İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

solu*

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
152
isabet
148 cümle/beyitte
56,3
milyonda
tüm derleme göre
2
eserde geçiyor
26
farklı biçim
29 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi14860,5
Kutadgu Bilig454,4

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bağlamlar 1–50 / 152

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“solu*” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
KB 789 üçünçi oŋuŋdın negü ol şeker / soluŋdın uraġun ne ol bu saŋar
KB 917 bu eḍgü oŋ ol kör isizlik bu sol / soluŋdın tamu ornı uştmah oŋ ol
KB 2374 ınanur erig ḳılġıl öŋdün kiḍin / oŋuŋdın soluŋdın bir ança aḍın
KB 4059 ḳıya baḳma anda solun ya oŋun / özüŋ eymenü tur eşit söz ögün
EÇS I 7a Ve bu mihrâbın sağındaki Hazret-i Ebûbekir ve Hazret-i Ömer'dir. Ve mihrâbın solunda Hazret-i Osmân ve Hazret-i Alî'dir. Ve mihrâb önündeki külâhlıca âdem Hazret-i …
EÇS I 7a … {Risâlet'in} dünyâ ve âhiret karındaşı Hazret-i Veys el-Karanî'dir. Ve câmi‘in solunda dîvâr dibinde siyâh-çerde âdem senin pîrin Hazret'in mü’ezzini Bilâl-i Habeşî'd …
EÇS I 7a … e, yüzünde nikâbıyla, elinde asâsıyla, belinde kılıcıyla, sağında imâm Hasan ve solunda imâm Hüseyin ile zâhir olunca mübârek sağ pâ-yı şerîflerin câmi‘-i münevver içr …
EÇS I 43a Ve câmi‘in solunda (---) sütûn üzre bir hünkâr ma‘bedhânesi vardır. Bunda dahi İbrâhîm Hân müzehhe …
EÇS I 183a … irlerin kovarak kimi hevâya çıkar, kimi ener ve yine çıkar ve gâh sağına ve gâh soluna ber-hevâ gezerler. Bu dahi garîb ü acîb ma‘rifet idi.
EÇS II 252b–253a … çalınınca (---) (---) hammâmından beş dâne uryân âdemler arak-âlûd olup har har soluyarak balık kayığına cân atup bellerindeki peştemâllarına balığı doldurup avret yerle …
EÇS II 268a … bahr-i azîm olup Bahr-i siyâha Kili Kal‘ası önünde ve Tulça Kal‘ası dibinde ve Soluna Boğazı'nda ve Karaharman Boğazı'nda ve Hızır-İlyâs Boğazı'nda, bu beş yerde Kar …
EÇS II 277b Evvelâ nâhiye-i Etrâfşehir ve nâhiye-i Gökçesu ve nâhiye-i Sazak, Gerede yolu solundadır ve nâhiye-i Dörd(ler) dîvân ve nâhiye-i Yağlıca (---). Kadısına senevî beş bin …
EÇS II 309b … sarây kurbunda şâh darbhânesidir kim Abbâsî ve bisitî kesilir kim hân sarâyının solundadır . Ve Yayla kapusundan taşra varoş-ı azîme Eskişehir derler. Hân ve câmi‘ ve çârs …
EÇS II 330a–331b … kde Seydî Paşa ve Bâkî Paşa at üzre selâmın alup Seydî Paşa sağına ve Bâkî Paşa soluna geçüp alay-ı azîm ile Gönye kal‘ası altına gelindikde kal‘anın burc [u] bârûlar …
EÇS II 333a–333b … a otak kapusuna dek piyâde istikbâle çıkup birbirini bağrına basup Bâkî Paşa'yı soluna , Seydî Paşa'yı sağ cânibine alup meks etdiler. Ve Ketağaç Paşa ve sâ’ir mîr-i l …
EÇS II 340a … ahi musanna‘ ve metîn demir kapulardır. İbtidâki kapunun iç yüzünde, sağında ve solunda birer tuç toplar vardır kim ikisi dahi vâcibü's-seyr toplardır. Her birinde bir …
EÇS III 6a … doğdu bürâderi nâhun-dırâz olur. Ya‘nî kırmızî parmak bürâder evren-misâl olup soludukça büyük olur.
EÇS III 31a … di gâzîlerinden cümlesin gök demire müstağrak edüp cümlesinin atlarının gemleri soluklarına birer zirâ‘ yeşil dârâyî bağlayup ve cemî‘i esb-süvârların başlarında yine bire …
EÇS III 31b … fasılları ederek bu deryâ-misâl asker içre ol izdihâmda piyâde giderek har har solur .
EÇS III 58a … e mâhîler nümâyân olup kanları akarak ve ciğerleri çıkarak gelüp kimi ölür kimi solur kimi eski eşin bulur ve kimi ölmeden halâs olup za‘îf ve nahîf gezerler. Aceb h …
EÇS III 118a … re gûyâ bir cezîre gibi kalır. Bu kal‘a kapusuna taşradan içre girerken kapunun solunda kemer altında bir azîm gürz-i pehlivânî maslûbdur. Ve sağ tarafında handak üzre …
EÇS III 118b mazmûnu içre bu solugan delikleri garîb u acîb temâşâgâh yerlerdir. Ammâ yanına varılıp mâhîler aslâ sa …
EÇS III 133a–133b … gün şehir içre ne kadar yüz kelb var ise cümlesi bir nefesden uluyarak seğirdüp soluyarak bu Tahtalkal‘a meydânına gelüp kelbler sakka kuşuna hücûm etdiler. Hemândem mür …
EÇS III 143a … r'dan çıkup Erdel diyârının Husvar kal‘ası ve Kaşa sahrâsı ve Budin serhaddinde Soluk kal‘ası ve Segedin kal‘ası altından ubûr edüp cânib-i kıbleye cereyân ederek ka …
EÇS III 177b–178b … shâne-i âmireye başdarde gönderüp kendüsü efendimiz Melek Ahmed Paşa'ya har har soluyarak gelüp "Sultânım gördün mü bu hâli meğer İpşir Paşa sekbân u sarıcaya Üsküdar'da …
EÇS IV 212b–213a … sından hâsıl olan kül zemîne düşüp akrep oldu. Bağırsakları gubârı zemîne düşüp solucan oldu. Ciğer-i hâkisteri buzağı dişi oldu. Yüreği 213a külü zemîne düşüp kerte …
EÇS IV 221b … âr pâsı gûyâ nâne çöpü olmuş, cemî‘i üstühânları birer birer sayılır. Sağına ve soluna serâsime olmuş sarhoş gibi yürür ve elmacık ta‘bîr etdikleri kemiklerine ikişer …
EÇS IV 221b … d gibi güzer edüp gerü hân askeri içine girdi. Hemân herîfin yanına vardım, atı solur mu deyü atının yüzüne gözüne bakdım, ne gözünde nûr var, ne solur ve ne durur. …
EÇS IV 221b … a vardım, atı solur mu deyü atının yüzüne gözüne bakdım, ne gözünde nûr var, ne solur ve ne durur. Hemân raks edüp çöm çöm çömrüdür. Ammâ bu esb-i lâğara im‘an-ı naz …
EÇS IV 223a … -ı Dehdîvân ile kûh-ı Âvîh mâbeyninde bir vâsi‘ sengistân uz içinde Âvîh deresi solunda ve İskender deresi sağında bu nehreyn-i zülâleyn bir yere mahlût olduğu mahalde …
EÇS IV 232a … ra süzülüp rimâl üzre şiddet-i hârda âfitâba karşu yatup çörek çörek oldu. Ammâ soludukça büyümede ve gözleri meş‘al gibi şu‘le vermede ve dendânları fil dişi kadar olma …
EÇS IV 232a … işleri ve niçe hokkalarda hayâtda kara sülük ve çıyan ve domuzlan böceği ve yer solucanı ve iri karıncalar ve kutularda diri yılanlar ve akrepler ve sümüklü böcekler, V …
EÇS IV 263b … beği sağ çarhacı ve Van askerinin sağ kol cümle sağında ve solkol askeri cümle solunda ve sâ’ir ümerâlar me’mûr olduğu kollarında ve Bârgîrî beği ve Bâyezîd beği gerü …
EÇS IV 267b–268a … ulunun (---) aded sağ kolu paşanın sağında ve sol kolu cümle (---) aded paşanın solunda âmâde durdular ve yigirmi yedi sancak asker Paşa'nın yemîn [ü] yesârında âmâde …
EÇS IV 269b … Hemân Paşa Yûsuf Kethudâ'yı üç bin paşalıya serdâr edüp, "Her bahâdır atlarına soluk gemlerine birer beyâz makrame alâmet assınlar ve cümle paşalı destârlarının iki …
EÇS IV 375a … ısı var. Hemân yemîn-i Yûnus Nebî nâmıyla altındaki taş sağına ve üstündeki taş soluna deverân edüp rakîk dakîk hâsıl ederdi ve bu tahhândan "Yâ Ganiyy-i Muğnî!" sadâ …
EÇS IV 394a Ve Veyl-i cahîmde ismi Kenes'dir ve iyyâ deyü bir soluk alup durup ke-nesta‘în demeye ve iyyâke nesta‘în deye.
EÇS IV 402a … ‘îfdir ammâ rûhâniyyetli münevver câmi‘dir ve Hazret-i Yûnus bu câmi‘ün mihrâbı solunda bir perdeli bâb-ı mu‘allâdan içeri girdikde on bir kademe taş nerdübândan aşağı …
EÇS IV 404b … -i şerîfi müceddeden vâsi‘ edüp kabr-i şerîf-i Hazret-i Yûnus'u câmi‘in mihrâbı solunda bir perdeli kapudan içeri girüp on bir ayak taş nerdübân ile enilir bir kabr-i …
EÇS IV 405a … da safrâ ve sevdâ ve balğam ve sâ’ir ahlâtı cümle mahv edüp batn-ı insânda olan solucanları cümle kırup tahtânî amel eder. Ve kuvvet-i basarı ziyâde edüp dendân-ı benî Âde …
EÇS V 33a … -ı cellâd paşanın ensesine bî-pâk u bî-pervâ geçüp beş parmak mikdârı ensesinin solundan bir yaka açdı kim Allâhu Te‘âlâ a‘lemdir, benim yanımda üç yek merdî kâse dolus …
EÇS V 47b Bu kal‘a-i Çehril'in nehr-i Özü solunda ve nehr-i Tasma sağından cereyân edüp birbirlerine iki nehir bu mahalle karîb b …
EÇS V 58b … ın} uçların ağızlarına alup kendü vücûdların nehr-i Özü içre saklayup kamış ile soluk alarak nehr-i Özü ile cereyân ederek küffâr içinden ubûr edüp nehr-i Özü Karade …
EÇS V 63b … Tuna'yı geçüp bir dahi tekrâr Tuna'yı kal‘a-i Tulça önünde geçüp, andan bir baş soluğu ,
EÇS V 70a … çe yüğrük atlı olanlar at başın Üsküdar'da Köpürlü Mehemmed Paşa otağında çeküp soluk aldıkda nice bozulup nice kırıldıkların ve cümle vüzerâ nice firâr etdiklerin K …
EÇS V 91a … a Bâğçesi'ne ve Kamışlı buruna gıjgırup pâdişâhın başdardasının kayalığından ve solundan deryâyı Galata handakı gibi açarak talattum-ı deryâ ederek gülleler geçüp karay …
EÇS V 91a … rı atup keklik gibi sekdirme gülleler seke seke hünkârın başdardasının sağından solundan geçüp sa‘âdetlü hünkâr Anadolu tarafında serâperdesinde meks edüp kal‘a-i nev-â …
EÇS V 132b … i ve üç yüzden mütecâviz evkâfları var ve bizzât na‘şe-i mübârekeleri câmi‘inin solunda mermer içre bir serâmed kubbe-i âlî içinde âlî kadre mazhar olup âsûde yatır ki …
EÇS V 132b … derken suyu yukarlak alsa yukardan istifrâğlar edüp safra ve sevdâ ve balgam ve solucan ve namâzbûr ta‘bîr etdikleri ahlatdan tabî‘atda bir şey komayup âdemin çehresi …
EÇS V 144a … ile bir tüfeng sadâsı kopdu. Derhâl anı gördük. Geceden giden yayanlar har har soluyarak çıkageldiler.