… beher yevm biner yük kar Şâm-ı şerîfe gidüp Şâm suyuna ilkâ etdiklerinde Şâm'ın
suyunu
ıslâh eder. Ve bu karı âdem ne kadar yise ol kadar nâfi‘dir. Aslâ mazarratı yok …
Sitâyiş-i Cebelü's-selc: Eyle bir kûh-ı bülenddir kim arz [u] semâvat ademden vücûda geleli ol cebel-i bâlânın tâ zirve-i a‘lâsında kar eksik değildir. Yetmiş yerde enhâr-ı zülâlleri cereyân edüp Mize Boğazı'n ubûr edüp Şâm bağlarını saky eder. Bu cebelde âb-ı zülâl ta‘bîr etdikleri zî-rûh kar kurdu vardır, derler, ammâ hakîr görmedim. Ve bu cebel-i âlîden beher yevm biner yük kar Şâm-ı şerîfe gidüp Şâm suyuna ilkâ etdiklerinde Şâm'ın suyunu ıslâh eder. Ve bu karı âdem ne kadar yise ol kadar nâfi‘dir. Aslâ mazarratı yokdur. Bu cebelde kar kurdu olmağıla evlâd-ı Arab ol kurda "zi’bu hayyi's-selc" derler. Temâşâgâh cebel-i âlîdir kim üç günlük yoldan nümâyândır. Bu cebelde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 34a ·
metinde göster ·
… a başdardası şinâverlik etse mümkün bir vâsi‘ ve âriz ve amîk handak olduğundan
suyunu
kesmeğe bir ilâc edemediklerinden zeyl-i hisâra ne kubur ve ne lağım edüp kal‘a …
Ba‘dehû cemî‘i koldan bu kal‘aya hücûm edüp şeb [ü] rûz göz açdırmayup cenge âhenk edüp kal‘anın sîne-i pür-kînesin top-ı kûplarla rahnedâr edüp derûn-ı hisârda küffâr havâleden Yentür Hasan Paşa topları derdinden baş göstermez oldular. Ve günden güne her tarafdan meterisler dahi handak kenârına varup ceng-âşûb ederler, ammâ deryâ-misâl bir handakı var kim içinde kapudan paşa başdardası şinâverlik etse mümkün bir vâsi‘ ve âriz ve amîk handak olduğundan suyunu kesmeğe bir ilâc edemediklerinden zeyl-i hisâra ne kubur ve ne lağım edüp kal‘a dîvârın münhedim edüp yürüyüş eylemeğe bir çâre olunmadı. Gerçi balyemez toplar ile kal‘a münhedim olurdu, ammâ handakın suyundan yürüyüş edemezlerdi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 123b ·
metinde göster ·
… ât-ı müslimîn gark olup hulâsa mecâl muhâl-ender-muhâl oldu. Bu handak-ı amîkin
suyunu
kesmeğe bâ‘is ü bâdî olan pî[re]zen mekkârenin nakli oldur kim,
Meğer mukaddemâ suyu boşanan handakın ortasında on zirâ‘-ı bennâ arzı bir handak-ı amîki dahi var imiş kim umku kâmil yigirmi arşın tâ tahte's-serâya müntehî olmuş. Anda 125a hayli guzât-ı müslimîn gark olup hulâsa mecâl muhâl-ender-muhâl oldu. Bu handak-ı amîkin suyunu kesmeğe bâ‘is ü bâdî olan pî[re]zen mekkârenin nakli oldur kim,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 124b–125a ·
metinde göster ·
… Beğ türbesi cenbinde bir lüleli bir aynü'l-hayât çeşme-sâr-ı ibret-nümâdır kim
suyunu
aşağı nehr-i Tuna'dan bir üstâd-ı kâmil Fireng bu Orta kal‘aya çıkarmış kim akı …
Ancak bir çeşmesi var. Paşa sarâyı câmi‘inin haremi kapusu dibinde Ahmed Beğ türbesi cenbinde bir lüleli bir aynü'l-hayât çeşme-sâr-ı ibret-nümâdır kim suyunu aşağı nehr-i Tuna'dan bir üstâd-ı kâmil Fireng bu Orta kal‘aya çıkarmış kim akıllar çâk olur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 83b ·
metinde göster ·
… z kulaçdır, suyu tâ nehr-i Tuna'dan lağımlar ile gelir bir müdevver kuyudur kim
suyunu
dollâblar ile atlar çeküp paşa sarâyına ve ba‘zı hânedânlara ve kapu yanında ol …
Ve bu tophâneye muttasıl bir çâh-ı mâsı var, kâmil yüz kulaçdır, suyu tâ nehr-i Tuna'dan lağımlar ile gelir bir müdevver kuyudur kim suyunu dollâblar ile atlar çeküp paşa sarâyına ve ba‘zı hânedânlara ve kapu yanında olan kubbe su hazînesine âb-ı nâbı dolup ol kubbe çeşmesinden bay u gedâ su alup def‘-i atşân ederler bir kâr-ı küffâr vâcibü's-seyr bir çâh-ı nâmdârdır. Ve bu kuyu etrâfı ve mezkûr tophâne altı ve paşa sarâyı altı ve gayri hânedânların altları cümle zîr-i zemînler ve su sarnıçları ve mehâzinler ve cebehâne ve bârûdhâne ve gayri mühimmât [u] levâzımât duracak mahzenlerdir kim niçe yerde (yerde) Tuna'ya nâzır pençereleri cümle demir kafesli ve demir kapaklı manzaralardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 93b ·
metinde göster ·
… le çevirdikde mezkûr çarhdaki müdevver taş gibi gülleler Tuna nehrine urup Tuna
suyunu
zor ile demir su küngleri içine zor-a-zor suyu koyup çarhlar deverân etdikçe me …
Ve bu demir çarhların kenârelerinde top güllesi gibi kırk elli dâne müdevver demir gülleler vardır. Kaçan kim bu mezkûr olan âlât-ı çarhlar ve gûnâ-gûn ağaç dollâbları su zor ile çevirdikde mezkûr çarhdaki müdevver taş gibi gülleler Tuna nehrine urup Tuna suyunu zor ile demir su küngleri içine zor-a-zor suyu koyup çarhlar deverân etdikçe mezkûr müdevver gülleler ale'd-devâm birbirine ta‘kîb edüp Tuna suyunu demir küngler dıkup aşağı akmağa komayup tâ yukaruda iç kal‘adaki mezkûr çeşmenin hazînesine varup dökülüp andaki çeşmeden cereyân eder, ammâ cümle su küngleri demir muşkat tüfeng gibi boru künglerdir ve yalçın kaya arasında dik yukaru niçe demir küngler râygândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 96b ·
metinde göster ·
demir küngler dıkup aşağı akmağa komayup tâ yukaruda iç kal‘adaki mezkûr çeşmen …
Ve bu demir çarhların kenârelerinde top güllesi gibi kırk elli dâne müdevver demir gülleler vardır. Kaçan kim bu mezkûr olan âlât-ı çarhlar ve gûnâ-gûn ağaç dollâbları su zor ile çevirdikde mezkûr çarhdaki müdevver taş gibi gülleler Tuna nehrine urup Tuna suyunu zor ile demir su küngleri içine zor-a-zor suyu koyup çarhlar deverân etdikçe mezkûr müdevver gülleler ale'd-devâm birbirine ta‘kîb edüp Tuna suyunu demir küngler dıkup aşağı akmağa komayup tâ yukaruda iç kal‘adaki mezkûr çeşmenin hazînesine varup dökülüp andaki çeşmeden cereyân eder, ammâ cümle su küngleri demir muşkat tüfeng gibi boru künglerdir ve yalçın kaya arasında dik yukaru niçe demir küngler râygândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 96b ·
metinde göster ·
Ve bu kal‘a-i Novigrad'ın tâ vasatında bir çâh-ı mâsı var kim çâh-ı gayyâdan nişân verir yalçın kesme kanara kayadandır. Üstâd Ferhâd-ı Novigrad bu kuyuya eyle Ferhâdî tîşeler urup eyle nakb etmiş kim tâ ka‘r-ı zemîne enüp su çıkınca kaddi kâmil yüz kulaçdır. Sığır derilerinden örme iştırank ipleri dollâblara bağlayup suyunu sığırlar çeker.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 135b ·
metinde göster ·
… ol kalınlığı cânlı buzdan kurdlar idi. Başların kırup içinde pâlûze 160a gibi
suyunu
emüp içdik. Hakkâ ki gûyâ hayât-ı câvidân bulup recûliyyet damarlarımız hareket …
İçinde tazı kadar âb-ı zülâlleri, ya‘nî cânlı kar kurdları olur. Bir nev‘i dahi âdem uyluğu kalınlıkda kara başlı ve kara gözlü buzdan cânlı kur[d]ları olur, ana hukemâ âb-ı zülâl derler. [Ta]vustân hânları Mehemmed Geray Hân'a hedâyâ getirmişlerdi. Aynı Rûm'un ev saçaklarında buzdan diş diş olup sarkmış dud yaprağı tırtıl kurdu şeklinde kol kalınlığı cânlı buzdan kurdlar idi. Başların kırup içinde pâlûze 160a gibi suyunu emüp içdik. Hakkâ ki gûyâ hayât-ı câvidân bulup recûliyyet damarlarımız harekete gelüp etrâf [u] eknâfda olan Tavustân mahbûbelerine nazar etmeğe başladık. Ammâ bu âb-ı zülâlin harekât [u] sekenâtları hemân kar içinde ikendir. Taşra çıkınca hareketden kalıyor. Hemân cümle vücûdu buzdur, ammâ içi koyuca âb-ı zülâldir. Cemî‘i zamânda suda râyiha halk olunmamışdır, ammâ bu zülâl-i acîn olmuş bâdem râyihasındadır. Ammâ dahi büyüğü olurmuş, lâkin hakîr görmedim.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VII 159b–160a ·
metinde göster ·
Zamân-ı evvelde Ayasuluk şehrile bu Bodurine şehri birbirlerine muttasıl imiş. Ammâ bu Bodurine şehrinin dağlarında mağâralar var kim içinde deryâ-misâl âdem gezse gâyib olur. Kehfler ve gâr ve sarâylar ve devdehhâneler var kim âdem hayrân olur. Ve hâlâ bu vîrân içre bir havz-ı azîm vardır, cihân halkı lümûm ü hücûm edüp suyunu taşısalar deryâda katre-misâl kadar eksilmeye. Seng-i hârâdan kesme aşren fe-aşr bir havuzdur. Ehl-i beled mutalsamdır, derler. Bu havuza hâ’il kûh-ı balâ üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y70b ·
metinde göster ·