn edüp var kuvveti bâzûya getirüp İbrâhîm Kethudâ'nın re’y-i tedbîriyle cümle guzâta ta‘âmlar bezl olup ziyâfetler olup cümle atlar dinlenüp bir gün bu sâhil-i Raba'da ikâmet fermân olunup asker-i İslâmdan bir sît u sadâ yok iken hemân üç yüz pâre toplara ve niçe bin tüfenglere bir fitîlden âteş edüp karşu tarafda âsûde-hâl duran kâfiri top gülleleri ve zencîr ve saçmalar demet demet ve sokak sokak edüp götü üzre oturur cân kalmayup küffârın bakıyyetü't-topları domuz topu olup ölülerini alup top menzilinden alarka gitdiklerinde cümle guzât tâ sabâha dak nehr-i Raba'da kalup gark olan şühedâları ve kemerlerin ve âlât-ı silâhların ve cemî‘i atların silâhların ve İsmâ‘îl Paşa ve Yeniçeri Ağası Sâlih Paşa ve İsmâ‘îl alaybeğinin ve gayri şühedâların na‘şelerin meydân-ı ma‘rekeden ve nehr-i Raba'dan çıkarup beri tarafda sâ’ir şühedâların yanında defn etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 22b ·
metinde göster ·
… âsûde-hâl duran kâfiri top gülleleri ve zencîr ve saçmalar demet demet ve sokak
sokak
edüp götü üzre oturur cân kalmayup küffârın bakıyyetü't-topları domuz topu olup …
Sadrıa‘zam ığmâz-ı ayn edüp var kuvveti bâzûya getirüp İbrâhîm Kethudâ'nın re’y-i tedbîriyle cümle guzâta ta‘âmlar bezl olup ziyâfetler olup cümle atlar dinlenüp bir gün bu sâhil-i Raba'da ikâmet fermân olunup asker-i İslâmdan bir sît u sadâ yok iken hemân üç yüz pâre toplara ve niçe bin tüfenglere bir fitîlden âteş edüp karşu tarafda âsûde-hâl duran kâfiri top gülleleri ve zencîr ve saçmalar demet demet ve sokak sokak edüp götü üzre oturur cân kalmayup küffârın bakıyyetü't-topları domuz topu olup ölülerini alup top menzilinden alarka gitdiklerinde cümle guzât tâ sabâha dak nehr-i Raba'da kalup gark olan şühedâları ve kemerlerin ve âlât-ı silâhların ve cemî‘i atların silâhların ve İsmâ‘îl Paşa ve Yeniçeri Ağası Sâlih Paşa ve İsmâ‘îl alaybeğinin ve gayri şühedâların na‘şelerin meydân-ı ma‘rekeden ve nehr-i Raba'dan çıkarup beri tarafda sâ’ir şühedâların yanında defn etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 22b ·
metinde göster ·
… r sayd edüp andan Çârsû câmi‘inin bu nehr-i Makla sol tarafından geçüp ve yassı
sokak
38a köprüsünden ve gayri taş cüsûrlardan ve ağaç kantaralardan geçüp ve Ilıca …
Bu kal‘a altından nehr-i Makla geçüp andan çârsû içre ve hânedânların şâhnişînleri altından geçerken herkes revzenlerinden ve gûnâ-gûn maksûrelerinden balıklar sayd edüp andan Çârsû câmi‘inin bu nehr-i Makla sol tarafından geçüp ve yassı sokak 38a köprüsünden ve gayri taş cüsûrlardan ve ağaç kantaralardan geçüp ve Ilıca kapusu dibinde yine demir pençereden taşra çıkup Beşli Çayırı nâm mahalden cereyân edüp kıble tarafına akarak nehr-i Tise'ye mahlût olur bir âb-ı hayât sudur, ammâ Eğre içre bundan lezîz kaynak ve kuyularda âb-ı kevser-misâl sular vardır. Ve bu Ilıca kapusu taşrasında nehr-i Makla üzre altı göz su değirmenleri, bunlar dahi vâcibü's-seyrdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 37b–38a ·
metinde göster ·
… i muvahhidân: Dükelisi otuz bir aded mahalle zâviyeleridir, ammâ cümleden Yassı
Sokak
mescidi ve Kethudâ mescidi (---)(---)(---)(---)(---)
Der-vasf-ı mesâcid-i muvahhidân: Dükelisi otuz bir aded mahalle zâviyeleridir, ammâ cümleden Yassı Sokak mescidi ve Kethudâ mescidi (---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 38a ·
metinde göster ·
Bu hâl üzre kal‘a içre bir sâ‘atde kâh şimâle ve kâh cenûba bizi
sokak
sokak gezdirüp ba‘dehu Beç kal‘asının cânib-i şimâlinde üç kat demir kapulardan …
Bu hâl üzre kal‘a içre bir sâ‘atde kâh şimâle ve kâh cenûba bizi sokak sokak gezdirüp ba‘dehu Beç kal‘asının cânib-i şimâlinde üç kat demir kapulardan taşra yine kütür kütür mehterhânemiz çalarak şehir içi güm güm öterek mezkûr kapudan taşra çıkup nehr-i Tuna üzre bir haşeb gemi direklerinden mebnî olmuş cisrden cümlemiz ubûr edüp Ada varoşunda paşayı konağına koyup cümle ağavâta ve altı aded kral vezîrlerine ki anlar bizi alay ile kulağız olup getirmişlerdi, anlara ve sultânzâdelere paşanın bir ziyâfet-i azîmi olmuşdur kim ta‘âmın misk ü amber râyihasından küffârın ve gayrilerin demâğları mu‘attar oldu. Ba‘de't-ta‘âm kraldan başkomsar ve Meykel tercümân gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 55a ·
metinde göster ·
Bu hâl üzre kal‘a içre bir sâ‘atde kâh şimâle ve kâh cenûba bizi sokak
sokak
gezdirüp ba‘dehu Beç kal‘asının cânib-i şimâlinde üç kat demir kapulardan taşra …
Bu hâl üzre kal‘a içre bir sâ‘atde kâh şimâle ve kâh cenûba bizi sokak sokak gezdirüp ba‘dehu Beç kal‘asının cânib-i şimâlinde üç kat demir kapulardan taşra yine kütür kütür mehterhânemiz çalarak şehir içi güm güm öterek mezkûr kapudan taşra çıkup nehr-i Tuna üzre bir haşeb gemi direklerinden mebnî olmuş cisrden cümlemiz ubûr edüp Ada varoşunda paşayı konağına koyup cümle ağavâta ve altı aded kral vezîrlerine ki anlar bizi alay ile kulağız olup getirmişlerdi, anlara ve sultânzâdelere paşanın bir ziyâfet-i azîmi olmuşdur kim ta‘âmın misk ü amber râyihasından küffârın ve gayrilerin demâğları mu‘attar oldu. Ba‘de't-ta‘âm kraldan başkomsar ve Meykel tercümân gelüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 55a ·
metinde göster ·
Ve bu kal‘anın dâ’iren-mâdâr etrâfında temeli altı serâpâ
sokak
sokak küçük kemerler ile yer altından kal‘ayı başdan başa niçe yüz sokaklar ile …
Ve bu kal‘anın dâ’iren-mâdâr etrâfında temeli altı serâpâ sokak sokak küçük kemerler ile yer altından kal‘ayı başdan başa niçe yüz sokaklar ile dolaşırlar. Ve ol temel sokaklarında azîm saçma topları âmâde durur kim hîn-i muhâsarada "Taşradan kal‘a altına lağım gelirse buluna" deyü temelde sokaklar edüp şeb [ü] rûz âdemler gezer. Ve temel içine taşradan âdemler girirse saçma toplara âteşler edüp yer altında ceng ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 56b ·
metinde göster ·
Ve bu kal‘anın dâ’iren-mâdâr etrâfında temeli altı serâpâ sokak
sokak
küçük kemerler ile yer altından kal‘ayı başdan başa niçe yüz sokaklar ile dolaş …
Ve bu kal‘anın dâ’iren-mâdâr etrâfında temeli altı serâpâ sokak sokak küçük kemerler ile yer altından kal‘ayı başdan başa niçe yüz sokaklar ile dolaşırlar. Ve ol temel sokaklarında azîm saçma topları âmâde durur kim hîn-i muhâsarada "Taşradan kal‘a altına lağım gelirse buluna" deyü temelde sokaklar edüp şeb [ü] rûz âdemler gezer. Ve temel içine taşradan âdemler girirse saçma toplara âteşler edüp yer altında ceng ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 56b ·
metinde göster ·
başında âdem kolu kalınlığı zencîrler hâzırdır. Her gece bu zencîrleri köşeden …
Ve her sokak başında âdem kolu kalınlığı zencîrler hâzırdır. Her gece bu zencîrleri köşeden köşeye gererler. "Hîn-ı muhâsarada düşman kal‘a içine atlar ile ve yayan yürüyüş etmesin" deyü bu zencîrleri gererler kim çârsû-yı bâzâr emîn ola.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 57b ·
metinde göster ·
sokak birer şâhrâha vâki‘ olup sâ‘atçiler ve kuyumcular ve kitâb basmacılar ve …
Ve her esnâf sokak sokak birer şâhrâha vâki‘ olup sâ‘atçiler ve kuyumcular ve kitâb basmacılar ve berberler ve derzilerin çârsûları eyle müzeyyendir kim gûyâ nakş-ı nigârhâne-i çîndir ve dahi sınâ‘ât-ı acîbe ve âlât-ı garîbe işlemede bî-nazîr esvâklardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 57b ·
metinde göster ·
birer şâhrâha vâki‘ olup sâ‘atçiler ve kuyumcular ve kitâb basmacılar ve berber …
Ve her esnâf sokak sokak birer şâhrâha vâki‘ olup sâ‘atçiler ve kuyumcular ve kitâb basmacılar ve berberler ve derzilerin çârsûları eyle müzeyyendir kim gûyâ nakş-ı nigârhâne-i çîndir ve dahi sınâ‘ât-ı acîbe ve âlât-ı garîbe işlemede bî-nazîr esvâklardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 57b ·
metinde göster ·