… trâfında yetmiş altı pâre ma‘mûr kal‘a-i metîn var idi. "Cümlesinde on altı bin
soltat ve
murtat cunûd-ı cünübü vardır" deyü Gümrük Emîni Alî Ağa efendimize haber geldi. …
Evvelâ gazâ-yı cezîre-i Girid: Sene (---) târîhinde Sultân İbrâhîm Hân'ın Dârü's-sa‘âde ağalarından Mu‘tak olan Sünbül Ağa nâm ankâ-yı zî-şân, beş Mısır hazînesiyle ve elli aded muhassine cevârîler ve niçe âftab gulâm-ı mihbânlar ve kırk aded "es-sâfinâtü'l-ciyâd" makûlesi küheylân atlar ile pâdişâh-ı Cem-cenâb İbrâhîm Hân'dan {Ağa-yı mezbûr} âzâd u me’zûn olup İbrâhîm Çelebi nâm bir re’îs-i mellâhın altı kat anbarlı karavana kalyonuna cümle metâ‘ın üç ayda doldurup beş yüz tevâbî‘-i pür-silâhı ve üç yüz aded sâ’ir tüccâr ve iki yüz keştîbân ve Mısır'a menfâ Esîrî Mehemmed Efendi tevâbi‘iyle cümle bin üç yüz aded ibâdullah ile rûz-ı cum‘ada Beşiktaş nâm mahalde mütevekkilen-ala'llâh deyüp bâdbânların küşâde kılup top u tüfenk şâdmânları ederek cânib-i Mısr'a revâne oldular. Hikmet-i Hudâ (---) cezîre kurbunda altı pâre Malta küffârı kadırgalarına râst gelüp bir gün bir gice ceng-i azîm edüp sademât-ı topdan kalyon içre olan atlar boşanup guzât-ı müslimîne atlar dahi bir şaşkınlık verüp yine bu hâl ile mücâhidîn ceng [ü] savaş-ı perhâş edüp limân hevâda kalyon rûy-ı deryâda karadağ gibi kalup altı aded kadırga-i menhûs kalyonun yemîn ü yesârından döke döke kalyonun direği ve kıçı isa başı ve dümeni gidüp bî-cenâh kaldı ve içinde olan guzât-ı müslimînden ancak iki yüz âdem kalup cümle darabât-ı top-ı kûpden şehîd oldular. Hemân kalyon sâhibi İbrâhîm Çelebi dal-satûr-ı Muhammedî olup Kızlar Ağası Sünbül Ağa'ya hıtâben "Bre mel‘ûn Arab, ben sana kâfir vardır, gemiye atlar komayalım ve cebehâne ziyâde alalım ve küffârın bir hoş haberin alup çıkalım ve bu kadar yüklü gemi ile deryâya niçe çıkalım, dedim. Sen emr-i şerîf alup beni bu hâl ile küffâra uğratdın" deyü Kızlar Ağasına bir tîğ urup kellesin galtân edince hemân Kızlar Ağasının tevabî‘leri İbrâhîm {Çelebi üzre} ol sâ‘at kılıç üşürüp pâre pâre ederler. Küffâr bu hâli görüp altı pâre kadırga-i menhûs ile kalyonun cânib-i erba‘asına sarılup derhâl kalyon içre soltat-ı kefereyi döküp üç sâ‘at dahi kalyon içre ceng edüp âhir-i kâr küffâr-ı hâk-sâr kalyonu ahz [u] kabz edüp içinde olan cümle ümmet-i Muhammed'i ve Esîrî Mehemmed Efendi'yi esîr edüp kayd-bend edüp kalyonu altı pâre Malta kadırgası yedeğe alup doğru Hanya limanına götürüp lenger-endâz oldular. Kâmil bir ay liman-ı Hanya'da meks edüp cemî‘î mal [u] menâl [u] metâ‘ı ve cümle küheylân atları ve nûr-misâl duhter-i pâkîze-ahterleri ve mahbûb gılmânları gemiden taşra çıkarup kal‘a-i Hanya'da bey‘ u şirâlar edüp cümle duhterlerin bekâretin izâle edüp bu kadar fezâhat ederler. Ba‘zı âkıbet-endîş papas ve bıtrîk ve kıssîs ruhbânlar eydür "Vay biz bu Osmânlı kalyonun ve kızları ve atların bu şehrde görmemek gerek idik. Şimden gerü bu cezîre elden gitdi. Zîrâ kitâbımızda eyle yazar kim bu cezîre-i Girid'e Osmânlı kalyonu gele ve atları gele ve kızları gele ardı sıra Türk gelüp gemisine ve atlarına binüp kızlarıyla cimâ‘ edüp bu cezîrede mülk edinüp evlâd sahibi ola" deyü Çalıpapaslar böyle deyü feryâd ederler. Ba‘zı küffâr bu cevâbları papaslardan istimâ‘ edüp niçe bin küffâr birer bahâne ile cezîrelerinden firâr edüp gayrı diyârlarda karâr ederler. Ol asrda cezîre-i Girid içre dörd kerre yüz bin Urum re‘âyâsı var idi. Ve cezîrenin cânib-i etrâfında yetmiş altı pâre ma‘mûr kal‘a-i metîn var idi. "Cümlesinde on altı bin soltat ve murtat cunûd-ı cünübü vardır" deyü Gümrük Emîni Alî Ağa efendimize haber geldi. Ba‘dehû bu Kızlar Ağası kalyonunun bu gûne ahvâl-i pür-melâli böyle olduğu sa‘âdetlü pâdişâha mün‘akis olunca fi'l-hâl Venedik balyozun Dîvân-ı Pâdişâhîye da‘vet edüp "Bre bî-dîn mel‘ûnlar, niçün sulha mugâyir iş işleyüp limanınıza bizim gemilerimiz alan düşmanları, gemilerimiz ile limanlarınıza 269a kodunuz. Ecdâd-ı ızâmım Süleymân Hân sulhu böyle midir?" deyince balyozlar ve konsoloslar ve konçoloz huzûr-ı pâdişâhîde zemîn-bûs edüp eyitdiler: "Pâdişâhım! Ahidnâme-i mîsâkımızda böyledir kim sizlerin donanması dahi sâ’ir kefere krallarının gemilerin alup limanımıza girse müsâfirdir, deyü ri‘âyet edüp limanımıza koruz. Yohsa biz ahid-şikenlik edüp hâşâ sümme hâşâ kızlar ağanız gemisiyle almış olayız. Bu habâseti edüp limanımıza giren Malta küffârıdır. Biz dahi anlardan âciziz" deyüp ser-ber-zemîn etdiler. Pâdişâh-ı cem-haşmet buyurdular kim "Ya biz Malta üzre gazâ edersem, bana gemiler verüp imdâd eder misiz?" dedikde "Cân-baş üzre hizmet edüp üç yüz pâre gemi verelim, asker ve cebehâne ve zahîre sizden, gemiler vermek bizden" deyüp ser-ber-zemîn etdiler. Andan cümle balyozlara hil‘at-i fâhireler giydirilüp hâb-ı hargûş verdiler. Ba‘dehû,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 268b–269a ·
metinde göster ·
Evsâf-ı cezîre-i ma‘den-i zeheb-i kibrît ya‘nî cezîre-i Ikrît : Hemân cezîre-i Girid'in şimâlî cânibinde kal‘a-i Todori nâm kal‘anın mukâbelesinde süd-limân hevâda cümle keştîler lenger-endâz olup tarfetü'l-ayn içre taşra asker döküp ve iki pâre kolomborna toplar ve gayrı cebehâne ve mühimmâtlar çıkarup sepet-i siperler sürüp kal‘ayı cümle guzât-ı müslimîn muhâsara edüp iki sâ‘at cenge tahammül etmeyüp içinde olan soltat ve murtât kefereler haçlı peykerlerin ser-nigûn edüp vakt-i fecrde papasları taşra çıkup serdâr-ı mu‘azzama vere ile miftâhların teslîm idüp içinde olan kefereler firkatelerine süvar olup seg-ber-cehennem Çuka cezîresine gitdiler. Hemân kal‘ayı kabza-i tasarrufa alup limanına gemileri çeküp ol 271a mahalde gemileri hıfz içün leb-i deryâya siperler ardına balyemez toplar koyup Karaman eyâletiyle Adana eyâletin muhâfazacı koyup ân-ı sâ‘atde cümle donanma kal‘a-i Hanya'ya muttasıl Nazarta nâm limana lenger bırağup cümle pür-silâh askeri hayme ve hargâhlarıyla ve yetmiş pâre balyemez top ve kırk aded kolomborna top ve iki yüz aded şâhî darbzen topları mühimmâtlarıyla taşra çıkarup cümle asker-i deryâ-misâl topları çekerek kal‘a-i Hanya bir top menzili ba‘îd gitmede, beri tarafda Nazarta limanı beş rûzgârdan emîn olmağıla cümle donanmayı anda yerleşdirüp cümle Cezâyirli ve Tunus ve Tarabuluslu ve cümle yetmiş pâre kadırga ile deryâ beğleri deryâya alarka olup volta urup deryâyı muhâfaza etmeğe me’mûr oldular. Andan sâ’ir şayka ve karamürseller dahi cümle mühimmât [u] levâzımâtların kenâr-ı limana döküp eyâlet-i Sivas bu limanın hıfz [u] hırâsetine me’mûr oldular. Bu liman Hanya kal‘asının cânib-i garbîsinde Nazarot limandır. Ammâ hamd-i Hudâ suhûletle kabza-i teshîre alındı. Bu liman Mora cezîresindeki Kabaca Burnu'na altmış mil karîb olmağıla ibtidâ Todori kal‘ası ve bu liman feth oldu kim karşu Mora tarafından imdâd-ı asker geçmek âsândır. Ve bu Nazarata limanının leb-i deryâsına ve liman ağzına azîm tabyalar çatup içine mefret balyemez toplar koyup limanda yatan gemileri hıfz [u] hırâset ederdi. Ve deryâda yigirmişer otuzar mil alarka karavullar firkateleri gezerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 270b–271a ·
metinde göster ·
cümle bî-dîn kaltabanları ol cengde hâk-i yeksân olup "Küllü şey'in yerci‘u ilâ …
Hemân Tatar bir kerre "Dönek batırlar" deyince el-azametullâh Macar küffârı taburdan da çıkmış bulunup meydânda kalup köpek cengine başlayup kâmil bir sâ‘at-i nücûmî hücûm-ı ikdâm-ı tâm ile bir âlî ceng-i perhâş ve bir Rüstemâne savaş ve bir dilîrâne uğraş olmuşdur kim Âl-i Cengiz Hân ve Hülâgu Hân ve Timur Hân ve Tohtamış Hân ve Suyuncı Hân ve Mengli Giray Hân'dan berü böyle ceng [u] cidâl ve harb [u] neberd-kıtâl olmamışdır. Hattâ küffârın meydânda nâmdâr kapudanları cenge yarar Nemse soltatları ve cümle bî-dîn kaltabanları ol cengde hâk-i yeksân olup "Küllü şey'in yerci‘u ilâ aslih"e vâsıl olup yerleri derk-i esfel oldu. Ve bakıyyetü's-seyfi ortaya alınup topa tutulmuş maymuna ve oka tutulmuş hınzîrlara döndüler. Ve ol kadar benî Âdem katl olundu kim dem-i benî Âdem dem nühûr-misâl cereyân edüp hayâtda olanları Arapça deyü ricâ ederlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 44a ·
metinde göster ·
… ‘a edüp limanın tathîr edüp her yerin istihkâm üzre eyle amâr edüp içine on bin
soltat ve
murtat-ı küfrât ile mâl-â-mâl edüp mülkiyyet üzre zabt edüp amân ile kal‘ayı kâ …
Ba‘dehû sene (---) târîhinde Boğazhisâr'da Sarı Ken‘ân Paşa kapudan paşa iken Venedik donanması Boğazhisârlar önünde Âl-i Osmân donanmasın bozup ol sene bu Bozcaada'ya Venedik küffârı istîlâ edüp ol kadar ma‘mûr u müzeyyen ve metîn kal‘a edüp limanın tathîr edüp her yerin istihkâm üzre eyle amâr edüp içine on bin soltat ve murtat-ı küfrât ile mâl-â-mâl edüp mülkiyyet üzre zabt edüp amân ile kal‘ayı kâfire veren cebeciyi ve yeniçerileri ve yeniçeri ağası (---) ağayı ve muhâfız olan Abaza Ahmed Paşa'yı gemilerle Âsitâne'ye gönderüp bunlar Der-i devlet'e geldiklerinde cümle bu Bozcaada'yı kâfire verenleri kılıçdan geçirüp bizzât Köprülü Mehemmed Paşa karadan donanma-yı hümâyûn deryâdan Boğazhisâr'a varup bir gecede me’kûlât ü meşrûbâtlar ile üç bin yiğidi Köpürlü Bozcaada'ya döküp ardı sıra Kazdağı tarafından üç bin serdengeçdi dahi imdâd döküp ve biri biri ardı sıra zahîre ile asâkir-i 92a İslâm Bozcaada'ya vardıkda (---) gece ceng-i azîm olup hâh-nâ-hâh sene (---) târîhinde Sultân Mehemmed Hân-ı Râbi‘ asrında be-dest-i Köpürlü Vezîria‘zam Mehemmed Paşa Bozcaada feth olup ol günlerde bizler dahi Melek Ahmed Paşa efendimiz eliyle Özü kal‘asında yedi gün yedi gece ceng-i azîm edüp Özü kal‘asın Kazak-ı Ak mel‘ûnlarından halâs edüp müjde Köpürlü'ye Bozcaada altına gelüp Köpürlü şâd olup "Hamd-i Hudâ bir ayda iki {kal‘a} feth oldu" buyurmuşlar. Ba‘de'l-feth Köpürlü Bozcaada'yı ol kadar amâr etmiş kim hâlâ misâl-i Kahkaha'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 91b–92a ·
metinde göster ·
… yine ol bî-dîn kapanup cünd-i cünüb-ı Hırvad ve hoyrâtdan üç bin aded tüfengli
soltat ve
murtat ve Nemçe ve Leh ve İşpaniye kefereleri ile kapanup şeb [ü] rûz ceng-âşûb …
Mukaddemâ sene-i sâbıkda mahsûr olan kapudanı Luşancı nâm la‘în yine ol bî-dîn kapanup cünd-i cünüb-ı Hırvad ve hoyrâtdan üç bin aded tüfengli soltat ve murtat ve Nemçe ve Leh ve İşpaniye kefereleri ile kapanup şeb [ü] rûz ceng-âşûb ederlerdi, ammâ ehl-i İslâm ümerâsı bir mertebe cengâverlikler ve bir mertebe dilâverlikler edüp küffâra bir ân göz açdırmayup top u tüfengleri perrân ederlerdi ve her fetâlar dal kılıç olup rahnedâr yerlerden girmeğe acele ederlerdi. Hattâ Serdâr Ahmed Paşa'nın bir yürüyüşde altında bir atı top ile urulup der-akab bir gayrı ata süvâr olup yürüyüşden kalmaz, tâ bu mertebe cür’etler eder, ammâ her gün yüz ve yüz elli aded guzât-ı müslimîn câm-ı şehâdeti nûş edüp yine mahlûlâtların serdengeçdi gâzîlerine ihsân edüp guzât-ı müslimîni cenge terğîb ederdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 117b ·
metinde göster ·
Hemân cemî‘i küffârın sağîr ü kebîri ve avret ve oğlanı ve beğleri ve
soltat ve
murtat ve 152a hoyratları pür-silâh olup cümle kâfirlerin ellerinde ikişer ad …
Hemân cemî‘i küffârın sağîr ü kebîri ve avret ve oğlanı ve beğleri ve soltat ve murtat ve 152a hoyratları pür-silâh olup cümle kâfirlerin ellerinde ikişer aded bal mûmları yakup cihânı çerâğân edüp bizim sâkin olduğumuz hâne önünde gürûh gürûh geçerlerken biz dahi mu‘tâdları üzre üzerimize kapanan pençerelerin deliklerinden seyr [ü] temâşâ edüp bir gırîv ü feryâd ederek,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 151b–152a ·
metinde göster ·
… âdları evce peyveste olup ba‘zı Yahûdî ve ba‘zı Urûm ve Ermeni ve Acem evlerine
soltatlar ve
cellâdlar girüp ve çıkup ve gürûh gürûh ve aşağı ve yukaru seğirdüp cümle evler …
"Bire koma gitdi ve vardı ve geldi ve kaşdı" deyü feryâdları evce peyveste olup ba‘zı Yahûdî ve ba‘zı Urûm ve Ermeni ve Acem evlerine soltatlar ve cellâdlar girüp ve çıkup ve gürûh gürûh ve aşağı ve yukaru seğirdüp cümle evlere, hattâ bizim konaklarımızın pençerelerine dahi taşlar urup,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 152a ·
metinde göster ·
… ir şey olmayup ancak bir müfîd ü muhtasar kenîse ve deve damları gibi uzun uzun
soltat ve
murtat odaları ve Kanije tarafına ancak bir kapusu var idi, ammâ nehr-i Morava …
Hulâsa-i kelâm bu kal‘a feth oldu, ammâ dahi nev binâ olmağile içinde aslâ çârsû-yı bâzâr ve imâretden aslâ bir şey olmayup ancak bir müfîd ü muhtasar kenîse ve deve damları gibi uzun uzun soltat ve murtat odaları ve Kanije tarafına ancak bir kapusu var idi, ammâ nehr-i Morava tarafında aslâ der [ü] dîvârdan bir alâmet yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 188a ·
metinde göster ·
… u gibi tortop olup onar onar yayaları birbirlerine zencîrler ile bağlanup cümle
soltat ve
mortatları yap yap gelüp cümle topları bu bağlı piyâdelerin ardları sıra zencîr …
Karşu tarafdan dahi kırk elli alay küffâr taburlarından çıkup domuz sürüleri gibi sürü sürü ibtidâ piyâde tüfenglisi bayraklarıyla ve haçlı papaslarıyla meydâna çıkup taburları yanında durdular. Andan elli pâre topların taşra meydâna çıkarınca taburun yedi kapusundan cümle küffâr birbirlerine tirkeşüp nahır sürüsü gibi reme reme taburdan çıkup luturyânî boruları ve torompete ve erganon ve nâkûs ve tabl mizmerâtlarların çalarak ve ba‘zı küffârlar ellerinde kılıçlarıyla hora depüp oynayarak ve papasları İncîl okuyarak ve kimisi yırlayarak bir alay mest [ü] medhûş sarhoş Mesköv kâfirleri ve Çeh ve Leh ve Kazak-ı âk fâcirleri dûzah-karâr olmağa karârları kalmayup hınzîr topu gibi tortop olup onar onar yayaları birbirlerine zencîrler ile bağlanup cümle soltat ve mortatları yap yap gelüp cümle topları bu bağlı piyâdelerin ardları sıra zencîrler ile bağlayup ale't-tertîb durmuşlar ve cümle kefereler sahrâyı mâl-â-mâl etmişler. Ve cünûd-ı cünüb-i küffârlar domuz gibi suyun bataklığına arka vermişler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 115a ·
metinde göster ·
… üzre kal‘a içinden bizim tarafa firâr edüp İslâm ile müşerref olanlar ve gayri
soltat ve
mortatlar ve beğzâdeler ve pür inâdlardan "Cümle bin tokuz yüz yigirmi aded küf …
Ve ba‘de'l-feth küffârların rivâyât dirâyâtları üzre kal‘a içinden bizim tarafa firâr edüp İslâm ile müşerref olanlar ve gayri soltat ve mortatlar ve beğzâdeler ve pür inâdlardan "Cümle bin tokuz yüz yigirmi aded küffârlar taşra firâr edüp size çıkmışlardır" deyü Sadrıa‘zama böyle defter verdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 309a ·
metinde göster ·
mortat odaları olduğundan mâ‘adâ yigirmi adım enli bu tabya üzre derin handakı …
İçinde iki yüzden mütecâviz soltat ve mortat odaları olduğundan mâ‘adâ yigirmi adım enli bu tabya üzre derin handakı var. İçerisi niçe kerre yüz bin âlât-ı hıyel [ü] mekr-i şeytânat ile memlû olup handakın iki cânibi kenârlarında niçe kerre yüz bin şaranpav direkleri ve domuz damları, bunlardan mâ‘adâ yerleri meydân-ı azîmler olup Acem vilâyeti tarzı çevgân oynayacak niçe (yerleri) boş yerleri var.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 310b ·
metinde göster ·