… Bu nehr-i Kerkük (---)(---) dağlarından cem‘ olup Koylıhisâr dağlarından niçe
sular dahi
mahlût olup iner. Çârşenbe bâzârından aşağı Boğazkesen'de nehr-i Çârşenbe ki Am …
Menzil-i karye-i Doyran: Bu nehr-i Kerkük (---)(---) dağlarından cem‘ olup Koylıhisâr dağlarından niçe sular dahi mahlût olup iner. Çârşenbe bâzârından aşağı Boğazkesen'de nehr-i Çârşenbe ki Amâsiyye'den cereyân eden nehrdir. Ana mahlût olup Karadeniz sâhilinde kal‘a-i Samsun kurbunda Karadeniz'e munsab olur. Ammâ bu nehr-i Kerkük âb-ı hayât sudur. Zîrâ menba‘ı ulu dağlardır. Mezkûr karye-i Doyran, nehr-i Kerkük'e karîb yüz evli ma‘mûr Ermeni köyüdür ve Akşar ovasında vâki‘ olmuşdur. Andan cânib-i şarka 4 sâ‘at,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 284a ·
metinde göster ·
Manzara-i nehr-i azîm Sava: İbtidâ menba‘ı Bosna eyâletinde Karka sancağı hâkinde Zerrînoğlu diyârlarından ve Doduşka dağlarından cem‘ olup {kal‘a-i} Odvine, {kal‘a-i} Lika ve {kal‘a-i} Kurna ve {kal‘a-i} Bihke ve {kal‘a-i} Kosdaniçse nâmân kal‘alar kenarlarından ubûr ederek yetmiş aded sular dahi karışup Sirem sancağı kal‘alarından Raça nâm kal‘a dibine gelüp karşu tarafdan nehr-i azîm Dirin-i derin ile mahlût olur. Ammâ bu hakîr [ü] fakîr-i pür-taksîrin manzûrı olduğu üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 115b ·
metinde göster ·
… ve Tımışvâr ve Eflâk ve Boğdan tarafında mahlût olan otuz bir aded geçit vermez
suları dahi
tamâm olup Tuna'nın yemîn ü yesârında cümle altmış altı nehr-i azîmler mahlût o …
Hamd-i Hudâ bu mahalde Tuna'nın Eğre ve Tımışvâr ve Eflâk ve Boğdan tarafında mahlût olan otuz bir aded geçit vermez suları dahi tamâm olup Tuna'nın yemîn ü yesârında cümle altmış altı nehr-i azîmler mahlût olur kim gemiyle geçmeğe muhtâc enhâr-ı azîmlerdir. İnşâallah her biri mahalliyle râst geldikleri kal‘aları ve şehirleriyle ve her nehir tulû‘ [u] gurûbu ve lezzetiyle tahrîr olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 116b ·
metinde göster ·
… dağlarından gelüp iki nehir bir olup ve şehrin havzlarından taşup cereyân eden
sular dahi
buna karışup bunlar cereyân ederek kal‘a-i Kavala kurbunda Akdeniz'e munsab olu …
vedâ‘laşup cânib-i garba giderken hemân şehre karîb nehr-i Turkohor'u atlarımızla geçüp bu nehir şehir ensesindeki Pirnaz dağından gelüp andan nehr-i Ispançe'yi dahi geçüp bu nehir Karlıkova dağlarından gelüp iki nehir bir olup ve şehrin havzlarından taşup cereyân eden sular dahi buna karışup bunlar cereyân ederek kal‘a-i Kavala kurbunda Akdeniz'e munsab olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 218a ·
metinde göster ·
… su sarnıçları var kim cümle bârân-ı rahmet anlarda cem‘ olup kâhîce âb-ı hayât
suları dahi
bulunur, ammâ limanlarında gâyet latîf tekir balıkları olur.
Ve iki yerde acı suları vardır ammâ zarûretde içilir. Ve niçe yerlerinde kayadan oyma su sarnıçları var kim cümle bârân-ı rahmet anlarda cem‘ olup kâhîce âb-ı hayât suları dahi bulunur, ammâ limanlarında gâyet latîf tekir balıkları olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 329b ·
metinde göster ·
vardır. Her ne kadar iri mefret kalyonlar girse birer demir üzre bî-bâk ü bî-pe …
Bu menzil başı liman içinde âb-ı hayât sular dahi vardır. Her ne kadar iri mefret kalyonlar girse birer demir üzre bî-bâk ü bî-pervâ sekiz rûzgârdan emîn yatılır, bir emn [ü] emân liman-ı cândır. El-hâsıl gâyet ta‘mîr [ü] iltifât edecek kal‘a ve limandır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 336b ·
metinde göster ·
… lu kudret limanıdır. Ammâ kayalar dibinden cereyân eden suyu acıdır. Ammâ lezîz
suları dahi
yakındır.
El-hâsıl bu kal‘a gâyet elzem-i levâzımından ta‘mîre muhtâcdır, zîrâ bu iskele Muğla ve Ula'nın ve Yerkesiği'nin ve Bozüyüğ'ün ve Menteşe ve Milâs'ın Mısır iskelesidir. Yılda niçe yüz pâre gemi tahmîl olunup cümle vilâyete gider bender iskeledir. Hattâ sene (---) târîhinde bu liman içre yigirmi pâre şayka yatırken ale'l-gafle Venedik donanması gelüp on sekiz pâre şaykayı mâl-â-mâl ıskarça yükü ile bî-pâk u bî-pervâ alup gitdi. Ve cümle halkı dağlara kaçup halâs oldular. Eğer bu kal‘a limanı ağzında ma‘mûr olsa aslâ küffâr bir gemi almağa kâdir olmazdı. Zîrâ limanı sekiz rûzgârdan emîn bin pâre gemi alur kapulu kudret limanıdır. Ammâ kayalar dibinden cereyân eden suyu acıdır. Ammâ lezîz suları dahi yakındır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y110a ·
metinde göster ·
… Gâyet çemenzâr mahsûllü vâdîdir ve azîm muğaylân ağacları vardır. Ve âb-ı hayât
suları dahi
vardır. Sehel bunda istirâhat edüp yükleri yıkmadan ve çadırları kurmadan nefîr …
Menzil-i evsâf-ı kal‘a-i Mafrak: Sene (---) târîhinde Benî Hilâl pâdişâhı binâsıdır. Bir sahrâ-yı azîmin ortasında şekl-i murabba‘ bir kârgîr kal‘acıkdır. Ammâ içinde benî âdemden kimesne yokdur. Ba‘zı mahalde Urbân içine keçi ve koyunların korlar. Gâyet çemenzâr mahsûllü vâdîdir ve azîm muğaylân ağacları vardır. Ve âb-ı hayât suları dahi vardır. Sehel bunda istirâhat edüp yükleri yıkmadan ve çadırları kurmadan nefîrler çalınup bu mahalde cemî‘i huccâcı katara tertîb Y 263a ederler. Herkes yerlü yerinde giderler. Anı ubûr ederek dağlı ve taşlı yollar içre derelerde âb-ı hayât sular nûş edüp def‘-i atşân ederek latîf hevâ ile 13 sâ‘atde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y262b–Y263a ·
metinde göster ·
… r bulunup def‘-i atşân etdiler. Ammâ zemîni arz-ı şûre olmağın suya te’sîr edüp
sular dahi
şûrca olmuş.
Bu mahalde imâret yokdur. Ancak nebâtât [u] giyâhâtlı ve muğaylân ve ılgın ağaçlı bir vâsi‘ dereler ve büklerli yerlerdir. Y 275a Ba‘zı dereler içre âb-ı rahmetden cem‘ olmuş sular bulunup def‘-i atşân etdiler. Ammâ zemîni arz-ı şûre olmağın suya te’sîr edüp sular dahi şûrca olmuş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y274b–Y275a ·
metinde göster ·
… â sınâmekîdir, hukemâlar isti‘mâl eder, müshil bir ahşâbâtdır, anın te’sîrinden
suları dahi
müshildir.
Ve bu dereleri cümle huccâc kazup eşmeler eşüp sular zuhûra geldi. Ammâ kesret üzre nûş edene beş altı amel etdi. Gâyet müshil suyu vardır. Aslı oldur kim bu vâdînin fezâsı serâpâ sınâmekîdir, hukemâlar isti‘mâl eder, müshil bir ahşâbâtdır, anın te’sîrinden suları dahi müshildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y275a ·
metinde göster ·
"Ve Nîl Cebelü'l-Kamer'den çıkup bu mahalle geldüği gibidir, tâ Bahr-i Ebyaz'a mahlût olunca böyle nehr-i azîmler Nîl'e karışmaz ve gayrı sular dahi yokdur, cümle nehirler Nîl'den tur‘a tur‘a ayrılup vilâyet vilâyet cereyân edüp rey eder. Ve Cebelü'l-Kamer'den çıkınca şimâle bir gün akup andan bir deryâ-misâl buhayreye dökülür, ol buhayreyi leb-ber-leb edüp ba‘dehu taşup yine şimâle cereyân etdikde iki fırka olup bir fırkası âsî olan Sencere kavmi içre gider, bir fırkası garb cânibinde Portakal hükm etdüği Laçna diyârları içinden cereyân eder. İşte biz Laçna kavmindeniz, ol diyârda sâkiniz. Hâlâ yetmiş yıldır Portakal Frengi topile tüfengile gelüp vilâyetlerimiz Y 430b zabt edüp bizden harâc ve öşür alur" deyü melik huzûrunda nakl etdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y430a–Y430b ·
metinde göster ·