… şr halîc-misâl bir havz-ı şâfi‘î var kim mürde dil girse hayât-ı câvidân bulur.
Suyu ol
kadar suhûniyyet üzre değildir. Cânib-i erba‘asında beyâz mermerden arslan ağız …
Germâb-ı diğer: Şehr-i Lâdik'in cânib-i garbında üç sâ‘at ba‘îd kaza-i Kavza'da hummâ-i Kavza, Arabistân'da hummâ derler, diyâr-ı Acem'de germâb derler, Türkistân'da ılıca derler, Rûm'da kaynarca derler, Bosna'da ve Rûmelinde bânâ derler, bu Lâdik ve Amasiyye'de kavza derler. Tataristân'da ılısı derler, lisân-ı Moğolî'de kerende derler. Amma bu Lâdik kavzası kadar nâfi‘ humma, germâb görmedim. Çifte kubbe-i azîmlerdir. Avretlerin ve erlerin başka kıbâb-ı âliyeleri vardır. Merdânelerin ılıcasında aşren fe‘aşr halîc-misâl bir havz-ı şâfi‘î var kim mürde dil girse hayât-ı câvidân bulur. Suyu ol kadar suhûniyyet üzre değildir. Cânib-i erba‘asında beyâz mermerden arslan ağızlarından âb-ı suhn cereyân edüp havz-ı azîme dâhil olur. Ammâ bir küçük havz vardır. Suyu kemâl mertebe meshûndur kim âdem girmeğe tahammül edemez. Ve büyük havzın cânib-i erba‘asındaki tâkler altında sekiz aded Hanefî kurnaları vardır. Kiraz mevsiminde bunda dahi niçe bin âdem gelüp çimerler. İstirâhat edüp şifâ bulurlar. Ve bu germâbda Kız Gözü nâmıyla meşhûr bir beyâz mermerden bir âb-ı hayât-ı yah-pâre ayn-ı zülâl cereyân eder kim nûş eden cânlar hayât-ı câvidân bulur. Hikmet-i Hudâ bu kim yah-pâre su ile mâ’-i germâbın mâbeyni bir kulaç yerdir. Sovuk ve ıssı su birbirine karîb acîb sun‘-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 345b ·
metinde göster ·
… up Bağdâd'da kırk bin âdemden kan akması alâmet derler. Hâlâ cereyân eden kanlı
suyu "Ol
sene gördük", diyen âdemler ile kelimât etdik.
Hikmet-i ibret-nümâ-yı garîb: Hazret-i Halîlü'r-rahmân Âsitânesi kurbunda bir dıraht-ı müntehâ vardır kim acîbe-i dehrden bir şecer-i garîbdir. Her bâr kim ekâlîm-i seb‘ada iki pâdişâh birbirile ceng [u] cidâle ve harb-i kıtâle âheng etseler bi-emri Hudâ ol mağlûb cânibine dırahtın bir cânibi oyulup kırmızı kanlı su cereyân etmeğe başlar. Hattâ Murâd Hân-ı Râbi‘ Bağdâd-ı bihişt-âbâdı kızılbaş-ı kallâş destinden feth etmeğe müteveccih olup bu Urfa'ya geldiklerinde bu dırahtın Bağdâd tarafından kırk aded delik delinip andan kanlı su cereyân etmeğe başlayup Bağdâd'da kırk bin âdemden kan akması alâmet derler. Hâlâ cereyân eden kanlı suyu "Ol sene gördük", diyen âdemler ile kelimât etdik.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 57b ·
metinde göster ·
… r. Ol kadar mükellef binâ-yı şâhânî değildir, ancak bir küçük kubbeli ılıcadır.
Suyu ol
kadar suhûniyyet üzre değildir, ne sermâ ve ne germâ bir mu‘tedil sudur. Bu ılı …
Sitâyiş-i ılıca-i Eski Zağra: Her sene Zağra kavmi kiraz mevsiminde iki sâ‘atde bu germâba gelüp çimerler ve harâretden halâs olurlar. Gâyet nâfi‘ suyu vardır, ammâ havzı dardır. Ol kadar mükellef binâ-yı şâhânî değildir, ancak bir küçük kubbeli ılıcadır. Suyu ol kadar suhûniyyet üzre değildir, ne sermâ ve ne germâ bir mu‘tedil sudur. Bu ılıca hemân nehr-i Tunca kurbunda bir çemenzâr yerde olmak ile hakîr ol çemenzârdan at ile ubûr edem derken hemân hakîrin atı kulağına dak gark olup at çabaladıkça gark olduğun görüp hamd-i Hudâ fakîr cüst ü çapük davranup atdan kendümü bir tarafa atup piyâde bile güçile cân halâs etdim. Meğer cumbul ve batlak imiş.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 53a ·
metinde göster ·
… uyu gürleyüp cereyân ederek yigirmi zirâ‘ aşağı nehr-i Tuna'ya rîzân olur, ammâ
suyu ol
kadar germâb değildir.
Mezkûr iç kal‘a kayasının tâ aşağısında su değirmenleri ve çarhları olan kârhâne içre bir kayadan ejder-i heft-ser gibi bir ılıca suyu gürleyüp cereyân ederek yigirmi zirâ‘ aşağı nehr-i Tuna'ya rîzân olur, ammâ suyu ol kadar germâb değildir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 96b ·
metinde göster ·
… rin cenûb cânibinde şehre gelen su kemerleri acâ’ib binâ-yı temâşâgâhdır. Lâkin
suyu ol
kadar memdûh olmayup elbette vefret üzre nûş eden balgamî olup asferü'l-levn ol …
İbret-nümâ-yı binâ-yı âbâdân: Bu şehrin cenûb cânibinde şehre gelen su kemerleri acâ’ib binâ-yı temâşâgâhdır. Lâkin suyu ol kadar memdûh olmayup elbette vefret üzre nûş eden balgamî olup asferü'l-levn olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 247a ·
metinde göster ·
… n: Olandası iki aded hammâm-ı hâs [u] âmmı var. Biri Hunkâr câmi‘ine karîb olup
suyu ol
kadar 348b latîf değildir. Ammâ namâzgâh kurbunda Paşalar hammâmı kâr-ı kadîm …
Der-temdîhât-ı hammâm-ı râhat-ı cân: Olandası iki aded hammâm-ı hâs [u] âmmı var. Biri Hunkâr câmi‘ine karîb olup suyu ol kadar 348b latîf değildir. Ammâ namâzgâh kurbunda Paşalar hammâmı kâr-ı kadîm ve âb [u] hevâsı ve binâsı latîf ve âb-ı nâbı lezîz hammâm-ı rûşenâdır. Ammâ,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 348a–348b ·
metinde göster ·
… bir kapusu var. İçinde ancak dörd azeb hânesi ve bir câmi‘i ve bir kuyusu var.
Suyu ol
kadar lezîz değildir. Ammâ zarûretde içilir. Ammâ hayvânlara latîfdir.
Menzil-i kal‘a-i Acrûd: Sene (---) târîhinde (---) binâsıdır, be-dest-i (---) Paşa. Tîh sahrâsının cânib-i garbî nihâyetinde bir bayır üzre şekl-i murabba‘ bir taş P 157a binâ kal‘a-i zîbâdır. Dâr-ı müdevveri üç yüz adımdır. Mısır müteferrikagânından bir dizdârı ve merdüm-i hisârı vardır. Ve kıbleye nâzır bir kapusu var. İçinde ancak dörd azeb hânesi ve bir câmi‘i ve bir kuyusu var. Suyu ol kadar lezîz değildir. Ammâ zarûretde içilir. Ammâ hayvânlara latîfdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y384a ·
metinde göster ·
… rek deryâ-misâl olup arâzî-i Mısır'ı gark edüp kırmızı libâs geyer. Zîrâ Nîl'in
suyu ol
mahalde kıpkırmızı çamur cereyân eder. Ve üç aydan tenezzülde olduğu mahalde bu …
Fasl-ı evvel: Evvelâ Kıbtî lisânınca ayların ismi Ebît [Ebîb] ve Meşrî ve Tût. Bu üç aya lisân-ı Arabî'de Zi'l-ka‘de ve Zilhicce ve Muharrem derler. Bu aylarda ekâlîm-i Mısır'da âdetullâh bunun üstene böyle cârîdir kim Tût ayı ki mâh-ı Temmûz'dur, dâ’imdir, şuhûr-ı Arâbî gibi deverânda değildir, bu Tût'da üç ay Nîl-i mübârek deryâ-misâl olup arâzî-i Mısır'ı gark edüp kırmızı libâs geyer. Zîrâ Nîl'in suyu ol mahalde kıpkırmızı çamur cereyân eder. Ve üç aydan tenezzülde olduğu mahalde bu aylardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y159b ·
metinde göster ·
… diğinde musâhibler taraf taraf ma‘kûldür, deyü el-mâ’u li-men taleb'dir, ibtidâ
suyu ol
istedi, deyü anlar dahi ricâ etdiler.
"Yâ sultân, adâlet eyle, evvelki pehlivâna dahi beş tulum su ihsân eyle ki ol dahi def‘-i atşân etsün" deyü ricâ eylediğinde musâhibler taraf taraf ma‘kûldür, deyü el-mâ’u li-men taleb'dir, ibtidâ suyu ol istedi, deyü anlar dahi ricâ etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y421a ·
metinde göster ·