… var imiş. Bize yüz tekne söğüş pişmiş koyun etleri ve böğrilce çorbaları ve bal
suları ve
bozalar ve pasta ve şılharcı ve sızballar getirüp niçe yüz pençe-i âfitâb gılmâ …
Evsâf-ı aşîret-i Suçalar : Beğlerinin ismi (---) Cümle on bin piyâde asker-i nâmdâr olur. Amma sengistân yerler olmağıla atlısı azdır. İskelesi vardır ammâ ismi ma‘lûmım değildir. Bunda bir gice Havdıka nâm bir köyde mihmân olup meğer ol gice bir düğünleri var imiş. Bize yüz tekne söğüş pişmiş koyun etleri ve böğrilce çorbaları ve bal suları ve bozalar ve pasta ve şılharcı ve sızballar getirüp niçe yüz pençe-i âfitâb gılmân ve bâkireler hizmet edüp ale's-sabâh Gönye ağası refîkımız sâhib-i hâneye bir dülbend bâğılsadıkda cihân anın oldu. Zirâ bu diyârlarda aslâ çârsû-yı bâzâr ve hân ve hammâm ve dükkân ve kenîse ve gayrı imâretlerden bir şey yokdur. Hemân dağlar başında kırkar ellişer hâneli köylerdir. İskelelerine yılda bir kerre her diyârın gemileri barut ve kurşu[m] ve tüfenk ve ok-yay ve fişenk ve kılıç ve kalkan ve mızrak ve gayrı âlât-ı silâh ve eski pabuç ve çuka kenarı ve gömleklik bez ve bogası ve ocak demirleri ve kazan ve ocak içine kazan asacak demir zincir [ve] tuz ve sabun (---)(---) bu makûle şeyleri tüccârdan alup bâkireler ve gılmânlar ve rûgân-ı şem‘ ve asel-i şem‘ ve zerdeva ve asel verirler. Aslâ ve kat‘â bu diyârda altun ve guruş olmaz. Bey‘ [u] şirâları değiş-tokuş iledir. Bu Suçalardan yine cânib-i garba leb-i deryâ ile iki konak gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 257b ·
metinde göster ·
Me’kûlât [ü] meşrûbâtının memdûhâtından kirazı ve âb-ı hayât
suları ve
kutu bozası ve çam ve ardıç bardakları olur kim andan su içen hayât-ı câvidân b …
Me’kûlât [ü] meşrûbâtının memdûhâtından kirazı ve âb-ı hayât suları ve kutu bozası ve çam ve ardıç bardakları olur kim andan su içen hayât-ı câvidân bulur. Ol diyârda ana senek ve boduç derler. Ve halkı ekseriyyâ tüccâr-ı berr u bihârdır. Ve dağlarında çam ağaçları olmağıla re‘âyâ vü berâyâsı çam tahtası ve çam direği yiyüp kifâflanırlar. Bolu tahtası İslâmbol'da memdûh u makbûldür. Bu şehrin cânib-i garbında iki konak yerde leb-i deryâda Akçaşar iskelesidir. Ve Ereğli İskelesi ve Bartın ve Hisârönü iskelesi Bolu sancağıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 278a ·
metinde göster ·
… ar üzre taş ve kesek ve el kumbarası ve tulumba ve neft ve katrânları ve kaynar
suları ve
elenmiş kül ve kireçleri ve paçavra ve neft ve katrânlı yorganları bırağup bunl …
Hemân küffâr arabaları altında tarfetü'l-ayn içre yeri kazup meterise girmek sadedinde iken yine beş pâre kal‘adan top gülleleri karpuz gibi bunların arasında yuvarlanup gezer. Kimin hurd edüp kimisin kirşend edüp kal‘a bedenlerinden cümle guzât-ı müslimîn 60a bunlar üzre taş ve kesek ve el kumbarası ve tulumba ve neft ve katrânları ve kaynar suları ve elenmiş kül ve kireçleri ve paçavra ve neft ve katrânlı yorganları bırağup bunları âteş ile eyle etdiler kim cemî‘i küffârı hareketden kodular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 59b–60a ·
metinde göster ·
… İçinde cümle (---) pâre ma‘mûr u âbâdân bâğlı ve bâğçeli kurâları ve âb-ı hayât
suları ve
kuyuları vardır ve cümle dağları bâğlardır. Misket üzümü olur kim rub‘-ı meskûn …
Eşkâl-i cezîre-i Bozca: Dâ’iren-mâdâr cirmi altmış mîldir, lâkin kıbleye tûlânîce vâki‘ olup Anadolu'da Kazdağı cânibine (---) mahalle (---) mîl karîbdir. İçinde cümle (---) pâre ma‘mûr u âbâdân bâğlı ve bâğçeli kurâları ve âb-ı hayât suları ve kuyuları vardır ve cümle dağları bâğlardır. Misket üzümü olur kim rub‘-ı meskûnda yokdur. Hattâ Kadıasker-i Rûm Dahkî Efendi bâğlarında olan on yedi gûne mümessek üzümü {olur kim} cebel-i Sincâr'da olmaz. Meğer Kuds-i şerîf kurbunda Hazret-i Halîlü'r-rahmân üzümü ola, ammâ bu Bozcaada üzümü halîlîden âbdâr ve lezîz ve hoş-hâr ve mümessekdir. Andan,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 92a ·
metinde göster ·
… r dahi kemîngâhlardan çıkup bayraklarımız küşâde edüp iki bin askerin beş yüzün
sular ve
beksümâtlar ile gerüde kemîngâhlarda pusuya kazandibi alıkoyup hemân bin beş yü …
Bizim gâzîler dahi susuzlukdan bî-tâb u bî-mecâl kalmışlar, ammâ anlar dahi bizleri görünce susuzlukları def‘ olup hayât-ı cân buldular ammâ bir yalçın kayaya arka verüp ceng ederlerken hemân bizler dahi kemîngâhlardan çıkup bayraklarımız küşâde edüp iki bin askerin beş yüzün sular ve beksümâtlar ile gerüde kemîngâhlarda pusuya kazandibi alıkoyup hemân bin beş yüz asker bir ağızdan sadâ-yı Allâh Allâh ile gülbâng-ı Muhammedîler getirüp kâfire göz açdırmayup bir yaylım kurşum urunca küffâr-ı dûzah-karâr gördü kim imdâd geldi. Hemân kudurmuş yılan gibi üzerimize döndüler. Evvelki asker dahi bu hâli görüp tâze cân bulup kamandıkları yerden anlar dahi "Allâh Allâh"a rehâ buldurup anlar dahi kâfirin ardlarından hücûm edüp küffâr iki askerin ortasında kalup eyle sâtûr-ı Muhammedîler uruldu kim Hudâ'ya ayândır ol serhadde böyle bir gazânın misli sebkat etmemişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 136a ·
metinde göster ·
… bir âdem getirüp gözlerinden ve kulakları ve burnu deliklerinden sâfî sarı sarı
sular ve
cerâhatler cereyân eder bir âdem kim bed râyihadan yanına varılmaz. Hemân cerrâ …
Fasl-ı diğer-i kâr-ı acîb-i cerrâhân: Bir gün yine Laslo Kral nâm manastırın dâr-ı şifâsını seyr-i temâşâ ederken vilâyet-i Kallevineli bir üstâd cerrâh ile âşinâ olup sehel Türkçe dahi bilüp andan lisân-ı Talyan'dan ve lisân-ı Nemse'den ba‘zı lugatlar yazarken İstirinye şehrinden bir araba içre tulum gibi şişmiş sarı bir âdem getirüp gözlerinden ve kulakları ve burnu deliklerinden sâfî sarı sarı sular ve cerâhatler cereyân eder bir âdem kim bed râyihadan yanına varılmaz. Hemân cerrâh bu herîf-i istiskâyı görünce,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 62b ·
metinde göster ·
… t südün kımız ve talkan ve ayran ve kurd ayranı ve keskin bozalar ve keskin bal
suları ve
tatlı bal suları ve tatlı maksima bozaları içerler. Ekserî suyu az içerler.
Sitâyiş-i meşrûbât-ı Çerâkese: Cümle at südün kımız ve talkan ve ayran ve kurd ayranı ve keskin bozalar ve keskin bal suları ve tatlı bal suları ve tatlı maksima bozaları içerler. Ekserî suyu az içerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 150b ·
metinde göster ·
… kan ve ayran ve kurd ayranı ve keskin bozalar ve keskin bal suları ve tatlı bal
suları ve
tatlı maksima bozaları içerler. Ekserî suyu az içerler.
Sitâyiş-i meşrûbât-ı Çerâkese: Cümle at südün kımız ve talkan ve ayran ve kurd ayranı ve keskin bozalar ve keskin bal suları ve tatlı bal suları ve tatlı maksima bozaları içerler. Ekserî suyu az içerler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 150b ·
metinde göster ·
Ve bu nehr-i Kuban'ın şimâl cânibi cümle Heyhât sahrâsıdır. Aslâ ve kat‘â ol tarafda sular ve ağaçlar yokdur. İllâ nehr-i Kuban kenârlarında ormanlıklar çokdur, ammâ su yokdur. Cümle sular Çerkezistân tarafından gelüp Kuban'a munsab olur. Ve bu Kabarti içre nehr-i Kuban'ı atlar ile ayakdan geçdik, ammâ cümle gark olayazdık. Birkaç atların arkanları birbirlerine dolaşup üstündeki âdemlerle atlar gark oldular. Hamd-i Hudâ hele yüz bin renc-i anâ ile Kuban'ı karşu geçüp 8 sâ‘at gidüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 157a ·
metinde göster ·
… ı mâbeyninde bahr-i azîm Harez'e varmadan iki sâ‘at beri bir sahrâda gâ’ib olur
sulardır. Ve
bu Kabarti vilâyetine gelince tâ Karadeniz sâhilinde Şağake vilâyetinden bu Kab …
Nehr-i Zeluk: Bu dahi kûh-ı Elburz'un kıble cânibinden çıkup bu Kabarti ülkesi içinden ubûr edüp Büyük Kümü ve Küçük Kümü ve nehr-i Zeluk bu üç nehir şimâl tarafına üç konak gidüp vilâyet-i Bebirdikaç kurbundan geçüp Maskov'un Ejderhân kal‘asıyla Terek kal‘ası mâbeyninde bahr-i azîm Harez'e varmadan iki sâ‘at beri bir sahrâda gâ’ib olur sulardır. Ve bu Kabarti vilâyetine gelince tâ Karadeniz sâhilinde Şağake vilâyetinden bu Kabarti'ye kâmil kırk konak hep baş yukaru şark cânibine giderken cümle suları atlayup geçersin. Cümlesi nehr-i Kuban'a karışup nehr-i Kuban deryâ olur, ammâ bu Kabarti'nin Beş Tavından tâ vilâyet-i Ejderhân'a ve Dağıstân ve Terek kal‘asına varınca cânib-i şimâle cümle sular baş aşağı gidüp cümle sular kûh-ı Elburz'dan gelüp şimâle cereyân ederek kimi Maskov'un Terek kal‘asında ve kimi yakın ve ırağında bahr-i Harez'e mahlût olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 158b ·
metinde göster ·
Âhır-ı kâr birkaç nefer bahâdır fetâlar keskin araklar ve bal
suları ve
keskin bozalar nûş edüp ağaçlardan ve sazlardan ve kamışlardan ve iri kurumuş a …
Âhır-ı kâr birkaç nefer bahâdır fetâlar keskin araklar ve bal suları ve keskin bozalar nûş edüp ağaçlardan ve sazlardan ve kamışlardan ve iri kurumuş ağaçlardan botlar ve sallar çatup niçe arabaları ve niçe yüz seyishâne yüklerin karşuya geçirüp ve herkes atların botlar üzre koyup ve niçe 191a yüz re’s atları nehr-i Kuban'dan yıldırup karşu tarafa geçirüp Çerkez evlerinde ve Noğay kavmi evlerinde âhûrlar içre atların kodular.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 190b–191a ·
metinde göster ·
… lerinden (...) vâki‘ olmuş kârgîr binâ hânedânlardır kim her birinde âb-ı hayât
sular ve
bâğçeler mukarrerdir.
Ve cümle bin beş yüz aded kiremit örtülü bâğ u bâğçeli ve tahtânî ve fevkânî vâsi‘ ve birbirlerinden (...) vâki‘ olmuş kârgîr binâ hânedânlardır kim her birinde âb-ı hayât sular ve bâğçeler mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 230a ·
metinde göster ·
Ve memdûhâtından: Bu şehrin âb-ı hayât suları ve bâğ u bâğçelerinin unnâb dırahtları cihânı zeyn edüp unnâb dânedâr meyvesi meşhûrdur. Ve siyâh keçi oğlağı kürkü memdûhdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 232b ·
metinde göster ·
… yüz altmış mîldir. Ve dağlık ve taşlık ve ormanlık yerler ve âb-ı hayât kaynak
sular ve
mahsûllü sahrâlar ve çemenzâr u lâle‘izârlı yerler olup bir bî-bedel âb [u] hev …
Ve bu Ağrıboz cezîresinin tûlu yüz seksen mîldir. Ve dâ’iren-mâdâr cirmi üç yüz altmış mîldir. Ve dağlık ve taşlık ve ormanlık yerler ve âb-ı hayât kaynak sular ve mahsûllü sahrâlar ve çemenzâr u lâle‘izârlı yerler olup bir bî-bedel âb [u] hevâsı latîf cezîre-i vâcibü's-seyrdir kim mahsûlât-ı gûnâ-gûnunun kesretinden ehl-i hey’et bu cezîreyi yeşil ile tasvîr ederler. Bu adaya deryâdan varırken bir sivri dağ yüz mîl yerden nümâyân olup ol kûh-ı ser-bülende Ağrıboz derler. Bir cânibi Kızılhisâr burnu dağıdır. Ve bu cezîrenin leb-i deryâsı etrâfında serâpâ kat-ender-kat ma‘mûr Rûm keferesi kurâlarıyla müzeyyendir. Ve mezkûr adanın lodos tarafında kal‘a-i Ağrıboz'dur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 249b ·
metinde göster ·
… ‘mîr olup leb-i deryâda şekl-i muhammes bir kal‘a-i metîn olurdu. Ve âb-ı hayât
suları ve
iki aded limanları olup sekiz rûzgâr-ı zorkârdan bî-bâk ü bî-pervâ yatılır lima …
Bânîsi Bundukanî Venedikidir. Lisân-ı Rûmca Larinçe (---)(---)(---)(---) derler. Sebeb-i tesmiyesi oldur. Ammâ sene (---) târîhinde Bâyezîd-i Velî Hân fethidir. Usret ile feth olup bî-fâ’ide olduğiyçün ba‘de'l-feth kal‘asın câ-be-câ münhedim etdiler, zîrâ Balıbadra ve Holumiç kal‘aları gâyet yakın olduğundan kal‘asın berbâd etdiler, ammâ amâr iken Mora adasında anın gibi ma‘mûr u metîn kal‘a yok imiş. Hâlâ cümle der-i dîvârından çok yerde âsâr-ı binâları vardır. Sehel bahâne ile ta‘mîr olup leb-i deryâda şekl-i muhammes bir kal‘a-i metîn olurdu. Ve âb-ı hayât suları ve iki aded limanları olup sekiz rûzgâr-ı zorkârdan bî-bâk ü bî-pervâ yatılır limanları var. Ve hâlâ Cezâyir korsanları deryâda şinâverlik edüp şikâr ararlarken bu Holumiç kal‘ası dağın seçüp bu Larinçe limanlarında lenger-endâht olup yatırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 262a ·
metinde göster ·
… e cümle yedi aded dükkândır, gayri amâristândan nişân yokdur. Lâkin her evlerde
suları ve
değirmenleri gâyet çokdur.
Cümle beş mahalle-i ma‘mûrlardır. Ve cümle bir aded câmi‘dir. Ve cümle yedi aded dükkândır, gayri amâristândan nişân yokdur. Lâkin her evlerde suları ve değirmenleri gâyet çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 274a ·
metinde göster ·
… u gârlarda eyyâm-ı bahûrda âdemler kürksüz oturamazlar. Ve cümle şehir halkları
suların ve
bâdelerin ve hoşâbların bu serdâb mağârâlarda sovudurlar. Mâh-ı Temmûz'da sovuk …
Der-ibret-nümâ-yı garîbât: Bu kal‘a içre Yahûdî ve Rûm mahallâtları içre ve gayri yerlerde cümle yigirmi tokuz aded yerde bâdgîr nâmında azîm mağârâlar ve kehf-i yetîmânlar var kim her biri biner âdem alır. Mâh-ı Temmûz'da cümle şehrin ahbâbı ve harâbât erenleri bu mağârâlarda istirâhat edüp tarab u ayş [u] işret ederler, ammâ bu gârlarda eyyâm-ı bahûrda âdemler kürksüz oturamazlar. Ve cümle şehir halkları suların ve bâdelerin ve hoşâbların bu serdâb mağârâlarda sovudurlar. Mâh-ı Temmûz'da sovukdan du[ru]lmaz bir garîb temâşâgâh mağârâlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 275a ·
metinde göster ·
… eri kiremitli ve cânib-i kıbleye nâzır büyûtlardır. Taşra dağlarında âb-ı hayât
suları ve
bâğları ve bâğçeleri ve müşebbek bostânları çokdur.
Bu kal‘ada cümle (---) aded küçücük evleri var. Biri biri üzre olup cümle havlısız daracık dârlardır. Sokakları hemçünân dîk u tengdir. Eşekler yük ile gücile geçerler. Ve cümle evleri kiremitli ve cânib-i kıbleye nâzır büyûtlardır. Taşra dağlarında âb-ı hayât suları ve bâğları ve bâğçeleri ve müşebbek bostânları çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 275b ·
metinde göster ·
Menzil-i Çeşmebaşı: Bir vâsi‘ yerde etrâfı kayalı dağlar olup gûnâ-gûn kaynak
suları ve
niçe bin bâğları var. Cümle Benefşe kal‘ası a‘yânının bâğ-ı iremleridir. Benefş …
Menzil-i Çeşmebaşı: Bir vâsi‘ yerde etrâfı kayalı dağlar olup gûnâ-gûn kaynak suları ve niçe bin bâğları var. Cümle Benefşe kal‘ası a‘yânının bâğ-ı iremleridir. Benefşe kal‘asının muhâfazasına me’mûr Yanyalı Pîr Paşa ve Kaplan Paşalar cümle hayme ve hargâh bâr [u] büngâhların kurup otururlar. Ve niçe bin asâkir-i İslâm Girid'e geçmek içün donanma-i hümâyûn ile Kapudan Kaplan Paşa gelir deyü nevbet bekleyüp dağ ve taşlar üzre asâkir-i İslâm meks edüp bir ordu-yı bâzâr ve bir cem‘iyyet-i kesîr olmuş kim ta‘bîr olunmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 276b ·
metinde göster ·
Ve bu limanın garb tarafında kayalar altında latîf sular bulunur. Ve mezkûr Benefşe cisrinin nîm sâ‘at cenûbundaki bâğlar ve bâğçeler cümle Benefşelinindir. Latîf suları ve âbdâr meyveleri ve hoş-hor engûrleri olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 278a ·
metinde göster ·
… dan garba tûlânîce vâki‘ olup bir ma‘mûr küçük adacıkdır. A‘lâ latîf âb-ı hayât
suları ve
sığınacak latîf yataklı demir dutar vâsi‘ limanı var. Dağları sâfî çam ağaçları …
Cezîre-i Çamlıca: Anabolı nâhiyesidir. Şarkdan garba tûlânîce vâki‘ olup bir ma‘mûr küçük adacıkdır. A‘lâ latîf âb-ı hayât suları ve sığınacak latîf yataklı demir dutar vâsi‘ limanı var. Dağları sâfî çam ağaçları olduğundan Çamlıca derler. Ammâ cümle âsî küffâr bunda eksik değildir, zîrâ küffâr-ı hâksârrın gâyet güzergâhıdır. Ba‘dehu Termiş'den 4 sâ‘at deryâ ile cânib-i garba giderken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 282a ·
metinde göster ·
… derûn-ı kal‘ada cümle altı bin yetmiş aded âb-ı sâf kuyular ve yedi aded kaynak
sular ve
kırk aded ayazma bınarları var. Asker-i İslâm ise "Taşradan küffârın suların ke …
Bundan mâ‘adâ derûn-ı kal‘ada cümle altı bin yetmiş aded âb-ı sâf kuyular ve yedi aded kaynak sular ve kırk aded ayazma bınarları var. Asker-i İslâm ise "Taşradan küffârın suların keselim" deyü çalışup "Küffâr susuz bunalsın" deyü ol sevdâya yelerlerdi. Meğer kal‘anın bir katre suya ihtiyâcları yok imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 311a ·
metinde göster ·
… p u tüfeng ve cebehâneleri yokdur. Şimâle nâzır bir hudâyî limanı ve âb-ı hayât
suları ve
lezîz kuyuları ve iki yüz pâre gemi alur limanı vardır. Her zamân yaz u kış bu …
Büyük Değirmenlik adası: Dâ’iren-mâdâr seksen mîl ihâta eder. Birkaç pâre Urûm köğleri var, gâyet ma‘mûr kurâlardır lâkin cümle Urûm re‘âyâları Freng şapkası gibi siyâh Eflâtûniyye geyer ankâ bâzergân kefereleri vardır. Kal‘ası evc-i semâya kehkeşân-âsâ ser çekmiş bir yalçın kaya üzre bir sarp küçük kal‘acıkdır. Ammâ cümle neferât kulları keferelerdir, ammâ top u tüfeng ve cebehâneleri yokdur. Şimâle nâzır bir hudâyî limanı ve âb-ı hayât suları ve lezîz kuyuları ve iki yüz pâre gemi alur limanı vardır. Her zamân yaz u kış bu limanda Venedik donanması yatup etrâf adaları urup harâb u yebâb edüp harâc alırdı. Gâyet mahsûllü mahbûb adadır kim lodos cânibleri beyâz yarlı yerlerdir. Dağları cümle kırmızı yalçın kayalardır ve kâfirleri gâyet mel‘ûndan eşedd mel‘ûnlardır. Andan ana muttasıl,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 331a ·
metinde göster ·
… irmenlik cezîresi derler. Kulle-misâl âsiyâb-ı bâdlardır. Bunda dahi âb-ı hayât
sular ve
kuyular ve cümle kal‘a-misâl evlerde su sarnıçları vardır.
Cezîre-i Liminoz'da sulanup temâşâ etdik. Bunda dahi deryâdan bir ok menzili ba‘îd bir bayır üzre bir köhne kal‘ası var. Dâ’iren-mâdâr cirmi beş yüz adımdır. Ve cümle kârgîr binâlı dâr-ı menhûs hâneleri var. İçinde kulu ve cebehânesi bunun dahi yokdur, ammâ bu ada kefereleri Venedik küffârı donanması havfinden kal‘a içine girüp mütehassın olurlar imiş. Kal‘anın ağaçlardan kapuları olup handaksız bir kal‘acıkdır. Taşrasında bir ma‘mûr taş binâlu köyü vardır. Bunun dahi Büyük Değirmenlik gibi yel değirmenleri çok olduğundan Değirmenlik cezîresi derler. Kulle-misâl âsiyâb-ı bâdlardır. Bunda dahi âb-ı hayât sular ve kuyular ve cümle kal‘a-misâl evlerde su sarnıçları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 331a ·
metinde göster ·
Der-sıfat-ı eşkâl-i cezîre-i Şifnoz: Sene (---) târîhinde Süleymân Hân asrında Palak Mustafâ Paşa kapudan iken feth etmişdir. Hâlâ Kapudan Paşa eyâletidir. Hâkimi ve kadısı ve nâ’ibi olup ma‘mûr cezîredir. A‘lâ yataklı limanı ve bir metîn kal‘ası ve bâğları ve bâğçeleri ve âb-ı hayât suları ve dağlarında keçileri (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 331a ·
metinde göster ·
âb-ı nâb kuyuları ve âb u hevâsı gâyet latîf olup bir manastır-ı azîmi var. İçi …
Ve âb-ı hayât suları ve âb-ı nâb kuyuları ve âb u hevâsı gâyet latîf olup bir manastır-ı azîmi var. İçinde yüz elli ruhbânları olup harâca tahrîr etmediğimizden cihân kadar hazz edüp hakîre vâfir ri‘âyet edüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 335b ·
metinde göster ·
Ve bu şehrin etrâfındaki murgzâr gülistânları ve müşebbek bostânları ve bâğ u bâğçeler içre âb-ı revân köşe köşe firâvân suları ve ravzalar içre bülbüllerin nağamâtı ve tuyûr-ı hoş-elhânın asvât-ı hazîni âdeme rûh-efzâ safâ verir bir şehr-i İremdir kim Arapça beldelerindendir ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y92b ·
metinde göster ·
… ûr u müzeyyen ve havlılı ve bâğçeli a‘yân-ı vilâyet Ahmed Ağa sarâyı âb-ı hayât
suları ve
havz u şâzrevânları revân olur.
Ve cümle sekiz yüz kireç örtülü kâ[r]gîr evlerdir. Cümleden ma‘mûr u müzeyyen ve havlılı ve bâğçeli a‘yân-ı vilâyet Ahmed Ağa sarâyı âb-ı hayât suları ve havz u şâzrevânları revân olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y108a ·
metinde göster ·
… îlerde bu uyûndan sarnıc kuyuları vardır. Ol şiddet-i hârda yah pâre âb-ı zülâl
sulardır. Ve
yedi yüz hânede dahi âb-ı hayât kuyular vardır, zîrâ şehr-i Mekke bir dere içre …
Ve yetmiş yerde sarây-ı âlîlerde bu uyûndan sarnıc kuyuları vardır. Ol şiddet-i hârda yah pâre âb-ı zülâl sulardır. Ve yedi yüz hânede dahi âb-ı hayât kuyular vardır, zîrâ şehr-i Mekke bir dere içre vâki‘ olmağile suyu çokdur. Ammâ cümlesi gayri lezzetdedir. Bu şehir içre olmak ile cümle âb-ı Zemzem lezzetinde gerek idi. Ammâ hikmet-i Hudâ herbiri birer ta‘âmdadır, zîrâ Cenâb-ı Bârî'nin âb-ı Zemzem'e nazarı ta‘allûk edüp mu‘cize-i Hazret-i İsmâ’îl ile zâhir olmuş bir âb-ı Zemzemdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y356a ·
metinde göster ·
zahîreler yükledüp ikinci gün direk şeyhleri vesîle olup göç tablına turralar u …
Ve cümle huccâcın zebûn develerin değişdirüp Akabe'yi aşmağa dinc-â-dinc develer dutup âb-ı zülâl sular ve zahîreler yükledüp ikinci gün direk şeyhleri vesîle olup göç tablına turralar urulup ibtidâ toplar gider. Andan akabe başı P 155b çarkacı olup dündâr ile ileri gidüp yeniçeri ve azebistân ve sâ’ir asker ile mukaddem Akabe'ye varup Dîvdâr belinde çadırlar kurup cümle askeriyle pür silâh âmâde dururlar. İhtimâldir Akabe boğazın bir düşmen ala yâhûd ol teng [ü] târ yerde huccâc askeri ile ceng [ü] cidâl ola. Anların mâbeynini ıslâh içün ibtidâ Akabe askeri gider. Andan Emîrü'l-haccın bârhânesi ubûr eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y379a ·
metinde göster ·
… ola müteveccih oldular. Ve herkes cevzelerinde ve mataralarında ve gırbalarında
suların ve
esbâbların hıfz etmeğe başlayup kat‘-ı menâzil ederek Hârnûb deresi nâm bir yeş …
"Yâ huccâc! Bu gece Tîh sahrâsına girirsiz. Vâveylâ gecesidir. Birbiriniz gözedüp gerü kalman, gâyib olursuz. Bu gece baba oğula oğul babaya bakmaz. Esbâblarınız ve develeriniz bir hoşca hıfz Q 154a edesiz. Deryâ-misâl kum içinden Arab çıkup cânınıza kasd eder. Ve mâl [ü] menâliniz nehb [ü] gâret eder. Y 381b Ve bu ol kum deryâsıdır kim Hazret-i Mûsâ bu vâdî-i Tîh'de kırk yıl sergerdân gezmişdir", deyü dellâllar nidâ edüp huccâc bu nidâyı istimâ‘ edüp gözleri dörd olup yola müteveccih oldular. Ve herkes cevzelerinde ve mataralarında ve gırbalarında suların ve esbâbların hıfz etmeğe başlayup kat‘-ı menâzil ederek Hârnûb deresi nâm bir yeşil ağaçlı ve koyu gölgeli dere içre giderken,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y381a–Y381b ·
metinde göster ·
… zarlar. Y 246a Ve gûnâ-gûn üstü açık kubbeler düzerler. Ve hûş [u] tuyûr içün
sular ve
buğdaylar dökerler. Ve her bir kabrin başı ucuna gül gülistân mersin ü reyhân k …
Ba‘dehu her mezârın hîce taşlarında târîh-i musanna‘ u müzehhebler kazarlar. Y 246a Ve gûnâ-gûn üstü açık kubbeler düzerler. Ve hûş [u] tuyûr içün sular ve buğdaylar dökerler. Ve her bir kabrin başı ucuna gül gülistân mersin ü reyhân korlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y245b–Y246a ·
metinde göster ·
… r rimâlistân ve çöl çölistân ve berr ü beyâbân bî-emân yerdir. Bu Sâlihiyye'den
sular ve
kirâ ile develeri yükü ile dutup azm-i râh olunur. Anıniçün bu kavm ankâdır. Ve …
Ve bu şehrin halkı gâyet ankâlardır. Zîrâ âyende vü revendeye niçe kerre yüz bin deve yükü su satarlar. Zîrâ bu şehirden kasaba-i Ümmü'l-Hasan çölünde altı konak yerde lezîz su yokdur. Sahrâ-yı Tîh'in nihâyeti bir rimâlistân ve çöl çölistân ve berr ü beyâbân bî-emân yerdir. Bu Sâlihiyye'den sular ve kirâ ile develeri yükü ile dutup azm-i râh olunur. Anıniçün bu kavm ankâdır. Ve Ümmü'l-Hasan çölünde bî-tâb u bî-mecâl kalan cemâl u hussânları ve bagal u hımârları cümle bu şehir halkı varup alurlar, besleyüp yine huccâca satarlar. Ve fetâları dâ’imâ rehzenlik edüp âdem katl ederler bir alay kuttâ‘u't-tarîk âsîlerdir. Ammâ Cenâb-ı Bârî dahi her Mûsâ'ya bir Fir‘avn ve her Fir‘avna bir Mûsâ halk etdüği gibi bu kavme dahi Cenâb-ı İzzet çöl Urbânın Mûsâ gibi bu fir‘avnîlere musallat etmiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y450b ·
metinde göster ·