Evsâf-ı mahmil-i şerîf hevdec-i Resûlullâh: Hazret'in bârhânesidir kim,
surre
emînlerinde durur. Siyâh Ka‘be örtüsü üzre zer-ender-zerdûz işleme çâr-kûşe ve …
Evsâf-ı mahmil-i şerîf hevdec-i Resûlullâh: Hazret'in bârhânesidir kim, surre emînlerinde durur. Siyâh Ka‘be örtüsü üzre zer-ender-zerdûz işleme çâr-kûşe ve sivri çâr-kûşe kubbe üzre sürâhî altun yaldızlı top alemli ve çâr-kûşesinde yine mutallâ toplu mahmildir, anı götüren şütürü kınalayup zer-ender-zere gark edüp şütürün serinde teller ve gümüş zencîrli licâmı ve zerdûz sağrı poşu ve gûnâ-gûn zîl [ü] bemler ile deveyi zeyn edüp mahmil-i şerîf içinde bir ma‘sûm Feth-i Şerîf tilâvet edüp hoş-elhân segâh makâmı üzre kırâ’at eder. Ve mahmil-i şerîfin cânib-i erba‘asında çâr-yâr-ı güzînin ve sâ’ir Ashâb-ı kirâmın seyf-i müczemleri ile zeyn edüp ubûr ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 161a ·
metinde göster ·
… . Rahmetullahi aleyhi rahmeten vâsi‘a. İbtidâ bunlar Mekke ve Medîne fukârasına
surre
göndermişlerdir.
Hicretin sekiz yüz yigirmi dördüncü [sene]sinde vefât etdi. Müddet-i saltanat, sene 7 ve on bir ay ve on iki gün ve müddet-i ömr sene [8]38. Kabr-i şerîfi {Yeşil İmâret nâm} câmi‘-i pür-envârının önünde bir kubbe-i münakkaş içinde medfûndur. Rahmetullahi aleyhi rahmeten vâsi‘a. İbtidâ bunlar Mekke ve Medîne fukârasına surre göndermişlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 235b ·
metinde göster ·
Ziyâret-i bahr-i vefâ ve kân-ı şifâ, rükn-i muhterem, kutb-ı muhteşem, zâhid-i zamâne, âbid-i yegane eş-Şeyh Hazret-i Şemseddîn Muhammed b. Alî ya‘nî Hazret-i Seyyid Emîr Sultân: Hüseynî nesebdir. Buhârâ'da müştak olup edâ-yı farz içün Mekke-i Mükerreme'ye, andan Medîne-i Münevvere'ye gelüp ceddi Hazret-i Resûl'ü ziyâret ederken Medîne şürefâları "Nedir bu sende sikke-i {Âl-i} Muhammedî" deyü ta‘n [u] taarruz edüp şürefâ surresin vermezler. Hemân Hazret-i Emîr eydür "Gelin ceddimiz huzûruna varup murâfa‘a-i şer‘ olalım. Kankımız ırk-ı tâhirden ise anlar hükm buyursunlar" deyü cümle şürefâ-yı Mekkiyi Hazret-i Resûl muvâcehesine götürüp hemân Seyyid Emîr "Es-selâmu aleyke yâ Ceddî" der. Hemân Ravza-i Mutahhara içinden {"Ve aleykümü's-selâm} yâ veledî, Muhammed b. Alî" deyü sadâ-yı Resûl-i Kibriyâ gelüp "Yâ veledî, Rûh ile'r-Rûm, ma‘a'l-kandîl" buyururlar. Hemân o mahalde cümle şürefâ-yı Mekke hâk-i pây-i Emîr'e düşüp niçe yüz şürefâlar dahi bile Emîr Sultân ile Rûm'a azîmet ederler. Görseler kim havâda mu‘allak bir kandîl bile menzil-be-menzil gidüp leyle-i muzlimde üzerlerine nûr gibi şu‘le verüp tâ ki şehr-i Bursa'ya dâhil olduğu gibi ol kandîl sönüp gâ’ib oldu. Emîr Sultân cümle fukarâlarına eyitti: "Ey ihvân-ı bâ-safâlar, bizim ömrümüz, kandîl bu şehrde sönüp makâmımız bu şehr olması işâretidir" buyururlar. Hemân a‘yân-ı Bursa Emîr Sultân'ın hâk-i pâyine yüz sürüp dörd kerre yüz bin âdem mürîdi oldular. Zîrâ ol nûr-ı kandîl ile azîzin Bursa'ya dâhil olduklarını her menzîlde cümle âşıkân görüp Bursa halkı dahi üç gün üç gice o kandîli temâşâ edüp ulu sultân olduğun müşâhede etdiklerinden cümle kibâr-ı Bursa Hazret-i Emîr'den cihâz-ı fakrı kabûl edüp fukara-yı (---)(---) oldular. Bizzât Yıldırım Bâyezîd Hân rikâblarında piyâde yürüyüp bey‘at-kerdeleri olduklarından mâ‘adâ Yıldırım Bâyezîd Hân Nilüfer Hânım nâm-ı cânım olan kerîme-i afîfesin Emîr Sultân'a tezvîc edüp azîm sürûr [u] şâdmânlar oldu. Diyâr-ı Rûm'da bir velvele-ârâ-yı azîz oldu kim cihânda yegâne-i asr oldu. Hattâ Yıldırım Hân Ulu Câmi‘i binâ edüp evvel cum‘a namâzı edâ olundukdan sonra Yıldırım Hân, Emîr Sultân'a eydür "İyi câmi‘ olmadı mı sultânım", der. Emîr Sultân eydür: "Katı müzeyyen câmi‘ olmuş ammâ ortasında beş on küp katresi harâm hamr gerekdir kim gelüp giden cemâ‘atler şarâb-ı mel‘ûndan şürb edüp gideler, hemân ol eksikdir" deyince Yıldırım Bâyezîd Hân eydür: "Yâ Sultânım! Bu ibâdethânedir. Hiç ne mümkündür kim böyle câmi‘de şarâb ola" deyü cevâb eydür. Hemân Emîr Sultân eydür: "Bak a Yıldırım, bu câmi‘i sen binâ edüp içine şarâb komağı irtikâb etmeği ma‘kûl görmedin, sen ki Cenâb-ı Bârî'nin yed-i kudretiyle bir katre menîden halk etdüğü tılısım-ı ism-i a‘zam ve arş [u] kürs-i kerrûbiyyândan efdal ü eşref beytullah olasın. Husûsan benî Âdem hakkında Allah "Kalbü'l-mü’mini arşullah" diye. Sen ol arşullah içre Allah'dan havf etmeden niçe gice ve gündüz şarâb-ı habîs korsun" deyince hemân Yıldırım Hân irşâd olup şarâba tevbe eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 238a ·
metinde göster ·
… rreteyn ta‘âmları ve îd-ı şerîfde libâsları ve arakıyye ve serâvîl kamîsları ve
surre
ve atıyyeleri dâ’imdir. Bu dârü't-ta‘lîmin itmâmına târîhdir "fe-temmet" [920] …
Cümle (---) aded mektebdir. Evvelâ Orta Hisâr'da Mekteb-i Ebü'l-feth Gâzî ve Mekteb-i Yeni Câmi‘ Şeyh Ricâlî hazretleri mu‘allim-i sıbyân [ve] sâhib-i feyz bir nûrânî azîzdir kim bunlardan bir kerre "Bismillah" diyen ma‘sûm-ı pâk elbette feyz-yâb olup âlim ve fâzıl olması mukarrerdir. Ve Mekteb-i mükellef-i Hâtûniyye: Câmi‘in cânib-i garbîsinde kârgîr binâ ve kubbe-i ra‘nâ mekteb-i sıbyân-ı fukarâ ve hâs u âmm nâ-resîde tıflân-ı ebced-hânları içün binâ olunmuş bir dârü't-ta‘lîm-i Kur‘ândır kim cümle eytâma cânib-i vakfdan rûz-merreteyn ta‘âmları ve îd-ı şerîfde libâsları ve arakıyye ve serâvîl kamîsları ve surre ve atıyyeleri dâ’imdir. Bu dârü't-ta‘lîmin itmâmına târîhdir "fe-temmet" [920] lafzı kapusu üzre tahrîr olunmuşdur. ve Mekteb-i İskender Paşa: (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---) . Meşhûr mektebler bunlardır. (---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 251b ·
metinde göster ·
… h-i mekteb-i dârü't-ta‘lîm-î sıbyân: Cümle yüz yetmiş yerde her sene kisvesi ve
surre
ve atiyyesi verilir mekteb-i tıflân-ı ebcedhândır. Evvelâ,
Der-medh-i mekteb-i dârü't-ta‘lîm-î sıbyân: Cümle yüz yetmiş yerde her sene kisvesi ve surre ve atiyyesi verilir mekteb-i tıflân-ı ebcedhândır. Evvelâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 12b ·
metinde göster ·
… lduğunda bir su hâkimi vardır. Cümle bâğ u bâğçelerden su hakkı olup Haremeyn'e
surre
gider ve bu şehr-i İrem cümle (---) aded (---) örtülü fevkânî ve tahtânî sarây- …
Ebü'l-feth Gâzî tahrîri üzre Karamân eyâletinde mu‘âf u müsellem Haremeyn-i Muhteremeyn evkâfı şehr-i ma‘mûrdur. Âsitâne-i sa‘âdetde dârüssa‘âde ağası kânûn-ı pâdişâhî üzre nâzır-ı nüzzârıdır. Anların tarafından bir muhteşem ağa-yı zîşân yüz atlı ile hükûmet eder. Cemî‘i mülûk-ı İslâm'da olalı Haremeyn evkâfıdır. Hattâ dest-i küffârda iken Kral Harkil-i bed-fi‘âl bu şehrin suyu mu‘cize-i Resûl ile cereyân etdüğün görüp gerçi îmâna gelmedi ammâ Hazret-i Ömer'e ve gayri emîrü'l-mü’minînlere her sene hedâyâ gönderüp bu şehri, himâye-i Resûlullah'da olmuş idi. Zîrâ bu Harkil Kayser'in Hazret-i Ömer Medîne'de durduğu yerde parmağıyla Kayser'in gözün çıkarup kör Harkil olup niçe kim hayâtda idi, halîfelere hedâyâ gönderirdi. İlâ hâze'l-ân halîfelerin himâyesinde olup Haremeyn hâkimi zabt eder. Karamân paşasının tevâbi‘i aslâ te‘addî edemez ve bir hâkimi dahi şerî‘at tarafından üç yüz pâyesiyle şerîf kazadır ve cümle (---) aded âbâdân nâhiye kurâları vardır. Senevî yedi kîse mezkûr nevâhîlerden hâsıl olur. Kethüdâyeri ve yeniçeri serdârı ve muhtesibi ve şehir nâ’ibi ve şehir subaşısı ve su taksîminde mîr-i âbı ya‘nî su ağası vardır. 16b Eğer bu şehirde su ağası olmasa şeb [u] rûz kan kavgâ eksik olmazdı. Zîrâ bu şehir Peygamber Pınarı dağı dibine vâkı‘ olup şehrin cânib-i şarkîsi ve garbîsi ve şimâli tarafı cümle Harkil Ovası add olunup bu ferah-fezâ-yı dilküşâda cümle yiğirmi altı bin müseccel ve makyûd bâğ u bâğçe ve mezâri‘âtlar vardır. Cümle gayr-i mü‘cizeler ile re’y olmağa muhtâc olduğunda bir su hâkimi vardır. Cümle bâğ u bâğçelerden su hakkı olup Haremeyn'e surre gider ve bu şehr-i İrem cümle (---) aded (---) örtülü fevkânî ve tahtânî sarây-ı âlîler ve hânedân-ı ma‘mûrlar ve büyût-ı zîbâlar ile ârâste ve her hânede birer mâ’-i câriye ve havz u şâdırvânlar ile pîrâste olmuş şehr-i âbâdân [u] müzeyyendir. Cümle (---) aded câmi‘dir. Cümleden Koca Mehemmed Paşa câmi‘i Süleymân Hân vezîri câmi‘i olmağıla Mi‘mâr Sinân binâsıdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 16a–16b ·
metinde göster ·
… d mekteb-i sıbyân [u] tıflân-ı ebcedhânı vardır. Niçesinin ıydiyye libâsları ve
surre-i
atiyyeleri taraf-ı vakfdan ihsân olunur, ma‘mûr mekteblerdir.
Evsâf-ı dârü'l-kurrâ ve mekteb-i sıbyân: Üç yerde seb‘a ve aşere ve takrîb kırâ’eti tilâvet olunur dâr-ı kurrâları var; lâkîn mahsûs talebelerine vazîfe-i mu‘ayyeneleri yokdur, hasbî şeyhleri vardır. Ve cümle kırk aded mekteb-i sıbyân [u] tıflân-ı ebcedhânı vardır. Niçesinin ıydiyye libâsları ve surre-i atiyyeleri taraf-ı vakfdan ihsân olunur, ma‘mûr mekteblerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 23a ·
metinde göster ·
… her sene başında ıydiyye hil‘at-ı fâhireleri cânib-i vakfdan nâ-resîde yetîmâne
surre
ve atiyyeler ile mebzûldür. Cümlesi evkâf-ı azîmlerdir. (---)(---)(---)
Ta‘rîf-i mekteb-i dârü't-ta‘lîm-i sıbyân [u] tıflân-ı ebcedhân: Cümle otuz aded mektebdir. Evvelâ Kızıl Câmi‘ mektebi ve Hazret-i İbrâhîm Halîl mektebi ve Sultân Hasan mektebi ve Ak Câmi‘ mektebi ve bu mekteb-i sıbyânların her sene başında ıydiyye hil‘at-ı fâhireleri cânib-i vakfdan nâ-resîde yetîmâne surre ve atiyyeler ile mebzûldür. Cümlesi evkâf-ı azîmlerdir. (---)(---)(---)
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 55b ·
metinde göster ·
… mektebdir kim cânib-i vakıfdan eytâma beher sene birer kat libâs-ı harîrleri ve
surre
ve atiyyeleri mebzûldur.
Evsâf-ı dârü't-ta‘lîm [u] mekteb-i tıflân-ı ciğerköşe-i mahbûbân: Cümle elli aded mektebdir kim cânib-i vakıfdan eytâma beher sene birer kat libâs-ı harîrleri ve surre ve atiyyeleri mebzûldur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 83a ·
metinde göster ·
… dan vazîfe-i mu‘ayyeneleri dâ’imdir. Ve her sene birer kat ıydiyye libâsları ve
surreleri
verilir.
Ve cümle yigirmi mekteb-i tıflânı var. Sâhibü'l-hayrâtı çok olmağıla cümle sıbyâna beher mâh cânib-i vakıfdan vazîfe-i mu‘ayyeneleri dâ’imdir. Ve her sene birer kat ıydiyye libâsları ve surreleri verilir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 114a ·
metinde göster ·
… Ammâ ibtidâ Mekke, Medine fukarâsına oğlu Çelebi Mehemmed Hân on iki bin altun
surre
ve atıyye gazâ mâlından göndermişdir. Gayri selâtîn gönderme 132a miş idi. Bu …
Ziyâret-i Meyyitoğlu Mehemmed Beğ: Ulu âsitânedir. Cümle binâsı Çelebi Sultân Mehemmed hayrâtıdır kim merkad-i pür-envârı üzre bir kubbe-i âlî ve câmi‘i ve bir dârü'l-it‘âm-ı imâreti pür-me‘âli var kim mâh u sâl bi'l-guduvvi ve'l-âsâl cemî‘i züvvâra ve cümle âyende vü revendegâna subh u şâm çobrası mebzûldür. Hakkâ ki sâhibü'l-hayrât Çelebi ibn Çelebi Sultân Mehemmed Hân imiş. Hâlâ evkâfnâmesinde tahrîr olunan üzre bu Çelebi Mehemmed Hân'ın feth-i fütûh etdüğü memâlik-i mahrûselerde beş yüz altmış hayrât [u] hasenât hutbesi tilâvet olunur. Sâ’ir hayrâtları ana göre kıyâs oluna. Ammâ pederleri Yıldırım Bâyezîd Hân'ın bir kırk aded hutbesi kırâ’at olunur. Zîrâ fütûhâtı hadden birûn u kıyâsdan efzûndur. Ammâ ibtidâ Mekke, Medine fukarâsına oğlu Çelebi Mehemmed Hân on iki bin altun surre ve atıyye gazâ mâlından göndermişdir. Gayri selâtîn gönderme 132a miş idi. Bu Zağra Yenicesi'nde dahi bir hayrâtı su arkıdır kim Filibe sahrâsına doğru cereyân eder.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 131b–132a ·
metinde göster ·
… sene ıyd-i şerîfde her ciğer-kûşe tâlib-i ilm nâresîde sabîye birer kat libâs u
surre
ve atıyye cânib-i vakfdan tasadduk olunur.
Evsâf-ı dârü't-ta‘lîm-i mekteb-i tıflân-ı ebcedhân: Cümle (---) aded mekteb-i sıbyândır. Evvelâ on dörd aded câmi‘-i selâtînlerin birer mekteb-i tıflânı vardır. Her sene ıyd-i şerîfde her ciğer-kûşe tâlib-i ilm nâresîde sabîye birer kat libâs u surre ve atıyye cânib-i vakfdan tasadduk olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 157b ·
metinde göster ·
… kasaba-i Alî Yâr: Hazret-i Alî'nin âsitânesine vakıfdır kim her sene mahsûlünün
surresi
Meşhed-i İmâm Alî'ye gider. Bu şehir bir kûh-ı bülendin zemînine vâki‘ olmuş gû …
Ta‘rîf-i kasaba-i Alî Yâr: Hazret-i Alî'nin âsitânesine vakıfdır kim her sene mahsûlünün surresi Meşhed-i İmâm Alî'ye gider. Bu şehir bir kûh-ı bülendin zemînine vâki‘ olmuş gûyâ bâğ-ı İrem'dir ve kâmil bin hânedir. Ve ol kûh-ı bâlâ bin aded uyûn-ı câriyecikler ve konacıklar tulû‘ edüp bu şehrin hadîkaların reyy edüp ahâlîyi saky eder. Ve bu şehri üstâd-ı bennâ sadrenç nakşı tarh edüp heme şâhrâhları râh-ı râstdır ve her yolun iki tarafı çınar-ı müntehâ ve bîd-i ser-nigûnlar ile müzeyyendir. Câmi‘leri ve hân u hammâmları ve çârsû-yı bâzârı henim günden güne ma‘mûr u avadân olmadadır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 298b ·
metinde göster ·
… şehir kethudâsı ve harâc ağası var, bunun dahi harâcından on yük akçe Medîne'ye
surre
gider. Cümle re‘âyâsı Eflak'dır.
Tımışvar eyâletinde sancakbeği tahtıdır. Beğinin hâssı 300.000 akçedir ve ze‘âmeti 15 ve tîmârı 305, alaybeği ve gayri iş erleri vardır. Cümle askeri bin aded âdemlerdir ve yüz elli akçe nev peydâ kazâdır. Ve kal‘a dizdârı ve beş yüz neferâtı ve üç oda kapukulu ve topçu ve cebecileri ve subaşı ve muhtesibi ve bâcdârı ve şehir kethudâsı ve harâc ağası var, bunun dahi harâcından on yük akçe Medîne'ye surre gider. Cümle re‘âyâsı Eflak'dır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 1b ·
metinde göster ·
… da olup Mekke ve Medîne'nin vakfıdır kim on iki bin altun Medîne-i Münevvere'ye
surre
gider. Ammâ kal‘ası kûh-ı Ulesi(?) dibinde bu kûhun kıblesinde nehr-i Kiriş aşı …
Evvelâ kal‘a-i Varat Erdel memleketinin sedd-i İskender'i ve Rakofçi Kral'ın tahtı idi. Hâlâ dest-i İslâmda olup Mekke ve Medîne'nin vakfıdır kim on iki bin altun Medîne-i Münevvere'ye surre gider. Ammâ kal‘ası kûh-ı Ulesi(?) dibinde bu kûhun kıblesinde nehr-i Kiriş aşırı bir top menzil[i] ba‘îd mezkûr dağ eteğinde bir vâsi‘ çemenzâr fezâda şekl-i muhammes cümle Şeddâdî tula binâ beş tabyalı bir kal‘a-i ra‘nâdır kim gûyâ bir hısn-ı hasîn ve sedd-i metîn kal‘a-i Mağosa. Gerçi mezkûr Ulesi dağı kal‘aya havâledir, ammâ mâbeyninde nehr-i Kiriş Şebeş cârîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 86a ·
metinde göster ·
ve atiyyeler ihsân [u] in‘âm olunup hulûs-ı hâl ile sûre-i Nebe'de Arapça mek …
âyet-i şerîfi mazmûnu üzre gemileri ihrâk bi'n-nâr olup cümle küffârları gark-ı âb olup küffâr-ı bed-kâr içre gemilerinde bir vâveylâ ve vâveledâlar sadâsı kopup karârları firâra mübeddel olup cümle küffâr gemileri leb-i deryâdan alarka olunca hemân beride bizim asâkir-i nusret-me’ser tarafından bir sadâ-yı Allâh Allâh kopup taraf taraf ve kol kol cemî‘i guzât-ı müslimînin gözleri tâs-ı pür-hûna dönüp kal‘anın münhedim olan yerlerinden kemendbâzlık ve kemândârlık ve şemşîrbâzlık ve şehbâz u şehnâzlık ederek enderûn-ı kal‘adan ve Yeni dîvâr kal‘asının domuz hânelerinden koca kırçıl domuzların kellelerin galtân edüp alâ mele’i'n-nâs azîm yüz aklıkları olup iki yüz kelle ve yetmiş nefer yüzbaşı nâm kâfirleri başbuğuyla huzûr-ı sadr-ı Âsafa getirüp cümle serbâzânlara beleğan mâ-belağ surre ve atiyyeler ihsân [u] in‘âm olunup hulûs-ı hâl ile sûre-i Nebe'de Arapça mekâl-i hakîkat-me’âl ile küffâr-ı hâksârın ve füccâr-ı dûzah-karârın i‘timâd eyledikleri kal‘alarından derûn-ı dilden ve cân u gönülden henüz meyûs olup içerden taşra küffâr dahi ziyâde gürûh gürûh dilber kapudanzâdeleri çıkmağa başladı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 300b ·
metinde göster ·
… yigirmi beş bin aded re‘âyâ vü berâyâların harâcları dahi cümle Mekke ve Medîne
surresi
olmak içün tahrîr olundu.
İbtidâ isfakiye dağlarını ve cemî‘i arâzî-i mahsûlâtların ve cümle yigirmi beş bin aded re‘âyâ vü berâyâların harâcları dahi cümle Mekke ve Medîne surresi olmak içün tahrîr olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 324b ·
metinde göster ·
… ve Hunkâr câmi‘i mektebleri ma‘mûr olup beher re’s-i senede cümle ma‘sûmlar[a]
surre
ve atiyye ve hil‘at-i fâhireleri mukarrerdir.
Der-ta‘rîfât-ı mekteb-i ciğer-kûşe-i püserân: Olancası on bir aded mekteb-i tıflân-ı ebced-hânları vardır. Cümleden Arslan Paşa mektebi ve Bebr Paşa ve Alî Paşa ve Hunkâr câmi‘i mektebleri ma‘mûr olup beher re’s-i senede cümle ma‘sûmlar[a] surre ve atiyye ve hil‘at-i fâhireleri mukarrerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 348a ·
metinde göster ·
Evvelâ seyyârân-ı bihâr u ebrâr ve seyyâhân-ı kuvâr-ı efkâr fehm-i nazar ve ilm-i haberle rütbe-i zâhir ve bedîdâr ola ki ekall-i ibâdullâhi'l-Hâlık ve bu za‘îf mahlûk-ı Râzık seyyâh-ı âlem Evliyâ-yı bî-rîyâ ibn Dervîş Mehemmed-i Zıllî ki Serzergerân-ı Dergâh-ı âlî olup Mekke-i Mükerreme'nin sütûh-ı şerîfi üzre zeheb-i hâlisden mîzâb-ı rahmeti inşâ edüp fermân-ı Sultân Ahmed Hân ile surre emâneti hidmetiyle sütûh-ı Ka‘be üzre mîzâb-ı rahmeti vaz‘ edüp selâmetle Âsitâne'ye geldükde hakîre Mekke-i Mükerreme müyesser olmak içün hayr du‘â etmişdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y3a ·
metinde göster ·
Ve yedi mekteb-i sıbyân vardır. Evkâfından her sene cümle tıfl-ı ebcedhânlara
surre
ve atıyye ve birer kat esvâb sadaka ihsân olunur. Bu yedi mektebden mâ‘adâ vakf …
Ve yedi mekteb-i sıbyân vardır. Evkâfından her sene cümle tıfl-ı ebcedhânlara surre ve atıyye ve birer kat esvâb sadaka ihsân olunur. Bu yedi mektebden mâ‘adâ vakfı olmayan yetmiş mekteb-i sıbyân vardır, zîrâ bunda Kur’ân-ı azîme olan rağbet meğer Kastamonu'da ola. Gayri diyârda yokdur. Anıniçün Cenâb-ı Bârî bu şehir halkın ankâ edüp ganîmet ihsân etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y132a ·
metinde göster ·
… ördüncü mühendisbaşı beşinci mu‘temedbaşı ve altıncı sarrâfbaşı, cemî‘i ulemâya
surre-i
pâdişâhî geldikde bunun elinden çıkar. Ve yedinci ağa veznedârbaşı ve sekizinci …
Ve dahi mollânın taht-ı destinde mahkeme hidmetine me’mûr berât-ı pâdişâhî ile yigirmi ağalık vardır. Evvelâ muhzırbaşı rikâb-ı hümâyûn tarafından keçeli kapucudur. Rü’ûs-ı hümâyûn ile zabt eder. İkinci Ağa Kudüs-i şerîfe gelen su nâzırı mükellef ağalıkdır. Üçüncü Ağa mi‘mârbaşı ve dördüncü mühendisbaşı beşinci mu‘temedbaşı ve altıncı sarrâfbaşı, cemî‘i ulemâya surre-i pâdişâhî geldikde bunun elinden çıkar. Ve yedinci ağa veznedârbaşı ve sekizinci subaşı ve tokuzuncu bâzârbaşı ve onuncu şehir kethudâsı ve on birinci bedasten kethudâsı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y209a ·
metinde göster ·
… kayyımân huddâmları vardır. Cümle vazîfeleri hazîne-i pâdişâhîdendir. Her sene
surre
emîni gelüp surre ve atıyyeleri ihsân olunur.
Ve bu mescid-i Aksâ'nın kâmil sekiz yüz murtezikası ya‘nî huddâmları vardır. Dörd mezâhib imâmı ve dörd hatîbi vardır. Rûz-ı cum‘ada hatîbleri minbere kılıç ile urûc ederler. Ol seyf-i miczem tâ Hazret-i Ömer şemşîridir. Her hatîb birer hafta hidmet ederler. Ve elli mü’ezzinân ve müsebbihân ve mu‘arrifân ve na‘thân ve devirhân ve eczâhân ve kayyımân huddâmları vardır. Cümle vazîfeleri hazîne-i pâdişâhîdendir. Her sene surre emîni gelüp surre ve atıyyeleri ihsân olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y211b ·
metinde göster ·
… rı vardır. Cümle vazîfeleri hazîne-i pâdişâhîdendir. Her sene surre emîni gelüp
surre
ve atıyyeleri ihsân olunur.
Ve bu mescid-i Aksâ'nın kâmil sekiz yüz murtezikası ya‘nî huddâmları vardır. Dörd mezâhib imâmı ve dörd hatîbi vardır. Rûz-ı cum‘ada hatîbleri minbere kılıç ile urûc ederler. Ol seyf-i miczem tâ Hazret-i Ömer şemşîridir. Her hatîb birer hafta hidmet ederler. Ve elli mü’ezzinân ve müsebbihân ve mu‘arrifân ve na‘thân ve devirhân ve eczâhân ve kayyımân huddâmları vardır. Cümle vazîfeleri hazîne-i pâdişâhîdendir. Her sene surre emîni gelüp surre ve atıyyeleri ihsân olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y211b ·
metinde göster ·
… etmeye. Ve haremine bir havuz ve Sahratullâh'ı tezyîn eyleyüp fukarâ-yı Kudüs'e
surre
ve atıyyeler ihsân edüp Kudüs-i şerîfi ma‘mûr eyle" deyü emr-i Resûlullâh olup …
"Yâ Süleymân, kırk sekiz sene mu‘ammer olursun ve çok gazâlar edersin, ınkırâzü'd-devrân zürriyyetin munkatı‘ olmaz ve sana şefâ‘atim erzânîdir. Lâkin şu gazâ mâlından Mekke ve Medîne'ye bezl edüp Kudüs-i şerîfe bir kal‘a inşâ et kim evlâdların asrında küffâr istîlâ etmeye. Ve haremine bir havuz ve Sahratullâh'ı tezyîn eyleyüp fukarâ-yı Kudüs'e surre ve atıyyeler ihsân edüp Kudüs-i şerîfi ma‘mûr eyle" deyü emr-i Resûlullâh olup derhâl Süleymân Hân hâbdan bî-dâr olup gazâ mâlından bin kîse Mekke'ye ve bin kîse Medîne'ye ve bin kîse bu Kudüs-i şerîfe sâ’ir mühimmât ile Koca Mi‘mâr'ı Kudüs'e gönderüp Lala Mustafâ Paşa'yı Mısır'dan ma‘zûl edüp şâm-ı şerîf'i ihsân edüp Kudüs-i şerîf imâretine me’mûr oldukda eyâlet-i Mısır'da ve şâm'dâ ve Haleb'de ne kadar üstâd mühendis ve mermer-bür nakkaş-ı Mânî ve Bihzâd üstâdân var ise cem‘ edüp Kudüs-i şerîf'i ve Sahra-i nazîfi eyle müzeyyen eylemişdir kim Sahra-i şerîfin cennet kapusu üzre âye[t]: "Hâzihi cennâtü adnin Arapça âyeti tahrîr olunmuşdur. Hakkâ ki cennet-misâl bir kasr-ı ılliyyîndir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y212a ·
metinde göster ·
… r. Ve sekiz bin eli berâtlı ehl-i vezâyifi var ve bin âdemi taraf-ı pâdişâhîden
surre
emînleri geldükde (---) altun bu bin âdeme taksîm olup pâdişâha du‘â-i hayır ed …
Ve Çavuşzâde Mehemmed Paşa tahrîrinde kırk altı bin âdem tahrîr olunmuşdur. Ve sekiz bin eli berâtlı ehl-i vezâyifi var ve bin âdemi taraf-ı pâdişâhîden surre emînleri geldükde (---) altun bu bin âdeme taksîm olup pâdişâha du‘â-i hayır ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y225a ·
metinde göster ·
sultânî ile kifâflanırlar bir alay senâhân pîr ü cüvânândırlar.
Ba‘zılar Kal‘a-i Dâr-ı Ebu'l-enbiyâ derler. Kudüs-i şerîf sancağı hâkinde paşa hâssıdır ve subaşılıkdır. Üç bayrak asker ile mutasarrıfdır. Ve yüz elli akçe kazâdır. Mollâ nâhiyesi olmuşdur. Cümle nâhiye kurâları yetmiş beş âsî beldeleridir. Kethudâyeri ve yeniçeri serdârı yokdur, ammâ dizdârı ve kal‘a neferâtları vardır. Ve a‘yân [u] eşrâfı gâyet çokdur. Cümlesi ehl-i huzûrdur. Hazret-i Halîl himâyesinde surre-i sultânî ile kifâflanırlar bir alay senâhân pîr ü cüvânândırlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y228a ·
metinde göster ·
Ve eyâlet-i şâm cümle on üç sancakdır. Yedisi hâs ile zabt olunur. Üçü salyâne ile zabt olunanda tîmâr ve ze‘âmet yokdur. Ve kırk bin dahi çöl [ü] çölistânında kabâyil-i aşâ’ir beğleri vardır. Her vüzerâdan tecdîd-i livâ edüp hedâyâların verüp hil‘at geyerler. Ammâ bunların dahi vilâyetlerinde tîmâr ve ze‘âmet yokdur. Ancak huccâc-ı müslimîne hidmet etmeleri mukâbelesinde P 102a kânûn-ı Selîm Hân üzre yetmiş kîse surreleri ve birer destâr hil‘atları olur. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y240a ·
metinde göster ·
… dhân mektebleri vardır. Her re’s-i senede cümle ma‘sûmlara ıydiyye hil‘atler ve
surre
ve atıyyeler ihsân olunur.
Ve cümle yedi yüz mekteb-i sıbyân-ı tıflân püserân-ı ebcedhân mektebleri vardır. Her re’s-i senede cümle ma‘sûmlara ıydiyye hil‘atler ve surre ve atıyyeler ihsân olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y245b ·
metinde göster ·
… ve meşâyih-i Halîlü'r-rahmân. Ve'l-hâsıl kânûn-ı pâdişâhî üzre şâm hazînesinden
surre
ve atıyye alan yetmiş yedi kavmin meşâyihleri tevâbi‘leri ile bi-esrihim cümles …
Evvelâ Benî (---) ve Âl-i Umûr ve Âl-i Reşîd ve Âl-i Ribâh ve Âl-i Ma‘ân ve Âl-i şehâb ve Âl-i Turâbî ve ibn Harfûş ve ibn Haneş ve ibn Sa‘îd ve Benî İbrâhîm ve Benî Sâlim ve Benî Atâ ve Benî Atıyye ve Benî Safer ve Benî Zühd ve Benî Vahîdât. Ve meşâyih-i Nâbulus ve meşâyih-i Aclûn ve meşâyih-i Benî Zeyt ve meşâyih-i Sıfed ve meşâyih-i Akke ve meşâyih-i Remle ve meşâyih-i Gazze ve meşâyih-i Kudüs ve meşâyih-i Halîlü'r-rahmân. Ve'l-hâsıl kânûn-ı pâdişâhî üzre şâm hazînesinden surre ve atıyye alan yetmiş yedi kavmin meşâyihleri tevâbi‘leri ile bi-esrihim cümlesi bu Müzeyrib sahrâsına gelüp kırk elli bin deve ile huccâca mâlları ile hidmet etmek kânûn-ı Süleymânî'dir ki bu sahrâda ecnâs-ı mahlûkâtdan güzer olunmaz. Ammâ herkes dâ’iresin gözetmeğe mukayyed olmak gerek, zîrâ sürmeden gözü çalup sürme Y 260b sürülmeyüp yerinde kalır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y260a–Y260b ·
metinde göster ·
… mir Paşa oğlu Osmân Beğ kilar-ı pâdişâhî içün bin deve ve paşaya üç bin deve ve
Surre
Emîni Topkapulu Mahmûd Ağa'ya iki yüz deve bu tertîb üzre cümle huccâca kifâyet …
Menzil-i karye-i Tarra: Bir püşte üzre iki yüz Arab hâneli ve bir câmi‘li karyedir. Cemî‘i huccâc bu mahalde çemenzâr yerlere konup Cenâb-ı Bârî bir şems-i âteştâb verdi kim cemî‘i esbâb [u] eskâller hafîf bârlar olduğundan mâ‘adâ cümle mahlûkun yüzü güldü. Ve bu menzilde cemî‘i firâr eden meşâyihler develeri ile geldi. İptidâ kilar emîni olan Demir Paşa oğlu Osmân Beğ kilar-ı pâdişâhî içün bin deve ve paşaya üç bin deve ve Surre Emîni Topkapulu Mahmûd Ağa'ya iki yüz deve bu tertîb üzre cümle huccâca kifâyet mikdârı Y 262b develer tevzî‘ olundu. Bir gece bu menzilde istirâhat edüp Tarra deresi birez tenezzül bulup öte tarafda gark-ı tîndan halâs olup kalan huccâc dahi beri tarafa nakl edüp cümle huccâc,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y262a–Y262b ·
metinde göster ·
… e keçeleri pâyendâz ederek boş develeri derkenâr etdiler. Ammâ kilar-ı âmire ve
surre-i
pâdişâhî meydânda kaldı. Hemân paşa bu batağı ubûr edüp ileri geçen Acem huccâc …
Beri cânibde gark olan develerin ayakları altına niçe bin kilim ve keçeleri pâyendâz ederek boş develeri derkenâr etdiler. Ammâ kilar-ı âmire ve surre-i pâdişâhî meydânda kaldı. Hemân paşa bu batağı ubûr edüp ileri geçen Acem huccâcının ve Türkmân a‘yânının huccâcının önlerin alup "Tîz bu mahalde konakdır" deyü paşanın otağını yüz bin renc [ü] anâ ile tarfetü'l-ayn içre kurup halkın yüzü güldü.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y264a ·
metinde göster ·
… âmâde dururken Aneze Urbânı'ndan ve Vahîdât'dan ve Benî Zühd'den âdemler gelüp
surre
istediler. Hüseyin Paşa buyurdular kim:
Evsâf-ı menzil-i Aneze: Bu mahalde kurâ ve kasabâtdan bir şey yokdur. Ancak bir vâsi‘ sahrâdır. Bu mahalde paşa cümle askeri tınâb tınâba kurup âmâde dururken Aneze Urbânı'ndan ve Vahîdât'dan ve Benî Zühd'den âdemler gelüp surre istediler. Hüseyin Paşa buyurdular kim:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y265b ·
metinde göster ·
anıniçün ta‘yîn olunmuşdur kim cümle huccâca mâlları ile niçe bin zahîre getire …
"Kânûn-ı Süleymânî'de sizlere surre anıniçün ta‘yîn olunmuşdur kim cümle huccâca mâlları ile niçe bin zahîre getiresiz ve önlerine düşüp kulağız olasız. Ve cümle huccâca mâlları ile zahîre getirüp birkeleri su ile doldurup gözedesiz. Ve Bu hidmet mukâbelesinde size surre ve atıyye ihsân olunur. Yohsa dağ başında beş on bin Urbân ve uryân ile alay göstermekile surre değil, size bir nukre vermem" deyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y265b ·
metinde göster ·
… re getirüp birkeleri su ile doldurup gözedesiz. Ve Bu hidmet mukâbelesinde size
surre
ve atıyye ihsân olunur. Yohsa dağ başında beş on bin Urbân ve uryân ile alay gö …
"Kânûn-ı Süleymânî'de sizlere surre anıniçün ta‘yîn olunmuşdur kim cümle huccâca mâlları ile niçe bin zahîre getiresiz ve önlerine düşüp kulağız olasız. Ve cümle huccâca mâlları ile zahîre getirüp birkeleri su ile doldurup gözedesiz. Ve Bu hidmet mukâbelesinde size surre ve atıyye ihsân olunur. Yohsa dağ başında beş on bin Urbân ve uryân ile alay göstermekile surre değil, size bir nukre vermem" deyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y265b ·
metinde göster ·
… ihsân olunur. Yohsa dağ başında beş on bin Urbân ve uryân ile alay göstermekile
surre
değil, size bir nukre vermem" deyüp,
"Kânûn-ı Süleymânî'de sizlere surre anıniçün ta‘yîn olunmuşdur kim cümle huccâca mâlları ile niçe bin zahîre getiresiz ve önlerine düşüp kulağız olasız. Ve cümle huccâca mâlları ile zahîre getirüp birkeleri su ile doldurup gözedesiz. Ve Bu hidmet mukâbelesinde size surre ve atıyye ihsân olunur. Yohsa dağ başında beş on bin Urbân ve uryân ile alay göstermekile surre değil, size bir nukre vermem" deyüp,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y265b ·
metinde göster ·
… île ile karındaşım oğlu Beşîr'in başın kesüp Sultân-ı Rûm'a gönderdi. Eğer paşa
surremiz
ihsân ederse, Q 111a sene-i sâbık üzre on bin Y 266a guruş eder, alup, du‘â …
"Vallâhi biz dağ âdemîsiyiz. Böyle bir vezîr-i dilîr huzûruna varmağa havf ederim. Zirâ yedi kerre Osmânlı (---)(---)(---)(---)(---) gördüm. (---). Gazze paşası bir hîle ile karındaşım oğlu Beşîr'in başın kesüp Sultân-ı Rûm'a gönderdi. Eğer paşa surremiz ihsân ederse, Q 111a sene-i sâbık üzre on bin Y 266a guruş eder, alup, du‘â-i hayr ederiz. Nitekim bizim ol âdemlerimiz anda mahpûsdur. Bu vezîr-i âlî-şân zemânında ne huccâca ve ne âyende vü revendeye vaz‘-ı yed etmeziz. Ve sizleri dahi haps etmeziz" deyü tevâzu‘âne mu‘âmele etdiler. Yûsuf Ağa dahi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y265b–Y266a ·
metinde göster ·
yedi yüz guruş ve bir hil‘at-i fâhire. Ve sizlerden hâkime birer küheylân at he …
"Yâ şeyh! Sizin kânûn-ı pâdişâhî üzre surreniz yedi yüz guruş ve bir hil‘at-i fâhire. Ve sizlerden hâkime birer küheylân at hedâyâ verilir. Paşa sizlere kânûndan ziyâde vermeğe me’mûr değildir. O dahi hidmet etmeğe gelirseniz, müstahak olursuz" dedikde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y266a ·
metinde göster ·
… uyuları hâr [u] hâşâk ile doldurup biz tathîr etdiğimiz içün mi isterler" deyüp
surreleriyçün
deftere mürâca‘at olunup üç yüz guruş ve üç alaca şâm abâsı iken altı bin altı …
"Bu kâfirler bu kuyuları hâr [u] hâşâk ile doldurup biz tathîr etdiğimiz içün mi isterler" deyüp surreleriyçün deftere mürâca‘at olunup üç yüz guruş ve üç alaca şâm abâsı iken altı bin altı yüz guruş isterler. Paşa dahi,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y274b ·
metinde göster ·
… up Fâtiha deyüp kapudan taşra olurlar. Ammâ hâlâ mollâlara ve şeyhü'l-haremlere
surre-i
pâdişâhîden biner altun ve Mısır'dan ikişer yüz erdeb gılâl ta‘yîn olundu.
"Mekke ve Medîne mollâsı olmayınca İslâmbol mollâsı olmaya" deyü kânûn etdi. Zîrâ bu Medîne bî-hâsıl fukarâ yeridir. Nizâ‘ ve cidâl ü cedel yokdur, cümle halîm [ü] selîm âdemlerdir. Sicille ve hüccete müte‘allık bir da‘vâ olsa maslahatları tamâm olup Fâtiha deyüp kapudan taşra olurlar. Ammâ hâlâ mollâlara ve şeyhü'l-haremlere surre-i pâdişâhîden biner altun ve Mısır'dan ikişer yüz erdeb gılâl ta‘yîn olundu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y279b ·
metinde göster ·
… olur. Ammâ huccâc-ı müslimîn geldikde ıyd-ı şerîfleri ol gündür. Zîrâ ol günde
surre
ve atıyyeleri vâsıl olup şâdımân olurlar. Ve pâk libâsların geyüp huccâc-ı müsl …
Ve bu Medîne şehri Y 293b Receb ve şa‘bân ve Ramazân'da şeb [u] rûz küşâde olup niçe yüz bin kanâdîller ile çerâğân olup Medîne iken Münevver olur. Ammâ huccâc-ı müslimîn geldikde ıyd-ı şerîfleri ol gündür. Zîrâ ol günde surre ve atıyyeleri vâsıl olup şâdımân olurlar. Ve pâk libâsların geyüp huccâc-ı müslimîni hânelerine da‘vet edüp ziyâfet ederler. Ve ihsân ü in‘âm alup mesrûr olup geceleri Kadir rûz-ı rûşenleri ıyd-ı Adhâ olur. Ve cümlesi huccâc ile hüsn-i ülfet edüp ziyâret-be-ziyâret delâlet edüp kâr ederler, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y293a–Y293b ·
metinde göster ·
… yigirmi mekteb-i sıbyân nâ-resîde-i tıflân-ı ebcedhân vardır. Cümlesinin senevî
surre
ve atıyyeleri ve kisveleri müte‘ayyindir. Bu Medîne-i münevverede olan hayrât [ …
Kırk altı medresenin ba‘zıları hâneler olmuşdur. Ve altı dâr-ı kurrâ ve on bir dârü'l-hadîs ve yigirmi mekteb-i sıbyân nâ-resîde-i tıflân-ı ebcedhân vardır. Cümlesinin senevî surre ve atıyyeleri ve kisveleri müte‘ayyindir. Bu Medîne-i münevverede olan hayrât [u] hasenât bir diyârda yokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y294a ·
metinde göster ·
emîni geldükde Mısır'dan ta‘yîn olunan altmış iki bin mümessek şerîfîleri surre …
Ve şâm huccâcı ile surre emîni geldükde Mısır'dan ta‘yîn olunan altmış iki bin mümessek şerîfîleri surre emîni getirüp ve Haremeyn'den ve niçe bin evkâfdan ve feth olunan memâlik-i mahrûselerin Mekke ve Medîne evkâfları tahsîlinden iki Mısır hazînesi dahi bu Medîne ahâlîsine gelüp surre emîni gece ve gündüz meş‘aller ile emîr-i hac ve Medîne mollâsı şeyhü'l-harem huzûrunda defter-i pâdişâhîyle herkese surresin ihsân edüp mahlûlâtın Âsitâne'ye arz ederler. Ve surresin alanlar pâdişâha du‘â ederler. Ve'l-hâsıl ehl-i huzûr bir kavimdir. Zîrâ civâr-ı Resûlullâh'da sâkinlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y294b ·
metinde göster ·
… surre emîni geldükde Mısır'dan ta‘yîn olunan altmış iki bin mümessek şerîfîleri
surre
emîni getirüp ve Haremeyn'den ve niçe bin evkâfdan ve feth olunan memâlik-i mah …
Ve şâm huccâcı ile surre emîni geldükde Mısır'dan ta‘yîn olunan altmış iki bin mümessek şerîfîleri surre emîni getirüp ve Haremeyn'den ve niçe bin evkâfdan ve feth olunan memâlik-i mahrûselerin Mekke ve Medîne evkâfları tahsîlinden iki Mısır hazînesi dahi bu Medîne ahâlîsine gelüp surre emîni gece ve gündüz meş‘aller ile emîr-i hac ve Medîne mollâsı şeyhü'l-harem huzûrunda defter-i pâdişâhîyle herkese surresin ihsân edüp mahlûlâtın Âsitâne'ye arz ederler. Ve surresin alanlar pâdişâha du‘â ederler. Ve'l-hâsıl ehl-i huzûr bir kavimdir. Zîrâ civâr-ı Resûlullâh'da sâkinlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y294b ·
metinde göster ·
… Medîne evkâfları tahsîlinden iki Mısır hazînesi dahi bu Medîne ahâlîsine gelüp
surre
emîni gece ve gündüz meş‘aller ile emîr-i hac ve Medîne mollâsı şeyhü'l-harem h …
Ve şâm huccâcı ile surre emîni geldükde Mısır'dan ta‘yîn olunan altmış iki bin mümessek şerîfîleri surre emîni getirüp ve Haremeyn'den ve niçe bin evkâfdan ve feth olunan memâlik-i mahrûselerin Mekke ve Medîne evkâfları tahsîlinden iki Mısır hazînesi dahi bu Medîne ahâlîsine gelüp surre emîni gece ve gündüz meş‘aller ile emîr-i hac ve Medîne mollâsı şeyhü'l-harem huzûrunda defter-i pâdişâhîyle herkese surresin ihsân edüp mahlûlâtın Âsitâne'ye arz ederler. Ve surresin alanlar pâdişâha du‘â ederler. Ve'l-hâsıl ehl-i huzûr bir kavimdir. Zîrâ civâr-ı Resûlullâh'da sâkinlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y294b ·
metinde göster ·