… olur. Bu niyyete el-Fâtiha" deyüp ba‘de't-tilâve-i Fâtiha cür’et edüp sağdan ve
soldan
tahta minâreye kurşum gelir, ammâ ne hâl ise Hazînedâr {Alî Çelebi}60b minâr …
Hakîr eyitdim: "Dokuz gündür Melek Ahmed Paşa bir vâkı‘a görüp Özü kal‘ası üzre kara kuşlar hâr-ı hâşâk taşıyup yuva yapmak isterler. Hemân kal‘adan bir âteş zâhir olup cümle kara kuşların kuyrukları ve kanatları yanup yere düşüp yuvarlanurlar dedi. İmdi ol vâkı‘a rû’yâ-yı sâliha-i Melek Ahmed Paşa'dır. Ol kara kuşlar işte bu kara başlı kâfirlerdir kim kal‘ayı alup yuva yapup milk edinmek isterler. Kal‘a içinden zâhir olan âteş işte bizim atdığımız kumbara âteşleridir kim cümle küffârı yakup kolları ayakları yanup kırıldılar. şimdi iş bitüp bu kal‘a inşâ’allâh dest-i küffârdan halâs olur. Bu niyyete el-Fâtiha" deyüp ba‘de't-tilâve-i Fâtiha cür’et edüp sağdan ve soldan tahta minâreye kurşum gelir, ammâ ne hâl ise Hazînedâr {Alî Çelebi}60b minârenin zirve-i âlîsine çıkup cânib-i şimâldeki mukaddem gelen kâfirlere bakdık. Topların çeküp kayıkların yükledüp gitmek sadedlerinde, ammâ elime dûrbînim alup yıldız cânibi tarafına bakdım. El-azametullâh bir kara nahır gibi kara kura domuz sürüsü gibi bir kâfir askeri tarfetü'l-ayn içre kal‘a altına gelüp iki üç bin araba ve topları ve cebehâneleri ve zahîreleriyle tahmînen on bin kâfir var gelüp Küçük Hasan Paşa kal‘ası kurbunda yanan varoş içre siperlenüp kondukları ân cenge âhenk etmeğe başlayup cümle arabaların kal‘a altındaki meterislerine getürürken beş pâre kal‘alardan yine bunlara eyle toplar {urdular} ve anlar da kal‘aya bir yaylım kurşumlar{dan sonra} henüz gelen seksen pâre şâhî topları kal‘aya eyle urdular kim tarafeynin sadâ-yı top-ı kûpından ve keferelerin Yajuj'ından ve ümmet-i Muhammed'in Allâh Allâh'ından sadâ-yı gülbâng-ı Muhammedî cihânı doldurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 60a–60b ·
metinde göster ·
Bir hayli yakın gelüp bir alabanda top urup gemiyi sağ ve
soldan
geçüp aslâ zarar isâbet etmeyüp üç kalyon limandan taşra lenger bırağup yatdıla …
Bir hayli yakın gelüp bir alabanda top urup gemiyi sağ ve soldan geçüp aslâ zarar isâbet etmeyüp üç kalyon limandan taşra lenger bırağup yatdılar. Hakîr ve İbrâhîm Efendi firkateden taşra çıkup secde-i şükür edüp cümle eşyâlarımız ve atlarımızı gemiden çıkarup "Bin altmış târîhinde Kıbrıs cezîresin gördüğümüz kifâyet eder" deyüp Akliman'dan esb-i sabâ-reftârlarımıza süvâr olup Y 149b 4 sâ‘at,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y149a–Y149b ·
metinde göster ·