… kup âdem içinden üç taş çıkarmağa kâdir değildir. Tâ bu mertebe buz pâresi gibi
sovukdur
. Bu mahalde hammâm kubbesi gibi 230b bir taş vardır. Ol taşa bir âdem dokunsa …
Menzil-i Süleymân Hân Bınarı: Bir vâsi‘ öz içinde ferah-fezâ, cây-ı sefâ, ışretgâh yerdir kim âdemin aklı gider. Bir kayadan bir âb-ı hayât çıkup âdem içinden üç taş çıkarmağa kâdir değildir. Tâ bu mertebe buz pâresi gibi sovukdur. Bu mahalde hammâm kubbesi gibi 230b bir taş vardır. Ol taşa bir âdem dokunsa ırğalanır, Lenduhâ atdı derler. Bu mahalde dahi sağîr ve kebîr halîcler vardır. Alabalıkları olur kim birer vakiyye ve ikişer vakıyye gelir. Nakş-ı bukalemun mâhîleri olur kim mânend-i Mâide-i Yûnus'dur ve bunda olan büged yerlerde ve halîclerde vakt-i şitâda âb-ı hayâtlar müncemid olup Âsitâne tarafından iki üç yüz neferâtıyla karcıbaşı gelüp bu halîclerden buz keserler, her pâresi gûya billûr ve necef ü morandır. Elmas-pâre gibi şa‘şa‘ası çeşm-i insânı hıyrelendirir. Mâh-ı temmûzda karcıbaşı izniyle ahâlî-i Bursa, niçe bin ester yükü şehre yah pâreleri keçeler içre koyup taşıyup ahâlî-i Bursa andan def‘-i atşân ederler. Bundan mâ‘adâ beher yevm niçe yüz yük mîrî katar ile keçe torbalar ile kar ve buz taşıyup Mudanya İskelesin'de kar gemilerine tahmîl edüp Âsitâne-i Sa‘adet'de sa‘adetlü pâdişâhın matbahına ve helvahânesine ve harem-i hâssına ve gayrı hâssına ve sadrıa‘zama ve yedi vezîre ve şeyhülislâma ve kadı‘askerine ve'l-hâsıl kânûn-ı şehriyârî üzre ta‘ayyün olunan yerlere kar buzu bezl ederler. İlâ mâşâ-Allah her sene Keşiş dağından niçe kerre yüz bin yük kar ve buz gider, bir hazîne-i selh u yah-pâre-i rahmetdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 230a–230b ·
metinde göster ·
… r ve nûş ederler. Ammâ gûyâ buz pâresi komuşlardır. Hakkâ ki Şatt'ın dibi gâyet
sovukdur
. Ammâ bir kulaç kadar suyu germâ ve bî-sermâdır. Ve Bağdâd'ın önünde Şatt'ın ka …
İbret-nümâ-yı diğer-i musanna‘: Bu şehr-i Bağdâd'da gâyet şiddet-i hâr üzre olduğundan nehr-i Şattu'l-Arab hammâm 343b suyu gibi cereyân eder. Bağdâd'ın sâhib-i tab‘ olan kimesneleri bu kumkumanın ağzını berkidüp kapağına bir ip ve kumkumanın boğazına bir ip bâğlayup bir taş dahi bâğlayup kumkumayı Şatt'a atup ka‘rına inince mezkûr kumkumanın kapağına bâğlı ipi çeküp içine Şatt dibinden buz pâresi gibi âb-ı hayât su dolup taşra çekerler ve nûş ederler. Ammâ gûyâ buz pâresi komuşlardır. Hakkâ ki Şatt'ın dibi gâyet sovukdur. Ammâ bir kulaç kadar suyu germâ ve bî-sermâdır. Ve Bağdâd'ın önünde Şatt'ın ka‘rı yigirmi ve on beş ve on yedi zirâ‘dır ammâ aşağılarda deryâ olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 343a–343b ·
metinde göster ·
… ada yaykanan âdemlerin çirkâbı suyu sıçramaz garîb san‘atdır. En aşağı tabakası
sovukdur
. Andan aşağı havuzlu meydândır orta tabakaları dahi germâdır dahi andan âlî tab …
Ve cümle üç aded hammâmları var, kıbâblı değildir. Tahtadan bir gûne çâr-kûşe kubbeli kireç ve horasân ile binâlı 13b bir tarz-ı âhar sobalı hammâmlardır, ammâ cânib-i erba‘ası kârgîr dîvârlara kat-ender-kat kârgîr nerdübân-misâl yerler edüp her birinde kurnaları var, ammâ aşağı soffada olan âdemlere yukaru soffada yaykanan âdemlerin çirkâbı suyu sıçramaz garîb san‘atdır. En aşağı tabakası sovukdur. Andan aşağı havuzlu meydândır orta tabakaları dahi germâdır dahi andan âlî tabakaları dahi issidir, tâ kubbe berâberi tabakası âteş pâredir. Herkes tahammülüne göre soffalarda gusl ederler. Külhanı taşrada değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 13a–13b ·
metinde göster ·
… varoşu bir bâğ u bâğçesi yokdur. Lâkin bostânları gâyet çokdur. Ve hevâsı gâyet
sovukdur
, ammâ bu kal‘a ile Şâhînkirmân mâbeyninde nehr-i Özü içre azîm vâsi‘ adalar var …
Ve bu kal‘anın karası cânibinde varoşu bir bâğ u bâğçesi yokdur. Lâkin bostânları gâyet çokdur. Ve hevâsı gâyet sovukdur, ammâ bu kal‘a ile Şâhînkirmân mâbeyninde nehr-i Özü içre azîm vâsi‘ adalar vardır. Eğer ol cezîrenin birisine Âl-i Osmân himmet edüp bir boğazda bir metîn kal‘a dahi yasasa aslâ Kazak gemileri geçmek ihtimâlleri olmayup ol mahalde hâsıl olan tuzlaların da Âl-i Osmân zabt edüp cümle kal‘a kulları mevâcibleri tuzlalardan hâsıl olup kâfir-i Kazak bir dank tuza muhtâc olurlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 111a ·
metinde göster ·
… ûn siyâb-ı fâhireler geydirüp ve şıpırtma Tatar kalpağı gözleri ve kaşları üzre
sovukdur
deyü endirüp beş aded hüddâmlarımla ileri kızı yolladım.
Çünki bu Horozkirmân'a elçi ile gelüp meks etdiğimizde kal‘a-i Azak yakın kaldıkda elçi ban hakîri beş yüz kefere ile kal‘a-i Azak'da Ak Mehemmed Paşa'ya ve kul kethudâlığından Şâm-ı Tarablûs olup hâlâ Azak muhâfızı olan Bodur Süleymân Paşa'ya "Elçi geliyor" deyü haber göndermeğe hakîre niçe hedâyâlar verüp Azağ'a gidecek mahalde ol gece bu Horoskirmân'da bir pençe-i âfitâbe duhter-i pâkîze-ahtere ile yek dil ü yek cihet olup oğlan kıyâfetine koyup gûnâ-gûn siyâb-ı fâhireler geydirüp ve şıpırtma Tatar kalpağı gözleri ve kaşları üzre sovukdur deyü endirüp beş aded hüddâmlarımla ileri kızı yolladım.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 183a ·
metinde göster ·
… ıkar kim mâh-ı Temmûz'da bürûdetinden üç yudum huzûr ile içilmez. Tâ bu mertebe
sovukdur
ve gâyet serî‘u'l-hazm âb-ı zülâldir kim bir âdem bir kuzu yeyüp bu şerâb-ı tah …
Ve mine'l-acâ’ib uyûn-ı âb-ı hayât: Bu şehrin içinin tâ ortasında bir yalçın kayadan bir aynu'l-hayât nâm billur gibi bir ak berrâk su çıkar kim mâh-ı Temmûz'da bürûdetinden üç yudum huzûr ile içilmez. Tâ bu mertebe sovukdur ve gâyet serî‘u'l-hazm âb-ı zülâldir kim bir âdem bir kuzu yeyüp bu şerâb-ı tahûrdan nûş etse ol ân acığup yine ta‘âm yemek ister.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 207b ·
metinde göster ·
… vardır kim gûyâ âb-ı zülâldir. Cümle şehir halkı ana muhtâcdır. Gâyet lezîz ve
sovukdur
. Ve bu âsitânede bir bâğçe vardır kim gûyâ bâğ-ı İremdir. Cemî‘i seyyâh-ı âlemi …
Ve bu sultânın merkad-i şerîfi önünde bir âsitâne-i Halvetî vardır kim âyende vü revendeye ni‘meti mebzûldür. Ve cânib-i erba‘asında yüzden mütecâviz hücreler ve bu âsitâne hareminde bir çâh-ı mâ vardır kim gûyâ âb-ı zülâldir. Cümle şehir halkı ana muhtâcdır. Gâyet lezîz ve sovukdur. Ve bu âsitânede bir bâğçe vardır kim gûyâ bâğ-ı İremdir. Cemî‘i seyyâh-ı âlemin ve nedim-i âdemin ârâmgâhıdır. Bâğ-ı Hüsâmcân demek ile şöhret bulmuşdur. Altmış gûne üzümü ve kırk elvân meyvesi sicillâtda mastûrdur. El-hâsıl nazargâh-ı kibâr-ı evliyâdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y100a ·
metinde göster ·
… Süleymân Hân'ın küçük câmi‘i hareminin solunda bir âb-ı hayât kuyusu var, gâyet
sovukdur
. Cümle şehirli andan kifâflanırlar. Ve umku bir kulaçdır. Hikmet-i Hudâ bu kuyu …
Ammâ Süleymân Hân'ın küçük câmi‘i hareminin solunda bir âb-ı hayât kuyusu var, gâyet sovukdur. Cümle şehirli andan kifâflanırlar. Ve umku bir kulaçdır. Hikmet-i Hudâ bu kuyu deryâ içindedir, yine âb-ı zülâldir. Arapça Ve bu câmi‘ minâresizdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y104b ·
metinde göster ·
… âb-ı hayât su kayalardan Q 54b çıkup aşağı bâğ u bâğçelere cereyân eder. Eyle
sovukdur
kim mâh-ı Temmûz'da içinden âdem beş taş çıkaramaz. Bu kal‘a bu âb-ı zülâl hâtı …
Ve bunda bir âb-ı hayât su kayalardan Q 54b çıkup aşağı bâğ u bâğçelere cereyân eder. Eyle sovukdur kim mâh-ı Temmûz'da içinden âdem beş taş çıkaramaz. Bu kal‘a bu âb-ı zülâl hâtırıyçün binâ olunmuşdur. Ol sebebden cümle halkının reng-i rûyları humret üzredir. El-hâsıl misli yok bir âb-ı hâzımdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y107b ·
metinde göster ·
… örtülü olduğundan şiddet-i harâret te’sîr etmeyüp Temmûz'da Bağdâd serdâbı gibi
sovukdur
. Ve cemî‘i râhları sakkâlar sulayup bürûdet hâsıl olup ehl-i dükkân ve yârân [u …
Ve ekser hân ve çârsûları üzre kurşum örtülü olduğundan şiddet-i harâret te’sîr etmeyüp Temmûz'da Bağdâd serdâbı gibi sovukdur. Ve cemî‘i râhları sakkâlar sulayup bürûdet hâsıl olup ehl-i dükkân ve yârân [u] ihvân safâ ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y173a ·
metinde göster ·
… lde hemân abdüllâvî gibi eğri büğrüdür. Ve içinde çekirdeği vardır. Ve tabî‘atı
sovukdur
ve ta‘mı bir ni‘mete müşâbeheti yokdur. Ve Rûm'da Mısır kabağı derler, Mısır'da …
Acûru'l-ahzar: Bu dahi abdüllâvî gibidir, lâkin yeşildir ve alacası dahi yeşildir. Ve eşkâlde hemân abdüllâvî gibi eğri büğrüdür. Ve içinde çekirdeği vardır. Ve tabî‘atı sovukdur ve ta‘mı bir ni‘mete müşâbeheti yokdur. Ve Rûm'da Mısır kabağı derler, Mısır'da Rûm kabağı derler, bir müdevver kabakdır kim fakîr müzebzebînde kalmış kabakdır, gâyet çok olur. Ve sürâhî dolma kabağı ve su kabağı ve Freng kabağı ve Elvâh kabağı, bunlar gâyet çokdur. Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y238b ·
metinde göster ·