… lerin iki câniblerinde sûhtevât tetimmeleri vardır. Cümle (---) hücreler içinde
tâlib-i
ilm ile memlûdur.
Ve bu câmi‘in mihrâb önünde ravza-i Rıdvân'dan nişân verir bir bâğ-ı İrem içre Ebü'l-feth Gâzî'nin ve ehlinin türbe-i pür-envârları vardır. Andan gayrı câmi‘in cânib-i selâsında bir sahrâ-yı azîm-misâl bir haremi vardır kim sekiz yerde kapuları vardır. Bu haremin iki cânibinde (binâ) bâğçeler vardır, andan hâric câmi‘in tarafeyninde Semâniyye medreseleri vardır. Cümle (---) hücrelerdir kim mâl-â-mâl talebelerdir. Anlardan hâric tarîk-i âm aşırı medârislerin iki câniblerinde sûhtevât tetimmeleri vardır. Cümle (---) hücreler içinde tâlib-i ilm ile memlûdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 40b ·
metinde göster ·
… vardır. Cümle üç yüz altmış altı hücrelerdir. Her hücrenin içinde dörder beşer
tâlib-i
ilm sûhteler vardır. Her hücrenin lahmiyye ve şem‘iyyeleri cânib-i vakıfdan mu‘ …
Ve bu Medâris-i Semâniyye'nin şimâlinde ve cenûbunda sûhtevât tetimmeleri vardır. Cümle üç yüz altmış altı hücrelerdir. Her hücrenin içinde dörder beşer tâlib-i ilm sûhteler vardır. Her hücrenin lahmiyye ve şem‘iyyeleri cânib-i vakıfdan mu‘ayyineleri vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 91a ·
metinde göster ·
… lâd-ı evlâdıdır. Halkdan münzevî bir künc-i fenâyı ihtiyâr etmiş bir ihtiyâr ve
tâlib-i
ilm ve sâhib-i hilm kimesne idi. Kuddise sırruhu. 99a Ve,
eş-Şeyh Abdülkâdir bin Sa‘dullâh bin Akşemseddîn: Bunlar Azîz hazretlerinin evlâd-ı evlâdıdır. Halkdan münzevî bir künc-i fenâyı ihtiyâr etmiş bir ihtiyâr ve tâlib-i ilm ve sâhib-i hilm kimesne idi. Kuddise sırruhu. 99a Ve,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 98b–99a ·
metinde göster ·
ilm, dervîşân-ı abâ-pûşân-ı dilrîşândır. Ammâ her biri birer pâdişâh-ı alîşândı …
Ve bir fırkası dahi tâlib-i ilm, dervîşân-ı abâ-pûşân-ı dilrîşândır. Ammâ her biri birer pâdişâh-ı alîşândır. Bâğdan bâğa gidüp tâ‘at [u] ibâdât edüp sohbet-i hâs ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 127a ·
metinde göster ·
ma‘rifetillâh ve aleykümü's-selâm yâ ârif-i billâh kâmil-i ayâr" dediklerinde o …
"Ve aleykümü's-selâm yâ tâlib-i ma‘rifetillâh ve aleykümü's-selâm yâ ârif-i billâh kâmil-i ayâr" dediklerinde ol ferzendin sağ tarafında nakîb ve sol tarafında çavuş ve yâhûd bevvâb iki elinden ferzendi yine meydâna çeküp cümle ma‘rifeti arz olunup ma‘rifeti makbûle geçdikden sonra ale'l-ittifâk cümle huzzâr-ı meclis "Bu ferzende post müstahakdır" dediklerinde,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 149a ·
metinde göster ·
… pür-taksîr cevâba kâdir olmayup ilâ hâze'l-ân bir mürşid-i kâmil aramadadır kim
tâlib-i
Hakdır. Ammâ her dervîş-i dilrîş, ehl-i tasavvuf olup fâzılü'd-dehr olmayup yin …
El-hâsıl hâsü'l-hâs dervîş-i dilrîşin zâhiren ve bâtınen bin bir alâmetleri vardır ve bin bir gûne su’âlleri vardır. Kemâ hüve hakkuhu bu su’âllere cevâba kâdir olan cân ilm-i tasavvufa ve ilm-i ledünne kâdir olup hüve hüve makâmında olan cevâb verüp fuzalâü'd-dehrden bahr-i ummân olmuşdur kim cevâb verir. Yohsa hakîr Evliyâ-yı pür-riyâ-yı sâhib-i bûriyâ-yı pür-taksîr cevâba kâdir olmayup ilâ hâze'l-ân bir mürşid-i kâmil aramadadır kim tâlib-i Hakdır. Ammâ her dervîş-i dilrîş, ehl-i tasavvuf olup fâzılü'd-dehr olmayup yine sâhib-i sülûk dervîş-i muvahhid ümmîdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 150b ·
metinde göster ·
ilm-i sûhtevât: Neferât 12.000, bunlar dahi bî-hisâb yanmış ve kanmış kavmdır. …
Esnâf-ı tâlib-i ilm-i sûhtevât: Neferât 12.000, bunlar dahi bî-hisâb yanmış ve kanmış kavmdır. Ammâ on iki bini kemerbaşıları ve huddâmlarından martılar ve dızmanlar ve berebaşıları ile gûnâ-gûn keçe külâh üzre elvân elvân şükûfe [ve] ezhârâtları ser-i sa‘âdetlerine zeyn kılup ellerinde Kudûrî ve Mülteka'l-ebhurları ve Keşşâf ve Kadıhân kitâbları ve bellerinde şemşîr-i hûnfeşânları ve sapanları ve gedelec yayları ve sehm-ı kazâları ve ba‘zısı ebyât [u] eş‘âr-ı pâkîze-güftâr kırâ’at ederek her biri piyâde kemerbaşıları esb-i tâzîler üzre âmâde olup gûyâ dersin müzâkere edüp ubûr ederek alayköşkü dibinde âye[t]:
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS I 157b ·
metinde göster ·
… n hucerât-ı muhaddese ile binâ-yı müzeyyen ve musanna‘ bir medrese-i latîfedir.
Tâlib-i
ilmleri ile memlûdur. Mevleviyyet pâyesiyle Apay Saçaklı ders-i âmmı vardır. Me …
Evvelâ Orta Hisâr Câmi‘i hareminin bîrûnunda yine câmi‘e muttasıl Medrese-i Ebü'l-feth Mehemmed Hân hucerât-ı muhaddese ile binâ-yı müzeyyen ve musanna‘ bir medrese-i latîfedir. Tâlib-i ilmleri ile memlûdur. Mevleviyyet pâyesiyle Apay Saçaklı ders-i âmmı vardır. Mecma‘u'l-irfân, kân-ı zurefâ ve şu‘arâ bir medrese-i zîbâdır kim sultân-ı mûmâileyhin âsârından ve netâyic-i mîrâsındandır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 251a ·
metinde göster ·
… ûddur. Ve matbahına muttasıl cemî‘î fukarâ ve suhtevâta ma’kel-i it‘âmı var kim
tâlib-i
ilme mahsus dârü'z-ziyâfedir. Rûz-merre, merreteyn ale's-sabâh ve ba‘de'z-zuhr …
Cümle (---) imâretdir. Evvelâ Orta Hisârda İmâret-i Ebü'l-feth Sultân Mehemmed Hân: Cemî‘î bây u gedâya mâh u sâl ni‘meti mebzûldur. Ve imâret-i it‘âm: Hâtûniyye Câmi‘ine muttasıl bir dârü'z-ziyâfedir kim Tarabefsûn'da nazîri yokdur ve câmi‘in kıble tarafında matbah ve me’keli var. Âyende vü revendeye ve keştîbânlara ve pîr [ü] civânlara ni‘meti mebzûldür. Ve bir ekmek furunu var ve imâret içün hâs ve beyâz ekmeği tabh edüp cami‘i mürtezikasına (?) bezl ederler. Ve matbah zahîresi hıfz içün bir kilâr-ı azîmi var, cemî‘î ni‘met anda mevcûddur. Ve matbahına muttasıl cemî‘î fukarâ ve suhtevâta ma’kel-i it‘âmı var kim tâlib-i ilme mahsus dârü'z-ziyâfedir. Rûz-merre, merreteyn ale's-sabâh ve ba‘de'z-zuhr cümle ulemâya birer tas çobra ve birer nânpâre verirler. Ve her cum‘a gicesi pilav, zerde ve yahni tevzî‘ ederler. İlâ mâşâallah şart-ı vâkıf böyle ta‘yîn etmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 252a ·
metinde göster ·
… -kurrâsı yokdur. Lâkin her câmi‘de müderrisler niçe gûne ulûm ders derler. Zîrâ
tâlib-i
ilmi çokdur.
Bunlardan mâ‘adâ mahalle mesâcidleridir. Mahsûs dârü't-tedrîsi ve dârü'l-hadîsi ve dârü'l-kurrâsı yokdur. Lâkin her câmi‘de müderrisler niçe gûne ulûm ders derler. Zîrâ tâlib-i ilmi çokdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 321b ·
metinde göster ·
… vardır. Ve cümle beş medrese hücreleri var. Zîrâ ulemâ ve sulehâ ve meşâyihi ve
tâlib-i
ilmi gâyet çokdur. Ve cümle kırk sekiz mekteb-i sıbyânı var. Hacı Yûsuf Ağa'nın …
Ve cümle yedi tekye-i dervîşândır. Şeyh-i Ekber tekyesi ve Kâdirî tekyesi ve Halvetî tekyesi (---)(---)(---) meşhûr tekyelerdir. Lâkin Mevlevîhâne tekyesi yokdur. Ammâ yine cümle halkı muhibb-i dervîşândır. Ve cümle on bir hândır. Hacı Yûsuf Ağa hânı ve Hacı İsâ hânı ve Mehemmed Çelebi hânı ve İmâret hânı, bunlar meşhûrdur. Ve cümle iki imâret-i dârü'l-it‘âmı vardır. Ve cümle beş medrese hücreleri var. Zîrâ ulemâ ve sulehâ ve meşâyihi ve tâlib-i ilmi gâyet çokdur. Ve cümle kırk sekiz mekteb-i sıbyânı var. Hacı Yûsuf Ağa'nın mektebi kurşumlu evkâf-ı azîmdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 348b ·
metinde göster ·
… mle tahta örtülüdür. Ve medrese ve dârü'l-hadîsi ve dârü'l-kurrâsı vardır. Zîrâ
tâlib-i
ilm fuzalâ ve ulemâsı çokdur. Ammâ medreseleri sâ’ir diyârın medreseleri gibi k …
Bunlardan mâ‘ada mesâcidlerdir. Ve cümle üç bin altmış aded ikişer kat hâne-i zîbâlardır. Cümle dîvârları kerpiçdendir, amma sütûhları cümle tahta örtülüdür. Ve medrese ve dârü'l-hadîsi ve dârü'l-kurrâsı vardır. Zîrâ tâlib-i ilm fuzalâ ve ulemâsı çokdur. Ammâ medreseleri sâ’ir diyârın medreseleri gibi kârgîr binâ dârü't-tedrîsleri yokdur. Ve yetmiş aded mekteb-i sıbyânı vardır. Gılmânları gâyet necîb ve reşîd olup yedi yüzden mütecâviz hâfız-ı Kur’ân ve huffâz-ı Kitâb-ı Muhammediyye vardır. Ve bir şeyhülislâmı var kim cemî‘î ulemâ anınla mübâhase-i ilmiyye etmede âcizlerdir. Ve nakîbü'l-eşrâfı fâzıl değildir ammâ gâyet mün‘im ü sâhib-kerem, ni‘met-i firâvân sâhibidir. Ekseriyyâ halkı ulemâdır. Sipâhî dahi çokdur. Cümle, elvân sûf ve muhayyer giyerler. Ammâ zenâneleri cümle muhayyer giyerler. Etrâk şehirlerinden olmağıla ekseriyyâ halkı Oğuz tâ’ifesidir. Ya‘nî Türk kavmi demenin hüsn-i ta‘bîridir. Ve cümle yedi aded hânı vardır. Hattâ çârsû içinde bir mükellef hânı ıhrâk-bi'n-nâr olmuşdur. Ve cümle (---) hammâmdır. Çârsû içinde (---) hammâmı gâyet 367b müferrahdır. Ve cümle altı yüz dükkândır. Her zî-kıymet mevcûddur. Lâkin kârgîr binâ bezzâzistânı yokdur. Çârsûda kassâblar içinde cereyân eden dere kenarında hafta bâzârı olur. Mezkûr dere cereyân ederek inüp şehrin aşağı cânibinde cereyân eden (---) nehrine mahlût olup andan nehr-i Sakarya'ya munsab olur. Bu şehr bir mürtefi‘ yerde olmağıla cümle şâhrâhları kumsalca kaldırımsızdır. Ve halkı gâyet garîbü'd-diyâra ri‘âyet edüp ehl-i kerem âdemlerdir. Âb [u] hevâsının letâfetinden Türk mahbûbları olur. Mahbûbeleri memdûh değildir. Zîrâ çârsû-yı bâzârda ve deri ve dernekde ve cem‘iyyet-i sûrda görülmiş değillerdir. Gâyet afîfe ve mü’eddebe nisvânları vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 367a–367b ·
metinde göster ·
… ah b. Akşemseddîn. Bunlar azîz hazretlerinin evlâd-ı evlâdıdır. Halkdan münzevî
tâlib-i
ilm ve sâhib-i hilm kimesne idi. Cedd-i büzürgvârlarının kubbesi hâricinde medf …
Ve ziyâret-i eş-Şeyh Abdülkâdir b. Sa‘dullah b. Akşemseddîn. Bunlar azîz hazretlerinin evlâd-ı evlâdıdır. Halkdan münzevî tâlib-i ilm ve sâhib-i hilm kimesne idi. Cedd-i büzürgvârlarının kubbesi hâricinde medfûnlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 368b ·
metinde göster ·
… ir sene 888 târîhinde Sultân Bâyezîd-i Velî asrında Kemâl Paşazâde Ahmed Çelebi
tâlib-i
ilm iken bu Edirne şehrine seyâhatle gelüp bu medînede meks edüp bir cây-i karâ …
Âhir sene 888 târîhinde Sultân Bâyezîd-i Velî asrında Kemâl Paşazâde Ahmed Çelebi tâlib-i ilm iken bu Edirne şehrine seyâhatle gelüp bu medînede meks edüp bir cây-i karâr peydâ eylemeğe murâd edinüp râhı bu medreseye uğrar. Dersi‘âmından bir hücre taleb etdüğünde "Ey molla! Medresemizde ancak bir mu‘attal hücre vardır. Anı da ecinne kabz eylemişlerdir. Andan gayri hâlî hânemiz yokdur," dedikde Kemâl Paşazâde Ahmed Çelebi eydür: "Sultânım, ol hücreyi bize ihsân eyle. Cenâbınızdan teyemmünen ve teberrüken biraz ulûm görelim" dedikde müderris eydür. "Hoş monlam, dirîğ etmeziz, güzel buyurursunuz ammâ ol hücreye kim girdi ise sabahısı meyyiti taşra çıkar" dedikde Kemâl Paşazâde eydür, "Her çi bâd-âbâd, ol hücreyi bize sadaka edin" deyü ibrâm [u] ilhâh eder. Âhir dersi‘âm muztarîb kâm olup "İmdi molla! Âhiret hakkın helâl eyle" deyü hücrenin miftâhın mollaya verüp molla hücre bâbın Bismillah ile küşâde kılup postu üzre karâr eder. Ba‘de'l-ışâ bevvâbân ve müderris Kemâl Paşazâde'nin hücresi önüne âdet-i kadîmeleri üzre bir tenşûy ve bir tâbût u tancere ve gayri levâzımât-ı meyyiti âmâde olup muntazır olurlar.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 157a ·
metinde göster ·
… lâtînlerin birer mekteb-i tıflânı vardır. Her sene ıyd-i şerîfde her ciğer-kûşe
tâlib-i
ilm nâresîde sabîye birer kat libâs u surre ve atıyye cânib-i vakfdan tasadduk …
Evsâf-ı dârü't-ta‘lîm-i mekteb-i tıflân-ı ebcedhân: Cümle (---) aded mekteb-i sıbyândır. Evvelâ on dörd aded câmi‘-i selâtînlerin birer mekteb-i tıflânı vardır. Her sene ıyd-i şerîfde her ciğer-kûşe tâlib-i ilm nâresîde sabîye birer kat libâs u surre ve atıyye cânib-i vakfdan tasadduk olunur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 157b ·
metinde göster ·
… çü bir yire geldüği mahaldir. Bu dahi bir du‘â hırmenidir kim i‘tikâdı pâk olan
tâlib-i
Hudâ bilür. Bu tahrîr olunan tokuz aded makâmât-ı aliyyelerde elbette ve elbett …
Ve müstecâbü'd-da‘ve cisr-i Mihal Bey ortasındaki Sefer Şâh Sultân âsitânesi tehî değildir. Elbette du‘â müstecâbdır. Zîrâ ol mahal merace'l-bahreyndir, kim üç aded enhâr-ı azîm cemâl-i kibriyâyı görüp cereyân ederek üçü bir yire geldüği mahaldir. Bu dahi bir du‘â hırmenidir kim i‘tikâdı pâk olan tâlib-i Hudâ bilür. Bu tahrîr olunan tokuz aded makâmât-ı aliyyelerde elbette ve elbette du‘â müstecâbdır. Meşhûr-ı âfâk olan bunlardır, ve's-selâm.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS III 169a ·
metinde göster ·
… idleri var ise elbette birer medrese-i hasbîleri vardır. Zîrâ bu Cizre şehrinde
tâlib-i
ilm ulemâ-yı Ekrâd ziyâdesiyle çokdur. Ve bu şehirde dârü'l-hadîs ve dârü'l-Kur …
Der-beyân-ı dârü't-tedrîs-i âlimân: Cümle altı aded medrese-i tahsîl-i ulûmdur. Evvelâ (---)(---) semtinde Medrese-i Mîr Abdâlî, sorh-gûn tula ile mebnî bir kârgîr kavî medrese-i kadîmdir ve Medrese-i Süleymân Beği (---)(---) mahaldedir ve (---)(---) semtinde Meydân Medresesi ve iki aded medreseler dahi yukaru kal‘a altındadır. Bu medreseler cümle ma‘mûr [u] âbâdân vakf-ı kavî hayrât [u] hasenâtlardır kim cânib-i vakıfdan mütevellîsi her hücrede sâkin olan talebelere vazîfe-i mu‘ayyenelerin ve lahmiyye ü şem‘iyyelerin mâh-be-mâh vâsıl eder. Bunlardan mâ‘adâ derûn-ı şehirde ne kadar mahalle mesâcidleri var ise elbette birer medrese-i hasbîleri vardır. Zîrâ bu Cizre şehrinde tâlib-i ilm ulemâ-yı Ekrâd ziyâdesiyle çokdur. Ve bu şehirde dârü'l-hadîs ve dârü'l-Kur’ân kurrâ-yı mahsûs yokdur. Cümle medreselerde cemî‘i ulûm ü fünûn görülmektedir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 386a ·
metinde göster ·
… n görmedim ve kerem [ü] ihsân ile sâ’ir ihvânları üzre mümtâz-ı cihân ve dâ’imâ
tâlib-i
erbâb-ı ma‘rifet ile hem sohbet idi ve Mesnevîhân ve Gülistân ve Bostân ve Fâri …
Bu hakîr-i pür-taksîr merhûm hân gibi bir kadir-şinâs hân-ı 15a âlîşân görmedim ve kerem [ü] ihsân ile sâ’ir ihvânları üzre mümtâz-ı cihân ve dâ’imâ tâlib-i erbâb-ı ma‘rifet ile hem sohbet idi ve Mesnevîhân ve Gülistân ve Bostân ve Fârisîhân idi. Ve fârisi'l-hayl-ı zamân ve mirzâ-yı Kürdistân idi. Bu sıfatlarla muttasıf olmağın cümle ahâlî-i Bitlis cümle birâderlerine bu Ziyâeddîn Beğ'i tercîh edüp sağîr ü kebîr ve cüvân ü pîr bu nev-cüvânı Melek Ahmed Paşa'dan eyâlet-i Bitlis'e hân taleb etdiler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS V 14b–15a ·
metinde göster ·
ilm hücreleridir. Andan yine Seget kapusunun iç yüzünde
Yakovalı Hasan Paşa câmi‘i: Bu dahi müferrih musallâ-yı kadîm ve binâ-yı azîm, bu dahi rusâs-ı hâs-ı nîlgûn ile mestûr mezgitgâh-ı ma‘mûrdur. Minâresi tarz-ı âhar bir mevzûn ve mergûb binâlı bânghâne-i Muhammedî'dir. Haremi gâyet müferrihdir kim cânib [ü] etrâfı tâlib-i ilm hücreleridir. Andan yine Seget kapusunun iç yüzünde
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 67a ·
metinde göster ·
Ve cümle üç medrese-i dârü'l-ulûmlardır. Bu şehirde tâlib-i ilme rağbet ederler, zîrâ ulemâ nâdirdir. Hattâ evlâd-ı Arab'a pek iltifât edüp "Haccu'l-Haremeyn'dir" deyü ri‘âyet-i hâtırlarıyla mukayyed olup ehl [ü] iyâl sâhibi ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI mük. 137a ·
metinde göster ·
ilm vardır, ammâ ders-i âmları yokdur. Ve cümle üç aded mekteb-i dâ[rü]'t-ta‘lî …
Ve cümle iki yerde medrese-i tâlib-i ilm vardır, ammâ ders-i âmları yokdur. Ve cümle üç aded mekteb-i dâ[rü]'t-ta‘lîm-i sıbyânları var, ammâ gulâmları ol kadar necîb ü reşîd değillerdir. Ve cümle iki yerde tekye-i dervîşân-ı sâhib-i tarîk vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VI 170a ·
metinde göster ·
… iderler ve Frengistân'da dahi ticâret ederler. Bir fırkası ehl-i hidmet ve biri
tâlib-i
ilm ve biri ehl-i hıref ve biri du‘âgûyânlardır.
Der-kâr [u] kisb-i ehl-i işgâl-i masnû‘ât: Her ehl-i hırefin kâr-ı zîbâları var ammâ ekseriyyâ halkı cümle ankâ tüccârlardır kim Arapça deyü kâr [u] kisb edüp ekseriyyâ bahren Mısır'a giderler ve Frengistân'da dahi ticâret ederler. Bir fırkası ehl-i hidmet ve biri tâlib-i ilm ve biri ehl-i hıref ve biri du‘âgûyânlardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 229a ·
metinde göster ·
… yrâtıdır. Ve cümle 3 aded mahalle buk‘aları vardır. Ve cümle bir aded medrese-i
tâlib-i
ilmi vardır. Ve cümle 2 aded mekteb-i sıbyân-ı ebced-hânı vardır. Ve cümle 2 ad …
Ve cümle 6 aded mahallât-ı müslimât [u] kâfirâtdır. Ve cümle bir câmi‘i va[r]. (---)(---)(---) hayrâtıdır. Ve cümle 3 aded mahalle buk‘aları vardır. Ve cümle bir aded medrese-i tâlib-i ilmi vardır. Ve cümle 2 aded mekteb-i sıbyân-ı ebced-hânı vardır. Ve cümle 2 aded tekye-i dervîşânı vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 272b ·
metinde göster ·
Ve cümle iki aded medreselerdir, ammâ sûhtevâtları
tâlib-i
ilm değillerdir. Ve cümle üç aded dershâne-i sıbyândır. Ve cümle iki aded âsitâ …
Ve cümle iki aded medreselerdir, ammâ sûhtevâtları tâlib-i ilm değillerdir. Ve cümle üç aded dershâne-i sıbyândır. Ve cümle iki aded âsitâne-i tarîk-i dervîşândır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS VIII 363a ·
metinde göster ·
… zîrâ niçe kibâr-ı evliyânın nazarı ta‘alluk etmiş bir dâr-ı fuzalâdır. Ve hâlâ
tâlib-i
ilmi ve sâhib-i hilmi çok e‘izze-i kirâmdan kimesneler vardır.
Ve bu şehir gerçi böyle dere içre vâki‘ olmuşdur, ammâ âb [u] hevâsı rûh-efzâ ve sevâhildir. Ve mahbûb ü mahbûbesi çokdur, ammâ kân-ı sulehâ olmağile merd [ü] zenânı mü’eddeb ve mü’eddebelerdir, zîrâ niçe kibâr-ı evliyânın nazarı ta‘alluk etmiş bir dâr-ı fuzalâdır. Ve hâlâ tâlib-i ilmi ve sâhib-i hilmi çok e‘izze-i kirâmdan kimesneler vardır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y87a ·
metinde göster ·
… olan kûh-ı Bîsütûnlar içre hücre hücre mağâralar vardır. Ve cümlesi leb-ber-leb
tâlib-i
ilim sûhtelerdir. Ve bundan mâ‘adâ her dıraht-ı müntehânın sâyesinde nezerât ku …
Ve bu âsitânenin cânib-i erba‘asında olan kûh-ı Bîsütûnlar içre hücre hücre mağâralar vardır. Ve cümlesi leb-ber-leb tâlib-i ilim sûhtelerdir. Ve bundan mâ‘adâ her dıraht-ı müntehânın sâyesinde nezerât kurbânlarının postları üzre gûy gûy sohbet edüp tahsîl-i ilim ederler. Ve her mâ-i cârînin kenârında herkes şerîkleri ile mübâhase-i ilm edüp rûh-ı Nu‘mân ibn Sâbit'i şâd ederler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y141a ·
metinde göster ·
… e Hayre Beğ fethinin târîhi tahrîr olunmuşdur. Ve bunda olan cemâ‘at-i kesîr ve
tâlib-i
ilim ve rûhâniyyet şâm'da câmi‘-i Ümeyye'de Mısır'da câmi‘-i Ezher'de yokdur. E …
Ve derûn-ı câmi‘de sekiz amelî sütûn toloz kemer binâ-yı atikdir. Ve sağ tarafındaki yan kapu üzre Hayre Beğ fethinin târîhi tahrîr olunmuşdur. Ve bunda olan cemâ‘at-i kesîr ve tâlib-i ilim ve rûhâniyyet şâm'da câmi‘-i Ümeyye'de Mısır'da câmi‘-i Ezher'de yokdur. Elli yerde ders görülür. Mâl-â-mâl fukarâ-yı bâbullâhdır.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y190b ·
metinde göster ·
… lır bir mescid-i sağîrdir. Tûlu altmış ayakdır, arzı kırk ayakdır. Ve etrâfında
tâlib-i
ilim hücreleri var ve her leyle-i cum‘ada âyîn-i Muhammedî olup tarîk-ı Rufâ‘î …
Yigirmi kademe taş nerdübân ile çıkılır bir mescid-i sağîrdir. Tûlu altmış ayakdır, arzı kırk ayakdır. Ve etrâfında tâlib-i ilim hücreleri var ve her leyle-i cum‘ada âyîn-i Muhammedî olup tarîk-ı Rufâ‘î fukarâları sâkinlerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y224a ·
metinde göster ·
… alâ-nûr olurdu. Âşikâre elmâslardır. Hakkâ ki şeb-çerâğ deseler sezâdır. Ba‘zı
tâlib-i
ilimler bu elmâsların şu‘lesinde ders tilâvet ederler. Bu şeb-çerâğ elmâsı olan …
Hudâ hakkı Y 292a gece ile im‘ân-ı nazarla nazar etdim, şu‘lesinden kubbe nûr iken nûrun alâ-nûr olurdu. Âşikâre elmâslardır. Hakkâ ki şeb-çerâğ deseler sezâdır. Ba‘zı tâlib-i ilimler bu elmâsların şu‘lesinde ders tilâvet ederler. Bu şeb-çerâğ elmâsı olan perde tâ kubbe-i âlînin ortasında kol kalınlığı ibrîşim tınâblar ile maslûbdur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y291b–Y292a ·
metinde göster ·
… câcı Hazret-i Alî pederidir deyü ziyâret ederler ve huddâm-ı Ebû Tâlib'im diyen
tâlib-i
mâla ihsân [u] in‘âm ederler ve ziyâret edüp giderler.
Hikmet-i Hudâ bu şakku'l-kamer gecesi Hazretin ammisi Ebî Tâlib merhûm oldu ki nübüvvetin onuncu senesi idi. Hazret-i Risâlet cenâzelerine hâzır olup cehâletde kaldı deyü Hazret-i Alî namâzın kılmağa rızâ vermeyüp Mu‘allâ'da defn etdiler. Hâlâ bir kubbe-i âlî içinde medfûndur. Ammâ sâ’ir kubâblar gibi müzeyyen ve huddâmları yokdur. Ammâ hareminde gül [ü] gülistân ve bir kaç nahlistânları var. Gâyet lezîz dânedâr hurmâsı olur. Ekseriyyâ Acem huccâcı Hazret-i Alî pederidir deyü ziyâret ederler ve huddâm-ı Ebû Tâlib'im diyen tâlib-i mâla ihsân [u] in‘âm ederler ve ziyâret edüp giderler.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IX Y361b ·
metinde göster ·
… köğü olur. Paşa dahi re‘âyâ üşürüp tahtîr edüp zirâ‘at edüp mâlın çıkarır. Eğer
tâlibi
olursa paşa birine ferâgat eder. Zîrâ kendi amâr eyledi.
Ve bir kısmı dahi küşûfiyye kurâlarıdır. Ya‘nî paşanın hâss-ı hümâyûnu içün Y 58a ifrâz olunan (---) pâre kurâlardır kim birinde birer kâşif vardır. Yüzer ikişer yüzer cündü ile enüp binüp paşanın küşûfiyye mâlların tahsîl eder kim senevî iki yüz kîse olur. Ammâ zamânımızda bir beled âtıl olsa anın sâhibi olan mültezim mâlın vermede âciz olup köyünden ferâgat edüp paşa üstüne bırağup küşûfiyye köğü olur. Paşa dahi re‘âyâ üşürüp tahtîr edüp zirâ‘at edüp mâlın çıkarır. Eğer tâlibi olursa paşa birine ferâgat eder. Zîrâ kendi amâr eyledi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y57b–Y58a ·
metinde göster ·
… r ân secde edecek bir hâlî yer yokdur. Zîrâ leylen ve nehâren içinde on iki bin
tâlib-i
ilim mevcûddur. Kovan arısı gibi bir sadâdır kim âdemi dehşet alur. Cümle mubâh …
Ezher Mübâşir nâm abd-i memlûk mübâşir olmağile hâlâ ol ismile müsemmâdır. Ammâ Mu‘izzüddîn mâlıyla binâ olunup ol sebeb ile Mısır'a mâlik oldu. Ammâ Mısır içinde eyle bir cemâ‘at-i kesîreye mâlik câmi‘ yokdur. Zîrâ Mısır'ın tâ ayne'l-fi‘ilinde vâki‘ olmuşdur kim şeb [u] rûz bir ân secde edecek bir hâlî yer yokdur. Zîrâ leylen ve nehâren içinde on iki bin tâlib-i ilim mevcûddur. Kovan arısı gibi bir sadâdır kim âdemi dehşet alur. Cümle mubâhase-i ilme meşgûllerdir. Bir kerre bu câmi‘de üstâd önünde bismillâh diyen elbette mahrûm kalmamışdır. Gâyet mübârek câmi‘dir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y90a ·
metinde göster ·
… dollâblardır. Bu hisâb üzre cümle tokuz bin dollâbdır ve mâl-â-mâl kitâbdır. Ve
tâlib-i
ilimlerin havâyicâtları ve me’kûlât [u] meşrûbâtları durur.
Ve bu câmi‘ içre cümle iki bin dollâbdır. Her birinin kaddi ikişer âdem boyu altışar yedişer kat dollâblardır. Bu hisâb üzre cümle tokuz bin dollâbdır ve mâl-â-mâl kitâbdır. Ve tâlib-i ilimlerin havâyicâtları ve me’kûlât [u] meşrûbâtları durur.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y90b ·
metinde göster ·
Bu câmi‘in içinde subh [u] mesâ cemâ‘at-i kesîre ile mâl-â-mâldir. Zîrâ
tâlib-i
ilm kânıdır. Kırk elli yerde gûnâ-gûn fünûnlar görülür. Hasbî vazîfe-i mu‘ayyen …
Bu câmi‘in içinde subh [u] mesâ cemâ‘at-i kesîre ile mâl-â-mâldir. Zîrâ tâlib-i ilm kânıdır. Kırk elli yerde gûnâ-gûn fünûnlar görülür. Hasbî vazîfe-i mu‘ayyeneli ders-i âmları vardır. Ve şeb [ü] rûz yüz iki yüz hatm-i şerîf tilâvet olunur. Hâfız-ı Kur’ân a‘mâ-yı mâderzâdları vardır. Bu câmi‘ gûyâ Mısır'da câmi‘-i Ezher'dir kim bu şehrin âb-ı rûyidir. Kân-ı ulemâ vü sulehâ olduğu Arab u Acem'de meşhûr ve du‘â müstecâb olacak mahaldir. Evkâf-ı kavî olduğundan imâretinde ni‘meti ulemâ ve fukarâ ve mesâkîne merreteyn mebzûldür. Ammerahullâh ila'nkırâzı'd-devrân. Andan yine sâhil-i Nîl'de bir zemîn-i âlî üzre,
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y364b ·
metinde göster ·