İçeriğe geç
Tarihsel DerlemEski Türkçe · Karahanlı · Eski Anadolu · Osmanlı Türkçesi · 7.–17. yy.
Çukurova Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi logosu Çukurova Üniversitesi logosu
Bağlam içinde arama

subh*

Eser ve dönem süzgeci
Arama sözdizimi
  • Akıllı kipte yazmadığınız ayrıntı esnek eşleşir: kut → ḳut, kut; edgu → eḍgü, ėdgü. Yazdığınız özel harf ise tam aranır.
  • * sıfır ya da çok harf, ? tek harf: bilig*, *lıġ, b?lig
  • Boşlukla ayrılan sözcükler ardışık öbek olarak aranır; tek başına * herhangi bir sözcüktür: ḳut * bol*
  • Tam kip biçimi harfi harfine arar; Düzenli ifade kipi PCRE desenini sözcük biçimlerine uygular: (ḳ|k)ut(lu|lı)ġ.*
111
isabet
110 cümle/beyitte
41,1
milyonda
tüm derleme göre
1
eserde geçiyor
11
farklı biçim
29 ms
arama süresi
Eserlere göre görülme sıklığı (milyonda)
Veriyi tablo olarak gör
EserİsabetMilyonda
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi11145,3

Eserlerin boyutları çok farklı olduğu için (KB 73.566, IB 1.297 sözcük) karşılaştırma milyonda sıklıkla yapılır.

Bağlamlar 1–50 / 111

Çeviriyazı işaretleri
  • (a) Yazıtta/yazmada yazılmayan, editörce tamamlanan ünlü ya da harf
  • [ip] Zedelenmiş, editörce onarılmış yer
  • <l> Yazıcının atladığı, editörün eklediği
  • {l} Editörün fazlalık saydığı
  • ⟨…⟩ Metin eksik (lakün)
  • ḳ ġ ŋ ḍ ė ḫ özgün çeviriyazı harfleridir; aramada “Akıllı” kipte k g n d e h ile de bulunur.

İşaretler kaynak edisyonların kullanımına bağlıdır; ayrıntı için ilgili yayına bakınız.

“subh*” için bağlam dizini. Tam metni görmek için satıra tıklayın.
EÇS I 20a … ek harâb [ü] yebâb edüp asker-i İslâm ganîmet ederlerdi. Altı ay bu minvâl üzre subh [u] şâm Şâm-ı cennet-meşâm askeri küffâr-ı bed-girdâr [u] murdâr ile ceng-i kav …
EÇS I 21a … kurâ ve kasabâtları nehb ü gâret edüp üç bin mikdârı at ve katır ve hımâr bulup subh-ı sâdık oldukda gemilerden karaya düşmüş, pâymâl-i rimâl olmuş ac u zâc olup şaşm …
EÇS I 25b … ğu mertebe sarıca arı gibi kal‘a dîvârına sarılup bism-i İlâh ile metrise girüp subh [u] mesâ cenge sa‘y-i belîğ ve ihtimâm-ı tâm etdiler.
EÇS I 64b … lar endâht olunup yedi koldan balyemez toplar ile kal‘a-i Rûm'a rahneler açılup subh u mesâ hücûmlar olup içeriden taşra, taşradan içre yürüyüşler ve şebhûnlar olup …
EÇS I 142a Tamâm olunca dedi himmetiyle târîhin hâtif / Bu câmi‘de olan tâ‘at ola makbûl-i Subhânî . / Sene (---).
EÇS I 147a Ve Hazret-i Yûsuf zindânda subh [u] mesâyı bilmek içün sâ‘atci ba‘dehu melik idi.
EÇS II 239b Evsâf-ı ziyâretgâh-ı sâkin-i külbe-i subhânî ve ârif-i samedânî eş-Şeyh Hazret-i Zeynüddîn Hâfî (---) asrında
EÇS II 253a … basara ve mi‘ideye nâfi‘dir. Hakkâ kim muhabbet edecek mâ’ide-i Sübhân'dır kim Subhânu'l-Hallâku'l-bâkî .
EÇS II 300a Sitâyiş-i hevâ-yı hûb [u] câvidân: Bu diyârda bâd-ı nesîm-i subh esüp cümle halkına hayât-ı câvidân verir. Anınçün bu diyârda aslâ ısıtma olmaz …
EÇS II 372b … hazz etmeyüp taşra otâkda imâmet edüp hakîr iç imâmeti ve iç mü’ezzinliği edüp subh [u] mesâ hakîri cenbinden bir ân münfek etmeyüp bir Gürcî kölesi ve bir raht [u …
EÇS III 26b … mahalde hânesinden taşra çıkınca görse kim Arş-ı azîmin rahmet kapusu açılmış. " Subhânu'l-Hallâku'l-Bâkî " deyüp âlem-i hayretde iken hâtiften bir nidâ gelir kim, "Yâ Bâyezîd! Benim böy …
EÇS III 28a–28b … ste ve haremin vasatında bir havz-ı azîm ile müzeyyen bî-kusûr hân-ı azîmdir ve subh [u] mesâ cemî‘i müsâfirîne her ocak başına birer bakır sini ile beşer tas lahm …
EÇS III 35b–36a … âd ve nukebâ ve büdelâ ve (---) (---) (---) Hızır-İlyâs'ın emrine me’mûrlardır. Subh [u] mesâ birbirlerinden müfârakatları yokdur. Hazret-i Hızır, Hazret-i Nûh ile …
EÇS III 57a … fzûnî Ketenci Ömer Paşazâde Bâkî Paşa bu şehre hâkim idi. Sarâyında mihmân olup subh u mesâ kendüsiyle hüsn-i ülfet ederdik. Bir gün Hazret-i Halîlü'r-rahmân evkâfı …
EÇS III 108a … e ve her ocağa birer şem‘-i revgan ve her esb-i hüssân başına birer yem verilüp subh u mesâ ni‘meti mebzûldur. Eğer müslim ve eğer gayr-ı müslim ve leyle-i cum‘ada …
EÇS III 117b … itânedir. Şeb [u] rûz matbahında ni‘meti tabh olup âyende vü revende müsâfirîne subh u mesâ ni‘metleri mebzûldur. El-kıssa ulu âsitâne-i Âl-i Abâdır. Andan yine cân …
EÇS III 121b–122a … ârsû içinde bir türbe-i mahsûsda medfûndur. Bu hakîm konağı civârında {olmağıla subh u mesâ ubûr ederken birer Fâtiha tilâvet edüp her leyle-i cum‘ada birer şem‘-i …
EÇS III 125a … ayne'l-fi‘li olmağıla kavm-i eşirrâ Çıtakları olur. Ammâ müsâfirîne ni‘metleri subh u mesâ mebzûldür. Bir hâneden müsâfirîn gidince ale'l-akîb kırk elli atlı dahi …
EÇS III 131b–132a … mâh u sâl bi'l-guduvvi ve'l-âsâl cemî‘i züvvâra ve cümle âyende vü revendegâna subh u şâm çobrası mebzûldür. Hakkâ ki sâhibü'l-hayrât Çelebi ibn Çelebi Sultân Mehe …
EÇS III 139a–139b Monla Efendi câmi‘i: Banabaşı nâm mahall-i izdihâmda olmak ile subh u mesâ cemâ‘atdan hâlî değildir. Çâr-kûşe divâr üzre bir kubbe-i âlîdir, ammâ h …
EÇS III 150a … Şâh Sultân bu hâl ile tevhîd-i sultânî ederek Hıdırlık nâm mevzi‘de karâr edüp subh [u] mesâ tevhîd [u] tezkîr edüp bâb-ı tevekkülde Kâf-ı kanâ‘at ile fakr [u] fâk …
EÇS III 151b … ağıla haremi yokdur. Ve çârsû-yı bâzâr içinde vâkı‘ olmağıla cemâ‘at-ı kesîresi subh ve mesâ firâvândır. (---) (---) Bir minâresi Üçşerîfelidir. Ve şehr-i Edirne'de …
EÇS III 169b … rü'l-it‘âm-ı dârü'z-ziyâfe imâreti vardır, hâlâ ilâ hâze'l-ân cemî‘i müsafirîne subh u mesâ ol matbah-ı Keykâvûs'dan her ocak başına birer bakır sini ile birer sahu …
EÇS IV 201a … âğın mu‘attar eder. Ammâ kurşumlu değildir. Lâkin cemâ‘at-i kesîresi vardır kim subh u mesâ cemâ‘atden hâlî değildir.
EÇS IV 236a … ndü hücrelerinde bir savma‘a düzüp şeb [u] rûz kendüleriyle cân sohbetleri edüp subh u mesâ Hüseyin-i Baykara meclisleri ederdik. Bir gün hân esnâ-yı kelâmda eydür: …
EÇS IV 363b … kim Cenâb-ı Allah sizin üzerinize ve şehriniz üzre cennetden bir kapu açdı kim subh u mesâ size ve hayvânlarınıza ve türâb-ı pâkinize ve cümle mevtânıza ol rahmet …
EÇS V 13b … p gördük. Bu görünen elli atlı kadar âdemlerin ardı sıra yüz mikdârı atlı asker subh-ı sâdık mahallinde nümâyân olup tarfetü'l-ayn içre evvelki elli kadar atlılara ye …
EÇS V 57b … nâk etdi, ammâ kâfirden aslâ top atıldığın istimâ‘ etmedik, ammâ ne çâre küffâr subh-ı sâdıka dak tarfetü'l-ayn içre handak kenârında babası evine girir gibi meterise …
EÇS V 58b … şağı atdılar. Pâre pâre olup kimisi bî-cân oldular, ammâ kal‘anın her tarafında subh [u] mesâ böyle ceng-i azîm olurdu.
EÇS V 59b … lar bir yaylım kurşum urup kimi mürd olup kimi firâr etdikleri gibi anı gördük: Subh-ı sâdık dahi olup cânib-i şimâlden bir gubâr-ı ebr-i siyâh evc-i âsumâna peyveste …
EÇS V 97b … ehîd mücâhid fî sebîlillâhdır kim ikisi de hâlâ erbâb-ı hâcâta ziyâretgâhdır ve subh u mesâ âyende vü revendegâna matbah-ı Keykâvûslarında bay u gedâya ni‘metleri f …
EÇS V 119a … A‘nî düstûr-ı mükerrem Gâzî-i merd-i zamân / Etdi bir câmi‘ binâ kim haşre dek subh u mesâ / Zikr-i hayrın gâzîyân-ı dîn eder vird-i zebân / Kevserî târîhini sordu …
EÇS V 120a … ârü'z-ziyâfe inşâ edüp cemî‘i âyende vü revendeye ni‘met-i nefîse-i bî-imtinânı subh u mesâ bay u gedâya mebzûldür.
EÇS V 123b … lı yorgan ve paçavralar ile çırâğânlar edüp şeb-i muzlimi gûyâ rûz-ı rûşen edüp subh u mesâ bâtıl dînlerinin gayretine ol kadar cür’et edüp savaş-ı perhâş ederdi ki …
EÇS V 151b … de nehrin altında niçe yüz âdem soffalarda oturup im‘ân-ı nazar ile nazar eden " Subhâne'l-hallâku'l-bâkî " deyüp engüşt ber-dehen eder.
EÇS V 162b–163a … sürü gelüp Kırıntı nâm mahalde yığılup cân bâzârına düşmede, ammâ azamet-i Hudâ Subhânü'l-Hallâk fîl cüssesi kadar sığınların şâhaları çatal-misâl olmuş ve karaca ve tablalı ve …
EÇS V 168b … üzeyyen içre yatup bu kadar ruhbân huddâmları var ve bu kadar evkâfları var kim subh u mesâ bu kadar yüz kefere ve müslimler gelüp mihmân olur giderler, ammâ bu biz …
EÇS V 171b … ve mücâvirînlerdir kim cemî‘i âyende vü revende ve ulemâ ve fukarâ-yı mesâkîne subh u şâm ale'd-devâm sofra-i bî-imtinânları bay u gedâya mebzûllerdir. Cümleden Ya …
EÇS VI 20a … iz şeb-i târda bî-tâb u bî-mecâl ve zerre mikdârı askerimizde dermân muhâl olup subh-ı kâzibde niçe yüz askerlerimiz nefîr-i hâb çalarlarken ellerimizde licâmları ola …
EÇS VI 22a Vakt-i Şâfi‘îde nehr-i azîm Turla kenârında bir sevâd-ı mu‘azzam nümâyân olup subh-ı kâzibde,
EÇS VI 56b Ve cümle bir aded imâret-i dâ[r]ü'z-ziyâfe-i dârü'l-it‘âmı var kim subh u mesâ cemî‘i âyende vü revendegân müsâfirîn ve pîr [ü] cüvâna birer tas çobra …
EÇS VI 59b–60a … drese-i Murâd Paşa, bunlar meşhûr dârü't-tedrîs-i âlimânlardır kim cevâmi‘lerde subh u mesâ ilm-i hadîs ve ilm-i fıkıh ve ferâiz görülür, ammâ mahsûs binâ-yı azîm d …
EÇS VI 87b … şehr-i Budin'in âb [u] hevâsı ol kadar latîfdir kim bâd-ı sabâ vü bâd-ı nesîm-i subh-dem esüp âdeme cân bağışlar. Hattâ gayri şehirlerden arabalar ile hastaları getirüp …
EÇS VI 102a Tamâm subh-ı sâdık kim oldu, piyâde ve atlı küffârlar birbirlerine yürümeğe başladılar. Hemâ …
EÇS VI 102b … askeri gözüne almayup "Yajuj ve Yajuj" diyerek haçlı bayrakların çeküp gelmede. Subh-ı sâdık olunca Lara bayırı dibindeki meşeyistândan çinganeler ormandan çıkar gibi …
EÇS VI 110a … lerimizde bir merd-i âferîde baş gösterüp kâfirden bir baş almağa kâdir olmayup subh u mesâ mesâfe-i ba‘îdeden tüfengleşirlerdi, zîrâ ıhrâk olan varoşlardan içeri k …
EÇS VI 115b … hvâl-i pür-melâl böyle olduğu zü'l-celâl Allâh'a ma‘lûmdur. Ale's-seher salât-ı subhu İbrâhîm Paşa efendimiz ile edâ edüp tahta'l-kahve-i gûnâ-gûnlar tenâvül olunurk …
EÇS VI 137a … rûz-ı nevrûz olup çekdiğimiz âlâm-ı şedâ’id-i mihnet-i râhı cümle ferâmûş edüp subh u şâm Hallâk-ı âleme hamd ü senâ ederdik, ve's-selâm.
EÇS VI 141a–141b … ed dârü'z-ziyâfe-i pîr [u] cüvândır. Evvelâ yukaru Şeyh Hasan Efendi tekyesinin subh u mesâ bay u gedâya ni‘meti mebzûldur. Ve aşağıda Koca Mûsâ Paşa hânı yanında i …
EÇS VI 144a … ârü'z-ziyâfe-i fakîrân: Cümle bir yerde Hasan Paşa'nın me’kel-i imâreti var kim subh u şâm cümle fukarâya çobrası mebzûldur.