… rk bin koyununun dölünden hâsıl olan niçe yüz bin koyun bunda yaylalanır. Yürük
tâyifesi
çobanları vardır. Bir kaç erkeç koyunlar hedâyâ getirüp kebâb fasılları edüp bi …
Menzil-i Sobran: Bu dahi bir öz içre kestâne ormanlı yayla-yı azîmdir, bunun göllerinde dolu alabalıklar vardır. Ol gün şebekeler ile ol kadar mâhîler sayd edüp tereyağlar ile tabh edüp tenâvül etdik. Gûyâ her bir mâhîsi Mâ’ide-i Mûsâ'dır. Osmân Gâzî'nin kırk bin koyununun dölünden hâsıl olan niçe yüz bin koyun bunda yaylalanır. Yürük tâyifesi çobanları vardır. Bir kaç erkeç koyunlar hedâyâ getirüp kebâb fasılları edüp bir gice dahi anda mihmân olduk.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS II 230a ·
metinde göster ·
… feth olduğu sâ‘at Mekke-i Mükerreme Şerîfi Şerîf Zeyd hazretlerinin bir necâbı
Tâyifî
hecin deve ile çölden Bağdâd fethi müjdesin üç günde Mekke'ye götürür ve Şerîf' …
Evvelâ cümleden mukaddem Bağdâd feth olduğu sâ‘at Mekke-i Mükerreme Şerîfi Şerîf Zeyd hazretlerinin bir necâbı Tâyifî hecin deve ile çölden Bağdâd fethi müjdesin üç günde Mekke'ye götürür ve Şerîf'den nâme vü hedâyâlar ile miftâh-ı Mekke'yi Şeybeoğlu'ndan alup üç günde Mekke'den yine Bağdâd'a gelir. Ta bu kadar yakın yolu vardır ammâ perr-i tâvûs gibi uçar kuşa mânend hecin göndermek lâzımdır. Ve ol yakın yoldan Hârûnu'r-Reşîd'in hâtûnu Zübeyde Hanım Bağdâd'dan tâ Mekke'ye varınca içi boş bir kemer dîvâr inşâ etdirmişdir kim "A‘mâlar ol esâsa yapışarak gideler ve sâm yeli ve şiddet-i hâr görmeyeler" deyü binâ etmiş bir dîvârdır. 338a Bu hakîr Bağdâd'dan ve Basra'dan çöl ile iki kerre Ka‘be'ye giderken mezkûr dîvârları görmek olmuşdur kim hâlâ niçe yerde eser-i binâları nümâyân binâ-yı azîmelerdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 337b–338a ·
metinde göster ·
… öyle kad-keş ve nahl-i serkeş bir diyârda görmedim. Ve hâk-i Mekke ve Medîne ve
Tâyif
ve Abbâs'da böyle dırâz hurma şecerleri yokdur. Gerçi Medîne-i Münevvere'de tav …
demişdir. Hakkâ ki dıraht-ı hurmayı tuğa eyi teşbîh etmişdir. Ve her bir nahl mîl minâre-vâr ayyûka kad çeküp bir serv-i serbülend-vâr kıyâmda durup hırâm eder. Hâk-i amber-pâkinin letâfetinden cümle nahl-i hurması serâmed olmuşdur. Diyâr-ı Mısır'da ve vilâyet-i Elvâhân'da ve İşne ve İsvân'da ve diyâr-ı Sudan'da ve mağrib-zemîn-i Tilimsân'da böyle kad-keş ve nahl-i serkeş bir diyârda görmedim. Ve hâk-i Mekke ve Medîne ve Tâyif ve Abbâs'da böyle dırâz hurma şecerleri yokdur. Gerçi Medîne-i Münevvere'de tavîl kad şecere-i hurma olur ammâ Medîne'nin şimâli hâricinde Hazret-i Hamza-i bâ-safâ ziyâreti râhı üzre cümle hurma dırahtları birer âdem kaddi kadardır. İki üç senede dal dal hurma verüp her salkımı kum üzre yatar. Bu mu‘cize-i Resûlullah'dır kim Arz-ı Mukaddes'de bir diyârda Medîne hurması dırahtı gibi pest hurma görmedim. Gûyâ Ayıntâb diyârının üzüm bâğlarıdır. Ammâ Bağdâd'ın nahlistânı kehkeşân-âsâ semâya ser çekmişdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 346a ·
metinde göster ·
… m ile müşerref olup Hazret-i Resûl Ömer-i Ensârî gazâsı mukâbelesinde Hükûmet-i
Tâyif'i
verdi ve ammîsi Abbâs'a diyâr-ı Abbâs'ı verdi. Ukayl ibn Ebî Tâlib'e bürâderi H …
Ba‘dehû Hicretin ikinci senesinde Hazret-i Alî yigirmi yaşında idi. Hazret-i Fâtımatü'z-Zehrâ binti Hazret-i Resûl-i Ekrem on sekiz yaşında iken izdivâc-ı Alî bâ-Fâtıma vâki‘ olup ibtidâ Hazret-i Hasan vücûda geldikde Hazret-i Alî'ye "Ebü'l-Hasen" deyü künye kodular. Bu günde bâ ceng-i azîm-i pehlivân Ebû Cehil ve Ebû Leheb-i hîlekâr Hazret ile Ebû Cehil güleş edüp Hazret Ebû Cehil'e gâlib gelüp ceng-i azîm oldukda Ebû Cehil münhezim olup yetmiş nefer müte‘addid a‘yân-ı cühele-i Kureyş katl olunup Hazret-i Resûl'ün ammîleri Abbâs ve ammizâdesi Ukayl kim Hazret-i Alî'nin bürâder-i kihteridir, bunlar ile yetmiş nefer kimesneleri bu Gazâ-yı Bedir'de Ka‘b b. Ömer-i Ensârî kayd ü bend ile huzûr-ı Resûl-i Ekrem'e getirdiklerinde Abbâs ve Ukayl muvâcehe-i Resûl'de İslâm ile müşerref olup Hazret-i Resûl Ömer-i Ensârî gazâsı mukâbelesinde Hükûmet-i Tâyif'i verdi ve ammîsi Abbâs'a diyâr-ı Abbâs'ı verdi. Ukayl ibn Ebî Tâlib'e bürâderi Hazret-i Alî hâtıriyçün Hazret-i Resûl kendi maskat-ı re’si olan vâlidesi Emîne Hâtûn hânesin Ukayl'a ihsân eyledi. Hazret-i Alî ile Hazret-i Ukayl Hazret'in irs ile intikâl eden hânesinde olurlardı.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 354b ·
metinde göster ·
… türâb ederek bî-hisâb abûs Zengi çerisin niçe yüz bin fil ile Hicâz-ı Abbâs ve
Tâyif'i
harâb ederek Mekke şehrine dest urup Beyt-i şerîfin cemî‘i hacerlerin fîllere y …
İbtidâ bu cây-ı ma‘hûdede Ashâb-ı Fîl'den Ebrehe nâm bî-behre bu vâdîlerde meştâ verüp imâr etmişlerdi. Ba‘dehû Kûfe vü Vâsıt ve Harrân u Havrân diyârların harâb u yebâb ve halkın kebâb u hânelerin türâb ederek bî-hisâb abûs Zengi çerisin niçe yüz bin fil ile Hicâz-ı Abbâs ve Tâyif'i harâb ederek Mekke şehrine dest urup Beyt-i şerîfin cemî‘i hacerlerin fîllere yükledüp Cidde benderinde cümle Mekke taşların Kulzüm deryâsına dökdü. Âhir Hacerü'l-Esved'i yerinden kal‘ edüp deryâyâ ilkâ etmek içün her kankı fîle Hacerü'l-Esved'i tahmîl etdilerse bi-emrillahi Ta‘âlâ ol mahmil-i Hacerü'l-Esved olan filin beli üzülüp mürd olurdu.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS IV 371b ·
metinde göster ·
… da fevkânî hücreler vardır. Mâ-tekaddem kutbü'l-aktâb Hazret-i Seyyid Alâ’eddîn
Tâyirî
sâkin imiş. Hâlâ yine içinde sâhib-i sülûk Şeyh Yûsuf Şinnâvî sâkindir.
Ve sahrâ-misâl haremi beyâz küfeke taş döşelidir. Haremin tâ ortasında fevkânî hücreler vardır. Mâ-tekaddem kutbü'l-aktâb Hazret-i Seyyid Alâ’eddîn Tâyirî sâkin imiş. Hâlâ yine içinde sâhib-i sülûk Şeyh Yûsuf Şinnâvî sâkindir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y89b ·
metinde göster ·
… nâ, gulûleri gâyet fenâdır. Hattâ bir kanlı ve bir hırsız câmi‘-i Ezher'e girüp
tâyib
ü tâhir olsa artık hâkim ana vaz‘-ı yed etmeğe kâdir olmaz.
Ve'l-hâsıl câmi‘-i Ezher'de on iki bin âdem mevcûddur. Ulemâsı gulû etse hemân câmi‘-i Ezher'den yedi yüz ulemâ alemi çıkar. Allâhümme âfinâ, gulûleri gâyet fenâdır. Hattâ bir kanlı ve bir hırsız câmi‘-i Ezher'e girüp tâyib ü tâhir olsa artık hâkim ana vaz‘-ı yed etmeğe kâdir olmaz.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y91a ·
metinde göster ·
… â harâbedir. Zamân-ı kadîmde dârü'l-mülk imiş. Hâlâ âsâr-ı binâları ile a‘mâl-i
tâyilden
ve a‘lâm-ı hâyileden ve ebnâ-yı azîme ve etvâr-ı acîbeden niçe şeyler zâhir ü b …
Mısır'ın cânib-i şimâlîsinde iki Y 232a sâ‘at ba‘îd Matariyye kurbunda bir şehr-i azîm imiş. Hâlâ harâbedir. Zamân-ı kadîmde dârü'l-mülk imiş. Hâlâ âsâr-ı binâları ile a‘mâl-i tâyilden ve a‘lâm-ı hâyileden ve ebnâ-yı azîme ve etvâr-ı acîbeden niçe şeyler zâhir ü bâhirdir.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y231b–Y232a ·
metinde göster ·
… zkûr hûrmâ ormanlarında sâkin olurlar. Mutî‘ [ü] munkâd âdemlerdir. Eğer bunlar
tâyi
‘ olmasalar bu çölden bir âdem geçmek ihtimâli yok idi.
Andan bu şehri seyr [ü] temâşâ edüp yine şark cânibine buhayre kenârınca üç sâ‘at gidüp ba‘dehu Akdeniz ile bu buhayre mâbeyninde Evvelü'n-Nahl ta‘bîr etdikleri hûrmâlık ormanı içre girüp azamet-i Hudâ meğer Mısır'ın hûrmâsı cümle bu Burlos vilâyetinde imiş, eyle dıraht-ı hûrmâlar var kim her biri eflâke ser çekmişdir ve her nahlde yigirmişer salkım hûrmâ olup ikişer yüz vukiyye hûrmâsı gelir. Altı sâ‘at dahi bu orman içre ılgar ile ubûr edüp Âhirü't-temr ya‘nî hûrmâ ormanı tamâm olduğu mahaldir, anı ubûr edüp Akdeniz kenârına varup sağ tarafımız kıble cânibidir. Ve Garbiyye hâkinde bir çöl çölistân ve bir tîh-i bî-emân bî-pâyân yerdir. Yaz günleri Hudbiyye kabîlesi sâkin olup şitâda mezkûr hûrmâ ormanlarında sâkin olurlar. Mutî‘ [ü] munkâd âdemlerdir. Eğer bunlar tâyi‘ olmasalar bu çölden bir âdem geçmek ihtimâli yok idi.
Evliyâ Çelebi Seyahatnâmesi · EÇS X Y343b ·
metinde göster ·